Türkiye'de Nüfus ve Yerleşme
563 soru
Türkiye'de nüfusun sektörel dağılımı, yaş yapısı, eğitim durumu ve kır-kent nüfus oranları gibi yapısal özellikleri yıllar içerisinde önemli değişimler geçirmiştir. Bu yapısal değişimlerin yerleşme ve demografik dinamikler üzerindeki etkileri incelendiğinde aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?
Türkiye'de iç göç hareketleri; insanların bulundukları yeri tamamen terk ederek başka bir yere yerleşmeleri (sürekli göç) veya yılın belirli dönemlerinde çalışmak ya da dinlenmek amacıyla yer değiştirmeleri (geçici/mevsimlik göç) şeklinde gerçekleşmektedir. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Türkiye'de gerçekleşen mevsimlik göç hareketlerinde doğrudan etkili olan ekonomik faaliyetlerden biri değildir?
Türkiye'de kırsal yerleşmelerin dokusunu ve sınıflandırmasını etkileyen temel faktörler; yer şekillerinin uzanışı, su kaynaklarının dağılımı ve yürütülen ekonomik faaliyetlerin niteliğidir.
Karadeniz Bölgesi'nin batı kesimlerinde saha araştırması yapan bir coğrafyacı, incelediği kırsal yerleşmelerle ilgili şu notları kaydetmiştir:
• Arazi yapısının son derece engebeli, tarım alanlarının ise dar ve parçalı olması nedeniyle evler birbirinden oldukça uzağa inşa edilmiştir.
• Su kaynaklarının gür ve geniş alanlara yayılmış olması, meskenlerin bir su başı etrafında kümelenme zorunluluğunu ortadan kaldırmıştır.
• Hanelerin oluşturduğu bu birbirinden kopuk küçük yerleşme çekirdekleri, tek başlarına bir köy idaresi oluşturacak nüfus büyüklüğüne sahip olmadıklarından, idari bir kararla üç veya dört tanesi birleştirilerek tek bir köy tüzel kişiliği (muhtarlık) altında toplanmıştır.
• Bu yerleşmeler, yıl boyunca ikamet edilen ve temel geçim kaynağının tarım ile ormancılık olduğu kalıcı yaşam alanlarıdır.
Buna göre, araştırmacının saha notlarında fiziksel dokusu ve idari örgütlenme biçimi detaylandırılan bu kırsal yerleşme yapısı, aşağıdakilerin hangisinde doğru eşleştirilmiştir?
Türkiye'de iç göçler genellikle ekonomik gerekçelerle, çalışma çağındaki nüfusun yer değiştirmesi şeklinde gerçekleşmektedir. Bu durum, özellikle yoğun göç veren kırsal yerleşim birimlerinin demografik ve sosyo-ekonomik yapısında köklü değişimlere neden olmaktadır.
Buna göre, yoğun göç veren bir kırsal yerleşme için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Türkiye'de bir yörenin aritmetik nüfus yoğunluğu () düşük iken tarımsal nüfus yoğunluğunun () Türkiye ortalamasının çok üzerinde olması, o yörenin coğrafi özelliklerine dair önemli bilgiler sunar. Buna göre, 'si düşük ancak 'si yüksek olan bir yöre için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan 1960 yılına kadar olan süreçte, nüfus artış hızını yükseltmeye yönelik pro-natalist (destekleyici) politikalar izlenmiştir. Aşağıdakilerden hangisi bu dönemde uygulanan nüfus politikalarının temel gerekçeleri arasında yer almaz?
Türkiye'de yerleşme coğrafyası içerisinde yer alan köy altı yerleşmeleri; kuruluş yerleri, mülkiyet durumları, ekonomik faaliyetleri ve yerleşme sürelerine göre farklı kategorilere ayrılır. Özellikle yerleşme süresinin yıl boyu (kalıcı) veya mevsimlik (geçici) olması, o yerleşmedeki temel ekonomik fonksiyonla doğrudan ilişkilidir. Buna göre, aşağıdaki köy altı yerleşmesi çiftlerinden hangisinin her iki üyesi de "kalıcı yerleşmeler" sınıfı içerisinde yer almaktadır?
Bir bölgede aritmetik nüfus yoğunluğu ile fizyolojik nüfus yoğunluğu arasındaki farkın fazla olması, o bölgedeki tarım alanlarının toplam yüz ölçümüne oranının düşük olduğunu; yani yer şekillerinin engebeli ve dağlık olduğunu gösterir.
Aşağıdaki tabloda beş farklı merkezin toplam nüfus, yüz ölçümü ve tarım alanı bilgileri verilmiştir:
| Merkez | Toplam Nüfus | Yüz Ölçümü () | Tarım Alanı () |
|---|---|---|---|
| I | |||
| II | |||
| III | |||
| IV | |||
| V |
Buna göre, tablodaki veriler göz önüne alındığında bu merkezlerden hangisinin yer şekillerinin tarım yapmaya daha az elverişli (engebeli) olduğu söylenebilir?
Türkiye'de köy altı yerleşmeleri; mülkiyet durumu, yürütülen ekonomik faaliyetin türü ve yerleşme süresinin devamlılığına göre 'kalıcı' ve 'geçici' yerleşmeler olarak iki ana gruba ayrılmaktadır.
Buna göre, aşağıdakilerden hangisi kalıcı (devamlı) köy altı yerleşmeleri arasında yer alır?
Türkiye'de kırsal yerleşmelerin dokusu; yer şekilleri, su kaynakları ve ekonomik faaliyetlerin etkisiyle farklı geometrik formlar kazanır. Bir akarsu yatağının veya vadi tabanının uzanışı gibi doğal unsurlar 'çizgisel' (lineer) dokulu yerleşmeleri oluşturabileceği gibi, ulaşım hatları gibi beşerî faktörler de benzer bir dokunun ortaya çıkmasına neden olabilir. Buna göre, Türkiye'deki kırsal yerleşme dokuları dikkate alındığında, aşağıdaki yerleşme tiplerinden hangisi dokusunun şekillenmesinde beşerî bir faktörün (ulaşım) doğal faktörlerden daha baskın olduğu bir 'çizgisel yerleşme' örneğidir?
Türkiye'de kırsal yerleşmelerin dokusu üzerinde yer şekilleri ve su kaynakları belirleyici bir rol oynarken; yerleşmenin sürekliliği (geçici veya kalıcı olması) temel ekonomik faaliyet türüne göre şekillenmektedir.
Batı Karadeniz Bölümü'nde yaygın olan; birbirinden uzak konumlanmış birkaç mahallenin bir muhtarlık altında birleşmesiyle oluşan, temel geçim kaynağının tarım ve hayvancılık olduğu, mesken yapımında ise ahşap malzemenin kullanıldığı kırsal yerleşme tipinin adı, sürekliliği ve yerleşme dokusu aşağıdakilerin hangisinde doğru olarak verilmiştir?
Türkiye'deki sanayi şehirlerinin kuruluş yerleri analiz edildiğinde, tesislerin büyük bir kısmının hammadde bölgelerine kurulduğu görülür. Ancak bazı istisnai durumlarda, ağır sanayi kollarında olduğu gibi, tesislerin yer seçiminde hammadde yerine enerji kaynağının (kömür vb.) varlığı daha belirleyici olmuştur.
Bu durumun Türkiye'deki en belirgin örneği olan şehir aşağıdakilerden hangisidir?
Türkiye’deki kentsel yerleşmelerin fonksiyonel sınıflandırması yapılırken; kentin kuruluş yeri, ulaşım ağlarına olan mesafesi ve çevresindeki ekonomik faaliyetlerin niteliği esas alınır. Bazı liman şehirlerinde gelişim, doğrudan büyük sanayi tesislerinin varlığına bağlıyken, bazılarında ise coğrafi konumun sunduğu transit ticaret imkânları ve art bölge (hinterland) bağlantıları daha belirleyici olmuştur.
Buna göre, aşağıdaki liman şehirlerinden hangisinin gelişimi ve günümüzdeki ekonomik karakteri, diğerlerinden farklı olarak sanayi fonksiyonundan ziyade, daha çok iç bölgelerle olan transit taşımacılık ve ticari hareketliliğe dayanmaktadır?
Türkiye'de yer şekillerinin engebeli olduğu illerde tarım alanları sınırlı olduğu için fizyolojik nüfus yoğunluğu, aritmetik nüfus yoğunluğuna göre çok daha yüksek çıkmaktadır.
Aşağıdaki tabloda beş farklı ilin nüfus ve arazi verileri verilmiştir:
| İl | Toplam Nüfus | Yüz Ölçümü () | Tarım Alanı () |
|---|---|---|---|
| I | |||
| II | |||
| III | |||
| IV | |||
| V |
Tablodaki verilere göre, hangi ilde yer şekillerinin engebeli olmasına bağlı olarak fizyolojik nüfus yoğunluğu ile aritmetik nüfus yoğunluğu arasındaki oransal farkın en fazla olması beklenir?
Türkiye'de nüfus yoğunluğu hesaplamalarında kullanılan aritmetik nüfus yoğunluğu ile fizyolojik nüfus yoğunluğu arasındaki temel fark, paydadaki alan tanımıdır. Aritmetik yoğunlukta toplam yüz ölçümü esas alınırken, fizyolojik yoğunlukta sadece tarım alanları hesaba katılır.
| Nüfus Yoğunluğu Türü | Formül |
|---|---|
| Aritmetik Nüfus Yoğunluğu | |
| Fizyolojik Nüfus Yoğunluğu |
Bir bölgede bu iki yoğunluk türü arasındaki farkın çok fazla olması, o bölgedeki tarım alanlarının toplam yüz ölçümüne oranla oldukça dar olduğunu göstermektedir.
Buna göre, Türkiye'nin yer şekilleri özellikleri dikkate alındığında, aşağıdaki bölümlerin hangisinde aritmetik nüfus yoğunluğu ile fizyolojik nüfus yoğunluğu arasındaki farkın en fazla olması beklenir?
Türkiye'de son yıllarda yaşanan demografik dönüşüm süreci; doğum oranlarının azalması, ortalama yaşam süresinin uzaması ve nüfusun yaşlanmaya başlaması gibi temel özelliklerle karakterize edilmektedir. Bu değişimler sonucunda Türkiye'nin nüfus yapısında görülen bağımlılık oranlarındaki değişimle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
Türkiye'de Cumhuriyet’in ilanından 1960 yılına kadar geçen süreçte nüfus artış hızını yükseltmeye yönelik "pronatalist" (doğum yanlısı) politikalar uygulanmıştır. Ancak 1960 yılından itibaren bu politikadan vazgeçilmiş ve nüfus artış hızını kontrol altına almayı amaçlayan yeni bir döneme girilmiştir.
1960 yılında gerçekleşen bu politika değişikliğinin temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?
Türkiye’de kentsel yerleşmelerin büyümesinde ve fonksiyonel çeşitlilik kazanmasında; tarım, sanayi, maden, ulaşım, turizm ve idari gibi ekonomik faaliyetler belirleyici olmaktadır. Bazı şehirlerin gelişiminde tek bir fonksiyonun baskın olduğu görülürken, bazıları ise çok yönlü bir gelişim sergilemektedir.
Buna göre, aşağıda verilen şehir ve bu şehrin büyümesini sağlayan baskın fonksiyon eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?
Türkiye’de köy altı yerleşmeleri; yer şekilleri, su kaynakları ve ekonomik faaliyetlerin türüne göre farklı bölgelerde yoğunlaşmış; yerleşme süresi bakımından ise "kalıcı" veya "geçici" olarak ikiye ayrılmıştır.
Aşağıdaki tabloda bazı köy altı yerleşmeleri ile bu yerleşmelerin yaygın görüldüğü yerler ve yerleşme süreleri eşleştirilmiştir:
| Yerleşme Tipi | Yaygın Görüldüğü Yer | Yerleşme Süresi |
|---|---|---|
| Divan | Batı Karadeniz | Kalıcı |
| Oba | Toroslar | Geçici |
| Mezra | Doğu Anadolu | Kalıcı |
| Kom | Doğu Anadolu | Geçici |
| Çiftlik | Ergene Havzası | Geçici |
Buna göre, tablodaki numaralandırılmış eşleştirmelerin hangisinde yerleşme süresi yanlış belirtilmiştir?
Türkiye'de özellikle 1950'li yıllardan itibaren hız kazanan kırdan kente göç hareketlerinde pek çok faktör etkili olmuştur. Bu faktörler kırsal alanın yaşamı zorlaştıran şartlarını ifade eden "itici faktörler" ve kentlerin sunduğu imkanları ifade eden "çekici faktörler" olarak iki temel grupta incelenmektedir.
Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Türkiye'de gerçekleşen iç göçlerde rol oynayan itici faktörlerden biri değildir?