Atatürk İlke ve İnkılapları

688 soru

Soru 621Soru

Türkiye'de Cumhuriyetçilik ilkesinin tam anlamıyla kurumsallaşması ve devlet rejiminin hukuki bir tanıma kavuşması sürecinde, "millî egemenlik" prensibinin önündeki en büyük siyasi ve hukuki engelin kaldırılması gerekmiştir. Bu engel, egemenliğin kaynağını millete değil, tek bir kişiye ve hanedana dayandıran eski yönetim anlayışıdır.

Buna göre, 2929 Ekim 19231923'te Cumhuriyet'in ilan edilmesine giden yolda, egemenliğin kaynağı sorununu kesin olarak çözerek yeni rejimin önündeki en büyük engeli ortadan kaldıran gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Saltanatın kaldırılması

Cevap

Saltanatın kaldırılması, egemenliğin hanedandan millete geçişini kesinleştirerek Cumhuriyet'in ilanı önündeki en büyük engeli kaldırmıştır.
Saltanatın kaldırılması (11 Kasım 19221922), Türk devlet yapısında egemenliğin kaynağını bir kişiden ve hanedandan alarak kayıtsız şartsız millete devretmiştir. Bu gelişme, devlet içindeki "çift başlılığa" (bir yanda TBMM, diğer yanda Osmanlı Hükümeti) son vermiş ve yaklaşık bir yıl sonra ilan edilecek olan Cumhuriyet'in önündeki en büyük hukuki ve siyasi engeli temizlemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Egemenlik kavramını analiz etme
Cumhuriyetçilik, egemenliğin millete ait olmasını gerektirir.
Soruda egemenliğin kaynağı sorunu vurgulanmıştır.
2
Eski rejimin (monarşi/saltanat) karakterini belirleme
Saltanat, egemenliği tek bir kişiye ve aileye verir.
Bu durum Cumhuriyetçilik ilkesiyle taban tabana zıttır.
3
En büyük engelin kaldırıldığı anı saptama
11 Kasım 19221922'de Saltanatın kaldırılmasıyla milli egemenliğin önündeki hukuki rakip ortadan kalkmıştır.
Cumhuriyet'in ilanı için önce rakip egemenlik kaynağının tasfiye edilmesi gerekir.

Anahtar Kavram

Milli Egemenliğin Kurumsallaşması ve Saltanatın Tasfiyesi

İpuçları

1
Cumhuriyet'in ilanından yaklaşık bir yıl önce gerçekleşen büyük bir değişikliği düşünün.
2
Bir ülkede hem 'halkın seçtiği meclis' hem de 'babadan oğula geçen bir padişah' varsa, orada Cumhuriyet ilan etmek için hangisinden vazgeçmek gerekir?
3
11 Kasım 19221922 tarihinde gerçekleşen ve egemenliği tek bir kişiden alıp millete devreden olayı hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Cumhuriyetçilik ilkesinin demokratikleşme aşamalarından olan 'Çok partili hayata geçiş denemeleri' konusuna göz atabilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Süreci kronolojik ve mantıksal bir süzgeçten geçirin: İlke Belirlendi (19211921 Anayasası) -> Engel Kaldırıldı (19221922 Saltanatın Kaldırılması) -> Rejim İlan Edildi (19231923 Cumhuriyet).
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 622Soru

Atatürk milliyetçiliği; milleti ortak bir geçmişe dayanan, ancak esas gücünü gelecekte bir arada yaşama arzusundan ve Misakı MilliMisak-ı Milli ile çerçevelenmiş vatan birliğinden alan bir "irade beyanı" olarak görür. Bu anlayışta bireyler; etnik kökenleri veya dini inançları ne olursa olsun, kendilerini aynı kader birliğinin parçası hissettikleri ölçüde milletin asli unsuru kabul edilirler. Bu durum, toplumsal yapının "ümmet" modelinden modern "millet" modeline geçişini simgeler.

Buna göre, Atatürk milliyetçiliğinin "kapsayıcı" ve "laik" karakterini, toplumsal yapıyı bir arada tutan temel bir "anayasal sözleşme" zeminine oturtan en belirgin vurgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Milli kimliği inşa ederken biyolojik soy (ırk) birliği yerine; ortak tarih, dil ve gelecek ideali etrafında birleşen 'subjektif millet' anlayışının ve anayasal vatandaşlık bağının esas alınması

Cevap

Milli kimliği inşa ederken biyolojik soy (ırk) birliği yerine; ortak tarih, dil ve gelecek ideali etrafında birleşen 'subjektif millet' anlayışının ve anayasal vatandaşlık bağının esas alınması
Atatürk milliyetçiliği, milleti tanımlarken kan bağını veya dini inancı değil; birlikte yaşama arzusunu, ortak kültürü ve gelecek ülküsünü temel alır. Bu durum literatürde 'subjektif millet anlayışı' olarak adlandırılır ve 1924 Anayasası ile 'anayasal vatandaşlık' zeminine oturtulmuştur. Bu yaklaşım, toplumu ümmet aşamasından modern ve laik bir ulus devlet aşamasına taşıyan en önemli unsurdur.

Adım Adım Çözüm

1
Atatürk milliyetçiliğinin temel tanımını analiz et.
Tanım; ırkçılığı reddeden, kapsayıcı ve 'subjektif' (manevi) bir yapıya sahiptir.
Bu anlayışın, 19. yüzyılın etnik kökenli milliyetçiliğinden farkını anlamak için gereklidir.
2
Ümmetten millete geçiş sürecini değerlendir.
Dini aidiyetin (ümmet) yerini, hukuki ve siyasi bir bağ olan vatandaşlık (millet) almıştır.
Laiklik ve milliyetçilik arasındaki sentezi kurmak için bu dönüşüm kritiktir.
3
Kavramsal anahtarları (ortak tarih, dil, ideal) uygulamalarla eşleştir.
Türk Tarih Kurumu (TTK) ve Türk Dil Kurumu (TDK), bu kültürel ve subjektif birliğin kurumsal altyapısını oluşturur.
Milliyetçilik ilkesinin sadece siyasi değil, kültürel boyutunu da teyit etmek gerekir.
4
Anayasal vatandaşlık kavramını sonuçlandır.
1924 Anayasası'ndaki 'Türk' tanımı, etnik bir kökeni değil, hukuki bir statüyü ifade eder.
Soruda istenen 'en belirgin vurgu' bu hukuki ve kapsayıcı vatandaşlık bağıdır.

Anahtar Kavram

Atatürk Milliyetçiliği: Subjektif Millet Anlayışı ve Anayasal Vatandaşlık

İpuçları

1
Atatürk'ün 'Ne mutlu Türk'üm diyene' sözündeki 'Türk doğana' değil 'Türk diyene' vurgusuna odaklanın.
2
Milletin biyolojik bir birliktelik (ırk) mi yoksa manevi bir birliktelik (kültür/ülkü) mi olduğunu sorgulayın.
3
Hukuki bir metin olan 1924 Anayasası'ndaki vatandaşlık tanımının etnik kökene bakıp bakmadığını hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu'nun kuruluş amaçlarının 'milli kimlik inşası' ve 'subjektif milliyetçilik' ile olan bağlantısını inceleyen bir soru çözülebilir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 623Soru

Atatürk Dönemi'nde toplumsal hayatı çağdaşlaştırmak, laik bir yapı oluşturmak ve uluslararası sistemle uyum sağlamak amacıyla pek çok inkılap gerçekleştirilmiştir. Bu inkılaplar ve bu inkılaplarla hedeflenen temel kazanımlar hakkında yapılan aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Miladi Takvim'in Kabulü (19251925) - Hafta tatilini Cuma gününden Pazar gününe alarak dini tatil anlayışından kaynaklanan ticari engelleri kaldırmak

Cevap

Miladi Takvim'in kabulünün hafta tatili değişikliği ile eşleştirildiği seçenek yanlıştır; çünkü bu iki düzenleme farklı zamanlarda ve farklı kanunlarla yapılmıştır.
Miladi Takvim'in kabulü 2626 Aralık 19251925 tarihlidir ve sadece takvim sistemini (ay ve yıl düzenini) değiştirmiştir. Hafta tatilinin Cuma'dan Pazar'a alınması ise 2727 Mayıs 19351935 tarihli 'Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun' ile yapılmıştır. Bu nedenle Miladi Takvim'in amacının hafta tatilini düzenlemek olarak belirtilmesi tarihsel ve hukuki olarak yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Toplumsal alanda yapılan inkılapların tarihlerini ve içeriklerini kontrol edin.
Miladi Takvim 19251925 yılında kabul edilmiş (19261926'da yürürlüğe girmiş), Hafta Tatili değişikliği ise 19351935 yılında yapılmıştır.
Zaman ve içerik uyumunu kontrol ederek kavramsal yanılgıları tespit etmek.
2
Eşleştirmelerdeki amaç-sonuç ilişkisini değerlendirin.
Takvim Kanunu'nun amacı gün ve yıl hesaplamasında (Hicri/Rumi yerine Miladi) birliği sağlamaktır; hafta içindeki tatil gününü düzenlemek değildir.
İnkılapların birincil amaçlarını ayırt etmek.
3
Yanlış olan önermeyi belirleyin.
Takvim değişikliğini hafta tatili değişikliğiyle aynı kanun kapsamındaymış gibi gösteren ifadenin yanlış olduğu sonucuna varılır.
Bilgi doğruluğunu teyit ederek soruyu çözümlemek.

Anahtar Kavram

Toplumsal İnkılapların Kronolojisi ve Kapsamı

İpuçları

1
Miladi Takvim ve Hafta Tatili düzenlemelerinin tarihlerine odaklanın; ikisi aynı yıl mı yapıldı?

Daha Fazla Pratik

1935 Hafta Tatili Kanunu ile 1934 Soyadı Kanunu'nun sonuçlarını karşılaştıran sorulara göz atabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 624Soru

11 Kasım 19281928 tarihinde kabul edilen Yeni Türk Harflerinin ardından, halka bu harfleri öğretmek ve okuryazarlık oranını hızla artırmak amacıyla 11 Ocak 19291929’da "Millet Mektepleri" resmî olarak faaliyete geçirilmiştir. Bu kurumların teşkilat yapısında yer alan "Gezici Millet Mektepleri" uygulamasının temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nüfusun büyük çoğunluğunun yaşadığı dağınık ve küçük yerleşim birimlerine eğitim hizmetini ulaştırabilmek

Cevap

Gezici Millet Mekteplerinin temel amacı, nüfusun büyük çoğunluğunun yaşadığı ancak okul binası bulunmayan dağınık ve küçük yerleşim birimlerine eğitim hizmetini ulaştırmaktır.
Doğru yanıt olan seçenek, Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki en büyük eğitim sorununa işaret eder. O dönemde Türkiye nüfusunun büyük kısmı kırsal bölgelerde, dağınık ve çoğu zaman okul binası dahi olmayan köylerde yaşıyordu. Yeni alfabeyi bu insanlara ulaştırmak için öğretmenlerin köylere giderek 44 aylık sürelerle eğitim verdiği 'Gezici Millet Mektepleri' modeli geliştirilmiştir. Bu, eğitimde fırsat eşitliği ve Halkçılık ilkesinin bir gereğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Harf İnkılabı sonrasındaki toplumsal ihtiyacı belirle.
19281928’de kabul edilen Latin harflerinin halkın geneline (özellikle yetişkinlere) öğretilmesi gerekliliği ortaya çıkmıştır.
Yeni alfabenin sadece okul çağındaki çocuklara değil, tüm halka öğretilmesi toplumsal dönüşüm için şarttır.
2
Millet Mekteplerinin türlerini analiz et.
Millet Mektepleri; Sabit, Gezici ve Özel olmak üzere üç kısımdan oluşur.
Eğitimi halkın ayağına götürmek için farklı kurumsal yapılar kurgulanmıştır.
3
Gezici (Seyyar) okulların işlevini dönemin demografik yapısıyla ilişkilendir.
Türkiye nüfusunun yaklaşık %80\%80'inin köylerde ve dağınık yerleşimlerde yaşadığı gerçeği, gezici ekiplerin gerekliliğini doğrular.
Halkçılık ilkesi gereği, fırsat eşitliği sağlamak için okul binası olmayan yerlere seyyar öğretmen gönderilmesi hedeflenmiştir.

Anahtar Kavram

Millet Mektepleri ve Halk Eğitimi

İpuçları

1
Cumhuriyet'in ilk yıllarında nüfusun yaklaşık yüzde 8080'inin nerede yaşadığını düşünün.
2
Eğitimde fırsat eşitliği sağlamak için okul binası olmayan uzak köylere hizmet nasıl götürülebilir?
3
Gezici (seyyar) kelimesi, eğitimin sabit bir mekâna bağlı kalmadan halkın ayağına götürüldüğünü simgeler.

Daha Fazla Pratik

Millet Mekteplerinin açılmasından hemen sonra Atatürk'e hangi unvanın verildiğini ve bu günün günümüzde nasıl kutlandığını araştırabilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Millet Mekteplerinin 'Halkçılık' ilkesiyle olan bağını hatırlamak: Halkın tamamına, nerede olurlarsa olsunlar eğitim götürme çabası sizi doğrudan kırsal yerleşimlerin dağınıklığına ulaştıracaktır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 625Soru

Atatürk döneminde Türk Tarih Kurumu (TTK) ve Türk Dil Kurumu (TDK) gibi kurumların açılması; Türk milletinin geçmişini bilimsel yöntemlerle araştırmak ve Türk dilini yabancı dillerin etkisinden kurtararak zenginleştirmek amacını taşımaktadır.

Bu kurumların faaliyetleri, Atatürk milliyetçiliğinin aşağıdaki temel özelliklerinden hangisiyle doğrudan ilişkilidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Milleti ırk ve din birliği yerine dil, tarih ve kültür bağlarıyla tanımlaması

Cevap

Milleti ırk ve din birliği yerine dil, tarih ve kültür bağlarıyla tanımlaması
Doğru seçenek, Atatürk milliyetçiliğinin en temel özelliği olan 'kültürel birlik' vurgusunu yapmaktadır. Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu, Türk milletinin kökenlerini ve dilini bilimsel olarak ortaya koyarak, ırksal bir dayatma yerine kültürel bir paydada buluşmayı sağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Kurumların amaçlarını analiz etme
TTK tarih bilincini, TDK ise dil birliğini hedeflemektedir.
Soruda verilen kurumların hangi alana hizmet ettiğini belirlemek çözümün ilk adımıdır.
2
İlke eşleştirmesi yapma
Dil ve tarih, bir milletin 'kültürel' kimliğini oluşturur.
Atatürk milliyetçiliği, ırkçı değil, kültürel bir aidiyet (Ne mutlu Türk'üm diyene) anlayışıdır.

Anahtar Kavram

Subjektif (Kültürel) Milliyetçilik

İpuçları

1
Soruda geçen Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu, bir milletin 'hafızası' ve 'sesi' olan unsurları korumak için açılmıştır.

Daha Fazla Pratik

Kabotaj Kanunu'nun kabul edilmesinin milliyetçilik ilkesiyle olan (ekonomik bağımsızlık) ilişkisini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 626Soru

Mustafa Kemal Atatürk'ün; "Diyarbakırlı, Vanlı, Erzurumlu, Trabzonlu, İstanbullu, Trakyalı ve Makedonyalı; hep bir soyun evlatları ve hep aynı cevherin damarlarıdır." sözü, aşağıdaki bütünleyici ilkelerden hangisinin önemini doğrudan vurgulamaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Milli Birlik ve Beraberlik

Cevap

Milli Birlik ve Beraberlik
Atatürk'ün sözü, Türkiye'nin farklı yerlerinde yaşayan insanların ayrım gözetmeksizin bir bütün olduğunu, ortak bir tarih ve kader birliği içerisinde olduklarını vurguladığı için 'Milli Birlik ve Beraberlik' ilkesiyle doğrudan örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Alıntıyı analiz etme
Atatürk'ün sözünde Türkiye'nin farklı coğrafi bölgelerinden (Diyarbakır, Van, Trabzon, İstanbul vb.) örnekler verilmiştir.
Sözün hangi kapsama hitap ettiğini belirlemek için coğrafi çeşitliliğin vurgusunu anlamak gerekir.
2
Kavramsal bağ kurma
Bu farklı bölgelerdeki insanların "aynı cevherin damarları" olarak tanımlanması, toplumsal bir bütünlük ve kaynaşmayı simgeler.
Parçaların bir araya gelerek bir bütünü oluşturması düşüncesi 'birlik' kavramıyla eşleşir.
3
Bütünleyici ilkeyi belirleme
Milli Birlik ve Beraberlik ilkesi seçilir.
Milliyetçilik ve Halkçılık temel ilkelerinin uygulama alanındaki yansıması olan bu bütünleyici ilke, toplumsal dayanışmayı en iyi tanımlayan kavramdır.

Anahtar Kavram

Milli Birlik ve Beraberlik

İpuçları

1
Sözde geçen farklı şehir isimlerinin ortak bir paydada toplanmasına odaklanın.
2
Seçeneklerdeki 'temel ilkeler' (Milliyetçilik vb.) ile 'bütünleyici ilkeler' ayrımına dikkat edin.
3
Aynı cevherin damarları olmak ifadesi, parçaların birleşerek oluşturduğu sarsılmaz bir bütünlüğü, yani birlik ve beraberliği ifade eder.

Daha Fazla Pratik

Atatürk'ün 'Yurtta sulh, cihanda sulh' sözünün hangi bütünleyici ilke ve temel ilkelerle ilişkili olduğunu çalışabilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Atatürk ilkeleri tablosunda 'Milliyetçilik' temel ilkesinin altına 'Milli Birlik ve Beraberlik' ve 'Milli Bağımsızlık' bütünleyici ilkelerini yerleştirerek, sözün toplumsal bütünlüğe mi yoksa dış özgürlüğe mi işaret ettiğini sorgulayabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 627Soru

Türk İnkılabı'nı klasik ihtilallerden ayıran en temel fark; onun belirli bir tarihsel kesitte tamamlanıp nihayete ermemesi, aksine 'sürekli oluş' (becoming) halini bir yöntem olarak benimsemesidir. Bu bağlamda İnkılapçılık, bir ideolojik son durak veya statik bir hedef değil; akıl ve bilimin rehberliğinde sürekli devinimi öngören bir ilerleme metodolojisidir.

Buna göre, İnkılapçılık ilkesinin bu metodolojik karakterini en kapsamlı şekilde açıklayan yargı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnkılabın kendi kendini aşma kabiliyeti sayesinde dogmatizme düşmeyi engelleyen dinamik bir emniyet supabı işlevi görmesi

Cevap

İnkılabın kendi kendini aşma kabiliyeti sayesinde dogmatizme düşmeyi engelleyen dinamik bir emniyet supabı işlevi görmesi
İnkılapçılık ilkesi, Atatürkçü Düşünce Sistemi'ne 'canlılık' veren unsurdur. 'Sürekli oluş' vurgusu, inkılabın bir yerde durmayacağını, eğer durursa dogmatizme (kalıplaşmış, değişmez düşünce) dönüşeceğini belirtir. Bu nedenle, inkılabın kendi kendini yenilemesi ve aşması, sistemi dogmatizm tehlikesine karşı koruyan bir 'emniyet supabı' gibidir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki anahtar kavramları analiz etme
'Sürekli oluş', 'metodoloji' ve 'statik olmama' kavramları tespit edildi.
İnkılapçılığın sadece bir 'sonuç' (yenilik) değil, bir 'yöntem' (süreklilik) olduğu anlaşılmalıdır.
2
İnkılap ve Islahat ayrımını değerlendirme
Islahatın mevcut yapıyı onarma, İnkılabın ise yapıyı kökten değiştirme ve canlı tutma özelliği ayırt edildi.
Zorluk derecesi yüksek sorularda Islahat mantığı en güçlü çeldiricidir.
3
Seçeneklerdeki ilke eşleşmelerini kontrol etme
Diğer ilkelerle (Laiklik, Milliyetçilik) ilgili ifadeler elendi ve doğrudan 'dinamik yapıya' odaklanan seçenek bulundu.
İnkılapçılık, tüm ilkelerin durağanlaşmasını önleyen ve onları çağa göre güncelleyen 'itici güçtür'.

Anahtar Kavram

İnkılapçılığın Dinamik ve Antidogmatik Karakteri

İpuçları

1
İnkılapçılık sadece 'yenilik yapmak' değildir; yapılan yeniliğin de zamanla eskimesine karşı bir önlemdir.

Daha Fazla Pratik

Osmanlı ıslahatları ile Türk İnkılabı arasındaki 'yöntem' ve 'süreklilik' farklarını inceleyen akademik metinleri analiz edebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 628Soru

Atatürk milliyetçiliği; milleti tanımlarken ırk ve din birliği gibi nesnel ölçütler yerine; ortak dil, ortak tarih ve birlikte yaşama arzusu gibi kültürel ve siyasi bağları esas alan kapsayıcı bir anlayıştır. Bu doğrultuda Türk toplumunun "ümmet" anlayışından "millet" bilincine geçişini sağlamak ve milli kimliği bilimsel temellere oturtmak amacıyla gerçekleştirilen aşağıdaki çalışmalardan hangisi doğrudan milliyetçilik ilkesiyle ilişkilidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumunun kurulması

Cevap

Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumunun kurulması, milli kimliği tarih ve dil birliği üzerinden bilimsel olarak inşa etmeyi amaçladığı için milliyetçilik ilkesinin en doğrudan uygulamasıdır.
Doğru seçenek olan tarih ve dil kurumlarının kurulması, Atatürk'ün 'Türk milleti demek, Türk dili demektir' ve 'Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır' sözleriyle örtüşen, kültürel milliyetçiliğin en somut adımıdır. Bu kurumlar aracılığıyla ümmet toplumundan ulus devlete geçişin zihinsel ve bilimsel altyapısı oluşturulmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Atatürk milliyetçiliğinin anahtar kavramlarını belirle
Ortak dil, ortak tarih, vatan birliği ve ortak ideal (milli ülkü).
Soruda istenen 'doğrudan ilişkiyi' kurabilmek için bu kavramlara odaklanmak gerekir.
2
Seçeneklerdeki kurum ve uygulamaların temel amacını analiz et
Tarih ve Dil kurumlarının 'bilimsel araştırma' yoluyla milli bilinci pekiştirmeyi hedeflediği saptanır.
Milli kimliğin bilimsel temellere oturtulması vurgusu doğrudan bu kurumlara işaret eder.
3
Diğer ilkelerle karıştırılabilecek seçenekleri ele
Egemenlik (Cumhuriyetçilik), Laiklik (Şer'iye-Evkaf) ve Sosyal Devlet (Aşar) seçenekleri elenir.
Soruda 'doğrudan' ve 'milli kimlik' vurgusu yapılmıştır.

Anahtar Kavram

Atatürk Milliyetçiliği: Kültürel ve Siyasi Birliği Esas Alan, Bilimsel ve Kapsayıcı Milli Kimlik İnşası

İpuçları

1
Soruda 'bilimsel temeller' ve 'milli kimlik' kavramlarına odaklanın.
2
Bir toplumun ümmetten millete dönüşmesinde en önemli unsurlar ortak bir geçmiş ve ortak bir iletişim dilidir.
3
Atatürk'ün kendi vasiyetiyle gelirlerinin bir kısmını bıraktığı, dil ve tarih alanında çalışmalar yapan kurumları hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Kabotaj Kanunu'nun kabul edilmesinin neden milliyetçilik ilkesiyle ilgili olduğunu araştırarak bu konudaki bilginizi pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 629Soru

Atatürk'ün Halkçılık ilkesi; toplumda hiçbir şahsa, aileye, zümreye veya sınıfa ayrıcalık tanınmamasını, kanun önünde tam bir eşitliğin sağlanmasını ve devlet imkânlarının tüm vatandaşların refahı için adil bir şekilde kullanılmasını öngörür. Bu ilke, toplumun "imtiyazsız, sınıfsız ve kaynaşmış bir kitle" hâline getirilmesini temel hedef olarak belirlemiştir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi doğrudan toplumsal statü farklarını ortadan kaldırarak bireylerin sosyal alanda eşitliğini sağlamaya yönelik bir uygulama olarak gösterilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kılık ve kıyafet düzenlemesiyle toplumsal mevkii veya dinî hiyerarşiyi simgeleyen giysilerin sivil alanda yasaklanması

Cevap

Toplumsal mevkii veya dinî hiyerarşiyi simgeleyen kıyafetlerin sivil alanda yasaklanması, sosyal eşitliği sağladığı için doğrudan Halkçılık ilkesiyle ilgilidir.
Halkçılık ilkesi, toplumda dinsel, askerî veya bürokratik bir sınıfın diğerlerine üstünlük kurmasını engeller. Kılık kıyafet düzenlemesi (özellikle ruhban sınıfı dışındaki dinî giysilerin veya mevkii belirten sembollerin yasaklanması), bireylerin dış görünüşlerindeki farklılıkları kaldırarak kanun önündeki eşitliği toplumsal hayata yansıtır.

Adım Adım Çözüm

1
Halkçılık ilkesinin temel kavramlarını belirle.
Eşitlik, ayrıcalıkların (imtiyazların) reddi, sosyal adalet ve halkın refahı.
Soruda istenen 'doğrudan eşitlik' vurgusunu analiz etmek için temel tanım gereklidir.
2
Seçeneklerdeki uygulamaların ana amaçlarını karşılaştır.
A, B ve E seçenekleri ekonomi/yatırım (Devletçilik); D seçeneği bağımsızlık (Milliyetçilik) odaklıdır. C seçeneği ise doğrudan sosyal statü farkını silmeyi hedefler.
KPSS'de ilkeler arası ayrımı yapabilmek için uygulamanın 'nihaî amacına' bakılmalıdır.

Anahtar Kavram

İmtiyazsız ve Sınıfsız Toplum Yapısı

İpuçları

1
Halkçılık ile Devletçilik arasındaki en temel fark; birinin 'eşitlik ve statü' (Halkçılık), diğerinin ise 'ekonomik yatırım ve üretim' (Devletçilik) odaklı olmasıdır.

Daha Fazla Pratik

Aynı mantıkla 'Soyadı Kanunu'nun neden Halkçılık ilkesiyle doğrudan ilişkili olduğunu araştırınız.
Tahmini Süre:50s
Soru 630Soru

192319291923-1929 yılları arasında özel teşebbüsü destekleyen liberal bir ekonomi modeli izleyen Türkiye Cumhuriyeti; 19291929 yılında Lozan Antlaşması’ndan kalan gümrük kısıtlamalarının sona ermesi ve aynı yıl başlayan Dünya Ekonomik Buhranı’nın etkisiyle korumacı-müdahaleci bir sisteme geçiş yapmıştır. Bu süreçte milli sanayiyi korumak ve dış ticaret dengesini sağlamak temel öncelik haline gelmiştir.

Sözü edilen bu yeni ekonomik dönem ve gümrük bağımsızlığının kazanılması doğrultusunda aşağıdakilerden hangisinin gerçekleştirildiği savunulamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aşar vergisinin kaldırılarak köylünün üretim üzerindeki mali yükünün hafifletilmesi

Cevap

Aşar vergisinin kaldırılması, 19251925 yılında gerçekleştirilmiş bir reform olup 19291929 yılındaki gümrük bağımsızlığı veya dünya ekonomik buhranı sonrası başlayan korumacı dönem ile kronolojik olarak ilişkili değildir.
Aşar vergisinin kaldırılması, çiftçinin üzerindeki yükü azaltmak amacıyla 1717 Şubat 19251925 tarihinde gerçekleştirilmiştir. Soruda vurgulanan 19291929 Gümrük Tarifesi Kanunu ve Dünya Ekonomik Buhranı sonrası başlayan korumacı-müdahaleci dönemden kronolojik olarak daha eskidir.

Adım Adım Çözüm

1
Dönem analizi yapma
192319291923-1929 arası Liberal Dönem, 19291929 sonrası ise Devletçilik ve Korumacılık dönemidir.
Soruda belirtilen gelişmelere hangi olayların dahil olduğunu anlamak için zaman dilimlerini belirlemek gerekir.
2
Gümrük bağımsızlığı ve kriz etkilerini değerlendirme
Gümrük Tarifesi Kanunu, Türk Parasının Kıymetini Koruma Kanunu ve Devletçilik gibi uygulamaların 19291929 ve sonrasında ortaya çıktığı görülür.
Bu önlemler doğrudan dış etkilere karşı ülkeyi koruma amacı taşır.
3
Kronolojik karşılaştırma yapma
Aşar vergisi 19251925 yılında kaldırılmıştır.
Aşar vergisinin kaldırılması, tarımsal üretimi artırmaya yönelik bir Halkçılık reformudur ve kriz öncesi döneme aittir.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi Ekonomi Politikalarının Dönemsel Ayrımı (192319291923-1929 ve 192919381929-1938)

İpuçları

1
19291929 yılı bir dönüm noktasıdır; bu tarihten önceki ve sonraki olayları ayırt etmeye çalışın.
2
Seçenekler arasında hangisi tarımla ilgiliyken, diğerleri daha çok sanayi, dış ticaret ve kriz yönetimiyle ilgilidir?
3
Aşar vergisinin (tithe tax) Cumhuriyetin hangi yılında kaldırıldığını hatırlayın (19251925).

Daha Fazla Pratik

İzmir İktisat Kongresi kararları ile 19301930 sonrası Devletçilik uygulamaları arasındaki temel farkları gözden geçirebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Soruyu çözerken seçenekleri 'Tarım reformu' ve 'Sanayi/Ticaret reformu' olarak gruplandırabilirsiniz. Aşar vergisi tarım odaklı bir erken dönem reformudur.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 631Soru

Atatürk bir konuşmasında; kişisel faaliyetlerin ekonomik hayatta esas olduğunu, ancak büyük bir milleti ve ülkeyi hızlıca refaha kavuşturmak için devletin iktisadi işlerle fiilen ilgilenmesinin bir zorunluluk olduğunu ifade etmiştir.

Atatürk’ün bu görüşü doğrultusunda hayata geçirilen ekonomik modelin temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Özel sektörün elinde büyük ölçekli yatırımları gerçekleştirecek yeterli sermaye ve teknik tecrübenin bulunmaması

Cevap

Özel sektörün elinde büyük ölçekli yatırımları gerçekleştirecek yeterli sermaye ve teknik tecrübenin bulunmaması
Doğru yanıt olan seçenek, Devletçilik ilkesinin doğuşundaki en temel ve somut gerekçeyi ifade etmektedir. Cumhuriyet'in ilk yıllarında 'Teşvik-i Sanayi Kanunu' çıkarılmasına rağmen özel sektörün yetersiz sermaye ve teknik bilgi nedeniyle büyük yatırımları yapamaması, devletin ekonomiye bizzat girmesini zorunlu kılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki özel teşebbüsün (halkın) durumunu değerlendirmek
Halkın elinde uzun süren savaşlar nedeniyle büyük fabrikalar kuracak sermaye birikimi olmadığı tespit edilir.
Yatırımın temel kaynağı olan sermaye yetersizliği, özel sektörün kalkınmayı tek başına yapamayacağını gösterir.
2
Dış etkenlerin ve kalkınma hızının etkisini analiz etmek
19291929 Dünya Ekonomik Bunalımı'nın etkisiyle devletin ekonomiye doğrudan müdahalesi kaçınılmaz hale gelmiştir.
Hızlı kalkınma ihtiyacı ve küresel kriz, devletin bizzat yatırımcı ve işletmeci olmasını gerektirmiştir.

Anahtar Kavram

Devletçilik İlkesinin Ekonomik Zorunluluğu

İpuçları

1
Türkiye'de halkın elinde fabrika kuracak kadar para olup olmadığını düşünün.

Daha Fazla Pratik

Devletçilik ilkesi doğrultusunda açılan ilk kamu bankalarını (Sümerbank, Etibank) inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 632Soru

19291929 Dünya Ekonomik Buhranı sonrası Türkiye'nin 'Devletçilik' modeline geçişi ile sanayileşme hareketleri hız kazanmıştır. Bu kapsamda 19331933 yılında hazırlanan ve devlet eliyle büyük fabrikaların kurulmasını öngören Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı'nın finansmanını sağlamak, kurulan tesisleri işletmek ve denetlemek amacıyla hayata geçirilen kurum aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sümerbank

Cevap

Sümerbank, Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı'nın finansmanı ve işletilmesi için kurulan temel kurumdur.
Sümerbank, 19331933 yılında Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı'nın uygulamaya konulmasıyla birlikte, bu plan kapsamındaki fabrikaların finansmanını sağlamak ve yönetimini üstlenmek amacıyla kurulan temel devlet kurumudur.

Adım Adım Çözüm

1
Ekonomik bağlamı belirle.
19291929 Krizi sonrası özel sermayenin yetersizliği nedeniyle 'Devletçilik' ilkesine geçilmiştir.
Soruda bahsedilen sanayi planı bu modelin bir sonucudur.
2
Sanayi Planı ile ilgili kurumu hatırla.
19331933 yılında hazırlanan Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı'nı yürütmek üzere Sümerbank kurulmuştur.
Sanayi tesislerinin tek merkezden yönetilmesi ve finansmanı hedeflenmiştir.
3
Çeldiricileri ele.
Etibank madencilikle, İş Bankası özel girişimle, Sanayi ve Maadin ise önceki dönemle ilgilidir.
Her bankanın kuruluş yılı ve kuruluş amacı farklı bir ihtiyaca hitap etmektedir.

Anahtar Kavram

Devletçilik modeli kapsamında sanayileşmeyi finanse eden kurumlar

İpuçları

1
19331933 yılından sonra 'Devletçilik' ilkesinin en somut uygulayıcılarından biridir.
2
Sanayi ve Maadin Bankası ile Devlet Sanayi Ofisi'nin birleşmesiyle oluşturulmuştur.
3
Adını Atatürk'ün koyduğu bu banka, tekstilden şeker üretimine kadar geniş bir alandaki fabrikaları yönetmiştir.

Daha Fazla Pratik

Etibank'ın kuruluş amacı ile Maden Tetkik ve Arama (MTA) Genel Müdürlüğü arasındaki ilişkiyi inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Zaman çizelgesi yöntemini kullanarak; 19331933 yılındaki Sanayi Planı ile Sümerbank'ın kuruluş yılının çakıştığını fark edebilirsiniz. Etibank (19351935) ve İş Bankası (19241924) tarihsel olarak bu plana uygun düşmemektedir.
Tahmini Süre:50s
Soru 633Soru

Atatürk ilkeleri birbirini tamamlayan, destekleyen ve bir bütün oluşturan düşünce sistemidir. Her temel ilke, onun uygulama alanını ve hedeflerini somutlaştıran "bütünleyici ilkeler" ile ilişkilidir. Örneğin; devlet yönetiminde halkın söz sahibi olmasını ve seçme-seçilme hakkını esas alan "Cumhuriyetçilik" ilkesi, temel bir kavramla doğrudan bütünleşir. Buna göre, Cumhuriyetçilik ilkesini doğrudan tamamlayan ve onun ayrılmaz bir parçası olan bütünleyici ilke aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Milli Egemenlik

Cevap

Cumhuriyetçilik ilkesinin en yakın ve doğrudan bütünleyicisi olan kavram Milli Egemenlik seçeneğidir.
Cumhuriyetçilik, devletin yönetim şeklinin bir hanedana değil, halkın seçtiği temsilcilere ait olmasıdır. Bu sistemin ruhunu ve işleyişini sağlayan temel güç ise 'Milli Egemenlik'tir. Milli egemenlik olmadan bir yönetim şekline gerçek anlamda Cumhuriyet denilemez; dolayısıyla bu iki kavram birbirini doğrudan bütünler.

Adım Adım Çözüm

1
Cumhuriyetçilik ilkesinin tanımını hatırla.
Cumhuriyetçilik; egemenliğin (yönetme yetkisinin) bir kişi veya zümreye değil, halka ait olmasıdır.
Temel ilkenin içeriğini belirlemek, onunla eşleşen bütünleyici ilkeyi bulmayı kolaylaştırır.
2
Seçeneklerdeki bütünleyici ilkelerin hangi temel ilkelerle eşleştiğini analiz et.
Milli Bağımsızlık → Milliyetçilik, Akılcılık → Laiklik, İnsan Sevgisi → Halkçılık ile eşleşmektedir.
Hatalı eşleşmeleri eleyerek doğru sonuca ulaşmak için her ilkenin odak noktasını anlamak gerekir.
3
Halk iradesini ve yönetim yetkisini temsil eden kavramı belirle.
Halkın yönetime katılması ve iradesinin üstünlüğü "Milli Egemenlik" kavramıyla ifade edilir.
Cumhuriyet yönetimi, özü itibariyle milli egemenliğin kurumsallaşmış halidir.

Anahtar Kavram

Cumhuriyetçilik ve Milli Egemenlik arasındaki ayrılmaz bağ.

İpuçları

1
Cumhuriyetçilik halkın kendi kendini yönetmesidir. Bu yönetme yetkisinin diğer adını düşünün.
2
"Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir." sözü hangi temel ilke ile hangi bütünleyici ilke arasındaki bağı kurar?
3
Yönetim yetkisinin (egemenliğin) bir kişiye değil, tüm millete ait olması durumu Cumhuriyet yönetiminin özüdür.

Daha Fazla Pratik

Milliyetçilik ilkesinin bütünleyici ilkeleri olan 'Milli Bağımsızlık' ile 'Milli Birlik ve Beraberlik' arasındaki farkları çalışarak kavramsal netlik sağlayabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 634Soru

Atatürk’ün halkçılık anlayışı; toplumda hiçbir zümreye, aileye veya kişiye ayrıcalık tanınmamasını, devlet imkânlarının herkese eşit sunulmasını ve sınıf mücadelesi yerine sosyal dayanışmayı esas alır. Bu bağlamda, Cumhuriyet’in ilk yıllarında gerçekleştirilen inkılapların bir kısmı "toplumsal statü eşitliğini" doğrudan hedeflerken, bir kısmı devletin mali kayba uğraması pahasına "halkın ekonomik refahını koruma" amacı gütmüştür.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi halkçılık ilkesinin bu iki temel amacını (toplumsal eşitlik ve ekonomik koruma) sırasıyla ve doğrudan karşılayan bir eşleştirmedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Soyadı Kanunu ile ayrıcalık belirten unvanların kaldırılması – Aşar vergisinin lağvedilmesi

Cevap

Soyadı Kanunu ile unvanların kaldırılması ve Aşar vergisinin lağvedilmesi eşleşmesi doğru cevaptır.
Halkçılık ilkesi, toplumsal alanda her türlü ayrıcalığın ve unvanın kaldırılmasını (Soyadı Kanunu'ndaki unvan yasakları) esas alırken; ekonomik alanda ise halkın üzerindeki vergilerin hafifletilmesini ve sosyal devletin tesisini (Aşar vergisinin kaldırılması) hedefler. Bu iki uygulama, halkçılığın hem hukuki/sosyal hem de mali/ekonomik boyutunu sırasıyla en iyi temsil eden örneklerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Toplumsal statü eşitliği kavramını analiz edin.
Soyadı Kanunu (19341934) ile 'Ağa, Paşa, Efendi' gibi unvanların yasaklanması, toplumdaki sembolik sınıflaşmayı bitirmiş ve yasalar önünde eşit vatandaşlık bilincini pekiştirmiştir.
Halkçılık, hiçbir zümreye imtiyaz tanınmamasını gerektirir.
2
Ekonomik halkçılık ve sosyal devlet uygulamalarını inceleyin.
Aşar vergisinin 19251925 yılında kaldırılması, bütçenin yaklaşık %40\%40 gibi büyük bir kısmından feragat edilerek köylünün üzerindeki ağır yükün alınmasıdır.
Bu durum, devletin halkın refahını kendi mali gelirinin önünde tuttuğunu (sosyal devlet) kanıtlar.
3
Sıralamaya uygun olan seçeneği belirleyin.
Birinci bölümde toplumsal eşitlik (Soyadı/Unvan), ikinci bölümde ekonomik koruma (Aşar) olan eşleşme seçilmelidir.
Sıralama ve ilkesel bağlam sadece bu seçenekte tam olarak örtüşür.

Anahtar Kavram

Halkçılık; sınıf ayrımını reddeden toplumsal dayanışma (solidarizm) ve sosyal adalet anlayışıdır.

İpuçları

1
Halkçılık, 'imtiyazsız, sınıfsız, kaynaşmış bir kitle' olmayı hedefler.
2
Ekonomik halkçılık dendiğinde akla ilk gelen şey, köylünün üzerindeki ağır vergi yükünün kaldırılmasıdır.
3
Soyadı Kanunu'ndaki 'unvan' yasağı toplumsal eşitliği, Aşar vergisinin kaldırılması ise çiftçiye yönelik sosyal devlet desteğini simgeler.

Daha Fazla Pratik

Medeni Kanun'un neden sadece Laiklik değil, aynı zamanda Halkçılık (kadın-erkek eşitliği) kapsamında değerlendirildiğini araştırınız.

Alternatif Yöntem

Kadınlara seçme ve seçilme hakkının verilmesi de (19301930-19341934) halkçılığın siyasi eşitlik boyutuna en güçlü örnektir, ancak ekonomik koruma ile eşleşmediği için diğer şık elenmelidir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 635Soru

Yeni Türk Devleti’nde hukuk alanında gerçekleştirilen inkılapların en önemli amaçlarından biri, Osmanlı Devleti'nden devralınan çok hukuklu yapıyı ve yargıdaki ikilikleri sona erdirerek modern anlamda bir 'hukuk birliği' sağlamaktır. Bu süreçte hem mahkemelerin yapısında hem de kanunların içeriğinde köklü değişimlere gidilmiştir. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Cumhuriyet Dönemi’nde hukuk birliğini sağlamaya ve laikleşme sürecini tamamlamaya yönelik bir gelişme olarak gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mecelle-i Ahkâm-ı Adliye’nin hazırlanarak borçlar ve eşya hukukuna dair kuralların sistemleştirilmesi

Cevap

Mecelle-i Ahkâm-ı Adliye’nin hazırlanarak borçlar ve eşya hukukuna dair kuralların sistemleştirilmesi
Doğru cevap olan 'Mecelle-i Ahkâm-ı Adliye’nin hazırlanması', 19. yüzyıl Osmanlı ıslahat çalışmalarından biridir. Mecelle, her ne kadar Türk tarihinin ilk modern kanunlaştırma hareketi (kodifikasyon) olsa da, dayandığı kaynak şer'i hukuktur ve Cumhuriyet Dönemi'nin laik hukuk anlayışıyla bağdaşmaz. Ayrıca Mecelle'nin varlığı, Tanzimat dönemindeki diğer Batılı mahkemelerle birlikte ülkede hukukta ikiliğe (dualizm) neden olmuştur. Cumhuriyet Dönemi'nde ise 1926 Medeni Kanunu ile bu ikilikler giderilmiş ve hukuk birliği sağlanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Hukuk birliği kavramını analiz etme
Hukuk birliği, bir ülkede farklı dini, etnik veya yabancı gruplara farklı yasaların uygulanması yerine, tüm vatandaşlara aynı seküler yasaların uygulanmasıdır.
Sorunun odak noktasını anlamak için bu kavram kritiktir.
2
Seçeneklerdeki olayların zaman dilimini belirleme
Şer'iye mahkemelerinin kapatılması (1924), Medeni Kanun (1926), Lozan (1923) ve Anayasa değişikliği (1928) Cumhuriyet Dönemi gelişmeleriyken; Mecelle, 19. yüzyıl Osmanlı gelişmesidir.
KPSS'de tarihsel dönem ayrımı (Osmanlı vs. Cumhuriyet) en sık kullanılan çeldirici yöntemidir.
3
Mecelle'nin niteliğini değerlendirme
Mecelle, fıkıh (İslam hukuku) esas alınarak hazırlanmış bir medeni kanundur. Cumhuriyet Dönemi'nde ise dini esaslı hukuk yerine laik İsviçre Medeni Kanunu esas alınmıştır.
Mecelle'nin laiklik ve hukuk birliği amaçlarıyla çeliştiğini teyit etmek gerekir.

Anahtar Kavram

Hukuk Birliği ve Yargıda İkiliklerin Sona Erdirilmesi

İpuçları

1
Hukuk birliği için ülkede tek bir kanun kaynağının ve tek tip mahkeme yapısının olması gerekir.

Daha Fazla Pratik

Türk Medeni Kanunu ile kadınlara verilen sosyal ve ekonomik hakların, siyasi haklardan (seçme-seçilme) kronolojik olarak ayrımını çalışabilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 636Soru

Atatürk'ün devletçilik ilkesi, Türkiye'nin o dönemdeki ekonomik zorunluluklarından kaynaklanmış; Batı'daki klasik liberalizm ile Doğu'daki kolektivist sistemler arasında kendine özgü bir "orta yol" olarak gelişmiştir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Türk devletçilik modelini, mülkiyeti ve bireysel teşebbüsü tamamen reddeden ideolojik sistemlerden ayıran temel niteliktir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Özel mülkiyet hakkını saklı tutarak ferdi girişimin önünü kapatmaması

Cevap

Türk devletçilik modelini diğerlerinden ayıran temel nitelik, özel mülkiyet hakkını ve bireysel teşebbüs hürriyetini tanımasıdır.
Türk devletçiliği, Batılı anlamda liberalizm ile Doğulu anlamda kolektivizm arasında yer alan özgün bir modeldir. Bu modelin en belirgin farkı, devletin ekonomiye aktif müdahalesine rağmen özel mülkiyeti ve bireysel girişimi bir hak olarak tanımasıdır. Atatürk'ün de ifade ettiği gibi, bu sistemde esas olan devlet ile halkın el ele vererek kalkınmayı sağlamasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki anahtar kavramları belirle.
Devletçilik, mülkiyeti reddeden sistemler (sosyalizm/komünizm) ve bu ikisi arasındaki fark.
Soru, Türk devletçiliğinin özgün (karma ekonomi) yapısını sorgulamaktadır.
2
Türk devletçiliğinin niteliğini analiz et.
Özel sektörün sermaye yetersizliği nedeniyle devletin yatırımlara girmesi, ancak özel mülkiyete dokunmaması.
Türkiye'nin uyguladığı model 'Karma Ekonomi' modelidir.
3
Seçenekleri karşılaştır.
Özel mülkiyet ve teşebbüsü saklı tutma ifadesi, sistemi kolektivist yapılardan ayıran yegane unsurdur.
Diğer seçenekler (planlama, korumacılık vb.) kolektivist sistemlerde de mevcuttur.

Anahtar Kavram

Karma Ekonomi ve Devletçilik

İpuçları

1
Türkiye'nin uyguladığı ekonomi modeli 'Karma Ekonomi' olarak adlandırılır.
2
Devletçilikte devlet yatırımcıdır ancak vatandaşa 'sen fabrika açamazsın' demez; aksine teşvik eder.
3
Mülkiyet hakkının varlığı, Türk devletçiliğini sosyalist ve komünist modellerden ayıran en büyük hukuki farktır.

Daha Fazla Pratik

Teşvik-i Sanayi Kanunu'nun başarısız olma nedenleri ile Devletçilik arasındaki bağlantıyı inceleyen bir soru çözülebilir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 637Soru

19231923 yılında toplanan İzmir İktisat Kongresi'nde kabul edilen "Misak-ı İktisadi" (Ekonomi Andı), yeni Türk devletinin ekonomik bağımsızlık yol haritasını belirlemiştir. Bu kongrede alınan kararlar doğrultusunda yerli üretimin teşvik edilmesi ve dışa bağımlılığın azaltılması hedeflenmiştir.

Aşağıdaki uygulamalardan hangisinin, Misak-ı İktisadi kararlarıyla belirlenen "milli ekonomi" ve "yerli üretimi koruma" hedefleriyle bağdaştığı savunulamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gümrük gelirlerini artırmak amacıyla yabancı malların ithalatına yönelik kolaylıklar sağlanması

Cevap

Gümrük gelirlerini artırmak amacıyla yabancı malların ithalatına yönelik kolaylıklar sağlanması seçeneği, Misak-ı İktisadi'nin yerli üretimi koruma hedefiyle bağdaşmaz.
Doğru cevap olan ifade, yabancı malların ithalatını kolaylaştırmayı önerdiği için yanlıştır. İzmir İktisat Kongresi ve Misak-ı İktisadi'nin temel amacı, yerli malı kullanımını teşvik etmek ve dışa bağımlılığı (kapitülasyonların etkilerini) kırarak milli bir sanayi oluşturmaktır. Yabancı mallara kolaylık sağlanması bu hedefin tam tersidir.

Adım Adım Çözüm

1
Misak-ı İktisadi'nin temel felsefesini analiz et.
Temel felsefe: Siyasi bağımsızlığın ekonomik bağımsızlıkla (millileşme, yerli üretim) tamamlanmasıdır.
Sorunun çözümünde referans noktasını belirlemek için gereklidir.
2
Seçeneklerdeki uygulamaları bu felsefe ile karşılaştır.
Özel sektörün desteklenmesi, gümrük duvarlarının örülmesi ve ham maddeye dayalı sanayi, 'milli ekonomi' lehine adımlardır.
Doğru ve yanlış uygulamaları ayırt etmek için gereklidir.
3
Dış ticaret ve ithalat dengesini değerlendir.
İthalatı kolaylaştırmak, yerli sanayinin gelişmesini engelleyen bir durumdur.
Çelişkili olan uygulamayı belirlemek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Milli Ekonomi ve Ekonomik Bağımsızlık

İpuçları

1
İzmir İktisat Kongresi'nde alınan kararların en temel amacı 'ekonomik bağımsızlık' ve 'millileştirme'dir.
2
Yerli sanayinin korunması için ithalatın (yabancı mal girişinin) sınırlandırılması mı yoksa kolaylaştırılması mı gerekir?
3
Yabancı malların girişini kolaylaştırmak, Osmanlı dönemindeki kapitülasyonların yarattığı olumsuz durumu devam ettirmek anlamına gelir.

Daha Fazla Pratik

İzmir İktisat Kongresi kararlarının, 19291929 Dünya Ekonomik Bunalımı sonrası neden 'Devletçilik' ilkesine evrildiğini araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 638Soru

Atatürk milliyetçiliği; milleti tanımlarken ırk birliğini veya dini cemaat yapısını (ümmet) değil, birlikte yaşama arzusunu ve kültürel değerleri esas alan "subjektif" bir anlayışı benimsemiştir. Bu anlayış, Türk toplumunun modern bir millet yapısına kavuşmasını sağlarken aynı zamanda milli bağımsızlığı siyasi, ekonomik ve kültürel alanlarda bir bütün olarak savunmuştur.

Atatürk milliyetçiliğinin bu "çok yönlü" karakteri dikkate alındığında, aşağıdaki inkılap eşleştirmelerinden hangisinin milliyetçilik ilkesinin hem ekonomik hem de kültürel bağımsızlık hedeflerini sırasıyla doğrudan örneklendirdiği savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kabotaj Kanunu'nun kabulü — Türk Tarih Kurumu'nun açılması

Cevap

Ekonomik bağımsızlığı temsil eden Kabotaj Kanunu ile kültürel bağımsızlığı/benliği temsil eden Türk Tarih Kurumu'nun bir arada verildiği seçenek doğrudur.
Doğru cevap olan seçenek, milliyetçiliğin iki temel ayağını birleştirir: Denizlerdeki ticari hakların millileştirilmesi (Kabotaj) ekonomik bağımsızlığı; Türk tarihinin bilimsel olarak araştırılması (TTK) ise milli kültürün ve bilincin inşasını temsil eder.

Adım Adım Çözüm

1
Milliyetçilik ilkesinin ekonomik boyutunu analiz etme
Kabotaj Kanunu (11 Temmuz 19261926), Türk karasularında gemi işletme hakkını sadece Türk vatandaşlarına vererek ekonomik bağımsızlığı ve milli egemenliği pekiştirmiştir.
Yabancı tekellerin deniz ticaretindeki etkisini kırmak ekonomik milliyetçiliğin bir gereğidir.
2
Milliyetçilik ilkesinin kültürel boyutunu analiz etme
Türk Tarih Kurumu (19311931), Türk tarihinin kökenlerini araştırarak ümmetçi tarih anlayışından milli tarih anlayışına geçişi sağlamıştır.
Milli bilincin inşası, tarih ve dil gibi kültürel unsurların bilimsel yöntemlerle ortaya konulmasına bağlıdır.
3
Seçeneklerdeki kavram karmaşasını ayırt etme
Aşar vergisi ve Medeni Kanun gibi kavramların öncelikle halkçılık ve laiklik ile ilişkili olduğu belirlenir.
Her inkılap birden fazla ilkeyle ilgili olabilir ancak soruda istenen 'doğrudan' ve 'sırasıyla' vurgusuna dikkat edilmelidir.

Anahtar Kavram

Atatürk Milliyetçiliği: Kapsayıcı (subjektif), laik ve tam bağımsızlığı (siyasi, ekonomik, kültürel) hedefleyen bir anlayıştır.

İpuçları

1
Milliyetçilik sadece vatan sevgisi değildir; aynı zamanda yerli malı kullanımı, deniz hakları ve dil-tarih çalışmaları gibi geniş bir alana yayılır.
2
İktisat ve kültür alanındaki bağımsızlık adımlarını düşünün. Denizlerimizdeki ticaret hakkının yabancılardan alınması hangi kanunla olmuştur?
3
Eşitlik vurgusu yapan inkılapları (Soyadı, Aşar) halkçılık ile; bilimsel kimlik ve bağımsızlık vurgusu yapanları milliyetçilik ile eşleştirin.

Daha Fazla Pratik

Atatürk döneminde kabul edilen diğer milli kurumları (TDK, MTA gibi) ve bunların hangi temel ihtiyaca cevap verdiğini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 639Soru

Atatürk Dönemi'nde 19251925'te Miladi Takvim'in kabul edilmesi, 19281928'de uluslararası rakamların kullanılmaya başlanması ve 19351935'te hafta tatilinin Cumadan Pazar gününe alınması gibi düzenlemeler gerçekleştirilmiştir.

Bu inkılapların yapılmasındaki temel amaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Batı dünyasıyla olan ticari, ekonomik ve resmi ilişkilerde yaşanan karışıklıkları gidermek

Cevap

Batı dünyasıyla olan ticari, ekonomik ve resmi ilişkilerde yaşanan karışıklıkları gidermeyi amaçlayan seçenek doğrudur.
Miladi takvim (19251925), uluslararası rakamlar (19281928) ve hafta tatilinin pazara alınması (19351935) gibi inkılapların temel motivasyonu, Türkiye'nin modern dünya ile olan ekonomik, ticari ve diplomatik ilişkilerini kolaylaştırmaktır. Eski sistemdeki ikiliklerin (Hicri/Rumi vs Miladi) dış ticarette yarattığı karmaşayı sonlandırmak amaçlanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen inkılapların (Takvim, Rakam, Hafta Tatili) ortak paydasını belirle.
Bu inkılapların tamamı zaman, ölçü ve sayı sistemleri üzerinedir.
Toplumsal alanda yapılan düzenlemelerin hangi ihtiyaca cevap verdiğini anlamak için alan analizi yapılmalıdır.
2
Bu düzenlemelerin yapıldığı dönemin uluslararası konjonktürünü değerlendir.
Türkiye'nin Batılı devletlerle olan ticari ve diplomatik ilişkilerinde ikilikler yaşandığı görülür.
Osmanlı'dan kalan eski sistemlerin uluslararası sistemle uyumsuzluğu dış ticareti zorlaştırmaktadır.
3
İnkılapların temel amacını saptayarak doğru seçeneğe ulaş.
Uluslararası uyum, ticari birlik ve karışıklıkların önlenmesi temel hedeftir.
Çağdaşlaşma sürecinde dış dünya ile entegrasyon ekonomik kalkınma için kritiktir.

Anahtar Kavram

İnkılapçılık ilkesi doğrultusunda uluslararası standartlara uyum (Takvim, Saat ve Ölçü değişiklikleri)

İpuçları

1
Bu inkılapların hepsi Avrupa ile olan dış ticarette yaşanan gün ve sayı farklarını kapatmaya yöneliktir.
2
Düşünün ki Türkiye'de tatil Cuma iken Avrupa'da Pazar günüydü; bu durum haftada iki gün iş kaybına yol açıyordu.
3
Düzenlemelerin amacı 'ikilikleri sonlandırmak' ve 'uluslararası standartlara uyum sağlamaktır'.

Daha Fazla Pratik

Ağırlık ve uzunluk ölçülerindeki (Okka yerine Kilogram vb.) değişimin nedenlerini bu soruyla benzerlik kurarak inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

İnkılapların hangi ilkeyle daha yakından ilgili olduğunu düşünün. İnkılapçılık ilkesi, dinamizm ve çağdaşlaşmayı (Batılılaşma ve uyum) temel alır.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 640Soru

Atatürkçü Düşünce Sistemi'nde yer alan 'bütünleyici ilkeler', temel ilkelerin teorik çerçevesini pratik hayata aktaran ve onları anlamca zenginleştiren kavramlardır. Bu ilkelerden biri, toplumsal yapıda imtiyazsız, sınıfsız ve kaynaşmış bir kitle oluşturmayı hedeflerken; aynı zamanda milli bilincin uyanık tutulmasını ve vatanın bütünlüğünün korunmasını esas alır.

Buna göre, sözü edilen bu bütünleyici ilke ve onun en güçlü bağlarla bağlı olduğu iki temel ilke aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Milli Birlik ve Beraberlik — Milliyetçilik ve Halkçılık

Cevap

Milli Birlik ve Beraberlik — Milliyetçilik ve Halkçılık olarak belirtilen seçenek doğrudur.
Metinde geçen 'imtiyazsız, sınıfsız ve kaynaşmış kitle' vurgusu, Atatürk'ün Halkçılık ilkesinin temelini oluşturur. Aynı zamanda 'milli bilincin uyanık tutulması' ve 'vatanın bütünlüğü' ifadeleri Milliyetçilik ilkesinin temel unsurlarıdır. Milli Birlik ve Beraberlik ilkesi, toplumu hem eşitlikçi bir düzlemde bir araya getirmesi (Halkçılık) hem de ulusal bir kimlik etrafında bütünleştirmesi (Milliyetçilik) bakımından bu iki ilkeyle doğrudan ve güçlü bir bağ içerisindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki anahtar kavramları analiz et.
'İmtiyazsız, sınıfsız, kaynaşmış kitle' ifadesi Halkçılık ilkesini; 'milli bilinç ve vatan bütünlüğü' ifadesi ise Milliyetçilik ilkesini işaret etmektedir.
Soruda verilen tanımın hangi temel ilkelere dayandığını bulmak ilk adımdır.
2
Bu iki temel ilkeyi birleştiren bütünleyici ilkeyi belirle.
Hem toplumsal eşitliği (Halkçılık) hem de ulusal bütünlüğü (Milliyetçilik) bünyesinde barındıran bütünleyici ilke 'Milli Birlik ve Beraberlik'tir.
Bütünleyici ilkeler, temel ilkelerin uygulama alanlarını ve hedeflerini somutlaştıran köprülerdir.

Anahtar Kavram

Bütünleyici ilkelerin birden fazla temel ilkeyle kurduğu organik bağ.

İpuçları

1
Metindeki 'sınıfsız toplum' vurgusunun hangi temel ilkeye ait olduğunu düşünün.
2
'Milli bilinç' ve 'vatanın korunması' kavramları sizi genellikle Türk milliyetçiliğine götürür.
3
Hem Milliyetçilik hem de Halkçılık ilkelerinin toplumsal hayattaki 'kenetlenme' karşılığı olan bütünleyici ilkeyi arayın.

Daha Fazla Pratik

Milli Birlik ve Beraberlik ilkesinin, 'Yurtta Sulh, Cihanda Sulh' ilkesi ile olan ilişkisini de inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 32 / 35Sonraki
Atatürk İlke ve İnkılapları Alıştırma Soruları — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 32 | Examkin