Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi

478 soru

Soru 201Soru

2121. yüzyılın başlarında Orta Doğu ve Kuzey Afrika'da toplumsal ve siyasi dengeleri derinden sarsan, geniş çaplı halk hareketlerini beraberinde getiren "Arap Baharı" süreci, aşağıdaki ülkelerin hangisinde "Yasemin Devrimi" olarak adlandırılan halk hareketinin başlamasıyla ortaya çıkmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tunus

Cevap

Arap Baharı süreci Tunus'ta yaşanan Yasemin Devrimi ile başlamıştır.
Arap Baharı, 1717 Aralık 20102010 tarihinde Tunus'ta Muhammed Buazizi adlı bir gencin kendini yakmasıyla başlayan ve kısa sürede hükümetin devrilmesiyle sonuçlanan "Yasemin Devrimi" sonucunda ortaya çıkmıştır. Bu olay, bölgedeki diğer otoriter rejimlere karşı bir zincirleme reaksiyon başlatmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın başlangıç zamanını ve adını hatırla.
20102010 yılı sonunda "Yasemin Devrimi" olarak adlandırılan süreç.
Arap Baharı'nın kronolojik başlangıcını tespit etmek için.
2
Yasemin Devrimi'nin gerçekleştiği ülkeyi belirle.
Tunus.
Olayın coğrafi merkezini saptamak için.
3
Diğer ülkelerin süreçteki yerini kontrol et.
Mısır, Libya, Suriye ve Yemen bu hareketin yayıldığı ülkelerdir.
Çeldiricileri elemek için.

Anahtar Kavram

Arap Baharı'nın Başlangıcı ve Yasemin Devrimi

İpuçları

1
Bu süreç Kuzey Afrika'daki küçük bir ülkede başlamıştır.
2
Halk hareketine ismini veren "Yasemin" bu ülkenin milli çiçeğidir.
3
20102010 yılında başlayan bu hareketin ilk durağı Zeytune Camii'ne de ev sahipliği yapan Tunus'tur.

Daha Fazla Pratik

Arap Baharı'nın Suriye, Mısır ve Libya gibi ülkelerdeki farklı sonuçlarını (iç savaş, darbe, rejim değişikliği vb.) karşılaştırın.
Tahmini Süre:45s
Soru 202Soru

18681868 yılında İmparator Mutsuhito'nun tahta çıkmasıyla Japonya'da başlayan ve "Aydınlanmış Yönetim" anlamına gelen Meiji Restorasyonu süreciyle ilgili aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Samurayların kılıç taşıma ve vergiden muafiyet gibi geleneksel ayrıcalıkları korunarak modern ordunun çekirdeği haline getirilmişlerdir.

Cevap

Meiji Restorasyonu sürecinde Samurayların geleneksel ayrıcalıklarının korunması değil, aksine feodal düzenin bir parçası olan bu sınıfın imtiyazlarının kaldırılarak modern bir ordu kurulması amaçlanmıştır.
Meiji Restorasyonu'nun en radikal adımlarından biri feodal yapının tasfiyesidir. Bu kapsamda 18761876 yılında çıkarılan kanunla Samurayların kılıç taşıma ayrıcalığı kaldırılmış, maaşları kesilmiş ve zorunlu askerlik sistemine geçilerek bu sınıfın askerî tekelini sonlandırılmıştır. Dolayısıyla ayrıcalıkların korunduğu ifadesi yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Meiji Restorasyonu'nun (18681868) temel felsefesini tanımlamak
Japonya'yı Batılı devletler karşısında sömürge durumuna düşmekten kurtarmak için hızlı bir modernleşme ve sanayileşme sürecidir.
Sürecin amacını anlamak, hangi yeniliklerin bu amaca hizmet ettiğini belirlemeyi sağlar.
2
Siyasi ve askeri reformları analiz etmek
Şogunluk yıkılmış, İmparator yetkiyi almış, Daymiyoların toprakları merkezi yönetime geçmiş ve modern ordu için Samurayların imtiyazları kaldırılmıştır.
Meiji dönemi reformları merkeziyetçi ve modern yapıya odaklanır.
3
Seçenekleri tarihsel gerçeklerle karşılaştırmak
Samurayların ayrıcalıklarının korunması ifadesinin, sürecin "eşit vatandaşlık" ve "modern ordu" ilkeleriyle çeliştiği tespit edilir.
Yanlış olan bilgiyi bulmak için reformların sosyal sonuçlarını değerlendirmek gerekir.

Anahtar Kavram

Meiji Restorasyonu: Japonya'nın Modernleşme Süreci

İpuçları

1
Meiji Restorasyonu, Japonya'da feodaliteden modern bir merkezi devlete geçişi ifade eder.
2
Geleneksel savaşçı sınıfı olan Samuraylar, modernleşme sürecinde imtiyazlarını kaybettikleri için zaman zaman isyan (Satsuma İsyanı) etmişlerdir.
3
Hangi seçenek modern, merkezi bir ulus-devlet yapısıyla ve "orduda eşitlik" ilkesiyle çelişmektedir?

Daha Fazla Pratik

Meiji Restorasyonu'nun başarılı olmasının nedenlerini, Osmanlı Devleti'nin benzer dönemdeki ıslahatlarıyla karşılaştıran kaynaklara bakabilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Japonya'nın modernleşme modelini Osmanlı Devleti'nin Tanzimat veya II. Mahmut dönemi reformlarıyla kıyaslayarak (feodal yapıların ve yerel güçlerin tasfiyesi bağlamında) soruyu çözebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 203Soru

II.II. Dünya Savaşı'na giden süreçte Almanya'da iktidara gelen Nasyonal Sosyalist yönetimin, mevcut ülke sınırlarının Alman ırkının gelişimi ve refahı için yetersiz olduğunu savunarak Doğu Avrupa'ya doğru yayılmayı hedeflediği doktrin aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hayat Sahası

Cevap

Almanya'nın yayılmacı hedeflerini tanımlayan 'Hayat Sahası' (Lebensraum) doktrinidir.
Almanya'nın II. Dünya Savaşı'nı başlatma gerekçelerinden biri olan Hayat Sahası doktrini, Alman milletinin hayatta kalması için yeni topraklara, özellikle de tarım alanlarına ve hammadde kaynaklarına ihtiyacı olduğunu savunur.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda belirtilen devlet ve ideolojiyi analiz etme.
Almanya ve Nasyonal Sosyalizm (Nazi) yönetimi tespit edildi.
Politikanın kime ait olduğunu bulmak için ilk adımdır.
2
Politikanın temel amacını değerlendirme.
Toprak yetersizliği gerekçesiyle Doğu Avrupa'ya yayılma amacı belirlendi.
Kavramın tanımıyla örtüşen özellikleri belirlemek gerekir.
3
Seçenekler arasından uygun terimi eşleştirme.
Bu politikanın adının 'Hayat Sahası' olduğu sonucuna varıldı.
Lebensraum kavramı, Almanların bu dönemdeki resmi dış politika doktrinidir.

Anahtar Kavram

Mihver Devletlerin Yayılmacı Politikaları

İpuçları

1
Bu kavram, Almanca 'Lebensraum' teriminin Türkçe karşılığıdır.
2
Adolf Hitler'in 'Kavgam' adlı eserinde de detaylandırılan bu görüş, özellikle Doğu Avrupa topraklarını hedef almıştır.
3
Alman milletinin refahı için 'yeterli yaşam alanına' sahip olması gerektiğini savunan bu doktrin, savaşın çıkmasındaki en temel ideolojik nedendir.

Daha Fazla Pratik

İtalya ve Japonya'nın savaş öncesi yayılmacı sloganlarını ve hedeflerini tekrar etmek konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:45s
Soru 204Soru

19291929 yılında Amerika Birleşik Devletleri'nde borsanın çökmesiyle ("Kara Perşembe") başlayan Büyük Buhran, kısa sürede küresel bir ekonomik krize dönüşmüştür. Bu kriz, sanayileşmiş ülkelerden tarım üreticisi ülkelere kadar geniş bir coğrafyada ağır sosyal ve siyasi değişimlere yol açmıştır.

Aşağıdakilerden hangisi, 19291929 Dünya Ekonomik Buhranı'nın küresel etkileri arasında gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Milletler Cemiyetinin (Cemiyet-i Akvam) dünya barışını tesis etmek amacıyla İsviçre'de kurulması

Cevap

Milletler Cemiyetinin kurulması 19201920 yılında gerçekleşmiş bir olaydır ve 19291929 ekonomik krizinin bir sonucu değildir.
Doğru cevap olan Milletler Cemiyeti'nin kurulması, I.I. Dünya Savaşı'nın bir sonucu olarak 19201920 yılında gerçekleşmiştir. 19291929 krizinden yaklaşık dokuz yıl önce kurulan bu örgüt, krizin bir sonucu olarak kabul edilemez.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın zamanını belirle
19291929 Dünya Ekonomik Buhranı (Büyük Buhran).
Soru kökündeki zaman dilimi ile seçeneklerdeki olayların kronolojik uyumunu kontrol etmek gerekir.
2
Krizin ekonomik sonuçlarını analiz et
Gümrüklerin artması, kliring sistemine geçiş ve tarım fiyatlarının düşmesi krizin doğrudan ekonomik sonuçlarıdır.
Kriz döneminde devletler paralarını ve yerli üretimlerini korumak için bu yöntemlere başvurmuşlardır.
3
Krizin siyasi sonuçlarını değerlendir
Almanya ve İtalya gibi ülkelerde totaliter rejimlerin yükselmesi siyasi bir sonuçtur.
Ekonomik istikrarsızlık demokratik rejimlere olan güveni sarsmış ve otoriter yapıları güçlendirmiştir.
4
Outlier (aykırı) seçeneği tespit et
Milletler Cemiyeti 19201920 yılında kurulmuştur.
Milletler Cemiyeti I.I. Dünya Savaşı sonrası barışı korumak için kurulmuş bir örgüttür; 19291929 kriziyle kronolojik olarak bağlantılı değildir.

Anahtar Kavram

19291929 Dünya Ekonomik Buhranı'nın (Büyük Buhran) küresel etkileri ve kronolojik olay dizisi.

İpuçları

1
Bu tür sorularda olayların gerçekleşme tarihleri (kronoloji) en önemli belirleyicidir.
2
Seçeneklerden biri I.I. Dünya Savaşı'ndan hemen sonra barışı korumak amacıyla kurulan bir örgüte aittir.
3
Cemiyet-i Akvam (19201920), Büyük Buhran'dan (19291929) çok daha önce faaliyete geçmiştir.

Daha Fazla Pratik

Milletler Cemiyeti'nin başarısızlık nedenlerini ve 19291929 krizinin Türkiye ekonomisine etkilerini (Devletçilik ilkesine geçiş gibi) inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 205Soru

II.II. Dünya Savaşı yıllarında Almanya'nın Balkanlar üzerinden Türkiye sınırına dayanması ve işgal tehdidinin artması üzerine, Türk hükümeti Trakya bölgesini korumak amacıyla Edirne'den başlayarak Marmara Denizi'ne kadar uzanan bir savunma hattı inşa etmiştir. Dönemin Genelkurmay Başkanı'nın soyadıyla anılan bu savunma hattı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çakmak Hattı

Cevap

Dönemin Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak'ın adıyla anılan ve Trakya'yı savunmayı amaçlayan yapı Çakmak Hattı'dır.
Çakmak Hattı, II.II. Dünya Savaşı başlarında Almanya'nın Bulgaristan üzerinden Türkiye'ye saldırma ihtimaline karşı Trakya'da kurulan askeri savunma hattıdır. Hattın ismi, dönemin Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak'tan gelmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Tehdidin kaynağını ve konumunu belirleme
Almanya'nın Balkanlar'a inmesiyle Trakya sınırı doğrudan tehdit altına girmiştir.
Savaşın Türkiye sınırlarına dayanması askeri önlemleri zorunlu kılmıştır.
2
Savunma stratejisini analiz etme
Edirne-Kırklareli-İstanbul hattı boyunca beton sığınaklar ve tahkimatlar inşa edilmiştir.
Olası bir kara işgalini yavaşlatmak ve durdurmak hedeflenmiştir.
3
İsimlendirme kaynağını doğrulama
Hattın inşası Mareşal Fevzi Çakmak'ın emriyle gerçekleşmiş ve onun adıyla anılmıştır.
Dönemin askeri yönetim yapısında Genelkurmay Başkanı en yetkili isimdir.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin II. Dünya Savaşı Sırasındaki Milli Savunma Tedbirleri

İpuçları

1
Soruda bahsedilen hattın ismi, Cumhuriyet tarihinin tek mareşallerinden birinin soyadıdır.

Daha Fazla Pratik

Fevzi Çakmak'ın emekliye ayrılması ve Milli Korunma Kanunu'nun etkileri ile bu savunma hattının inşası arasındaki kronolojik ilişkiyi inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 206Soru

Türkiye'de 1212 Mart 19711971 askeri muhtırasının ardından, ordu komutanlarının talepleri doğrultusunda anayasada öngörülen reformları gerçekleştirmek amacıyla kurulan "partiler üstü" hükümetin başbakanlığına getirilen devlet adamı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nihat Erim

Cevap

12 Mart 1971 askeri muhtırasından sonra partiler üstü reform hükümetini kuran başbakan Nihat Erim'dir.
12 Mart 1971 askeri muhtırası sonucunda Türk Silahlı Kuvvetleri yönetime el koymamış, ancak mevcut hükümetin istifasını ve yerine reformları yapacak güçlü bir hükümetin kurulmasını istemiştir. Bu doğrultuda Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay, Nihat Erim'i başbakan olarak atamıştır. Erim, tarafsızlık ilkesi gereği CHP'den istifa etmiş ve Türk siyasi tarihine 'I. ve II. Erim Hükümetleri' olarak geçen reform hükümetlerini yönetmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın tarihini ve bağlamını belirle.
Olay 12 Mart 1971 Muhtırası'dır ve bu süreçte mevcut hükümet (Demirel) istifa ettirilmiştir.
Soruda istenen dönemin doğru tespit edilmesi gerekir.
2
Muhtıra sonrası kurulan hükümetin niteliğini hatırla.
Muhtırayı veren generaller, reformları yapacak 'partiler üstü' bir teknokrat hükümeti talep etmiştir.
Dönemin siyasi yapısını ve hükümet modelini anlamak cevabı daraltır.
3
Bu hükümetin başına getirilen ismi tespit et.
Kocaeli milletvekili Nihat Erim, CHP'den istifa ederek bu görevi üstlenmiştir.
Özellikle 'partiler üstü' vurgusu Nihat Erim hükümetlerinin karakteristik özelliğidir.

Anahtar Kavram

12 Mart 1971 Muhtırası ve Ara Rejim Hükümetleri

İpuçları

1
Bu kişi, hükümeti kurabilmek için o dönem üyesi olduğu Cumhuriyet Halk Partisi'nden istifa etmiştir.
2
Kurulan bu hükümete, her partiden bakanların yer alması nedeniyle 'partiler üstü hükümet' veya 'beyin takımı hükümeti' denilmiştir.
3
1971-1972 yıllarında iki kez hükümet kuran bu devlet adamı, hukuk profesörüdür ve 1980 yılında bir suikast sonucu hayatını kaybetmiştir.

Daha Fazla Pratik

12 Mart döneminde anayasada yapılan değişiklikleri (TRT'nin özerkliğinin kaldırılması, AYM yetkilerinin daraltılması vb.) inceleyerek dönemin siyasi iklimini daha iyi anlayabilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 207Soru

Yumuşama (DetantDetant) Dönemi’nde süper güçler arasındaki ilişkiler, 'bağlantısallık' (linkagelinkage) stratejisi gereği farklı alanlardaki tavizlerin birbirine endekslendiği karmaşık bir dengeye oturmuştur. 19751975 yılında imzalanan Helsinki Nihai Senedi, bir yandan SSCBSSCB’nin İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki sınırlarını (I.I. Sepet) onaylayarak Moskova’yı memnun etmiş, diğer yandan Batı’ya Doğu Bloku’nun iç dinamiklerini etkileme fırsatı vermiştir.

Helsinki Nihai Senedi’nde yer alan aşağıdaki maddelerden hangisi, SSCBSSCB’nin stratejik kazanımlarına karşılık Batı Bloku’nun Doğu Bloku’ndaki 'ideolojik hegemonyayı' sarsmak için kullandığı en etkili diplomatik araç olmuştur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnsan hakları, temel özgürlükler ve bilgi akışının serbest bırakılmasına yönelik insani taahhütler

Cevap

İnsan hakları, temel özgürlükler ve bilgi akışının serbest bırakılmasına yönelik insani taahhütler seçeneği doğrudur.
Helsinki Nihai Senedi'nin Üçüncü Sepeti'nde yer alan insan hakları ve bilgi akışı gibi hükümler, Batı dünyasına Doğu Bloku ülkelerindeki insan hakları ihlallerini denetleme ve eleştirme hakkı tanımıştır. Bu durum, komünist rejimlerin ideolojik kapalılığını bozmuş ve rejim muhaliflerinin uluslararası hukuk zemininde örgütlenmesine olanak tanıyarak ideolojik hegemonyanın içeriden sarsılmasına neden olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Helsinki Nihai Senedi'nin yapısını analiz et.
Belge üç ana 'sepet'ten oluşur: Siyasi-Askeri Güvenlik, Ekonomik İş Birliği ve İnsani Konular.
Soruda istenen 'ideolojik hegemonyayı sarsma' aracının hangi sepetle ilgili olduğunu belirlemek gerekir.
2
Blokların karşılıklı beklentilerini değerlendir.
SSCBSSCB 'Sınırların dokunulmazlığı' ile mevcut nüfuz alanını korumayı amaçlarken, Batı dünyası 'İnsan Hakları' maddesiyle bu kapalı kutuyu içeriden zorlamayı hedeflemiştir.
Detant sürecindeki 'bağlantısallık' ilkesi gereği, her iki tarafın da stratejik bir 'alışveriş' içinde olduğunu anlamak esastır.
3
İnsani maddelerin (III. Sepet) tarihsel sonucunu yorumla.
Bu maddeler, Doğu Avrupa'da muhaliflerin 'kendi devletlerinin imzaladığı uluslararası belgeye' dayanarak hak talep etmesini sağlamıştır.
İdeolojik hegemonyanın sarsılması, dış müdahaleden ziyade bu tür iç meşruiyet krizleriyle gerçekleşmiştir.

Anahtar Kavram

Helsinki Nihai Senedi'nin 'Üçüncü Sepeti' ve Yumuşama Dönemi Diplomasisi

İpuçları

1
Yumuşama sürecinde taraflar karşılıklı tavizler vermiştir; SSCBSSCB siyasi meşruiyet peşindeyken Batı ideolojik sızma peşindeydi.

Daha Fazla Pratik

Helsinki Nihai Senedi'nin ardından Doğu Avrupa'da kurulan Helsinki İzleme Grupları'nın (Helsinki Watch) faaliyetlerini araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 208Soru

II.II. Dünya Savaşı sonrasında Batı Bloku ile bütünleşme ve güvenlik arayışları çerçevesinde Türkiye'nin, 19521952 yılında NATO'ya (Kuzey Atlantik Paktı) tam üye olarak kabul edilmesinde aşağıdakilerden hangisi doğrudan etkili olmuştur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kore Savaşı'na Birleşmiş Milletler gücü bünyesinde asker gönderilmesi

Cevap

Türkiye'nin Kore Savaşı'na Birleşmiş Milletler gücü bünyesinde asker gönderilmesi
Türkiye'nin Kore Savaşı'na Birleşmiş Milletler çatısı altında asker göndermesi (19501950), Türk ordusunun savaş gücünü göstermiş ve Batı savunma sistemine olan sadakatini kanıtlayarak 19521952 yılında NATO üyeliğine kabul edilmesini sağlayan en somut ve doğrudan gelişme olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Dönemin dış politika önceliğini belirle.
II. Dünya Savaşı sonrası Türkiye, Sovyet tehdidine karşı Batı Bloku'na (özellikle NATO) girmeyi hedeflemiştir.
Sovyetler Birliği'nin Türkiye'den toprak ve üs talepleri güvenlik arayışını zorunlu kılmıştır.
2
NATO'ya giriş sürecindeki en kritik eylemi saptama.
1950'de başlayan Kore Savaşı'na asker gönderilmesi, Batı dünyasında Türkiye'nin stratejik önemini ve bağlılığını kanıtlamıştır.
Askeri bir ittifak olan NATO, aday ülkelerin askeri kapasitesini ve ittifak hedeflerine katkısını test etmiştir.
3
Seçeneklerdeki olayların kronolojik ve içeriksel elemesini yap.
Balkan ve Bağdat Paktları NATO sonrasıdır; 1946 seçimleri iç politiktir; Helsinki ise Yumuşama dönemi olayıdır.
Yanlış seçenekler ya dönem (Yumuşama) ya da kronoloji (NATO sonrası paktlar) hatası içermektedir.

Anahtar Kavram

Soğuk Savaş Dönemi Türk Dış Politikası ve NATO Üyeliği

İpuçları

1
Türkiye'nin NATO'ya girmek için bir 'ispat' olarak uzak bir coğrafyada fiilen savaşa katıldığını düşünün.

Daha Fazla Pratik

Balkan Paktı (1953) ve Bağdat Paktı'nın (1955) üye devletlerini ve kurulma amaçlarını inceleyerek Soğuk Savaş kronolojisini pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 209Soru

XIX. yüzyılın başlarından itibaren Amerika Birleşik Devletleri dış politikasının temel taşı olan ve I. Dünya Savaşı'na kadar ABD'yi Avrupa'nın siyasi çatışmalarından uzak tutan "Monroe Doktrini"nin temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Amerika kıtasını Avrupa devletlerinin siyasi müdahalelerinden ve sömürgecilik faaliyetlerinden korumak

Cevap

Monroe Doktrini'nin temel amacı, Amerika kıtasını Avrupa devletlerinin siyasi müdahalelerinden ve yeni sömürgecilik faaliyetlerinden uzak tutarak ABD'nin kendi bölgesinde güvenliğini sağlamaktır.
Doğru yanıt, Amerika kıtasının dış müdahalelere kapatıldığını ifade eden seçenektir. Monroe Doktrini, 'Amerika Amerikalılarındır' sloganıyla özdeşleşmiş ve Avrupa'nın sömürgeci güçlerinin Batı yarım küreye müdahalesini bir tehdit olarak kabul etmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Kavram Tanımlama
Monroe Doktrini, 1823 yılında ABD Başkanı James Monroe tarafından ilan edilen 'Yalnızlık Politikası' (İnfirat) olarak bilinir.
Sorunun temelini oluşturan doktrinin tarihsel bağlamını anlamak gerekir.
2
Politika Analizi
Doktrinin iki ana sütunu vardır: Avrupa devletleri Amerika kıtasında yeni sömürgeler kurmayacak, ABD de Avrupa'nın iç işlerine karışmayacaktır.
Doktrinin karşılıklı müdahalesizlik ilkesini netleştirmek doğru cevaba ulaştırır.
3
Dönem İlişkilendirme
Bu politika, ABD'nin XX. yüzyıl başlarında I. Dünya Savaşı'na katılmasına kadar dış dünyadan izole bir şekilde büyümesini sağlamıştır.
Politikanın tarihsel etkisini ve geçerlilik süresini doğrulamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

İnfirat (Yalnızlık) Politikası ve Monroe Doktrini

İpuçları

1
Bu politika ABD'nin uzun süre 'kendi kabuğuna çekilmesi' olarak da yorumlanır.
2
Temel felsefesi 'Amerika Amerikalılarındır' sözüyle özetlenebilir.
3
Avrupa devletlerinin Amerika kıtasında yeni sömürgecilik faaliyetlerine girişmesini engelleyen ve ABD'nin tarafsızlığını öngören doktrindir.

Daha Fazla Pratik

ABD'nin bu yalnızlık politikasından vazgeçerek dünya siyasetine aktif olarak katıldığı ilk büyük olayı (I. Dünya Savaşı ve Wilson İlkeleri) inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 210Soru

II.II. Dünya Savaşı sonrasında ABD'li diplomat George Kennan tarafından kaleme alınan "Uzun Telgraf" raporu ile şekillenen; Sovyetler Birliği'nin yayılmacı emellerine karşı askeri, diplomatik ve ekonomik önlemler alınmasını öngören ve Soğuk Savaş dönemi boyunca Batı Bloku'nun temel stratejisi haline gelen yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çevreleme Politikası

Cevap

Soğuk Savaş döneminde Batı Bloku'nun temel dış politika stratejisi olan Çevreleme Politikası, George Kennan'ın raporuyla resmiyet kazanmıştır.
Çevreleme Politikası, ABD'li diplomat George Kennan'ın 19461946 yılında Moskova'dan gönderdiği "Uzun Telgraf" ve sonrasında yayınladığı makalelerle teorize edilmiştir. Bu strateji, Sovyetler Birliği'nin komünizmi yayma çabalarını her noktada karşı hamlelerle (NATO, Marshall Planı vb.) durdurmayı hedeflemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Tarihsel ipuçlarını analiz etme
Sorudaki George Kennan ve "Uzun Telgraf" ifadeleri, ABD'nin II.II. Dünya Savaşı sonrası SSCB'ye karşı geliştirdiği stratejiye işaret etmektedir.
Bu iki unsur, Amerikan dış politikasındaki köklü eksen değişiminin başlangıç noktasıdır.
2
Politikanın amacını belirleme
Stratejinin temel amacının Sovyet yayılmacılığını ve komünizmin etkisini sınırlandırmak olduğu anlaşılmaktadır.
Kennan'ın raporu, Sovyetler Birliği'nin ancak kararlı bir dirençle durdurulabileceğini savunuyordu.
3
Kavramsal eşleştirme yapma
Sözü edilen doktrinel yaklaşım literatürde "Containment" yani Çevreleme Politikası olarak adlandırılır.
Çevreleme terimi, rakip gücün etrafına diplomatik ve askeri bir hat çekilerek alanının daraltılmasını simgeler.

Anahtar Kavram

Soğuk Savaş'ın başlangıcı ve Çevreleme (Containment) stratejisinin kökeni.

İpuçları

1
Soruda bahsedilen diplomat, komünizmin bir su gibi yayıldığını ve bu yayılmanın ancak önüne set çekilerek durdurulabileceğini savunmuştur.
2
Bu politika, Truman Doktrini ve Marshall Planı gibi uygulamaların üzerine inşa edildiği ana çerçevedir.
3
Türkçe karşılığı 'etrafını sarma' veya 'kuşatma' olan, İngilizce 'Containment' teriminin karşılığı olan stratejiyi düşünün.

Daha Fazla Pratik

Çevreleme politikasının ekonomik ayağı olan Marshall Planı ve askeri ayağı olan NATO'nun kuruluş süreçlerini inceleyerek konuyu pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 211Soru

II.II. Dünya Savaşı'nın ardından Türkiye'de çok partili hayata geçiş süreci (19461946-19501950) yaşanırken, dış politikada da Batı Bloku ile bütünleşme çabaları hız kazanmıştır. Bu doğrultuda Türkiye'nin 19501950 yılında Kore Savaşı'na asker göndermesindeki temel amaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kuzey Atlantik Paktı'na (NATO) tam üye olarak güvenlik şemsiyesine dahil olmak

Cevap

Türkiye'nin Kore Savaşı'na asker göndermesindeki temel dış politika hedefi Kuzey Atlantik Paktı'na (NATO) üye olabilmektir.
Türkiye, Sovyet Rusya'nın (SSCB) yayılmacı politikası ve toprak talepleri karşısında güvenliğini sağlamak amacıyla Batı Bloku içerisinde yer almayı hedeflemiştir. Bu hedefin en somut adımı NATO üyeliğiydi. 19501950 yılında Kore Savaşı patlak verdiğinde, Türkiye'nin buraya asker gönderme kararı almasındaki asıl motivasyon, Batı dünyasına askeri açıdan ne kadar değerli ve sadık bir müttefik olduğunu göstererek NATO'ya kabul edilmektir. Nitekim bu politika başarılı olmuş ve Türkiye 19521952 yılında NATO'ya üye olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Dönemin uluslararası şartlarını analiz etme
II.II. Dünya Savaşı sonrası Sovyet Rusya'nın Türkiye'den toprak ve üs talepleri neticesinde Türkiye'nin Batı Bloku'na yaklaşması.
Türkiye'nin dış tehditlere karşı bir güvenlik şemsiyesine ihtiyaç duyması.
2
Kore Savaşı'nın stratejik önemini belirleme
Birleşmiş Milletler çağrısıyla Kore'ye asker gönderilmesinin Batı dünyasındaki Türkiye imajını güçlendirmesi.
Askeri güç kullanımının diplomatik bir koz olarak kullanılması.
3
Sonucu doğrulama
Türkiye'nin 19521952 yılında Yunanistan ile birlikte NATO'ya üye yapılması.
Kore'deki askeri başarının NATO üyeliği yolundaki en büyük engel olan 'güvenilirlik' testini geçmesi.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin NATO üyeliği süreci ve Kore Savaşı ilişkisi

İpuçları

1
Türkiye'nin 19521952 yılında hangi uluslararası askeri örgüte üye olduğunu hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Demokrat Parti döneminde kurulan bölgesel paktların (Balkan ve Bağdat) amaçlarını ve tarihlerini NATO üyeliği ile karşılaştırarak çalışın.
Tahmini Süre:45s
Soru 212Soru

Soğuk Savaş döneminde, SSCB liderliğindeki Doğu Bloku'nda ideolojik ve siyasi bütünlüğü korumak; ABD'nin Truman Doktrini ve Marshall Planı hamlelerine karşı komünist partiler arasındaki bağları güçlendirmek amacıyla 19471947 yılında kurulan yapı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: COMINFORM

Cevap

Doğu Bloku içerisinde ideolojik ve siyasi birliği sağlamak amacıyla kurulan yapı COMINFORM'dur.
Doğu Bloku'nda siyasi ve ideolojik eş güdümü sağlamak amacıyla 19471947 yılında kurulan Komünist Bilgi Bürosu (COMINFORM), özellikle Marshall Planı gibi Batı yardımlarına karşı komünist partilerin ortak hareket etmesini amaçlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen tarihi (19471947) ve amacı (ideolojik ve siyasi bütünlük) analiz et.
Soğuk Savaş'ın kurumsallaşma sürecindeki ilk siyasi hamle aranmaktadır.
Kuruluş amacı, örgütün niteliğini (ekonomik, askeri veya siyasi) belirler.
2
Batı Bloku'nun Truman ve Marshall hamlelerine karşı Doğu Bloku'nun tepkilerini sınıflandır.
Siyasi tepki: Cominform, Ekonomik tepki: Comecon, Askeri tepki: Varşova Paktı.
Her iki blok da rakibinin hamlelerine benzer alanlarda (siyasi, ekonomik, askeri) karşılık vermiştir.
3
COMINFORM ve COMECON arasındaki temel farkı ayırt et.
Cominform siyasi/ideolojik (bilgi bürosu), Comecon ise ekonomiktir (yardımlaşma konseyi).
Öğrenciler genellikle bu iki kısaltmayı birbirine karıştırır; 'Inform' eki 'information' (bilgi/siyaset) ile ilişkilendirilmelidir.

Anahtar Kavram

Doğu Bloku'nun Siyasi Teşkilatlanması (Cominform)

İpuçları

1
Bu kurumun adı 'Komünist Bilgi Bürosu' anlamına gelir.
2
Batı Bloku'ndaki Marshall Planı'na siyasi bir yanıt olarak 19471947'de kurulmuştur.
3
Doğu Bloku'nun ekonomik ayağı olan Comecon ile sıkça karıştırılan, ancak siyasi birliği temsil eden yapıdır.

Daha Fazla Pratik

Marshall Planı ile Molotov Planı arasındaki ekonomik rekabetin detaylarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 213Soru

II.II. Dünya Savaşı süresince 'savaş dışı kalma' ve 'aktif tarafsızlık' politikasını büyük bir titizlikle sürdüren Türkiye, savaşın sona ermesine çok kısa bir süre kala, 2323 Şubat 19451945'te Almanya ve Japonya'ya resmen savaş ilan etmiştir.

Türkiye'nin bu ani stratejik değişikliğe giderek sembolik düzeyde savaş ilan etmesinin en temel gerekçesi ve bu kararın sonucunda elde edilen doğrudan diplomatik kazanım aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yalta Konferansı'nda alınan kararlar uyarınca yeni dünya düzeninde yer alma isteği - Birleşmiş Milletler Teşkilatı'na kurucu üye olarak davet edilmek

Cevap

Türkiye'nin 1945'teki sembolik savaş ilanının temel gerekçesi Yalta Konferansı kararları gereği Birleşmiş Milletler'e kurucu üye olabilmektir.
Yalta Konferansı'nda (Şubat 1945) Müttefik Devletler, Birleşmiş Milletler'e sadece 1 Mart 1945'e kadar Mihver devletlere (Almanya-Japonya) savaş ilan edenlerin kurucu üye olarak katılabileceğini şart koşmuştur. Türkiye de dışlanmamak ve yeni dünya düzeninde yer almak amacıyla 23 Şubat 1945'te bu ilanı gerçekleştirmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Dönemin uluslararası diplomasi trafiğini analiz etme
Şubat 1945'te toplanan Yalta Konferansı'nda, sadece 1 Mart 1945'e kadar Almanya ve Japonya'ya savaş ilan edenlerin yeni kurulacak dünya teşkilatına (BM) alınacağı kararlaştırıldı.
Türkiye'nin kararı, müttefiklerin koyduğu bu diplomatik ültimatomla doğrudan bağlantılıdır.
2
Kararın mahiyetini ve sonuçlarını değerlendirme
Türkiye 23 Şubat'ta savaş ilan etmiş ancak fiilen cepheye asker göndermemiştir (sembolik ilan).
Savaş zaten sona ermek üzeredir ve müttefiklerin asıl ihtiyacı Türkiye'nin askeri desteği değil, yeni teşkilatın hukuki altyapısını tamamlamaktır.
3
Kazanımı belirleme
Türkiye, Nisan 1945'te toplanan San Francisco Konferansı'na katılmış ve BM'nin 51 kurucu üyesinden biri olmuştur.
Bu hamle, Türkiye'nin savaş sonrası yalnızlaşmasını önleme ve Batı blokunda yer edinme stratejisinin sonucudur.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin Savaş Sonu Diplomatik Manevrası (Yalta - San Francisco Süreci)

İpuçları

1
Türkiye'nin 1945 başındaki bu hamlesi, askeri bir zorunluluktan ziyade yeni bir uluslararası teşkilata katılma şartıyla ilgilidir.

Daha Fazla Pratik

II. Dünya Savaşı yıllarında uygulanan Varlık Vergisi ve Milli Korunma Kanunu gibi iç politika gelişmelerini kronolojik olarak gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 214Soru

II.II. Dünya Savaşı’nın başladığı yıllarda, batı sınırlarında artan Alman tehdidi ve Bulgaristan'ın Mihver devletlere katılması üzerine Türkiye, savunma stratejisini Trakya sınırında yoğunlaştırmıştır. Bu doğrultuda Kırklareli-Çatalca hattı üzerinde beton koruganlar, tanksavar hendekleri ve tel örgülerden oluşan geniş çaplı bir tahkimat sistemi inşa edilmiştir. Dönemin Genelkurmay Başkanı'nın soyadıyla anılan ve Türkiye'nin olası bir işgale karşı aldığı bu askeri önlem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çakmak Hattı

Cevap

Türkiye'nin Trakya'yı savunmak amacıyla Mareşal Fevzi Çakmak'ın adıyla kurduğu sistem Çakmak Hattı'dır.
Doğru cevap olan Çakmak Hattı, 193919411939-1941 yılları arasında Mareşal Fevzi Çakmak’ın talimatıyla, Kırklareli’den Çatalca’ya kadar uzanan bölgede olası bir Alman-Bulgar saldırısını durdurmak için inşa edilmiştir. Beton koruganlar (makineli tüfek yuvaları) ve hendeklerden oluşan bu yapı, Türkiye'nin savaş yıllarındaki askeri hazırlıklarının en önemli simgelerinden biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki anahtar kelimeleri belirle.
Trakya sınırı, beton koruganlar, Genelkurmay Başkanı'nın soyadı.
Sorunun hangi ülkeye ve hangi askeri yapıya ait olduğunu anlamak için gereklidir.
2
Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak ile ilişkilendir.
Mareşal Fevzi Çakmak'ın soyadı 'Çakmak' olduğu için bu hatta Çakmak Hattı denir.
İsim ve soyisim benzerliği üzerinden doğrudan doğru cevaba ulaşılmasını sağlar.
3
Diğer savunma hatlarının hangi ülkelere ait olduğunu kontrol et.
Maginot (Fransa), Metaksas (Yunanistan), Siegfried (Almanya) elenir.
Yanlış seçeneklerin elenmesiyle cevabın doğruluğu kesinleşir.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin II. Dünya Savaşı sırasında aldığı askeri savunma önlemleri ve Mareşal Fevzi Çakmak'ın rolü.

İpuçları

1
Bu hat, Türkiye'nin batı sınırlarını savunmak amacıyla inşa edilmiştir.
2
İsmini, Türkiye Cumhuriyeti'nin en uzun süre görev yapan Genelkurmay Başkanı'ndan almaktadır.
3
Fevzi Paşa'nın soyadını düşünerek cevabı bulabilirsiniz.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'nin savaş sırasında uyguladığı 'Ekmek Karnesi' ve 'Varlık Vergisi' gibi ekonomik önlemleri de inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 215Soru

11 Ağustos 19751975 tarihinde 3535 ülke tarafından imzalanan Helsinki Nihai Senedi, Yumuşama (Detant) sürecinin en kapsamlı belgesi olarak nitelendirilir. SSCB lideri Leonid Brejnev'in, Avrupa'daki mevcut siyasi sınırların ve statükonun hukuken tanınmasını sağlama (I.I. Sepet) stratejik hedefine karşılık; Batılı devletlerin ısrarıyla metne dahil edilen ve ilerleyen süreçte Doğu Bloku'ndaki "Şart 7777" (CharterCharter 7777) gibi sivil toplum hareketlerine yasal meşruiyet zemini hazırlayarak komünist rejimlerin içten sorgulanmasında bir "Truva Atı" işlevi gören unsur aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnsan hakları ve temel özgürlüklere saygı ilkesi

Cevap

İnsan hakları ve temel özgürlüklere saygı ilkesi (III. Sepet)
Helsinki Nihai Senedi'nin III.III. sepeti, insan hakları ve temel özgürlüklere saygı ilkesini içermekteydi. SSCB, Avrupa'daki sınırların tanınması karşılığında bu maddeyi kabul ederek, istemeden kendi sınırları içindeki muhalif hareketlere uluslararası hukuki bir dayanak sağlamıştır. Bu durum, sivil toplum hareketlerinin (örneğin Çekoslovakya'daki Şart 7777) güçlenmesine ve komünist rejimlerin meşruiyet krizine girmesine neden olduğu için tarihsel süreçte bir 'Truva Atı' olarak tanımlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Helsinki Nihai Senedi'nin çok taraflı yapısını ve "Sepetler" (Baskets) sistemini analiz etmek.
Belgenin I.I. Sepet'te sınır güvenliğini, II.II. Sepet'te ekonomik iş birliğini, III.III. Sepet'te ise insani boyutları (insan hakları) düzenlediği görülür.
Zirvedeki diplomatik alışverişin doğasını anlamak için sepetlerin içeriğini bilmek gerekir.
2
SSCB'nin zirveye katılma motivasyonunu belirlemek.
SSCB'nin temel amacı, II. Dünya Savaşı sonrası Doğu Avrupa'daki sınırların (özellikle Oder-Neisse hattı) Batı tarafından resmen tanınmasını sağlamaktı.
Soruda bahsedilen "stratejik hedef" ile "beklenmedik sonuç" arasındaki zıtlığı kurmak gerekir.
3
Batılı devletlerin stratejik "taviz-kazanç" dengesini değerlendirmek.
Batı, sınırları tanıma karşılığında SSCB'den insan haklarına saygı duyacağına dair hukuki bir taahhüt almıştır.
Bu taahhüt, Doğu Bloku'ndaki rejim karşıtları için uluslararası bir koruma kalkanı oluşturmuştur.
4
Helsinki Kararları'nın Doğu Bloku içindeki uzun vadeli etkisini yorumlamak.
Özellikle Çekoslovakya'daki Şart 7777 (CharterCharter 7777) gibi oluşumlar, Helsinki kararlarına dayanarak kendi hükümetlerinden hak talep etmiş, bu da komünizmin çözülmesini hızlandırmıştır.
"Truva Atı" metaforu, bir sistemin içine yerleştirilen ve zamanla onu içeriden yıkan unsuru temsil eder.

Anahtar Kavram

Helsinki Nihai Senedi'nin İnsani Boyutu ve Doğu Bloku Üzerindeki Etkisi

İpuçları

1
Helsinki Zirvesi'nde taraflar arasında 'sınır güvenliği' ve 'insan hakları' arasında büyük bir pazarlık yapıldığını hatırla.

Daha Fazla Pratik

Şart 7777 (CharterCharter 7777) bildirgesi ve Vaclav Havel'in Yumuşama Dönemi sonrasındaki rolünü araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 216Soru

Soğuk Savaş döneminde Türkiye'nin Marshall Planı'ndan yararlanması ve 1952'de NATO'ya üye olması gibi gelişmelerle Batı Bloku'ndaki yerini sağlamlaştırmasına karşılık; SSCB ve Doğu Bloku ülkeleri de kendi aralarında çeşitli kurumsallaşmalara gitmişlerdir. Batı Bloku'ndaki ekonomik iş birliği adımlarına (OEEC ve Marshall Planı) bir yanıt olarak, 1949 yılında Doğu Bloku ülkeleri arasında ekonomik dayanışmayı ve kalkınmayı sağlamak amacıyla kurulan teşkilat aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: COMECON (Ekonomik Yardımlaşma Konseyi)

Cevap

Ekonomik Yardımlaşma Konseyi olarak da bilinen COMECON, Marshall Planı'na karşı Doğu Bloku'nun ekonomik cevabıdır.
Ekonomik Yardımlaşma Konseyi (COMECON), 1949 yılında SSCB liderliğinde Marshall Planı'na karşı ekonomik dayanışmayı sağlamak üzere kurulmuştur. Türkiye bu süreçte Batı Bloku'nda yer aldığı için Marshall Planı'ndan faydalanmış ve NATO'ya katılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda istenen kurumun işlevini belirleme
Batı Bloku'nun ekonomik hamlesine (Marshall Planı) karşı Doğu Bloku'nda kurulan ekonomik yapı aranmaktadır.
Soğuk Savaş örgütlenmeleri siyasi, askeri ve ekonomik olarak kategorize edilir.
2
Kuruluş tarihini analiz etme
1949 yılına odaklanılmalıdır.
1947 (Cominform/Molotov), 1949 (NATO/Comecon) ve 1955 (Varşova) tarihsel ayrımı kritiktir.
3
Seçenekleri eleme
Cominform siyasi, Varşova Paktı askeri olduğu için elenir. Avrupa Konseyi ise Batı Bloku kuruluşudur.
Örgütlerin uzmanlık alanları (ekonomik, askeri, siyasi) arasındaki farkı ayırt etmek gerekir.
4
Doğru sonucu belirleme
Ekonomik yardımlaşmayı temsil eden COMECON seçilir.
Marshall Planı'nın tam karşılığı olan Doğu Bloku kuruluşu COMECON'dur.

Anahtar Kavram

Soğuk Savaş Dönemi Bloklaşma ve Karşılıklı Teşkilatlanmalar

İpuçları

1
Batı Bloku'nun Marshall Planı'na karşı Doğu Bloku'nun ekonomik hamlesini hatırlayın.
2
1949 yılında kurulan bu yapı, 'Ekonomik Yardımlaşma Konseyi' olarak da isimlendirilir.

Daha Fazla Pratik

Soğuk Savaş'ın askeri kanadı olan NATO ve Varşova Paktı arasındaki farkları kronolojik olarak incelemek faydalı olacaktır.
Tahmini Süre:50s
Soru 217Soru

XX.\text{XX.} yüzyılın başlarında Avrupa diplomasisinde sömürgeci rekabetin yerini stratejik ortaklıklara bıraktığı görülmektedir. Bu doğrultuda 19041904 yılında İngiltere ve Fransa arasında imzalanan ve 'Samimi Anlaşma' olarak bilinen *Entente Cordiale*, iki devletin sömürge alanlarındaki uzun süreli anlaşmazlıklarını çözerek Almanya’ya karşı ortak bir cephe oluşturmalarının zeminini hazırlamıştır.

Bu anlaşmanın içeriği ve tarafların jeopolitik çıkarları göz önüne alındığında, tarafların karşılıklı olarak birbirlerinin nüfuz alanlarını tanıdığı temel bölgeler aşağıdakilerin hangisinde doğru eşleştirilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İngiltere'nin Mısır'daki, Fransa'nın ise Fas'taki hakları

Cevap

İngiltere'nin Mısır üzerindeki hakimiyetinin Fransa tarafından, Fransa'nın Fas üzerindeki nüfuzunun ise İngiltere tarafından karşılıklı olarak tanınması
Doğru cevap olan İngiltere'nin Mısır, Fransa'nın ise Fas üzerindeki haklarının tanınması, 19041904 Entente Cordiale anlaşmasının özüdür. İngiltere, 18821882'den beri işgal altında tuttuğu Mısır'daki konumunu Fransa'ya kabul ettirerek diplomatik meşruiyet kazanmış, karşılığında Fransa'nın Fas'ı sömürgeleştirme isteğine destek vermiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Anlaşmanın tarihini ve taraflarını analiz etme
19041904 yılındaki Entente Cordiale'nin İngiltere ve Fransa arasında yapıldığını belirleme
Soruda bahsedilen diplomatik devrimin temel aktörlerini ve zamanını netleştirmek gerekir.
2
Dönemin sömürge rekabeti noktalarını hatırlama
İki devletin Kuzey Afrika'daki (özellikle Mısır ve Fas) nüfuz çatışmasını tespit etme
19. yüzyıl sonunda İngiltere ve Fransa, Afrika'daki hakimiyet alanları yüzünden savaşın eşiğine gelmişti (Fashoda Krizi).
3
Anlaşmanın temel tavizlerini eşleştirme
İngiltere'nin Mısır'daki fiili durumuna karşılık Fransa'nın Fas'taki gelecek planlarının onaylandığını bulma
Diplomatik bir uzlaşı olan bu anlaşma, karşılıklı çıkar dengesi üzerine kurulmuştur.
4
Doğru seçeneği doğrulama
İngiltere-Mısır ve Fransa-Fas eşleşmesini içeren seçeneği işaretleme
Bu takas, I.I. Dünya Savaşı'na giden süreçte Üçlü İtilaf'ın temelini atmıştır.

Anahtar Kavram

1904 Entente Cordiale (Samimi Anlaşma) ve Sömürge Paylaşımı

İpuçları

1
Anlaşmanın yapıldığı 19041904 yılında tarafların en büyük rekabet alanı Kuzey Afrika sömürgeleriydi.
2
İngiltere, 18821882'den beri elinde tuttuğu Mısır'daki varlığını Fransa'ya resmen onaylatmak istiyordu.
3
Karşılıklı taviz ilkesine göre; İngiltere'nin Mısır'daki hakimiyetine onay veren Fransa, karşılığında Fas üzerindeki emelleri için destek almıştır.

Daha Fazla Pratik

1904 Entente Cordiale'den sonra Rusya'nın da bu bloğa katıldığı 1907 Reval Görüşmeleri'ni inceleyerek Üçlü İtilaf'ın nasıl tamamlandığını araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 218Soru

19641964 yılında ABD Başkanı Lyndon Johnson tarafından Başbakan İsmet İnönü’ye gönderilen ve Türkiye’nin Kıbrıs’a olası bir müdahalesinde ABD silahlarının kullanılamayacağını, ayrıca bir Sovyet saldırısı durumunda NATO’nun Türkiye’yi korumayabileceğini belirten mektup, Türk-Amerikan ilişkilerinde büyük bir krize yol açmıştır. Bu gelişmenin ardından Türkiye'nin uluslararası alanda yalnız kalmamak adına benimsediği yeni stratejik yönelim aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tek taraflı dış politika anlayışından vazgeçilerek "Çok Yönlü Dış Politika" sürecinin başlatılması

Cevap

Türkiye'nin tek taraflı dış politikadan vazgeçerek "Çok Yönlü Dış Politika" anlayışına geçmesidir.
Johnson Mektubu, Türkiye'nin dış dünyadaki yalnızlığını fark etmesine neden olan en somut olaydır. Bu durum, Türkiye'yi dış politikada alternatif arayışlarına itmiş ve o güne kadar izlenen katı Batı eksenli politika yerine, SSCB ve Üçüncü Dünya ülkelerini de kapsayan "Çok Yönlü Dış Politika" anlayışına geçişi tetiklemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın analiz edilmesi
Johnson Mektubu, Türkiye'nin en büyük müttefiki olan ABD tarafından tehdit edildiği ve yalnız bırakıldığı bir dönemi başlatmıştır.
Mektubun içeriği, NATO güvencesinin her koşulda geçerli olmayacağını açıkça ortaya koymuştur.
2
Sonuçların değerlendirilmesi
Türkiye, dış politikada sadece ABD'ye ve Batı'ya bağımlı kalmanın riskli olduğunu fark etmiştir.
Uluslararası destek arayışı, Türkiye'yi farklı blok ve ülkelerle diyalog kurmaya zorlamıştır.
3
Stratejinin tanımlanması
Bu yeni dönemde benimsenen yaklaşıma "Çok Yönlü Dış Politika" denir.
Bu politika kapsamında SSCB ile ekonomik iş birliği (İskenderun Demir Çelik vb.) ve İslam ülkeleriyle yakınlaşma sağlanmıştır.

Anahtar Kavram

Johnson Mektubu ve Çok Yönlü Dış Politika

İpuçları

1
Türkiye'nin bu dönemde yaşadığı hayal kırıklığı, dış politikadaki müttefik sayısını artırma gereksinimi doğurmuştur.
2
Bu politika değişikliğiyle birlikte Türkiye, komşusu olan Sovyetler Birliği ile ekonomik ilişkilerini (örneğin İskenderun Demir-Çelik Fabrikası'nın kurulması) geliştirmiştir.
3
Tek bir merkeze (ABD) odaklanmak yerine diplomatik kanalları çeşitlendiren bu yaklaşıma 'Çok Yönlü Dış Politika' adı verilir.

Daha Fazla Pratik

Johnson Mektubu'nun ardından SSCB ile kurulan ekonomik iş birliklerini ve Kıbrıs meselesinin BM'ye taşınma sürecini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 219Soru

Türkiye Cumhuriyeti, 19301930’lu yıllarda başlattığı devletçi sanayileşme hamlesini devam ettirmek amacıyla 19381938 yılında yeni bir program hazırlamıştır. Ancak 19391939 yılında II.II. Dünya Savaşı’nın patlak vermesi, insan gücünün ve mali kaynakların savunma harcamalarına kaydırılmasına neden olmuş; bu durum hazırlanan programın hayata geçirilememesiyle sonuçlanmıştır. Bahsedilen bu ekonomik program aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İkinci Beş Yıllık Sanayi Planı

Cevap

İkinci Beş Yıllık Sanayi Planı, savaş koşulları nedeniyle askıya alınan ekonomik kalkınma programıdır.
İkinci Beş Yıllık Sanayi Planı, 19381938 yılında hazırlanmış ancak 19391939'da başlayan II.II. Dünya Savaşı'nın yarattığı finansal ve işgücü zorlukları nedeniyle rafa kaldırılmıştır. Bu durum, Türkiye'nin savaş yıllarında kalkınma hızının düşmesine neden olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Dönemin ekonomik şartlarını analiz etme
19301930’lu yıllar Türkiye'nin 'Devletçilik' ilkesiyle sanayileştiği dönemdir.
Soruda belirtilen hazırlık tarihi olan 19381938, Birinci Planın bittiği ve yenisinin planlandığı zamana denk gelir.
2
II.II. Dünya Savaşı'nın etkisini değerlendirme
Savaşın başlamasıyla (19391939) kaynaklar sanayi yatırımlarından savunma ve silahlanmaya aktarılmıştır.
Seferberlik ilanıyla genç nüfusun orduya alınması fabrikalarda üretim gücünü azaltmıştır.
3
Planlanan programın adını belirleme
Uygulanamayan bu plan İkinci Beş Yıllık Sanayi Planı'dır.
Birinci plan tamamlanmış, ikincisi ise savaş engeline takılmıştır.

Anahtar Kavram

Savaş Ekonomisi ve Sanayileşmenin Kesintiye Uğraması

İpuçları

1
19301930’lu yıllardaki 'Devletçilik' ilkesi kapsamında hazırlanan sanayi planlarını düşünün.
2
19341934 ve 19381938 yılları arasında uygulanan planın hemen ardından hangisinin gelmesi gerektiğini hatırlayın.
3
Hazırlanmasına rağmen savaşa girilmemesine rağmen alınan savunma önlemleri yüzünden hayata geçemeyen 'ikinci' adımdır.

Daha Fazla Pratik

Savaşın ekonomik etkilerini daha iyi anlamak için 'Milli Korunma Kanunu' ve 'Varlık Vergisi' konularına göz atabilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Kronolojik eleme yöntemi kullanılabilir: 19391939 öncesi tamamlanan veya çok eski tarihli olan seçenekler elendiğinde geriye sadece savaşın hemen başındaki hazırlık kalır.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 220Soru

Yumuşama Dönemi'nde Türkiye, Batı Bloku ile yaşadığı sorunlar ve değişen küresel dengeler doğrultusunda "Çok Yönlü Dış Politika" arayışına girmiştir. Bu süreçte, 19751975 yılında imzalanan Helsinki Nihai Senedi'nin yarattığı diplomatik iklimden de faydalanarak 19781978 yılında SSCB ile ilişkileri geliştirmek ve karşılıklı güveni pekiştirmek amacıyla imzalanan belge aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İyi Komşuluk ve İşbirliği Siyasi Belgesi

Cevap

İyi Komşuluk ve İşbirliği Siyasi Belgesi
İyi Komşuluk ve İşbirliği Siyasi Belgesi, 19781978 yılında Türkiye ve SSCB arasında imzalanmış olup, Türkiye'nin Yumuşama Dönemi'ndeki dış politika değişikliğini simgeleyen en kritik üst düzey belgedir.

Adım Adım Çözüm

1
Yumuşama Dönemi'ndeki diplomatik gelişmeleri analiz etme
19701970’li yıllarda Türkiye, ABD ile yaşadığı Kıbrıs ve Haşhaş krizleri nedeniyle dış politikada alternatifler aramaya başlamıştır.
Türkiye'nin Batı ile yaşadığı gerilimler, komşuları ve özellikle SSCB ile olan ilişkilerini normalleştirme ihtiyacı doğurmuştur.
2
19751975 Helsinki Nihai Senedi'nin etkisini değerlendirme
Helsinki süreciyle birlikte Doğu ve Batı blokları arasında güvenlik ve iş birliği artmıştır.
Bu ortam, Türkiye'nin NATO üyesi olmasına rağmen SSCB ile ikili bir siyasi belge imzalamasına zemin hazırlamıştır.
3
19781978 tarihli spesifik belgeyi belirleme
Bülent Ecevit hükümeti döneminde imzalanan belge "İyi Komşuluk ve İşbirliği Siyasi Belgesi"dir.
Bu belge, iki ülkenin birbirinin toprak bütünlüğüne saygı duymasını ve kuvvet kullanmama ilkesini teyit ederek ilişkileri yeni bir boyuta taşımıştır.

Anahtar Kavram

Çok Yönlü Dış Politika ve SSCB ile Yakınlaşma

İpuçları

1
Türkiye'nin 19701970’lerin sonunda ABD ambargosu sonrası SSCB ile ilişkilerini nasıl resmileştirdiğini düşünün.
2
Bu belge, Başbakan Bülent Ecevit döneminde, Helsinki süreciyle paralel bir isim taşımaktadır.
3
Belgenin ismi doğrudan "İyi Komşuluk" ve "Siyasi Belge" kavramlarını içerir.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'nin aynı dönemde İslam Konferansı Örgütü'ne (İİT) üyeliği ve Orta Doğu ülkeleriyle geliştirdiği ilişkileri inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 11 / 24Sonraki