Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi

478 soru

Soru 321Soru

20152015 yılında Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi bünyesinde hazırlanan, küresel ısınmayı sanayi öncesi döneme göre sınırlandırmayı hedefleyen ve Türkiye'nin de 20212021 yılında taraf olduğu uluslararası belge aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Paris İklim Anlaşması

Cevap

Paris İklim Anlaşması
Paris İklim Anlaşması, 20152015 yılında Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) kapsamında kabul edilmiştir. Türkiye, bu anlaşmayı uzun süre gündeminde tutmuş ve nihayet 20212021 yılında TBMM kararıyla onaylamıştır. Anlaşmanın temel hedefi, küresel ısınmayı sınırlandırarak iklim krizine karşı kolektif bir eylem planı oluşturmaktır.

Adım Adım Çözüm

1
Tarihsel verileri analiz etme
Soruda belirtilen 20152015 yılı, iklim değişikliği ile mücadelede Kyoto sonrası dönemi başlatan Paris Zirvesi'ni işaret eder.
Uluslararası belgelerin imzalandığı yıllar, doğru seçeneğe ulaşmak için temel ayırt edicidir.
2
Türkiye'nin katılım sürecini değerlendirme
Türkiye, Paris İklim Anlaşması'nı 20212021 yılında TBMM'de onaylayarak resmen taraf olmuştur.
Türkiye'nin güncel dış politika ve çevre diplomasi adımları KPSS'de sıkça sorulmaktadır.
3
Belgenin amacını doğrulama
Belgenin temel amacı, küresel sıcaklık artışını sanayi öncesi seviyenin 22 derece altında tutmaktır.
Paris İklim Anlaşması, Kyoto Protokolü'nün yerini alan en kapsamlı ve güncel çevre rejimidir.

Anahtar Kavram

Küresel Çevre Politikaları ve Türkiye

İpuçları

1
Soruda bahsedilen belge, Kyoto Protokolü'nün süresinin dolması üzerine onun yerini almak üzere hazırlanmıştır.
2
Türkiye bu belgeyi 20212021 yılında onaylamış ve ardından 'Yeşil Kalkınma Devrimi' hedeflerini ilan etmiştir.
3
Bu uluslararası anlaşma adını, imzalandığı Fransa'nın başkentinden almaktadır.

Daha Fazla Pratik

Küreselleşen dünyada Türkiye'nin üye olduğu D-8 ve G-20 gibi ekonomik oluşumların kronolojisini de inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 322Soru

21.21. yüzyılın değişen jeopolitik dengeleri içerisinde Türkiye, küresel yönetişime katkıda bulunmak ve "orta ölçekli güçlerin" (middle powers) uluslararası sistemdeki etkinliğini artırmak amacıyla çeşitli çok taraflı platformlarda öncü roller üstlenmiştir. Bu vizyon doğrultusunda, 20132013 yılında New York'ta düzenlenen BM Genel Kurulu marjında; Meksika, Endonezya, Güney Kore ve Avustralya ile birlikte temelleri atılan, bölgesel sorunlara küresel çözümler üretmeyi ve G20G20 içerisindeki yapıcı rolleri pekiştirmeyi hedefleyen gayriresmi istişare platformu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: MİKTA (MIKTA)

Cevap

Meksika, Endonezya, Güney Kore, Türkiye ve Avustralya'nın katılımıyla 2013 yılında kurulan MİKTA platformudur.
Doğru cevap olan MİKTA, adını kurucu ülkeleri olan Meksika, Endonezya, Güney Kore, Türkiye ve Avustralya'nın İngilizce yazılışlarının baş harflerinden alır. 20132013 yılında Türkiye'nin de büyük desteğiyle kurulan bu yapı, küresel barış ve istikrar için gayriresmi bir diyalog zemini sunar.

Adım Adım Çözüm

1
Kuruluş yılını ve bağlamı analiz etme
Soruda belirtilen 20132013 yılı, Soğuk Savaş sonrası küresel yönetişimin revize edildiği ve Türkiye'nin çok boyutlu dış politikasının zirve yaptığı bir döneme denk gelir.
Zaman dizini, diğer paktlarla (D-8, G-20 vb.) karıştırmayı önler.
2
Üye ülkelerin özelliklerini değerlendirme
Meksika, Endonezya, Kore ve Avustralya; Türkiye ile benzer şekilde 'orta ölçekli güç' (middle power) olarak tanımlanan ülkelerdir.
Bu ülkelerin baş harfleri (M-I-K-T-A) oluşumun adını oluşturmaktadır.
3
Oluşumun amacını netleştirme
G20 içindeki yapıcı rolü pekiştirmek ve küresel barışa katkı sağlamak temel hedeftir.
MİKTA, bölgesel çapta güçlü ancak küresel sistemde tek başına kural koyucu olmayan devletlerin bir araya gelme stratejisidir.

Anahtar Kavram

MİKTA (Meksika, Endonezya, Kore, Türkiye, Avustralya) Platformu ve 21. Yüzyıl Türk Dış Politikası

İpuçları

1
Bu oluşumun adı, kurucu beş ülkenin İngilizce isimlerinin baş harflerinden oluşmaktadır.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'nin bu platformdaki 'Dönem Başkanlığı' yıllarını ve dönem başkanlığı sırasında öne çıkardığı 'Sürdürülebilir Kalkınma' temalarını inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 323Soru

II.II. Dünya Savaşı'nın ardından müttefik devletler arasında Almanya'nın geleceği konusunda yaşanan görüş ayrılıkları, kısa sürede açık bir çatışma alanına dönüşmüştür. Batılı güçlerin kendi işgal bölgelerinde ekonomik kalkınmayı sağlamak amacıyla yeni bir para birimi (DeutscheDeutsche MarkMark) kabul etmeleri ve bölgeyi birleştirme adımları atmaları üzerine Sovyetler Birliği, Batı Berlin'e giden tüm kara ve demir yollarını kapatarak şehri dış dünyaya izole etmiştir.

Tarihe "Berlin Ablukası" olarak geçen bu krizin, Batılı devletlerin güvenlik kaygılarını artırarak aşağıdakilerden hangisinin kurulmasına yönelik süreci doğrudan hızlandırdığı savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü)

Cevap

Berlin Ablukası, Batılı devletlerin güvenlik endişelerini somutlaştırarak Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü'nün (NATO) kurulmasını sağlamıştır.
Doğru cevap olan NATO, 1948 yılında yaşanan Berlin Ablukası'nın ardından Batılı devletlerin Sovyetler Birliği'nden gelecek askerî tehditlere karşı birleşme kararı almasıyla 1949'da kurulmuştur. Berlin Krizi, Soğuk Savaş'ın ilk büyük sıcak çatışma riski taşıyan olayıdır ve Batı'nın savunma stratejisini kalıcı bir ittifaka dönüştürmüştür.

Adım Adım Çözüm

1
Berlin Ablukası'nın nedenini analiz etme
Batılı devletlerin Almanya'da para reformu yapması üzerine Sovyetlerin Batı Berlin'i kuşatması.
Krizin hangi taraflar arasında ve ne zaman çıktığını anlamak için gereklidir.
2
Krizin Batı Bloku üzerindeki etkisini değerlendirme
Diplomatik ve ekonomik yardımların (Marshall Planı gibi) güvenliği sağlamaya yetmediğinin anlaşılması.
Krizin yarattığı güvenlik açığının hangi tür bir örgütlenmeye yol açacağını belirlemek için gereklidir.
3
Sonuçları eşleştirme
1948-1949 yıllarındaki bu gerilimin ardından Nisan 1949'da Washington'da ortak savunma paktının imzalanması.
NATO'nun kuruluş tarihinin ve amacının krizle olan doğrudan bağını teyit etmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Berlin Ablukası ve NATO'nun Kuruluşu

İpuçları

1
Soruda bahsedilen kriz 1948-1949 yılları arasında yaşanmıştır.
2
Bu krizden sonra Batılı devletler 'Biri hepimiz, hepimiz biri için' prensibiyle bir askerî ittifak kurmuşlardır.
3
Türkiye'nin de 1952 yılında üye olduğu bu savunma örgütü, günümüzde de varlığını sürdürmektedir.

Daha Fazla Pratik

Berlin Ablukası sırasında Batı Berlin'in ihtiyaçlarının nasıl karşılandığını (Berlin Hava Köprüsü) araştırarak krizin detaylarını pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 324Soru

Japonya'da 18681868 yılından itibaren İmparator Mutsuhito önderliğinde başlatılan Meiji Restorasyonu (Aydınlanma Devri), ülkenin kısa sürede bir dünya gücü haline gelmesini sağlamıştır. Bu süreçte Japonya'nın Batılılaşma ve modernleşme çabaları kapsamında gerçekleştirdiği düzenlemeler arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Geleneksel yazı sisteminden vazgeçilerek Latin alfabesinin resmi olarak kabul edilmesi

Cevap

Meiji Restorasyonu sürecinde Japonya alfabe değişikliğine gitmemiş, geleneksel yazı sistemini kullanmaya devam etmiştir.
Meiji Restorasyonu kapsamında Japonya; ordu, eğitim, hukuk ve teknoloji gibi birçok alanda Batı'yı örnek alarak köklü değişiklikler yapmıştır. Ancak, Türk İnkılabı'nın aksine Japonya'da bir alfabe değişikliği yaşanmamış, geleneksel Japon yazı sistemleri (Kanji, Hiragana, Katakana) korunmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Dönemin temel özelliklerini belirle.
Meiji Restorasyonu (18681868), Japonya'nın feodal yapıdan modern bir ulus devlete geçiş sürecidir.
Soruda istenen 'yer almayan' reformu bulmak için dönemin genel karakterini anlamak gerekir.
2
Seçeneklerdeki reformları Batılılaşma alanlarına göre sınıflandır.
Siyasi (Anayasa), Askeri (Düzenli ordu), Sosyal (Takvim, kıyafet) ve Kültürel reformlar değerlendirilir.
Japonya'nın hangi alanlarda değişim yaptığı, hangi alanlarda geleneksel kaldığını saptamak için önemlidir.
3
Türk İnkılabı ile farkını karşılaştır.
Japonya teknoloji ve hukukta Batı'yı örnek alırken dil ve alfabe gibi milli kimlik unsurlarında radikal bir değişimden kaçınmıştır.
KPSS sorularında Meiji ve Atatürk dönemi reformları arasındaki 'alfabe' farkı sıkça test edilen bir ayırt edicidir.

Anahtar Kavram

Meiji Restorasyonu ve Modernleşme Sınırları

İpuçları

1
Meiji Restorasyonu'nun sloganı 'Güçlü bir ordu, zengin bir ülke'dir.
2
Japonya'nın Batılılaşma süreci ile Türkiye'nin Batılılaşma süreci arasındaki en büyük fark kültürel değişimlerin (özellikle yazı) derinliğidir.
3
Japonya bugün bile hala kendi geleneksel alfabesini kullanmaktadır; bu durum Meiji döneminde de değişmemiştir.

Daha Fazla Pratik

Meiji Restorasyonu sonrasında Japonya'nın yayılmacı politikalarını ve Rus-Japon Savaşı'nı (19041904-19051905) inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Reformları 'Teknik/İdari' ve 'Kültürel' olarak ayırın. Meiji dönemi genellikle teknik ve idari modernleşmeyi öncelerken, kültürel çekirdeği (alfabe, imparatora bağlılık) korumuştur.
Tahmini Süre:50s
Soru 325Soru

19451945 yılının Mart ayında Sovyetler Birliği’nin 19251925 tarihli Türk-Sovyet Dostluk ve Saldırmazlık Paktı’nı tek taraflı olarak feshetmesi ve ardından Boğazlar ile Doğu Anadolu toprakları üzerinde hak iddia etmesi, Türkiye’nin dış politika stratejisinde köklü bir değişime gitmesine neden olmuştur.

Bu gelişmeler ışığında Türkiye’nin, II.II. Dünya Savaşı’nın son aşamasında Almanya ve Japonya’ya savaş ilan ederek San Francisco Konferansı’na katılma iradesi göstermesinin temel stratejik hedefi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sovyet tehdidine karşı Batılı devletlerin desteğini alarak uluslararası bir güvenlik mekanizmasına dahil olmak

Cevap

Türkiye'nin savaşın son günlerinde sembolik olarak savaş ilan etmesinin temel amacı, Sovyet tehdidine karşı Batılı devletlerin desteğini alarak uluslararası bir güvenlik mekanizmasına (Birleşmiş Milletler) dahil olmaktır.
Doğru cevap, Türkiye'nin 19451945 yılında Sovyetler Birliği'nin artan baskılarına karşı, Birleşmiş Milletler gibi uluslararası bir yapıya dahil olarak kendi güvenliğini Batılı devletlerin desteğiyle sağlama stratejisini açıklar. Sovyetler'in 19251925 paktını feshetmesi, Türkiye'yi denge politikasından Batı blokuna kaymaya zorlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Dönemin konjonktürünü analiz etme
19451945 yılına gelindiğinde II.II. Dünya Savaşı sona ermek üzeredir ve Sovyetler Birliği Türkiye üzerindeki baskısını (paktı feshetme, Boğazlar ve toprak talebi) artırmıştır.
Dış politika hamlelerinin arkasındaki temel itici gücü (güvenlik kaygısı) belirlemek için gereklidir.
2
Yalta Konferansı kararlarını değerlendirme
Müttefikler, San Francisco Konferansı'na katılmak ve BM kurucu üyesi olmak için 11 Mart 19451945'e kadar Mihver devletlere savaş ilan etme şartı getirmiştir.
Türkiye'nin savaş ilanının neden sadece 'sembolik' ve 'diplomatik' olduğunu anlamak için kritiktir.
3
Stratejik çıkarımı yapma
Türkiye, BM'ye katılarak Sovyet yayılmacılığı karşısında Batı ittifakının (özellikle ABD ve İngiltere) siyasi ve askeri koruması altına girmeyi hedeflemiştir.
Savaş ilanının asıl hedefinin askeri bir başarı kazanmak değil, diplomatik bir kalkan oluşturmak olduğunu açıklar.

Anahtar Kavram

Aktif Tarafsızlığın Sonu ve Güvenlik Arayışı

İpuçları

1
Türkiye'nin savaşın sonuna doğru neden aniden taraf değiştirdiğini ve BM kurucu üyeliğinin ne kazandıracağını düşünün.
2
19451945 yılında Sovyetlerin Kars, Ardahan ve Boğazlar üzerindeki taleplerinin Türkiye'yi hangi blok ile iş birliğine itmiş olabileceğine odaklanın.
3
San Francisco Konferansı'na davet edilmenin ön şartı olan savaş ilanı, aslında Türkiye için Sovyetlere karşı 'yalnız kalmama' mücadelesidir.

Daha Fazla Pratik

Sovyet taleplerinin Türkiye üzerindeki etkisi ve sonrasında gelişen Truman Doktrini ile Marshall Planı süreçlerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 326Soru

II. Dünya Savaşı'nın son evresinde Türkiye, 23 Şubat 1945 tarihinde Almanya ve Japonya'ya savaş ilan ederek uzun süredir başarıyla yürüttüğü "aktif tarafsızlık" ve denge politikasını hukuken sona erdirmiştir. Türkiye'nin bu sembolik savaşa girme kararını almasında ve uluslararası yeni düzenin inşasında söz sahibi olmasında doğrudan belirleyici olan gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yalta Konferansı'nda, 1 Mart 1945 tarihine kadar Mihver devletlerine savaş ilan eden ülkelerin San Francisco Konferansı'na davet edilerek Birleşmiş Milletler'in kurucu üyeleri arasında yer alacağının kararlaştırılması

Cevap

Türkiye'nin 1945 yılında Mihver devletlerine savaş ilan etmesinin temel dış siyasi gerekçesi, Yalta Konferansı'nda alınan karar uyarınca Birleşmiş Milletler'in kurucu üyesi olabilmektir.
Türkiye'nin 23 Şubat 1945'te savaş ilan etmesinin doğrudan sebebi, Yalta Konferansı'nda alınan '1 Mart 1945'e kadar ortak düşmana savaş açanların San Francisco Konferansı'na davet edilmesi' kararıdır. Bu hamle Türkiye'nin Birleşmiş Milletler'in kurucu üyeleri arasında yer almasını sağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Yalta Konferansı kararlarını analiz et.
4-11 Şubat 1945'te düzenlenen konferansta, 1 Mart 1945'e kadar Almanya ve Japonya'ya savaş açanların yeni kurulacak Birleşmiş Milletler'e kurucu üye olarak alınacağı kararlaştırıldı.
Müttefiklerin savaş sonrası kurulacak teşkilat için koyduğu temel şartı belirlemek.
2
Türkiye'nin bu karara verdiği tepkiyi ve zamanlamasını incele.
Türkiye, belirlenen son tarihten kısa süre önce, 23 Şubat 1945'te sembolik olarak savaş ilan etti.
Uluslararası dışlanmışlıktan kurtulmak ve savaş sonrası düzende (San Francisco Konferansı) yer alabilmek.
3
Savaş ilanının niteliğini değerlendir.
Bu ilan 'sembolik' bir nitelik taşır; çünkü o tarihte Almanya zaten yenilmek üzeredir ve Türkiye fiilen cepheye asker göndermemiştir.
Kararın askeri değil, tamamen diplomatik ve hukuki bir hamle olduğunu anlamak.

Anahtar Kavram

Yalta Konferansı ve Birleşmiş Milletler Kurucu Üyeliği Şartı

İpuçları

1
Türkiye'nin bu ilanı askeri bir gereklilikten ziyade Birleşmiş Milletler'e (BM) giriş vizesi almak içindi.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'nin BM kurucu üyeliği sonrasında çok partili hayata geçiş sürecini başlatan 'Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu' ve 'Dörtlü Takrir' olaylarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 327Soru

Türkiye, 1919 Ekim 19391939 tarihinde İngiltere ve Fransa ile imzaladığı "Karşılıklı Yardım Antlaşması" (Ankara Paktı) uyarınca, bir Avrupa devletinin saldırısı sonucu Akdeniz’de çıkacak bir savaşta müttefiklerine yardım etmeyi taahhüt etmiştir. Ancak 19401940 yılında İtalya'nın Yunanistan'a saldırmasıyla savaşın Akdeniz'e yayılmasına rağmen Türkiye, müttefiklerin çağrılarına karşın fiilen savaşa katılmayarak "savaş dışı" kalma statüsünü sürdürmüştür.

Türkiye'nin bu süreçte savaşa girmeme kararını dayandırdığı temel hukuki gerekçe aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Antlaşmaya eklenen ve Türkiye'yi Sovyetler Birliği ile bir silahlı çatışmaya girmeye zorlayacak durumlarda yükümlülükten muaf tutan "Sovyet Çekincesi" (2 Sayılı Protokol)

Cevap

Türkiye'nin savaşa girmeme kararını dayandırdığı temel hukuki gerekçe, antlaşmaya eklenen ve Sovyetler Birliği ile çatışma riskini engelleyen "Sovyet Çekincesi" (2 Sayılı Protokol) maddesidir.
Türkiye, 1919 Ekim 19391939'da İngiltere ve Fransa ile ittifak kurarken, antlaşmaya "Sovyet Çekincesi" olarak bilinen bir madde ekletmiştir. Bu maddeye göre, eğer bu ittifak yükümlülüğünü yerine getirmek Türkiye'yi Sovyetler Birliği ile karşı karşıya getirecekse, Türkiye bu yükümlülükten muaf sayılacaktı. 19401940'da İtalya saldırdığında SSCB ile Almanya müttefik (Molotov-Ribbentrop Paktı) olduğu için Türkiye bu hukuki maddeyi kullanarak savaşa girmekten kaçınmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
19391939 Üçlü İttifak Antlaşması'nın (Ankara Paktı) içeriğini analiz et.
Antlaşmanın Akdeniz'de bir saldırı durumunda karşılıklı yardımı öngördüğü görülür.
Türkiye'nin müttefiklerine karşı olan kağıt üzerindeki sorumluluğunu anlamak için gereklidir.
2
Antlaşmaya eklenen özel protokolleri ve Türkiye'nin dış politika hassasiyetlerini incele.
22 Sayılı Protokol (Sovyet Çekincesi) ile Türkiye'nin SSCB ile savaşa girmeyi reddettiği tespit edilir.
Türkiye'nin o dönemde SSCB-Almanya yakınlaşmasından duyduğu endişenin hukuki yansımasını bulmak gerekir.
3
19401940 İtalyan saldırısı sırasındaki konjonktürü değerlendir.
Türkiye, bu çekinceyi öne sürerek ve müttefiklerin askeri yardımlarının yetersizliğini (askeri bir gerekçe olarak) kullanarak savaş dışı kalmıştır.
Hukuki gerekçenin fiili duruma nasıl uygulandığını doğrulamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Sovyet Çekincesi (Protokol No: 2)

İpuçları

1
Türkiye'nin en büyük endişesi, müttefiklerin yanında savaşa girerken kuzey komşusuyla (SSCB) ters düşmekti.
2
19391939 İttifakı imzalanırken antlaşma metnine eklenen özel bir 'protokol' numarasını ve içeriğini düşünün.
3
Türkiye, Sovyetler Birliği ile bir silahlı çatışmaya girmeme hakkını saklı tuttuğu '2 Sayılı Protokol'ü (Sovyet Çekincesi) ileri sürmüştür.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'nin 19431943 Adana ve Kahire görüşmelerinde savaşa girmek için öne sürdüğü 'teknik' ve 'materyal' eksikliklerini incelemek konuyu pekiştirir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 328Soru

II.Du¨nyaSavas\cıII. Dünya Savaşı'nın ardından Türkiye'de demokratikleşme sürecini hızlandıran ve Celal Bayar, Adnan Menderes, Fuat Köprülü ile Refik Koraltan tarafından CHPCHP Meclis Grubu'na sunulan "Dörtlü Takrir"in temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Parti tüzüğünde ve ülke yönetiminde demokratik düzenlemeler yapılmasını sağlamak

Cevap

Dörtlü Takrir'in temel amacı, parti tüzüğünde ve ülke yönetiminde demokratik düzenlemeler yapılmasını sağlamaktır.
Doğru seçenek, önergenin hem parti içi hem de genel ülke yönetiminde demokratikleşme talep ettiğini belirtmektedir. Dörtlü Takrir, anayasanın öngördüğü demokratik hakların kullanıma açılmasını ve tek parti vesayetinin esnetilmesini hedeflemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Dönemi ve aktörleri analiz etme
1945 yılında II. Dünya Savaşı bitmiş, San Francisco Konferansı sonrası Türkiye'de demokratikleşme beklentisi artmıştır.
Soruda geçen isimlerin CHP içindeki muhalif kanat olduğunu belirlemek için gereklidir.
2
Önergenin içeriğini değerlendirme
Celal Bayar ve arkadaşları; milli iradenin tecellisi, anayasanın tam uygulanması ve demokratik hakların tanınmasını talep etmiştir.
Belgenin spesifik bir kanuna muhalefet mi yoksa genel bir sistem değişikliği mi olduğunu anlamak için gereklidir.
3
Siyasi sonucu belirleme
Bu önerge reddedilmiş, ardından önerge sahipleri ihraç edilerek veya istifa ederek Demokrat Parti'yi kurmuştur.
Çok partili hayata geçişin ana kırılma noktasını doğrulamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Dörtlü Takrir (1945), Türkiye'de tek parti döneminden çok partili demokratik hayata geçişin resmi başlangıcı ve Demokrat Parti'nin temelini oluşturan belgedir.

İpuçları

1
Bu önergeyi veren isimlerin daha sonra hangi partiyi kurduğunu düşünün.
2
Önergenin verildiği tarihin (1945) hemen ardından Türkiye'de çok partili hayata geçildiğini hatırlayın.
3
Önerge sahipleri 'milli hakimiyet' ve 'demokratik haklar' gibi kavramlara vurgu yapmıştır.

Daha Fazla Pratik

Demokrat Parti'nin kurucu kadrosunu 'Cafer' (Celal Bayar, Adnan Menderes, Fuat Köprülü, Refik Koraltan) koduyla ezberleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 329Soru

19551955 yılında Türkiye ile Irak arasında kurulan ve Orta Doğu'da Sovyet yayılmacılığını engellemeyi amaçlayan Bağdat Paktı, 19581958 yılında Irak'ta yaşanan darbe ve rejim değişikliği sonrasında büyük bir sarsıntıya uğramıştır. Irak'ın pakttan resmen çekilmesi ve pakt merkezinin Ankara'ya taşınmasıyla 19591959 yılında bu oluşumun aldığı yeni isim aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: CENTO (Merkezi Antlaşma Teşkilatı)

Cevap

Merkezi Antlaşma Teşkilatı (CENTO)
Bağdat Paktı, 19581958 yılında Irak'ta yaşanan darbe sonrasında bu ülkenin pakttan ayrılması üzerine varlığını korumak amacıyla merkezini Ankara'ya taşımıştır. 19591959 yılında yapılan isim değişikliği ile teşkilatın adı 'Central Treaty Organization' (Merkezi Antlaşma Teşkilatı) yani CENTO olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Paktın kökenini ve üyelerini belirle.
Bağdat Paktı, 19551955'de Türkiye ve Irak arasında kurulmuş; İngiltere, Pakistan ve İran'ın katılımıyla genişlemiştir.
Soruda bahsedilen paktın hangi coğrafi bölgeye ve döneme ait olduğunu anlamak için gereklidir.
2
19581958 yılındaki kritik gelişmeyi analiz et.
Irak'ta gerçekleşen askeri darbe ile krallık rejimi yıkılmış ve yeni yönetim pakttan çekilme kararı almıştır.
İsim değişikliğine neden olan siyasi kırılma noktasını tespit etmek için gereklidir.
3
Kurumsal dönüşümü tanımla.
Irak'ın ayrılmasıyla paktın merkezi Ankara'ya taşınmış ve adı 19591959'da CENTO olarak güncellenmiştir.
Soru kökünde istenen yeni isme ulaşmak için sonuç aşamasıdır.

Anahtar Kavram

Bağdat Paktı ve CENTO Dönüşümü

İpuçları

1
Bu teşkilatın merkezi, Irak'ın ayrılmasından sonra Türkiye'nin başkenti Ankara'ya taşınmıştır.
2
Örgütün ismi, İngilizce 'Central Treaty Organization' ifadesinin kısaltmasıdır.
3
Paktın adı, bölgenin jeopolitik olarak 'Merkezi' konumunu vurgulayacak şekilde güncellenmiştir.

Daha Fazla Pratik

Bağdat Paktı'ndan CENTO'ya geçiş sürecinde paktın hangi ülkeler tarafından desteklendiğini ve ABD'nin bu pakttaki rolünü araştırmanız konuyu pekiştirmenize yardımcı olacaktır.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 330Soru

Yumuşama Dönemi'nde Türkiye'nin dış temsilciliklerini hedef alan, 19731973 yılında Los Angeles Başkonsolosu Mehmet Baydar'ın şehit edilmesiyle başlayan suikastlar dizisinden sorumlu olan Ermeni terör örgütü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: ASALA

Cevap

ASALA (Ermenistan'ın Kurtuluşu İçin Ermeni Gizli Ordusu)
Ermeni terör örgütü ASALA, 19731973-19841984 yılları arasında Türk büyükelçiliklerini ve diplomatlarını hedef alan sistemli bir terör dalgası başlatmıştır. Bu dalganın ilk halkası Los Angeles Başkonsolosu Mehmet Baydar'ın şehit edilmesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Dönemi ve hedefi belirle
Yumuşama Dönemi (1960-1980'ler) ve Türk diplomatları
Soruda verilen zaman dilimi ve saldırıların niteliği (diplomatik suikastlar) belirleyicidir.
2
Başlangıç olayını teyit et
1973 Los Angeles Başkonsolosu'nun şehit edilmesi
ASALA'nın eylemlerinin başlangıç noktası bu olaydır.
3
Örgütü teşhis et
ASALA
Söz konusu dönemde bu eylemleri üstlenen ve yürüten Ermeni terör örgütü ASALA'dır.

Anahtar Kavram

ASALA ve Dış Politika Güvenliği

İpuçları

1
Bu örgütün adı, Ermenistan'ın Kurtuluşu İçin Ermeni Gizli Ordusu ifadesinin kısaltmasıdır.

Daha Fazla Pratik

Yumuşama Dönemi'nde Türkiye'nin dış politikasını etkileyen diğer bir olay olan 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı'nın nedenlerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 331Soru

II.II. Dünya Savaşı süresince toprak bütünlüğünü korumak adına "aktif tarafsızlık" politikası izleyen Türkiye, Müttefik Devletler tarafından kendi yanlarında savaşa girmesi konusunda yoğun diplomatik baskılara maruz kalmıştır. Bu baskıların bir parçası olarak 19431943 yılının Ocak ayında İngiltere Başbakanı Winston Churchill ile Cumhurbaşkanı İsmet İnönü arasında gerçekleşen; Churchill'in Türkiye'den Balkanlar üzerinden bir cephe açmasını talep ettiği, Türkiye'nin ise ordusunun lojistik ve teknik yetersizliğini gerekçe göstererek savaşa girmeyi ertelediği diplomatik buluşma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Adana Görüşmeleri

Cevap

İngiltere Başbakanı Winston Churchill ile İsmet İnönü arasında 19431943 yılının başında gerçekleşen ve Türkiye'nin savaşa girmesi için ilk ciddi baskının yapıldığı görüşme Adana Görüşmeleri'dir.
Adana Görüşmeleri (3030-3131 Ocak 19431943), Churchill'in Kazablanka Konferansı'ndan hemen sonra Türkiye'yi savaşa dahil etmek amacıyla gerçekleştirdiği diplomatik bir ziyarettir. Türkiye, bu görüşmede Barbarossa Harekâtı sonrası Sovyetler'in güçlenmesinden ve Almanya'nın muhtemel saldırılarından endişe ettiğini belirterek, kapsamlı bir askerî yardım paketi sağlanmadan savaşa girmeyeceğini bildirmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın tarihini ve aktörlerini analiz etme
19431943 yılı başında Winston Churchill ve İsmet İnönü'nün bir araya geldiği saptandı.
Soruda verilen zaman ve kişi bilgileri diplomatik buluşmanın kimliğini belirlemek için temel verilerdir.
2
Görüşmenin içeriğini değerlendirme
Müttefiklerin cephe açma talebine karşılık Türkiye'nin silah ve teçhizat yardımı (askerî hazırlık) şartını öne sürdüğü anlaşıldı.
Türkiye'nin izlediği 'silah karşılığı savaş' stratejisi bu görüşmenin en karakteristik özelliğidir.
3
Seçenekler arasında eleme yapma
Yalta, Potsdam ve San Francisco gibi konferansların savaşın daha geç evrelerine (19451945) ait olduğu belirlenerek doğru cevap seçildi.
Kronolojik ve içeriksel uyum sadece Adana Görüşmeleri ile sağlanmaktadır.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin II. Dünya Savaşı Diplomasisi: Denge Politikası ve Adana Görüşmeleri

İpuçları

1
Bu görüşme 19431943 yılının başında, müttefiklerin İtalya üzerinden Avrupa'ya girme planları yaptığı bir dönemde yapılmıştır.
2
Görüşmelerin güvenliği için buluşma yeri olarak Yenice istasyonundaki bir tren vagonu tercih edilmiştir.
3
İngiltere Başbakanı ile Türkiye Cumhurbaşkanı arasında doğrudan yapılan bu ilk üst düzey görüşme, Türkiye'nin 'modern teçhizat' ısrarıyla sonuçlanmıştır.

Daha Fazla Pratik

Bundan sonraki adımda, Türkiye'nin 11 Mart 19451945 tarihine kadar savaş ilan etme kararının gerekçesini ve Yalta Konferansı ile bağlantısını inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Savaştaki konferansları kronolojik bir sıraya dizmek (Kazablanka -> Adana -> II. Kahire -> Yalta -> Potsdam) olayların mantığını kavramayı kolaylaştırır.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 332Soru

II.II. Dünya Savaşı sürerken Müttefik Devletlerin 19451945 yılı başında gerçekleştirdiği diplomatik temaslar sonucunda, "yeni dünya düzeni"nde kurucu üye sıfatıyla yer almak isteyen devletlerin 11 Mart 19451945 tarihine kadar Mihver devletlerine savaş ilan etmiş olmaları şartı karara bağlanmıştır.

Buna göre, söz konusu "savaş ilanı" şartının belirlendiği diplomatik gelişme ile Birleşmiş Milletler Şartı’nın (Charter) imzalandığı konferans aşağıdakilerin hangisinde doğru eşleştirilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yalta Konferansı – San Francisco Konferansı

Cevap

Savaş ilanı şartının belirlendiği diplomatik gelişme Yalta Konferansı, Birleşmiş Milletler Şartı’nın imzalandığı konferans ise San Francisco Konferansı'dır.
Müttefik Devletler (ABD, SSCB, İngiltere) Yalta Konferansı'nda Birleşmiş Milletler’in temellerini atarken, yeni kurulacak teşkilata sadece Mihver Devletlere savaş ilan etmiş ülkelerin kurucu üye olarak katılabileceği kuralını koymuşlardır. Bu şartı yerine getiren Türkiye, San Francisco Konferansı'na davet edilerek Birleşmiş Milletler Şartı'nı imzalayan devletler arasında yer almıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Yalta Konferansı kararlarının analiz edilmesi
Şubat 19451945'te düzenlenen Yalta Konferansı'nda; barış teşkilatına (BM) sadece 11 Mart 19451945'e kadar Almanya ve Japonya'ya savaş açanların kurucu üye olarak kabul edileceği kararlaştırılmıştır.
Türkiye'nin sembolik olarak savaş ilan etmesinin hukuki gerekçesini belirlemek için.
2
San Francisco Konferansı'nın amacının belirlenmesi
Nisan-Haziran 19451945 tarihleri arasında toplanan bu konferansta Birleşmiş Milletler Şartı nihai halini almış ve imzalanmıştır.
Teşkilatın kuruluşunun resmiyet kazandığı yeri tespit etmek için.
3
Eşleştirmenin doğrulanması
Yalta (şart) ve San Francisco (imza) sıralaması doğru eşleşmedir.
Olaylar arasındaki sebep-sonuç ve kronolojik bağı kurmak için.

Anahtar Kavram

Birleşmiş Milletler'in Kuruluş Süreci ve Türkiye'nin Diplomatik Hamlesi

İpuçları

1
Türkiye'nin sembolik olarak savaş ilan etmesinin temel sebebi Birleşmiş Milletler'e kurucu üye olma isteğidir.
2
Şubat 19451945 tarihinde Roosevelt, Stalin ve Churchill arasında geçen 'Üçlü Zirve'yi hatırlayınız.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'nin Birleşmiş Milletler'e kurucu üye olmasının iç siyasette Çok Partili Hayata geçiş süreciyle (Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu ve Dörtlü Takrir) ilişkisini inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 333Soru

İngiltere Başbakanı Winston Churchill’in 1946 yılında ABD’de yaptığı bir konuşmada; Doğu Avrupa ülkelerinin Sovyet denetimine girmesini ve Avrupa'nın ideolojik olarak ikiye bölünmesini tanımlamak için kullandığı sembolik kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Demir Perde

Cevap

Winston Churchill tarafından kullanılan ve iki blok arasındaki bölünmeyi simgeleyen kavram Demir Perde'dir.
Doğru cevap olan kavram, 1946 yılında Churchill tarafından Avrupa'daki komünist rejimler ile Batılı demokrasiler arasındaki geçilmezliği anlatmak için kullanılan sembolik bir tanımdır. Bu ifade Soğuk Savaş terminolojisinin en temel taşlarından biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Sorudaki anahtar isim ve olayları belirle.
İsim: Winston Churchill, Yıl: 1946, Bağlam: Avrupa'nın ideolojik bölünmesi.
Sorunun hangi tarihsel ana ve kavrama odaklandığını anlamak için gereklidir.
2
Bloklar arasındaki sınırı ifade eden terimi hatırla.
Churchill'in Fulton konuşmasında kullandığı 'Baltık'tan Adriyatik'e...' ile başlayan meşhur ifadesi 'Demir Perde'dir.
Soğuk Savaş'ın başlangıcını simgeleyen temel terminolojiyi eşleştirmek için gereklidir.
3
Seçenekleri karşılaştırarak eleme yap.
Marshall ve Truman birer yardım programı veya politikadır; Bağlantısızlık bir gruptur. Sembolik kavram olan sadece Demir Perde'dir.
Kavramsal karışıklıkları önleyerek doğru cevaba ulaşmak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Demir Perde Kavramı

İpuçları

1
Bu kavram, Soğuk Savaş'ın başlangıcını simgeleyen ve geçilmesi imkansız bir engeli ifade eden bir benzetmedir.
2
İngiltere Başbakanı Churchill, bu ifadeyi 'Baltık'tan Adriyatik'e...' şeklinde başlayan ünlü Fulton konuşmasında kullanmıştır.
3
Cevap, gerçek bir perdeyi değil, Doğu Avrupa ile Batı Avrupa arasındaki siyasi ve fiziksel kapalılığı simgeleyen 'metal' bir ismi içerir.

Daha Fazla Pratik

Demir Perde ülkeleri arasındaki ekonomik dayanışmayı sağlamak için kurulan Komekon (COMECON) teşkilatını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 334Soru

Soğuk Savaş döneminde Türkiye, Sovyet Rusya'nın yayılmacı politikasına karşı Batı Bloku içerisinde yer alarak bölgesel güvenlik kuşakları oluşturulmasına öncülük etmiştir. Bu doğrultuda Türkiye'nin; Batı'da Yunanistan ve Yugoslavya ile sınırlarını güvence altına almak için imzaladığı anlaşma ile Doğu'da Irak, İran, Pakistan ve İngiltere'nin katılımıyla kurulan ittifak aşağıdakilerden hangisinde sırasıyla doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Balkan Paktı - Bağdat Paktı

Cevap

Türkiye'nin Batı sınırları için Yunanistan ve Yugoslavya ile kurduğu oluşum Balkan Paktı (1953), Orta Doğu güvenliği için kurduğu ittifak ise Bağdat Paktı (1955) olarak adlandırılır.
Doğru seçenek olan ifadede belirtilen Balkan Paktı (1953) ve Bağdat Paktı (1955), Türkiye'nin Soğuk Savaş yıllarında Batı Bloku liderliğindeki çevreleme politikasına katkı sağlamak amacıyla kurduğu bölgesel savunma hatlarını tam olarak yansıtmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Dönem analizi yapılması
Soruda 'Soğuk Savaş' dönemi vurgulandığı için 1945 sonrası gelişmelere odaklanılmalıdır.
Atatürk dönemine ait Balkan Antantı (1934) ve Sadabat Paktı (1937) gibi benzer isimli oluşumları elemek için gereklidir.
2
Bölgesel ittifakların eşleştirilmesi
Batı'da (Balkanlar) Yunanistan ve Yugoslavya ile Balkan Paktı; Doğu'da (Orta Doğu) Irak, İran, Pakistan ve İngiltere ile Bağdat Paktı kurulmuştur.
Türkiye'nin çevreleme politikası kapsamında kurduğu bölgesel güvenlik kuşaklarını doğru tanımlamak için gereklidir.
3
Kavramsal ayrımların kontrol edilmesi
Bağdat Paktı'nın daha sonra CENTO'ya dönüşeceği ve NATO'nun küresel bir savunma örgütü olduğu bilgisiyle seçenekler elenir.
Örgütlerin gelişim süreçleri ve kapsamları arasındaki farkı netleştirmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Soğuk Savaş dönemi Türkiye'nin bölgesel güvenlik politikaları

İpuçları

1
Balkanlar ve Orta Doğu'daki pakt isimlerinin, Atatürk dönemindekilerle benzer ancak 'Pakt' kelimesiyle bittiğine dikkat edin.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'nin bu paktlara katılımının Kore Savaşı sonrasındaki NATO üyeliğiyle nasıl bir bütünlük arz ettiğini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 335Soru

1972 yılında Moskova Zirvesi sırasında Richard Nixon ve Leonid Brejnev tarafından imzalanan ve Yumuşama (Detant) sürecinin diplomatik anayasası olarak kabul edilen "ABD ile SSCB Arasındaki İlişkilerin Temel İlkeleri" belgesi, Soğuk Savaş'ın gidişatını kökten değiştirmiştir. Bu belge ile her iki süper gücün nükleer bir felaketi önlemek adına resmen kabul ettiği temel yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nükleer çağda iki devlet arasındaki ilişkilerin "barış içinde bir arada yaşama" dışında başka bir temele dayanamayacağının ve güç kullanmaktan kaçınılacağının kabul edilmesi

Cevap

Nükleer çağda iki devlet arasındaki ilişkilerin "barış içinde bir arada yaşama" dışında başka bir temele dayanamayacağının ve güç kullanmaktan kaçınılacağının kabul edilmesidir.
Doğru yanıt olan seçenek, 1972 Moskova Zirvesi'nde kabul edilen metnin özünü yansıtmaktadır. Bu metinle iki süper güç, nükleer dehşet dengesi (Mutually Assured Destruction - MAD) altında birbirlerini yok etmemek için rekabeti belirli kurallar (güç kullanmama ve bir arada yaşama) çerçevesinde yürüteceklerini resmen ilan etmişlerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Belgeyi tanımla
1972 Moskova Bildirisi (İlişkilerin Temel İlkeleri), ABD ve SSCB arasındaki ilişkileri düzenleyen ilk resmi kurallar dizisidir.
Sorunun hangi diplomatik metne odaklandığını netleştirmek gerekir.
2
İçeriği analiz et
Belge, nükleer bir savaşın kazananı olmayacağı gerçeğinden hareketle 'Barış içinde bir arada yaşama' (Peaceful Coexistence) ilkesini temel alır.
Yumuşama sürecinin felsefi ve hukuki temelini anlamak doğru cevaba ulaştırır.
3
Helsinki ile farkı ayırt et
Helsinki Senedi (1975) daha çok sınırlar ve insan haklarına odaklanırken, 1972 Bildirisi doğrudan süper güçlerin birbirleriyle olan askeri-politik temasını düzenler.
KPSS'de en sık yapılan hata olan iki ana Yumuşama belgesini karıştırma riskini elemeyi sağlar.

Anahtar Kavram

Barış İçinde Bir Arada Yaşama (Peaceful Coexistence)

İpuçları

1
Bu belgenin imzalandığı zirvede aynı zamanda nükleer silahları kısıtlayan SALT-I anlaşması da sonuçlandırılmıştır.

Daha Fazla Pratik

Bu belgenin ardından gelen ve Yumuşama sürecini Avrupa geneline yayan 1975 Helsinki Nihai Senedi'nin 'üç sepetini' inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 336Soru

II.II. Dünya Savaşı'nın yarattığı olağanüstü ekonomik koşullarda devletin ekonomiye doğrudan müdahalesini yasallaştıran; hükümete fiyatları belirleme, stokları denetleme ve gerektiğinde vatandaşlara çalışma yükümlülüğü (mükellefiyet) getirme gibi geniş yetkiler tanıyan temel düzenleme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Milli Korunma Kanunu

Cevap

Milli Korunma Kanunu, hükümete ekonomiyi denetleme ve müdahale etme yetkisi veren temel düzenlemedir.
Milli Korunma Kanunu, 18 Ocak 1940 tarihinde kabul edilmiş olup devletin ekonomiye en radikal müdahalesine olanak sağlamıştır. Bu kanunla Narh uygulaması (fiyat tespiti) geri gelmiş, Petrol Ofisi ve Et ve Balık Kurumu gibi kurumların temelleri atılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Savaş dönemi ekonomik ihtiyaçlarını belirle.
Savaş nedeniyle üretimin düşmesi ve ordunun silah altında olması, devletin kaynakları sıkı kontrol etmesini zorunlu kılmıştır.
Olağanüstü dönemler, olağanüstü yasal yetkiler gerektirir.
2
Seçeneklerdeki yasal düzenlemelerin kapsamını karşılaştır.
Milli Korunma Kanunu (1940) tüm ekonomi üzerinde yetki sağlarken, Varlık Vergisi ve Toprak Mahsulleri Vergisi daha dar kapsamlı mali önlemlerdir.
En genel ve temel dayanağı bulmak sorunun çözüm anahtarıdır.

Anahtar Kavram

II. Dünya Savaşı yıllarında Türkiye'nin uyguladığı 'Savaş Ekonomisi' ve devlet müdahalesi.

İpuçları

1
Savaşın hemen başında, 1940 yılında çıkarılan kapsamlı yetki kanununu düşünün.
2
Bu kanun, hükümete fabrikalara el koyma ve madenlerde zorunlu işçilik (mükellefiyet) başlatma yetkisi vermiştir.
3
Kanunun adı, devletin ve ekonominin 'korunması' amacını vurgular.

Daha Fazla Pratik

Bu kanun kapsamında çıkarılan 'Mükellefiyet' uygulamasının Zonguldak kömür havzasındaki etkilerini araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 337Soru

II.II. Dünya Savaşı’nın Türkiye üzerindeki ağır ekonomik baskısını hafifletmek ve savaş döneminde oluşan haksız kazançları vergilendirmek amacıyla 1111 Kasım 19421942 tarihinde "Varlık Vergisi Kanunu" kabul edilmiştir. Kanun metninde vergi oranları açıkça belirtilmemiş, bu yetki illerde kurulan "Takdir Komisyonları"na bırakılmıştır. Ancak bu komisyonlar, vergi listelerini hazırlarken mükellefleri dini ve etnik kökenlerine göre gizli kodlarla dört ayrı kategoriye ayırmışlardır. Bu listelerde Müslümanlar (MM), Gayrimüslimler (GG) ve yabancı uyruklu tacirler (DD) şeklinde sınıflandırılmıştır.

Bu gizli sınıflandırma sistemi içerisinde yer alan, özellikle "Dönme" (Sabatayist) kökenli vatandaşları kapsayan ve Müslümanlardan (MM) yaklaşık iki kat daha yüksek oranlarla vergilendirilen dördüncü kategori aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: EE (EryaniEryani)

Cevap

Varlık Vergisi uygulamasında Sabatayist (Dönme) kökenli vatandaşları temsil eden ve Müslümanlardan daha yüksek vergiye tabi tutulan dördüncü grup 'E' (Eryani) kategorisidir.
Varlık Vergisi Takdir Komisyonları, mükellefleri vergilendirirken dört ana gruba ayırmıştır: Müslümanlar (MM), Gayrimüslimler (GG), Sabatayistler (EE - Eryani) ve yabancı uyruklular (DD). 'E' grubu, Müslüman görünüp aslında Sabatayist olan vatandaşları kapsamakta olup, onlardan Müslümanlara göre yaklaşık iki kat daha fazla vergi alınmıştır. Bu detay, verginin sadece bir ekonomik tedbir değil, aynı zamanda bir sosyal mühendislik aracı olarak kullanıldığının en spesifik kanıtıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Varlık Vergisi'nin uygulama esaslarını incele.
19421942 yılında çıkarılan verginin, mükellefleri dini ve etnik kimliklerine göre gruplandırdığı bilgisine ulaşılır.
Verginin subjektif uygulanış biçimini anlamak için bu temel ayrım gereklidir.
2
Gizli kodların (MM, GG, DD) anlamlarını karşılaştır.
MM (Müslümanlar), GG (Gayrimüslimler) ve DD (Dış memleket tebaası) kodlarının standart grupları temsil ettiği görülür.
Seçeneklerdeki eksik kategoriyi belirlemek için mevcut kodların elenmesi gerekir.
3
"E" (EryaniEryani) kategorisinin özel statüsünü belirle.
Bu grubun Sabatayist vatandaşları kapsadığı ve Müslümanlar ile gayrimüslimler arasında bir ara vergi oranına tabi tutulduğu tespit edilir.
En spesifik ve ayırt edici vergilendirme kategorisi budur.

Anahtar Kavram

Varlık Vergisi'nin Sosyo-Politik Uygulamaları

İpuçları

1
Bu vergi uygulamasında sadece Müslüman ve Gayrimüslim ayrımı yoktur; 'Dönme' kökenli vatandaşlar için özel bir kod kullanılmıştır.
2
Bahsi geçen dördüncü grup, Müslüman tebaadan (M) daha fazla, ancak Rum veya Ermeni gibi gayrimüslimlerden (G) daha az vergi ödemekle yükümlü kılınmıştır.
3
Bu grubun kod adını oluşturan harf 'E'dir ve tarihte 'Eryani' kelimesiyle ilişkilendirilmiştir.

Daha Fazla Pratik

Varlık Vergisi'nin ardından 19431943'te tarım kesimi için çıkarılan ve benzer tartışmalara yol açan 'Toprak Mahsulleri Vergisi'nin kapsamını inceleyin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 338Soru

II.II. Dünya Savaşı’nın devam ettiği 1818 Haziran 19411941 tarihinde, Almanya’nın Sovyetler Birliği’ne saldırmasından (Barbarossa Harekatı) sadece dört gün önce Türkiye ile Almanya arasında imzalanan "Dostluk ve Saldırmazlık Paktı"nın Türkiye açısından sağladığı temel stratejik avantaj aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Balkanlar’ı işgal eden Alman ordularının Türkiye sınırına dayanmasıyla oluşan doğrudan işgal tehdidini diplomatik yolla hafifletmek

Cevap

Balkanlar'ı işgal eden Alman ordularının Türkiye sınırına dayanmasıyla oluşan doğrudan işgal tehdidini diplomatik yolla hafifletmek
Türkiye, 19411941 yılında Almanya'nın Balkanlar'ı tamamen ele geçirmesi üzerine Meriç Nehri sınırında büyük bir askeri tehditle karşı karşıya kalmıştır. Almanya ile imzalanan bu saldırmazlık paktı, Türkiye'nin işgal edilme riskini diplomatik yollarla ötelemesini ve savaşın sonuna kadar sürdüreceği tarafsızlık politikasının zeminini güçlendirmesini sağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
19411941 yılındaki jeopolitik durum analiz edilmelidir.
Almanya, Balkan Harekatı ile Yunanistan ve Bulgaristan'ı kontrol altına alarak Türkiye'nin sınır komşusu olmuştur.
Türkiye'nin Batı sınırında ciddi bir askeri tehdit oluşmuştur.
2
Türkiye'nin izlediği "Denge Politikası"nın amacı değerlendirilmelidir.
Türkiye, hiçbir bloğa tam olarak dahil olmadan savaşı topraklarına sokmamayı hedeflemiştir.
Savaş dışı kalabilmek için taraflarla ayrı ayrı diplomatik güvenceler aranmıştır.
3
Almanya ile imzalanan paktın zamanlaması ve içeriği incelenmelidir.
Almanya'nın SSCB saldırısı öncesinde arkasını güvenceye alma, Türkiye'nin ise Alman işgalini durdurma isteği birleşmiştir.
Pakt, Türkiye'ye diplomatik bir nefes alma alanı sağlamıştır.

Anahtar Kavram

Aktif Tarafsızlık ve Denge Politikası

İpuçları

1
Almanya'nın 19411941 yılında Balkanlar'daki konumunu ve Türkiye'ye olan coğrafi yakınlığını düşünün.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'nin bu pakttan sonra Almanya'ya yaptığı stratejik madde (Krom) ihracatının müttefiklerle olan ilişkilerini nasıl etkilediğini araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 339Soru

I.Du¨nyaSavas\cıI. Dünya Savaşı'nın ardından Türkistan coğrafyasına geçerek, bölgedeki Türklerin bağımsızlığı için Ruslara karşı başlatılan Basmacı Hareketi'ne katılan ve bu mücadelenin liderliğini üstlenen Osmanlı devlet adamı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Enver Paşa

Cevap

Türkistan'daki bağımsızlık mücadelesine liderlik eden ve bölgede şehit düşen isim Enver Paşa'dır.
Basmacı Hareketi, Türkistan'da Rus baskısına karşı ortaya çıkmıştır. Enver Paşa, 1921 yılında bölgeye geçerek dağınık haldeki direniş gruplarını birleştirmiş ve hareketin liderliğini üstlenmiştir. 1922 yılında bölgedeki bir çatışmada şehit düşmüştür.

Adım Adım Çözüm

1
Basmacı Hareketi'nin coğrafi ve siyasi çerçevesini belirleme.
Hareket, 1917 Bolşevik İhtilali sonrası Türkistan'da Ruslara karşı başlamıştır.
Soruda verilen tarihsel dönemi ve bölgeyi doğru analiz etmek için gereklidir.
2
Harekete liderlik eden Osmanlı devlet adamını hatırlama.
Enver Paşa, 1921'de bölgeye giderek direnişi organize etmiştir.
Osmanlı subaylarının I. Dünya Savaşı sonrası Türk dünyasındaki faaliyetlerini ayırt etmek için gereklidir.
3
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu kontrol etme.
Diğer isimlerin ya Anadolu'da ya da farklı diplomatik görevlerde olduğu belirlenir.
Çeldirici seçeneklerin elenmesiyle cevabın kesinleşmesi sağlanır.

Anahtar Kavram

Basmacı Hareketi ve Enver Paşa'nın rolü

İpuçları

1
Bu isim, İttihat ve Terakki'nin en güçlü üç isminden (Triumvirlik) biridir.
2
Türkistan coğrafyasında, özellikle Fergana Vadisi ve Buhara çevresinde Ruslara karşı mücadele etmiştir.
3
1922 yılında bugün Tacikistan sınırları içinde kalan Belçivan yakınlarında şehit düşmüştür.

Daha Fazla Pratik

Basmacı Hareketi'nin diğer önemli fikir adamı ve lideri olan Zeki Velidi Togan'ın çalışmalarına göz atabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 340Soru

1515 Haziran 19971997 tarihinde İstanbul'da düzenlenen "Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi" ile resmen kurulan ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki ekonomik, ticari ve teknik iş birliğini güçlendirmeyi amaçlayan D8D-8 (Developing Eight) teşkilatına aşağıdakilerden hangisi üye ülkelerden biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Azerbaycan

Cevap

Azerbaycan, 19971997 yılında kurulan D8D-8 teşkilatının üyelerinden biri değildir.
Azerbaycan seçeneği doğrudur çünkü 1515 Haziran 19971997'de kurulan D8D-8 teşkilatının sekiz üyesi arasında Azerbaycan bulunmamaktadır. Teşkilat; Türkiye, İran, Pakistan, Bangladeş, Malezya, Endonezya, Mısır ve Nijerya'dan oluşmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
D8D-8 teşkilatının kuruluş bağlamını hatırla.
Teşkilat 19971997 yılında İstanbul'da, nüfusu yoğun sekiz gelişmekte olan Müslüman ülke tarafından kurulmuştur.
Teşkilatın kapsamını belirlemek için kurucu ülkelerin profilini anlamak gerekir.
2
Üye listesini gözden geçir.
Üyeler: Türkiye, İran, Pakistan, Bangladeş, Malezya, Endonezya, Mısır ve Nijerya.
Seçeneklerdeki ülkelerin bu listede olup olmadığını kontrol etmek doğru sonuca götürür.
3
Seçeneklerle listeyi karşılaştır.
Azerbaycan bu listede yer almamaktadır.
Azerbaycan genellikle Türk dünyası ile ilgili örgütlerde yer aldığı için bu tür sorularda güçlü bir çeldirici olarak kullanılır.

Anahtar Kavram

D8D-8 (Developing Eight) Üye Devletleri

İpuçları

1
D8D-8 teşkilatı, nüfusu kalabalık ve gelişmekte olan Müslüman ülkeleri bir araya getirir.
2
Teşkilatta Afrika'dan iki, Orta Doğu'dan iki, Güney/Güneydoğu Asya'dan üç ülke ve Türkiye bulunmaktadır.
3
Üyeler arasında Türkiye, İran, Pakistan, Bangladeş, Malezya, Endonezya, Mısır ve Nijerya bulunur; Kafkasya'dan bir üye yoktur.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'nin de kurucusu olduğu Karadeniz Ekonomik İşbirliği (KEI˙KEİ) üyelerini tekrar ederek bölgesel örgüt farklarını pekiştirebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Ülkeleri coğrafi olarak gruplayarak ezberlemek (Örn: Afrika'da Nijerya ve Mısır; Uzak Doğu'da Malezya ve Endonezya) elemenize yardımcı olabilir.
Tahmini Süre:50s
ÖncekiSayfa 17 / 24Sonraki