Atatürk İlke ve İnkılapları

688 soru

Soru 501Soru

Atatürk ilkeleri, Türk inkılabının felsefi temellerini oluşturan ve birbirini mantıksal bir bağla tamamlayan ilkeler bütünüdür. Bu sistemde yer alan "bütünleyici ilkeler", temel ilkelerin uygulama alanını netleştirerek toplumsal gelişimin yönünü belirler.

Buna göre, laiklik ilkesinin mantıksal bir tamamlayıcısı olan; devlet ve toplum hayatında dogmatik kalıplar yerine deney ve gözleme dayalı bilgiyi rehber edinen bütünleyici ilke aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akılcılık ve Bilimsellik

Cevap

Laiklik ilkesinin mantıksal tamamlayıcısı olan bütünleyici ilke Akılcılık ve Bilimsellik ilkesidir.
Akılcılık ve Bilimsellik ilkesi, Atatürkçü düşünce sisteminde laiklik ilkesinin doğal bir sonucu ve tamamlayıcısıdır. Bu ilke, devlet yönetiminde, hukukta ve eğitimde dini dogmaların veya kişisel inançların değil, aklın ve bilimsel gerçeklerin rehber alınmasını zorunlu kılar. Soru kökündeki 'deney ve gözleme dayalı bilgi' vurgusu doğrudan bilimselliği işaret etmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki anahtar ipucunu belirle.
"Laiklik ilkesinin mantıksal bir tamamlayıcısı" ve "deney ve gözleme dayalı bilgi" ifadeleri kritik ipuçlarıdır.
Bütünleyici ilkeler, her zaman bir temel ilke ile doğrudan ilişkilidir.
2
Laiklik ilkesinin tanımını ve kapsamını hatırla.
Laiklik; din ve devlet işlerinin ayrılması kadar, akıl ve bilimin her alanda egemen kılınmasını da ifade eder.
Laikliğin felsefi altyapısı dogmatizme karşı akılcılığa dayanır.
3
Temel ilke ile bütünleyici ilkeyi eşleştir.
Laiklik ilkesini uygulama düzeyinde tamamlayan ilke Akılcılık ve Bilimsellik'tir.
Bilimsel veriler ve akılcı muhakeme, laik sistemin karar alma mekanizmalarını oluşturur.

Anahtar Kavram

Bütünleyici İlkeler - Akılcılık ve Bilimsellik

İpuçları

1
Bu bütünleyici ilke, laiklik ilkesinin 'akıl ve bilimin rehberliği' yönünü vurgular.

Daha Fazla Pratik

Diğer bütünleyici ilkelerin (Milli Bağımsızlık - Milliyetçilik gibi) hangi temel ilkelerle eşleştiğini gösteren bir tablo çalışması yapabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 502Soru

Mustafa Kemal Atatürk'ün "Dünyada her şey için, medeniyet için, hayat için, muvaffakiyet için en hakiki mürşit ilimdir, fendir. İlim ve fennin haricinde mürşit aramak gaflettir, cehalettir, dalalettir." vecizesi, aşağıdaki bütünleyici ilkelerden hangisiyle doğrudan ilişkilidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akılcılık ve Bilimsellik

Cevap

Akılcılık ve Bilimsellik
Atatürk'ün "En hakiki mürşit ilimdir" sözü, Atatürkçü Düşünce Sistemi'nin dogmatik (eleştirilemez, değişmez) olmadığını, aksine akla ve bilime dayalı dinamik bir yapıya sahip olduğunu gösterir. Bu anlayış, temel ilkelerden özellikle Laiklik'i destekleyen 'Akılcılık ve Bilimsellik' bütünleyici ilkesinin en özlü ifadesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Vecizedeki anahtar kavramları belirleyin.
"İlim", "fen" ve "mürşit" (yol gösterici) kelimeleri öne çıkmaktadır.
Atatürk'ün hangi yöntemi temel aldığını anlamak için bu ifadeler kritiktir.
2
Kavramları bütünleyici ilkelerle eşleştirin.
İlim ve fen vurgusu, rasyonalizmi ve bilimsel gerçekliği temsil eden 'Akılcılık ve Bilimsellik' ilkesine işaret eder.
Atatürkçü düşünce sisteminde bilimsel rehberlik bu ilke altında toplanır.
3
Seçenekler arasından doğru bütünleyici ilkeyi teyit edin.
Akılcılık ve Bilimsellik ilkesinin temel ilkelerden Laiklik ile de doğrudan bağdaştığını görerek cevabı kesinleştirin.
Laiklik, inanç ve akıl alanlarını ayırırken aklı ve bilimi tek rehber kabul eder.

Anahtar Kavram

Akılcılık ve Bilimsellik

İpuçları

1
Vecizede geçen 'ilim' ve 'fen' kelimelerinin bugünkü karşılıklarının ne olduğunu düşünün.
2
Bu söz, hayatta her türlü başarının ancak bilimsel gerçeklere dayanarak kazanılabileceğini anlatmaktadır.
3
Seçeneklerde doğrudan 'akıl' ve 'bilim' kavramlarını barındıran tek bütünleyici ilkeyi işaretleyin.

Daha Fazla Pratik

Bu bütünleyici ilkenin hangi 'temel ilkeyi' (örneğin Laiklik) doğrudan tamamladığını araştırarak bağlamı güçlendirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 503Soru

1 Kasım 1922 tarihinde Saltanatın kaldırılmasına rağmen, Halifelik makamı bir süre daha muhafaza edilmiş ve Osmanlı hanedanından Abdülmecid Efendi, TBMM tarafından halife seçilmiştir.

TBMM'nin bu süreçte Saltanatı kaldırırken Halifelik kurumuna dokunmamasının ve bu makamı bir süre daha devam ettirmesinin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kamuoyunun henüz köklü bir değişikliğe hazır olmaması ve toplumsal tepkilerin önüne geçilmek istenmesi

Cevap

Kamuoyunun henüz köklü bir değişikliğe hazır olmaması ve toplumsal tepkilerin önüne geçilmek istenmesi
Doğru seçenek, inkılapların 'kademeli' bir şekilde gerçekleştirilme zorunluluğunu ifade etmektedir. 1922 Türkiyesi'nde saltanatın kaldırılması büyük bir adımdı; ancak halifeliğin de aynı anda kaldırılması toplumda büyük bir kırılmaya ve tepkiye yol açabilirdi. Bu nedenle, milli egemenlik yolunda engeller teker teker temizlenmiş, ortamın hazır olması beklenmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Saltanatın kaldırıldığı dönemin şartlarını analiz etme
1922 yılında Kurtuluş Savaşı henüz yeni bitmiş ve Lozan görüşmeleri başlamak üzeredir.
İnkılapların hangi siyasi atmosferde yapıldığını anlamak temel nedeni bulmayı kolaylaştırır.
2
TBMM'nin inkılap stratejisini değerlendirme
Milli Mücadele kadrosu, radikal değişimleri toplumu bölmeden, sindire sindire yapmayı tercih etmiştir.
Saltanat ile Halifeliğin aynı anda kaldırılmamasının siyasi bir taktik olduğunu saptamak gerekir.
3
Toplumsal ve dini hassasiyetleri göz önünde bulundurma
Halkın halifelik kurumuna olan manevi bağlılığı, bu kurumun kaldırılmasının bir süre ertelenmesine neden olmuştur.
Halkın tepkisini çekmemek ve milli birliği bozmamak öncelikli amaçtır.

Anahtar Kavram

İnkılaplarda Kademeli Geçiş (Stratejik Planlama)

İpuçları

1
1922 yılındaki toplumsal yapıyı ve dini hassasiyetleri düşünün.
2
Saltanat kaldırılırken egemenlik halka geçmişti ancak toplumun bir kısmı hala geleneksel kurumlara bağlıydı.
3
İnkılapların bir anda değil de aşama aşama (kademeli) yapılmasının sosyal huzuru koruma amacı taşıyıp taşımadığını değerlendirin.

Daha Fazla Pratik

Saltanatın kaldırılması ile Lozan görüşmeleri arasındaki ilişkiyi inceleyen soruları çözebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 504Soru

Atatürkçü düşünce sisteminde; yapılan yeniliklerin korunmasıyla yetinilmeyip, bu yeniliklerin zamanın ve hayatın değişen ihtiyaçlarına göre sürekli geliştirilmesini öngören, sistemin durağanlaşmasını önleyen 'dinamik' ilke aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnkılapçılık

Cevap

İnkılapçılık ilkesidir.
Doğru cevap olan İnkılapçılık, Atatürkçü düşünce sistemine dinamizm kazandıran temel mekanizmadır. Bu ilke, sadece eski kurumların yıkılıp yenilerinin kurulmasını değil, aynı zamanda kurulan yeni düzenin çağın gerisinde kalmamasını ve sürekli olarak modern ihtiyaçlara göre güncellenmesini ifade eder.

Adım Adım Çözüm

1
Anahtar kavramları tespit et
Sorudaki 'sürekli geliştirilme', 'durağanlaşmayı önleme' ve 'dinamik' ifadeleri belirlendi.
İnkılapçılık ilkesinin en karakteristik özelliği, sistemi donmaktan kurtaran dinamik yapısıdır.
2
Atatürk ilkeleri ile eşleştir
Yenileşme ve çağdaşlaşma hedefi İnkılapçılık ilkesiyle örtüşmektedir.
Diğer ilkeler belirli alanları (yönetim, ekonomi, sosyal eşitlik vb.) düzenlerken, İnkılapçılık tüm sistemin ilerlemesini sağlar.

Anahtar Kavram

İnkılapçılık ilkesinin dinamik karakteri ve sürekli çağdaşlaşma hedefi.

İpuçları

1
Bu ilke, Atatürk ilkelerinin 'motoru' gibidir; diğer her şeyin çağdaş kalmasını sağlar.

Daha Fazla Pratik

İnkılapçılık ilkesinin 'statüko' (mevcut durumu koruma) karşıtı olduğunu unutmayın.
Tahmini Süre:45s
Soru 505Soru

Atatürk, Cumhuriyet’i "demokrasi esasına dayanan bir devlet şekli" olarak tanımlamış ve bu sistemin gerçek gücünü, toplumun her kesiminin görüşlerinin mecliste yankı bulmasından aldığını vurgulamıştır. Sadece bir şahıs veya zümre egemenliğinin reddedilmesi Cumhuriyetçilik için yeterli olmayıp, aynı zamanda farklı siyasi görüşlerin örgütlenerek yönetime katılabilmesi de bu ilkenin demokratik olgunluğa erişmesini sağlar.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Cumhuriyetçilik ilkesini "çoğulcu demokrasi" anlayışıyla destekleyen ve halkın farklı eğilimlerinin yönetime yansımasını hedefleyen bir girişimdir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kurulması

Cevap

Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kurulması, farklı siyasi görüşlerin örgütlenmesini ve meclise yansımasını hedeflediği için Cumhuriyetçilik ilkesini demokratikleştirme amacı taşıyan bir girişimdir.
Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kurulması, Türk siyasi tarihinde çok partili hayata geçişin ilk adımıdır. Cumhuriyetçilik ilkesi, milli egemenliği esas alır; ancak bu egemenliğin demokratik standartlara ulaşması için mecliste sadece bir görüşün değil, farklı siyasi eğilimlerin ve programların temsil edilmesi gerekir. Bu durum 'çoğulcu demokrasi' anlayışının bir gereğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda vurgulanan 'demokrasi esası' ve 'farklı görüşlerin yansıması' kavramlarını analiz et.
Bu kavramların 'çoğulculuk' ve 'çok partili sistem' ile ilgili olduğu belirlendi.
Cumhuriyet tek başına bir rejim biçimiyken, demokrasi bu rejimin farklı seslere açık olma biçimidir.
2
Seçeneklerdeki inkılapların hangi temel ilkeye hizmet ettiğini değerlendir.
Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın (ilk muhalefet partisi denemesi) demokratikleşme ile doğrudan ilgili olduğu saptandı.
Partiler, halkın farklı siyasi tercihlerini meclise taşıyan temel araçlardır.

Anahtar Kavram

Cumhuriyetçiliğin demokratikleşme evresinde çok partili hayatın önemi.

İpuçları

1
Cumhuriyet'in sadece bir rejim değil, aynı zamanda demokratik bir yaşam biçimi olması neye bağlıdır?
2
Mecliste tek bir partinin olması mı yoksa farklı görüşlerin örgütlenmesi mi çoğulculuğu sağlar?
3
Türk tarihinde kurulan ilk muhalefet partisi, demokratikleşme yolundaki ilk deneme olarak kabul edilir.

Daha Fazla Pratik

Çok partili hayata geçiş denemelerinin başarısız olma nedenlerini araştırarak Cumhuriyetçilik ve inkılapların korunması arasındaki dengeyi analiz edebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 506Soru

Atatürk Dönemi ekonomi politikalarında 192319291923-1929 yılları arasında özel girişimi destekleyen liberal bir model esas alınırken, 19301930’lu yıllardan itibaren devletin yatırımlara doğrudan öncülük ettiği 'Devletçilik' politikasına geçilmiştir. Bu stratejik politika değişikliğine zemin hazırlayan gelişmeler düşünüldüğünde, aşağıdakilerden hangisinin bu süreçte etkili olduğu savunulamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dış borçların ödenememesi üzerine Duyun-u Umumiye İdaresi'nin ekonomiyi yeniden yönetmeye başlaması

Cevap

Dış borçların ödenememesi üzerine Duyun-u Umumiye İdaresi'nin ekonomiyi yeniden yönetmeye başlaması ifadesi, devletçiliğe geçişin nedenleri arasında gösterilemez.
Doğru cevap, dış borçlar ve Duyun-u Umumiye ile ilgili olan seçenektir. Lozan Antlaşması ile Osmanlı'dan kalan borçlar yapılandırılmış ve Duyun-u Umumiye'nin Türkiye üzerindeki egemenliği sona ermiştir. Bu kurumun 19301930'lu yıllarda ekonomiyi yönetmek için geri gelmesi gibi bir durum yaşanmamıştır; aksine bu dönem tam ekonomik bağımsızlık dönemidir.

Adım Adım Çözüm

1
Dönem analizini yapın.
192319291923-1929 (Liberal Dönem) ve 1930+1930+ (Devletçilik Dönemi) arasındaki farkı belirledim.
Politika değişikliğinin hangi tarihsel süreçte gerçekleştiğini anlamak için.
2
Devletçiliğe geçişin iç ve dış nedenlerini gruplandırın.
Sermaye azlığı, 19291929 krizi ve Teşvik-i Sanayi'nin başarısızlığı gibi nedenleri doğruladım.
Seçeneklerdeki doğru bilgileri eleyerek yanlış olana ulaşmak için.
3
Duyun-u Umumiye kurumunun statüsünü hatırlayın.
Lozan Antlaşması ile bu kurumun Türkiye ekonomisi üzerindeki denetiminin sona erdiğini tespit ettim.
Tarihsel gerçeklik ile şıktaki bilginin çeliştiğini teyit etmek için.

Anahtar Kavram

Devletçilik İlkesine Geçişin Nedenleri

İpuçları

1
Devletçiliğe geçişin hem ekonomik (sermaye, kriz) hem de teknik (bilgi yetersizliği) sebepleri vardır.
2
Lozan Antlaşması'nın ekonomik bağımsızlık üzerindeki etkilerini, özellikle Duyun-u Umumiye'nin kaldırılmasını hatırlayın.
3
Duyun-u Umumiye, Osmanlı döneminde yabancı devletlerin alacaklarını tahsil etmek için kurdukları bir kurumdur ve Cumhuriyet döneminde bir daha faaliyete geçmemiştir.

Daha Fazla Pratik

İzmir İktisat Kongresi ve Teşvik-i Sanayi Kanunu arasındaki kronolojik ilişkiyi incelemek bu konuyu pekiştirmenize yardımcı olacaktır.

Alternatif Yöntem

Soruya 'Hangisi Cumhuriyet dönemi ekonomik bağımsızlık ruhuna aykırı bir bilgidir?' diye bakarak da doğru cevaba ulaşabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 507Soru

2121 Haziran 19341934 tarihinde kabul edilen Soyadı Kanunu'na göre; her Türk'ün öz adından başka bir soyadı taşıması zorunlu kılınmış, ancak rütbe, memuriyet, yabancı ırk ve millet isimleri ile genel adaba aykırı kelimelerin soyadı olarak seçilmesi yasaklanmıştır. Kanunda yer alan "rütbe ve memuriyet isimlerinin soyadı olarak alınamayacağı" hükmüyle ulaşılmak istenen öncelikli hedef aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kişilerin mesleki makamlarının veya unvanlarının kalıcı birer toplumsal ayrıcalığa dönüşmesini engellemek.

Cevap

Soyadı Kanunu'ndaki bu yasak, mesleki veya idari konumların toplumsal birer sınıf veya imtiyaz göstergesi haline gelmesini önleyerek eşitlikçi bir toplum yapısı kurmayı amaçlar.
Soyadı Kanunu'nda rütbe ve memuriyet isimlerinin yasaklanması, bu sıfatların ailevi birer unvana dönüşerek toplumda 'imtiyazlı' (ayrıcalıklı) bir sınıf yaratmasını engellemek içindir. Bu durum, 'ayrıcalıksız, sınıfsız, kaynaşmış bir kitle' oluşturma hedefinin bir parçasıdır ve doğrudan Halkçılık ilkesiyle örtüşür.

Adım Adım Çözüm

1
19341934 Soyadı Kanunu'ndaki kısıtlamaları inceleyin.
Kanun; rütbe (paşa, çavuş vb.) ve memuriyet (müdür, vali vb.) isimlerinin soyadı olarak alınmasını yasaklamıştır.
Yasağın hangi kavramlara yönelik olduğunu belirlemek için gereklidir.
2
Bu kavramların toplumsal hayattaki etkisini analiz edin.
Rütbe ve memuriyet isimleri, toplumda saygınlık ve hiyerarşi ifade eder.
Toplumsal algı üzerindeki etkisini anlamak için.
3
Yasağın amacını Halkçılık ilkesiyle ilişkilendirin.
Soyadı kalıcıdır; eğer bir rütbe soyadı olursa, o aileye nesiller boyu sürecek bir üstünlük (imtiyaz) sağlayabilir. Bu durum eşitlik ilkesine aykırıdır.
İnkılabın temel felsefesini saptamak için.

Anahtar Kavram

Halkçılık İlkesi ve İmtiyazsız Toplum İdeali

İpuçları

1
Bir memuriyet isminin (örneğin 'Vali') soyadı olarak nesilden nesile geçtiğini ve o aileye sürekli bir saygınlık kazandırdığını hayal edin.

Daha Fazla Pratik

Soyadı Kanunu'ndaki 'yabancı ırk ve millet ismi' yasağının hangi ilke (Milliyetçilik) ile ilgili olduğunu araştırınız.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 508Soru

Osmanlı Devleti'nden devralınan ve dini kurallara dayalı olan Mecelle'nin yerine, çağdaş ihtiyaçları karşılamak ve hukuk birliğini tesis etmek amacıyla 19261926 yılında yürürlüğe giren kanun aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türk Medeni Kanunu

Cevap

Türk Medeni Kanunu, 1926 yılında kabul edilerek dini temelli Mecelle'nin yerine geçmiş ve laik hukuk sistemine geçişi sağlamıştır.
Türk Medeni Kanunu, 1717 Şubat 19261926'da kabul edilmiş, dini kurallara dayalı Mecelle'yi yürürlükten kaldırmış ve aile hayatında kadın-erkek eşitliğini (miras, tanıklık, boşanma) sağlayarak hukukta birliği tesis etmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Hukuk alanındaki ikiliği ve dini temelli yapıyı tespit etme.
Osmanlı'dan kalan Mecelle'nin laik bir toplum yapısına uygun olmadığı anlaşıldı.
Çağdaş bir hukuk düzeni için laikleşme şarttır.
2
Hukuk birliğini sağlayan düzenlemeyi belirleme.
1926 yılında İsviçre Medeni Kanunu örnek alınarak Türk Medeni Kanunu kabul edildi.
Hukuk sisteminde çok başlılığı bitirip kadın-erkek eşitliğini sağlamak.

Anahtar Kavram

Hukuk Birliği ve Laikleşme

İpuçları

1
Bu kanun, hukuk sistemindeki ikiliği (şer'i-laik ayrımı) ortadan kaldırmak için kabul edilmiştir.

Daha Fazla Pratik

Medeni Kanun ile kadınlara verilen sosyal haklar ile siyasi haklar (milletvekili seçilme gibi) arasındaki zaman farkını inceleyiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 509Soru

Atatürk, devletçilik ilkesini 'Türkiye’nin ihtiyaçlarından doğmuş ve ona has bir sistem' olarak nitelendirmiş; bu modelin dönemin diğer katı ideolojik yaklaşımlarından farklı olduğunu vurgulamıştır. Bu bağlamda, Türk devletçiliğini dönemin diğer merkeziyetçi/otoriter ekonomi modellerinden (sosyalizm vb.) ayıran temel karakteristik özellik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Özel mülkiyet hakkını ve bireysel girişim hürriyetini sistemin bir parçası olarak koruması

Cevap

Özel mülkiyet hakkını ve bireysel girişim hürriyetini sistemin bir parçası olarak koruması
Türk devletçiliği, doktriner bir sistem olmayıp pragmatik bir yaklaşımdır. Onu sosyalizmden ayıran en önemli fark, özel mülkiyeti ve bireysel girişim özgürlüğünü (liberal ögeleri) sistemden dışlamaması, devlet ile özel sektörü 'karma ekonomi' çatısı altında birleştirmesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Devletçilik ilkesinin tanımını hatırla.
Devletçilik; özel sektörün yetersiz kaldığı alanlarda devletin yatırım yapmasıdır.
Sorunun kökündeki 'Türkiye'ye has olma' vurgusunu anlamak için tanım şarttır.
2
Devletçilik ile Sosyalizm arasındaki temel farkı belirle.
Sosyalizmde özel mülkiyet reddedilirken, Türk devletçiliğinde özel mülkiyet ve teşebbüs korunur.
Soruda istenen 'diğer modellerden ayıran temel fark' budur.
3
Seçenekleri analiz ederek yanlış olanları ele.
Mülkiyet hakkını koruyan seçeneğin doğruluğu teyit edilir.
Atatürkçü düşünce sisteminde bireysel hürriyet ve mülkiyet hakkı demokratik bir esastır.

Anahtar Kavram

Türk Devletçiliğinin Özgünlüğü ve Karma Ekonomi Modeli

İpuçları

1
Devletçilik ilkesi 1929 krizinden sonra hız kazanmış olsa da, özel sektörü tamamen yok etmeyi hedeflememiştir.
2
Türkiye'de uygulanan model 'Karma Ekonomi' olarak adlandırılır. Yani devlet ve birey yan yanadır.
3
Bir modelde özel mülkiyet varsa o model sosyalizm olamaz; devlet yatırım yapıyorsa saf liberalizm de olamaz.

Daha Fazla Pratik

Devletçilik ilkesinin halkçılık ile ilişkisini kavramak için kamu yatırımlarının toplumsal refaha etkisini inceleyen sorular çözebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 510Soru

Atatürk'ün "Bizim akıl, mantık ve zekâ ile hareket etmek en belirgin özelliğimizdir." ve "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir." sözleri, Türk İnkılabı'nın felsefi altyapısını özetlemektedir. Bu sözlerle vurgulanan 'Akılcılık ve Bilimsellik' bütünleyici ilkesi; toplumsal yapının dogmalardan arındırılması süreci (zihniyet dönüşümü) bakımından -----, yeniliklerin bilimin rehberliğinde süreklilik arz etmesi (dinamizm) bakımından ise ----- temel ilkesinin uygulama zeminini oluşturur.

Bu cümlede boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Laiklik - İnkılapçılık

Cevap

Doğru yanıt, zihniyet dönüşümü için Laiklik, sistemin sürekliliği için ise İnkılapçılık ilkelerini içeren seçenektir.
Akılcılık ve Bilimsellik ilkesi, Atatürkçü düşüncenin yöntemini belirler. Dogmalardan arınma (zihniyet dönüşümü) doğrudan Laiklik ilkesinin felsefi temeliyken; bilimin ışığında sürekli gelişim ve yenilenme (dinamizm) İnkılapçılık ilkesinin uygulama motorudur. Bu nedenle boşluklara sırasıyla Laiklik ve İnkılapçılık gelmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Akılcılık ve Bilimsellik bütünleyici ilkesinin temel işlevini analiz etme.
Bu ilke, bilginin kaynağı olarak nakli/dogmatik bilgiyi değil, akıl ve deneyi esas alır.
Atatürkçü düşünce sisteminde bilimsel yöntem, tüm inkılapların ortak paydasıdır.
2
'Zihniyet dönüşümü' kavramını temel ilkelerle eşleştirme.
Zihniyet dönüşümü, aklın özgürleşmesi ve inanç ile dünya işlerinin ayrılması olan Laiklik ilkesine işaret eder.
Laiklik, sadece bir hukuk kuralı değil, toplumsal düşünce yapısının akılcı bir temele oturtulmasıdır.
3
'Süreklilik ve dinamizm' kavramını temel ilkelerle eşleştirme.
Süreklilik ve dinamizm, Türk İnkılabı'nın durağanlaşmasını engelleyen İnkılapçılık ilkesiyle doğrudan ilişkilidir.
İnkılapçılık, aklın ve bilimin ışığında sistemin kendini sürekli yenilemesi idealidir.

Anahtar Kavram

Bütünleyici ilkelerin (Akılcılık ve Bilimsellik), temel ilkeler (Laiklik ve İnkılapçılık) üzerindeki işlevsel ve mantıksal etkisi.

İpuçları

1
Akılcılık ve Bilimsellik, hangi temel ilkenin 'dinamik' kalmasını sağlar?
2
Zihniyet dönüşümü dendiğinde akla gelen ilk şey dogmaların (kalıplaşmış inançların) reddidir. Bu durum sizi hangi temel ilkeye götürür?
3
Akılcılık = Dogma karşıtlığı (Laiklik); Bilimsellik = Durmaksızın ilerleme (İnkılapçılık).

Daha Fazla Pratik

Diğer bütünleyici ilkeler olan 'Milli Egemenlik' ve 'Milli Bağımsızlık' arasındaki hiyerarşik ilişkiyi inceleyen sorulara göz atabilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 511Soru

Atatürk’ün "Bizim halkımız, çıkarları birbirinden ayrılır sınıflar hâlinde değil; aksine varlıkları ve çalışmalarının sonuçları birbirine muhtaç olan meslek gruplarından ibarettir." sözüyle vurgulanan toplumsal dayanışma anlayışı;

I. Aşar vergisinin kaldırılması,
II. Soyadı Kanunu ile ayrıcalık bildiren unvanların yasaklanması,
III. Türk Medeni Kanunu’nun kabulü

inkılaplarıyla somutlaştırılmıştır. Bu inkılapların tamamı düşünüldüğünde, temel hedefin aşağıdakilerden hangisi olduğu söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sınıfsız, imtiyazsız ve sosyal dayanışma içinde bir toplum yapısı oluşturmak

Cevap

Sınıfsız, imtiyazsız ve sosyal dayanışma içinde bir toplum yapısı oluşturmak
Sınıfsız, imtiyazsız ve sosyal dayanışma içinde bir toplum yapısı oluşturmayı savunan seçenek doğrudur; çünkü halkçılık ilkesi toplumu bir bütün olarak görür, sınıfsal ayrımları reddeder ve imtiyaz bildiren unvanları kaldırarak (Soyadı Kanunu), ekonomik adaleti sağlayarak (Aşar vergisi) ve hukuki eşitliği getirerek (Medeni Kanun) toplumsal kaynaşmayı hedefler.

Adım Adım Çözüm

1
Atatürk'ün sözünü analiz etme
Toplumun sınıflar değil, birbirine muhtaç meslek gruplarından oluştuğu vurgulanmıştır.
Bu ifade halkçılığın 'dayanışmacı' (solidarist) yönünü ve sınıf çatışmasını reddettiğini gösterir.
2
Verilen inkılapları değerlendirme
Aşar (çiftçinin yükünü azaltma), Soyadı Kanunu (sosyal hiyerarşiyi bitirme), Medeni Kanun (kadın-erkek eşitliği).
Her üç inkılap da toplumdaki farklı kesimler arasındaki eşitsizliği gidermeyi hedefler.
3
Ortak amacı belirleme
Tüm bu adımlar imtiyazsız ve kaynaşmış bir toplum yapısına hizmet eder.
Halkçılık ilkesinin temel hedefi olan sosyal eşitlik ve sınıfsız toplum idealine ulaşılmaya çalışılmıştır.

Anahtar Kavram

Halkçılık ilkesi; sınıf mücadelesini reddeder, sosyal adaleti ve kanun önünde eşitliği savunur.

İpuçları

1
Atatürk'ün sözündeki 'imtiyazsız ve sınıfsız bir kitle' ifadesine odaklanın.
2
Aşar vergisi, Soyadı Kanunu ve Medeni Kanun arasındaki ortak noktayı, yani 'eşitliği' düşünün.
3
Sınıf farklarını ve unvanlara dayalı üstünlükleri ortadan kaldırmaya yönelik olan ilkeyi hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Halkçılık ilkesinin Cumhuriyetçilik ve Milliyetçilik ilkeleriyle olan doğal bağını inceleyen sorulara göz atabilirsiniz.

Alternatif Yöntem

İnkılapları tek tek analiz edebilirsiniz: Aşar (ekonomik eşitlik), Soyadı (sosyal eşitlik), Medeni Kanun (hukuki eşitlik). Ortak payda her zaman 'Eşitlik' yani 'Halkçılık'tır.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 512Soru

Türk İnkılabı'nın kuramsal çerçevesine göre, bir değişim hareketi sadece geçmişi tasfiye etmekle sınırlı kalırsa zamanla kendi içinde bir statükoya (mevcudu koruma eğilimi) dönüşme riski taşır. Bu riskin önüne geçmek amacıyla benimsenen İnkılapçılık ilkesi, kurulan yeni düzene sürekli bir devinim imkânı tanır. Buna göre, İnkılapçılık ilkesinin Atatürkçü düşünce sistemine kazandırdığı asıl nitelik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dinamizm ve süreklilik

Cevap

İnkılapçılık ilkesinin Atatürkçü düşünce sistemine kazandırdığı asıl nitelik dinamizm ve sürekliliktir.
İnkılapçılık ilkesi, Atatürkçü düşünce sisteminin 'yaşayan' ve 'kendini yenileyen' bir yapı olmasını sağlar. Metinde belirtilen 'sürekli devinim' ve 'statükonun reddi' ifadeleri, ilkenin sisteme kattığı dinamizm ve süreklilik niteliklerini tanımlar. Bu ilke sayesinde Türk İnkılabı, değişen zamanın ve bilimin gerisinde kalmaz.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki anahtar kavramları analiz etme
Statükoya dönüşme riskine karşı 'sürekli devinim' ifadesi tespit edildi.
Sorunun kökünde değişimin bir defaya mahsus değil, sürekli olması gerektiği vurgulanmaktadır.
2
Atatürk ilkeleri ile kavramsal eşleştirme yapma
Sürekli devinim, yenilenme ve çağdaşlaşma kavramlarının 'İnkılapçılık' ile doğrudan ilişkili olduğu belirlendi.
İnkılapçılık, Türk İnkılabı'nın donmuş bir kurallar bütünü olmasını engelleyen itici güçtür.

Anahtar Kavram

İnkılapçılık ilkesinin dinamik ve süreklilik arz eden yapısı

İpuçları

1
Metindeki 'statüko' (mevcut durumu koruma) ve 'devinim' (hareketlilik/değişim) kavramları arasındaki zıtlığa odaklanın.

Daha Fazla Pratik

İnkılapçılık ilkesinin 'akılcılık ve bilimsellik' bütünleyici ilkeleriyle olan bağını inceleyen soruları çözebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 513Soru

Atatürkçü düşünce sisteminde; devlet düzeninin, hukuk kurallarının ve eğitim sisteminin değişmez kalıplar (dogmalar) yerine, hayatın gerçeklerine ve bilimsel verilere göre düzenlenmesi esas alınmıştır. Bu rasyonel yaklaşım, Türk İnkılabı'nın dinamizmini sağlarken aynı zamanda Laiklik ilkesinin de fikri temelini oluşturmuştur.

Bu açıklamada vurgulanan anlayış, aşağıdaki bütünleyici ilkelerden hangisi ile doğrudan ilişkilidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akılcılık ve Bilimsellik

Cevap

Akılcılık ve Bilimsellik bütünleyici ilkesidir.
Doğru cevap olan Akılcılık ve Bilimsellik ilkesi, Atatürkçü düşünce sisteminin 'en hakiki mürşit' olarak bilimi görmesinin bir sonucudur. Dogmaları reddederek rasyonel düşünceyi esas alan bu ilke, din kurallarının devlet ve hukuk işlerinden ayrılmasını öngören Laiklik ilkesinin en önemli tamamlayıcısıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki anahtar kavramları (dogmaların reddi, bilimsel veriler, rasyonel yaklaşım) analiz edin.
Bu kavramların doğrudan zihinsel ve bilimsel bir yönteme işaret ettiği görülür.
Bütünleyici ilkeler, temel ilkelerin uygulama yöntemini ve felsefi zeminini açıklar.
2
Bu rasyonel yaklaşımın hangi temel ilkeyle (Laiklik) ilişkili olduğunu belirleyin.
Laiklik, devlet ve toplum düzeninin dini kurallar yerine akıl ve bilime dayandırılmasıdır.
Laiklik ilkesinin temelini oluşturan bütünleyici ilke 'Akılcılık ve Bilimsellik'tir.
3
Seçenekler arasından bu tanıma uyan ilkeyi işaretleyin.
Akılcılık ve Bilimsellik seçeneği belirlenir.
Diğer seçenekler farklı temel ilkeleri tamamlayan unsurlardır (Örn: Egemenlik -> Cumhuriyetçilik).

Anahtar Kavram

Akılcılık ve Bilimsellik ilkesinin Laiklik ile olan doğrudan bağı.

İpuçları

1
Sorudaki 'dogmalar yerine akıl ve bilimin esas alınması' ifadesi sizi doğrudan bilimselliğe götürmelidir.

Daha Fazla Pratik

Diğer bütünleyici ilkelerin hangi temel ilkelerle eşleştiğini bir tablo üzerinden tekrar edin (Örn: Millî Bağımsızlık - Milliyetçilik).
Tahmini Süre:50s
Soru 514Soru

Halkçılık ilkesi; toplumda hiçbir şahsa, aileye veya zümreye ayrıcalık tanınmamasını, vatandaşların kanun önünde tam bir eşitliğini ve devlet imkânlarının toplumun refahını artırmak amacıyla kullanılmasını esas alan bir "sosyal devlet" modelini savunur. Bu anlayışa göre devlet, halkın yararına olan işleri üstlenir ve toplumsal dayanışmayı güçlendirir.

Bu bilgilere dayanarak, aşağıdakilerden hangisinin doğrudan Halkçılık ilkesinin "sosyal devlet" ve "toplumsal eşitlik" anlayışı çerçevesinde gerçekleştirildiği savunulamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devletin, özel teşebbüsün yetersiz kaldığı alanlarda büyük ölçekli fabrikalar kurarak işletmesi

Cevap

Devletin, özel teşebbüsün yetersiz kaldığı alanlarda büyük ölçekli fabrikalar kurarak işletmesi, doğrudan Devletçilik ilkesinin bir uygulamasıdır.
Doğru cevap olan ifade, devletin bizzat ekonomiye girerek yatırım yapmasını anlatmaktadır. Bu durum, 1930'lu yıllarda kabul edilen ve devletin ekonomik kalkınmada öncü rol oynamasını öngören Devletçilik ilkesinin temel tanımıdır. Halkçılık toplumsal yapı ve hukuksal eşitlik ile ilgiliyken, Devletçilik ekonomik yöntem ve model ile ilgilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Halkçılık ilkesinin temel hedeflerini analiz et.
Halkçılık; kanun önünde eşitlik, imtiyazsız toplum yapısı ve sosyal devlet anlayışını (halkın refahı) temel alır.
Soruda istenen 'savunulamaz' seçeneğini bulmak için önce Halkçılık kapsamında olanları elemeyi sağlar.
2
Seçeneklerdeki inkılapları temel amaçları bakımından sınıflandır.
Medeni Kanun, Soyadı Kanunu ve Aşar vergisi doğrudan eşitlik ve sosyal adalet odaklıdır. Ancak fabrika kurma gibi doğrudan ekonomik müdahaleler farklı bir ilke kapsamındadır.
İnkılapların hangi temel ilke ile (Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçılık, Devletçilik, Laiklik, İnkılapçılık) eşleştiğini saptamak gerekir.
3
Devletçilik ve Halkçılık arasındaki ayrımı yap.
Devletin ekonomik kalkınmayı sağlamak için sanayi yatırımları yapması Devletçilik'tir. Halkçılık ise bu yatırımların sonucunda oluşan refahın adil dağılımı ve toplumsal eşitlik ile ilgilidir.
Çelişkili görünen ancak tanım gereği ayrılan iki ilkeyi netleştirerek doğru sonuca ulaşılır.

Anahtar Kavram

Halkçılık ilkesinin toplumsal eşitlik ve sosyal devlet boyutu

İpuçları

1
Halkçılık toplumsal eşitlik ve sosyal adalet ile ilgilenirken; Devletçilik daha çok ekonomik kalkınma yöntemi ve devletin yatırımcı rolü ile ilgilenir.
2
Seçeneklerde 'eşitlik', 'unvan kaldırma' ve 'vergi yükünü hafifletme' gibi ifadeler Halkçılık ile doğrudan bağlantılıdır. Yatırım ve işletmecilik ifadelerine dikkat edin.
3
Devletin fabrika kurması, banka açması veya ekonomik plan hazırlaması doğrudan Devletçilik ilkesinin konusudur.

Daha Fazla Pratik

Devletçilik ve Halkçılık ilkelerinin ortak noktası olan 'Sosyal Devlet' kavramını daha derinlemesine incelemek için her iki ilkenin kesiştiği inkılapları (örneğin eğitim ve sağlık hizmetleri) araştırabilirsiniz.

Alternatif Yöntem

İnkılapları 'sosyal/hukuki düzenleme' ve 'ekonomik işletme/model' olarak ikiye ayırabilirsiniz. Sosyal ve hukuki düzenlemeler genellikle Halkçılık ile, devletin işletmeciliği ise Devletçilik ile ilgilidir.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 515Soru

Atatürk, 'Bizim halkımız birbirinden ayrı sınıflar değil; aksine varlıkları ve çalışmalarının sonuçları birbirine lazım olan meslek gruplarından ibarettir.' diyerek toplumun bir bütün olduğunu ve dayanışmanın esas alınması gerektiğini vurgulamıştır.

Halkçılık ilkesinin bu 'toplumsal dayanışma' ve 'imtiyazsızlık' yapısı düşünüldüğünde, aşağıdakilerden hangisi doğrudan bu ilkenin sosyal adalet ve eşitlik hedefleri doğrultusunda gerçekleştirilen uygulamalar arasında gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karma ekonomi modeli çerçevesinde, özel sermayenin yetersiz kaldığı büyük sanayi yatırımlarının devlet eliyle yapılması

Cevap

Karma ekonomi modeli çerçevesinde sanayi yatırımlarının devlet eliyle yapılması, doğrudan Devletçilik ilkesinin bir gereğidir.
Büyük sanayi yatırımlarının bizzat devlet tarafından gerçekleştirilmesi, devletin ekonomik hayata müdahalesi anlamına geldiği için doğrudan Devletçilik ilkesiyle ilgilidir. Her ne kadar bu fabrikalar halkın yararına olsa da, buradaki temel belirleyici unsur yatırımın 'kimin eliyle' ve 'hangi ekonomik modelle' yapıldığıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Halkçılık ilkesinin anahtar kavramlarını belirle.
Eşitlik, sosyal adalet, imtiyazsızlık, halkın refahı ve sosyal devlet.
Seçenekleri bu kavramlarla karşılaştırmak için temel ölçütleri belirlemek gerekir.
2
Seçeneklerdeki inkılap ve uygulamaların hangi ilkeyle öncelikli olduğunu analiz et.
A, B, D ve E seçenekleri doğrudan sosyal eşitlik ve halkın refahına yönelikken, C seçeneği ekonomik yöntem üzerinedir.
Halkçılık sosyal yapı ve hukukla, devletçilik ise ekonomi ve yatırım yöntemiyle ilgilidir.
3
Yöntem-amaç ayrımını yaparak doğru cevabı belirle.
Büyük yatırımların 'devlet eliyle' yapılması vurgusu Devletçilik ilkesini işaret eder.
Halkçılık bir sonuç (refah) iken, devletçilik bu refaha ulaşmak için kullanılan bir araçtır (devlet yatırımı).

Anahtar Kavram

Halkçılık ile Devletçilik arasındaki ayrım; halkçılık 'sosyal eşitlik' ve 'refah' üzerine odaklanırken, devletçilik 'ekonomik kalkınma' ve 'devlet yatırımı' üzerine odaklanır.

İpuçları

1
Soruda 'sosyal eşitlik' ve 'ekonomi-yatırım' ayrımına dikkat etmelisin.

Daha Fazla Pratik

Devletçilik ve Halkçılık ilkelerinin birbirini nasıl tamamladığını (Bütünleyici İlkeler) analiz eden sorulara göz atabilirsin.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 516Soru

11 Kasım 19221922 tarihinde Saltanatın kaldırılmasıyla Türk siyasi hayatındaki "iki başlılık" sona erdirilmiştir. Bu inkılap hareketinin gerçekleştirilmesindeki birincil amaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Milli egemenlik ilkesini tartışmasız bir şekilde hâkim kılmak

Cevap

Milli egemenlik ilkesini tartışmasız bir şekilde hâkim kılmak
Saltanat sistemi egemenliğin tek bir aileye/şahsa ait olduğu bir monarşidir. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılmasıyla başlayan milli egemenlik süreci, Saltanatın varlığıyla çelişmekteydi. 11 Kasım 19221922'de Saltanatın kaldırılmasıyla, halkın iradesinin (milli egemenliğin) önündeki bu engel kaldırılmış ve yönetimdeki ikilik (İstanbul ve Ankara hükümetleri) sona erdirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Kavram Analizi
Saltanatın "tek kişi egemenliği" (monarşi) anlamına geldiği belirlendi.
İnkılabın doğasını anlamak için eski sistemin neyi temsil ettiğini bilmek gerekir.
2
İlişkilendirme
Milli egemenlik (Cumhuriyetçilik) ile Saltanatın birbirine zıt kavramlar olduğu görüldü.
Egemenliğin kaynağının kimde (şahıs mı, millet mi) olduğu sorusu siyasi inkılapların temelidir.
3
Sonuç Çıkarma
Saltanatın kaldırılmasının en temel siyasi sonucunun halk iradesinin güçlenmesi olduğu saptandı.
Engel kalktığında milli egemenlik ilkesi tam olarak uygulanabilir hale gelir.

Anahtar Kavram

Milli Egemenlik ve Cumhuriyetçilik

İpuçları

1
Milli egemenlik ve tek kişi egemenliği arasındaki farkı düşünün.

Daha Fazla Pratik

Saltanatın kaldırılmasının ardından Cumhuriyetin ilanına giden süreci (Ekim Bunalımı) incelemek bu konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:45s
Soru 517Soru

Atatürkçü düşünce sisteminde yer alan bir ilke; sadece geçmişin hatalarını düzeltmekle yetinmeyip, gelecekte ortaya çıkabilecek ihtiyaçlara göre sistemin kendi kendini güncellemesini sağlayan bir 'metodolojik dinamizm' işlevi görür. Bu yönüyle söz konusu ilke, inkılabın bir noktada durup donmasını (dogmatikleşmesini) engelleyen en önemli koruyucu unsurdur.

Paragrafta özellikleri belirtilen ve Türk İnkılabı'na 'sürekli çağdaşlaşma' karakteri kazandıran bu ilke aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnkılapçılık

Cevap

Türk İnkılabı'na dinamizm kazandıran ve sistemin durağanlaşmasını engelleyen ilke İnkılapçılık'tır.
İnkılapçılık ilkesi, Atatürkçü düşünce sistemine dinamizm kazandıran unsurdur. Statükoyu reddeder ve sistemin akıl ve bilimin rehberliğinde sürekli olarak güncellenmesini sağlar. Metinde vurgulanan 'donmayı engelleme' ve 'kendi kendini güncelleme' ifadeleri bu ilkenin temel karakteridir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki anahtar kavramları belirle.
'Metodolojik dinamizm', 'kendi kendini güncelleme' ve 'donmayı (dogmatikleşmeyi) engelleme' kavramları tespit edildi.
Sorunun hangi temel niteliği sorguladığını anlamak için anahtar kelimeler kritiktir.
2
Kavramları Atatürk ilkeleri ile eşleştir.
Sürekli yenilenme ve çağdaşlaşma doğrudan İnkılapçılık ilkesinin tanımıyla örtüşmektedir.
İnkılapçılık, durağanlığı reddeden ve aklın rehberliğinde sürekli ilerlemeyi savunan bir ilkedir.

Anahtar Kavram

İnkılapçılık ilkesinin dinamik ve süreklilik arz eden yapısı.

İpuçları

1
Bu ilke, Atatürk'ün 'Manevi mirasım akıl ve bilimdir' sözüyle yakından ilişkilidir ve durağanlığa karşıdır.
2
Osmanlı'daki 'Islahat' mantığından farkı, sadece düzeltme değil, köklü ve sürekli bir değişim öngörmesidir.
3
Çağdaş medeniyetler seviyesine ulaşmak için sistemin sürekli 'vites artırmasını' sağlayan ilkeyi düşünün.

Daha Fazla Pratik

İnkılapçılık ilkesinin 'akılcılık' ve 'bilimsellik' gibi bütünleyici ilkelerle olan bağını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 518Soru

Halkçılık ilkesi; Türk toplumunu oluşturan bireylerin kanun önünde eşitliğini, hiçbir kişi veya gruba ayrıcalık tanınmamasını ve devlet imkânlarının halkın yararına sunulmasını esas alır. Bu ilke, sınıf mücadelesini reddederek toplumsal dayanışmayı ve sosyal adaleti savunur.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi doğrudan Halkçılık ilkesinin “toplumsal ve hukuki imtiyazları ortadan kaldırma” amacına yönelik gerçekleştirilen düzenlemeler arasında gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Teşvik-i Sanayi Kanunu'nun çıkarılarak özel teşebbüsün yatırım yapmaya teşvik edilmesi

Cevap

Teşvik-i Sanayi Kanunu'nun çıkarılarak özel teşebbüsün yatırım yapmaya teşvik edilmesi seçeneği Halkçılık ilkesinin doğrudan bir uygulaması değildir; bu düzenleme ekonomik kalkınmayı hedefleyen Devletçilik ilkesiyle ilgilidir.
Teşvik-i Sanayi Kanunu, sanayi yatırımlarını artırmak amacıyla özel girişimi desteklemeyi amaçlayan ekonomik bir düzenlemedir. Bu yönüyle öncelikle Devletçilik (devletin ekonomiye müdahalesi/desteği) ve Milliyetçilik (milli sanayi kurma) ilkeleriyle ilişkilidir. Halkçılık ise daha çok sosyal eşitlik ve imtiyazların kaldırılması üzerine odaklanır.

Adım Adım Çözüm

1
Halkçılık ilkesinin temel kavramlarını analiz et.
Halkçılık; eşitlik, imtiyazsızlık, sosyal adalet ve sınıf reddi kavramlarıyla tanımlanır.
Soruda istenen 'doğrudan' ilişkili olmayan seçeneği bulmak için ilkenin kapsamını belirlemek gerekir.
2
Verilen inkılapları bu kavramlar ışığında değerlendir.
Medeni Kanun, Soyadı Kanunu, Kadın Hakları ve Aşar vergisinin kaldırılması; sırasıyla hukuki, sosyal, siyasi ve ekonomik alanlarda 'eşitlik' ve 'halk yararı' sağlar.
Halkçılık çok boyutlu bir ilke olduğundan farklı alanlardaki eşitlik uygulamalarını tespit etmek önemlidir.
3
Teşvik-i Sanayi Kanunu'nun amacını belirle.
Bu kanun, sanayileşmeyi hızlandırmak için özel sektörü destekler; bu bir 'ekonomik yöntem' meselesidir.
Halkçılık sosyal bir hedefken, sanayi teşviki devletin ekonomi politikası olan Devletçilik ile doğrudan örtüşür.

Anahtar Kavram

Halkçılık ilkesi, toplumda her türlü ayrımcılığı reddeden ve 'kanun önünde eşitlik' ile 'sosyal dayanışma'yı merkeze alan bir anlayıştır.

İpuçları

1
Halkçılık ilkesi her zaman 'eşitlik' ve 'ayrıcalıklara son verme' kelimeleriyle aranmalıdır.
2
Seçeneklerdeki uygulamaların hangisi bir 'eşitlik' sağlamaktan ziyade 'ekonomik üretim modelini' belirlemeye yöneliktir?
3
Aşar vergisinin kaldırılması köylüye ekonomik nefes aldırdığı için halk yararınadır; ancak özel sektöre teşvik vermek üretimle ilgili bir yöntem tercihidir.

Daha Fazla Pratik

Devletçilik ve Halkçılık ilkelerinin ekonomik uygulamalardaki (Aşar vs. Beş Yıllık Plan) farkını incelemek ilke-inkılap eşleştirmelerini pekiştirecektir.

Alternatif Yöntem

Eğer bir inkılap 'herkes için aynı hak' veya 'ayrıcalığı kaldırma' diyorsa Halkçılıktır. Ancak 'üretimi artırma' veya 'özel sektörü destekleme' diyorsa öncelikle Devletçilik/Ekonomi kategorisine girer.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 519Soru

Atatürk Dönemi’nde toplumsal hayatı çağdaşlaştırmak amacıyla 1934 yılında kabul edilen 'Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun' ile hangi dinden olursa olsun din görevlilerinin ibadethaneler ve ayinler dışındaki dinî kıyafetlerle (kisve) dolaşmaları yasaklanmıştır. Kanun, bu yasaktan yalnızca her dinin en yüksek düzeydeki birer temsilcisini (Müslümanlar için Diyanet İşleri Başkanı, Rumlar için Patrik, Museviler için Hahambaşı gibi) muaf tutmuştur.

Buna göre, söz konusu kanundaki bu istisnai durumun temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dinî kurumların resmî, kurumsal ve diplomatik temsil düzeyini korumak

Cevap

Dinî kurumların resmî, kurumsal ve diplomatik temsil düzeyini korumak
Doğru cevap, dinî makamların resmî temsilini korumayı ifade eden seçenektir. 1934 tarihli kanun toplumsal alanda eşitliği hedeflerken, devletin resmî protokolünde yer alan ve uluslararası düzeyde kurumlarını temsil eden liderlerin bu kıyafetleri kullanmaya devam etmesi, diplomatik nezaket ve kurumsal süreklilik gereğidir. Bu durum laikliğin esnetilmesi değil, devletin din üzerindeki düzenleyici ve denetleyici gücünü kurumsal bir hiyerarşi ile göstermesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Kanunun genel hükmünü analiz etme
1934 tarihli kanun, dinî kıyafetlerin ibadethaneler dışında kullanımını yasaklayarak toplumsal alanda laikliği pekiştirmiştir.
Toplumda dinî semboller üzerinden oluşabilecek ayrışmaları önlemek ve modern bir görünüm sağlamak.
2
İstisna durumunu değerlendirme
Diyanet İşleri Başkanı, Patrik ve Hahambaşı gibi en üst makamların bu yasaktan muaf tutulduğu görülmektedir.
Bu makamların devlet protokolünde ve uluslararası ilişkilerde temsil niteliği taşıması.
3
Mantıksal çıkarım yapma
İstisna, kişisel bir ayrıcalık değil, kurumsal temsilin bir gereğidir.
Devletin resmî muhataplarının statüsünü belirlemek ve kurumsal hiyerarşiyi korumak.

Anahtar Kavram

Toplumsal Modernleşmede Kurumsal Temsil ve Laiklik Dengesi

İpuçları

1
Bu kanun, toplumdaki tüm din görevlilerini kapsarken neden sadece en üstteki birer kişiyi dışarıda bırakmış olabilir?
2
Bir devletin yabancı bir ülkenin dinî lideriyle veya kendi resmî dinî kurumuyla kurduğu 'protokol' ilişkisini düşünün.
3
İstisna tanınan kişiler (Diyanet İşleri Başkanı, Patrik vb.) kendi kurumlarını en üst düzeyde 'temsil' eden isimlerdir.

Daha Fazla Pratik

Bu kanunla birlikte Şapka İnkılabı ve Soyadı Kanunu'nun toplumsal bütünleşme üzerindeki etkilerini karşılaştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 520Soru

Osmanlı Devleti’nden devralınan ve öğrenilmesi uzun zaman alan eski alfabenin yerine, Türk dilinin ses yapısına uygun, modern ve okuma-yazmayı kolaylaştıracak bir sistemin getirilmesi amacıyla gerçekleştirilen inkılap aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yeni Türk Harflerinin Kabulü

Cevap

Yeni Türk Harflerinin Kabulü (Harf İnkılabı)
Yeni Türk Harflerinin Kabulü, Türkçenin fonetik yapısına daha uygun bir alfabeye geçilmesini sağlayarak halkın daha kısa sürede okuma ve yazma öğrenmesini hedeflemiştir. Bu durum kültürel kalkınmanın ve milli eğitimin en temel basamaklarından biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda belirtilen 'alfabe değişikliği' ve 'okuma-yazmayı kolaylaştırma' hedeflerini analiz et.
Bu hedeflerin dilin görsel ve yapısal sembolleriyle ilgili olduğu belirlendi.
Eski alfabenin (Arap harfleri) Türkçenin ses yapısına tam uymaması, eğitimde ilerlemeyi yavaşlatıyordu.
2
Atatürk Dönemi'nde bu amaçla yapılan düzenlemeyi hatırla.
1 Kasım 1928'de Yeni Türk Harflerinin Kabulü gerçekleşmiştir.
Latin harfleri temel alınarak hazırlanan yeni alfabe, Türkçe sesleri karşılamada daha başarılıydı.

Anahtar Kavram

Harf İnkılabı ve Okuryazarlık

İpuçları

1
Eski alfabenin öğrenilmesindeki zorluklar, halkın eğitim seviyesinin düşük kalmasına neden oluyordu.
2
Bu inkılap 1928 yılında gerçekleştirilmiş ve ardından yeni harfleri öğretmek için Millet Mektepleri açılmıştır.
3
Latin harfleri esas alınarak oluşturulan bu yeni sistem, 'Harf İnkılabı' olarak da bilinir.

Daha Fazla Pratik

Bu inkılaptan hemen sonra halka yeni harfleri öğretmek için kurulan 'Millet Mektepleri' konusuna göz atabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
ÖncekiSayfa 26 / 35Sonraki
Atatürk İlke ve İnkılapları — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 26 | Examkin