Milli Mücadele Hazırlık Dönemi

563 soru

Soru 181Soru

Erzurum Kongresi'nde temelleri atılan Millî Mücadele ilkeleri, Sivas Kongresi ile hem siyasi hem de idari açıdan tam bir kurumsallaşmaya ulaşmıştır. Kongrede; "Manda ve himaye kabul olunamaz." kararı kesin olarak yinelenmiş, tüm yerel cemiyetler "Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti" adı altında birleştirilmiş ve Temsil Heyeti tarafından Batı Anadolu Genel Kuvayımilliye Komutanlığına Ali Fuat Paşa atanmıştır.

Sivas Kongresi'nde gerçekleştirilen bu değişim ve uygulamalar dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisinin hedeflendiği söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İstanbul Hükümeti'nin hukukî varlığına son vererek yeni bir anayasal düzen tesis etmek

Cevap

İstanbul Hükümeti'nin hukukî varlığına son vererek yeni bir anayasal düzen tesis etmek ifadesi Sivas Kongresi'nin hedefleri arasında yer almaz.
Sivas Kongresi, Millî Mücadele'yi merkezî bir yapıya kavuşturmuş ve Temsil Heyeti'nin tüm vatanı temsil etmesini sağlayarak ona yürütme gücü kazandırmıştır. Ancak kongrenin amacı işgal altındaki vatanı kurtarmaktır; İstanbul Hükümeti'nin hukuki varlığına son verilerek yeni bir anayasal düzenin (Cumhuriyet veya yeni bir devlet yapısı gibi) kurulması bu dönemin birincil ve resmî hedefi değildir. Bu köklü değişimler ilerleyen süreçte TBMM'nin açılmasıyla somutlaşacaktır.

Adım Adım Çözüm

1
Kongre kararlarını analiz etme
Cemiyetlerin birleşmesi merkezileşmeyi, atama yapılması yürütme gücünü, manda reddi ise bağımsızlığı temsil eder.
Her bir uygulama Millî Mücadele'nin idari ve siyasi yapısını güçlendirmeye yöneliktir.
2
Siyasi hedefleri değerlendirme
Temsil Heyeti bir hükûmet gibi çalışsa da mevcut hukuki sistemi tamamen değiştirip yeni bir anayasa yapma yetkisini henüz kullanmamıştır.
Anayasal düzen ve devlet yapısındaki köklü değişimler 1920'de TBMM'nin açılması ve 1921 Anayasası ile gerçekleşmiştir.

Anahtar Kavram

Temsil Heyeti'nin Hükûmet Gibi Hareket Etmesi ve Millî Mücadele'nin Merkezîleşmesi
Soru 182Soru

İngiltere'nin, Karadeniz Bölgesi'ndeki karışıklıkları gerekçe göstererek Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7.7. maddesini uygulama tehdidi üzerine; İstanbul Hükümeti tarafından asayişi sağlamak ve Türk direniş gruplarını silahsızlandırmak amacıyla IX. Ordu Müfettişi olarak görevlendirilen Mustafa Kemal Paşa'nın, Samsun'a ulaştıktan sonra hazırladığı raporda 'Türk ulusunun yabancı kontrolüne tahammülü yoktur ve Rumlar iddialarından vazgeçmelidir.' şeklinde görüş bildirmesi aşağıdakilerden hangisini doğrudan kanıtlar niteliktedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İstanbul Hükümeti'nin kendisine verdiği resmi talimatların ve görev sınırlarının dışına çıkıldığını

Cevap

Mustafa Kemal Paşa'nın Samsun Raporu'nda bağımsızlık vurgusu yapması, İstanbul Hükümeti'nin kendisine verdiği resmi görev ve yetki sınırlarının dışına çıktığını gösterir.
Mustafa Kemal Paşa, İstanbul Hükümeti tarafından Mondros'un 7.7. maddesinin uygulanmasını önlemek amacıyla bölgedeki Türk direnişini bastırmak için gönderilmiştir. Ancak hazırladığı raporda tam tersine Türklerin haklılığını ve bağımsızlık isteğini vurgulayarak, kendisine verilen 'direnişi durdurma' talimatının dışına çıkmış ve Milli Mücadele'nin ilk resmi tepkisini ortaya koymuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Mustafa Kemal'e verilen resmi görevin içeriğini analiz etme
Hükümet, IX. Ordu Müfettişi olarak ondan asayişi sağlamasını ve Türk halkının elindeki silahları toplamasını istemiştir.
Müfettişlik görevi, İtilaf Devletleri'nin Mondros'un 7.7. maddesini kullanmasını engellemek için pasifist bir nitelik taşıyordu.
2
Samsun Raporu'ndaki ifadeleri değerlendirme
Raporda Rumların haksız olduğu ve Türklerin yabancı mandasına karşı olduğu belirtilmiştir.
Mustafa Kemal, hükümetin emirlerinin aksine milli bilinci uyandıracak bir duruş sergilemiştir.

Anahtar Kavram

Samsun Raporu'nun Milli Mücadele'deki İlk Siyasi Belge Niteliği

Daha Fazla Pratik

Mustafa Kemal'in Samsun Raporu'ndan sonra Havza'ya geçerek yayınladığı Havza Genelgesi'nin halk üzerindeki etkisini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 183Soru

Milli Mücadele'nin hazırlık döneminde Batı Anadolu'da Yunan işgaline karşı direnişi örgütlemek amacıyla Hacim Muhittin Bey önderliğinde toplanan Balıkesir ve Alaşehir Kongreleri, bölgesel kurtuluşu hedefleyen önemli adımlardır.

Bu kongreleri, aynı dönemde toplanan Erzurum ve Sivas Kongrelerinden ayıran en belirgin fark aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mustafa Kemal Paşa'nın bu kongrelere katılım göstermemiş olması

Cevap

Balıkesir ve Alaşehir kongrelerini diğer ana kongrelerden ayıran en temel fark, bu kongrelerin Mustafa Kemal Paşa'nın katılımı veya liderliği dışında, yerel güçler (Hacim Muhittin Bey gibi) tarafından toplanmış olmasıdır.
Milli Mücadele lideri Mustafa Kemal Paşa; Erzurum, Sivas, Afyon ve Pozantı kongrelerine katılarak başkanlık etmiş veya yönlendirmiştir. Ancak Balıkesir ve Alaşehir kongreleri, Mustafa Kemal'in doğrudan katılımı olmadan, Hacim Muhittin Bey gibi yerel şahsiyetlerin liderliğinde, sadece Batı Anadolu'daki Yunan işgaline karşı yerel bir savunma hattı (Batı Cephesi) kurmak amacıyla toplanmıştır. Bu durum, onları Amasya, Erzurum ve Sivas süreciyle başlayan 'ulusal merkezli' hareketten ayıran en somut yapısal farktır.

Adım Adım Çözüm

1
Kongrelerin toplanış amaçlarını analiz et.
Balıkesir ve Alaşehir kongreleri Batı Cephesi'ni örgütlemeye yönelik bölgesel hareketlerdir.
Soruda istenen 'fark' kriterini belirlemek için yerel ve ulusal ayrımı yapılmalıdır.
2
Mustafa Kemal'in katıldığı kongreleri hatırla.
Mustafa Kemal; Erzurum, Sivas, Afyon ve Pozantı kongrelerine katılmıştır.
Balıkesir ve Alaşehir kongrelerinde Mustafa Kemal'in bulunmadığı bilgisi, kronolojik ve biyografik bir farktır.
3
Kongrelerin siyasi içeriklerini karşılaştır.
Erzurum ve Sivas ulusal bağımsızlık ve yeni bir devlet yapılanmasına vurgu yaparken, Balıkesir/Alaşehir saltanata bağlı kalarak bölgesel savunmaya odaklanmıştır.
Seçeneklerdeki diğer unsurlar (manda, azınlıklar, Temsil Heyeti) ulusal kongrelerin karakteristik özellikleridir.

Anahtar Kavram

Bölgesel ve Ulusal Kongrelerin Karşılaştırılması

İpuçları

1
Bu kongrelerin düzenleyicisi olan Hacim Muhittin Bey'in adını ve bu kongrelerin sadece Batı Anadolu'ya odaklandığını düşünün.
2
Mustafa Kemal Paşa'nın Milli Mücadele boyunca bizzat katıldığı 4 kongre vardır; Balıkesir ve Alaşehir bunlardan biri değildir.
3
Balıkesir ve Alaşehir kongrelerinde padişaha bağlılık bildirilmiş olması, Mustafa Kemal'in katıldığı kongrelerdeki 'ulusal egemenlik' ruhuyla çelişen önemli bir ayrıntıdır.

Daha Fazla Pratik

Balıkesir ve Alaşehir Kongrelerinin sonucunda kurulan ve düzenli ordunun temeli sayılan 'Batı Cephesi' oluşumunu inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 184Soru

Milli Mücadele Hazırlık Dönemi’nde Hacim Muhittin Bey’in başkanlığında toplanan Balıkesir ve Alaşehir kongrelerini; Erzurum ve Sivas kongrelerinde alınan kararlar ile karşılaştırdığımızda, bu kongrelerin en belirgin farklılığı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mücadelenin sadece bölgesel kurtuluşla sınırlandırılması ve saltanat makamına bağlılığın açıkça vurgulanması

Cevap

Balıkesir ve Alaşehir kongrelerinin en temel farkı, mücadelenin bölgesel sınırlarla tutulması ve saltanat makamına bağlılığın ifade edilmesidir.
Doğru cevap olan ifade, Balıkesir ve Alaşehir kongrelerinin tarihsel gerçeğini yansıtır. Hacim Muhittin Bey önderliğindeki bu kongreler, Batı Anadolu'da seferberlik ilan ederek direnişi kurumsallaştırmış olsa da Erzurum ve Sivas kongrelerinden farklı olarak 'saltanat ve hilafet makamına bağlılık' bildirilmiş ve hareketin kapsamı bölgesel düzeyde kalmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Kongrelerin toplanış amaçlarını analiz etme
Balıkesir ve Alaşehir kongreleri Batı Anadolu'daki Yunan işgaline karşı yerel direnişi (Kuvayı-milliye) örgütlemek için toplanmıştır.
Bu kongrelerin Erzurum ve Sivas gibi tüm yurdu kapsayan ulusal bir hedefi başlangıçta yoktur.
2
Siyasi duruş ve otorite ile ilişkileri değerlendirme
Bu kongreler, Erzurum ve Sivas'ta gelişen 'milli egemenlik' fikrinden ziyade 'padişaha bağlı kalarak bölgeyi kurtarma' düşüncesine sahiptir.
Milli Mücadele'nin yerel evresinde İstanbul Hükümeti ile doğrudan karşı karşıya gelmekten kaçınılmıştır.

Anahtar Kavram

Milli Mücadele Dönemi'ndeki Bölgesel Kongrelerin Karakteri

Daha Fazla Pratik

Nazilli Kongresi'nde 'Galip Hoca' takma adıyla faaliyet yürüten devlet adamının kim olduğunu ve bu kongrenin önemini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:55s
Soru 185Soru

Mustafa Kemal Paşa, 9. Ordu Müfettişi sıfatıyla Samsun’a ulaştıktan sonra 22 Mayıs 1919 tarihinde İstanbul Hükümeti’ne gönderdiği Samsun Raporu’nda; bölgedeki karışıklıklardan Rum çetelerinin sorumlu olduğunu, Türklerin yabancı mandasına tahammülü olmadığını ve İzmir’in işgalinin haksızlığını açıkça ifade etmiştir.

Bu raporun içeriği ve hazırlandığı dönem dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Milli Mücadele sürecinin ilk siyasi belgesi niteliğindedir ve Mustafa Kemal'in resmi görev sınırlarını aşmaya başladığını gösterir.

Cevap

Samsun Raporu, Milli Mücadele'nin ilk belgesi olup Mustafa Kemal'in resmi görevinin dışına çıkarak halkın ve bağımsızlığın sesi olduğunu göstermektedir.
Milli Mücadele'nin ilk belgesi olması ve müfettişlik görevinin sınırlarını aşması ifadesi doğrudur; çünkü Mustafa Kemal bu raporda İstanbul Hükümeti'nin pasif politikasına rağmen Türk milletinin haklarını savunmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Mustafa Kemal'in resmi görevinin analiz edilmesi
9. Ordu Müfettişi olarak görevi bölgedeki karışıklığı bitirmek ve Türklerin elindeki silahları toplamaktır.
Raporun resmi görevle ne kadar örtüştüğünü anlamak için gereklidir.
2
Samsun Raporu'nun içeriğinin değerlendirilmesi
Raporda Rumlar suçlanmış, İzmir'in işgali protesto edilmiş ve bağımsızlık vurgusu yapılmıştır.
Belgenin niteliğini ve İstanbul Hükümeti'nin politikalarına zıtlığını tespit etmek için gereklidir.
3
Siyasi sonuç çıkarma
Bu rapor, Milli Mücadele'nin ilk yazılı belgesi olup Mustafa Kemal'in ihtilalci bir tutum sergilemeye başladığını kanıtlar.
Soruda istenen 'söylenebilir' yargısına ulaşmak için nihai analizdir.

Anahtar Kavram

Samsun Raporu'nun Milli Mücadele'deki Yeri ve Önemi

İpuçları

1
Mustafa Kemal'in Anadolu'daki ilk resmi yazışmasını düşünün.
2
İstanbul Hükümeti Mustafa Kemal'i bölgeye barış sağlaması için göndermişti; rapordaki 'işgaller haksızdır' ifadesi bu görevle uyumlu mu?
3
Bu rapor, Amasya Genelgesi'nden önce yayınlanmış ilk belgedir ve müfettişlik yetkilerinin dışına çıkıldığının ilk sinyalidir.

Daha Fazla Pratik

Havza Genelgesi'nin Samsun Raporu'ndan farkını ve halka duyurulma biçimini inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 186Soru

Sivas Kongresi sonrasında Damat Ferit Paşa hükümetinin istifasıyla kurulan Ali Rıza Paşa hükümetinin, Bahriye Nazırı Salih Paşa’yı Amasya’ya göndererek Temsil Heyeti ile görüşmesini istemesi Millî Mücadele sürecinde kritik bir aşamadır. Bu görüşmelerin içeriği ve sonuçları dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi Amasya Görüşmeleri’nin Millî Mücadele hareketi açısından sağladığı en önemli siyasi kazanımı ve üzerinde tam uzlaşı sağlanamayan temel uyuşmazlık konusunu bir arada ifade etmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İstanbul Hükümeti'nin Temsil Heyeti’ni resmen ve hukuken tanıması — Mebusan Meclisi'nin toplanacağı yer

Cevap

İstanbul Hükümeti'nin Temsil Heyeti'ni hukuken tanıması ve Mebusan Meclisi'nin toplanacağı yer konusundaki uyuşmazlık
Amasya Görüşmeleri'nin en önemli sonucu, İstanbul Hükümeti'nin Anadolu'daki Millî Mücadele temsilcilerini (Temsil Heyeti) resmen ve hukuken tanımış olmasıdır. Bu süreçte seçimlerin yapılması ve Mebusan Meclisi'nin açılması konusunda anlaşılmış ancak Meclis'in toplanacağı yer konusunda, başkentin güvenliği ve anayasal zorunluluklar nedeniyle uzlaşılamamış, Meclis'in İstanbul'da açılması kararı baskın çıkmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Görüşmenin taraflarını ve amacını belirleme
İstanbul Hükümeti (Salih Paşa) ve Temsil Heyeti (Mustafa Kemal) arasında bir uzlaşma zemini arandığı görülür.
Sivas Kongresi sonrası değişen hükümetin Anadolu hareketi ile iş birliği yapma zorunluluğunu anlamak için gereklidir.
2
En temel siyasi sonucu analiz etme
Görüşmenin gerçekleşmiş olması, İstanbul Hükümeti'nin o güne kadar 'asi' olarak gördüğü Temsil Heyeti'ni resmen muhatap alması ve hukuken tanıması anlamına gelir.
Hukuki tanınma kavramı, Millî Mücadele'nin meşruiyeti açısından en kritik kazanımdır.
3
Üzerinde tam uzlaşı sağlanamayan konuyu tespit etme
Mebusan Meclisi'nin açılması kabul edilmiş ancak güvenli bir yer (Anadolu) mi yoksa başkent (İstanbul) mı olacağı konusunda görüş birliği sağlanamamıştır.
Mustafa Kemal'in meclisin İstanbul'da baskı altında kalacağı öngörüsü ile hukuki zorunluluklar arasındaki çatışmayı anlamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Amasya Görüşmeleri'nin hukuki sonuçları ve Meclis-i Mebusan'ın toplanma yeri tartışması.

Daha Fazla Pratik

Amasya Görüşmeleri'nden sonra Temsil Heyeti'nin neden Ankara'ya gitmeyi tercih ettiğini ve bu kararın stratejik önemini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 187Soru

Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkışından sonra askeri ve mülki amirlere gönderdiği Havza Genelgesi’nde; İzmir’in işgalinin mitinglerle protesto edilmesi ve büyük devletlerin temsilcilerine telgraflar çekilmesi istenirken, gösteriler sırasında azınlıklara yönelik saldırgan tutumlardan kaçınılması özellikle belirtilmiştir.

Havza Genelgesi'nde yer alan bu uyarının temel stratejik amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İtilaf Devletleri’nin Mondros Ateşkesi’nin 7. maddesini bahane ederek yeni işgaller yapmasını engellemek

Cevap

İtilaf Devletleri’nin Mondros Ateşkesi’nin 7. maddesini bahane ederek yeni işgaller yapmasını engellemek
Havza Genelgesi'nde yer alan azınlıklara yönelik kötü muameleden kaçınma talimatı, Mondros Ateşkes Antlaşması'nın en ağır maddesi olan 7. maddenin (İtilaf Devletleri'nin güvenliklerini tehdit eden bir durumda stratejik noktaları işgal edebilmesi) bahane edilerek yeni işgallerin önünü açmasını engellemek için planlanmış stratejik bir hamledir.

Adım Adım Çözüm

1
Havza Genelgesi'ndeki azınlık uyarısını analiz etme
Genelgede mitingler sırasında Hristiyan halka (azınlıklara) saldırgan davranılmaması istenmiştir.
Milli bilinci uyandırırken işgalcilere yasal bir koz verilmemesi amaçlanmıştır.
2
Mondros Ateşkesi'nin 7. maddesi ile bağ kurma
Mondros'un 7. maddesi, İtilaf Devletleri'ne 'güvenlikleri tehlikeye düşerse herhangi bir stratejik noktayı işgal etme' hakkı tanıyordu.
Azınlıklara yönelik olası bir taşkınlık, bu maddenin işletilmesi için 'asayişsizlik' bahanesi olarak kullanılabilirdi.
3
Sonuca ulaşma
Bu uyarının temel amacı, işgallerin yayılmasını önlemek ve direncin haklılığını korumaktır.
Havza Genelgesi, milli bilincin ilk toplu tepkisi olmasının yanı sıra stratejik bir diplomatik önlem niteliği taşır.

Anahtar Kavram

Havza Genelgesi ve Mondros 7. Madde İlişkisi

İpuçları

1
Genelgedeki azınlık uyarısı ile Mondros Ateşkesi'nin işgalleri kolaylaştıran maddeleri arasındaki bağlantıyı düşünün.
2
Mondros'un 7. maddesi, herhangi bir karışıklık durumunda İtilaf Devletleri'ne işgal hakkı tanıyordu.

Daha Fazla Pratik

Havza Genelgesi'nin ardından yayımlanan Amasya Genelgesi ile arasındaki içerik farklarını (gerekçe, amaç, yöntem) karşılaştırarak Milli Mücadele'nin kurumsallaşma adımlarını inceleyin.
Tahmini Süre:50s
Soru 188Soru

Milli Mücadele hazırlık döneminde işgallere karşı yerel direnişi örgütlemek amacıyla Anadolu'nun pek çok yerinde bölgesel nitelikli kongreler toplanmıştır. Bu kongrelerden bazıları, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılmasından sonra bile devam etmiş ve Mustafa Kemal Paşa'nın katılımıyla yerel güçlerin merkezi otoriteye bağlanmasında kritik rol oynamıştır. Buna göre; 5 Ağustos 1920 tarihinde gerçekleşen, Mustafa Kemal Paşa ve Fevzi (Çakmak) Paşa'nın da bizzat katıldığı, Güney Cephesi'ndeki direnişi organize eden son yerel kongre aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pozantı Kongresi

Cevap

Mustafa Kemal Paşa'nın katıldığı ve Güney Cephesi direnişini organize eden son kongre Pozantı Kongresi'dir.
Pozantı Kongresi, 5 Ağustos 1920'de Mustafa Kemal Paşa'nın katılımıyla gerçekleşmiş olup Milli Mücadele'nin Güney Cephesi'ndeki yerel direnişini TBMM çatısı altında birleştiren son büyük organizasyondur.

Adım Adım Çözüm

1
Kongrelerin toplanış amaçlarını ve liderlerini belirle.
Balıkesir, Alaşehir ve Nazilli kongreleri Batı Anadolu'daki Yunan işgaline karşı yerel sivil-asker işbirliğiyle (Hacim Muhittin, Celal Bayar) toplanmıştır.
Milli Mücadele'deki yerel direniş odaklarını ayırt etmek için gereklidir.
2
Mustafa Kemal Paşa'nın katıldığı yerel nitelikli kongreleri süzgeçten geçir.
Mustafa Kemal; Erzurum ve Sivas'ın yanı sıra TBMM açıldıktan sonra Afyon (2 Ağustos 1920) ve Pozantı (5 Ağustos 1920) kongrelerine katılmıştır.
Soruda istenen 'katılım' kriterini karşılamak için gereklidir.
3
Güney Cephesi odağını ve kronolojik sırayı analiz et.
Pozantı Kongresi, Adana ve çevresindeki Fransız işgaline karşı direnişi yöneten ve kronolojik olarak bu sürecin son halkası olan kongredir.
Sorunun 'son kongre' ve 'Güney Cephesi' vurgusuna yanıt vermek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Milli Mücadele Dönemi Yerel Kongreler ve Mustafa Kemal'in Katılımı

Daha Fazla Pratik

Balıkesir ve Alaşehir kongrelerinin aksine Sivas Kongresi'nin tüm yurdu temsil etme özelliğini karşılaştırarak yerel-ulusal ayrımını pekiştirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 189Soru

Sivas Kongresi'nde; manda ve himaye fikri kesin olarak reddedilmiş, ülkedeki tüm cemiyetler Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adı altında birleştirilmiş ve Temsil Heyeti tarafından Batı Anadolu Genel Kuvayımilliye Komutanlığına Ali Fuat Paşa atanmıştır.

Bu uygulamalar arasında yer alan Ali Fuat Paşa'nın atanması kararı, Temsil Heyeti'nin aşağıdakilerden hangisini gerçekleştirdiğinin doğrudan bir kanıtıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bir hükümet gibi hareket ederek yürütme yetkisini kullandığının

Cevap

Ali Fuat Paşa'nın Batı Cephesi'ne atanması, Temsil Heyeti'nin bir hükümet gibi hareket ederek yürütme yetkisini kullandığını gösterir.
Sivas Kongresi'nde Temsil Heyeti tarafından Ali Fuat Paşa'nın Batı Anadolu Genel Kuvayımilliye Komutanlığına atanması, bir makama görevli tayin etme işlemidir. Bu işlem siyaset biliminde ve hukukta 'yürütme' (icra) yetkisi olarak tanımlanır. Temsil Heyeti'nin bu yetkiyi kullanması, meclis açılana kadar Milli Mücadele'nin fiili hükümeti gibi hareket ettiğinin en somut kanıtıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Atama işleminin hukuki niteliğini belirle.
Bir makama görevli atamak (Ali Fuat Paşa'nın atanması) idari bir işlemdir.
Devlet yönetiminde atama, görevlendirme ve emir verme yetkileri 'yürütme' gücü kapsamında yer alır.
2
Temsil Heyeti'nin statüsünü analiz et.
Temsil Heyeti, Sivas Kongresi'nde tüm vatanı temsil eder hale gelmiş ve ilk kez bir hükümet gibi yürütme yetkisini kullanmıştır.
Normal şartlarda sadece bir hükümetin yapabileceği bir atama işlemini gerçekleştirmesi, heyetin fiili bir hükümet otoritesine sahip olduğunu kanıtlar.

Anahtar Kavram

Temsil Heyeti'nin Yürütme Yetkisi

Daha Fazla Pratik

Temsil Heyeti'nin yürütme yetkisini ne zamana kadar sürdürdüğünü ve bu yetkiyi hangi kuruma devrettiğini (TBMM'nin açılması) inceleyerek konuyu pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 190Soru

Milli Mücadele Hazırlık Dönemi'nde Batı Anadolu'da Yunan işgaline karşı düzenlenen yerel kongreler, kurtuluş çareleri ararken zaman zaman ulusal kongrelerin ilkeleriyle çelişen kararlar alabilmişlerdir. Hacim Muhittin Bey’in başkanlık ettiği Alaşehir Kongresi’ni, Sivas Kongresi’nde benimsenen "tam bağımsızlık" ve "ulusal egemenlik" ilkelerinden ayıran temel özellik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İşgallerden kurtulmak için gerekirse büyük devletlerin yardımına başvurulabileceğinin belirtilmesi ve saltanat makamına bağlılık bildirilmesi

Cevap

İşgallerden kurtulmak için gerekirse büyük devletlerin yardımına başvurulabileceğinin belirtilmesi ve saltanat makamına bağlılık bildirilmesi.
Alaşehir Kongresi (1616-2525 Ağustos 19191919), Balıkesir Kongresi'nin devamı niteliğindedir. Bu kongrede alınan kararlar arasında, kurtuluş için gerekirse büyük devletlerin (İtilaf Devletleri kastedilmiştir) yardımının istenebileceği maddesi yer almaktadır. Ayrıca hareketin saltanat makamına karşı olmadığı, aksine padişahı kurtarmayı amaçladığı vurgulanmıştır. Bu durum, Sivas Kongresi'nde benimsenen tam bağımsızlık ve manda-himayenin reddi kararlarıyla açıkça çelişen yerel bir özelliktir.

Adım Adım Çözüm

1
Kongrenin niteliğini ve başkanını tespit et.
Alaşehir Kongresi, Batı Anadolu'daki direnişi örgütlemek amacıyla Hacim Muhittin Çarıklı başkanlığında toplanan bölgesel bir kongredir.
Kongrenin kim tarafından ve hangi amaçla toplandığını bilmek kararların çerçevesini anlamayı sağlar.
2
Alınan kararları Sivas Kongresi ilkeleriyle karşılaştır.
Sivas Kongresi tam bağımsızlığı savunurken, Alaşehir Kongresi'nde dış yardım (himaye benzeri) alma fikri tartışılmış ve padişaha bağlılık vurgulanmıştır.
Ulusal egemenlik odaklı merkezi hareket ile bölgesel/gelenekçi direniş arasındaki farkı belirlemek için bu karşılaştırma gereklidir.

Anahtar Kavram

Alaşehir Kongresi'nin Siyasi Tutumu
Soru 191Soru

Mustafa Kemal Paşa’nın 9.9. Ordu Müfettişi olarak görevlendirilmesindeki resmi amaç; Karadeniz Bölgesi’nde yaşanan asayişsizliği sona erdirmek, Türklerin elindeki silahları toplamak ve direniş örgütlerini dağıtarak İtilaf Devletleri'nin Mondros Ateşkes Antlaşması’nın 7.7. maddesini uygulama tehdidini ortadan kaldırmaktı. Ancak bölgeye ulaşan Mustafa Kemal Paşa, İstanbul’a gönderdiği ilk resmi belge olan Samsun Raporu'nda beklentilerin aksine tespitlere yer vermiştir.

Buna göre, Samsun Raporu’nda yer alan aşağıdaki ifadelerden hangisi Mustafa Kemal Paşa’nın kendisine verilen resmi talimatların dışına çıkarak "milli bağımsızlık" mücadelesinin ilk diplomatik ve siyasi işaretini verdiğinin en güçlü kanıtıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türk milletinin yabancı manda ve kontrolüne tahammülü olmadığını ve İzmir’in işgalinin haksızlığını açıkça dile getirmesi

Cevap

Türk milletinin yabancı manda ve kontrolüne tahammülü olmadığını ve İzmir’in haksız işgalinin milletçe kabul edilmeyeceğini belirtmesi
Doğru seçenek olan Türk milletinin yabancı manda ve kontrolüne tahammülü olmadığını belirten ifade, Mustafa Kemal Paşa'nın İstanbul Hükümeti tarafından kendisine verilen asayişi sağlama ve silahları toplama talimatının tamamen dışına çıktığını gösterir. Bu ifade, manda sistemini (İtilaf Devletleri'nin çözümünü) reddeden ve milli bağımsızlığı savunan ilk resmi diplomatik tespittir.

Adım Adım Çözüm

1
Resmi görevin kapsamını belirle
Mondros 7. maddeyi engellemek için silah toplamak ve Türk direnişini bitirmek.
Soruda istenen 'resmi görevin dışına çıkma' durumunu analiz etmek için temel referans noktasıdır.
2
Samsun Raporu'ndaki tespitleri değerlendir
Rapor; Rumları suçlar, İzmir'in işgalini haksız bulur ve manda fikrini reddeder.
Mustafa Kemal'in resmi göreviyle çelişen milli duruşunu tespit etmek.
3
Siyasi ve diplomatik başkaldırıyı bul
Manda yönetiminin reddi, doğrudan tam bağımsızlık talebi olup resmi görevin tamamen dışındadır.
Manda reddi, kurtuluş mücadelesinin fikri temelinin ilk kez resmi bir raporla merkeze bildirilmesidir.

Anahtar Kavram

Samsun Raporu'nun Siyasi Niteliği ve Görev Tanımıyla Çelişkisi

Daha Fazla Pratik

Mustafa Kemal Paşa'nın resmi yetkilerini kullanarak yayınladığı son belge olan Amasya Genelgesi ile arasındaki içerik farklarını inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 192Soru

Sivas Kongresi sonrasında Milli Mücadele'nin yürütme organı olan Temsil Heyeti, Amasya Görüşmeleri'nde alınan kararlar doğrultusunda İstanbul'da toplanması planlanan Mebusan Meclisi'nin çalışmalarını yakından takip etmek amacıyla 2727 Aralık 19191919'da Ankara'ya gelmiştir. Temsil Heyeti'nin Ankara'yı merkez olarak belirlemesinde etkili olan aşağıdaki gerekçelerden hangisi, özellikle İstanbul ile olan siyasi ve idari trafiği yönetme ihtiyacıyla doğrudan ilgilidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Demir yolu hattının buradan geçmesi ve telgraf şebekesinin İstanbul ile haberleşmeye imkân tanıması

Cevap

Demir yolu hattının buradan geçmesi ve telgraf şebekesinin İstanbul ile haberleşmeye imkân tanıması
Temsil Heyeti'nin Ankara'yı seçmesindeki en belirleyici teknik unsurlardan biri, Ankara'nın demir yolu ağının son durağı olması ve gelişmiş telgraf hatlarına sahip olmasıdır. Bu imkânlar, İstanbul'da toplanan Mebusan Meclisi'ndeki milletvekilleriyle sürekli irtibat halinde kalmayı, gelişmeleri anlık takip etmeyi ve gerekirse müdahale etmeyi mümkün kılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki temel amacı belirle.
İstanbul'da toplanacak olan Mebusan Meclisi çalışmalarını denetleme ve yönlendirme ihtiyacı.
Temsil Heyeti'nin Ankara'ya gelişindeki temel siyasi motivasyonu anlamak gerekir.
2
Seçenekleri bu amaca hizmet eden teknik araçlar açısından değerlendir.
Demir yolu (ulaşım) ve telgraf (haberleşme) hatları Ankara'yı diğer şehirlere göre avantajlı kılmaktadır.
Siyasi bir merkezi denetlemek için hızlı bilgi akışı ve fiziksel erişim imkânı zorunludur.

Anahtar Kavram

Ankara'nın merkez seçilmesinde lojistik ve haberleşme faktörü

Daha Fazla Pratik

Temsil Heyeti'nin Ankara'ya gelmesinden sonra yayımlanan Hakimiyet-i Milliye gazetesinin önemini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 193Soru

Son Osmanlı Mebusan Meclisinde Misak-ı Milli kararlarının kabul edilmesi üzerine İtilaf Devletleri 16 Mart 1920'de İstanbul'u resmen işgal etmiş ve bir bildiri yayımlamışlardır.

İtilaf Devletleri tarafından yayımlanan bu bildiride yer alan aşağıdaki maddelerden hangisi, Türk halkının işgale karşı göstereceği tepkiyi azaltmaya ve işgali haklı göstermeye yönelik bir propaganda niteliği taşımaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İşgal geçicidir ve amaç Saltanat makamının nüfuzunu kuvvetlendirmektir.

Cevap

İtilaf Devletleri, işgalin geçici olduğunu ve temel amaçlarının Saltanat makamının gücünü korumak olduğunu belirterek halkı sakinleştirmeye çalışmışlardır.
İtilaf Devletleri, işgalin halk tabanında büyük bir isyana dönüşmesini önlemek amacıyla işgalin kalıcı olmadığını ve asıl amaçlarının padişahın otoritesini korumak olduğunu beyan etmişlerdir. Bu tamamen halkın dini ve geleneksel duygularını sömürmeye yönelik bir siyasi propaganda manevrasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın nedenini belirle.
İstanbul'un resmen işgali, Misak-ı Milli kararlarının Mebusan Meclisinde kabul edilmesine bir tepkidir.
İtilaf Devletleri, Türk milletinin tam bağımsızlık kararını kabul etmediklerini göstermek istemişlerdir.
2
İtilaf Devletlerinin stratejisini analiz et.
İşgalin ardından halkın galeyana gelmesini ve Milli Mücadele'ye katılımın artmasını engellemek için yatıştırıcı bir dil kullanmışlardır.
Halkın en hassas olduğu nokta olan Saltanat ve Hilafet makamını 'korudukları' imajını çizerek direnci kırmayı hedeflemişlerdir.
3
Bildiri maddelerini değerlendir.
Bildiride 'İşgal geçicidir', 'Amacımız padişahın gücünü korumaktır' ve 'Eğer Anadolu'da direniş sürerse İstanbul Türklerden alınacaktır' gibi tehdit ve teskin içeren maddeler yer almıştır.
Halkı işgale razı etmek için sahte bir gerekçe sunulmuştur.

Anahtar Kavram

İtilaf Devletleri'nin İstanbul'un işgali sonrası yayımladığı bildirinin propaganda içeriği.

İpuçları

1
İtilaf Devletleri'nin işgali meşrulaştırmak ve halkın tepkisini dindirmek için hangi makamı kullandığını düşünün.
2
Propaganda genellikle gerçek niyetin tam tersini söyleyerek güven kazanmayı amaçlar.
3
Saltanat makamının korunacağı vaadi, o dönemdeki halkı yatıştırmak için en sık kullanılan argümandı.

Daha Fazla Pratik

İstanbul'un işgalinden sonra Mustafa Kemal'in aldığı önlemleri (Ankara'da meclis açma hazırlığı, vergi göndermeme vb.) inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 194Soru

Son Osmanlı Mebusan Meclisi'nde 28 Ocak 1920'de kabul edilen Misak-ı Milli kararları, Erzurum ve Sivas Kongreleri'nde alınan bağımsızlık kararlarının meclis onayıyla resmileşmiş halidir. Bu kararların ilan edilmesi üzerine İtilaf Devletleri 16 Mart 1920'de İstanbul'u resmen işgal ederek meclisi dağıtmıştır.

Misak-ı Milli metninin içeriği ve meclisin siyasi yapısı dikkate alındığında, Erzurum ve Sivas Kongreleri'nde alınan aşağıdaki kararlardan hangisinin bu metne dahil edilmediği görülür?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Milli iradeyi hakim, milli kuvvetleri etken kılmanın esas olduğu

Cevap

Milli iradeyi hakim, milli kuvvetleri etken kılmanın esas olduğu
Milli iradenin yönetimde belirleyici kılınması ilkesi, Amasya Genelgesi'nden itibaren Erzurum ve Sivas Kongreleri'nde temel bir ilke olarak benimsenmiştir. Ancak Son Osmanlı Mebusan Meclisi, saltanat makamına ve hanedana bağlı bir kurumdur. Meclis üyelerinin büyük çoğunluğu vatanın kurtuluşu (bağımsızlık) konusunda hemfikir olsa da, padişahın yetkilerini kısıtlayan veya rejim değişikliğini işaret eden 'milli irade' kavramını resmi bir belgeye dahil etmemişlerdir. Bu nedenle Misak-ı Milli, 'milli bağımsızlık' belgesidir; 'milli egemenlik' belgesi değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Misak-ı Milli'nin temel odağını analiz etme
Misak-ı Milli'nin vatanın sınırları, ekonomik bağımsızlık (kapitülasyonlar) ve siyasi bağımsızlık üzerine yoğunlaştığı saptanır.
Belge, Kurtuluş Savaşı'nın dış dünyaya ilan edilen 'asgari barış şartları' beyannamesidir.
2
Kongre kararlarını rejim ve yönetim anlayışı açısından inceleme
Erzurum ve Sivas Kongreleri'nde hem bağımsızlığın hem de halk iradesine dayalı yönetimin (milli egemenlik) vurgulandığı görülür.
Milli Mücadele liderleri, vatanı kurtarırken aynı zamanda halkın yönetimde söz sahibi olmasını hedeflemiştir.
3
Osmanlı Mebusan Meclisi'nin kurumsal kimliğini değerlendirme
Meclisin Osmanlı padişahına ve saltanat makamına bağlı bir kurum olduğu, bu nedenle rejim değişikliği içeren bir maddeyi kabul edemeyeceği belirlenir.
Padişahın otoritesini sarsacak olan 'milli irade' kavramı, o dönemdeki resmi meclis yapısına aykırıdır.

Anahtar Kavram

Milli Bağımsızlık ve Milli Egemenlik Arasındaki Fark
Soru 195Soru

Erzurum Kongresi'nde alınan kararlar, Milli Mücadele'nin temel ilkelerini belirlemiş ve kongrenin bölgesel bir toplanışın ötesine geçerek ulusal bir meclis gibi hareket etmesini sağlamıştır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Erzurum Kongresi'nin aldığı kararlar bakımından ulusal (milli) bir nitelik taşıdığına kanıt olarak gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Oluşturulan Temsil Heyeti’nin yetki alanının sadece Doğu Anadolu illeriyle sınırlandırılması

Cevap

Temsil Heyeti'nin yetki alanının sadece Doğu Anadolu illeriyle sınırlandırılması, kongrenin toplanışındaki bölgesel karakterin bir sonucudur ve ulusal niteliğe kanıt teşkil etmez.
Erzurum Kongresi'nde oluşturulan Temsil Heyeti, sadece Doğu illerini temsil etmek üzere yapılandırılmıştır. Bu durum, kongrenin aldığı diğer ulusal kararların aksine, yürütme organının yetki alanının bölgesel kaldığını gösterir. Heyetin yetki alanı ancak Sivas Kongresi'nde tüm vatanı kapsayacak şekilde genişletilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Kongrenin niteliklerini analiz etme
Erzurum Kongresi toplanış bakımından bölgesel, aldığı kararlar bakımından ulusaldır.
Soruda kongrenin ulusal nitelikte olmayan yönünün (bölgesel kalan yönünün) bulunması istenmektedir.
2
Seçeneklerdeki kararların kapsamını değerlendirme
Manda ve himayenin reddi, milli sınırlar, azınlık hakları ve meclis denetimi tüm yurdu kapsayan kararlardır.
Ulusal kararlar, belirli bir bölgeyi değil vatanın tamamını ve milletin geleceğini ilgilendirir.
3
Temsil Heyeti'nin yetki alanını kontrol etme
Erzurum'da kurulan 9 kişilik heyet sadece Doğu illerinden sorumludur; tüm vatanı temsil etmesi Sivas Kongresi'nde gerçekleşmiştir.
Heyetin Erzurum'daki sınırlı yetki alanı, kongrenin henüz ulusal bir yürütme organı niteliğine tam ulaşamadığını (yapısal olarak bölgesel kaldığını) gösterir.

Anahtar Kavram

Erzurum Kongresi'nin toplanış ve karar nitelikleri arasındaki ayrım

Daha Fazla Pratik

Sivas Kongresi ile Erzurum Kongresi arasındaki 'Temsil Heyeti yetki alanı' farkını karşılaştırmalı olarak çalışmanız bu tür soruları çözmenizi kolaylaştıracaktır.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 196Soru

İtilaf Devletleri'nin 16 Mart 1920'de İstanbul'u resmen işgal etmesi karşısında Salih Paşa Hükümeti'nin etkisiz kalması ve Mebusan Meclisi'nin dağıtılarak birçok milletvekilinin tutuklanması, Milli Mücadele süreci açısından aşağıdakilerden hangisine zemin hazırlamıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ankara'da açılacak olan meclisin, milli iradenin tek temsilcisi olarak meşruiyet kazanmasına

Cevap

Ankara'da açılacak olan meclisin, milli iradenin tek temsilcisi olarak meşruiyet kazanması
İstanbul'un resmen işgali (16 Mart 1920) ve Son Osmanlı Mebusan Meclisi'nin dağıtılması, İstanbul'u milli iradenin merkezi olmaktan çıkarmıştır. Bu durum, Mustafa Kemal Paşa'nın Ankara'da 'Olağanüstü Yetkilere Sahip Bir Meclis' açma çağrısını hem halk nezdinde hem de uluslararası kamuoyunda meşru bir zemine oturtmuştur. Dolayısıyla işgal, Milli Mücadele'nin Ankara merkezli olarak hukuki bir yapıya bürünmesini sağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
İstanbul'un resmen işgalinin ve Meclis-i Mebusan'ın kapatılmasının siyasi sonuçlarını analiz etmek
İstanbul'un işgali ve meclisin dağıtılmasıyla, Osmanlı Devleti'nin başkentindeki milli irade temsili fiilen ve hukuken son bulmuştur.
Milli iradenin İstanbul'da temsil edilemeyeceğinin kanıtlanması gerekir.
2
Oluşan otorite boşluğunun Milli Mücadele merkezi üzerindeki etkisini değerlendirmek
Mustafa Kemal Paşa, İstanbul'un işgalini Ankara'da yeni bir meclis toplamak için haklı bir gerekçe olarak kullanmıştır.
Ankara'daki oluşumun, bir 'isyan' hareketi olmaktan çıkıp halkın tek meşru temsilcisi haline gelmesi sağlanmalıdır.
3
Sonucu belirlemek
İşgal, ironik bir şekilde Ankara'da TBMM'nin açılışını hızlandırmış ve bu meclise tam bir meşruiyet kazandırmıştır.
Resmi meclis kapandığı için halkın iradesini temsil edecek başka bir kurum kalmamıştır.

Anahtar Kavram

İstanbul'un İşgali ve TBMM'nin Meşruiyeti
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 197Soru

Amasya Genelgesi’nde yer alan "Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır." maddesi, Millî Mücadele’nin hem yöntemini belirlemiş hem de gelecekteki yönetim anlayışının ipuçlarını vermiştir.

Bu maddedeki "milletin kararı" ifadesinin Türk siyasi tarihi açısından taşıdığı temel anlam aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Egemenliğin kaynağının kişisel otoriteden alınarak halk iradesine dayandırılması

Cevap

Egemenliğin kaynağının kişisel otoriteden halk iradesine geçeceğinin sezdirilmesi
Doğru cevap olan ifade, genelgedeki "milletin kararı" vurgusunun siyasi anlamını en iyi şekilde açıklar. Osmanlı Devleti o dönemde mutlakiyet (kişisel otorite) ile yönetilmekteyken, bir belgede milletin vereceği kararın vatanı kurtaracağının belirtilmesi, egemenliğin kaynağının değişeceğinin ilk siyasi işaretidir. Bu durum, ileride Cumhuriyet yönetimine geçişin temel dayanağını oluşturmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Amasya Genelgesi'ndeki ilgili maddenin içerik analizi
"Milletin kararı" ifadesinin Millî Mücadele'nin yöntemi olarak seçildiği görülür.
Mücadelenin başarısı, kişilerin veya bir hükümetin değil, halkın iradesine ve kararlılığına bağlanmıştır.
2
Kavramsal çıkarım yapılması
"Karar verme" yetkisinin millete ait olması, siyasi literatürde "ulusal egemenlik" (milli irade) kavramıyla eşleşir.
Siyasi kararların kaynağının halka dayandırılması, monarşik (kişisel) otoriteden demokratik bir yapıya geçişin habercisidir.

Anahtar Kavram

Ulusal Egemenlik
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 198Soru

Mustafa Kemal Paşa, 2828 Mayıs 19191919 tarihinde sivil ve askeri yetkililere gönderdiği Havza Genelgesi'nde; işgallere karşı yurdun her yerinde mitingler düzenlenmesini ve büyük devletlerin temsilciliklerine protesto telgrafları çekilmesini istemiş, ancak bu gösteriler sırasında azınlıklara yönelik herhangi bir saldırı veya kötü muamelede bulunulmamasını özellikle vurgulamıştır.

Mustafa Kemal'in bu genelge ile aşağıdakilerden hangisini doğrudan amaçladığı savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Milli bilinci uyandırırken işgallerin genişlemesine yol açabilecek hukuki zeminleri engellemeyi

Cevap

Milli bilinci uyandırırken işgallerin genişlemesine yol açabilecek hukuki zeminleri engellemeyi hedeflemiştir.
Havza Genelgesi, İzmir'in işgalinden sonra milli bilinci tüm yurda yaymak amacıyla yayımlanan 'ilk ulusal tepki' belgesidir. Mitinglerin istenmesi milli uyanışı hedeflerken, azınlıklara dokunulmaması uyarısı Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7.7. maddesinin (İtilaf Devletleri'nin güvenliklerini tehdit eden bir durum olursa herhangi bir stratejik noktayı işgal etme yetkisi) uygulanmasına bahane oluşturulmasını engellemek içindir.

Adım Adım Çözüm

1
Havza Genelgesi'nin içeriğini analiz etme
Miting ve protestoların 'milli bilinci' uyandırma amacı taşıdığı belirlendi.
Halkın işgallere tepki göstermesi, kurtuluş arzusunu kitleselleştirmek için gereklidir.
2
Azınlıklara zarar verilmemesi uyarısının nedenini sorgulama
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7.7. maddesinin (güvenlik tehdidi halinde işgal hakkı) bahane edilmesini önleme stratejisi tespit edildi.
İtilaf Devletleri, azınlıklara yönelik olayları bir 'güvenlik sorunu' olarak gösterip işgalleri genişletebilirdi.

Anahtar Kavram

Havza Genelgesi'nin Milli Mücadele'deki 'ilk ulusal tepki' olma özelliği ve Mondros 7.7. maddeye karşı alınan diplomatik önlem.
Soru 199Soru

Son Osmanlı Mebusan Meclisi tarafından 2828 Ocak 19201920 tarihinde kabul edilen Misak-ı Millî kararlarında; "Millî ve iktisadi gelişmemizi mümkün kılmak amacıyla siyasi, adli ve mali gelişmemizi engelleyen sınırlamalar kaldırılmalıdır." hükmü yer almaktadır.

Bu hükümle doğrudan aşağıdakilerden hangisinin hedeflendiği savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ülkenin her alanda tam bağımsızlığının sağlanması

Cevap

Ekonomik, siyasi ve adli sınırlamaların kaldırılması hedeflenerek tam bağımsızlığın sağlanması amaçlanmıştır.
Misak-ı Millî'nin bu maddesi, Türk tarihindeki en net kapitülasyon karşıtı duruşlardan biridir. Siyasi, adli ve mali her türlü sınırlamanın reddedilmesi, devletin kendi kaynaklarını ve hukukunu tam bir özgürlükle yönetmesi anlamına gelen 'tam bağımsızlık' hedefini doğrudan yansıtır.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki anahtar kavramları belirle.
"Siyasi, adli ve mali sınırlamalar" ifadesinin kapitülasyonları işaret ettiği saptanır.
Osmanlı Devleti'nin gelişimini engelleyen en büyük pranga olan kapitülasyonların hukuki tanımı bu ifadelerle yapılır.
2
Kavram ile ilke arasında bağ kur.
Kapitülasyonların kaldırılması isteği, her alanda bağımsız olma arzusuyla örtüşür.
Tam bağımsızlık; bir devletin ekonomik (mali), hukuksal (adli) ve yönetimsel (siyasi) olarak başka bir güce bağlı olmamasıdır.

Anahtar Kavram

Tam Bağımsızlık ve Kapitülasyonların Reddi

İpuçları

1
Sorudaki 'siyasi, adli ve mali sınırlamalar' ifadesinin hangi tarihi kuruma (ayrıcalıklara) işaret ettiğini düşünün.
2
Kapitülasyonların kaldırılması bir devletin dış güçlerin etkisinden kurtulmasını sağlar. Bu durum hangi temel ilkeyle tanımlanır?
3
Ulusal egemenlik (halk iradesi) ile tam bağımsızlık (dışa karşı özgürlük) arasındaki farka dikkat edin. Sınırlamaların reddi doğrudan dışa karşı özgürlüktür.

Daha Fazla Pratik

Misak-ı Millî'nin diğer maddelerini (Bölge halk oylamaları, Boğazlar ve Azınlıklar) inceleyerek vatanın sınırlarının nasıl belirlendiğini çalışabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 200Soru

İtilaf Devletleri'nin, Karadeniz Bölgesi'nde Rumlar ile Türkler arasında yaşanan çatışmaları gerekçe göstererek Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7.7. maddesini uygulamaya koyma tehdidinde bulunması üzerine; İstanbul Hükümeti, bölgede asayişi sağlaması için Mustafa Kemal Paşa'yı geniş yetkilerle 9. Ordu Müfettişi olarak görevlendirmiştir. Mustafa Kemal Paşa'nın Samsun'a çıktıktan sonra hazırladığı ve İstanbul Hükümeti'ne gönderdiği ilk resmî belge olan Samsun Raporu'nda yer alan "Bölgedeki asayişsizliğin sorumlusu Türkler değil, Rumlardır. Rumlar bu siyasi emellerinden vazgeçerse huzur kendiliğinden sağlanacaktır." şeklindeki tespiti ile aşağıdakilerden hangisini doğrudan hedeflediği savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İtilaf Devletleri'nin bölgeyi işgal etmek için öne sürdüğü yasal dayanağı geçersiz kılmak

Cevap

İtilaf Devletleri'nin bölgeyi işgal etmek için öne sürdüğü yasal dayanağı geçersiz kılmak
İtilaf Devletleri, özellikle İngiltere, Karadeniz Bölgesi'nde Rumların çıkardığı karışıklıkları bahane ederek Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7.7. maddesine dayanarak bölgeyi işgal etmekle tehdit ediyordu. Mustafa Kemal Paşa, hazırladığı Samsun Raporu'nda asayişsizliğin sorumlusunun Türkler değil Rumlar olduğunu açıkça belirterek, işgalcilerin bu yasal gerekçesini ortadan kaldırmayı ve Türk halkının haklılığını resmî kayıtlara geçirmeyi hedeflemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Mondros Ateşkesi'nin 7.7. maddesinin etkisini analiz etme
Bu maddeye göre İtilaf Devletleri, güvenliklerini tehdit eden bir durum ortaya çıkarsa herhangi bir stratejik noktayı işgal edebilecekti.
İngilizlerin Karadeniz'deki karışıklıkları bir işgal bahanesi olarak kullanmasını anlamak için gereklidir.
2
Mustafa Kemal'in resmî görevi ve Samsun Raporu'nun içeriğini değerlendirme
Mustafa Kemal, bölgede asayişi sağlamakla görevlendirilmiş; hazırladığı raporda ise suçun Türklerde değil, saldırgan Rumlarda olduğunu belirtmiştir.
Raporun asayişsizliğin kaynağını kime yüklediğini belirlemek için gereklidir.
3
Tespitin diplomatik ve hukuki amacını sentezleme
Suçun Türklerde olmadığının kanıtlanması, İngilizlerin 'asayiş bozuluyor' diyerek 7.7. maddeyi uygulama gerekçesini elinden almıştır.
Ulaşılmak istenen temel amacı netleştirmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Samsun Raporu'nun Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7. Maddesine Karşı Hukuki Savunma Niteliği

Daha Fazla Pratik

Samsun Raporu'nun İstanbul Hükümeti'ne karşı ilk sessiz direniş belgesi olduğunu ve Mustafa Kemal'in müfettişlik yetkilerini kullanarak yetki aşımı yaptığı ilk olay olduğunu inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
ÖncekiSayfa 10 / 29Sonraki
Milli Mücadele Hazırlık Dönemi — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 10 | Examkin