Atatürk İlke ve İnkılapları

688 soru

Soru 641Soru

Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde modern tarzda eğitim veren mekteplerin yanında geleneksel eğitim metodlarını sürdüren medreselerin de varlığını koruması, toplumda farklı dünya görüşlerine sahip bireylerin yetişmesine ve kültürel bir ikiliğin doğmasına neden olmuştur. Cumhuriyet döneminde bu çok başlılığı sona erdirmek ve eğitimde birliği sağlamak amacıyla Tevhid-i Tedrisat Kanunu kabul edilmiştir.

Bu kanunla eğitim kurumlarının tek bir çatı altında toplanmasının, laiklik ilkesi çerçevesinde sağladığı en temel dönüşüm aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eğitim müfredatının dini referanslar yerine rasyonalizm ve çağdaş bilim esaslarına göre yapılandırılması

Cevap

Eğitim müfredatının dini referanslar yerine rasyonalizm ve çağdaş bilim esaslarına göre yapılandırılması
Doğru seçenek olan müfredatın rasyonalizm ve çağdaş bilim esaslarına göre yapılandırılması, laiklik ilkesinin eğitimdeki en somut karşılığıdır. Laiklik, devletin ve eğitimin işleyişinde dini dogmaların yerine aklın ve bilimin rehberliğini koymayı amaçlar. Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile medreselerin kapatılması ve müfredatın birleştirilmesi, bu bilimselleşme sürecinin önünü açmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Osmanlı eğitim sistemindeki 'ikili yapı' (Medrese-Mektep) analiz edilmelidir.
Medreseler dini esaslı, mektepler ise Batı tarzı eğitim veriyordu.
Bu ikilik, toplumda zihniyet çatışmasına neden oluyordu.
2
Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun eğitim üzerindeki etkisi laiklik ilkesiyle ilişkilendirilmelidir.
Tüm okulların Milli Eğitim Bakanlığına bağlanması, eğitimin içeriğinin de devlet tarafından denetlenmesini sağladı.
Laikleşme süreci, eğitimin dinsel etkilerden arındırılmasını gerektirir.
3
Seçeneklerdeki 'temel dönüşüm' ifadesi değerlendirilmelidir.
Laikliğin eğitimdeki karşılığı; dogmatik düşünce yerine akıl ve bilimin (rasyonalizm) müfredata hakim olmasıdır.
Müfredatın bilimselleşmesi, laik eğitimin en belirgin özelliğidir.

Anahtar Kavram

Eğitimde Laikleşme ve Bilimsellik

İpuçları

1
Osmanlı'daki eğitim ikiliğinin laiklik açısından neden sorun yarattığını düşünün.
2
Laiklik sadece din ve devlet işlerinin ayrılması değil, aynı zamanda eğitimin bilimsel bir temele oturmasıdır.
3
Müfredatın içeriğinde yapılan köklü değişim (akıl ve bilim rehberliği) hangi kavramla ifade edilir?

Daha Fazla Pratik

Medeni Kanun'un hukuk sistemindeki benzer etkisini analiz eden bir soruyla konuyu pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 642Soru

Cumhuriyetin ilanından sonra demokratik sistemin tam olarak yerleşmesi ve hükümet işlerinin meclis içerisinde denetlenebilmesi amacıyla çok partili hayata geçiş denemeleri yapılmıştır. Bu doğrultuda, 1717 Kasım 19241924 tarihinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk muhalefet partisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası

Cevap

Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk muhalefet partisi Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'dır.
Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, 17 Kasım 1924 tarihinde Kazım Karabekir, Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy, Refet Bele ve Adnan Adıvar gibi Milli Mücadele'nin önde gelen isimleri tarafından kurulmuştur. Bu parti, Türkiye Cumhuriyeti'nin 'ilk muhalefet partisi' olma özelliğini taşır.

Adım Adım Çözüm

1
Cumhuriyet dönemi siyasi partilerini kronolojik olarak sırala.
Halk Fırkası (1923), Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası (1924), Serbest Cumhuriyet Fırkası (1930).
Soruda sorulan 'ilk muhalefet partisi' tanımına uyan yapıyı bulmak için sıralama gereklidir.
2
Partilerin rollerini (iktidar/muhalefet) belirle.
Halk Fırkası iktidar partisidir. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ise kurulan ilk muhalefet partisidir.
Siyasi partiler sadece kuruluş sırasına göre değil, üstlendikleri rollere göre de ayırt edilmelidir.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi Çok Partili Hayata Geçiş Denemeleri

İpuçları

1
Bu parti Kazım Karabekir ve arkadaşları tarafından kurulmuştur.

Daha Fazla Pratik

Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın programındaki 'Parti, dini inançlara saygılıdır' ibaresinin hangi olaylara zemin hazırladığını araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 643Soru

Atatürk döneminde Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu'nun kurularak milli kültürün bilimsel temellere oturtulması hedeflenmiştir. Bu kurumsal çalışmaların yanı sıra 1924 Anayasası'nda "Türkiye ahalisine din ve ırk farkı gözetmeksizin vatandaşlık itibarıyla Türk denir." hükmüne yer verilmiştir. Bu çalışmalar ve hukuki düzenlemeler, Atatürk milliyetçiliğinin aşağıdaki özelliklerinden hangisini doğrudan kanıtlamaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Milli kimlik tanımını; etnik köken veya inanç temelli değil, kültürel aidiyet ve vatandaşlık hukuku gibi 'subjektif' unsurlar üzerinden kurguladığını.

Cevap

Atatürk milliyetçiliği, milli kimliği etnik köken veya inanç temelli değil, kültürel aidiyet ve vatandaşlık hukuku gibi 'subjektif' unsurlar üzerinden kurgulamaktadır.
Doğru cevap, Atatürk milliyetçiliğinin temel felsefesi olan 'subjektif millet' anlayışını tam olarak yansıtmaktadır. Bu anlayışta bireyin biyolojik kökeni (ırk) veya inancı değil, kendisini o millete ait hissetmesi, ortak bir tarihi paylaşması ve aynı hukuk sistemine (vatandaşlık) bağlı olması esastır. Türk Tarih ve Dil Kurumlarının kurulması kültürel bağı, 1924 Anayasası'ndaki tanım ise hukuki bağı temsil eder.

Adım Adım Çözüm

1
Kurumsal Reformların Analizi
Türk Tarih ve Dil Kurumlarının kurulması, kimliği biyolojik bir soydan ziyade ortak bir geçmişe (tarih) ve iletişim aracına (dil) dayandırma çabasıdır.
Milli bilincin bilimsel ve kültürel verilerle inşa edilmesi gerektiğini doğrulamak içindir.
2
Hukuki Metnin Analizi
1924 Anayasası'ndaki 'vatandaşlık itibarıyla Türk' tanımı, hukuk önünde herkesin eşitlendiğini ve etnik/dini kökenin kimlik tanımlamasında bir engel olmadığını gösterir.
Milliyetçiliğin kapsayıcı ve bütünleştirici (subjektif) karakterini belirlemek içindir.
3
Sentezleme ve Sonuç
Hem kültürel (dil/tarih) hem de hukuki (vatandaşlık) veriler, Atatürk milliyetçiliğinin 'kader birliği' ve 'kültürel aidiyet' temelinde yükseldiğini kanıtlar.
Biyolojik veya dini temelli 'objektif' milliyetçilik modellerinden ayrışan özgün yapıyı tanımlamak içindir.

Anahtar Kavram

Subjektif (Öznel) Milliyetçilik

İpuçları

1
Atatürk milliyetçiliğinde bir kimsenin 'Türk' sayılması için hangi şartların arandığını düşünün: Kan bağı veya inanç mı, yoksa kültürel ve hukuki bir aidiyet mi?

Daha Fazla Pratik

Atatürk'ün 'Afet İnan'ın Medeni Bilgiler' kitabındaki millet tanımını inceleyerek subjektif milliyetçiliğin unsurlarını (dil, tarih, kültür, ülkü birliği) pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 644Soru

Osmanlı Devleti'de aile ve borçlar hukuku gibi konuları düzenleyen Mecelle'nin çağın ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz kalması üzerine, 19261926 yılında modern bir hukuk anlayışını yansıtan Türk Medeni Kanunu yürürlüğe konulmuştur.

Bu kanunla gerçekleşen aşağıdaki düzenlemelerden hangisi, kadınların toplumsal ve ekonomik hayattaki konumunu güçlendirmeye yönelik değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Belediye ve genel seçimlerde oy kullanma hakkının verilmesi

Cevap

Kadınlara seçimlerde oy kullanma ve aday olma hakkının verilmesi
Kadınlara seçimlerde oy kullanma ve aday olma gibi siyasi haklar, 19261926 tarihli Türk Medeni Kanunu ile değil; 19301930 (Belediye), 19331933 (Muhtar) ve 19341934 (Milletvekili) yıllarında yapılan özel anayasal ve yasal düzenleme aşamalarıyla tanınmıştır. Medeni Kanun ise temelde aile, miras ve çalışma hayatı gibi sosyal ve ekonomik alanlarda kadın-erkek eşitliğini sağlamaya odaklanan bir 'özel hukuk' reformudur.

Adım Adım Çözüm

1
Medeni Kanun'un kapsamını belirleyin.
Türk Medeni Kanunu (19261926); aile, miras, kişiler ve borçlar hukuku gibi özel hukuk alanlarını düzenler.
Bu kanun sosyal ve ekonomik alanda eşitliği hedefler, ancak siyasi (seçme-seçilme) hakları içermez.
2
Kadınlara verilen siyasi hakların tarihlerini karşılaştırın.
Kadınlara belediye seçimlerine katılma hakkı 19301930'da, muhtarlık seçimi hakkı 19331933'te, milletvekili seçilme hakkı ise 19341934'te verilmiştir.
Siyasi haklar, Cumhuriyet rejiminin demokratikleşme süreci kapsamında Medeni Kanun'dan sonraki yıllarda farklı kanunlarla tanınmıştır.

Anahtar Kavram

Hukuki ve Sosyal Haklar ile Siyasi Hakların Ayrımı

İpuçları

1
Türk Medeni Kanunu (19261926) sosyal ve ekonomik hakları düzenlerken; siyasi haklar (seçme ve seçilme) daha sonraki yıllarda aşamalı olarak verilmiştir.
2
Kadınlara tanınan belediye (19301930), muhtarlık (19331933) ve milletvekilliği (19341934) hakları Medeni Kanun'dan bağımsız düzenlemelerdir.
3
Seçimlere katılmak, oy kullanmak ve aday olmak gibi 'siyasi' içerikli haklar Medeni Kanun kapsamında değildir.

Daha Fazla Pratik

Kadınların siyasi haklarını elde etme sürecini (B-M-W: Belediye, Muhtar, Vekil kronolojisi) inceleyerek Medeni Kanun kapsamıyla karıştırılmamasını sağlayabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 645Soru

Atatürk Dönemi'nde toplumsal yapıyı modernize etmek ve imtiyazsız, sınıfsız bir toplum yapısı oluşturmak amacıyla çeşitli yasal düzenlemeler yapılmıştır. Bu doğrultuda 19251925 yılında çıkarılan 677677 sayılı kanunla hem dini kurumlar olan tekke ve zaviyeler kapatılmış hem de bu kurumlarla bağlantılı olan birtakım unvanlar yasaklanmıştır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi 19251925 yılında yürürlüğe giren bu kanun kapsamında yasaklanan unvan veya faaliyetlerden biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: "Ağa", "Paşa" ve "Efendi" gibi sivil ve askeri kökenli lakapların kullanılması

Cevap

Toplumsal alanda kullanılan "Ağa", "Paşa" ve "Efendi" gibi unvanlar, 19341934 tarihli ayrı bir kanunla kaldırılmıştır; 19251925 tarihli kanun ise doğrudan tarikatlar ve dini unvanlara odaklanmıştır.
Toplumsal alanda yapılan düzenlemeler kademelidir. 19251925 tarihli kanun dini kurumlar ve tarikatlar üzerinden sağlanan ayrıcalıkları hedef alırken; "Ağa", "Paşa", "Efendi" ve "Bey" gibi sivil/askeri hiyerarşi bildiren unvanlar ancak 19341934 yılında yürürlüğe giren 25902590 sayılı kanunla resmen kaldırılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
19251925 tarihli 677677 sayılı kanunun kapsamını belirle.
Bu kanun Tekke, Zaviye ve Türbelerin kapatılmasını ve bunlarla ilişkili dini/mistik unvanların (Şeyh, Derviş, Mürit vb.) yasaklanmasını içerir.
Sorunun sorduğu temel yasal çerçeveyi tanımlamak için gereklidir.
2
Seçeneklerdeki unvanları yasal kronolojiye göre sınıflandır.
A, B, D ve E seçeneklerindeki unsurlar dini/tarikat kökenli olup 19251925 kapsamındadır. Ancak C seçeneğindeki unvanlar sivil/askeri kökenli sosyal lakaplardır.
Benzer amaçlı ancak farklı tarihlerde yapılmış inkılapları birbirinden ayırt etmek için gereklidir.
3
19341934 tarihli lakap ve unvanların kaldırılmasına dair kanunu hatırla.
"Ağa, Paşa, Efendi, Bey, Hacı, Hafız" gibi lakaplar 19341934 yılında 25902590 sayılı kanunla kaldırılmıştır.
Yanlış olanın neden yanlış olduğunu doğrulamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Toplumsal Alan İnkılaplarının Yasal Ayrımı (1925 vs 1934)

İpuçları

1
Soruda bahsedilen 19251925 tarihli kanun daha çok tarikatlar ve dini yapılarla ilgilidir.
2
"Ağa" ve "Paşa" gibi unvanların kaldırıldığı kanun ile Soyadı Kanunu (19341934) arasındaki tarihsel yakınlığı düşünün.
3
19251925 düzenlemesi dini unvanları yasaklarken, sivil ve resmi unvanların kaldırılması Soyadı Kanunu'ndan kısa bir süre sonra gerçekleşmiştir.

Daha Fazla Pratik

Soyadı Kanunu ve bu kanunla birlikte kaldırılan diğer resmi unvanların (Hafız, Hoca, Molla vb.) listesini gözden geçirmek konuyu pekiştirecektir.

Alternatif Yöntem

Kronolojik eleme yöntemi: Şeyh ve mürit gibi kavramlar Tekke/Zaviye (19251925) ile, Ağa ve Paşa gibi kavramlar ise Soyadı Kanunu dönemi (19341934) ile eşleştirilerek doğru yanıta ulaşılabilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 646Soru

Atatürk'ün halkçılık anlayışı, toplumda hiçbir sınıfın veya zümrenin diğerine üstünlüğünü kabul etmeyen, "imtiyazsız, sınıfsız, kaynaşmış bir kitle" idealine dayanır. Bu ilke doğrultusunda gerçekleştirilen inkılaplar, vatandaşlar arasındaki ayrıcalıkları kaldırarak hem hukuksal eşitliği sağlamayı hem de sosyal adaleti tesis etmeyi hedefler. Buna göre, aşağıdakilerden hangisinin halkçılık ilkesinin doğrudan "toplumsal eşitlik" veya "sosyal devlet" anlayışıyla ilişkilendirildiği söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı doğrultusunda sanayi yatırımlarının devlet eliyle gerçekleştirilmesi

Cevap

Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı doğrultusunda sanayi yatırımlarının devlet eliyle gerçekleştirilmesi seçeneği, doğrudan Devletçilik ilkesi kapsamında değerlendirilir.
Doğru cevap olan seçenek, devletin ekonomik hayata müdahale ederek yatırım yapmasını (Beş Yıllık Sanayi Planı) ifade etmektedir. Bu durum doğrudan Devletçilik ilkesi ile ilgilidir. Halkçılık ise toplumda eşitliği sağlamak ve sosyal adaleti tesis etmekle ilgilidir; sanayi planı ise daha çok kalkınma modeli ve yöntemini ifade eder.

Adım Adım Çözüm

1
Halkçılık ilkesinin kapsamını belirle.
Halkçılık; eşitlik, sosyal adalet, imtiyazsızlık ve halkın yararına olan uygulamaları (sosyal devlet) içerir.
Sorunun kökünde istenen kriterleri netleştirmek gerekir.
2
Seçeneklerdeki inkılapların hedeflerini analiz et.
Soyadı Kanunu, Aşar vergisi ve Medeni Kanun gibi düzenlemeler toplumsal sınıfları kaldırmaya veya sosyal refahı artırmaya odaklıdır.
Her seçeneğin hangi toplumsal ihtiyaca cevap verdiğini anlamak doğru eşleştirmeyi sağlar.
3
Ekonomik yöntem ile sosyal amaç arasındaki farkı ayırt et.
Devletin fabrika kurması ekonomik bir yöntemdir (Devletçilik). Bu yatırımların sonucunda halkın iş bulması dolaylı bir faydadır, ancak eylemin kendisi ekonomik ilkeyle (Devletçilik) tanımlanır.
Halkçılık ve Devletçilik arasındaki en sık yapılan karışıklığı çözmek için bu ayrım kritiktir.

Anahtar Kavram

Halkçılık ve Devletçilik Ayrımı

İpuçları

1
İnkılapların hangi temel probleme çözüm ürettiğine odaklanın: Sosyal hiyerarşi mi yoksa ekonomik yatırım mı?
2
Halkçılık 'Eşitlik' ve 'Sosyal Adalet' ile ilgiliyken; Devletçilik devletin 'Ekonomik Yatırım' yapmasıyla ilgilidir.
3
Seçenekler arasında hangisi bir fabrikanın açılması veya bir sanayi planının uygulanması gibi teknik/ekonomik bir süreci anlatıyor?

Daha Fazla Pratik

Devletçilik ilkesinin neden halkçılığın zorunlu bir sonucu olarak doğduğunu araştırarak iki ilke arasındaki köprüyü anlayabilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Eleme yöntemini kullanırken, 'Eşitlik' kavramını içeren tüm seçenekleri Halkçılık olarak işaretleyip, sadece üretim/yatırım odaklı olanı dışarıda bırakabilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 647Soru

Atatürkçü Düşünce Sistemi'ni pek çok doktrinden ayıran temel karakteristik, onun bir 'bitmişlik' duygusuna sahip olmamasıdır. Bu sistemde İnkılapçılık; sadece geçmişteki bir kopuşu temsil eden tarihsel bir olay değil, sistemin kendi varlığını zamanın ruhuyla (zeitgeist) sürekli yeniden doğrulamasına imkan tanıyan metodolojik bir zorunluluktur. Bu tespitten hareketle İnkılapçılık ilkesi, Atatürkçü Düşünce Sistemi'nde aşağıdaki işlevlerden hangisini en doğrudan yerine getirmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sistemin dogmalaşmasını önleyen bir 'dinamik denge' kurarak, onu sürekli bir gelişim ve öz-yenileme halinde tutmak

Cevap

İnkılapçılık ilkesi, sistemin dogmalaşmasını önleyen bir 'dinamik denge' kurarak, onu sürekli bir gelişim ve öz-yenileme halinde tutan metodolojik bir unsurdur.
İnkılapçılık ilkesi, Atatürkçü Düşünce Sistemi'ne kazandırdığı dinamizm sayesinde diğer tüm ilkelerin zamana yenik düşmesini engeller. Metinde vurgulanan 'metodolojik zorunluluk', bu ilkenin sistemi sürekli güncelleyen bir motor güç olduğunu ifade eder. Bu sayede sistem dogmalaşmaz ve aklın rehberliğinde kendi kendini yeniler.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki 'bitmişlik duygusuna sahip olmama' ve 'metodolojik zorunluluk' ifadelerini analiz edin.
Bu ifadeler, Türk İnkılabı'nın durağan bir sonuç değil, sürekli devam eden bir süreç (yöntem) olduğunu gösterir.
İnkılapçılık, sadece kurumları değiştirmek değil, bu değişimin sürekliliğini sağlamaktır.
2
İnkılapçılığın diğer ilkeler üzerindeki etkisini değerlendirin.
Diğer ilkeler (Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik vb.), İnkılapçılık sayesinde zamanın gereklerine göre yeniden yorumlanabilir.
Sistemin canlılığını koruması, onun dogmatikleşmesini (donup kalmasını) önleyen bu 'dinamik' yapıya bağlıdır.
3
Seçenekleri bu perspektifle eleyerek en kapsamlı çıkarıma ulaşın.
Sistemin kendi kendini yenileyen bir mekanizma olduğunu belirten seçenek doğru kabul edilir.
Atatürk'ün 'manevi mirasım ilim ve akıldır' vasiyeti, bu sürekli değişimin ve dogmalardan kaçınmanın temelidir.

Anahtar Kavram

İnkılapçılığın Metodolojik ve Dinamik Doğası

İpuçları

1
Metindeki 'bitmişlik duygusuna sahip olmama' ifadesine odaklanın; bu, sistemin sürekli bir hareket halinde olduğunu gösterir.
2
İnkılapçılık, diğer ilkelerin (Laiklik, Milliyetçilik vb.) zamanın gerisinde kalıp 'tarihsel bir hatıra' olmasını engelleyen bir sigortadır.
3
Atatürk'ün 'Benim manevi mirasım ilim ve akıldır' sözü, sistemin dogmatikleşmeye karşı olan direncini ve İnkılapçılığın yöntem boyutunu vurgular.

Daha Fazla Pratik

Atatürk'ün 'Dinamik İdeal' kavramını araştırarak İnkılapçılık ilkesinin statükoya neden karşı olduğunu pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 648Soru

Yeni Türk Devleti'nde hukuk sisteminin laikleşmesi ve hukukta birliğin sağlanması amacıyla atılan ilk önemli adımlardan biri, 33 Mart 19241924'te Şer’iye ve Evkaf Vekâletinin kaldırılmasıdır. Bu düzenleme ile birlikte dini mahkemelerin (Şer’iye Mahkemeleri) varlık nedeninin ortadan kalkması üzerine, 88 Nisan 19241924 tarihinde çıkarılan bir kanunla bu mahkemeler tamamen kapatılmıştır.

Bu gelişmenin hukuk sisteminde sağladığı temel kazanım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hukukta ikiliklerin sona erdirilerek yargı birliğinin ve laikleşmenin güçlendirilmesi

Cevap

Hukukta ikiliklerin sona erdirilerek yargı birliğinin ve laikleşmenin güçlendirilmesi
Osmanlı Devleti'nden kalan miras; cemaat mahkemeleri, azınlık mahkemeleri ve dini mahkemelerden oluşan çok parçalı bir yapıydı. Şer’iye Mahkemelerinin kapatılması, hukuk sistemindeki bu parçalı yapıyı (ikilikleri) sona erdirerek tüm vatandaşların aynı mahkemelerde ve aynı kanunlara göre yargılanmasını sağlayan yargı birliğinin kurulmasına hizmet etmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Reformun kapsamını analiz etme
Şer’iye Mahkemeleri dini esaslara göre karar veren kurumlardı ve bunların kapatılması yargıdaki dini otoriteyi sona erdirdi.
Laik bir hukuk sisteminde dini mahkemelerin varlığı hukuk birliğine aykırıdır.
2
Kavramsal eşleştirme yapma
Bir ülkede hem modern/seküler mahkemelerin hem de dini mahkemelerin bulunması 'hukukta ikilik' anlamına gelir.
Tek tip hukuk kurallarının tüm vatandaşlara eşit uygulanması için yargı birliği şarttır.
3
Sonucu belirleme
Dini mahkemelerin kapatılmasıyla hukuk sistemi tek bir çatı altında toplanmış ve laikleşme süreci hızlanmıştır.
Hukuk birliği, çağdaş ve milli bir devlet yapısının temel taşıdır.

Anahtar Kavram

Hukuk Birliği ve Yargı Birliği

İpuçları

1
Osmanlı'da hem modern hem de dini mahkemelerin aynı anda bulunmasının toplumda nasıl bir karmaşaya yol açtığını düşünün.
2
Dini mahkemelerin kapatılması, vatandaşlar arasındaki 'hukuki farklılıkları' ortadan kaldırmaya yöneliktir.
3
Bu düzenleme, hukuk sisteminde 'tek bir otorite' ve 'laik bir yapı' kurmayı amaçlayan 'Hukuk Birliği' kavramı ile doğrudan ilişkilidir.

Daha Fazla Pratik

Medeni Kanun'un kabulü ile Patrikhane'nin dünyevi yetkilerinin sona ermesi arasındaki ilişkiyi inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 649Soru

33 Mart 19241924 tarihinde Halifeliğin kaldırılmasıyla Türkiye'de milli egemenlik anlayışı pekiştirilmiş, devletin yönetimindeki "çift başlılık" sona ermiş ve Cumhuriyet rejimi daha sağlam bir temele oturtulmuştur. Halifeliğin "milli egemenlikle bağdaşmayan ve Meclis'in üzerinde bir güç olarak görülme riskini ortadan kaldırması" yönüyle aşağıdaki ilkelerden hangisiyle doğrudan ilgili olduğu söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cumhuriyetçilik

Cevap

Cumhuriyetçilik ilkesi, milli egemenliğin ve halk iradesinin esas alınmasını sağladığı için bu inkılapla doğrudan ilişkilidir.
Cumhuriyetçilik, devlet yönetiminde halkın iradesini ve milli egemenliği esas alır. Halifeliğin kaldırılması, TBMM'nin otoritesini sınırlayan ve milli egemenlikle bağdaşmayan eski bir yönetim odağını yok ederek Cumhuriyet rejimini güçlendirmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Sorudaki anahtar kavramları (milli egemenlik, devlet başkanlığı, rejim tartışmaları) belirle.
Bu kavramlar siyasi yapının demokratikleşmesiyle ilgilidir.
Sorunun hangi alanla ilgili olduğunu anlamak için kavram analizi gereklidir.
2
Halifelik kurumunun siyasi etkisini analiz et.
Halifeliğin kaldırılmasıyla Meclis'in üzerindeki son dinsel ve geleneksel otorite kaldırılmıştır.
Kurumun kaldırılma gerekçesi ile ilkeler arasındaki bağı kurmak gerekir.
3
Kavramları Atatürk ilkeleriyle eşleştir.
Halk iradesi ve egemenlik doğrudan Cumhuriyetçilik ilkesine çıkar.
Cumhuriyetçilik, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olmasını temel alır.

Anahtar Kavram

Milli Egemenlik ve Cumhuriyetçilik İlişkisi

İpuçları

1
Soruda geçen 'milli egemenlik' ve 'rejim' kelimelerine odaklanın.

Daha Fazla Pratik

Saltanatın kaldırılması ve Cumhuriyetin ilanı ile Halifeliğin kaldırılması arasındaki ortak paydayı (milli egemenlik) inceleyin.
Tahmini Süre:45s
Soru 650Soru

19351935 yılında kabul edilen bir yasa ile Türkiye'de resmi hafta sonu tatili Cuma gününden Pazar gününe alınmıştır. Bu değişikliğin yapılmasındaki temel amaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Batılı devletlerle olan ticari, ekonomik ve resmi ilişkilerde yaşanan uyumsuzlukları gidermek

Cevap

Batılı devletlerle olan ticari, ekonomik ve resmi ilişkilerde yaşanan uyumsuzlukları gidermek
Doğru cevap, değişikliğin Avrupa ile olan ticari ve resmi işlemlerdeki senkronizasyonu sağlama amacını vurgular. Türkiye'nin dış dünyayla olan ekonomik bağlarını güçlendirmek ve bürokratik gecikmeleri önlemek için tatil günleri uluslararası standartlara göre yeniden düzenlenmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Reformun yapıldığı yılı ve içeriği analiz et.
19351935 yılında hafta sonu tatili Cuma'dan Pazar'a alınmıştır.
Toplumsal alanda yapılan bu inkılapların zamanlaması ve içeriği temel amacı belirlemek için kritiktir.
2
Eski uygulama ile Avrupa ülkelerindeki uygulamayı karşılaştır.
Avrupa devletlerinde tatil Pazar iken Türkiye'de Cuma olması, haftalık 33 günlük bir iletişim kopukluğuna neden oluyordu.
Dış ticaret ve bankacılık işlemlerinin kesintisiz yürümesi için ortak bir takvim ve tatil sistemine ihtiyaç vardır.
3
Düzenlemenin hangi Atatürk ilkesiyle daha çok ilgili olduğunu belirle.
Düzenleme hem modernleşme (İnkılapçılık) hem de toplumsal düzeni sağlama (Halkçılık) ile ilgilidir ancak temel sebep işlevseldir.
Soruda 'temel amaç' sorulduğu için uluslararası uyum vurgusu aranmalıdır.

Anahtar Kavram

Toplumsal İnkılaplarda Uluslararası Uyum

İpuçları

1
Türkiye'nin Batılı ülkelerle olan ekonomik ve diplomatik bağlarını düşünün.
2
Cuma ve Pazar günleri arasındaki farkın dış ticaret yapan bir tüccar için ne ifade edebileceğini hayal edin.
3
Bu düzenleme, takvim, saat ve ölçü birimlerinde yapılan değişikliklerle aynı ortak amaca (uluslararası uyum) hizmet etmektedir.

Daha Fazla Pratik

Benzer bir mantıkla yapılan 'Uluslararası Ölçü ve Tartı Birimlerinin Kabulü' konusuna göz atabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 651Soru

Cumhuriyet döneminde gerçekleştirilen; kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkının verilmesi ile seçmen yaşının düşürülerek daha geniş kitlelerin yönetime katılımının sağlanması gibi düzenlemeler, halkın iradesinin meclise tam olarak yansımasını hedeflemiştir. Bu düzenlemeler, aşağıdaki Atatürk ilkelerinden hangisinin doğrudan bir sonucudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cumhuriyetçilik

Cevap

Cumhuriyetçilik ilkesi; halkın yönetime katılması, seçme ve seçilme hakkını kullanması ve milli iradenin meclise yansımasını sağlayan düzenlemelerin temel dayanağıdır.
Cumhuriyetçilik ilkesi, egemenliğin kaynağının millete ait olmasını ve halkın yöneticilerini seçim yoluyla belirlemesini öngörür. Kadınlara siyasi hakların verilmesi ve seçmen yaşının düşürülmesi gibi düzenlemeler doğrudan halkın yönetimdeki temsil gücünü ve katılımını artırdığı için bu ilkeyle doğrudan ilişkilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Sorudaki anahtar kavramları (seçme ve seçilme hakkı, yönetime katılım, halk iradesi) belirle.
Bu kavramların tamamı devletin yönetim biçimi ve siyasi temsil ile ilgilidir.
Sorunun hangi alanla (siyasi, ekonomik, sosyal) ilgili olduğunu netleştirmek için.
2
Belirlenen siyasi kavramları Atatürk ilkeleriyle eşleştir.
Milli egemenlik ve demokrasiyi doğrudan temsil eden ilkenin Cumhuriyetçilik olduğu sonucuna ulaşılır.
Atatürk ilkelerinin her birinin odak noktasının farklı olması (Cumhuriyetçilik = Yönetim, Halkçılık = Eşitlik vb.).

Anahtar Kavram

Milli Egemenlik ve Siyasi Temsil

İpuçları

1
Soruda geçen 'seçme ve seçilme hakkı' ve 'yönetime katılım' ifadeleri sizi doğrudan bir yönetim biçimine yönlendirmelidir.

Daha Fazla Pratik

Saltanatın kaldırılması ve TBMM'nin açılması gibi olayların hangi yönüyle Cumhuriyetçilik, hangi yönüyle Laiklik ilkesine girdiğini analiz edebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 652Soru

Atatürk milliyetçiliği; sadece bir aidiyet duygusu veya kültürel bir bağ değil, aynı zamanda devletin siyasi, ekonomik ve hukuki yapısını milli bir temelde yeniden inşa etmeyi amaçlayan bütüncül bir eylem planıdır. Bu anlayış, 'üniter devlet' yapısını güçlendirmeyi ve her alanda tam bağımsızlığı gerçekleştirmeyi hedefler.

Buna göre;

I. Kabotaj Kanunu'nun kabulü ile Türk karasularındaki ticaret hakkının yabancı imtiyazlarından temizlenmesi,
II. Azınlıkların 'ayrıcalıklı azınlık' statüsünden çıkarılarak Türk hukukuna tabi 'eşit vatandaş' statüsüne geçirilmesi,
III. Türk Tarih Kurumu'nun kurulmasıyla hanedan odaklı tarih anlayışı yerine milli bir tarih bilincinin oluşturulması

gelişmelerinden hangileri, Atatürk milliyetçiliğinin 'milli birliği pekiştirme' ve 'milli menfaatleri her alanda egemen kılma' amacı doğrultusunda değerlendirilmelidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I, II ve III

Cevap

Verilen öncüllerin tamamı (Kabotaj Kanunu, Azınlıkların vatandaşlık statüsü ve Türk Tarih Kurumu) Atatürk milliyetçiliğinin ekonomik, hukuki ve kültürel boyutlarını temsil ettiği için doğru cevap I, II ve III olmalıdır.
Verilen öncüllerin tamamı Atatürk'ün milliyetçilik anlayışının farklı uygulama alanlarını yansıtır. Kabotaj Kanunu denizlerdeki ekonomik bağımsızlığı ve milli egemenliği (Ekonomik Milliyetçilik), azınlıkların eşit vatandaş statüsüne geçirilmesi çok hukuklu ve parçalı yapıyı bitirip milli bir hukuk birliği ve bütünlüğü kurmayı (Hukuki/Siyasi Milliyetçilik), Türk Tarih Kurumu ise ortak bir gelecek ideali için gerekli olan milli bilinci oluşturmayı (Kültürel Milliyetçilik) amaçlar. Bu nedenle her üçü de üniter devlet yapısını ve tam bağımsızlığı güçlendirir.

Adım Adım Çözüm

1
Öncüllerin alanlarını belirle
I. Ekonomik, II. Hukuki/Siyasi, III. Kültürel gelişimlerdir.
Milliyetçilik ilkesinin çok boyutlu yapısını analiz etmek için gereklidir.
2
Ekonomik bağımsızlık bağını kur
Kabotaj Kanunu, Türk denizlerinde hakimiyeti sağladığı için ekonomik milliyetçiliktir.
Milli kaynakların işletme hakkının millete ait olması bağımsızlığın gereğidir.
3
Hukuki birlik ve milli kimlik bağını kur
Azınlıkların eşit vatandaş olması, toplumsal ikilikleri giderir ve üniter devlet yapısını (Milliyetçilik) güçlendirir.
Ayrı hukuk sistemlerine tabi topluluklar yerine tek bir 'Türk Milleti' kimliği inşası hedeflenmiştir.
4
Kültürel bilinç bağını kur
Türk Tarih Kurumu, milli bir şuur oluşturarak kültürel bağımsızlığı pekiştirir.
Milletin ortak geçmişine odaklanmak milli birlik duygusunu artırır.

Anahtar Kavram

Bütünleyici ve Tam Bağımsızlıkçı Milliyetçilik

İpuçları

1
Milliyetçiliğin sadece kültürel bir olgu olmadığını, bağımsızlık ve egemenlik gibi siyasi-ekonomik hedefleri de kapsadığını düşünün.
2
Üniter (tekil) devlet yapısında hukuk birliğinin sağlanması ve azınlık imtiyazlarının kaldırılması milli bütünlüğü nasıl etkiler?
3
Kabotaj, denizlerdeki Türk egemenliğidir. Azınlık haklarının vatandaşlık bağına dönmesi ise milli kimlik birliğidir. Her ikisi de 'milli menfaat' ve 'birliği' temsil eder.

Daha Fazla Pratik

Milliyetçiliğin bütünleyici ilkelerinden olan 'Milli Birlik ve Beraberlik' ile 'Milli Bağımsızlık' arasındaki ilişkiyi farklı inkılaplar üzerinden analiz ediniz.

Alternatif Yöntem

Öncülleri 'Milli Egemenlik' ve 'Milli Bağımsızlık' süzgecinden geçirin. Eğer bir uygulama bu ikisinden birine hizmet ediyorsa doğrudan Milliyetçilik ilkesiyle ilişkilidir.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 653Soru

Yeni Türk Devleti'nin hukuk devrimi sürecinde, Lozan Barış Antlaşması'nın 4242. maddesiyle gayrimüslim azınlıklara tanınan "aile ve şahıs hukukunda kendi dini kurallarını uygulama" imtiyazı, aşağıdaki gelişmelerden hangisinin getirdiği modern ve laik yapı sayesinde azınlık temsilcilerinin bu haktan feragat etmesiyle fiilen sona ermiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 19261926 yılında Türk Medeni Kanunu'nun kabul edilerek hukuk birliğinin sağlanması

Cevap

Türk Medeni Kanunu'nun kabul edilmesi, azınlıkların Lozan'dan doğan özel haklarından feragat ederek genel hukuk sistemine dahil olmalarını sağlamış ve hukuk birliğini tesis etmiştir.
Türk Medeni Kanunu'nun kabulü, Lozan Barış Antlaşması'ndan kalan son hukuk çokluğu kalıntısını da ortadan kaldırmıştır. Azınlıklar, bu kanunun laik ve eşitlikçi yapısını gördükten sonra kendi dini mahkemelerinden ve hukuk kurallarından feragat ederek Türkiye Cumhuriyeti'nin genel hukukuna tabi olmayı talep etmişlerdir. Bu durum, ülkede tam bir hukuk birliği (tevhid-i hukuk) sağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Lozan Antlaşması'ndaki azınlık haklarını değerlendir.
Lozan'ın 4242. maddesi azınlıklara aile ve şahıs hukukunda kendi kurallarını uygulama hakkı veriyordu (hukuk çokluğu).
Bu madde, o dönemde Türkiye'de laik ve birleşik bir medeni kanun olmadığı için azınlıkları koruma amacıyla eklenmişti.
2
19261926 yılında kabul edilen Medeni Kanun'un niteliğini analiz et.
Kanun; laik, demokratik ve din ayrımı yapmayan bir yapıdadır.
İsviçre'den alınan bu kanun, hiçbir dini referans içermediği için tüm inanç grupları için ortak bir zemin sunmuştur.
3
Hukuk birliğinin (Tevhid-i Hukuk) nasıl sağlandığını saptayın.
Azınlık cemaatleri, yeni kanunun modernliğine güvenerek Adalet Bakanlığı'na başvurmuş ve Lozan'daki haklarından feragat ettiklerini bildirmişlerdir.
Böylece Türkiye'de hukuk birliği tam anlamıyla sağlanmış, çoklu hukuk sistemi tarihe karışmıştır.

Anahtar Kavram

Hukuk Birliği ve Medeni Kanun'un Azınlık Haklarına Etkisi

İpuçları

1
Lozan Antlaşması'nın azınlıklara verdiği 'özel hukuk uygulama' hakkı, ülkede hukuk birliğini bozan bir unsurdu.

Daha Fazla Pratik

Türk Medeni Kanunu'nun sadece aile hukukunu değil, azınlıklar üzerinden hukuk birliğini nasıl sağladığını Lozan maddeleriyle karşılaştırarak çalışın.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 654Soru

Atatürkçü Düşünce Sistemi'nin durağan bir yapıya dönüşmesini engelleyen, onu sürekli değişen hayatın gerçeklerine ve bilimin verilerine uyumlu kılan temel unsur İnkılapçılık ilkesidir. Bu ilke, sadece eskiyi yıkıp yerine yeniyi koymakla kalmaz; aynı zamanda yeni kurulan düzenin de zamanla işlevini yitirmesine karşı bir emniyet mekanizması oluşturur.

Bu açıklamadan hareketle İnkılapçılık ilkesiyle ilgili ulaşılabilecek en doğru yargı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sürekli yenilenmeyi ve çağın gerektirdiği dönüşümü bir yöntem olarak benimseyerek sisteme dinamizm katar.

Cevap

İnkılapçılık ilkesi, sürekli yenilenmeyi ve çağın gerektirdiği dönüşümü bir yöntem olarak benimseyerek sisteme dinamizm katar.
İnkılapçılık ilkesi, Atatürkçü düşünceyi dogmatik (kalıplaşmış) bir yapıdan kurtararak ona 'yaşayan bir sistem' özelliği kazandırır. Aklın ve bilimin ışığında, toplumu sürekli daha ileriye taşıma ve değişen dünya şartlarına uyum sağlama işlevi gördüğü için sistemin kendini sürekli güncellemesi en doğru tanımıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki 'durağan bir yapıya dönüşmesini engelleyen' ve 'emniyet mekanizması' ifadeleri analiz edilir.
Bu ifadelerin statükoculuğu (duraksamayı) reddeden ve sürekli bir devinimi işaret eden kavramlar olduğu belirlenir.
İnkılapçılık, sadece bir dönemlik devrim değil, hayat boyu süren bir çağdaşlaşma metodolojisidir.
2
İnkılap ve Islahat kavramları arasındaki farklar gözden geçirilir.
İnkılapçılığın 'köklü değişim' ve 'sürekli ilerleme' olduğu, 'yüzeysel onarım' (ıslahat) olmadığı netleştirilir.
Seçeneklerdeki kavram yanılgılarını (muhafazakarlık, ıslahatçılık, taklitçilik) ayırt etmek için bu ayrım kritiktir.
3
Aklın ve bilimin rehberliğindeki 'dinamizm' kavramı ile seçenekler eşleştirilir.
Sistemin kendini güncellemesi ve çağın gerisinde kalmaması hedefinin en kapsamlı şekilde doğru seçenekte ifade edildiği görülür.
Dinamizm ve çağdaşlaşma, İnkılapçılık ilkesinin iki temel sütunudur.

Anahtar Kavram

İnkılapçılık İlkesinin Dinamik Yapısı

İpuçları

1
İnkılapçılık ilkesinin 'dinamizm', 'çağdaşlaşma' ve 'süreklilik' gibi anahtar kavramlarına odaklanın.
2
İnkılap ile Islahat (onarım/iyileştirme) arasındaki temel farkı hatırlayın; biri köklü değişimdir, diğeri yüzeysel düzenlemedir.
3
Metinde geçen 'durağanlığı engelleme' ifadesi, sistemin kendini sürekli tazeleyen ve yenileyen bir motor gücüne sahip olduğu anlamına gelir.

Daha Fazla Pratik

İnkılapçılık ilkesinin 'akılcılık' ve 'bilimsellik' kavramlarıyla olan doğrudan bağını araştırmak bu konudaki anlayışınızı güçlendirecektir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 655Soru

Yeni Türk Devleti’nde demokratikleşme adımları kapsamında kadınların siyasi hayata katılımını sağlamak amacıyla çeşitli yasal düzenlemeler yapılmıştır.

Bu doğrultuda Türk kadınına tanınan;

I. Köy ihtiyar heyetlerine seçilme ve muhtar olma,
II. Belediye seçimlerinde oy kullanma ve aday olma,
III. Milletvekili seçme ve seçilme

haklarının elde edilme süreci aşağıdakilerin hangisinde kronolojik olarak doğru sıralanmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II - I - III

Cevap

Türk kadınına tanınan siyasi hakların doğru kronolojik sıralaması Belediye (1930), Muhtarlık (1933) ve Milletvekilliği (1934) şeklindedir. Bu durum 'II - I - III' sıralamasını doğrular.
Türk kadınına siyasi haklar aşamalı olarak verilmiştir. Bu sürecin ilk adımı 1930 yılında belediye seçimlerine katılma hakkıdır. Ardından 1933 yılında köy ihtiyar heyetlerine seçilme ve muhtar olma hakkı tanınmıştır. Son olarak 1934 yılında yapılan anayasa değişikliği ile milletvekili seçme ve seçilme hakkı verilmiştir. Bu tarihsel akışa göre doğru sıralama II - I - III şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen siyasi hakların kabul edildiği yılları tespit et.
Belediye Seçimleri: 1930, Muhtarlık Seçimleri: 1933, Milletvekilliği: 1934.
Kronolojik sıralama yapabilmek için her olayın gerçekleşme tarihinin bilinmesi gerekir.
2
Tespit edilen yılları eskiden yeniye doğru sırala.
1930 < 1933 < 1934.
Soru, hakların elde edilme sürecini kronolojik (zaman dizinsel) olarak istemektedir.
3
Sıralanan yılları soru kökündeki öncüllerle eşleştir.
II (1930) - I (1933) - III (1934).
Doğru seçeneğe ulaşmak için tarihlerin öncül numaralarıyla doğru eşleştirilmesi gerekir.

Anahtar Kavram

Kadınlara Siyasi Hakların Verilmesi (034 Kuralı)

İpuçları

1
Bu hakların veriliş tarihleri 1930, 1933 ve 1934 yıllarıdır.
2
Sıralamayı hatırlamak için 'BMW' (Belediye, Muhtar, Vekil) kodlamasını veya 0-3-4 yıllarını kullanabilirsiniz.
3
İlk olarak 1930'da belediye, en son 1934'te milletvekilliği hakları tanınmıştır.

Daha Fazla Pratik

Türk kadınına tanınan bu siyasi hakların hangi Atatürk ilkesiyle doğrudan ilgili olduğunu (Cumhuriyetçilik) gözden geçirebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Siyasi hakların verilişini 'B-M-V' (Belediye - Muhtar - Vekil) şeklinde kodlayarak alfabetik veya hiyerarşik bir akışla da hatırlayabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 656Soru

Cumhuriyet’in ilk yıllarında "Teşvik-i Sanayi Kanunu" gibi düzenlemelerle özel sektörün canlandırılması hedeflenmişse de, 19291929 Dünya Ekonomik Bunalımı ve yerli sermaye birikiminin yetersizliği nedeniyle sanayileşme hızı istenen düzeye ulaşamamıştır. Bu durum, devletin ekonomiye doğrudan müdahale ederek yatırım yapmasını zorunlu kılmıştır.

Bu bilgiler ışığında, Türkiye’de uygulanan Devletçilik ilkesinin karakteristik özellikleri hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Özel mülkiyet hakkına son vererek ekonomiyi tamamen merkeziyetçi bir kamu yönetimine bırakmıştır.

Cevap

Atatürk'ün devletçilik anlayışı özel mülkiyeti reddetmez, aksine özel teşebbüsü destekleyen ancak onun yetersiz kaldığı alanlarda devleti devreye sokan bir 'karma ekonomi' modelidir.
Doğru cevap, devletçiliğin özel mülkiyete son verdiği iddiasıdır çünkü bu ifade yanlıştır. Türk tipi devletçilik, özel mülkiyet hakkını koruyan ve özel teşebbüsü temel alan ancak onun sermaye veya teknik bilgi yetersizliği nedeniyle gerçekleştiremediği büyük yatırımları devlet eliyle yapmayı amaçlayan bir 'karma ekonomi' modelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Devletçilik ilkesinin ortaya çıkış nedenlerini analiz etme
19231923-19291929 arası liberal denemelerin başarısızlığı ve 19291929 krizi saptanır.
İlkenin ideolojik değil, pratik bir zorunluluk olduğunu anlamak için gereklidir.
2
Devletçiliğin özel teşebbüs ile olan ilişkisini değerlendirme
Devletin özel sektörü engellemediği, aksine onun yapamadığı yatırımları üstlendiği sonucuna varılır.
Sosyalist veya komünist sistemlerden farkını ayırt etmek için kritik adımdır.
3
Seçenekleri bu bilgiler doğrultusunda eleme
Özel mülkiyeti bitirdiği iddiasının Türkiye'deki uygulamayla uyuşmadığı görülür.
Türkiye'de özel bankalar, fabrikalar ve mülkiyet hakkı her zaman korunmuştur.

Anahtar Kavram

Karma Ekonomi ve Pragmatizm

İpuçları

1
Devletçilik ilkesinin komünizm gibi katı ideolojilerden en büyük farkını düşünün.
2
Türkiye'de İş Bankası gibi özel teşebbüslerin ve fabrikaların devletçilik döneminde de faaliyetlerine devam ettiğini hatırlayın.
3
Soru bir 'olumsuz' sorudur, yani seçeneklerden hangisi devletçiliğin bir özelliği *değildir* diye sormaktadır.

Daha Fazla Pratik

Devletçilik ilkesi doğrultusunda açılan ilk kamu bankalarını (Sümerbank, Etibank) ve hazırlanan sanayi planlarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 657Soru

19231923-19291929 yılları arasında uygulanan liberal ekonomi politikalarının, özel sektörün sermaye yetersizliği ve teknik bilgi eksikliği nedeniyle beklenen sanayileşmeyi gerçekleştirememesi üzerine Türkiye, 19301930’lu yıllardan itibaren "Devletçilik" modeline geçmiştir. Türkiye'nin bu dönemde uyguladığı devletçilik politikasıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devlet, sadece özel sektörün gerçekleştiremediği büyük yatırımları üstlenerek karma bir yapı oluşturmuştur.

Cevap

Devletin, özel sektörün yetersiz kaldığı alanlarda yatırım yaparak karma bir ekonomik yapı oluşturmasıdır.
Doğru yanıt olan seçenek, Türkiye'deki devletçilik uygulamasının en temel özelliğini vurgulamaktadır. Bu model, özel sektörün sermaye ve teknik yetersizlik nedeniyle giremediği alanlara devletin yatırım yapmasını öngörürken, özel sektörü de teşvik etmeye devam eden 'karma ekonomi' anlayışını temsil eder.

Adım Adım Çözüm

1
19231923-19291929 dönemi ekonomik sonuçlarını analiz et.
Özel sektörün sermaye birikiminin yetersiz olduğu ve sanayileşmenin yavaş ilerlediği görülür.
Devletçiliğe geçişin içsel nedenini anlamak için bu tespit gereklidir.
2
19291929 Dünya Ekonomik Buhranı'nın etkisini değerlendir.
Dış piyasaların daralması ve ithalat zorlukları Türkiye'yi kendi kaynaklarıyla kalkınmaya zorlamıştır.
Devletçiliğin bir zorunluluk (zaruriyet) olarak ortaya çıkışını açıklar.
3
Atatürk dönemi devletçilik modelinin niteliğini tanımla.
Özel mülkiyeti reddetmeyen, bireysel girişimi destekleyen ancak devleti ana yatırımcı kılan 'Karma Ekonomi' modelidir.
Seçenekler arasından ideolojik olmayan, pragmatik doğruyu bulmayı sağlar.

Anahtar Kavram

Atatürk İlkeleri - Devletçilik ve Karma Ekonomi Modeli

İpuçları

1
Devletçilik ilkesinin 19301930 sonrasında neden hız kazandığını, özellikle sermaye birikimi açısından düşünün.
2
Türkiye'nin uyguladığı modelin Rusya'daki gibi katı bir devlet kontrolü mü yoksa özel sektörle bir iş birliği mi olduğunu hatırlayın.
3
Karma ekonomi terimi, hem devletin hem de özel sektörün aynı anda ekonomik hayatta yer almasını ifade eder.

Daha Fazla Pratik

Devletçilik ilkesi doğrultusunda hazırlanan I. Beş Yıllık Sanayi Planı kapsamındaki yatırımları inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 658Soru

3 Mart 1924 tarihinde kabul edilen bir yasa ile Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Vekaleti kaldırılarak yerine Genelkurmay Başkanlığı kurulmuştur. Bu düzenlemeyle birlikte ordu mensuplarının aynı zamanda milletvekili olması yasaklanmış, askerlik ile siyaset birbirinden ayrılmıştır. Bu inkılap hareketinin temel amacı, ordunun siyaset üzerindeki etkisini sınırlayarak milli iradenin her türlü baskıdan uzak bir şekilde sandığa yansımasını korumaktır. Buna göre, yapılan bu düzenleme doğrudan aşağıdaki Atatürk ilkelerinden hangisiyle ilişkilidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cumhuriyetçilik

Cevap

Cumhuriyetçilik
Cumhuriyetçilik ilkesi, egemenliğin halka ait olmasını ve yönetimin halkın özgür iradesiyle seçilen temsilciler eliyle yürütülmesini savunur. Ordunun siyaset içinde yer alması, silahlı bir gücün sivil yönetim üzerinde vesayet oluşturma riskini doğurur. Ordunun siyasetten ayrılması, milli iradenin hiçbir baskı altında kalmadan özgürce sandığa yansımasını sağladığı için doğrudan bu ilke ile ilişkilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Reformun içeriğini ve sonucunu analiz etmek.
Erkân-ı Harbiye'nin kaldırılmasının askerlik ve siyasetin birbirinden kesin hatlarla ayrılmasına yol açtığı belirlenir.
Soruda verilen bilginin temel siyasi sonucunu netleştirmek gerekir.
2
Sonucu Atatürk ilkelerinin temel kavramlarıyla eşleştirmek.
Ordunun siyaset dışı kalmasının 'milli iradenin tecellisi' ve 'demokratik yönetim' için gerekli olduğu görülür.
Milli irade, seçim ve temsil gibi kavramlar doğrudan Cumhuriyetçilik ilkesinin alt başlıklarıdır.

Anahtar Kavram

Milli Egemenliğin Güvence Altına Alınması ve Ordu-Siyaset Ayrımı

İpuçları

1
Soruda geçen 'milli iradenin sandığa yansıması' ifadesi, egemenliğin kaynağının halk olduğunu vurgular.

Daha Fazla Pratik

Saltanatın kaldırılması ile ordunun siyasetten ayrılmasının 'milli egemenlik' paydasında nasıl birleştiğini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 659Soru

Türkiye Cumhuriyeti’nde hukuk sistemini laikleştirmek, çağdaşlaştırmak ve ülke genelinde hukuk birliğini sağlamak amacıyla birçok inkılap gerçekleştirilmiştir. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi hukuk alanında yapılan düzenlemelerden biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 19241924 yılında Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun kabul edilmesi

Cevap

Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun kabul edilmesi, eğitim ve öğretim birliğini sağladığı için eğitim alanında yapılan bir inkılaptır.
Doğru cevap olan seçenek, eğitim ve öğretim faaliyetlerini tek bir merkezde toplayan Tevhid-i Tedrisat Kanunu'dur. Bu düzenleme eğitim alanında yapılan en önemli inkılaplardan biri olup doğrudan hukuk sistemiyle değil, okul ve müfredat yapısıyla ilgilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerdeki inkılapların hangi toplumsal alanla ilgili olduğunu belirleyin.
Medeni Kanun, Borçlar Kanunu ve mahkemelerin düzenlenmesi hukuk; Tevhid-i Tedrisat ise eğitim alanıyla ilgilidir.
Soruda bizden hukuk alanı dışındaki seçeneği bulmamız istenmektedir.
2
Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun içeriğini analiz edin.
Tüm okulların Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlanması ve eğitimin laikleşmesi sonucuna varılır.
Eğitim birliği ile hukuk birliği farklı kavramlardır.

Anahtar Kavram

İnkılapların alanlarına göre sınıflandırılması

İpuçları

1
İnkılapları alanlarına göre (Siyasi, Hukuk, Eğitim, Ekonomi, Toplumsal) ayırmaya çalışın.
2
Seçeneklerden biri, tüm okulların Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlanmasıyla ilgilidir.
3
Tevhid-i Tedrisat Kanunu, 'Öğretim Birliği' anlamına gelir ve eğitim alanındadır.

Daha Fazla Pratik

Medeni Kanun'un getirdiği sosyal ve hukuki hakları (kadın-erkek eşitliği, tek eşlilik vb.) tekrar etmek faydalı olacaktır.
Tahmini Süre:45s
Soru 660Soru

Atatürk, bir konuşmasında "Bizim yaptığımız inkılaplar, sönmüş bir hayatı canlandırmaktır." ifadesini kullanmıştır. Bu ifadeyle Atatürk, İnkılapçılık ilkesinin toplumsal yapı üzerindeki hangi temel işlevini vurgulamaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eskimiş ve işlevini yitirmiş kurumların yerine hayatın akışına uygun, dinamik ve yeni kurumlar getirme

Cevap

Eskimiş ve işlevini yitirmiş kurumların yerine hayatın akışına uygun, dinamik ve yeni kurumlar getirme
Doğru cevap olan ifade, Atatürk'ün "sönmüş bir hayatı canlandırmak" vurgusuna tam olarak karşılık gelir. Çünkü İnkılapçılık, bir yapıyı sadece onarmak yerine, artık topluma fayda sağlamayan eskimiş kurumları kökten tasfiye ederek yerine modern, dinamik ve çağdaş ihtiyaçları karşılayan kurumlar inşa etmeyi hedefler.

Adım Adım Çözüm

1
Atatürk'ün sözünü analiz etme
"Sönmüş bir hayatı canlandırmak" ifadesi, işlevini yitirmiş (sönmüş) yapıların tasfiyesini ve topluma yeni bir enerji (canlılık) verecek çağdaş kurumların inşasını ifade eder.
Sözün mecazi anlamı ilkenin temel felsefesine kapı aralar.
2
İnkılapçılık ilkesinin anahtar kavramlarıyla eşleştirme
İfadedeki 'canlandırma' eylemi doğrudan 'dinamizm' ve 'çağdaşlaşma' kavramlarıyla örtüşür.
Atatürk ilkeleri durağan değil, sürekli yenilenmeyi öngören bir yapıdadır.
3
Seçenekleri karşılaştırma
Doğru seçenek, ilkenin statükoyu reddeden ve köklü dönüşümü esas alan özünü vurgularken diğerleri yanlış ilke eşleştirmesi veya taklitçilik gibi hatalı yorumlar içermektedir.
İnkılapçılığı 'ıslahat'tan ayıran temel fark bütünsel ve köklü olmasıdır.

Anahtar Kavram

İnkılapçılık ilkesinin dinamik ve köklü dönüşüm karakteri

İpuçları

1
Atatürk'ün 'sönmüş' kelimesiyle işlevini yitirmiş eski yapıları, 'canlandırmak' ile de dinamizmi kastettiğini düşünün.
2
İnkılapçılık ilkesi, Atatürkçü düşünce sisteminin 'durağanlaşmasını' önleyen temel dinamik güçtür.
3
Seçeneklerde 'köklü değişim', 'yenilik' ve 'çağdaşlaşma' gibi İnkılapçılığın temel kavramlarını arayın.

Daha Fazla Pratik

İnkılapçılık ilkesinin diğer ilkelerle (özellikle Laiklik ve Cumhuriyetçilik) nasıl bir tamamlayıcı ilişki içinde olduğunu inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
ÖncekiSayfa 33 / 35Sonraki
Atatürk İlke ve İnkılapları Alıştırma Soruları — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 33 | Examkin