Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi

478 soru

Soru 21Soru →

Yumuşama (Detant) Dönemi'nde nükleer savaş riskini minimize etmek ve süper güçler arasındaki stratejik dengeyi kurumsallaştırmak amacıyla 1972 yılında imzalanan SALT-I Antlaşması'nın en kritik unsurlarından biri olan ABM (Anti-Balistik Füze) Antlaşması ile taraflar, kendi topraklarını balistik füzelere karşı koruyacak savunma sistemlerini kurmaktan büyük ölçüde feragat etmişlerdir. Devletlerin en temel içgüdüsü olan 'kendini koruma' yeteneğine getirilen bu gönüllü kısıtlamanın temel stratejik amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karşılıklı garantili imha (MAD) kapasitesini koruyarak nükleer caydırıcılığın sürdürülebilirliğini sağlamak

Cevap

Karşılıklı garantili imha (MAD) kapasitesini koruyarak nükleer caydırıcılığın sürdürülebilirliğini sağlamak
Doğru cevap olan ifade, Soğuk Savaş nükleer doktrininin temel taşı olan MAD ilkesine dayanmaktadır. ABM Antlaşması ile savunma sistemlerinin sınırlandırılması, tarafların birbirine yönelik 'ilk vuruş' (first strike) yapma motivasyonunu kırmayı amaçlar. Çünkü savunma kalkanı olmayan bir devlet, saldırdığı anda karşı taraftan gelecek misilleme ile kendisinin de yok olacağını bilir. Bu 'dehşet dengesi', nükleer silahların kullanılmasını engelleyen en büyük caydırıcı unsurdur.

Adım Adım Çözüm

1
Yumuşama Dönemi'nin stratejik mantığını analiz etmek
Bu dönemde iki kutup, doğrudan çatışmanın her iki tarafın da yok oluşuyla sonuçlanacağını kavramıştır.
Küba Füze Krizi sonrası nükleer savaşın eşiğinden dönülmesi, tarafları risk yönetimine itmiştir.
2
ABM (Anti-Balistik Füze) sistemlerinin işlevini değerlendirmek
Savunma sistemleri, füzeleri havada yok ederek ülkeyi saldırıdan korur.
Eğer bir taraf mükemmel bir savunma kalkanına sahip olursa, 'karşı tarafın misillemesinden korkmadan' ilk saldırıyı yapma cesareti bulabilir.
3
Savunmanın sınırlandırılması ile caydırıcılık arasındaki bağı kurmak
Savunma kalkanlarının yasaklanması, her iki tarafın da 'çıplak' (savunmasız) kalmasını sağlar.
Her iki taraf da savunmasız olduğunda, 'Karşılıklı Garantili İmha' (MAD) ilkesi gereği kimse saldırı başlatmaya cesaret edemez, bu da barışçıl dengeyi (caydırıcılığı) sağlar.

Anahtar Kavram

Karşılıklı Garantili İmha (Mutual Assured Destruction - MAD)

İpuçları

1
Savunma kalkanına (ABM) sahip bir devletin, karşı tarafın nükleer füzelerinden korkup korkmayacağını düşünün.
2
Eğer iki taraf da tamamen savunmasızsa, kimse savaşı başlatmaya cesaret edemez. Bu durumun nükleer caydırıcılık literatüründeki adına odaklanın.
3
ABM Antlaşması'nın mantığı şudur: Kendini koruyamazsan saldıramazsın. Bu 'Dehşet Dengesi' (MAD) olarak bilinir.

Daha Fazla Pratik

SALT-II Antlaşması'nın neden ABD Senatosu tarafından onaylanmadığını ve Yumuşama Dönemi'ni bitiren gelişmeleri inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 22Soru →

I.Du¨nyaSavas\cıI. Dünya Savaşı sonrasında Uzak Doğu ve Pasifik bölgesinde bozulan güç dengelerini yeniden kurmak, denizlerdeki silahlanma yarışına son vermek ve bölgedeki gerginliği azaltmak amacıyla toplanan Washington Deniz Konferansı (19211921-19221922) ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Japonya'nın Uzak Doğu'daki yayılmacılığını sınırlayarak Pasifik'te statükoyu korumuş ve Çin'in toprak bütünlüğünü uluslararası güvence altına almıştır.

Cevap

Washington Konferansı, Japonya'nın yayılmacılığını sınırlayarak Pasifik'te denge kuran ve Çin'in bütünlüğünü savunan kararlar almıştır.
Washington Konferansı, I.Du¨nyaSavas\cıI. Dünya Savaşı sonrasında Pasifik'te güç kazanan Japonya'nın yayılmacılığını durdurmayı ve büyük güçler arasında maliyetli bir donanma yarışını engellemeyi amaçlamıştır. Dokuz Güç Antlaşması ile Çin'in toprak bütünlüğü ve bağımsızlığı tanınmış, Beş Güç Antlaşması ile de deniz gücü sınırlandırılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Konferansın kapsamını ve katılımcılarını analiz etme
Konferansın I.Du¨nyaSavas\cıI. Dünya Savaşı galibi olan denizci güçlerin (ABD, İngiltere, Japonya, Fransa, İtalya) Pasifik ve Uzak Doğu rekabetine odaklandığı görülür.
Uzak Doğu'da yükselen Japon gücü, ABD ve İngiltere için bir tehdit haline geldiği için bu denge arayışı zorunlu olmuştur.
2
İmzalanan temel antlaşmaları değerlendirme
Donanma tonaj oranlarının (5:5:35:5:3) belirlendiği ve Çin'in 'Açık Kapı' politikasıyla toprak bütünlüğünün vurgulandığı saptanır.
Dokuz Güç Antlaşması, Çin'in sömürgeleştirilmesini engellemek yerine tüm güçlerin eşit ticaret yapmasını (Açık Kapı) ve bütünlüğünü savunmuştur.

Anahtar Kavram

İki Savaş Arası Dönem Silahsızlanma Çabaları ve Pasifik Dengesi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 23Soru →

I. Dünya Savaşı devam ederken 1917 yılında İngiltere Dışişleri Bakanı tarafından yayımlanan ve Filistin topraklarında bir Yahudi vatanının kurulmasına yönelik İngiliz hükümetinin desteğini resmen ilan eden belge aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Balfour Deklarasyonu

Cevap

Balfour Deklarasyonu
Balfour Deklarasyonu, 2 Kasım 1917 tarihinde İngiltere Dışişleri Bakanı Arthur Balfour'un Lord Rothschild'e gönderdiği bir mektuptur ve İngiliz hükümetinin Filistin'de bir Yahudi vatanı kurulmasını desteklediğini resmen ilan eder.

Adım Adım Çözüm

1
Tarih ve aktör analizi yapma
1917 yılı ve İngiltere Dışişleri Bakanı (Arthur Balfour) bilgileri tespit edildi.
Soruda verilen spesifik bilgiler bizi ilgili diplomatik belgeye yönlendirir.
2
Belgenin amacını değerlendirme
Filistin'de Yahudi vatanı (Jewish national home) vaadi olduğu görüldü.
Bu amaç, o dönemdeki siyonist hareketin İngiliz desteğini almasıyla örtüşür.
3
Benzer belgeleri eleme
Sykes-Picot, MacMahon ve San Remo gibi Ortadoğu ile ilgili diğer belgelerin içerik bakımından farklı olduğu anlaşıldı.
Doğru terminolojiye ulaşmak için benzer dönem belgeleri arasındaki farkları bilmek gerekir.

Anahtar Kavram

Balfour Deklarasyonu ve Ortadoğu Planları
Soru 24Soru →

II. Du¨nya Savas¸ıII. \text{ Dünya Savaşı}’nın getirdiği olağanüstü sosyo-ekonomik koşullarda devletin piyasaya doğrudan müdahale etmesine olanak tanıyan 19401940 tarihli Milli Korunma Kanunu, birçok yeni kurumun ve uygulamanın temelini oluşturmuştur. Bu kanunla hükümete verilen yetkiler çerçevesinde, savaş döneminde stratejik bir ihtiyaç haline gelen akaryakıtın ithalatı ve dağıtımını koordine etmek amacıyla 19411941 yılında kurulan kurum aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Petrol Ofisi

Cevap

Petrol Ofisi, Milli Korunma Kanunu kapsamında akaryakıt yönetimini sağlamak amacıyla kurulan kurumdur.
Petrol Ofisi, II. Du¨nya Savas¸ıII. \text{ Dünya Savaşı} sırasında akaryakıt ve petrol ürünlerinin temininde yaşanan zorlukları aşmak ve piyasayı denetlemek amacıyla 19401940 tarihli Milli Korunma Kanunu'nun verdiği yetkiyle 19411941 yılında faaliyete geçirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki tarihsel bağlamı belirle.
II. Du¨nya Savas¸ıII. \text{ Dünya Savaşı} yılları (1939−19451939-1945) ve bu dönemde çıkarılan Milli Korunma Kanunu (19401940).
Soruda istenen kurumun hangi yasal çerçeve ve zaman diliminde kurulduğunu anlamak için gereklidir.
2
Seçeneklerdeki kurumların kuruluş tarihlerini karşılaştır.
Sümerbank (19331933), Etibank (19351935), MTA (19351935), Denizbank (19371937) ve Petrol Ofisi (19411941).
Milli Korunma Kanunu sonrası kurulan kurumu ayırt etmek için kronolojik analiz gereklidir.
3
Kuruluş amacını eşleştir.
Akaryakıt dağıtımı ve ithalatı görevi Petrol Ofisi'ne aittir.
Milli Korunma Kanunu'nun devlete verdiği ekonomik müdahale yetkisiyle kurulan Petrol Ofisi doğru cevaptır.

Anahtar Kavram

Milli Korunma Kanunu ve Savaş Ekonomisi Kurumları
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 25Soru →

II. Dünya Savaşı'nın yarattığı olağanüstü ekonomik şartlar, Türkiye'de hükümetin ekonomiye doğrudan müdahalesini zorunlu kılmış; bu süreçte 1942'de 'Varlık Vergisi', 1944'te ise 'Toprak Mahsulleri Vergisi' gibi sert uygulamalar hayata geçirilmiştir. Bu vergilerin uygulanma amaçları arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II. Beş Yıllık Sanayi Planı'nın gerektirdiği finansmanı sağlayarak yeni kamu yatırımlarını başlatmak

Cevap

II. Beş Yıllık Sanayi Planı'nın finansmanını sağlayarak yeni kamu yatırımlarını başlatmak, bu dönemdeki vergilerin amaçlarından biri değildir çünkü bu plan savaş nedeniyle uygulanamamıştır.
II. Beş Yıllık Sanayi Planı, 1938 yılında hazırlanmış ancak 1939 yılında savaşın başlamasıyla birlikte uygulanamadan rafa kaldırılmıştır. Dolayısıyla 1942 ve 1944 yıllarında uygulanan vergilerin, çoktan iptal edilmiş olan bu planın finansmanını sağlaması veya yeni sanayi yatırımları başlatması söz konusu değildir. Bu dönemdeki vergiler tamamen savaşın yarattığı bütçe açığı, enflasyon ve karaborsacılık gibi krizleri yönetmeye yöneliktir.

Adım Adım Çözüm

1
Dönemin ekonomik şartlarını analiz etme
1939-1945 yılları arasında Türkiye'nin sanayileşme hedeflerinden ziyade 'savaş ekonomisi' ve 'hayatta kalma' moduna geçtiği görülür.
Savaşın başlaması, barış dönemi yatırımlarını durdurup kaynakları savunmaya aktarmayı zorunlu kılmıştır.
2
II. Beş Yıllık Sanayi Planı'nın akıbetini sorgulama
1938'de hazırlanan bu planın 1939'da savaşın çıkmasıyla uygulanmasının imkansız hale geldiği ve rafa kaldırıldığı bilgisine ulaşılır.
Ağır sanayi hamleleri, savaş ortamında dışarıdan makine ve ham madde alımının durması nedeniyle gerçekleştirilememiştir.
3
Varlık ve Toprak Mahsulleri vergilerinin işlevini değerlendirme
Bu vergilerin kısa vadeli, olağanüstü ve kriz yönetimine odaklı (enflasyon, bütçe açığı, karaborsa) olduğu sonucuna varılır.
Bu vergiler kalıcı bir kalkınma modeli değil, savaşın yarattığı tahribatı hafifletme aracıdır.

Anahtar Kavram

II. Dünya Savaşı Dönemi Türkiye Ekonomisi

Daha Fazla Pratik

Milli Korunma Kanunu'nun devlete verdiği yetkiler ile 1945 yılında çıkarılan Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu arasındaki farkları inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 26Soru →

Yumuşama Dönemi'nde Türkiye ile Yunanistan arasında Ege Denizi'ndeki kıta sahanlığı sorunu nedeniyle 1974-1976 yıllarında ciddi bir gerginlik yaşanmıştır. Türkiye'nin "Sismik-1" (Hora) adlı araştırma gemisiyle Ege'de sismik aramalar başlatması üzerine tırmanan bu krizi donduran ve tarafların tartışmalı alanlarda tek taraflı arama faaliyetlerinden kaçınmasını öngören 1976 tarihli belge aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bern Deklarasyonu

Cevap

Türkiye ve Yunanistan arasındaki kıta sahanlığı krizini donduran belge Bern Deklarasyonu'dur.
Bern Deklarasyonu, 11 Kasım 1976'da Türkiye ve Yunanistan arasında imzalanmış olup, Ege kıta sahanlığı konusundaki uyuşmazlığın çözümü için bir usul belirlemiştir. Bu belge ile her iki devlet de sorun görüşülürken tek taraflı eylemlerden (örneğin petrol arama) kaçınmayı taahhüt ederek krizi 'dondurmuştur'.

Adım Adım Çözüm

1
Krizin içeriğini analiz etme
Ege Denizi'nde kıta sahanlığı ve Sismik-1 (Hora) gemisi üzerinden yaşanan bir uyuşmazlık.
Soruda bahsedilen 1974-1976 dönemi Türkiye-Yunanistan ilişkilerindeki temel gerilim noktası kıta sahanlığıdır.
2
Döneme ait uluslararası belgeleri tarama
Bern Deklarasyonu'nun 1976 yılında bu amaçla imzalandığı bilgisini doğrulama.
Bern Deklarasyonu, sorunun çözümünü müzakerelere bırakan ve statükoyu koruyan kritik bir belgedir.

Anahtar Kavram

Bern Deklarasyonu (1976)

Daha Fazla Pratik

Yumuşama Dönemi'nde Ege'de yaşanan FIR Hattı (Uçuş Bilgi Bölgesi) ve Karasularının 12 mile çıkarılması gibi diğer sorunları inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 27Soru →

Yumuşama (Detant) Dönemi'nde Avrupa'daki gerginliği azaltmak ve bloklar arasındaki diplomatik tıkanıklığı aşmak amacıyla Federal Almanya (Batı Almanya) Başbakanı Willy Brandt tarafından başlatılan, Doğu Bloku ülkeleriyle ilişkileri normalleştirmeyi ve karşılıklı tanımayı hedefleyen politika aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ostpolitik

Cevap

Batı Almanya Başbakanı Willy Brandt'ın Doğu Bloku ile ilişkileri normalleştirme politikası olan Ostpolitik
Willy Brandt tarafından uygulanan Doğu Politikası (Ostpolitik), Batı Almanya'nın Doğu Bloku ülkeleriyle diplomatik temas kurmasını, mevcut sınırları tanımasını ve gerginliği azaltmasını sağlamıştır. Bu politika, Brandt'a 1971 yılında Nobel Barış Ödülü'nü kazandırmış ve Helsinki Nihai Senedi'ne giden sürece önemli bir zemin hazırlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Aktörün ve dönemin belirlenmesi
Federal Almanya Başbakanı Willy Brandt ve Yumuşama (Detant) Dönemi
Soruda belirtilen tarihsel bağlamı ve siyasi aktörü doğru teşhis etmek için gereklidir.
2
Politikanın amacının analiz edilmesi
Doğu Bloku (SSCB, Polonya, DAC) ile ilişkilerin normalleşmesi ve gerginliğin azaltılması
Bu amaç, Soğuk Savaş'ın tırmanma dönemindeki politikalarla (çevreleme vb.) ayrımı sağlar.
3
Kavramsal eşleştirme yapılması
Willy Brandt = Ostpolitik (Doğu Politikası)
Tarih literatüründe bu diplomatik strateji doğrudan bu isimle anılmaktadır.

Anahtar Kavram

Ostpolitik (Doğu Politikası)

Daha Fazla Pratik

Willy Brandt'ın Varşova ziyareti sırasında getto anıtı önünde diz çökmesi (Kniefall von Warschau), bu politikanın en sembolik anı olarak kabul edilir.
Tahmini Süre:50s
Soru 28Soru →

Sovyetler Birliği'nin dağılması ve Soğuk Savaş'ın sona ermesinin ardından NATO, eski Doğu Bloku ülkeleriyle iş birliğini geliştirmek amacıyla 19941994 yılında bir program başlatmıştır. İttifaka üye olmayan devletlerle askeri iş birliğini, barışı koruma operasyonlarını ve savunma yapılarının demokratik kontrolünü güçlendirmeyi hedefleyen bu girişim aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Barış İçin Ortaklık (Partnership for Peace)

Cevap

Barış İçin Ortaklık (Partnership for Peace)
Barış İçin Ortaklık (Partnership for Peace), 19941994 yılında NATO zirvesinde kabul edilen ve ittifakın eski sosyalist devletlerle (Rusya dahil) ve tarafsız ülkelerle güven artırıcı askeri iş birliği kurmasını sağlayan temel programdır. Bu girişim, küreselleşen dünyada NATO'nun sadece bir savunma paktı değil, aynı zamanda bölgesel güvenliği sağlayan bir istikrar unsuru haline gelmesini sağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Tarihsel bağlamı belirlemek
Sorunun 19911991 sonrası (Soğuk Savaş sonrası) NATO'nun dönüşümü ve genişlemesiyle ilgili olduğu tespit edilir.
NATO'nun eski Doğu Bloku ülkeleriyle kurduğu yeni ilişkileri anlamak için bu dönemdeki stratejik değişiklikleri bilmek gerekir.
2
Programın özelliklerini analiz etmek
Askeri iş birliği, demokratik kontrol ve barış operasyonları gibi anahtar kelimelerden yola çıkarak 19941994 tarihli girişimin adı sorgulanır.
NATO, bu program sayesinde Orta ve Doğu Avrupa ülkelerini ittifaka tam üye yapmadan önce bir hazırlık ve entegrasyon süreci başlatmıştır.
3
Doğru seçeneği doğrulamak
Belirtilen özelliklerin 'Barış İçin Ortaklık' (Partnership for Peace - PfP) programına tam olarak uyduğu teyit edilir.
Bu program, Türkiye'nin de aktif destek verdiği ve NATO'nun küresel bir aktör olarak esnekliğini artıran en önemli girişimlerinden biridir.

Anahtar Kavram

NATO'nun Soğuk Savaş sonrası genişleme ve iş birliği stratejileri
Tahmini Süre:50s
Soru 29Soru →

İkinci Dünya Savaşı (1939−19451939-1945) yıllarında Türkiye, sıcak bir çatışmaya fiilen dahil olmasa da savaşın yarattığı siyasi baskılar ve ekonomik güçlüklerle mücadele etmek zorunda kalmıştır. Bu süreçte hem iç politikada olağanüstü önlemler alınmış hem de savaş sonrası kurulacak yeni dünya düzeninde yer alabilmek adına diplomatik temaslar yürütülmüştür.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Türkiye'nin II. Dünya Savaşı döneminde gerçekleştirdiği faaliyetlerden biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nun kabul edilerek meclis otoritesine karşı çıkan isyanların önlenmesi

Cevap

Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nun kabul edilerek meclis otoritesine karşı çıkan isyanların önlenmesi
Hıyanet-i Vataniye Kanunu, 2929 Nisan 19201920 tarihinde TBMM tarafından, yeni açılan meclisin meşruiyetini korumak ve Anadolu'daki isyanları bastırmak amacıyla çıkarılmıştır. Bu gelişme Milli Mücadele (Kurtuluş Savaşı) dönemine aittir. Diğer seçeneklerdeki gelişmeler (Milli Korunma Kanunu, Varlık Vergisi, diplomatik konferanslar ve çok partili hayatın ilk adımı) ise doğrudan 1939−19451939-1945 yılları arasındaki II. Dünya Savaşı sürecinde yaşanmış siyasi ve ekonomik faaliyetlerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökünde belirtilen zaman aralığını (1939−19451939-1945) ve Türkiye'nin bu dönemdeki temel gündemini analiz et.
İkinci Dünya Savaşı yılları; ekonomik daralma, denge politikası ve savaş sonu hazırlıkları (demokratikleşme) dönemidir.
Dönem analizi, kronolojik olarak yanlış olan seçeneği ayırt etmeyi sağlar.
2
Seçeneklerdeki olayların tarihlerini ve hangi döneme (Milli Mücadele, Atatürk Dönemi, II. Dünya Savaşı) ait olduklarını belirle.
Milli Korunma Kanunu (19401940), Varlık Vergisi (19421942), Adana/Kahire Konferansları (19431943) ve Milli Kalkınma Partisi (19451945) savaş dönemi gelişmeleri iken; Hıyanet-i Vataniye Kanunu (19201920) Milli Mücadele dönemine aittir.
Hıyanet-i Vataniye Kanunu, TBMM'ye karşı çıkan isyanları bastırmak için Milli Mücadele'nin başlangıcında çıkarılan bir güvenlik yasasıdır.

Anahtar Kavram

II. Dünya Savaşı Yıllarında Türkiye'nin İç ve Dış Politikası
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 30Soru →

II.II. Dünya Savaşı (1939−19451939-1945) süresince Türkiye; diplomatik alanda Adana ve Kahire Konferansları ile denge siyasetini yürütmüş, ekonomik alanda ise Milli Korunma Kanunu ve Varlık Vergisi gibi olağanüstü araçlara başvurmuştur. Savaşın sona ermesiyle beraber uluslararası konjonktürde yaşanan değişimler, Türkiye'nin iç siyasi yapısında çok partili hayata geçiş gibi köklü dönüşümleri beraberinde getirmiştir.

Buna göre, II.II. Dünya Savaşı dönemi ve sonrasındaki gelişmelerle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Birleşmiş Milletler (BM) Teşkilatı'nın kurucu üyeleri arasında yer alma isteği, Türkiye'de demokratikleşme adımlarının atılmasını ve çok partili hayata geçiş sürecini hızlandırmıştır.

Cevap

Birleşmiş Milletler Teşkilatı'na asil üye olarak katılma arzusu ve savaş sonrası oluşan demokratik blokta yer alma ihtiyacı, Türkiye'de çok partili hayata geçişi hızlandırmıştır.
II.II. Dünya Savaşı'nın ardından kurulan Birleşmiş Milletler'e üye olmak ve San Francisco Konferansı'nda yer alabilmek için Türkiye, demokratik bir yönetim yapısına sahip olması gerektiğini görmüş; bu durum 'Dörtlü Takrir' ve sonrasında Demokrat Parti'nin kurulmasıyla çok partili hayata geçişi hızlandırmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Dönemin diplomatik gelişmelerini değerlendirmek.
Adana ve Kahire Konferansları'nda Türkiye'nin şartlı bir denge politikası izlediği görülür.
Müttefiklerin baskısına rağmen Türkiye'nin hazırlıksız savaşa girmek istememesi.
2
İç ekonomik tedbirlerin niteliğini belirlemek.
Milli Korunma Kanunu ve Varlık Vergisi'nin müdahaleci ve sermaye odaklı olduğu anlaşılır.
Savaşın yarattığı olağanüstü ekonomik baskıyı yönetme zorunluluğu.
3
Savaş sonrası siyasi dönüşümü analiz etmek.
BM ve Batı Bloğu'na entegrasyon için çok partili hayata geçişin bir gereklilik olduğu sonucuna varılır.
Uluslararası siyasi konjonktürün iç politikayı demokratikleşmeye zorlaması.

Anahtar Kavram

II.II. Dünya Savaşı Türkiye'si: Aktif Tarafsızlık ve İç Siyasi Dönüşüm
Soru 31Soru →

19. yüzyılın son çeyreğinde Japonya'da İmparator Mutsuhito liderliğinde; şogunluk sisteminin kaldırılması, klan düzenine son verilmesi, Batılı tarzda bir anayasanın kabul edilmesi ve ordunun modernize edilmesi gibi köklü değişimlerin yaşandığı, Japonya'yı 20.20. yüzyılın başlarında dünya siyasetinde güçlü bir aktör haline getiren bu süreç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Meiji Restorasyonu

Cevap

Meiji Restorasyonu
Meiji Restorasyonu, Japonya'da 18681868 yılında İmparator Mutsuhito'nun yönetime gelmesiyle başlayan; samuraylık kurumunun sonlandırılması, zorunlu askerlik, modern sanayinin kurulması ve Batılı eğitim sistemine geçiş gibi devrim niteliğindeki yenilikleri kapsayan döneme verilen isimdir. Bu süreç Japonya'yı kısa sürede bir dünya gücü yapmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen ipuçlarını analiz etme
İmparator Mutsuhito, Japonya, klan sisteminin kaldırılması ve modernleşme anahtar kelimeleridir.
Sorunun hangi ülke ve döneme ait olduğunu belirlemek için bu kavramlar belirleyicidir.
2
Kavramları eşleştirme
Meiji Restorasyonu, 18681868 yılında başlayıp Japonya'yı feodal bir yapıdan modern bir dünya gücüne dönüştüren sürecin adıdır.
Doğru tarihsel terimin tespiti sağlanır.

Anahtar Kavram

Meiji Restorasyonu (Japonya'nın Modernleşmesi)

İpuçları

1
Bu olay Asya'nın doğusundaki bir adalar ülkesinde gerçekleşmiştir.
2
Bu dönemin sloganı 'Zengin ülke, güçlü ordu'dur.
3
İmparator Mutsuhito'nun 'Aydınlanmış Yönetim' anlamına gelen taht adıyla anılır.

Daha Fazla Pratik

Japonya'nın bu modernleşme sonrası Rusya ile yaptığı 1904−19051904-1905 savaşının sonuçlarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 32Soru →

19931993 yılında toplanan Avrupa Konseyi Zirvesi'nde kabul edilen Kopenhag (Copenhagen) Kriterleri, aday ülkelerin Avrupa Birliği'ne tam üye olabilmesi için karşılaması gereken temel standartları belirlemiştir. Bu kriterler; siyasi, ekonomik ve topluluk müktesebatına uyum olmak üzere üç ana başlık altında toplanmıştır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Kopenhag Kriterleri'nin 'siyasi kriterler' başlığı altında yer alan gerekliliklerden biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İşleyen bir piyasa ekonomisinin varlığı

Cevap

İşleyen bir piyasa ekonomisinin varlığı
Kopenhag Kriterleri siyasi, ekonomik ve topluluk müktesebatına uyum olmak üzere üç ana grupta toplanır. Siyasi kriterler; demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan hakları ve azınlıkların korunmasını güvence altına alan kurumların istikrarını kapsar. Seçeneklerde yer alan 'işleyen bir piyasa ekonomisinin varlığı' ise bu sınıflandırmada 'ekonomik kriterler' başlığı altında incelenmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Kopenhag Kriterleri'nin üç ana kategorisini (Siyasi, Ekonomik, Müktesebat) belirle.
Siyasi kriterler; demokrasi, hukuk, insan hakları ve azınlıkları kapsar. Ekonomik kriterler ise piyasa ekonomisi ve rekabet gücünü kapsar.
Soru, bu kategoriler arasındaki ayrımı doğru yapmayı gerektirmektedir.
2
Seçenekleri bu kategorilere göre analiz et.
A, B, D ve E seçenekleri 'hak ve hukuk' temelli oldukları için siyasi kriterdir. Piyasa ekonomisi ile ilgili olan seçenek ise ekonomiktir.
Kategorik eleme yöntemi ile doğru cevaba ulaşılır.

Anahtar Kavram

Kopenhag Kriterleri'nin Sınıflandırılması

İpuçları

1
Kopenhag Kriterleri'nin sadece siyasi değil, aynı zamanda ekonomik şartlar da içerdiğini unutma.
2
Seçeneklerden hangisinin 'serbest piyasa' ve 'ekonomik sistem' ile ilgili olduğuna dikkat et.
3
Piyasa ekonomisi ve AB içindeki rekabet baskısına karşı koyma kapasitesi, kriterlerin ekonomik sütununda yer alır.

Daha Fazla Pratik

Maastricht Kriterleri (ekonomik yakınsama) ile Kopenhag Kriterleri (üyelik şartları) arasındaki farkları inceleyerek konuyu pekiştirebilirsin.

Alternatif Yöntem

Kriterleri 'temel haklar ve özgürlükler' (siyasi) ile 'para ve piyasa düzeni' (ekonomik) olarak iki gruba ayırarak seçenekleri eleyebilirsin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 33Soru →

Yumuşama Dönemi'nde Kıbrıs meselesinin derinleşmesine neden olan, adayı Yunanistan'a bağlamayı (Enosis) amaçlayan ve Türk halkına yönelik silahlı saldırılar gerçekleştiren Rum terör örgütü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: EOKA

Cevap

Doğru cevap, Kıbrıs'ın Yunanistan'a bağlanmasını (Enosis) hedefleyen ve Rumlar tarafından kurulan EOKA örgütüdür.
EOKA (Ethniki Organosis Kyprion Agoniston), 1950'li yıllardan itibaren Kıbrıs adasındaki İngiliz yönetimine son verip adayı Yunanistan'a bağlamak (Enosis) amacıyla kurulan Rum terör örgütüdür. Özellikle Yumuşama Dönemi'nde (1963-1974 arası) Türklere yönelik gerçekleştirdiği silahlı saldırılar, Türkiye'nin adaya müdahale kararı almasına ve Kıbrıs meselesinin Türkiye'nin dış politikasındaki en önemli gündem maddesi haline gelmesine yol açmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Kıbrıs meselesindeki temel tarafları ve hedeflerini analiz ediniz.
Rumların temel hedefinin 'Enosis' (adaya Yunanistan'a bağlama) olduğu belirlenir.
Sorunun kökenindeki ideolojik hedefi anlamak, ilgili örgütü bulmayı kolaylaştırır.
2
Bu hedef doğrultusunda şiddet eylemleri yürüten örgütü tanımlayınız.
EOKA'nın bu amaçla kurulan silahlı bir Rum örgütü olduğu tespit edilir.
Yumuşama Dönemi'ndeki Kıbrıs krizlerinin ana sorumlusu olan yapının belirlenmesi gerekir.
3
Seçeneklerdeki diğer örgütlerin faaliyet dönemlerini ve amaçlarını karşılaştırınız.
Diğer örgütlerin ya Türk savunma gücü olduğu ya da farklı dönemlerde faaliyet gösterdiği görülür.
Çeldiricileri eleyerek kesin sonuca ulaşmak için kronolojik ve amaca yönelik ayrım yapılır.

Anahtar Kavram

Kıbrıs Meselesi ve EOKA
Tahmini Süre:45s
Soru 34Soru →

1917 yılında gerçekleşen Bolşevik İhtilali’nin ardından Sovyet Rusya’da uygulanan "Savaş Komünizmi" politikası, ekonomide büyük bir çöküşe ve toplumsal huzursuzluklara neden olmuştur. Bu durum üzerine Lenin, devlet kontrolünü ana sanayi kollarında tutmakla birlikte; köylülere ürün fazlasını pazarda satma imkânı veren ve küçük işletmelere özel mülkiyet hakkı tanıyan bir reform paketi hazırlamıştır.

1921 yılında hayata geçirilen bu ekonomik uygulama aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yeni Ekonomik Politika (NEP)

Cevap

Yeni Ekonomik Politika (NEP)
Yeni Ekonomik Politika (NEP), 1921 yılında Lenin tarafından ilan edilmiştir. Savaş Komünizmi'nin yarattığı yıkıcı etkileri (açlık, köylü isyanları, üretim durması) hafifletmek için tarımda ürün fazlasının satışına izin verilmesi ve küçük sanayi işletmelerinin kamulaştırılmasından vazgeçilmesi gibi kapitalist yöntemleri içermiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki zaman (1921) ve bağlam (Savaş Komünizmi sonrası kriz) bilgilerini analiz etmek.
İhtilal sonrası Rusya'nın ekonomik toparlanma süreci olduğu tespit edilir.
Sorunun cevabı Lenin dönemine ait özgün bir ekonomik model olmalıdır.
2
Özel mülkiyet ve pazar ekonomisine sınırlı izin veren uygulamayı seçeneklerden bulmak.
Yeni Ekonomik Politika (NEP) kavramına ulaşılır.
NEP, 'bir adım geri, iki adım ileri' taktiğiyle sosyalist devlet yapısında geçici bir serbestlik dönemini temsil eder.

Anahtar Kavram

Yeni Ekonomik Politika (NEP) ve Sovyetler Birliği'nin Kuruluş Dönemi Ekonomisi
Tahmini Süre:50s
Soru 35Soru →

19051905 yılında Rusya'da patlak veren ihtilal hareketleri, Çarlık rejiminin baskısını bir süreliğine hafifletmiş ve ülkede yaşayan Türk topluluklarına siyasi örgütlenme şansı tanımıştır. Bu süreçte İsmail Gaspıralı, Yusuf Akçura ve Ali Merdan Topçubaşı gibi Türk dünyasının önemli aydınlarının öncülüğünde, Rusya Müslümanlarının haklarını ortak bir platformda savunmak amacıyla Nijni Novgorod'da gerçekleştirilen ilk büyük siyasi toplantı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I. Rusya Müslümanları Kongresi

Cevap

1905 yılında Rusya Müslümanlarının haklarını savunmak üzere düzenlenen ilk büyük siyasi toplantı I. Rusya Müslümanları Kongresi'dir.
I. Rusya Müslümanları Kongresi, 1515 Ağustos 19051905 tarihinde Nijni Novgorod'da (bir gemide gizlice) düzenlenmiş ve Rusya'daki Müslüman Türklerin siyasi ve sosyal haklarını koordine etmek üzere atılan ilk ve en önemli adımdır. İsmail Gaspıralı bu kongrede başkanlık görevini yürütmüş, Yusuf Akçura ise aktif rol almıştır.

Adım Adım Çözüm

1
19051905 Rus İhtilali sonrasında oluşan demokratik ortamın Türkistan ve Rusya Türkleri üzerindeki etkisini değerlendir.
Çarlık baskısının azalmasıyla Türk aydınlarının siyasi haklar için örgütlenme imkanı bulduğu görülür.
Olayın zaman dilimi ve coğrafi kapsamını belirlemek için gereklidir.
2
Kongrenin liderlerini ve yapıldığı yeri (Nijni Novgorod) analiz et.
İsmail Gaspıralı ve Yusuf Akçura gibi isimlerin bu süreci başlattığı ve ilk toplantının Nijni Novgorod'da yapıldığı tespit edilir.
Benzer diğer kongrelerden (Bakü, Ufa vb.) ayrım yapabilmek için gereklidir.
3
Seçenekler arasında ilk olma özelliğine sahip kongreyi belirle.
I. Rusya Müslümanları Kongresi'nin ilk adım olduğu sonucuna varılır.
Soruda istenen 'ilk büyük siyasi toplantı' kriterini karşılamak içindir.

Anahtar Kavram

Rusya'daki Türk topluluklarının siyasi örgütlenme süreci ve I. Rusya Müslümanları Kongresi.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 36Soru →

Türkiye, 1919 Ekim 19391939 tarihinde İngiltere ve Fransa ile imzaladığı Karşılıklı Yardım Antlaşması'na; bu antlaşma gereği üstlendiği yükümlülüklerin kendisini belirli bir devletle silahlı bir çatışmaya girmek mecburiyetinde bırakmayacağına dair özel bir hüküm (2 Numaralı Protokol) ekletmiştir. Türkiye'nin bu çekinceyle doğrudan karşı karşıya gelmekten kaçındığı devlet aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sovyetler Birliği

Cevap

Türkiye'nin İngiltere ve Fransa ile yaptığı ittifak antlaşmasında çatışmaya girmemek için çekince koyduğu devlet Sovyetler Birliği'dir.
Türkiye, 1919 Ekim 19391939'da Batılı devletlerle ittifak kurarken, o sırada Almanya ile saldırmazlık paktı (Molotov-Ribbentrop) imzalamış olan Sovyetler Birliği'ni karşısına almamak istemiştir. Bu amaçla antlaşmaya eklenen maddeyle, ittifakın Türkiye'yi Sovyetler Birliği ile bir savaşa sürüklemeyeceği garanti altına alınmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
19391939 Üçlü İttifak Antlaşması'nın (Ankara Antlaşması) şartlarını analiz etme
Antlaşmanın İngiltere, Fransa ve Türkiye arasında bir karşılıklı yardım paktı olduğu saptanır.
Antlaşmanın hangi devletleri müttefik, hangilerini potansiyel rakip gördüğünü anlamak gerekir.
2
Antlaşmaya eklenen '2 Numaralı Protokol'ün içeriğini değerlendirme
Bu protokolün, Türkiye'nin bir kuzey gücüyle savaşma zorunluluğunu ortadan kaldırdığı görülür.
Türkiye'nin o dönemde izlediği denge politikasının en önemli yansıması bu maddedir.
3
Dönemin jeopolitik şartlarıyla devleti eşleştirme
Türkiye'nin o tarihte henüz saldırmazlık paktı içinde olduğu ve kışkırtmaktan kaçındığı gücün Sovyetler Birliği (SSCB) olduğu sonucuna varılır.
Milli Mücadele'den beri gelen dostluk ilişkileri ve SSCB'nin o dönemdeki askeri gücü bu kararda etkili olmuştur.

Anahtar Kavram

Sovyet Çekincesi (2 Numaralı Protokol)

İpuçları

1
Türkiye'nin kuzey komşusuyla olan geleneksel denge siyasetini düşünün.
2
Bu çekince, Türkiye'nin Kurtuluş Savaşı'ndan itibaren iyi ilişkiler kurmaya çalıştığı ancak II. Dünya Savaşı başında Almanya ile anlaşmış olan bir devlete yöneliktir.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'nin 19411941 yılında Almanya ile imzaladığı Saldırmazlık Paktı'nın nedenlerini ve bu ittifak antlaşmasıyla olan çelişkisini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 37Soru →

1970'li yılların başında ABD ve Çin Halk Cumhuriyeti arasında başlayan "Ping-Pong Diplomasisi", Soğuk Savaş konjonktüründe bloklar arası dengeleri sarsan beklenmedik bir gelişme olmuştur. ABD Başkanı Richard Nixon'ın "Yumuşama" (Detente) politikası çerçevesinde gerçekleştirdiği bu diplomatik hamlenin stratejik arka planında yatan temel düşünce aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sovyetler Birliği'ni uluslararası alanda yalnızlaştırmak için komünist blok içindeki görüş ayrılıklarından yararlanmak

Cevap

ABD'nin Çin ile yakınlaşmasının temel amacı, komünist blok içindeki Çin-Sovyet ayrılığından faydalanarak Sovyetler Birliği'ni dengelemek ve diplomatik manevra alanı kazanmaktır.
Doğru seçenek, ABD'nin Çin ile yakınlaşarak komünist blok içindeki çatlakları derinleştirme ve bu yolla asıl rakibi olan Sovyetler Birliği'ni uluslararası sistemde dengeleme stratejisini doğru şekilde açıklar. Bu durum diplomasi tarihinde 'Üçlü Diplomasi' olarak adlandırılır.

Adım Adım Çözüm

1
Ping-Pong Diplomasisi ve Nixon'ın Çin ziyaretinin tarihsel bağlamını belirleme
Bu olaylar 1970'lerin başında, Yumuşama Dönemi'nin zirve yaptığı yıllarda gerçekleşmiştir.
Olayın hangi dönemde gerçekleştiğini bilmek, o dönemdeki ana aktörlerin hedeflerini anlamayı sağlar.
2
Dönemin küresel güç dengelerini analiz etme
Sovyetler Birliği ve Çin arasında ciddi bir sınır çatışması ve ideolojik ayrılık (Çin-Sovyet Ayrılığı) bulunmaktadır.
Diplomatik hamleler genellikle rakipler arasındaki zayıflıklardan yararlanmak üzerine kurulur.
3
ABD'nin stratejik çıkarını saptama
ABD'nin "Üçlü Diplomasi" (Triangular Diplomacy) yaklaşımıyla Çin'i yanına çekerek SSCB üzerinde baskı kurma hedefi tespit edilir.
Yumuşama politikası sadece barışçıl bir süreç değil, aynı zamanda güç dengelerini diplomatik yollarla yeniden kurma çabasıdır.

Anahtar Kavram

Üçlü Diplomasi (Triangular Diplomacy) ve Çin-Sovyet Ayrılığı
Soru 38Soru →

Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesinde yer alan stratejik bir yerleşim merkezinde, 19921992 yılında Ermenistan güçleri tarafından sivil halka karşı gerçekleştirilen ve uluslararası kuruluşlarca da kınanan katliam aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hocalı Katliamı

Cevap

Hocalı Katliamı
Hocalı Katliamı, 2626 Şubat 19921992 tarihinde Sovyetler Birliği'nin dağılma sürecinde Dağlık Karabağ bölgesinde Ermenistan güçleri tarafından sivil Azerbaycan Türklerine karşı gerçekleştirilmiştir. Bu olay, küreselleşen dünyada yaşanan en ağır insan hakları ihlallerinden biri olarak kabul edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Sorudaki coğrafi konum ve tarih bilgisi belirlenir.
Bölge: Dağlık Karabağ, Tarih: 19921992.
Olayın geçtiği yer ve zamanı tespit etmek, benzer olaylar arasından doğru ayrımı yapmayı sağlar.
2
Sovyetler Birliği'nin dağılması sonrası Kafkasya'daki çatışmalar değerlendirilir.
Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki Dağlık Karabağ Savaşı öne çıkar.
Küreselleşen Dünya ünitesindeki bölgesel sorunların bağlamını kurmak gerekir.
3
Verilen seçenekler arasında spesifik olarak Dağlık Karabağ'daki sivil katliamı seçilir.
Hocalı Katliamı olduğu tespit edilir.
Diğer seçeneklerdeki olaylar farklı tarihlerde ve coğrafyalarda (Balkanlar, Ortadoğu, Kıbrıs) gerçekleşmiştir.

Anahtar Kavram

Dağlık Karabağ Sorunu ve Hocalı Katliamı
Tahmini Süre:45s
Soru 39Soru →

Soğuk Savaş döneminde Amerika Birleşik Devletleri tarafından Sovyet yayılmacılığını durdurmak amacıyla uygulanan 'çevreleme politikası' (containment), dünyanın farklı coğrafyalarında kurulan paktlar zinciriyle hayata geçirilmiştir. Bu stratejik kuşak içerisinde yer alan NATO (Kuzey Atlantik), CENTO (Orta Doğu) ve SEATO (Güneydoğu Asya) gibi teşkilatların üyeleri dikkate alındığında; coğrafi konumu ve üyelik yapısı itibarıyla hem Batı savunma sisteminin (NATO) hem de Orta Doğu güvenlik hattının (CENTO) üyesi olarak bu iki bölge arasında 'köprü' vazifesi üstlenen devlet aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türkiye

Cevap

Hem Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) hem de Merkezi Antlaşma Teşkilatı (CENTO) üyesi olarak stratejik köprü vazifesi gören ülke Türkiye'dir.
Türkiye, Soğuk Savaş'ın başlangıcında Sovyet tehdidine karşı Batı Bloku'na entegre olma stratejisi izlemiştir. 1952'de NATO'ya (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) kabul edilerek Avrupa'nın savunma sistemine dahil olan Türkiye, 1955'te Orta Doğu'da Sovyet etkisini kırmak amacıyla kurulan Bağdat Paktı'nın (1959'dan sonra CENTO) kuruculuğunu üstlenmiştir. Bu çifte üyelik, Türkiye'yi 'çevreleme politikası'nın iki kritik bölgesi olan Avrupa ve Orta Doğu arasında jeostratejik bir köprü haline getirmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Çevreleme politikasının (Containment) coğrafi kapsamını analiz et.
ABD'nin SSCB ve Çin'i kuşatmak için NATO (Avrupa), CENTO (Orta Doğu) ve SEATO (Asya) üzerinden bir 'güvenlik kuşağı' oluşturduğu görülür.
Sorunun kökenindeki 'paktlar zinciri' kavramını anlamak için bu bölgesel ayrım gereklidir.
2
Seçeneklerdeki ülkelerin pakt üyeliklerini karşılaştır.
Türkiye: NATO (1952) ve CENTO (1955-kurucu). Pakistan: SEATO ve CENTO. Yunanistan: Sadece NATO. İran: Sadece CENTO.
Ülkelerin stratejik konumlarını ve paktlar arası geçişkenliklerini belirlemek için doğru kronoloji ve üyelik bilgisi şarttır.
3
NATO ve CENTO arasındaki köprü devleti tespit et.
Hem Avrupa-Atlantik hattının hem de Orta Doğu hattının parçası olan tek bölgesel güç Türkiye'dir.
Türkiye'nin jeopolitik konumu, bu iki farklı savunma bölgesini birbirine bağlayan temel unsurdur.

Anahtar Kavram

Soğuk Savaş Dönemi Bölgesel Savunma Paktları ve Türkiye'nin Jeopolitik Rolü

İpuçları

1
Bu ülke, Batı Bloku'na askerî olarak entegre olmak için 1950'de Kore'ye asker göndermiştir.
2
Aranan ülke, Orta Doğu'da önce Bağdat Paktı olarak kurulan, Irak çekilince merkezi Ankara'ya taşınan CENTO'nun kurucusudur.
3
Hem Kuzey Atlantik (NATO) hem de Orta Doğu (CENTO) bölgesel savunma hatlarının kesişim noktasında bulunan tek bölgesel güçtür.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'nin NATO üyeliği sürecini ve 1952 yılında neden kabul edildiğini (Kore Savaşı etkisi) detaylıca incelemek konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 40Soru →

II.II. Dünya Savaşı öncesinde Mihver Devletler bloğunun oluşum sürecinde; 19361936 yılında Almanya ve Japonya arasında imzalanan, temel amacı Sovyetler Birliği liderliğindeki komünist ideolojinin uluslararası alanda yayılmasını engellemek olan diplomatik belge aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-Komintern Paktı

Cevap

Anti-Komintern Paktı
Anti-Komintern Paktı, 19361936 yılında Almanya ve Japonya arasında Sovyetler Birliği'nin kontrolündeki Komünist Enternasyonal'e (Komintern) karşı ortak bir cephe oluşturmak amacıyla imzalanmıştır. 19371937 yılında İtalya'nın da katılmasıyla bu yapı Berlin-Roma-Tokyo mihverinin ideolojik temelini atmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki tarihi ve tarafları belirleme
19361936 yılı ve Almanya-Japonya ilişkisi
Süreçteki paktların kronolojik ve taraflar bazında ayrıştırılması gerekir.
2
İmzalanma amacını analiz etme
Komünizmin yayılmasına (Komintern) karşı iş birliği
Bu paktın temel motivasyonu askeri olmaktan ziyade ideolojik bir savunma birliğidir.
3
Diğer Mihver paktlarıyla karşılaştırma
Çelik Pakt (19391939) ve Üçlü Pakt'tan (19401940) ayrılması
Mihver bloğu tek bir antlaşma ile değil, kademeli paktlarla oluşmuştur; ilk adım Anti-Komintern Paktı'dır.

Anahtar Kavram

Mihver Bloğunun Oluşumu ve İdeolojik İş Birlikleri

İpuçları

1
İmzalanan bu belgenin adı, doğrudan engellenmek istenen uluslararası komünist organizasyondan (Komintern) gelmektedir.
2
19361936 yılında önce sadece iki devlet arasında imzalanmış, bir yıl sonra İtalya da bu gruba dahil olmuştur.

Daha Fazla Pratik

Mihver devletlerin oluşum sürecindeki kronolojiyi (Anti-Komintern -> Çelik Pakt -> Üçlü Pakt) bir tablo halinde inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 2 / 24Sonraki