Türkiye'de Nüfus ve Yerleşme

563 soru

Soru 221Soru

Türkiye'de toplam nüfusun yüz ölçümüne bölünmesiyle aritmetik nüfus yoğunluğu, toplam nüfusun tarım alanlarına bölünmesiyle ise fizyolojik nüfus yoğunluğu elde edilir. Bu iki yoğunluk türü arasındaki farkın fazla olması, o bölgedeki yer şekillerinin engebeli ve tarım arazilerinin kısıtlı olduğunun bir göstergesidir. Buna göre, aşağıdaki illerimizden hangisinde fizyolojik nüfus yoğunluğu ile aritmetik nüfus yoğunluğu arasındaki farkın diğerlerine göre daha fazla olması beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rize

Cevap

Rize ilinde yer şekillerinin engebeli olması tarım alanlarını kısıtladığı için fizyolojik nüfus yoğunluğu ile aritmetik nüfus yoğunluğu arasındaki fark fazladır.
Doğru yanıt olan seçenek, Türkiye'nin en dağlık ve engebeli yörelerinden biri olan Doğu Karadeniz'de yer alan bir ili belirtmektedir. Bu tür yörelerde yer şekilleri tarım yapmaya uygun düzlüklerin oluşmasını engellediği için tarım arazileri toplam yüz ölçümünün çok küçük bir kısmını oluşturur. Bu durum, toplam nüfusun tarım alanlarına bölünmesiyle hesaplanan fizyolojik yoğunluğun, toplam yüz ölçümüne bölünmesiyle hesaplanan aritmetik yoğunluktan çok daha yüksek çıkmasına neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Aritmetik ve fizyolojik nüfus yoğunluğu kavramlarını karşılaştır
Aritmetik yoğunluk toplam yüz ölçümünü, fizyolojik yoğunluk ise sadece tarım alanlarını esas alır.
Yoğunluk türleri arasındaki farkın nedenini anlamak için temel tanımların bilinmesi gerekir.
2
Yer şekilleri ve tarım alanı ilişkisini analiz et
Dağlık ve engebeli alanlarda tarım arazileri dar ve parçalıdır, düz alanlarda ise geniştir.
Fiziksel coğrafya özelliklerinin beşeri coğrafya verilerine etkisini saptamak gerekir.
3
Seçeneklerdeki illerin topoğrafik özelliklerini değerlendir
Şanlıurfa, Konya, Edirne ve Aksaray düz bölgelerdeyken; Rize, Kaçkar Dağları nedeniyle çok engebelidir.
Hangi ilde tarım alanlarının toplam yüz ölçümüne oranla daha kısıtlı olduğunu bulmak için bölge coğrafyası bilgisi kullanılır.

Anahtar Kavram

Fizyolojik Nüfus Yoğunluğu ile Aritmetik Nüfus Yoğunluğu Arasındaki Fark ve Engebe İlişkisi

Daha Fazla Pratik

Tarımsal nüfus yoğunluğu ile fizyolojik nüfus yoğunluğu arasındaki temel farkı (toplam nüfus vs. tarım nüfusu) inceleyiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 222Soru

Türkiye'de iç göç hareketleri genellikle çalışma çağındaki (156415-64 yaş) aktif nüfusun, ekonomik imkânların kısıtlı olduğu kırsal bölgelerden sanayi ve hizmet sektörünün geliştiği kentlere doğru yer değiştirmesi şeklinde gerçekleşmektedir. Bu 'seçici' göç olgusu, göç veren yörelerin demografik yapısında belirgin dönüşümlere yol açmaktadır. Buna göre, yoğun göç veren bir kırsal yerleşmede sürecin sonucunda aşağıdakilerden hangisinin gerçekleşmesi beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çalışma çağındaki nüfusun bölge dışına çıkması nedeniyle, toplam nüfus içinde yaşlı bağımlılık oranının artması

Cevap

Yoğun göç veren kırsal bir yerleşmede, çalışma çağındaki nüfusun bölge dışına çıkması nedeniyle toplam nüfus içinde yaşlı bağımlılık oranının artması beklenir.
Doğru yanıt olan seçenek, göç veren yörelerdeki en temel demografik sorunu ifade etmektedir. Çalışma çağındaki üretken nüfus (156415-64 yaş) bölgeden ayrıldığında, geride kalan nüfus içinde çalışmayan (yaşlı ve çocuk) grubun oranı artar. Bu durum, ekonomik üretim kapasitesini düşürürken yaşlı bakım ve sosyal güvenlik yükünü artırmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Göç eden nüfusun yaş grubunu analiz etme
Türkiye'deki iç göçler çoğunlukla 156415-64 yaş arası, yani çalışma çağındaki nüfustan oluşur.
Genç nüfus, iş imkanları ve eğitim gibi nedenlerle hareketliliği en yüksek gruptur.
2
Bağımlılık oranı formülünü uygulama
Bağımlı nüfus oranı, (çocuk + yaşlı nüfus) / çalışma çağındaki nüfus şeklinde hesaplanır.
Çalışma çağındaki nüfus (payda) azaldığında, paydaki yaşlı nüfusun oransal ağırlığı artar.
3
Demografik sonucu belirleme
Göç veren yörede geride kalan nüfusun yaş ortalaması yükselir ve 'yaşlı bağımlılık oranı' artar.
Gençlerin gitmesi, nüfus piramidinin orta kısmının daralmasına ve üst kısmının oransal olarak genişlemesine yol açar.

Anahtar Kavram

Göçün Demografik Sonuçları ve Bağımlı Nüfus

İpuçları

1
Göç eden nüfusun yaş aralığını ve geride kimlerin kaldığını düşünün.
2
Bağımlı nüfus oranı, çalışan nüfusun bakmakla yükümlü olduğu (çocuk ve yaşlı) kitleyi ifade eder.

Daha Fazla Pratik

Göç veren yerlerde ortaya çıkan 'atıl kapasite' kavramını ve cinsiyet dengesizliğinin nedenlerini tekrar gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 223Soru

Türkiye genelinde kadın ve erkek nüfus oranları birbirine oldukça yakın olsa da, bölgesel ve yerel ölçekte bu dengenin önemli ölçüde değiştiği görülmektedir. Bu durum üzerinde, ilgili bölgenin ekonomik faaliyetleri ve aldığı/verdiği göçün niteliği belirleyici olmaktadır.

Buna göre, Türkiye'de nüfusun cinsiyet yapısıyla ilgili aşağıdaki çıkarımlardan hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dışarıya yoğun göç veren kırsal yerleşmelerde kadın nüfus oranı, erkek nüfus oranından daha yüksektir.

Cevap

Dışarıya yoğun göç veren kırsal yerleşmelerde kadın nüfus oranının erkeklerden daha yüksek olması doğrudur.
Türkiye'de göç hareketleri cinsiyete göre farklılık gösterir. Genellikle iş gücü ihtiyacı nedeniyle erkek nüfus daha fazla göç etmektedir. Bu durum, göç veren Doğu Anadolu ve Karadeniz gibi bölgelerdeki kırsal kesimlerde kadın nüfus oranının erkeklerden daha yüksek kalmasına neden olur. Bu, nüfusun yapısal özelliklerinin göçle olan doğrudan etkileşimini gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye'deki toplam nüfusta cinsiyet dengesini analiz et.
Genel toplamda erkek ve kadın oranları yaklaşık %50\%50 - %50\%50 civarında olup birbirine yakındır.
Ülke genelindeki dengeyi anlamak, bölgesel farklılıkların nedenini (göç) saptamak için gereklidir.
2
İç göç hareketlerine katılan nüfusun profilini değerlendir.
Türkiye'de ekonomik nedenlerle (iş bulma) göç eden nüfusun çoğunluğunu geleneksel olarak erkekler oluşturmaktadır.
Cinsiyet yapısındaki bölgesel dengesizliğin temel faktörünü belirlemek.
3
Göçün başladığı ve bittiği yerlerdeki yapısal değişimleri karşılaştır.
Göç veren kırsal alanlarda erkekler gittiği için kadın oranı artarken; göç alan sanayi kentlerinde erkek oranı artar.
Seçeneklerdeki çıkarımların doğruluğunu teyit etmek.

Anahtar Kavram

Cinsiyet Yapısı ve İç Göç İlişkisi

İpuçları

1
Türkiye'de iç göç hareketlerine genellikle hangi cinsiyetin daha fazla katıldığını düşünün.
2
Sanayi şehirleri ile kırsal bölgeler arasındaki cinsiyet dengesi farkı, iş imkanlarına bağlı göç ile açıklanır.
3
Erkeklerin iş bulmak için şehirlere gitmesi, geride kalan (kırsal) nüfusta kadın oranını artırır.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de okuryazarlık oranının cinsiyete ve yıllara göre değişimini inceleyen tablo sorularına göz atabilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 224Soru

Tarımsal nüfus yoğunluğu, bir bölgede tarım sektöründe çalışan nüfusun o bölgedeki toplam tarım arazisi yüz ölçümüne bölünmesiyle elde edilir. Yer şekillerinin engebeli ve tarım alanlarının dar olduğu bölgelerde bu yoğunluk genellikle daha yüksektir.

Buna göre, aşağıdaki illerin hangisinde tarımsal nüfus yoğunluğunun diğerlerinden daha fazla olması beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rize

Cevap

Rize ilinde yer şekillerinin engebeli olması ve tarım arazilerinin darlığı nedeniyle tarımsal nüfus yoğunluğu daha fazladir.
Tarımsal nüfus yoğunluğu, tarım alanlarının dar ve engebeli olduğu, buna karşın tarımla uğraşan nüfusun fazla olduğu yerlerde yüksektir. Rize, Doğu Karadeniz'in sarp dağlık yapısı nedeniyle tarım arazilerinin en kısıtlı olduğu illerden biridir; bu durum matematiksel olarak yoğunluğun yüksek çıkmasına neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Tarımsal nüfus yoğunluğu formülünü hatırla.
TNY=Tarımsal Nu¨fusTarım AlanıTNY = \frac{\text{Tarımsal Nüfus}}{\text{Tarım Alanı}} formülü temel alınır.
Yoğunluğun neye göre değiştiğini anlamak için formül gereklidir.
2
Verilen illerin topografik (yer şekilleri) özelliklerini analiz et.
Konya, Şanlıurfa, Edirne ve Aksaray illerinin düz; Rize'nin ise dağlık ve engebeli olduğu görülür.
Tarım alanlarının genişliği doğrudan yer şekillerine bağlıdır.
3
Payda kısmındaki tarım alanının en küçük olduğu ili belirle.
Rize'de tarım alanları en kısıtlı olduğundan, sonuç (yoğunluk) en yüksek çıkar.
Tarımsal nüfus yoğunluğu tarım arazisiyle ters orantılıdır.

Anahtar Kavram

Tarımsal Nüfus Yoğunluğu ve Yer Şekilleri İlişkisi
Soru 225Soru

Modern şehirlerin mekânsal organizasyonunda ekonomik faaliyetlerin baskınlığı, o yerleşmenin 'fonksiyonel kimliğini' belirler. Örneğin; bir merkezde imalat sektörünün istihdam, üretim ve gelirdeki payı diğer sektörlere göre belirgin şekilde yüksekse bu yerleşme 'sanayi şehri' olarak tanımlanır.

Buna göre, aşağıda yer alan şehirlerden hangisinin kentsel kimliğinin oluşmasında sanayi fonksiyonunun payı diğerlerine göre daha azdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Artvin

Cevap

Artvin şehir merkezi, kentsel kimliğinde sanayi fonksiyonunun payının en az olduğu merkezdir.
Artvin şehri, Türkiye'de sanayi fonksiyonunun kentsel gelişime katkısının en düşük olduğu il merkezlerinden biridir. Şehrin dağlık ve engebeli arazi yapısı büyük sanayi tesislerinin kurulmasını zorlaştırmış; şehir daha çok idari (valilik, kurumlar), askeri ve eğitim (üniversite) fonksiyonları ile gelişimini sürdürmüştür. Diğer seçeneklerdeki merkezler (Karabük, Kırıkkale, Ereğli, Seydişehir) ise doğrudan büyük sanayi yatırımları ile büyümüş 'sanayi odaklı' merkezlerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerde verilen şehirlerin temel ekonomik faaliyetlerini ve kuruluş süreçlerini değerlendirmek.
Karabük, Kırıkkale, Ereğli ve Seydişehir'in büyük fabrikalar etrafında geliştiği, Artvin'in ise idari/eğitim odaklı olduğu görülür.
Şehirlerin fonksiyonel kimliğini belirlemek için baskın sektörü bulmak gerekir.
2
Sanayi fonksiyonunun kentsel büyüme üzerindeki etkisini karşılaştırmak.
Artvin'in yer şekilleri ve ulaşım kısıtlılığı nedeniyle sanayi merkezi haline gelmediği tespit edilir.
Fonksiyonel baskınlığı en az olan merkezi ayırt etmek sorunun çözümüdür.

Anahtar Kavram

Türkiye'de Şehirlerin Fonksiyonel Sınıflandırılması
Soru 226Soru

Aşağıdaki tabloda Türkiye'nin bazı yıllardaki okuryazarlık oranları verilmiştir:

YılOkuryazarlık Oranı (%)
1927192710,610,6
1950195032,532,5
1980198067,567,5
2023202397,697,6

Tablodaki veriler ve Türkiye'nin nüfus yapısındaki değişimler dikkate alındığında, okuryazarlık durumuyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türkiye'de okuryazarlık oranı Cumhuriyetin ilk yıllarından günümüze kadar sürekli artış göstermiştir.

Cevap

Türkiye'de okuryazarlık oranı Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren günümüze kadar kesintisiz bir artış eğilimi sergilemiştir.
Verilen tabloda okuryazarlık oranları 19271927'den 20232023'e kadar her sayım döneminde yükselmiştir. Bu durum, Türkiye'de eğitim seferberlikleri, okul sayısının artması ve zorunlu eğitimin yaygınlaşmasıyla birlikte okuryazarlık oranının Cumhuriyet tarihi boyunca sürekli arttığını göstermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Tablodaki okuryazarlık oranlarını tarihsel sıraya göre karşılaştırın.
19271927 (%10,610,6) < 19501950 (%32,532,5) < 19801980 (%67,567,5) < 20232023 (%97,697,6)
Zaman içindeki değişimin yönünü belirlemek için sayısal verilerin trendine bakılmalıdır.
2
Seçeneklerdeki ifadeleri tablodaki verilerle doğrulayın.
Veriler her dönemde bir önceki yıla göre artış olduğunu teyit eder.
Sürekli artış ifadesi, hiçbir dönemde düşüş yaşanmadığını ve değerlerin yükseldiğini ifade eder.

Anahtar Kavram

Türkiye'de nüfusun eğitim yapısı ve okuryazarlık oranındaki tarihsel değişim süreci

İpuçları

1
Tablodaki yıllar ilerledikçe okuryazarlık yüzdelerindeki değişimin yönüne (artış mı azalış mı) odaklanın.
2
Tüm yılların değerlerini bir öncekiyle kıyaslayın; 10,610,6'dan başlayıp 97,697,6'ya kadar giden yolculuğun genel karakterini belirleyin.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de okuryazarlık oranının bölgeler arası dağılımını ve kadın-erkek nüfus arasındaki farkların tarihsel değişimini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 227Soru

Türkiye'de kırsal yerleşme dokularının (toplu veya dağınık) şekillenmesinde fiziki çevre faktörlerinin etkisi belirleyicidir. Ancak su kaynaklarının miktarı ve dağılımı ile yer şekillerinin engebe durumu arasındaki etkileşim, farklı bölgelerde farklı yerleşme modellerinin ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

Aşağıdaki tabloda, dört farklı bölgenin yer şekilleri ve su kaynakları özellikleri verilmiştir:

BölgeYer ŞekilleriSu Kaynakları
ISade / OvalıkKısıtlı (Belirli noktalarda)
IIDağlık / EngebeliBol ve Yaygın
IIISade / PlatoBol ve Yaygın
IVDağlık / EngebeliKısıtlı (Belirli noktalarda)

Buna göre, tablo ve yerleşme dokuları arasındaki ilişki dikkate alındığında aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: IV. bölgede arazinin engebeli ve dağlık yapısı, meskenlerin geniş bir alana yayılmasını zorunlu kılarak suyun kısıtlı olmasının yaratacağı toplu dokuyu engellemiştir.

Cevap

IV. bölgede arazinin engebeli yapısının toplu dokuyu engelleyerek yerleşmelerin yayılmasını sağladığı ifadesi yanlıştır.
IV. bölgede su kaynaklarının kısıtlı olması, yerleşmelerin dokusunu belirleyen en kritik faktördür. Coğrafi prensiplere göre, suyun sadece belirli noktalarda bulunduğu kurak veya yarı kurak engebeli alanlarda, insanlar mecburen suyun bulunduğu vadi tabanlarında veya pınar başlarında toplanarak 'toplu yerleşme' kurarlar. Engebe durumu bu yaşamsal zorunluluğu ortadan kaldıramaz; bu nedenle seçenekteki 'dağınık yerleşme hakimdir' çıkarımı yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Tablodaki IV. bölgenin verilerini analiz et.
Bölgenin yer şekilleri 'Dağlık/Engebeli', su kaynakları ise 'Kısıtlı' olarak verilmiştir.
Yerleşme dokusunu belirleyen iki ana faktörün etkileşimini görmek için.
2
Su ve yer şekilleri faktörlerinin yerleşme dokusu üzerindeki öncelik sırasını değerlendir.
Su kaynaklarının kısıtlı olduğu bir yerde, yer şekilleri engebeli olsa dahi yerleşmeler su kaynağının etrafında toplanmak (toplu doku) zorundadır.
Yaşamsal ihtiyaç olan suyun varlığı, morfolojik şartlardan daha güçlü bir belirleyicidir.
3
Seçenekteki iddiayı test et.
Seçenek, engebenin su kısıtlılığını baskılayarak 'dağınık doku' yarattığını iddia ediyor, ancak coğrafi gerçeklikte su kısıtlıysa yerleşme toplu olur.
Yanlış olan çıkarımı tespit etmek için.

Anahtar Kavram

Kırsal yerleşme dokularında su kaynakları ve yer şekilleri arasındaki hiyerarşik ilişki.
Soru 228Soru

Türkiye'de kentsel yerleşmelerin gelişiminde; tarım, sanayi, madencilik ve turizm gibi farklı ekonomik fonksiyonlar etkili olabilmektedir. Bazı şehirlerin büyümesinde ve bir merkez haline gelmesinde ise özellikle ana ulaşım yollarının kavşak noktasında yer almaları temel etken olmuştur.

Buna göre, aşağıdaki şehirlerden hangisinin gelişiminde "ulaşım" fonksiyonu diğerlerine göre daha belirleyici bir öneme sahiptir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Afyonkarahisar

Cevap

Ulaşım fonksiyonuyla ön plana çıkan şehir Afyonkarahisar'dır.
Türkiye'de bazı şehirler coğrafi konumları gereği önemli yolların kesişme noktasında yer alır. Afyonkarahisar; Marmara, Ege, İç Anadolu ve Akdeniz bölgelerini birbirine bağlayan ana kara yolları ile demir yollarının birleştiği bir 'kavşak şehir' (transit merkezi) özelliği taşır. Bu durum şehrin ticaretinin ve hizmet sektörünün ulaşım ekseninde gelişmesini sağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Şehirlerin temel fonksiyonlarını analiz etmek.
Afyonkarahisar: Ulaşım, Batman: Maden, Karabük: Sanayi, Alanya: Turizm, Rize: Tarım.
Şehirlerin gelişimini tetikleyen ana ekonomik faaliyetin belirlenmesi gerekir.
2
Afyonkarahisar'ın coğrafi konumunu değerlendirmek.
İç Anadolu, Ege, Akdeniz ve Marmara bölgelerini birbirine bağlayan kara yollarının düğüm noktasında olduğu görülür.
Ulaşım fonksiyonu, bir şehrin ana yollar üzerinde veya kavşak noktasında olmasıyla doğrudan ilişkilidir.

Anahtar Kavram

Şehirlerin Fonksiyonel Özellikleri ve Ulaşım Kavşağı Şehirler
Tahmini Süre:45s
Soru 229Soru

Türkiye'de 20142014 yılından itibaren nüfus politikalarında önemli bir söylem ve uygulama değişikliğine gidilmiş, nüfus artış hızının yükseltilmesi ve dinamik nüfus yapısının korunması temel bir strateji haline gelmiştir. Bu politika değişikliğine gidilmesindeki en temel demografik gerekçe aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yaşlı nüfus oranının artmasıyla birlikte gelecekte çalışma çağındaki nüfusun azalma riski

Cevap

Yaşlı nüfus oranının artmasıyla birlikte gelecekte çalışma çağındaki nüfusun azalma riski gösterilmesi, güncel nüfus politikalarının temel gerekçesidir.
Türkiye'de 20142014 yılından itibaren vurgulanan nüfus artış politikasının temel sebebi, nüfusun yaşlanmaya başlamasıdır. Doğum oranlarının düşmesiyle birlikte yaşlı nüfus oranının artması, gelecekte üretim yapacak 'çalışma çağındaki nüfusun' (aktif nüfus) azalmasına ve sosyal güvenlik sisteminin zorlanmasına yol açacaktır. Bu nedenle devlet, dinamik yapıyı korumak için doğurganlığı teşvik edici politikalara dönmüştür.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye'nin demografik dönüşüm sürecini analiz etme
Türkiye'de son yıllarda doğum oranlarının hızla düştüğü ve ortalama yaşam süresinin uzadığı görülmektedir.
Politika değişikliklerinin arkasındaki verisel temeli anlamak için mevcut nüfus yapısını bilmek gerekir.
2
20142014 sonrası politika değişikliğinin hedefini belirleme
Nüfusun yaşlanma sürecine girmesi, 'demografik fırsat penceresi'nin kapanma riskini ortaya çıkarmıştır.
Genç ve dinamik nüfusun korunması, ekonomik üretimin devamlılığı için kritiktir.
3
Gerekçeleri tarihsel dönemlerle karşılaştırma
192319651923-1965 dönemi askerî ve kaba güç odaklıyken, 20142014 sonrası dönem yapısal ve ekonomik sürdürülebilirlik odaklıdır.
Yanlış seçenekleri (özellikle askerî güç gibi eski gerekçeleri) elemek için tarihsel ayrımı yapmak gerekir.

Anahtar Kavram

Nüfus Politikalarının Dönemsel Değişim Gerekçeleri

İpuçları

1
Türkiye'nin nüfus piramidinin son yıllarda nasıl bir değişim gösterdiğini (tabanın daralması, üst kısmın genişlemesi) düşünün.
2
Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki 'sayısal güç' ihtiyacı ile günümüzdeki 'yaşlanan nüfus' riski arasındaki farka odaklanın.
3
Gelecekte fabrikalarda çalışacak genç nüfus bulamama endişesi bu politikanın en büyük nedenidir.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'deki nüfus politikalarını 1923-1965, 1965-2014 ve 2014 sonrası olarak üç ana döneme ayırarak bir tablo oluşturun ve her dönemin temel yasalarını (örneğin 1965 Nüfus Planlaması Kanunu) not edin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 230Soru

Fizyolojik nüfus yoğunluğu; bir ülkedeki veya bölgedeki toplam nüfus miktarının, o yerdeki toplam tarımsal arazi varlığına oranlanmasıyla elde edilen bir değerdir. Bu yoğunluğun yüksek çıkması; ya toplam nüfusun çok fazla olmasından ya da mevcut tarım alanlarının çok kısıtlı olmasından kaynaklanmaktadır.

Buna göre, aşağıdaki alanların hangisinde fizyolojik nüfus yoğunluğunun yüksek olmasında, tarım alanlarının darlığından ziyade toplam nüfus miktarının aşırı fazla olması temel belirleyicidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çatalca-Kocaeli Bölümü

Cevap

Fizyolojik nüfus yoğunluğunun yüksek olmasında toplam nüfus miktarının fazlalığının temel belirleyici olduğu alan Çatalca-Kocaeli Bölümü'dür.
Çatalca-Kocaeli Bölümü, Türkiye'nin sanayi, ticaret ve ulaşım merkezidir. Bu nedenle toplam nüfus miktarı olağanüstü fazladır. Fizyolojik nüfus yoğunluğu formülünde pay kısmındaki (toplam nüfus) değerin çok büyük olması, tarım alanları tamamen yok olmasa bile yoğunluğun çok yüksek çıkmasına neden olur. Diğer seçeneklerde yoğunluğun ana sebebi 'payda' yani tarım alanlarının darlığı iken burada ana sebep 'pay' yani nüfusun kendisidir.

Adım Adım Çözüm

1
Fizyolojik nüfus yoğunluğu (FNY) formülünü analiz et.
FNY=Toplam Nu¨fusTarım AlanıFNY = \frac{\text{Toplam Nüfus}}{\text{Tarım Alanı}}
Yoğunluğu etkileyen iki temel değişkenin (pay ve payda) etkisini anlamak gerekir.
2
Seçeneklerdeki bölgeleri nüfus miktarı bakımından karşılaştır.
Çatalca-Kocaeli Bölümü (İstanbul-Kocaeli hattı), Türkiye'nin en fazla nüfusa sahip alanıdır.
Soruda 'nüfus miktarının fazla olması' kriteri vurgulandığı için en kalabalık yer aranmalıdır.
3
Yer şekilleri ve tarım alanı kısıtlılığını değerlendir.
Doğu Karadeniz ve Hakkâri'de yoğunluğun yüksek çıkma sebebi tarım alanlarının darlığıdır (paydanın küçük olması).
Doğru cevaba ulaşmak için nüfusun değil, arazinin belirleyici olduğu seçenekler elenmelidir.

Anahtar Kavram

Fizyolojik Nüfus Yoğunluğu Bileşenleri

İpuçları

1
Fizyolojik nüfus yoğunluğu formülünü (ToplamNu¨fus/TarımAlanıToplam Nüfus / Tarım Alanı) aklınıza getirin.
2
Soruda yoğunluğun yüksek çıkma sebebi olarak 'arazinin darlığı' değil, 'insan sayısının fazlalığı' isteniyor.
3
Türkiye'nin en kalabalık ve en çok göç alan sanayi bölgesini düşünün.

Daha Fazla Pratik

Tarımsal nüfus yoğunluğu ile fizyolojik nüfus yoğunluğu arasındaki temel farkları (toplam nüfus vs. çiftçi nüfusu) tekrar edin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 231Soru

Türkiye'de kırsal nüfusun kente göç etmesinde; yaşanılan yerdeki olumsuzluklar 'itici faktörler', gidilmesi planlanan yerdeki olumlu özellikler ise 'çekici faktörler' olarak adlandırılır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi göçün itici faktörlerinden biri olmasına rağmen kaynağını doğrudan doğal (fiziki) nedenlerden alır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şiddetli kuraklık ve erozyon sonucu toprak veriminin azalması

Cevap

Şiddetli kuraklık ve erozyon sonucu toprak veriminin azalması seçeneği, göçün doğal kökenli itici bir faktörüdür.
Şiddetli kuraklık ve erozyon sonucu toprak veriminin azalması, iklim ve yer şekilleri gibi fiziki faktörlere bağlı olarak gelişir. Bu durum insanı bulunduğu yerden göç etmeye zorladığı için 'itici', doğa olaylarına dayandığı için ise 'doğal' bir faktördür.

Adım Adım Çözüm

1
Göçün itici ve çekici faktörlerini ayırt etme
İtici faktörler mevcut yeri terk etmeye zorlar; çekici faktörler gidilecek yere yönlendirir. Seçeneklerin çoğu itici faktördür.
Soruda 'itici' faktör istenmektedir.
2
İtici faktörler arasından doğal (fiziki) olanı belirleme
Miras, makineleşme ve eğitim-sağlık beşeri süreçlerdir; kuraklık ve erozyon ise doğal (fiziki) süreçlerdir.
Soruda kökeni 'doğal' olan faktör vurgulanmaktadır.

Anahtar Kavram

Göçün İtici ve Çekici Faktörlerinin Sınıflandırılması

Daha Fazla Pratik

Göçün sonuçlarını (kentlerde sanayi tesislerinin şehir içinde kalması, trafik yoğunluğu vb.) inceleyen soruları çözebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 232Soru

Türkiye'de köy altı yerleşmeleri; doğal çevre şartları, mülkiyet yapısı ve temel ekonomik faaliyetlerin türüne bağlı olarak 'geçici' veya 'kalıcı' karakter sergilemektedir. Bir araştırmacı, saha çalışmasında incelediği yerleşme tipinin şu özelliklere sahip olduğunu rapor etmiştir:

* Tarımsal faaliyetlerin ön planda olması nedeniyle yıl boyunca ikamet edilmektedir.
* Özellikle engebeli yer şekillerine sahip olan Batı Karadeniz bölümünde yaygındır.
* İdari açıdan birkaç mahallenin bir muhtarlık altında toplanmasıyla oluşmuştur.

Araştırmacının raporunda bahsettiği bu köy altı yerleşmesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Divan

Cevap

Rapor edilen özellikler Batı Karadeniz'e özgü kalıcı bir yerleşme tipi olan Divan'ı tanımlamaktadır.
Doğru cevap olan Divan yerleşmesi; tarım ve hayvancılığın bir arada yapıldığı, yıl boyunca ikamet edilen kalıcı bir yerleşmedir. En belirgin özelliği Batı Karadeniz'de (Bolu, Sakarya, Zonguldak civarı) yaygın olması ve birkaç mahallenin bir idari birim (muhtarlık) altında toplanmasıyla oluşmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Yerleşme süresinin belirlenmesi
Tarımsal faaliyetler ve yıl boyu ikamet vurgusu, yerleşmenin 'kalıcı' olduğunu gösterir.
Geçici yerleşmeler (yayla, kom, oba vb.) genellikle hayvancılık odaklıdır ve mevsimlik kullanılır.
2
Bölgesel konumun analizi
Batı Karadeniz bölümü işaret edilmiştir.
Köy altı yerleşmelerinin bölgesel dağılımı (örn: Ege'de dam, Karadeniz'de divan) ayırt edici bir kriterdir.
3
İdari yapının kontrolü
Birkaç mahallenin birleşerek bir muhtarlık oluşturması Divan yerleşmesinin tipik özelliğidir.
Bu yapı, Batı Karadeniz'in dağınık yerleşme dokusu içerisinde idari yönetim kolaylığı sağlamak amacıyla ortaya çıkmıştır.

Anahtar Kavram

Köy altı yerleşmelerinin süreklilik ve bölgesel dağılım özelliklerine göre sınıflandırılması.

Daha Fazla Pratik

Köy altı yerleşmelerini 'kalıcı' (Mahalle, Divan, Mezra, Çiftlik) ve 'geçici' (Yayla, Kom, Ağıl, Oba, Dam, Dalyan) olarak tablo halinde çalışmak sınav başarısını artırır.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 233Soru

Türkiye’de kırsal yerleşmelerin dokusu üzerinde yer şekilleri ve su kaynakları gibi doğal faktörlerin yanı sıra beşerî ve ekonomik faktörler de etkili olmaktadır. Bazı yörelerde yer şekillerinin sade olmasına ve su kaynaklarının yerleşmeyi belirli bir noktaya zorlamamasına rağmen, evlerin geniş tarım alanları içerisine mesafeli şekilde dağıldığı 'gevşek dokulu' yerleşmelere rastlanır. Bu durum, yer şekilleri ve suyun zorunlu kıldığı 'dağınık yerleşme'den farklı bir gelişim süreci izler.

Buna göre, yer şekillerinin düz ve suyun bol olduğu alanlarda görülen bu gevşek dokulu yerleşmelerin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tarım arazilerinin miras yoluyla parçalanmış olması ve mülkiyet yapısının dağınıklığı

Cevap

Gevşek dokulu yerleşmelerin temel nedeni tarım arazilerinin miras yoluyla parçalanmış olması ve mülkiyet yapısının dağınıklığıdır.
Kırsal yerleşme dokuları üzerinde doğal faktörler kadar beşerî faktörler de etkilidir. Yer şekillerinin düz olduğu alanlarda su kaynakları her yerde mevcutsa normalde yerleşmenin toplu olması beklenmez, ancak evler yine de birbirinden uzaksa bunun en temel sebebi tarım arazilerinin miras yoluyla küçük parçalara ayrılması ve her hak sahibinin kendi arazisi üzerine konut inşa etmesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki koşulları analiz etme
Yer şekilleri sade (düz) ve su kaynakları bol olmasına rağmen evlerin birbirine uzak olduğu tespit edildi.
Doğal faktörlerin (engebe ve su azlığı) toplu yerleşmeyi zorlamadığı bir durum tasvir edilmektedir.
2
Beşerî faktörlerin etkisini değerlendirme
Doğal zorunluluk yoksa, yerleşme dokusunu belirleyen unsurun ekonomik veya hukuki (mülkiyet) olduğu anlaşıldı.
Türkiye'de özellikle Ergene ve Ege ovalarında görülen bu durum, miras hukukuna bağlı arazi parçalanmasıyla doğrudan ilişkilidir.
3
Sonuç çıkarma
Çiftçilerin parçalanmış olan kendi arazilerinin başında durma isteği evlerin dağılmasına yol açar.
Mülkiyet yapısı, doğal koşulların elverişli olduğu yerlerde bile yerleşme dokusunu dağınıklaştırabilir.

Anahtar Kavram

Yerleşme Dokularında Beşerî Etkenler (Mülkiyet Yapısı)

İpuçları

1
Soruda doğal faktörlerin (yer şekilleri ve su) yerleşmeyi kısıtlamadığı bir durumdan bahsediliyor.
2
Türkiye'de tarım arazilerinin miras yoluyla bölünmesi, çiftçilerin yerleşim düzenini nasıl etkiler?
3
Düz bir ovada bile evler birbirinden uzaksa, bu durum insanların ekonomik varlıkları (toprakları) üzerindeki tasarruflarıyla ilgilidir.

Daha Fazla Pratik

Karadeniz'deki dağınık yerleşme ile Ergene Havzası'ndaki gevşek dokulu yerleşmenin nedenlerini karşılaştırınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 234Soru

Türkiye'de 19231923-19651965 yılları arasında uygulanan "nüfus artış hızını yükseltmeye yönelik" politikalardan vazgeçilerek, 19651965 yılında çıkarılan 557557 sayılı Nüfus Planlaması Kanunu ile demografik süreçte yeni bir döneme girilmiştir.

Aşağıdakilerden hangisi, 19651965 yılındaki bu köklü politika değişikliğinin temel gerekçeleri arasında gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ortalama yaşam süresinin uzamasına bağlı olarak yaşlı nüfus oranının artması ve bu durumun sosyal güvenlik sistemine yük olması

Cevap

Ortalama yaşam süresinin uzamasına bağlı olarak yaşlı nüfus oranının artması ve bu durumun sosyal güvenlik sistemine yük olması seçeneği, 19651965 yılındaki politika değişikliğinin gerekçesi değildir.
Ortalama yaşam süresinin uzamasına bağlı olarak yaşlı nüfusun sosyal güvenlik sistemine yük olması ifadesi, Türkiye'nin güncel (20142014 sonrası) nüfus politikalarının gerekçesidir. 19651965 yılında Türkiye'de doğurganlık oranları çok yüksekti ve nüfus yapısı oldukça gençti. O dönemdeki temel endişe yaşlanma değil, aşırı genç nüfusun yarattığı ekonomik yük ve işsizlikti.

Adım Adım Çözüm

1
19651965 yılındaki politika değişiminin niteliğini analiz etme
Türkiye bu tarihte "nüfus artışını teşvik eden" politikadan "nüfus planlaması" (artış hızını düşürme) politikasına geçmiştir.
Dönemin politika değişiminin temel motivasyonunu anlamak için bu tespit gereklidir.
2
19601960'lı yılların sosyo-ekonomik şartlarını değerlendirme
O dönemde temel sorunlar işsizlik, hızlı nüfus artışı ve demografik yatırımların bütçe üzerindeki yüküdür.
Seçeneklerin tarihsel gerçekliklerle uyumunu kontrol etmek için gereklidir.
3
Yaşlı nüfus ve sosyal güvenlik sistemi argümanını inceleme
Nüfusun yaşlanması ve sosyal güvenlik sistemi üzerindeki baskı, günümüzün (20142014 sonrası) bir problemidir.
19651965 yılında Türkiye'de yaşlı nüfus oranı oldukça düşüktü ve bir sorun teşkil etmiyordu; temel sorun çocuk bağımlı nüfusun fazlalığıydı.

Anahtar Kavram

Nüfus Politikalarının Dönemsel Gerekçeleri ve 19651965 Kırılması

İpuçları

1
19651965 yılında Türkiye'nin bir "nüfus patlaması" yaşadığını ve nüfusun çok genç olduğunu unutmayın.
2
Yaşlı nüfusun artışı ve sosyal güvenlik sistemi gibi kavramlar, modern toplumların düşük doğurganlık sonrası yaşadığı sorunlardır.
3
Gerekçelerden hangisi günümüzün (2000'li yılların) bir problemi gibi görünüyor?

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de 20142014 sonrası nüfus politikalarında neden tekrar 'artış' hedeflendiğini araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 235Soru

Türkiye'de nüfusun yapısal özellikleri ve demografik dönüşüm süreci üzerine yapılan bir araştırmada aşağıdaki tablo kullanılmıştır:

Yıl0140-14 Yaş Grubu (%\%)65+65+ Yaş Grubu (%\%)Toplam Nüfus (Milyon)
2007200726,426,47,17,170,570,5
2015201524,024,08,28,278,778,7
2023202321,421,410,210,285,385,3

Bu tablo ve Türkiye'nin güncel demografik eğilimleri dikkate alındığında, aşağıdaki çıkarımlardan hangisine ulaşılamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 201520232015-2023 yılları arasında yaşlı nüfus miktarındaki artış hızı, toplam nüfusun artış hızından daha düşük gerçekleşmiştir.

Cevap

Yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki payı arttığı için, bu grubun artış hızının toplam nüfus artış hızından daha düşük olduğu çıkarımı matematiksel olarak yanlıştır.
Tabloya göre yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki payı 20152015 yılında %8,2\%8,2 iken 20232023 yılında %10,2\%10,2'ye yükselmiştir. Matematiksel bir kural olarak; eğer bir grubun toplam içerisindeki yüzdesi artıyorsa, o grubun artış hızı toplam nüfusun artış hızından daha yüksek gerçekleşmiş demektir. Bu nedenle yaşlı nüfusun artış hızının toplam nüfustan düşük olduğu ifadesi hatalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Aktif nüfus (%1564)(\%15-64) oranlarını hesapla.
20072007: %66,5\%66,5, 20152015: %67,8\%67,8, 20232023: %68,4\%68,4.
Bağımlılık oranı ve aktif nüfus trendini belirlemek için çocuk ve yaşlı nüfus dışındaki grubu bulmak gerekir.
2
Yaşlı nüfusun (%65+)(\%65+) payındaki değişimi analiz et.
Pay %8,2\%8,2 seviyesinden %10,2\%10,2 seviyesine yükselmiştir.
Bir alt grubun toplam içindeki payı artıyorsa, o grubun büyüme hızı (ΔNg)(\Delta N_g) toplamın büyüme hızından (ΔNt)(\Delta N_t) büyüktür.
3
Seçeneklerdeki miktar hesaplamalarını kontrol et.
200720152007-2015 arası çocuk sayısı artarken, 201520232015-2023 arası azalmıştır.
Oran düşse bile toplam nüfusun artış hızı, oran düşüş hızından fazlaysa miktar artabilir (Örn: 200720152007-2015 dönemi).
4
Toplam bağımlılık oranı trendini hesapla.
20072007: 50,350,3, 20152015: 47,447,4, 20232023: 46,146,1 (her 100100 çalışan kişiye düşen bağımlı sayısı).
Çocuk nüfustaki sert düşüş, yaşlı nüfustaki artışı baskıladığı için bağımlılık yükü azalmıştır.

Anahtar Kavram

Demografik Veri Analizi: Oran vs. Miktar ve Bağımlılık Oranları

Daha Fazla Pratik

Bağımlılık oranlarının (çocuk, yaşlı, toplam) hesaplanma mantığı ve Türkiye'nin demografik fırsat penceresi kavramı üzerine yoğunlaşılması önerilir.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 236Soru

Türkiye’de son otuz yıllık süreçte toplam bağımlı nüfus oranında (çalışma çağı dışındaki nüfusun, çalışma çağındaki nüfusa oranı) radikal bir düşüş yaşanmamasına rağmen, bu oranı oluşturan bileşenlerin yapısında aşağıdaki değişim gözlenmiştir:

YılGenç Bağımlılık Oranı (0140-14 Yaş)Yaşlı Bağımlılık Oranı (65+65+ Yaş)
19901990%48,2\%48,2%7,1\%7,1
20232023%31,4\%31,4%15,0\%15,0

Verilen bu değişim süreci ve Türkiye'nin mevcut demografik yapısı dikkate alındığında, aşağıdaki çıkarımlardan hangisi Türkiye'nin nüfus özellikleri için kesinlikle doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Demografik dönüşüm sürecinde yaşlı nüfusun payı artarken, sosyal güvenlik ve sağlık harcamalarının niteliği değişim göstermektedir.

Cevap

Demografik dönüşüm sürecinde yaşlı nüfusun payı artarken, sosyal güvenlik ve sağlık harcamalarının niteliği değişim göstermektedir.
Verilen veriler Türkiye'nin demografik bir dönüşüm içinde olduğunu kanıtlar. Genç bağımlılık oranının düşmesi doğum hızının azaldığını, yaşlı bağımlılık oranının artması ise yaşam süresinin uzadığını gösterir. Bu durum, devletin sosyal güvenlik sistemini (emeklilik) ve sağlık yatırımlarını bu yaşlanan yapıya göre yeniden düzenlemesini zorunlu kılar.

Adım Adım Çözüm

1
Tablo verilerini analiz et.
19901990'dan 20232023'e genç bağımlılık oranı %48,2\%48,2'den %31,4\%31,4'e düşerken, yaşlı bağımlılık oranı %7,1\%7,1'den %15,0\%15,0'a yükselmiştir.
Değişimin yönünü ve miktarını belirlemek için.
2
Demografik göstergelerin toplumsal yansımasını yorumla.
Genç nüfusun payının azalması (doğumların azalması) ve yaşlı nüfusun payının artması (ortalama ömrün uzaması), toplumun yaşlandığını gösterir.
Yapısal özelliklerin ekonomik ve sosyal etkilerini anlamak için.
3
Sektörel ve mali sonuçları değerlendir.
Yaşlanan nüfusta sağlık hizmetleri, yaşlı bakımı ve emeklilik sistemine olan ihtiyaç artar.
Nüfus yapısı ile kamu politikaları arasındaki ilişkiyi kurmak için.

Anahtar Kavram

Demografik Dönüşüm ve Bağımlılık Oranları

Daha Fazla Pratik

Türkiye'nin nüfus projeksiyonlarını ve 'ortanca yaş' kavramının son 20 yıldaki değişimini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 50s
Soru 237Soru

Türkiye'de nüfusun dağılışı üzerinde doğal faktörlerin belirleyici bir etkisi bulunmaktadır. Bazı bölgelerde iklim koşulları yerleşmeye uygun olmasına rağmen, yer şekillerinin engebeli ve dağlık olması nüfusun seyrek kalmasına yol açmıştır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi iklimi uygun olduğu halde yer şekilleri nedeniyle seyrek nüfuslanmış bir alandır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Menteşe Yöresi

Cevap

Menteşe Yöresi, iklimi elverişli olmasına rağmen yer şekillerinin engebeli olması sebebiyle seyrek nüfuslanmıştır.
Menteşe Yöresi, Türkiye'nin güneybatısında (Muğla çevresi) yer alır. Akdeniz iklim kuşağında bulunduğu için yağış ve sıcaklık değerleri yerleşme için oldukça uygundur. Ancak bölgedeki Menteşe Dağları'nın engebeli yapısı, ulaşımı ve tarımsal faaliyetleri kısıtlayarak nüfusun seyrek olmasına neden olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda istenen kriterleri belirle.
İklimi uygun (ılıman) ancak yer şekilleri engebeli/dağlık olduğu için seyrek nüfuslu bir yer aranmaktadır.
Türkiye'de nüfusun dağılışını etkileyen faktörlerin (iklim ve yer şekilleri) arasındaki ayrımı yapmak temel analiz adımıdır.
2
Seçeneklerdeki bölgeleri bu kriterlere göre analiz et.
Menteşe Yöresi (Muğla çevresi) Akdeniz iklimine sahiptir ancak Menteşe Dağları nedeniyle engebelidir ve seyrektir. Tuz Gölü çevresi ise yer şekilleri düz olmasına rağmen kuraklık nedeniyle seyrektir.
Her bölgenin nüfuslanma nedenini ayırt ederek doğru örneğe ulaşılır.

Anahtar Kavram

Yer Şekillerinin Nüfus Dağılışı Üzerindeki Etkisi

Daha Fazla Pratik

Benzer bir soru tipi olarak Teke ve Taşeli platolarının neden seyrek nüfuslandığını (karstik yapı ve engebe) inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 238Soru

Türkiye'de 19451945 yılı nüfus sayımı sonuçları incelendiğinde, nüfus artış hızının Cumhuriyet tarihinin en düşük seviyelerinden biri olan binde 10,610,6 oranına gerilediği görülmektedir. Bu durumun ortaya çıkmasında etkili olan temel gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İkinci Dünya Savaşı tehlikesi nedeniyle yetişkin erkek nüfusun silah altına alınması

Cevap

İkinci Dünya Savaşı tehlikesi nedeniyle yetişkin erkek nüfusun silah altına alınması
Doğru seçenek olan askere alımlar, 19401940-19451945 yılları arasında Türkiye'nin seferberlik halinde olmasıyla ilgilidir. Ülke savaşa girmemiş olsa da ordunun hazır tutulması için üretken yaştaki erkeklerin askere alınması, doğumların azalmasına ve dolayısıyla nüfus artış hızının Cumhuriyet tarihinin en düşük seviyelerinden birine inmesine yol açmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
19401940-19451945 döneminin tarihsel bağlamını analiz et.
Bu dönem İkinci Dünya Savaşı yıllarına denk gelmektedir.
Nüfus değişimlerini anlamak için o dönemin sosyal ve siyasi koşullarını belirlemek gerekir.
2
Seferberlik ilanının demografik etkisini değerlendir.
Erkeklerin silah altına alınmasıyla aile düzeni kesintiye uğramış ve doğum oranları hızla düşmüştür.
Nüfus artış hızındaki azalmanın en büyük kaynağı 'doğal artışın' (doğumlar) yavaşlamasıdır.

Anahtar Kavram

Nüfus Artış Hızındaki Dönemsel Dalgalanmalar

Daha Fazla Pratik

Nüfus artış hızının en yüksek olduğu dönemin (19551955-19601960) nedenlerini inceleyerek bu soruyla karşılaştırma yapabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 239Soru

Aşağıdaki tabloda XX ve YY bölgelerine ait toplam nüfus, toplam yüz ölçümü ve tarım arazisi miktarları verilmiştir:

BölgeToplam Nüfus (Kişi)Toplam Yüz Ölçümü (km2km^2)Tarım Alanı (km2km^2)
X800.000800.00010.00010.0001.2501.250
Y1.200.0001.200.00020.00020.00015.00015.000

Tablodaki veriler dikkate alındığında, bu bölgelerin nüfus özellikleri ve coğrafi yapıları ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine kesin olarak ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: XX bölgesinde fizyolojik nüfus yoğunluğu ile aritmetik nüfus yoğunluğu arasındaki oransal farkın YY bölgesine göre çok daha fazla olması, XX bölgesinde yer şekillerinin daha engebeli olduğuna işaret eder.

Cevap

Fizyolojik ve aritmetik nüfus yoğunlukları arasındaki farkın fazla olduğu bölgede yer şekillerinin daha engebeli olması beklenir.
Verilen tabloda XX bölgesinin tarım alanlarının toplam yüz ölçümüne oranı oldukça düşüktür (%12,5\%12,5). Bu durum fizyolojik nüfus yoğunluğunun (640640), aritmetik yoğunluğa (8080) göre devasa bir fark oluşturmasına neden olur. Türkiye coğrafyasında bu tablo Doğu Karadeniz veya Menteşe Yöresi gibi dağlık alanların karakteristiğidir. YY bölgesinde ise fark çok azdır, bu da Şanlıurfa veya Konya gibi düzlük alanları temsil eder.

Adım Adım Çözüm

1
Aritmetik Nüfus Yoğunluğu (ANY) hesaplanır.
X=800.000/10.000=80X = 800.000 / 10.000 = 80; Y=1.200.000/20.000=60Y = 1.200.000 / 20.000 = 60.
Genel yerleşim yoğunluğunu belirlemek için.
2
Fizyolojik Nüfus Yoğunluğu (FNY) hesaplanır.
X=800.000/1.250=640X = 800.000 / 1.250 = 640; Y=1.200.000/15.000=80Y = 1.200.000 / 15.000 = 80.
Beslenme kapasitesi ve tarım alanı oranını analiz etmek için.
3
Yoğunluklar arasındaki fark ve yer şekilleri ilişkisi kurulur.
XX bölgesinde FNYANY=560FNY - ANY = 560 iken YY bölgesinde bu fark sadece 2020'dir.
Farkın yüksek olduğu yerlerde tarım alanları sınırlıdır, bu da engebeli topografyayı temsil eder.

Anahtar Kavram

Nüfus Yoğunluğu Türleri ve Yer Şekilleri İlişkisi

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de aritmetik ve fizyolojik nüfus yoğunlukları arasındaki farkın en az olduğu bölgenin neden İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu olduğunu araştırınız.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 240Soru

Türkiye'de 19231923-19651965 yılları arasında nüfusu artırmaya yönelik politikalar izlenirken 19651965 yılından itibaren nüfusun niteliğini iyileştirmeyi ve artış hızını kontrol altına almayı amaçlayan "Nüfus Planlaması" dönemine geçilmiştir.

Bu politika değişikliğine gidilmesinin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nüfus artış hızının ekonomik kalkınma hızından yüksek olması

Cevap

Nüfus artış hızının ekonomik kalkınma hızından yüksek olması
Cumhuriyet'in ilk yıllarında savaş sonrası nüfus kayıplarını telafi etmek ve askeri güç ihtiyacını karşılamak için nüfusu artırıcı politikalar izlenmiştir. Ancak 19601960'lı yıllara gelindiğinde nüfus artış hızının ekonomik büyüme hızını aşması; işsizlik, tasarrufların azalması ve belediye hizmetlerinin yetersiz kalması gibi sorunları beraberinde getirmiştir. Bu nedenle 19651965 yılında çıkarılan Nüfus Planlaması Kanunu ile ailelere istedikleri sayıda çocuk sahibi olma hakkı tanınmış ve artış hızı kontrol altına alınmak istenmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Politika dönemlerini ayırt et
19231923-19651965 arası artırıcı, 19651965-20142014 arası ise sınırlandırıcı/planlayıcı politikalar uygulanmıştır.
Politika değişikliğinin zamanını ve yönünü anlamak için bu ayrım gereklidir.
2
Değişikliğin gerekçesini analiz et
Hızlı nüfus artışı; işsizlik, eğitim ve sağlık hizmetlerinde yetersizlik gibi sorunlara yol açarak ekonomik kalkınmayı engellemeye başlamıştır.
Devletlerin nüfus politikalarını değiştirmesindeki en temel etken ekonomik dengelerdir.
3
Sonuca ulaş
Ekonomik büyüme hızının nüfus artış hızının gerisinde kalması, 19651965 Nüfus Planlaması Kanunu'nun temel dayanağıdır.
Kişi başına düşen geliri artırmak ve demografik yatırımların yükünü azaltmak hedeflenmiştir.

Anahtar Kavram

1965 Nüfus Planlaması ve Ekonomik Gerekçeler
ÖncekiSayfa 12 / 29Sonraki
Türkiye'de Nüfus ve Yerleşme — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 12 | Examkin