Türkiye'de Nüfus ve Yerleşme

563 soru

Soru 101Soru

Türkiye'de bir yörenin aritmetik nüfus yoğunluğu Türkiye ortalamasının altında iken, tarımsal nüfus yoğunluğunun oldukça yüksek olması o yörenin fiziki ve beşerî özellikleri hakkında önemli bilgiler sunar. Buna göre, aşağıdaki yörelerin hangisinde aritmetik nüfus yoğunluğunun az, tarımsal nüfus yoğunluğunun ise fazla olması temel olarak yer şekillerinin engebeli olmasına bağlı olarak tarım alanlarının dar olmasıyla açıklanır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Menteşe Yöresi

Cevap

Menteşe Yöresi, yer şekillerinin engebeli olmasına bağlı olarak tarım alanlarının dar olması nedeniyle düşük aritmetik nüfus yoğunluğuna karşın yüksek tarımsal nüfus yoğunluğuna sahiptir.
Doğru yanıt olan yörede yer şekilleri oldukça dağlık ve engebelidir. Bu durum hem insanların yerleşmesini zorlaştırarak toplam nüfusun (ve dolayısıyla aritmetik yoğunluğun) az olmasına neden olur hem de tarım yapılabilecek düzlükleri kısıtlayarak tarımsal nüfus yoğunluğunun artmasına yol açar. Menteşe Yöresi bu tanıma uyan en tipik örneklerden biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Yoğunluk kavramlarını analiz et.
Aritmetik Nüfus Yoğunluğu (ANY) toplam nüfusun yüz ölçümüne oranıdır; Tarımsal Nüfus Yoğunluğu (TNY) ise çiftçi sayısının tarım alanlarına oranıdır.
Soruda istenen 'düşük ANY - yüksek TNY' kombinasyonunu anlamak için bu tanımlar gereklidir.
2
Yöresel özellikleri değerlendir.
Menteşe Yöresi (Muğla ve çevresi), Ege Bölgesi'nde yer almasına rağmen Menteşe Dağları nedeniyle oldukça engebeli bir yapıya sahiptir. Bu durum nüfusun seyrelmesine (düşük ANY) ve tarım alanlarının kısıtlı kalmasına yol açar.
Engebeli arazilerde tarım alanları daraldığı için mevcut çiftçi nüfusu bu dar alanlarda yüksek bir yoğunluk oluşturur.

Anahtar Kavram

Tarımsal nüfus yoğunluğu ile yer şekilleri arasındaki ters orantı.

İpuçları

1
Tarımsal nüfus yoğunluğunun yüksek olması için arazinin engebeli ve tarım alanlarının dar olması gerektiğini hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Doğu Karadeniz kıyı kuşağı ile Menteşe Yöresi'nin yoğunluk özelliklerini karşılaştırarak engebe etkisini pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 102Soru

Türkiye'de nüfus yoğunlukları; bölgenin sanayileşme düzeyi, yer şekilleri ve tarım alanlarının genişliği gibi faktörlere bağlı olarak değişkenlik gösterir. Bir bölgede toplam nüfusun tarım alanlarına bölünmesiyle elde edilen fizyolojik nüfus yoğunluğu (FNYFNY) ile toplam nüfusun yüz ölçümüne bölünmesiyle elde edilen aritmetik nüfus yoğunluğu (ANYANY) arasındaki fark, o bölgedeki tarım alanlarının toplam alana oranını belirler.

Buna göre;
I. Aritmetik nüfus yoğunluğunun Türkiye ortalamasının (111\approx 111 kişi/km²) çok üzerinde olduğu ve sanayileşme/şehirleşmeye bağlı olarak FNYFNY ile ANYANY arasındaki farkın en yüksek olduğu,
II. Tarımla uğraşan nüfusun fazla, ancak engebeli yer şekilleri nedeniyle tarım alanlarının kısıtlı olmasına bağlı olarak tarımsal nüfus yoğunluğunun (TNYTNY) yüksek; buna karşın aritmetik nüfus yoğunluğunun Türkiye ortalamasının altında olduğu,

alanlar aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru olarak verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çatalca-Kocaeli Bölümü - Hakkari Yöresi

Cevap

Birinci bölge için Çatalca-Kocaeli Bölümü, ikinci bölge için ise Hakkari Yöresi doğru eşleştirmedir.
Doğru seçenek, Türkiye'nin ekonomik ve fiziki coğrafya özelliklerini tam olarak yansıtmaktadır. Çatalca-Kocaeli Bölümü, Türkiye'nin en yoğun nüfuslu alanı olup tarım alanlarının yerini sanayi ve konut alanlarının alması nedeniyle fizyolojik yoğunluk ile aritmetik yoğunluk arasındaki farkın en uç noktada olduğu yerdir. Hakkari Yöresi ise, Doğu Anadolu'nun en engebeli yerlerinden biri olarak tarım alanlarının darlığı nedeniyle yüksek tarımsal yoğunluğa sahipken, iklim ve yer şekilleri nedeniyle seyrek nüfuslu olduğundan düşük aritmetik yoğunluğa sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Yoğunluk türlerini ve kriterleri analiz et.
Aritmetik nüfus yoğunluğu (ANYANY) sanayi bölgelerinde yüksek; tarımsal nüfus yoğunluğu (TNYTNY) ise dağlık bölgelerde yüksektir.
Soruda istenen iki farklı coğrafi ve ekonomik karakteristiği ayırt etmek gerekir.
2
I numaralı kriteri değerlendir.
Türkiye'de ANYANY değerinin en yüksek olduğu ve tarım alanlarının toplam alana oranının en az olduğu yer Çatalca-Kocaeli (İstanbul-Kocaeli) çevresidir.
Sanayileşmiş ve aşırı şehirleşmiş alanlarda tarım alanları yok denecek kadar azdır, bu da FNYFNY ve ANYANY farkını artırır.
3
II numaralı kriteri değerlendir.
Hakkari Yöresi dağlık olduğu için tarım alanı dardır (TNYTNY yükselir), ancak toplam nüfus çok az olduğu için ANYANY düşüktür.
Yer şekillerinin engebeli olması paydadaki tarım alanı değerini küçültür.

Anahtar Kavram

Nüfus Yoğunluğu Türleri ve Bölgesel Dağılış Faktörleri

Alternatif Yöntem

Fizyolojik nüfus yoğunluğu ile aritmetik nüfus yoğunluğu arasındaki farkın fazla olması, o bölgede tarım dışı sektörlerin (sanayi, hizmet) hakim olduğunu ve tarım arazilerinin kısıtlı olduğunu kanıtlar. Bu doğrudan İstanbul ve çevresine işaret eder.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 103Soru

Türkiye'de nüfus hareketleri; nedenlerine, sürekliliğine ve gerçekleştirilme biçimine göre çeşitli başlıklar altında incelenmektedir. Göç olayının temelinde yatan faktörlerin 'itici' veya 'çekici' olarak doğru sınıflandırılması, coğrafi analizlerin doğruluğu açısından kritiktir.

Buna göre, aşağıdaki göç olayları ve bu olayların nitelikleri ile ilgili yapılan eşleştirmelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Büyük şehirlerdeki iş olanaklarının fazlalığı, eğitim ve sağlık hizmetlerinin gelişmiş olması - İtici Faktör

Cevap

Büyük şehirlerdeki iş olanaklarının fazlalığı, eğitim ve sağlık hizmetlerinin gelişmiş olması durumunun 'itici faktör' olarak sınıflandırıldığı eşleştirme yanlıştır; çünkü bu unsurlar 'çekici faktör' niteliğindedir.
Büyük şehirlerdeki iş olanakları, eğitim kalitesi ve sağlık hizmetlerinin gelişmişliği, bireyleri kırsal alandan şehre çeken olumlu özelliklerdir. Coğrafya biliminde göç veren yerdeki (kırsal) olumsuz durumlar 'itici faktör', göç alan yerdeki (kent) olumlu durumlar ise 'çekici faktör' olarak adlandırılır. Dolayısıyla bu unsurların 'itici faktör' olarak eşleştirilmesi kavramsal açıdan hatalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Göç kavramlarının ve türlerinin (mübadele, beyin göçü, mevsimlik göç) tanımlarını analiz etmek.
Mübadele, beyin göçü ve mevsimlik göç tanımlarının verilen örneklerle birebir örtüştüğü ve doğru olduğu görülür.
Bu terimler coğrafya literatüründe ilgili göç türlerini tanımlamak için kullanılan standart kavramlardır.
2
Göçü tetikleyen nedenleri 'itici' (push) ve 'çekici' (pull) faktörler bazında değerlendirmek.
Kırsaldaki miras yoluyla toprak bölünmesi gibi olumsuzlukların 'itici'; kentteki iş ve sosyal hizmet imkanlarının ise 'çekici' olduğu saptanır.
İtici faktörler mevcut bölgeden uzaklaştıran negatif unsurları, çekici faktörler ise hedef bölgeye yönlendiren pozitif unsurları temsil eder.
3
Hatalı eşleştirmeyi tespit ederek nihai sonuca ulaşmak.
Kentlerin sunduğu avantajların 'itici' olarak nitelendirildiği seçeneğin kavramsal hata içerdiği belirlenir.
Şehirlerin sunduğu imkanlar göçe neden olan olumlu (çekici) unsurlardır.

Anahtar Kavram

Göçün İtici ve Çekici Faktörleri

Alternatif Yöntem

Soruyu çözerken verilen faktörün göçün 'kaynak alanında' mı (kırsal/itici) yoksa 'hedef alanında' mı (kent/çekici) olduğuna bakarak hızlıca eleme yapabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 104Soru

Türkiye'de nüfusun yapısal özellikleri arasında yer alan eğitim durumu, bir ülkenin sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeyini yansıtan temel ölçütlerden biridir. Cumhuriyet'in ilanından günümüze kadar yürütülen eğitim hamleleri sonucunda nüfusun eğitim seviyesinde büyük değişimler yaşanmıştır. Günümüz Türkiye'sinin okuryazarlık ve eğitim yapısı dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Okuryazarlık oranı Türkiye genelinde %9595’in üzerine çıkmıştır.

Cevap

Türkiye'de okuryazarlık oranı güncel verilere göre %95'in üzerindedir.
Türkiye'de okuryazarlık oranı, güncel TÜİK verilerine göre toplam nüfusta %97,697,6 seviyesine ulaşarak %9595 barajını geçmiştir. Bu durum nüfusun yapısal özelliklerindeki olumlu gelişimin bir göstergesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Nüfusun yapısal özelliklerinden eğitim durumu verilerini incele.
Cumhuriyet'in ilk yıllarında %10 civarında olan okuryazarlık oranının günümüzde %97,6 seviyesine ulaştığı görülür.
Zaman içindeki gelişimi ve güncel durumu karşılaştırmak için.
2
Seçeneklerde verilen oranları ve cinsiyet dağılımını analiz et.
Erkeklerde okuryazarlık oranının (~%99) kadınlardan (~%96) hala bir miktar yüksek olduğu sonucuna ulaşılır.
Cinsiyetler arası eğitim farkını doğru yorumlamak için.
3
Eğitim seviyesindeki genel eğilimi değerlendir.
Okuryazarlık oranının %95 barajını aştığı ve yükseköğretim mezunlarının sayısının arttığı tespit edilir.
Doğru seçeneği belirlemek için.

Anahtar Kavram

Türkiye'de Eğitim ve Okuryazarlık Durumu
Soru 105Soru

Türkiye'de 19601960’lı yıllarda başlayan planlı kalkınma dönemi ile birlikte demografik yapıdaki hızlı değişimler, devletin nüfus politikalarında köklü bir revizyona gitmesine neden olmuştur. 19651965 yılında yürürlüğe giren 557557 sayılı Nüfus Planlaması Kanunu, Cumhuriyet'in ilk yıllarından beri uygulanan pronatalist (doğum yanlısı) yaklaşımın resmen terk edildiğini belgelemektedir.

Bu kanunun içeriği ve getirdiği yasal dönüşümler dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi 19651965 yılındaki bu politika değişikliği kapsamında uygulamaya konulan düzenlemelerden biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nüfus artış hızını kontrol altına almak amacıyla yasal evlenme yaşının kadınlarda 2020, erkeklerde 2222 seviyesine yükseltilmesi

Cevap

Nüfus artış hızını kontrol altına almak amacıyla yasal evlenme yaşının kadınlarda 2020, erkeklerde 2222 seviyesine yükseltilmesi ifadesi yanlıştır; zira 19651965 reformu yaş sınırından ziyade aile planlaması ve tıbbi yöntemlere odaklanmıştır.
Türkiye demografik tarihinde, nüfus artış hızını düşürmek amacıyla evlenme yaşının kadınlarda 2020, erkeklerde 2222 gibi yüksek bir seviyeye çıkarılmasına dair bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. 19651965 Nüfus Planlaması Kanunu, daha çok 'nüfusun niteliğini iyileştirme', 'aile planlaması eğitimleri' ve 'doğum kontrol yöntemlerinin yasallaşması' üzerine odaklanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
19231923-19631963 arası dönemin (pronatalist) temel özelliklerini hatırla.
Bu dönemde nüfusu artırmak için çok çocuklu ailelere madalya verilmesi, vergi muafiyeti ve evlenme yaşının (19381938'de) düşürülmesi gibi önlemler alınmıştır.
Geçmiş politikaların hangilerinin terk edildiğini anlamak için başlangıç noktası belirlenmelidir.
2
19651965 Nüfus Planlaması Kanunu'nun getirdiği yenilikleri analiz et.
Kanunla birlikte doğum kontrol araçlarının yasakları kalkmış, tıbbi tahliye (kürtaj) şartları düzenlenmiş ve eğitim çalışmaları kurumsallaşmıştır.
Yeni kanunun hukuki ve sosyal çerçevesini çizerek seçenekleri elemek gerekir.
3
Türkiye'de evlenme yaşının tarihsel değişimini değerlendir.
Cumhuriyet tarihinde evlenme yaşı hiçbir zaman nüfus politikası gereği 2020-2222 gibi yüksek seviyelere çıkarılmamıştır; 19381938'de kadınlar için 1515, erkekler için 1717 olan yaş sınırı uzun yıllar korunmuştur.
Seçeneklerdeki yanlış bilgiyi tarihsel gerçeklikle doğrulamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

19651965 Nüfus Planlaması Kanunu ve Antinatalist Dönem Dönüşümü

Alternatif Yöntem

Soruyu çözerken Türkiye'de nüfus politikalarının kronolojik tablosunu (1923-1963 / 1963-2014 / 2014-Günümüz) göz önüne getirmek, hangi aracın hangi dönemde kullanıldığını ayırt etmeyi kolaylaştırır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 106Soru

Türkiye’nin kıyı kesimleri, iklim koşullarının elverişli olması nedeniyle genellikle yoğun nüfuslu alanlardır. Ancak bazı kıyı yörelerinde; yer şekillerinin engebeli yapısı, ana ulaşım yollarına uzaklık veya arazi yapısının tarıma uygun olmaması gibi nedenlerle nüfusun seyrek olduğu görülür.

Aşağıdaki yörelerden hangisinin seyrek nüfuslu olmasında, karstik arazi yapısına bağlı olarak yüzey sularının yer altına sızması ve tarımsal verimliliğin düşük olması temel etkendir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Taşeli Platosu

Cevap

Karstik arazi yapısının su temini ve tarımı zorlaştırması nedeniyle Taşeli Platosu seyrek nüfuslanmıştır.
Taşeli Platosu, Türkiye'nin en belirgin karstik alanlarından biridir. Kalkerli yapısı nedeniyle yağışlarla gelen sular yer altına sızarak yüzeyde su kıtlığı oluşturur. Bu durum tarımsal faaliyetleri ve yerleşme imkanlarını kısıtladığı için yöre, Akdeniz kıyısında yer almasına rağmen seyrek nüfuslanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Kıyı bölgelerindeki seyrek nüfuslu alanları belirleme
Yıldız Dağları, Biga Yarımadası, Menteşe Yöresi, Teke-Taşeli platoları ve Sinop çevresi Türkiye'nin seyrek nüfuslu kıyı alanlarıdır.
Soru kökünde belirtilen kıyı kuşağındaki 'seyrek nüfus' kriterine uyan yerleri süzmek gerekir.
2
Belirlenen alanların seyrek nüfuslanma nedenlerini analiz etme
Yıldız ve Biga'da ulaşım/konum; Menteşe'de engebe; Sinop'ta hinterland darlığı; Taşeli'de ise karstik yapı ve engebe ön plandadır.
Her yörenin kendine has coğrafi kısıtlamaları vardır ve soruda spesifik olarak 'karstik yapı' vurgulanmıştır.
3
Karstik yapının nüfus üzerindeki etkisini değerlendirme
Kalkerli (kireç taşı) yapı suyun yüzeyde kalmasını engeller, bu da Akdeniz'in bu kesiminde (Taşeli ve Teke) iklim uygun olsa bile nüfusun az olmasına yol açar.
Karstik süreçlerin (su sızdırma, terra-rossa topraklarının verim durumu) yerleşme üzerindeki doğrudan etkisini saptamak cevaba ulaştırır.

Anahtar Kavram

Türkiye'de nüfusun dağılışında jeolojik ve jeomorfolojik yapının (karstik arazi) etkisi.

İpuçları

1
Türkiye'de karstik arazilerin en yoğun olduğu bölgeyi (Akdeniz) ve bu bölgedeki seyrek nüfuslu platoları hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Karstik arazilerin nüfus üzerindeki etkisi kadar, tarımsal nüfus yoğunluğu hesaplamalarında engebeli arazilerin (Doğu Karadeniz vs. Ergene) nasıl fark yarattığını da inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 107Soru

Türkiye’nin son otuz yılındaki demografik dönüşümü incelendiğinde, nüfusun yaş yapısının dinamik bir karakterden giderek olgunlaşan bir yapıya evrildiği görülmektedir. Bu dönüşümü yansıtan bazı temel veriler aşağıda karşılaştırmalı olarak sunulmuştur:

Yaş Grubu19901990 (\%)20232023 (\%)
0140-14 Yaş35,035,021,421,4
156415-64 Yaş60,760,768,468,4
65+65+ Yaş4,34,310,210,2

Yalnızca tablodaki veriler dikkate alındığında, Türkiye'nin nüfus yapısındaki değişimle ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türkiye'nin toplam nüfus miktarı sayısal olarak 19901990 yılına göre azalmıştır.

Cevap

Türkiye'nin toplam nüfus miktarının sayısal olarak azaldığına dair çıkarım, verilen oransal tablodan yapılamaz ve tarihsel gerçeklerle uyuşmaz.
Verilen tablo Türkiye nüfusunun yaş gruplarına göre oransal dağılımını içermektedir. 0140-14 yaş grubundaki azalma, doğum oranlarının düştüğünü; 65+65+ yaş grubundaki artış ise ortalama ömrün uzadığını ve nüfusun yaşlandığını gösterir. Ancak tablodaki yüzde değerlerinden hareketle toplam nüfusun sayısal (mutlak) miktarının azaldığı söylenemez. Türkiye'de nüfus artış hızı yavaşlasa da toplam nüfus miktarı artmaya devam etmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Tablodaki yaş grubu verilerini yıllara göre karşılaştırın.
0140-14 yaş grubunun azaldığı, 156415-64 ve 65+65+ yaş gruplarının ise arttığı tespit edilir.
Nüfusun yapısal değişim trendini belirlemek için veriler arasındaki fark analiz edilmelidir.
2
Oransal veriler ile mutlak sayısal veriler arasındaki farkı değerlendirin.
Tablodaki verilerin %\% (yüzde) cinsinden olduğu, toplam kişi sayısını (milyon kişi) ifade etmediği görülür.
KPSS Coğrafya sorularında oransal artış/azalış ile miktarsal artış/azalış arasındaki fark en yaygın çeldiricidir.

Anahtar Kavram

Nüfusun Yaş Yapısı ve Oransal Veri Analizi
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 108Soru

Türkiye'de 19851985 yılından itibaren nüfus artış hızı genel bir düşüş eğilimine girmiş, 20232023 yılında ise binde 1,11,1 ile Cumhuriyet tarihinin en düşük seviyesine gerilemiştir. Bu değişim sürecinin Türkiye'nin gelecekteki demografik ve ekonomik yapısına etkileriyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nüfus artış hızı düştüğü için aritmetik nüfus yoğunluğunun azalmaya başlaması

Cevap

Nüfus artış hızı azaldığı için aritmetik nüfus yoğunluğunun azalmaya başlaması ifadesi yanlıştır.
Türkiye'de nüfus artış hızı binde 1,11,1 seviyesine kadar gerilemiş olsa da bu oran halen pozitif bir değerdir. Bir ülkede nüfus artış hızı sıfırın altına düşmedikçe toplam nüfus miktarı artmaya devam eder. Toplam nüfus miktarı arttığı ve Türkiye'nin yüz ölçümü sabit kaldığı için aritmetik nüfus yoğunluğu azalmaz, aksine her yıl bir miktar daha artar. Bu nedenle aritmetik yoğunluğun azalacağı çıkarımı bilimsel olarak yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Nüfus artış hızı ile nüfus miktarı arasındaki ilişkiyi analiz edin.
Nüfus artış hızı binde 1,11,1 dahi olsa pozitif bir değerdir.
Artış hızının sıfırdan büyük olması, her yıl mevcut nüfusa yeni kişilerin eklendiği ve toplam nüfusun arttığı anlamına gelir.
2
Aritmetik nüfus yoğunluğu formülünü uygulayın.
Aritmetik Nüfus Yoğunluğu = Toplam Nüfus / Yüz Ölçümü.
Yüz ölçümü sabit kalırken toplam nüfus miktarı arttığı için yoğunluk değerinin azalması değil, artması beklenir.
3
Demografik değişimlerin yapısal sonuçlarını değerlendirin.
Genç nüfus payı azalırken medyan yaş yükselmekte ve demografik yatırımların karakteri değişmektedir.
Doğurganlığın azalması nüfusu yaşlandırırken çocuklara yönelik yatırımların payını azaltır.

Anahtar Kavram

Nüfus Artış Hızı ve Toplam Nüfus Miktarı İlişkisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 109Soru

Türkiye'de şehirlerin fonksiyonel özellikleri; o şehrin nüfus yapısını, fiziksel büyüme yönünü ve çevresiyle olan sosyo-ekonomik etkileşimini belirleyen temel unsurdur. Bazı şehirlerin gelişmesinde sanayi, madencilik ya da tarım gibi doğrudan üretim faaliyetlerinden ziyade; eğitim, sağlık, askeri ve idari hizmetlerin bir arada yoğunlaşmasıyla oluşan "bölgesel hizmet merkezi" rolü çok daha belirgindir. Bu tür şehirler, sahip oldukları geniş hinterland ile çevre illerde yaşayan nüfus için bir cazibe odağıdır.

Buna göre, aşağıdaki şehirlerden hangisi fonksiyonel özellikleri bakımından yukarıda belirtilen duruma en uygun örnektir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Erzurum

Cevap

Erzurum şehri, sunduğu eğitim, sağlık ve askeri hizmetler ile bölgesel hizmet merkezi fonksiyonunun en belirgin olduğu örnektir.
Doğru seçenek olan Erzurum; Atatürk Üniversitesi gibi köklü bir eğitim kurumuna, bölge hastanelerine ve önemli askeri karargahlara ev sahipliği yaparak çevre iller üzerinde idari, eğitim ve sağlık alanlarında güçlü bir çekim merkezi oluşturur. Bu özellikler şehri tipik bir 'hizmet şehri' kategorisine sokar.

Adım Adım Çözüm

1
Fonksiyon tanımını analiz etme
Soruda sanayi ve tarım dışı hizmet sektörlerine (eğitim, sağlık, idari) dayalı büyüme vurgulanmaktadır.
Kentin gelişimini sağlayan birincil motor gücün hizmet sektörü olduğunu anlamak gerekir.
2
Seçeneklerdeki şehirlerin baskın fonksiyonlarını belirleme
Karabük (Sanayi), Batman (Maden), İskenderun (Liman/Sanayi), Rize (Tarım) ve Erzurum (Hizmet) olarak sınıflandırılır.
Türkiye'deki kentsel yerleşmelerin uzmanlaştığı alanları ayırt etmek çözüme ulaştırır.
3
Bölgesel etki ve hinterland kontrolü yapma
Erzurum'un Doğu Anadolu'nun geniş bir kesimine hizmet veren üniversite ve hastane kapasitesi olduğu teyit edilir.
Bölgesel hizmet merkezi kavramı, kentin sadece kendi nüfusuna değil, çevre illere de hizmet vermesini gerektirir.

Anahtar Kavram

Şehirlerin Fonksiyonel Sınıflandırılması: Hizmet Şehirleri
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 110Soru

Türkiye'de gerçekleşen nüfus hareketleri içinde yer alan 'mübadele göçü', diğer göç türlerinden farklı özellikler taşımaktadır. Lozan Antlaşması'na ek olarak imzalanan protokol gereği Türkiye ile Yunanistan arasında gerçekleştirilen bu göç hareketi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türkiye'nin dış göçleri arasında yer alan zorunlu bir yer değiştirmedir.

Cevap

Türkiye'nin dış göçleri arasında yer alan zorunlu bir yer değiştirmedir.
Mübadele göçü, Cumhuriyetin ilk yıllarında Türkiye ile Yunanistan arasında yapılan siyasi bir antlaşma neticesinde gerçekleşmiştir. Bu göç, sınır ötesi bir hareket olduğu için dış göç, kişilerin tercihine bırakılmadığı için de zorunlu göç niteliği taşır.

Adım Adım Çözüm

1
Mübadele kavramının tanımını ve kapsamını hatırla.
Mübadele, 1923 yılında Lozan Antlaşması'na ek bir sözleşme ile Türkiye ve Yunanistan arasındaki zorunlu nüfus değişimidir.
Soruda istenen göç türünün niteliğini belirlemek için temel tanıma ihtiyaç vardır.
2
Göçün yönünü (iç/dış) ve katılım şeklini (gönüllü/zorunlu) analiz et.
Göç Türkiye ile Yunanistan arasında olduğu için 'dış göç', devletler arası bir zorunluluk olduğu için 'zorunlu göç' kategorisine girer.
Mübadeleyi diğer göç türlerinden (mevsimlik, beyin göçü, gönüllü dış göç vb.) ayıran temel fark budur.

Anahtar Kavram

Mübadele (Zorunlu Nüfus Değişimi)
Soru 111Soru

Türkiye'de kırsal alanlardan kentsel alanlara doğru gerçekleşen göçlerde, bireyi bulunduğu yerden uzaklaştıran olumsuzluklar "itici", gideceği yerin cazip özellikleri ise "çekici" faktörler olarak tanımlanır.

Buna göre, aşağıda verilen göç nedenleri ve ait oldukları kategori eşleştirmelerinden hangisi yanlış düzenlenmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tarım arazilerinin miras yoluyla parçalanarak bir ailenin geçimini sağlayamayacak kadar küçülmesi — Çekici

Cevap

Tarım arazilerinin miras yoluyla parçalanması, kırsal alanda ekonomik verimliliği düşüren ve bireyleri göçe zorlayan bir 'itici' faktördür.
Türkiye'de iç göçün en önemli nedenlerinden biri olan tarım topraklarının miras yoluyla bölünmesi, kırsal alanda yaşayan insanların geçim sıkıntısı çekmesine neden olur. Bu durum, bireyleri bulundukları yerden uzaklaşmaya zorladığı için 'itici faktör' kategorisindedir. Seçenekte 'çekici faktör' olarak verilmesi hatalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Kavramları tanımlama
İtici faktör: Mevcut yerdeki olumsuzluk (zorunluluk). Çekici faktör: Hedef yerdeki olumlu imkan (cazibe).
Sınıflandırmanın temel mantığını anlamak için gereklidir.
2
Seçenekleri analiz etme
Miras yoluyla arazilerin bölünmesi, köylünün geçimini zorlaştıran kırsal kaynaklı bir sorundur.
Bu durumun insanları şehre yönlendiren bir cazibe değil, köyden uzaklaştıran bir itici güç olduğu saptanır.

Anahtar Kavram

Göçün İtici ve Çekici Faktörleri

Daha Fazla Pratik

Mevsimlik göç ile kalıcı göç arasındaki farkları, özellikle 'mübadele' gibi dış göç türleriyle karşılaştırarak inceleyiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 112Soru

Türkiye'de kırsal alanlardan şehirlere doğru gerçekleşen göç hareketlerinde; hem kırsal alanın olumsuzlukları (itici faktörler) hem de şehirlerin sunduğu imkanlar (çekici faktörler) etkili olmaktadır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi göçün gerçekleşmesinde rol oynayan 'itici' faktörlerden biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tarım topraklarının miras yoluyla parçalanarak küçülmesi

Cevap

Tarım topraklarının miras yoluyla parçalanarak küçülmesi
Tarım topraklarının miras yoluyla parçalanması, tarım arazilerinin ekonomik olarak işletilemeyecek kadar küçük parçalara bölünmesine yol açar. Bu durum kırsal alanda geçim sıkıntısını tetiklediği için insanları bulundukları yeri terk etmeye zorlayan temel bir 'itici' faktördür.

Adım Adım Çözüm

1
Göçün nedenlerini 'itici' ve 'çekici' olarak gruplandırın.
İtici faktörler kırsaldaki olumsuzluklardır; çekici faktörler ise kentin sunduğu fırsatlardır.
Sorunun kökünde istenen 'itici' faktörü doğru tespit etmek için bu ayrım temeldir.
2
Seçeneklerdeki durumların kaynağını ve etkisini analiz edin.
Miras yoluyla toprak bölünmesi kırsal bir sorundur ve aileyi geçindiremez hale getirerek göçe zorlar.
Toprakların küçülmesi ekonomik bir zorunluluk yarattığı için itici güç oluşturur.

Anahtar Kavram

Göçün İtici ve Çekici Faktörleri
Tahmini Süre:45s
Soru 113Soru

Türkiye’de nüfus politikaları; demografik dönüşüm süreçleri, ekonomik kalkınma hedefleri ve sosyal ihtiyaçlar doğrultusunda farklı dönemlere ayrılmıştır. Aşağıdaki tabloda Cumhuriyet döneminden günümüze uygulanan temel nüfus politikası yaklaşımları özetlenmiştir:

DönemTemel Politika YaklaşımıAna Stratejik Hedef
19231923 - 19651965Pronatalist (Nüfus artışını teşvik edici)İş gücü ihtiyacını karşılama ve askeri güç oluşturma
19651965 - 20142014Antinatalist ve Nitelik OdaklıKalkınma hızı ile nüfus artışını dengelenme
20142014 - GünümüzDinamik Yapıyı Koruma ve Seçici ArtışNüfusun yaşlanmasını önleme ve iş gücü piyasasını destekleme

Türkiye’nin demografik serüveni ve bu süreçte yürütülen devlet politikaları değerlendirildiğinde aşağıdakilerden hangisi hatalı bir çıkarımdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 19401940-19451945 yılları arasında nüfus artış hızının binde 10,610,6’ya kadar gerilemesinin temel nedeni, Türkiye’nin İkinci Dünya Savaşı’na aktif olarak katılması sonucunda cephede yaşanan yoğun askeri kayıplardır.

Cevap

Türkiye'nin İkinci Dünya Savaşı sürecinde (1940-1945) nüfus artış hızının düşmesinin nedeni fiili savaş kayıpları değil, seferberlik ilanı ve ekonomik zorluklardır.
Doğru cevap, Türkiye'nin İkinci Dünya Savaşı'na fiilen katıldığı ve cephe kayıpları verdiği yönündeki hatalı bilgiyi içeren seçenektir. Türkiye, İkinci Dünya Savaşı sürecinde fiilen savaşmamıştır. 19401940-19451945 yılları arasındaki nüfus artış hızı düşüşü; yetişkin erkeklerin uzun süre silah altında kalması (seferberlik), evliliklerin ertelenmesi, geçim sıkıntısı ve sağlık koşullarının yetersizliği nedeniyle doğum oranlarının azalmasından kaynaklanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Politika dönemlerini ve temel özelliklerini belirle.
Cumhuriyet'in ilk dönemi artırıcı, 19651965 sonrası dengeleyici, 20142014 sonrası ise dinamizmi koruyucu politikalar izlenmiştir.
Genel süreci anlamak seçenekleri elemeyi kolaylaştırır.
2
19401940-19451945 dönemi demografik olaylarını analiz et.
Nüfus artış hızı binde 10,610,6 ile tarihi düşük seviyeye inmiştir.
Savaş dönemi etkilerini incelemek için bu veri kritiktir.
3
İkinci Dünya Savaşı'nın Türkiye üzerindeki etkisini değerlendir.
Türkiye savaşa fiilen (muharip olarak) katılmamış, ancak seferberlik ilan ederek yetişkin erkek nüfusu silah altına almıştır.
Düşüşün nedeninin 'can kaybı' mı yoksa 'doğum oranında azalma' mı olduğunu ayırt etmek gerekir.
4
Seçeneklerdeki tarihsel ve demografik bilgileri doğrula.
19381938'deki evlenme yaşı değişikliği, 19651965 kanunu ve 20232023 artış hızı verileri tarihsel gerçeklerle uyumludur.
Hatalı olan seçeneği kesinleştirmek için diğerlerinin doğruluğundan emin olunmalıdır.

Anahtar Kavram

Nüfus Artış Hızını Etkileyen Faktörler ve Seferberlik Kavramı

Alternatif Yöntem

Nüfus artış hızı grafiklerini incelerken, 19451945 ve 20232023 gibi 'dip' noktaların nedenlerini (savaş hazırlığı vs. modern yaşam tarzı/ekonomik kaygılar) karşılaştırarak mantık yürütebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 114Soru

Türkiye’de Cumhuriyet’in ilanından 19631963 yılına kadar olan dönemde, nüfus artış hızını artırmaya yönelik politikalar teşvik edilmiştir. Bu dönemde nüfus miktarının fazla olması devlet tarafından stratejik bir güç olarak kabul edilmiştir.

Buna göre, söz konusu dönemde nüfus artış hızını yükseltme politikalarının temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Savaşlar nedeniyle kaybedilen genç nüfusu telafi etmek ve askeri gücü artırmak

Cevap

Savaşlar nedeniyle kaybedilen genç nüfusu telafi etmek ve askeri gücü artırmak
Cumhuriyet'in ilk yıllarında (19231923-19631963) uygulanan nüfus artırıcı politikaların temelinde, üst üste gelen savaşlar nedeniyle azalan erkek ve genç nüfusun yerine yenisini koymak, tarımda makineleşme henüz başlamadığı için gerekli olan iş gücünü sağlamak ve askeri savunma gücünü artırmak yatmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Dönem analizi yapma
1923-1963 arası dönem Türkiye'nin kuruluş ve yeniden inşa dönemidir.
Politikaların gerekçesini anlamak için o günün sosyal ve siyasi koşullarını bilmek gerekir.
2
Gerekçeyi belirleme
Uzun süren savaşlar (Balkan, Birinci Dünya ve Kurtuluş Savaşları) sonucunda nüfus ciddi oranda azalmıştı.
Kalkınma için insan gücüne, savunma için de kalabalık bir orduya ihtiyaç duyulması nüfus artışını zorunlu kılmıştır.

Anahtar Kavram

1923-1963 Dönemi Pronatalist (Nüfus Artırıcı) Politikalar

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de 1963 yılından sonra neden nüfus artış hızını düşürücü politikalara geçildiğini araştırarak kalkınma hızı ile olan ilişkisini pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 115Soru

Türkiye'de kırsal yerleşmelerin dokusunu (toplu-dağınık) yer şekilleri ve su kaynakları belirlerken; yerleşmenin sürekliliğini (kalıcı-geçici) temel ekonomik faaliyetler tayin eder.

Buna göre, aşağıda bazı özellikleri verilen köy altı yerleşme tipi hangisidir?

ÖzellikAçıklama
Yerleşme DokusuSu kaynaklarının bolluğu ve engebe nedeniyle dağınık
SüreklilikTarımsal faaliyetlerin ön planda olduğu kalıcı yerleşme
İdari YapıBirbirinden uzak birkaç mahallenin tek muhtarlıkta birleşmesi
Yaygın BölgeÖzellikle Batı Karadeniz bölümü
Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Divan

Cevap

Özellikleri verilen yerleşme tipi Divan'dır.
Divan yerleşmeleri, özellikle Batı Karadeniz bölümünde görülen, birbirine mesafeli birkaç mahallenin bir muhtarlık altında toplanmasıyla oluşan kalıcı bir yerleşme tipidir. Bölgenin engebeli yapısı ve su kaynaklarının bolluğu bu yerleşmelerin dağınık dokulu olmasını zorunlu kılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Yerleşme dokusunu analiz etme
Dağınık yerleşme; suyun bol, arazinin engebeli olduğu Karadeniz gibi bölgelere işaret eder.
Topografya ve su imkanları yerleşmenin mekansal dizilimini belirler.
2
Süreklilik durumunu inceleme
Kalıcı yerleşme; tarımın ön planda olduğunu ve yerleşmenin yıl boyu kullanıldığını gösterir.
Ekonomik faaliyet türü (tarım vs. hayvancılık) yerleşmenin süresini belirleyen temel etkendir.
3
İdari yapı ve bölgesel veriyi birleştirme
Birkaç mahallenin birleşmesi (Divan) ve Batı Karadeniz eşleşmesi doğru sonuca ulaştırır.
Divan, Batı Karadeniz'e (Bolu, Sakarya, Kastamonu çevresi) özgü spesifik bir idari-kırsal yapıdır.

Anahtar Kavram

Köy altı yerleşmelerinde idari yapı ve süreklilik ayrımı
Soru 116Soru

Türkiye’de kentsel yerleşmelerin büyüme hızı ve fonksiyonel çeşitliliği, o şehrin ulaşım olanaklarıyla doğrudan ilişkilidir. Özellikle art bölgesi (hinterland) ile demir yolu bağlantısı olan liman şehirleri, iç kesimlerle olan ticari bağları sayesinde daha hızlı bir gelişim göstermiştir.

Buna göre, aşağıdaki liman şehirlerinden hangisinin kentsel gelişim sürecinde demir yolu ulaşımının bir etkisi olmamıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Trabzon

Cevap

Trabzon liman şehrinin kentsel gelişiminde demir yolu ulaşımının bir etkisi olmamıştır; çünkü şehirde demir yolu bağlantısı bulunmamaktadır.
Doğru yanıt Trabzon'dur. Türkiye'de Trabzon, Antalya, Çanakkale ve Sinop gibi önemli kıyı ve liman şehirleri, dağların uzanışı ve engebeli yer şekilleri nedeniyle henüz demir yolu ağına bağlanmamıştır. Trabzon'un gelişimi daha çok deniz yolu ve tarihi İpek Yolu güzergahındaki kara yolu bağlantılarıyla şekillenmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Liman şehirlerinin fonksiyonel gelişimi ile ulaşım ağları arasındaki ilişkiyi analiz et.
Limanların hinterland (art bölge) genişliği, kentsel büyüme üzerinde belirleyicidir.
İç kesimlerle ulaşımı güçlü olan (demir yolu bağlantısı bulunan) liman şehirleri daha hızlı gelişir.
2
Seçeneklerde verilen liman şehirlerinin demir yolu ağlarına olan erişimini kontrol et.
Bandırma, Mersin, Samsun ve Zonguldak limanlarının demir yolu bağlantısı vardır.
Bu şehirler, hinterlandları ile ulaşım maliyeti düşük olan demir yolu sayesinde ticari birer merkez haline gelmiştir.
3
Trabzon'un ulaşım özelliklerini değerlendir.
Trabzon'da günümüzde aktif bir demir yolu hattı bulunmamaktadır.
Doğu Karadeniz Dağları'nın kıyıya yakın ve yüksek uzanması, demir yolu inşasını teknik ve maliyet açısından zorlaştırmıştır.

Anahtar Kavram

Hinterland ve Ulaşım İlişkisi

Alternatif Yöntem

Soruya 'Hinterland' kavramı üzerinden yaklaşılabilir. Demir yolu olan limanların (Mersin, Samsun vb.) hinterlandı genişken; demir yolu olmayan Trabzon ve Sinop gibi limanların hinterlandı (ulaşım zorluğu nedeniyle) daha dardır.
Tahmini Süre:45s
Soru 117Soru

Türkiye'de Cumhuriyet'in ilanından günümüze kadar geçen süreçte nüfusun yapısı ve uygulanan politikalar üzerine yapılan bir çalışmada aşağıdaki veriler derlenmiştir:

DönemYıllık Nüfus Artış Hızı ()Toplam Nüfus Miktarı (Milyon)
19401940-1945194510,510,518,818,8
19551955-1960196028,528,527,727,7
19801980-1985198524,824,850,650,6

Bu tablo ve Türkiye'nin demografik dönüşüm süreci dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi yanlış bir değerlendirmedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nüfus artış hızının en düşük olduğu 19401940-19451945 döneminde, bir önceki sayım dönemine göre toplam nüfus miktarı azalmıştır.

Cevap

Nüfus artış hızının en düşük olduğu dönemde toplam nüfus miktarının azaldığı yönündeki ifade yanlıştır; çünkü nüfus artış hızı pozitif olduğu sürece nüfus artmaya devam eder.
Türkiye nüfus tarihinde bugüne kadar yapılan hiçbir nüfus sayımında toplam nüfus miktarı bir önceki döneme göre azalmamıştır. Nüfus artış hızı dönem dönem (özellikle II. Dünya Savaşı süreci ve 20202020 sonrası) ciddi düşüşler gösterse de, bu değerler her zaman sıfırın üzerinde gerçekleştiği için toplam nüfus miktarında sürekli bir artış yaşanmıştır. Dolayısıyla artış hızının en düşük olduğu 19401940-19451945 döneminde nüfus azalmamış, sadece bir önceki döneme göre daha yavaş artmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Nüfus artış hızı ve miktar ilişkisini analiz et.
Nüfus artış hızı pozitif (>0>0) olduğu sürece toplam nüfus artar. Azalış olması için hızın negatif olması gerekir.
Artış hızı, mevcut nüfusa eklenen kişi oranını temsil eder.
2
19401940-19451945 dönemi verilerini incele.
Artış hızı 10,510,5‰ (pozitif). Toplam nüfus 18,818,8 milyon.
Hız pozitif olduğu için 19401940 yılındaki nüfusun 18,818,8 milyondan daha az olduğu (yaklaşık 17,817,8 milyon) sonucuna varılır.
3
Kavramsal yanılgıyı tespit et.
Nüfus artış hızının 'azalması', nüfusun 'azalması' ile aynı şey değildir.
Hızın düşmesi artışın yavaşladığını gösterir, nüfusun sayıca azaldığını değil.

Anahtar Kavram

Nüfus Artış Hızı ve Toplam Nüfus Miktarı Arasındaki Fark

Daha Fazla Pratik

Nüfus artış hızı grafiklerini yorumlarken 'sıfır' çizgisinin altına inilip inilmediğine mutlaka dikkat edilmelidir.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 118Soru

Türkiye'de kıyı kesimlerinde deniz balıkçılığı ve kültür balıkçılığı faaliyetlerini yürütmek amacıyla kurulan, genellikle geçici özellik taşıyan köy altı yerleşmesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dalyan

Cevap

Deniz balıkçılığı amacıyla kurulan geçici yerleşme tipi Dalyan'dır.
Dalyan yerleşmesi, Türkiye'de özellikle Ege ve Batı Akdeniz kıyılarında deniz balıkçılığı ve balık üretimi (kültür balıkçılığı) yapmak amacıyla kurulan, balıkçılık faaliyetlerinin yoğunlaştığı dönemlerde kullanılan geçici bir köy altı yerleşme tipidir.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda belirtilen ekonomik faaliyeti analiz etmek.
Temel faaliyetin balıkçılık olduğu belirlenir.
Köy altı yerleşmeleri genellikle yürüttükleri temel ekonomik faaliyetle isimlendirilir.
2
Yerleşmenin sürekliliğini ve konumunu değerlendirmek.
Kıyı bölgelerinde bulunan geçici bir yerleşme tipi aranır.
Dalyanlar, balıkçılık sezonuna bağlı olarak kullanılan geçici barınaklardır.

Anahtar Kavram

Köy altı yerleşmelerinin fonksiyonel sınıflandırması (Balıkçılık - Dalyan)
Tahmini Süre:45s
Soru 119Soru

Türkiye'de yer şekilleri, iklim ve ekonomik faaliyetlerin etkisiyle farklı köy altı yerleşme tipleri ortaya çıkmıştır. Bu yerleşmelerden bir kısmı tarımsal faaliyetlerin ön planda olduğu kalıcı yerleşmelerken, bir kısmı hayvancılığın ön planda olduğu geçici yerleşmelerdir.

Buna göre, özellikle Batı Karadeniz Bölgesi'nde yaygın olan ve birkaç mahallenin birleşmesiyle oluşan kalıcı köy altı yerleşme türü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Divan

Cevap

Batı Karadeniz Bölgesi'nde mahallelerin birleşmesiyle oluşan kalıcı köy altı yerleşmesi Divan'dır.
Divan yerleşmeleri, birkaç mahallenin tek bir muhtarlık altında birleşmesiyle oluşan, tarımsal faaliyetlerin yürütüldüğü ve özellikle Bolu, Sakarya, Sinop, Kastamonu gibi Batı Karadeniz illerinde yaygın olan kalıcı yerleşme tipidir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki anahtar ifadeleri belirleme
Anahtar kelimeler: Kalıcı yerleşme, Batı Karadeniz, mahallelerin birleşmesi.
Soruda istenen yerleşme tipini diğerlerinden ayırt etmek için bölge ve süre bilgisi kritiktir.
2
Yerleşme türlerini sürelerine ve bölgelerine göre analiz etme
Divan ve Mezra kalıcıdır; Yayla, Oba, Kom ve Ağıl ise geçicidir.
Kalıcı ve geçici ayrımı, seçeneklerin çoğunu elemenizi sağlar.
3
Bölgesel eşleştirme yapma
Batı Karadeniz'e özgü olan ve mahalle birleşiminden oluşan yapı Divan'dır.
Mezralar daha çok Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da yaygındır, Divan ise Batı Karadeniz'in karakteristik yerleşmesidir.

Anahtar Kavram

Kalıcı Köy Altı Yerleşmeleri ve Bölgesel Dağılımı

Daha Fazla Pratik

Kalıcı yerleşmelerden olan Mezra ile Divan arasındaki bölgesel farkları inceleyerek bilgilerini pekiştirebilirsin.
Tahmini Süre:45s
Soru 120Soru

Türkiye'nin günümüzdeki nüfus yapısı ve yapısal özellikleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğru bir bilgidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çalışan nüfusun ekonomik faaliyet kollarına göre dağılımında en büyük pay hizmet sektörüne aittir.

Cevap

Türkiye'de çalışan nüfusun sektörel dağılımında en büyük pay hizmet sektörüne aittir.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Türkiye'de çalışan nüfusun sektörel dağılımında hizmet sektörü birinci sırada, sanayi sektörü ikinci sırada ve tarım sektörü üçüncü sırada yer almaktadır. Bu durum modern bir ekonomik yapının temel göstergesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye'nin güncel sektörel istihdam verilerini hatırla.
İstihdamın büyük kısmının hizmet (tertiary) sektöründe olduğu görülür.
Gelişmekte olan ülkelerde sanayileşme ve modernleşme ile hizmet sektörü baskın hale gelir.
2
Kentsel ve kırsal nüfus dengesini kontrol et.
Kentsel nüfusun %90\%90'ın üzerinde olduğu bilgisine ulaşılır.
Sanayileşme ve hizmet sektörünün kentlerde yoğunlaşması göçü ve kentleşmeyi artırmıştır.

Anahtar Kavram

Türkiye'de Nüfusun Sektörel ve Demografik Yapısı
ÖncekiSayfa 6 / 29Sonraki
Türkiye'de Nüfus ve Yerleşme — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 6 | Examkin