Türkiye'de Nüfus ve Yerleşme

563 soru

Soru 81Soru

Türkiye'de köy altı yerleşmelerinin bir kısmı tarımsal faaliyetlerin ön planda olduğu ve yıl boyunca ikamet edilen 'kalıcı' yerleşmelerden oluşurken; bir kısmı ise temel geçim kaynağının hayvancılık olduğu ve sadece yılın belirli dönemlerinde kullanılan 'geçici' yerleşmelerden oluşur. Buna göre, aşağıda verilen köy altı yerleşmesi ve yaygın olarak görüldüğü bölge eşleştirmelerinden hangisinde yerleşmenin geçici karakterde olduğu ve temel ekonomik faaliyetin hayvancılığa dayandığı söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kom - Doğu Anadolu

Cevap

Kom - Doğu Anadolu yerleşmesi geçici statüde olup temel ekonomik faaliyeti hayvancılıktır.
Kom yerleşmesi, özellikle Doğu Anadolu Bölgesi'nde mülkiyeti şahsa ait olan, ailelerin hayvanlarını otlatmak ve barındırmak amacıyla kurduğu, sadece yaz döneminde kullanılan geçici bir köy altı yerleşmesidir. Bu tanım, soruda istenen 'geçici karakter' ve 'hayvancılık faaliyeti' kriterlerini tam olarak karşılamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerdeki yerleşmelerin süreklilik durumlarını (kalıcı/geçici) sınıflandırınız.
Divan, Mezra, Çiftlik ve Mahalle 'kalıcı'; Kom ise 'geçici' yerleşmedir.
Yerleşmenin temelindeki ekonomik faaliyetin sürekliliği, yerleşme süresini belirler.
2
Geçici yerleşmelerin temel ekonomik faaliyetini ve bölgesel dağılımını kontrol ediniz.
Kom yerleşmesi Doğu Anadolu'da hayvancılık amaçlı kurulan geçici bir birimdir.
Yüksek ve engebeli arazilerde hayvancılığın ön planda olması geçici yerleşmeleri (kom, yayla vb.) zorunlu kılar.

Anahtar Kavram

Köy Altı Yerleşmelerinin Süre ve Faaliyet Bakımından Sınıflandırılması

Daha Fazla Pratik

Diğer geçici yerleşmeler olan Yayla, Oba, Ağıl, Dam ve Dalyan'ın bölgesel özelliklerini inceleyiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 82Soru

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Türkiye genelinde nüfusun ortanca yaşı yükselme eğilimindedir. Ancak bu durumun illere göre dağılımı incelendiğinde; Sinop, Kastamonu ve Artvin gibi illerde ortanca yaşın Türkiye ortalamasının çok üzerinde olduğu, Şanlıurfa ve Şırnak gibi illerde ise bu değerin oldukça düşük kaldığı görülmektedir.

Söz konusu illerin demografik ve yapısal özellikleri dikkate alındığında, bu farklılığın nedenleri ve sonuçları hakkında yapılan aşağıdaki yorumlardan hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sinop, Kastamonu ve Artvin gibi illerin Türkiye'nin 'en yaşlı' illeri olması; bu illerin yüksek sanayileşme hızına bağlı olarak yetişkin ve yaşlı nüfus için büyük birer ekonomik cazibe merkezi haline gelmesinin sonucudur.

Cevap

Sinop, Kastamonu ve Artvin gibi illerin yaşlı nüfus oranının yüksek olmasının nedeni bu illerin sanayi merkezi olması değil, tam tersine ekonomik imkanların yetersizliği nedeniyle genç nüfusun bu illerden göç etmesidir.
Sinop, Kastamonu ve Artvin gibi iller Türkiye'nin en çok göç veren illeri arasındadır. Bu illerde genç nüfusun (15-64 yaş arası aktif kesim) eğitim ve iş amacıyla büyük şehirlere göç etmesi, geride kalan nüfusun yaş ortalamasının artmasına (yaşlanmasına) neden olur. Dolayısıyla bu illerin 'yaşlı' olması sanayi merkezi olmalarından değil, göç veren, ekonomik olarak daha az gelişmiş bölgeler olmalarından kaynaklanır.

Adım Adım Çözüm

1
Ortanca yaş kavramını analiz et
Ortanca yaşın yüksek olması nüfusun yaşlandığını, düşük olması ise genç olduğunu gösterir.
Soruda verilen illerin hangi demografik grupta olduğunu belirlemek için bu tanım gereklidir.
2
Bölgesel farklılıkların nedenlerini sorgula
Şanlıurfa ve Şırnak'ta yüksek doğum oranları ortanca yaşı düşürürken; Sinop ve Kastamonu'da hem düşük doğum oranları hem de dışarıya verilen genç göçü ortanca yaşı yükseltmektedir.
Türkiye'deki nüfus hareketlerinin yaş yapısı üzerindeki etkisini anlamak için göç ve doğum dengesi incelenmelidir.
3
Gelişmişlik ve sanayi ilişkisini test et
Türkiye'nin en gelişmiş sanayi merkezleri (İstanbul, Kocaeli, Bursa vb.) yoğun göç aldıkları için aktif (yetişkin) nüfus payları yüksektir ve bu iller Sinop kadar 'yaşlı' değildir.
Sinop ve Artvin gibi illerin sanayi merkezi olduğu varsayımı Türkiye'nin ekonomik coğrafyasıyla çelişir.

Anahtar Kavram

Demografik Yapıda Göç ve Doğumun Ortanca Yaş Üzerindeki Etkisi

İpuçları

1
Bir yerin 'yaşlı' olması için ya çok az bebek doğmalı ya da oradaki gençler başka yere gitmiş olmalıdır.
2
Türkiye'de sanayinin en gelişmiş olduğu İstanbul, İzmir veya Kocaeli gibi iller soruda 'yaşlı' olarak verilen iller arasında mı?
3
Sinop Türkiye'nin en yaşlı ilidir; ancak bunun sebebi sanayi yatırımları değil, dışarıya verilen yoğun göç ve düşük doğum hızıdır.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de nüfusun yaş yapısındaki bu değişimlerin sosyal güvenlik kurumları üzerindeki etkilerini ve 'demografik fırsat penceresi' kavramını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 83Soru

Türkiye'de nüfus artış hızı yıllara göre dalgalanmalar göstermiştir. Aşağıdaki grafikte de görüldüğü üzere, 19401940-19451945 döneminde nüfus artış hızının Cumhuriyet tarihinin en düşük seviyelerinden birine indiği tespit edilmiştir.

Bu dönemde nüfus artış hızının bu denli düşmesinde etkili olan temel faktör aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İkinci Dünya Savaşı nedeniyle erkek nüfusun silah altına alınması

Cevap

Nüfus artış hızındaki düşüşün temel nedeni İkinci Dünya Savaşı nedeniyle erkek nüfusun silah altına alınmasıdır.
İkinci Dünya Savaşı nedeniyle erkek nüfusun silah altına alınması, Türkiye'nin savaşa fiilen girmemesine rağmen büyük bir seferberlik ilan etmesi sonucunda doğmuştur. Bu durum genç nüfusun evlilik ve çocuk sahibi olma planlarını ertelemesine, dolayısıyla nüfus artış hızının Cumhuriyet tarihinin en düşük seviyelerinden birine inmesine neden olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen tarih aralığının (19401940-19451945) tarihsel bağlamını belirlemek.
Bu dönemin II. Dünya Savaşı yıllarına denk geldiği saptanır.
Nüfus değişimleri yaşandığı dönemin siyasi ve askeri olaylarından bağımsız değildir.
2
Savaşın Türkiye'deki sosyal ve demografik etkisini analiz etmek.
Türkiye savaşa girmese de seferberlik ilan ederek genç erkek nüfusu askere almıştır.
Erkek nüfusun uzun süreli seferberlik nedeniyle sosyal hayattan uzak kalması doğrudan doğum oranlarını düşürür.

Anahtar Kavram

Tarihsel olayların (savaş, seferberlik vb.) nüfus artış hızı üzerindeki etkisi
Tahmini Süre:45s
Soru 84Soru

Türkiye'de nüfusun dağılışı üzerinde doğal ve beşerî faktörlerin etkisi bölgelere göre farklılık gösterir. Bu durum, aritmetik ve fizyolojik nüfus yoğunluklarının merkezler arasında çeşitlenmesine neden olur.

- I. Merkez: Toplam nüfusun fazla ve yüz ölçümünün dar olmasına bağlı olarak aritmetik nüfus yoğunluğu çok yüksektir; sanayileşme nedeniyle fizyolojik nüfus yoğunluğu da en yüksek seviyelerdedir.
- II. Merkez: Yer şekillerinin engebeli ve dağlık olması nedeniyle toplam nüfusu azdır, bu yüzden aritmetik nüfus yoğunluğu düşüktür. Ancak tarım alanlarının çok kısıtlı olması nedeniyle fizyolojik nüfus yoğunluğu oldukça yüksektir.

Buna göre, özellikleri verilen merkezler aşağıdakilerin hangisinde doğru eşleştirilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I: İstanbul - II: Hakkâri

Cevap

İlk merkezin İstanbul, ikinci merkezin ise Hakkâri olduğu seçenek doğrudur.
Verilen bilgilere göre, bir merkezde aritmetik yoğunluk düşükken fizyolojik yoğunluğun yüksek olması, o yerin dağlık ve engebeli olduğu için tarım arazilerinin çok dar olduğunu gösterir. Hakkâri bu tanıma tam uyan bir örnektir. İstanbul ise her iki yoğunluk türünde de Türkiye'nin en yüksek değerlerine sahip merkezidir.

Adım Adım Çözüm

1
Aritmetik Nüfus Yoğunluğu (ANY) formülünü analiz et.
ANY=Toplam Nu¨fusYu¨O¨lc¸u¨mu¨ANY = \frac{\text{Toplam Nüfus}}{\text{Yüz Ölçümü}}
Bir yerin toplam nüfusu ile yüz ölçümü arasındaki ilişkiyi anlamak için temel ölçüttür.
2
Fizyolojik Nüfus Yoğunluğu (FNY) formülünü analiz et.
FNY=Toplam Nu¨fusTarım AlanlarıFNY = \frac{\text{Toplam Nüfus}}{\text{Tarım Alanları}}
Nüfusun beslenme potansiyelini ve tarım arazilerinin kısıtlılığını ölçmek için kullanılır.
3
I. Merkezi değerlendir.
Sanayi ve ticaretin merkezi olan İstanbul'da hem nüfusun aşırı fazlalığı hem de yüz ölçümünün küçüklüğü her iki yoğunluğu da Türkiye ortalamasının üzerine çıkarır.
Yüksek ANY ve FNY sanayileşmiş dar alanların özelliğidir.
4
II. Merkezi değerlendir.
Hakkâri, dağlık yapısı nedeniyle tarım arazilerinin en kısıtlı olduğu illerdendir. Toplam nüfusu az olsa da bu paydanın küçüklüğü FNY değerini yükseltir.
Düşük ANY ile yüksek FNY arasındaki fark, yer şekillerinin engebeli ve tarım arazilerinin dar olduğunu kanıtlar.

Anahtar Kavram

Nüfus yoğunluk türlerinin yer şekilleri ve ekonomik faaliyetlerle ilişkisi

İpuçları

1
Fizyolojik nüfus yoğunluğunun paydasında 'tarım arazileri' bulunur; tarım arazisi ne kadar darsa yoğunluk o kadar yüksek çıkar.
2
Hakkâri ve Rize gibi iller dağlık oldukları için tarım arazileri çok dardır, bu da fizyolojik yoğunluğu artırır.

Daha Fazla Pratik

Tarımsal nüfus yoğunluğu ile fizyolojik nüfus yoğunluğu arasındaki farkları ve bunların yer şekilleriyle olan korelasyonunu tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 85Soru

Türkiye'de aritmetik nüfus yoğunluğu; bir yerdeki toplam nüfusun, o yerin yüz ölçümüne bölünmesiyle elde edilen bir veridir. Buna göre; bir şehrin idari sınırları ve yüz ölçümü değişmediği hâlde, aritmetik nüfus yoğunluğunun yıllar içinde artış göstermesi aşağıdakilerden hangisinin arttığının kesin bir kanıtıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toplam nüfus miktarının

Cevap

Toplam nüfus miktarının arttığının kesin bir göstergesidir.
Doğru cevap olan seçenek, yoğunluk formülünün temel bileşeni olan toplam nüfusu ifade eder. Formüle göre, yüz ölçümü sabit olan bir yerin yoğunluğunun artması için pay kısmındaki toplam nüfus miktarının artması zorunludur.

Adım Adım Çözüm

1
Aritmetik nüfus yoğunluğu formülünü hatırla.
Aritmetik Nu¨fus Yog˘unlug˘u=Toplam Nu¨fusYu¨z O¨lc\cu¨mu¨Aritmetik\ Nüfus\ Yoğunluğu = \frac{Toplam\ Nüfus}{Yüz\ Ölçümü}
Yoğunluğu etkileyen değişkenleri belirlemek için formül temel alınmalıdır.
2
Soruda verilen sabitleri ve değişkenleri analiz et.
Yüz ölçümü sabit, yoğunluk artıyor.
Bir rasyonel ifadede sonuç artıyorsa ve payda sabitse, pay kısmındaki değer mutlaka artmış olmalıdır.
3
Sonuca ulaş.
Toplam nüfus miktarı artmıştır.
Formüldeki pay (toplam nüfus) artmadan sonucun (yoğunluk) artması matematiksel olarak mümkün değildir.

Anahtar Kavram

Aritmetik Nüfus Yoğunluğu Bileşenleri

İpuçları

1
Yoğunluk hesabında kullanılan formülü düşün: Nüfus / Yüz Ölçümü.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de aritmetik nüfus yoğunluğunun en yüksek ve en düşük olduğu illeri karşılaştırınız.
Tahmini Süre:45s
Soru 86Soru

Türkiye'de özellikle sanayileşmiş büyük şehirlere doğru gerçekleşen yoğun göçler, bu merkezlerde nüfusun kapasiteyi aşmasına ve çeşitli planlama sorunlarına yol açmaktadır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi bu durumun göç alan şehirlerde ortaya çıkardığı olumsuz sonuçlardan biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Alt yapı ve ulaşım hizmetlerinin yetersiz kalması

Cevap

Alt yapı ve ulaşım hizmetlerinin yetersiz kalması
Şehirlere yapılan yoğun ve kontrolsüz göçler, mevcut şehir planlamasının ve belediye hizmetlerinin bu hıza yetişememesine yol açar. Bu durum özellikle ulaşım ağlarında tıkanmalara, su ve kanalizasyon sistemlerinde yetersizliklere, eğitim ve sağlık hizmetlerinde ise aşırı yoğunluğa neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Göçün yönünü ve etkilediği alanı analiz et.
Göçün kırsal alanlardan şehirlere doğru olduğu ve sorunun 'göç alan' (şehir) merkezindeki etkileri sorduğu belirlendi.
Sorunun odak noktasını (şehir/varış yeri) doğru tespit etmek gerekir.
2
Şehirlerdeki hızlı nüfus artışının fiziki çevre üzerindeki baskısını düşün.
Nüfusun kontrolsüz artmasıyla ulaşım ağlarının yetersiz kalacağı ve kanalizasyon, su gibi altyapı sistemlerinin zorlanacağı anlaşıldı.
Neden-sonuç ilişkisi kurarak mekânsal sorunları belirlemek için.
3
Seçenekleri 'neden' ve 'sonuç' ayrımına göre kontrol et.
Altyapı yetersizliğinin doğrudan bir 'sonuç' olduğu, diğer seçeneklerin ise ya neden ya da alakasız faktörler olduğu görüldü.
Hatalı çıkarımları eleyerek doğru cevabı doğrulamak için.

Anahtar Kavram

İç Göçün Şehirler Üzerindeki Mekânsal Etkileri

İpuçları

1
Gidilen yer olan büyük şehirlerde nüfusun aniden çok fazla arttığını hayal edin.
2
Şehrin yollarının ve belediye hizmetlerinin bu kalabalığa hemen uyum sağlayıp sağlayamayacağını düşünün.

Daha Fazla Pratik

İç göçün göç veren (kırsal) alanlarda yarattığı 'kadın nüfus oranının artması' veya 'tarım topraklarının boş kalması' gibi sonuçları da mutlaka tekrar ediniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 87Soru

Türkiye'de nüfus yoğunlukları üzerine yapılan bir bölgesel analizde, XX ve YY yörelerinin fizyolojik nüfus yoğunluklarının (toplam nüfusun tarım alanlarına oranı) birbirine oldukça yakın olduğu saptanmıştır. Buna karşılık, tarımsal nüfus yoğunluğu (tarımda çalışan nüfusun tarım alanlarına oranı) bakımından XX yöresinin, YY yöresinden belirgin şekilde daha yüksek bir değere sahip olduğu görülmüştür.

Sadece bu bilgiler dikkate alındığında, XX ve YY yöreleri ile ilgili aşağıdaki çıkarımlardan hangisi kesin olarak yapılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: YY yöresinde sanayi ve hizmet sektöründe çalışan nüfus oranının toplam nüfus içindeki payı XX yöresinden daha yüksektir.

Cevap

Y yöresinde sanayi ve hizmet sektöründe çalışan nüfus oranının toplam nüfus içindeki payı X yöresinden daha yüksektir.
Verilen bilgilere göre her iki yörede tarım arazisi başına düşen toplam insan sayısı (FNY) aynıdır. Ancak X yöresinde bu arazilerde çalışan çiftçi sayısı (TNY) daha fazladır. Bu durum, X yöresindeki toplam nüfusun büyük bir kısmının geçimini tarımdan sağladığını, Y yöresinde ise tarım alanlarında daha az insanın çalışmasına rağmen toplam nüfusun fazla olduğunu, yani nüfusun diğer sektörlere (sanayi, ticaret, hizmet) yöneldiğini gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Fizyolojik Nüfus Yoğunluğu (FNY) formülünü analiz et.
FNY=Toplam Nu¨fusTarım AlanlarıFNY = \frac{Toplam\ Nüfus}{Tarım\ Alanları} formülüne göre X ve Y'nin bu oranları eşitse, tarım alanları başına düşen toplam insan sayısının benzer olduğu anlaşılır.
Soruda her iki yörenin FNY değerlerinin yakın olduğu belirtilmiştir.
2
Tarımsal Nüfus Yoğunluğu (TNY) formülünü analiz et.
TNY=Tarımla Ug˘ras\can Nu¨fusTarım AlanlarıTNY = \frac{Tarımla\ Uğraşan\ Nüfus}{Tarım\ Alanları} formülüne göre paydalar (tarım alanları) benzer olsa da, pay kısmındaki 'Tarımla Uğraşan Nüfus' X yöresinde daha fazladır.
Soruda X'in TNY değerinin Y'den yüksek olduğu belirtilmiştir.
3
İki yoğunluk türünü birbirine oranlayarak ekonomik yapı çıkarımı yap.
TNYFNY=Tarımla Ug˘ras\can Nu¨fusToplam Nu¨fus\frac{TNY}{FNY} = \frac{Tarımla\ Uğraşan\ Nüfus}{Toplam\ Nüfus} oranına ulaşılır. Bu oran X'te yüksek, Y'de ise düşüktür.
Her iki formülde de payda 'Tarım Alanları' olduğu için oranlama yapıldığında bu alanlar birbirini götürür.
4
Sonuçlandır.
Y yöresinde toplam nüfus içindeki tarım çalışanı oranı düşükse, geriye kalan nüfusun sanayi ve hizmet gibi tarım dışı sektörlerde çalıştığı sonucuna ulaşılır.
Ekonomik faaliyetlerin sektörel dağılımı toplam nüfusun çalışma alanlarına göre belirlenir.

Anahtar Kavram

Nüfus Yoğunluğu Türleri ve Ekonomik Yapı İlişkisi
Soru 88Soru

Türkiye'de kentsel yerleşmelerin fonksiyonel özellikleri incelendiğinde; bazı illerin merkez yerleşmeleri ile bu illere bağlı ilçeler arasında belirgin bir fonksiyonel farklılaşma olduğu görülmektedir. Özellikle kıyı kuşağında yer alan bazı illerimizde, il merkezi sahip olduğu idari ve eğitim fonksiyonlarıyla ön plana çıkırken, bu illere bağlı ilçeler ise uluslararası düzeyde tanınmış turizm merkezleri haline gelmiştir.

Aşağıdaki tabloda bazı şehir tiplemelerinin merkez ve ilçe fonksiyonları eşleştirilmiştir:

Şehir Tipiİl Merkezinin Baskın Fonksiyonuİlçelerinin Baskın Fonksiyonu
Iİdari - EğitimSanayi
IIİdari - EğitimTurizm
IIILiman - SanayiTarım
IVMaden - SanayiHayvancılık
VUlaşım - TicaretMaden

Buna göre, tablodaki şehir tiplerinden hangisi Muğla ilinin kentsel fonksiyonel yapısını en doğru şekilde yansıtmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II

Cevap

Muğla ilinin fonksiyonel yapısını en doğru yansıtan seçenek II numaralı 'İdari - Eğitim' ve 'Turizm' eşleştirmesidir.
Muğla şehri, Türkiye'de il merkezi ile ilçeleri arasındaki fonksiyonel kopukluğun en bariz örneğidir. İl merkezi olan Menteşe ilçesi, denizden içeride yer alıp Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi'nin etkisiyle eğitim ve valilik gibi kurumlarla idari bir kimlik taşırken; kıyı şeridindeki ilçeler (Bodrum, Marmaris vb.) tamamen turizm odaklı gelişmiştir. Bu durum tabloda II numaralı satırda doğru şekilde eşleştirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Muğla il merkezinin coğrafi konumu ve fonksiyonunu analiz etme
Muğla il merkezi (Menteşe), deniz kıyısından yaklaşık 20 km içeride yer alır. Temel fonksiyonu valilik gibi idari birimler ve üniversite (eğitim) faaliyetleridir.
Bir kentin temel fonksiyonunu belirlemek için o kentin en çok istihdam sağlayan ve kentsel kimliğini oluşturan sektörü tespit etmek gerekir.
2
Muğla'ya bağlı ilçelerin fonksiyonlarını analiz etme
Bodrum, Marmaris, Fethiye ve Datça gibi ilçeler, kıyı turizmi, yat turizmi ve kültürel turizm fonksiyonlarıyla dünya çapında tanınmaktadır.
Bazı illerde ilçe fonksiyonları, il merkezinin fonksiyonel kimliğinin önüne geçebilmektedir.
3
Tablodaki verilerle Muğla'nın özelliklerini eşleştirme
İl merkezinin 'İdari - Eğitim', ilçelerin ise 'Turizm' olduğu II numaralı satır Muğla'yı temsil etmektedir.
Verilen bilgiler ışığında Muğla, merkez ile ilçeler arasındaki en belirgin fonksiyonel farka sahip illerimizden biridir.

Anahtar Kavram

Şehirlerin Fonksiyonel Sınıflandırılması
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 89Soru

Türkiye'de köy altı yerleşmeleri; kuruldukları arazinin yapısına, yerleşme süresine ve temel ekonomik faaliyet türüne göre 'kalıcı' veya 'geçici' olarak sınıflandırılır. Tarımsal faaliyetlerin yoğunlaştığı ve mülkiyetin belirgin olduğu alanlarda yerleşmeler genellikle kalıcı bir nitelik kazanır.

Buna göre, aşağıdaki eşleştirmelerden hangisinde verilen yerleşmelerin her ikisi de temel ekonomik fonksiyonu tarım olan kalıcı yerleşmeler arasında yer alır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Divan - Mezra

Cevap

Divan ve mezra yerleşmelerinin her ikisi de temel ekonomik fonksiyonu tarım olan kalıcı yerleşmelerdir.
Divan ve Mezra yerleşmelerinin her ikisi de mülkiyetin sahipli olduğu, temel geçim kaynağının tarım (ve kısmen hayvancılık) olduğu ve insanların yılın tamamını geçirdiği kalıcı yerleşme tipleridir. Divan yerleşmesi özellikle Batı Karadeniz'de birkaç mahallenin birleşmesiyle oluşurken, Mezra yerleşmesi Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da yaygındır.

Adım Adım Çözüm

1
Köy altı yerleşmelerini sürekliliklerine göre gruplandır.
Kalıcı yerleşmeler: Mahalle, Divan, Mezra, Çiftlik. Geçici yerleşmeler: Yayla, Kom, Ağıl, Oba, Dam, Dalyan.
Yerleşmenin temel ekonomik fonksiyonu (tarım vs. hayvancılık) yerleşme süresini belirler.
2
Seçeneklerdeki eşleştirmeleri bu sınıflandırmaya göre analiz et.
Sadece Divan ve Mezra ikilisi tamamen kalıcı yerleşmeler grubunda yer alır.
Divan (özellikle Batı Karadeniz'de) ve Mezra (Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da) tarımsal üretimin sürekliliği nedeniyle kalıcıdır.

Anahtar Kavram

Türkiye'de Köy Altı Yerleşmelerinin Sınıflandırılması

Daha Fazla Pratik

Divan yerleşmelerinin en yaygın görüldüğü coğrafi bölümü ve mezraların neden Doğu Anadolu'da yoğunlaştığını inceleyiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 90Soru

Türkiye'de 19271927 yılında yapılan ilk genel nüfus sayımından günümüze kadar geçen süreçte, nüfusun özellikleri ve uygulanan nüfus politikaları çeşitli aşamalardan geçmiştir. Bu süreçteki değişimler göz önüne alındığında, aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nüfus artış hızının binde sıfırın (00) altına düşmemesi nedeniyle toplam nüfus miktarı sürekli artmıştır.

Cevap

Nüfus artış hızının binde sıfırın (00) altına düşmemesi nedeniyle toplam nüfus miktarının sürekli artması
Türkiye'de nüfus artış hızı yılları arasında dalgalanmalar gösterse de hiçbir zaman binde sıfırın (00) altına inmemiştir. Bir ülkede nüfus artış hızı pozitif değerlerde kaldığı sürece, artış hızı azalsa bile toplam nüfus miktarı sayısal olarak artmaya devam eder. Bu nedenle Türkiye'nin toplam nüfusu 19271927'den günümüze her sayım döneminde bir önceki döneme göre artış göstermiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Nüfus artış hızı ile toplam nüfus miktarı arasındaki ilişkiyi analiz etmek
Nüfus artış hızı pozitif (0'ın üzerinde) olduğu sürece toplam nüfus miktarı her sayım döneminde artmaya devam eder.
Nüfus artış hızı, mevcut nüfusa eklenen yeni kişi oranını temsil eder; bu oran düşse bile pozitif olduğu müddetçe toplama yeni bireyler eklenmeye devam eder.
2
Türkiye'nin tarihsel nüfus verilerini ve artış hızı değişimlerini değerlendirmek
Türkiye'de 19271927 yılından itibaren yapılan hiçbir nüfus sayımında artış hızı eksiye düşmemiş, her dönemde nüfusa yeni bireyler eklenmiştir.
Doğumların ölümlerden fazla olması ve dış göçlerin net etkisi sonucunda nüfusta sayısal bir azalma hiçbir zaman yaşanmamıştır.

Anahtar Kavram

Nüfus Artış Hızı ve Nüfus Miktarı İlişkisi
Tahmini Süre:45s
Soru 91Soru

Türkiye'de iç göç hareketleri, hem göç veren kırsal alanlarda hem de göç alan kentsel merkezlerde mekânsal ve sosyo-ekonomik dengeleri köklü bir şekilde değiştirmektedir. Buna göre, yoğun bir göç süreci değerlendirildiğinde aşağıdakilerden hangisi, göçün hem gerçekleştiği (göç alan) hem de kaynaklık ettiği (göç veren) yerler için ortak bir "kapasite yönetimi" sorunu olarak nitelendirilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eğitim, sağlık ve altyapı gibi kamu hizmetlerinin kullanımında (aşırı yığılma veya atıl kapasite oluşumu) verimlilik dengesizliklerinin yaşanması

Cevap

Kamu hizmetlerinin ve altyapının kapasite kullanımında (aşırı yüklenme veya atıl kapasite) verimlilik dengesizliklerinin yaşanması
İç göç, nüfusun mekânsal dağılımını hızla değiştirdiği için hem göç alan hem de göç veren yerlerde planlanan kamu hizmetlerinin dengesini bozar. Göç alan yerlerde mevcut okullar, hastaneler ve yollar artan nüfusa yetmezken (aşırı yüklenme); göç veren yerlerde bu hizmetler nüfus azlığı nedeniyle kapasitesinin çok altında kalır (atıl kapasite). Her iki durum da kamu kaynaklarının birim maliyetini artıran ve verimliliği düşüren ortak bir yönetimsel sorundur.

Adım Adım Çözüm

1
Göç alan yerlerdeki durumu analiz etme
Hızlı nüfus artışı nedeniyle okullar, hastaneler ve ulaşım ağları mevcut kapasitesinin üzerinde zorlanır (aşırı yüklenme).
Mekânsal planlamanın nüfus artış hızına yetişememesi.
2
Göç veren yerlerdeki durumu analiz etme
Nüfusun azalmasıyla birlikte mevcut yol, okul ve sağlık ocağı gibi yatırımlar az sayıda kişiye hizmet verir hale gelir (atıl kapasite).
Yatırımın sabit kalmasına karşın kullanıcı kitlesinin bölgeyi terk etmesi.
3
Ortak paydayı belirleme
Her iki uçta da kamu kaynaklarının (yatırımların) verimli bir şekilde kullanılamaması sorunu ortaya çıkar.
Göçün nüfus dağılımında yarattığı ani asimetrinin yönetimsel planlamayı bozması.

Anahtar Kavram

Göçün Mekânsal ve Kamu Yatırımları Üzerindeki Etkisi

İpuçları

1
Göçün sadece gittiği yerdeki değil, terk ettiği yerdeki etkilerini de düşünmelisiniz.
2
Bir okulun 5050 kişilik sınıflarla dolup taşması ile 55 kişilik sınıflarla boş kalması, kaynak kullanımı açısından benzer bir verimlilik sorunu yaratır.

Daha Fazla Pratik

Göç veren yerlerdeki demografik yaşlanmanın sosyal güvenlik sistemi üzerindeki uzun vadeli etkilerini araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 92Soru

Türkiye'nin büyük metropollerinde yaşanan kentsel yayılma ve sanayi faaliyetlerinin desantralizasyonu (merkez dışına kayması), ana merkeze yakın konumdaki bazı yerleşmelerin fonksiyonel kimliğini temelden değiştirmiştir. Bu yerleşmeler, zamanla metropoliten alanın sanayi ve lojistik yükünü üstlenen birer 'uydu sanayi kenti' özelliğine bürünmüş; idari sınırları aşan bir kentsel bütünleşme sürecine girmişlerdir.

Buna göre, aşağıda verilen yerleşme çiftlerinden hangisi, sırasıyla İstanbul ve İzmir metropoliten alanlarının fonksiyonel birer uzantısı olarak gelişen kentsel merkezlere en iyi örnektir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çorlu - Torbalı

Cevap

İstanbul ve İzmir metropoliten alanlarının fonksiyonel uzantısı olarak gelişen yerleşme çifti Çorlu ve Torbalı'dır.
Doğru cevap olan yerleşme çiftinde, ilk merkez İstanbul metropolünün Avrupa yakasındaki sanayi yükünü Tekirdağ üzerinden devralan devasa bir sanayi odağıdır. İkinci merkez ise İzmir'in güney aksında, hem ulaşım kolaylığı hem de geniş arazileri sayesinde İzmir sanayisinin lojistik ve üretim üssü haline gelmiş bir ilçedir. Her iki merkez de bağlı oldukları il merkezlerinden bağımsız, ana metropolle bütünleşik bir fonksiyonel kimliğe sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Metropoliten desantralizasyon kavramını analiz etme
Büyük şehirlerdeki (İstanbul, İzmir vb.) sanayi alanlarının, artan maliyetler ve yer darlığı nedeniyle çevre illerdeki uygun alanlara kayması sürecidir.
Soruda istenen 'uydu sanayi kenti' oluşumunun temel mantığını anlamak için bu kavram gereklidir.
2
İstanbul'un desantralizasyon akslarını belirleme
Doğuda Kocaeli (Gebze, Çayırova) ve batıda Tekirdağ (Çorlu, Çerkezköy) aksları İstanbul sanayisinin ana yayılma alanlarıdır.
İstanbul için doğru uydu merkezi eşleştirmesini yapmak için gereklidir.
3
İzmir'un desantralizasyon akslarını belirleme
Kuzeyde Aliağa-Menemen, doğuda Kemalpaşa ve güneyde Torbalı-Menderes aksları İzmir sanayisinin ana yayılma alanlarıdır.
İzmir için doğru uydu merkezi eşleştirmesini yapmak için gereklidir.
4
Eşleştirmeleri karşılaştırarak doğru seçeneği belirleme
Çorlu (İstanbul aksı) ve Torbalı (İzmir aksı) eşleşmesi sorudaki kriterleri tam olarak karşılamaktadır.
Seçenekler arasında metropol-uydu kent ilişkisini doğru kuran tek çift budur.

Anahtar Kavram

Metropoliten Desantralizasyon ve Uydu Sanayi Kentleri

İpuçları

1
Bu şehirler genellikle bir ilin merkezi değil, çok gelişmiş büyük ilçeleridir.
2
İstanbul'un Avrupa yakasındaki sanayi baskısını kim üstleniyor? İzmir'in güneyindeki sanayi koridoru nerede?
3
Bir tanesi Tekirdağ'ın en büyük ilçesiyken, diğeri İzmir'in Aydın yolu üzerindeki sanayi devidir.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'deki diğer büyük metropollerin (Ankara, Bursa, Adana) benzer uydu kentlerini (Kazan, İnegöl, Ceyhan gibi) inceleyerek fonksiyonel benzerlikleri karşılaştırınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 93Soru

Türkiye'de kentsel yerleşmelerin büyümesinde ve gelişiminde etkili olan temel faktörler, o şehrin fonksiyonel kimliğini belirler. Bazı şehirlerin mekânsal organizasyonunda üniversitelerin varlığı, bilimsel faaliyetlerin yoğunluğu ve öğrenci nüfusunun sosyal yaşam üzerindeki etkisi birincil derecede önemlidir. Bu tür merkezler 'eğitim şehirleri' olarak adlandırılmaktadır.

Buna göre, aşağıdaki şehirlerden hangisi 'eğitim' fonksiyonunun baskın olduğu kentsel yerleşmelere örnek gösterilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eskişehir

Cevap

Eğitim fonksiyonunun en belirgin olduğu şehir Eskişehir'dir.
Eskişehir, Türkiye'de 'öğrenci şehri' denildiğinde akla gelen ilk merkezdir. Anadolu Üniversitesi ve Eskişehir Osmangazi Üniversitesi gibi büyük kurumların şehir ekonomisine, sosyal yapısına ve fiziksel büyümesine olan katkısı, bu şehri saf bir 'eğitim şehri' kategorisine sokmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Şehir fonksiyonu kavramını analiz etme
Bir şehrin gelişimini sağlayan temel ekonomik veya sosyal faaliyet tespit edilir.
Soruda istenen 'eğitim' fonksiyonunun hangi kriterlere dayandığını anlamak gerekir.
2
Seçeneklerdeki şehirlerin baskın faaliyetlerini değerlendirme
Zonguldak ve Batman maden; Rize ve Aydın tarım şehirleri olarak sınıflandırılırken, Eskişehir üniversiteleriyle öne çıkar.
Her şehrin kendine has gelişim dinamiği (maden, tarım, eğitim vb.) farklıdır.
3
Eğitim fonksiyonuna en uygun merkezi seçme
Anadolu ve Osmangazi üniversiteleri ile 'öğrenci şehri' kimliği kazanan Eskişehir doğru cevap olarak belirlenir.
Eğitim faaliyetlerinin kentsel dokuyu en çok etkilediği merkez Eskişehir'dir.

Anahtar Kavram

Şehirlerin Fonksiyonel Sınıflandırılması

İpuçları

1
Bu şehir Türkiye'de 'öğrenci dostu şehir' olarak bilinir.
2
İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan bu merkezde iki büyük devlet üniversitesi bulunur.
3
Porsuk Çayı etrafında gelişen sosyal yaşamı ve üniversite kampüsleriyle ünlü merkezimizi düşünün.

Daha Fazla Pratik

Diğer şehir fonksiyonlarını (İdari: Ankara, Ticaret: İstanbul, Turizm: Antalya) tekrar ederek bilgilerini pekiştirebilirsin.
Tahmini Süre:30s
Soru 94Soru

Türkiye'nin demografik dönüşüm sürecini ve nüfusun son kırk yıllık yapısal değişimini inceleyen bir araştırmacı, aşağıdaki karşılaştırmalı tabloyu oluşturmuştur:

Yapısal Gösterge19801980 Yılı20232023 Yılı
0140-14 Yaş Grubu Payı (×\times)%37,7\%37,7%21,4\%21,4
65+65+ Yaş Grubu Payı (×\times)%4,7\%4,7%10,2\%10,2
Ortanca Yaş19,019,034,034,0
Okuryazarlık Oranı%67,5\%67,5%97,6\%97,6

Tablodaki veriler ve Türkiye'nin güncel demografik eğilimleri dikkate alındığında, nüfusun yapısal özellikleri ile ilgili aşağıdaki çıkarımlardan hangisi kesinlikle doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doğum oranlarındaki azalma ve ortalama yaşam süresinin uzaması, Türkiye’nin demografik yapısını genç bir profilden hızla yaşlanan bir profile doğru evrilmiştir.

Cevap

Doğum oranlarındaki azalma ve yaşam süresinin uzamasıyla birlikte Türkiye'nin demografik yapısı yaşlanan bir profile evrilmiştir.
Veriler incelendiğinde çocuk nüfus oranının yaklaşık yarı yarıya azaldığı, yaşlı nüfus oranının ise iki katından fazla arttığı görülmektedir. Ortanca yaşın 1919'dan 3434'e çıkması, Türkiye'nin 'genç nüfus' kategorisinden çıkıp 'yaşlı nüfus' kategorisine hızla yaklaştığını ve demografik bir dönüşüm yaşadığını kesin olarak kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Yaş grubu verilerini karşılaştır
0140-14 yaş grubunun payının %37,7\%37,7'den %21,4\%21,4'e düştüğü, 65+65+ yaş grubunun ise %4,7\%4,7'den %10,2\%10,2'ye çıktığı görülmektedir.
Nüfusun gençlik veya yaşlılık durumunu belirleyen temel göstergeler bu oranlardır.
2
Ortanca yaş değişimini analiz et
Ortanca yaş 1919'dan 3434'e yükselmiştir.
Ortanca yaşın yükselmesi, doğumların azaldığını ve nüfusun yaşlandığını teyit eden en güçlü kanıttır.
3
Genel yapısal çıkarım yap
Türkiye, 'genç nüfus' aşamasından 'olgun/yaşlı nüfus' aşamasına geçiş yapan bir demografik dönüşüm içerisindedir.
Veriler, gelişmişlik düzeyine paralel olarak demografik bir olgunlaşmayı işaret etmektedir.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin Demografik Dönüşümü ve Yaşlanan Nüfus Yapısı

Alternatif Yöntem

Bağımlılık oranı hesabı yaparak (014+65+0-14 + 65+) toplam bağımlılığın azaldığını bulup, oradan 156415-64 yaş grubunun (aktif nüfus) payının arttığını teyit edebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 95Soru

Türkiye'nin demografik dönüşüm süreci; çocuk nüfus oranındaki azalma ve yaşlı nüfus oranındaki artışın eş zamanlı yaşandığı, ancak bu iki grubun toplam bağımlılık üzerindeki etkilerinin farklılaştığı kritik bir evrededir. 'Demografik fırsat penceresi' olarak tanımlanan bu süreçte, çalışma çağı nüfusunun toplam nüfus içindeki payı stratejik bir öneme sahiptir.

Buna göre, Türkiye'nin güncel nüfus yapısının yapısal özellikleri ve bu yapının sosyo-ekonomik yansımalarıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çocuk bağımlılık oranındaki gerilemenin hızı, yaşlı bağımlılık oranındaki artış hızından yüksek olduğu için toplam bağımlılık yükü bir süre daha düşük kalarak ekonomik üretim potansiyelini desteklemektedir.

Cevap

Çocuk bağımlılık oranındaki düşüşün yaşlı bağımlılık oranındaki artıştan daha baskın olması nedeniyle toplam bağımlılık oranının düşük seyretmesi ve ekonomik üretim potansiyelinin desteklenmesi
Türkiye güncel olarak demografik geçiş sürecinin son evrelerine yaklaşmaktadır. Bu evrede, geçmişteki yüksek doğurganlığın sonucu olan geniş genç nüfus çalışma çağına (156415-64) girmiş, güncel doğurganlık ise düştüğü için bakılmakla yükümlü olunan çocuk sayısı azalmıştır. Yaşlı nüfus artsa da henüz bu artış toplam bağımlılık yükünü zirveye taşıyacak boyuta ulaşmamıştır. Bu durum, çalışan nüfusun omuzundaki toplam yükün hafiflediği ve ekonomik üretim potansiyelinin en yüksek olduğu 'fırsat penceresini' oluşturmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye'nin yaş grupları dağılımını analiz etme
Çocuk nüfus (0140-14) oranı azalırken, yaşlı nüfus (65+65+) oranı artmakta; ancak çalışma çağı nüfusu (156415-64) hala en yüksek paya (%65\%65 ve üzeri) sahiptir.
Demografik dönüşümün hangi aşamasında olduğumuzu belirlemek için.
2
Bağımlılık oranları arasındaki ilişkiyi kurma
Çocuk bağımlılık oranı (çocuk/çalışan) düşerken yaşlı bağımlılık oranı (yaşlı/çalışan) yükselmektedir.
Toplam bağımlılık yükünün nasıl değiştiğini anlamak için.
3
'Demografik Fırsat Penceresi' kavramını uygulama
Türkiye'de çocuk nüfustaki azalma hızı yaşlı nüfustaki artıştan daha yüksek olduğu için toplam bağımlılık oranı minimum seviyelerde kalmaktadır.
Bu durumun ekonomik büyüme için sunduğu avantajı (üretken nüfusun fazlalığı) teyit etmek için.

Anahtar Kavram

Demografik Fırsat Penceresi ve Bağımlılık Oranı Kompozisyonu
Soru 96Soru

Türkiye'de köy altı yerleşmeleri; ekonomik faaliyetlerin niteliği ve yerleşme süresine göre "kalıcı" ve "geçici" yerleşmeler olarak iki gruba ayrılır. Bazı yerleşmelerde tarım ve hayvancılık faaliyetleri yıl boyunca sürdürülürken, bazılarında ise sadece belirli mevsimlerde hayvancılık yapılır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Türkiye'deki "kalıcı" kırsal yerleşmeler arasında yer alır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mezra

Cevap

Mezra, Türkiye'deki kalıcı köy altı yerleşmelerinden biridir.
Mezra yerleşmeleri; özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde görülen, bir veya birkaç aileye ait olan, tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin yıl boyu kesintisiz sürdürüldüğü kalıcı köy altı yerleşmeleridir. Mahalle, Divan ve Çiftlik ile birlikte bu grupta yer alır.

Adım Adım Çözüm

1
Köy altı yerleşmelerini süreklilik bakımından sınıflandır.
Kalıcı yerleşmeler: Mahalle, Divan, Mezra, Çiftlik. Geçici yerleşmeler: Yayla, Kom, Oba, Dam, Ağıl, Bağ evi.
Soruda istenen 'kalıcı' olma kriterini belirlemek için genel sınıflandırmayı bilmek gerekir.
2
Seçeneklerdeki yerleşme tiplerini bu sınıflandırmaya göre kontrol et.
Mezra seçeneği kalıcı grubunda yer alırken; Yayla, Oba, Kom ve Ağıl geçici grubunda yer alır.
Her bir yerleşme tipinin kullanım süresini ve ekonomik amacını analiz ederek doğru sonuca ulaşılır.

Anahtar Kavram

Türkiye'deki köy altı yerleşmelerinin kalıcı (Mezra, Divan vb.) ve geçici (Yayla, Oba vb.) olarak ayrılması.
Tahmini Süre:45s
Soru 97Soru

Türkiye'de 19601960'lı yıllarda 66 seviyesinde olan toplam doğurganlık hızı, 20002000'li yılların başında 2,12,1 olan "yenilenme eşiği" seviyesine gerilemiş, günümüzde ise bu eşiğin belirgin şekilde altına düşmüştür.

Nüfus politikalarında doğurganlığı artırıcı önlemlerin tekrar gündeme gelmesine zemin hazırlayan bu demografik değişimin, Türkiye'nin gelecekteki sosyo-ekonomik yapısı üzerinde oluşturabileceği en temel risk aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çalışma çağındaki aktif nüfusun payının azalarak iş gücü piyasasında daralma ve üretim kaybı yaşanması

Cevap

Çalışma çağındaki aktif nüfusun payının azalarak iş gücü piyasasında daralma ve üretim kaybı yaşanması
Toplam doğurganlık hızının 2,12,1 olan yenilenme eşiğinin altına düşmesi, Türkiye'nin demografik bir dönüşüm sürecine girdiğini gösterir. Bu durumun en temel ve doğrudan riski, nüfusun yaşlanmasıyla birlikte çalışma çağındaki (1515-6464 yaş arası) aktif nüfusun payının küçülmesidir. Aktif nüfusun azalması, iş gücü piyasasında arz eksikliğine, üretim verimliliğinin düşmesine ve emekli/yaşlı nüfusa bakmakla yükümlü olan çalışan kesimin üzerindeki ekonomik yükün (sosyal güvenlik harcamaları) artmasına neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Demografik veriyi analiz etmek
Toplam doğurganlık hızının 2,12,1 (yenilenme eşiği) altına düştüğü tespit edilir.
Yenilenme eşiği, bir nüfusun miktarını koruyabilmesi için gerekli minimum doğurganlık seviyesidir.
2
Yaş yapısındaki değişimi öngörmek
Düşük doğurganlık, çocuk ve genç nüfus oranının azalmasına, yaşlı nüfus oranının artmasına (nüfusun yaşlanması) yol açar.
Yeni doğumların azalması, nüfus piramidinin tabanının daralması anlamına gelir.
3
Ekonomik riskleri değerlendirmek
Genç nüfusun azalması, gelecekte çalışma çağına (1515-6464 yaş) girecek kişi sayısının azalması demektir.
İş gücü arzındaki daralma, üretim kapasitesini sınırlar ve yaşlı bağımlı nüfusun sosyal güvenlik yükünü artırır.

Anahtar Kavram

Demografik Dönüşüm ve Nüfus Yaşlanması
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 98Soru

Türkiye’de kırsal yerleşmelerin dokusunu (toplu veya dağınık) şekillendiren temel faktörler yer şekillerinin engebe durumu ve su kaynaklarının ulaşılabilirliğidir. Ancak yerleşmenin "kalıcı" veya "geçici" olarak nitelendirilmesi, doğrudan o yerleşmedeki birincil ekonomik faaliyetin niteliği ile ilişkilidir.

Aşağıdaki tabloda üç farklı kırsal alanın coğrafi özellikleri ve temel ekonomik yapıları verilmiştir:

BölgeYer ŞekilleriSu KaynaklarıTemel Ekonomik Faaliyet
IIEngebeliBolHayvancılık
IIIISadeKısıtlıTarım
IIIIIIEngebeliKısıtlıTarım

Buna göre; bölgelerde görülmesi beklenen yerleşme dokuları ve yerleşme sürekliliği dikkate alındığında, aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi bu bölgelerin coğrafi karakterine en uygundur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II: Dağınık - Geçici; IIII: Toplu - Kalıcı; IIIIII: Toplu - Kalıcı

Cevap

Birinci bölge için dağınık ve geçici, ikinci bölge için toplu ve kalıcı, üçüncü bölge için ise toplu ve kalıcı eşleştirmesi doğrudur.
Doğru seçenekte sunulan analiz, Türkiye coğrafyasındaki temel kuralı yansıtmaktadır: Dağınık yerleşme için hem engebe hem de bol su şarttır (Doğu ve Batı Karadeniz örneği). Toplu yerleşme için ise ya arazi sadedir ya da su kaynakları çok kısıtlıdır (İç ve Güneydoğu Anadolu örneği). Yerleşmenin kalıcılığı ise tarımsal faaliyetle (mezra, mahalle, divan, çiftlik) doğrudan ilintilidir; hayvancılık ise çoğunlukla geçici (yayla, kom, oba) yerleşmeleri doğurur.

Adım Adım Çözüm

1
Yerleşme dokusunu analiz etme
I. Bölge (Engebeli+Bol Su) = Dağınık; II. Bölge (Sade+Kısıtlı Su) = Toplu; III. Bölge (Engebeli+Kısıtlı Su) = Toplu
Su kaynaklarının kısıtlı olduğu bölgelerde, yer şekilleri engebeli olsa bile insanlar suyun bulunduğu noktada toplandığı için su kaynağı, yerleşme dokusunda yer şekillerinden daha belirleyicidir.
2
Yerleşme sürekliliğini analiz etme
I. Bölge (Hayvancılık) = Geçici; II. Bölge (Tarım) = Kalıcı; III. Bölge (Tarım) = Kalıcı
Tarım faaliyetleri toprağın işlenmesi ve ürünün beklenmesi nedeniyle yıl boyu ikameti (kalıcı) gerektirirken, mera/yayla hayvancılığı mevsimsel otlak takibine dayandığı için geçici nitelik taşır.
3
Sentez yapma
I: Dağınık-Geçici, II: Toplu-Kalıcı, III: Toplu-Kalıcı
Her iki kriterin çakıştığı tek seçenek doğru yanıtı verir.

Anahtar Kavram

Kırsal yerleşme dokusunda su kaynaklarının ve yer şekillerinin etkileşimi; yerleşme süresinde ise ekonomik faaliyetin belirleyiciliği.

Daha Fazla Pratik

Divan ve mezra yerleşmelerinin dokusal ve ekonomik benzerlikleri ile farklarını araştırınız.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 99Soru

Türkiye'de iç göçler, genellikle ekonomik ve sosyal nedenlerle kırsal alanlardan kentsel alanlara doğru gerçekleşmektedir. Bu hareketlilik, hem göçün başladığı kırsal yerleşimlerde hem de göçün ulaştığı şehir merkezlerinde çeşitli sonuçlara yol açmaktadır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi göç veren bir yerleşim biriminde ortaya çıkması beklenen durumlardan biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Genç nüfusun azalmasına bağlı olarak yaşlı nüfus oranının artması

Cevap

Genç nüfusun azalmasına bağlı olarak yaşlı nüfus oranının artması seçeneği, göç veren kırsal yerleşimlerde görülen temel demografik sonuçlardan biridir.
Göç hareketleri genellikle çalışma çağındaki (genç ve dinamik) nüfus tarafından gerçekleştirilir. Bu nüfusun kırsal bölgeleri terk etmesi, geride kalan nüfusun yaş ortalamasının yükselmesine ve toplam nüfus içindeki yaşlı oranının artmasına neden olur. Bu durum, göç veren bölgelerin en belirgin demografik sonucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Göç eden nüfusun yapısını belirlemek.
Göç hareketine katılan nüfusun büyük çoğunluğu 156415-64 yaş grubundaki aktif ve dinamik nüfustur.
İş imkanları ve eğitim arayışı gibi nedenlerle genellikle genç nüfus hareket halindedir.
2
Göçün kaynak bölgedeki (kırsal alan) etkisini analiz etmek.
Gençlerin bölgeyi terk etmesiyle toplam nüfus azalır ve kalan nüfus içinde yaşlıların payı artar.
Dinamik nüfusun kaybı, bölgedeki nüfus piramidinin şeklini ve yaş ortalamasını değiştirir.
3
Seçenekleri karşılaştırarak göç alan ve veren yer ayrımını yapmak.
Diğer seçeneklerin tamamı şehirlerdeki nüfus artışının (göç almanın) olumsuz sonuçlarını tanımlamaktadır.
Hizmet yetersizliği ve çarpık kentleşme, nüfus birikmesinin bir sonucudur.

Anahtar Kavram

Göçün Mekânsal ve Demografik Sonuçları
Soru 100Soru

Türkiye'de Cumhuriyet'in ilanından 19651965 yılına kadar geçen süreçte, nüfus miktarını artırmaya yönelik "pronatalist" (nüfus artışını destekleyici) politikalar izlenmiştir.

Aşağıdakilerden hangisi, bu dönemde nüfus artış hızının yükseltilmek istenmesinin temel gerekçelerinden biri olarak gösterilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ülkenin savunma gücünü ve kalkınma için gerekli iş gücü ihtiyacını karşılamak

Cevap

Ülkenin savunma gücünü ve kalkınma için gerekli iş gücü ihtiyacını karşılamak
Cumhuriyet'in ilk yıllarında Türkiye, uzun savaş yıllarının ardından azalan nüfusunu toparlamak zorundaydı. Bu dönemde nüfusun sayıca fazla olması; hem ordunun savunma kapasitesini artırmak hem de tarım ve sanayi gibi alanlarda ihtiyaç duyulan temel iş gücünü sağlamak için en önemli güç kaynağı olarak görülmüştür. Bu nedenle çok çocuklu aileler ödüllendirilmiş ve nüfus artışı teşvik edilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Dönem tespiti yapılması
19231923-19651965 dönemi popülasyonist (nüfus artırıcı) dönemi temsil eder.
Soruda verilen zaman aralığı Türkiye'nin nüfus artışını en çok teşvik ettiği ilk dönemdir.
2
Tarihi bağlamın değerlendirilmesi
Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti, uzun süren savaşlar nedeniyle ciddi bir nüfus kaybı yaşamıştır.
Savaşlar sonucunda genç erkek nüfusun azalması askeri ve ekonomik zafiyete neden olmuştur.
3
Gerekçenin belirlenmesi
Nüfus, hem bir askeri güç unsuru hem de tarlalarda çalışacak iş gücü olarak görülmüştür.
O günkü teknolojik şartlarda üretim ve savunma doğrudan insan sayısına bağlıdır.

Anahtar Kavram

1923-1965 Arası Nüfus Politikaları

Daha Fazla Pratik

19651965 yılında çıkarılan Nüfus Planlaması Kanunu'nun gerekçelerini inceleyerek dönemler arası farkı pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
ÖncekiSayfa 5 / 29Sonraki
Türkiye'de Nüfus ve Yerleşme — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 5 | Examkin