Lozan Barış Antlaşması

63 soru

Soru 1Soru

Lozan Barış Antlaşması'nda yer alan "Türkiye sınırları içerisinde yaşayan bütün azınlıklar Türk vatandaşı sayılacak ve kanun önünde Müslümanlarla tamamen eşit haklara sahip olacaktır." hükmüyle ulaşılmak istenen temel amaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Avrupalı devletlerin azınlık haklarını gerekçe göstererek Türkiye'nin iç işlerine müdahale etmesini engellemek

Cevap

Azınlıkların Türk vatandaşı kabul edilmesinin temel amacı, yabancı devletlerin azınlık haklarını bahane ederek Türkiye'nin iç işlerine müdahale etmesini önlemektir.
Doğru seçenek, azınlık haklarının Türk vatandaşı statüsüyle iç hukuk meselesi haline getirilmesini ve böylece Avrupalı devletlerin müdahale şansının yok edilmesini ifade eder. Bu durum, Türkiye'nin egemenlik haklarını koruyan ve tam bağımsızlığını tescilleyen bir karardır.

Adım Adım Çözüm

1
Azınlıkların hukuki statüsünü belirle
Lozan Antlaşması'na göre azınlıklar ayrıcalıklı bir grup değil, 'Türk vatandaşı' olarak tanımlanmıştır.
Osmanlı döneminde azınlıklar üzerinden yapılan dış müdahalelerin hukuki dayanağını ortadan kaldırmak gerekiyordu.
2
Düzenlemenin diplomatik sonucunu analiz et
Azınlıkların Müslüman halkla eşitlenmesiyle dış devletlerin 'koruyuculuk' (himaye) iddiaları son bulmuştur.
Uluslararası hukukta bir devletin kendi vatandaşlarına uyguladığı yasalar, o devletin iç meselesi kabul edilir.

Anahtar Kavram

Tam Bağımsızlık ve Egemenlik Hakları

Daha Fazla Pratik

Lozan'da 'tam bağımsızlık' ilkesinden ödün verilmeyen diğer iki konu olan Kapitülasyonlar ve Ermeni Yurdu meselelerini tekrar ediniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 2Soru

Lozan Barış Antlaşması'nda Türkiye'nin güney sınırının (Suriye sınırı) çizilmesinde, Milli Mücadele Dönemi'nde imzalanan aşağıdaki belgelerden hangisinin hükümleri temel alınmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 1921 Ankara Antlaşması

Cevap

Lozan Barış Antlaşması'nda Suriye sınırı belirlenirken 20 Ekim 1921 tarihinde Fransa ile imzalanan Ankara Antlaşması temel alınmıştır.
Doğru yanıt olan 1921 Ankara Antlaşması, Sakarya Savaşı sonrasında Fransa ile TBMM arasında imzalanmış ve Suriye sınırını (Hatay dışarıda kalacak şekilde) belirlemiştir. Lozan Barış Antlaşması'nda bu sınır, 1921 Ankara Antlaşması hükümleri esas alınarak onaylanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Lozan'da tartışılan güney sınırı (Suriye) konusunu analiz etme.
Suriye sınırının Fransa ile olan ilişkisi belirlenir.
Suriye o dönemde Fransız mandası altındaydı.
2
Milli Mücadele sırasında Fransa ile yapılan diplomatik anlaşmaları hatırlama.
Sakarya Meydan Muharebesi sonrası imzalanan 1921 Ankara Antlaşması tespit edilir.
Bu antlaşma, Fransa ile TBMM arasındaki savaşı bitiren ve sınırı belirleyen ilk belgedir.
3
Lozan'daki nihai kararla eşleştirme yapma.
1921 Ankara Antlaşması hükümlerinin (Hatay hariç) Lozan'da aynen korunduğu sonucuna varılır.
Lozan, mevcut diplomatik kazanımları uluslararası düzeye taşımıştır.

Anahtar Kavram

Lozan Barış Antlaşması'nda Sınırlar ve Kaynak Belgeler

Daha Fazla Pratik

Lozan'da çözümü sonraya bırakılan tek konu olan Irak (Musul) sınırı meselesini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 3Soru

Lozan Barış Antlaşması'nda Osmanlı Devleti'nden kalan dış borçların ödenmesi konusu, konferansın en çok tartışılan gündem maddelerinden biri olmuştur. Uzun görüşmeler neticesinde borçların nasıl ödeneceği ve kimler arasında paylaştırılacağı bir karara bağlanmıştır.

Buna göre, Lozan Barış Antlaşması'nda Osmanlı borçları ile ilgili alınan karar aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Borçlar, Osmanlı İmparatorluğu'ndan ayrılan devletler arasında paylaştırılmış; ödemelerin kağıt para (Türk lirası veya Fransız frangı) üzerinden yapılması kararlaştırılmıştır.

Cevap

Borçların, Osmanlı İmparatorluğu'ndan ayrılan devletler arasında paylaştırılması ve ödemelerin Türk lirası veya Fransız frangı üzerinden yapılması kararlaştırılmıştır.
Doğru yanıt olan seçenek, borçların Osmanlı'dan ayrılan devletler arasında hakkaniyetli bir şekilde paylaştırıldığını ve Türkiye'nin ödeme birimi konusundaki diplomatik başarısını (kağıt para/frang seçeneği) doğru ifade etmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Borçların aidiyetini belirle
Osmanlı borçlarının tek bir devlete değil, imparatorluktan ayrılan ve yeni kurulan devletlere paylaştırılması ilkesi kabul edildi.
Türkiye, borçların sadece kendi topraklarında kullanılan miktarından sorumlu olmayı savunmuştur.
2
Ödeme birimini analiz et
İtilaf devletleri altınla ödeme talep etse de Türkiye'nin ısrarıyla kağıt para (TL veya Fransız Frangı) kabul edildi.
Altınla ödeme yapılması Türkiye'nin ekonomik yükünü ciddi oranda artıracağı için kağıt para tercihi ekonomik bağımsızlık için önemlidir.
3
Kurumsal yetkiyi kontrol et
Düyun-u Umumiye'nin Türkiye üzerindeki mali denetim yetkisi kaldırıldı.
Ekonomik bağımsızlığın (tam bağımsızlık) sağlanması için yabancı bir kurumun vergi toplama yetkisinin olması kabul edilemezdi.

Anahtar Kavram

Lozan'da Osmanlı Borçlarının Tasfiyesi ve Ekonomik Bağımsızlık

Daha Fazla Pratik

Borçların ödenme sürecinde 1929 Dünya Ekonomik Buhranı'nın etkilerini ve Hoover Moratoryumu'nu incelemek konuyu pekiştirir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 4Soru

24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanan Lozan Barış Antlaşması ile Yeni Türk Devleti'nin bağımsızlığı uluslararası alanda tescil edilmiş ve Sevr Antlaşması geçersiz kılınmıştır. Ancak konferans süresince taraflar arasında yaşanan sert tartışmalar nedeniyle bazı konuların çözümü antlaşma sonrasına bırakılmıştır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Lozan Barış Antlaşması'nda kesin bir karara bağlanamayıp, çözümü Türkiye ile İngiltere arasında yapılacak ikili görüşmelere bırakılan tek konu olmuştur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Irak Sınırı (Musul Meselesi)

Cevap

Irak Sınırı (Musul Meselesi)
Irak sınırı (Musul), Lozan Barış Konferansı'nda Türkiye ile İngiltere arasında yaşanan en büyük uyuşmazlıklardan biridir. Konferansın tıkanmaması adına bu konu antlaşma metnine 'kesin çözüm' olarak girmemiş, taraflar arasında 9 ay içinde yapılacak ikili görüşmelere bırakılmıştır. Bu yönüyle Lozan'da çözümü ertelenen tek konu olma özelliğini taşır.

Adım Adım Çözüm

1
Lozan'da görüşülen temel konuları analiz etme
Sınırlar, borçlar, kapitülasyonlar ve azınlıklar gibi konuların çoğu bir karara bağlanmıştır.
Antlaşmanın kapsamını belirlemek için hangi konuların sonuçlandığını bilmek gerekir.
2
Uyuşmazlık yaşanan noktayı saptama
Irak sınırı konusunda İngiltere ile Musul üzerinde uzlaşma sağlanamamıştır.
Musul'un stratejik ve ekonomik önemi tarafların geri adım atmasını engellemiştir.
3
Antlaşma metnindeki özel hükmü belirleme
Sorunun çözümünün antlaşmadan sonraki 9 ay içinde yapılacak ikili görüşmelere bırakılmasına karar verilmiştir.
Konferansın başarısızlığa uğramasını önlemek için bu konu ana metnin dışına çıkarılmıştır.

Anahtar Kavram

Lozan'da ertelenen tek konu Musul Sorunu'dur.

İpuçları

1
Lozan'da Misak-ı Milli'ye uygun çözülemeyen veya ertelenen konuları düşünün.
2
Bu konu sadece İngiltere ile olan bir sınır anlaşmazlığıdır.
3
Konu daha sonra Milletler Cemiyeti'ne gitmiş ve 1926 Ankara Antlaşması ile sonuçlanmıştır.

Daha Fazla Pratik

Musul Sorunu'nun Milletler Cemiyeti aşamasını ve 1926 Ankara Antlaşması'nı gözden geçirin.
Tahmini Süre:50s
Soru 5Soru

Lozan Barış Konferansı görüşmelerinde Türk heyeti, kapitülasyonların kayıtsız şartsız kaldırılması konusunda tavizsiz bir tutum sergilemiştir. Ancak Batılı devletlerin yeni Türk adalet sisteminin işleyişine duyduğu tereddütleri gidermek adına, beş yıl süreyle sadece gözlemci ve danışman sıfatıyla görev yapacak yabancı hukuk müşavirlerinin istihdam edilmesini içeren bir adli beyannameyi kabul etmiştir.

Türk hükümetinin tam bağımsızlık ilkesinden ödün vermeden bu düzenlemeye onay vermesinin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ulusal egemenliğe zarar vermeyecek sembolik bir tavizle, kapitülasyonların kaldırılması sürecindeki diplomatik direnci kırmak

Cevap

Türk hükümeti, kapitülasyonların kaldırılması konusundaki kesin kararlılığını korurken, süreci hızlandırmak ve Batılı devletlerin adli kaygılarını diplomatik bir manevrayla gidermek amacıyla sembolik bir taviz vermeyi tercih etmiştir.
Lozan görüşmelerinde Türk tarafı kapitülasyonların kaldırılmasından asla vazgeçmemiştir. Ancak Batı kamuoyundaki 'Türk yargısı taraflı davranabilir' algısını kırmak ve barış sürecini tıkayan bu argümanı çürütmek için, yetkisi olmayan yabancı müşavirlerin geçici istihdamına onay verilmiştir. Bu, bağımsızlıktan ödün vermek değil, büyük kazanımı (adli kapitülasyonların feshini) güvence altına almak için yapılmış taktiksel bir hamledir.

Adım Adım Çözüm

1
Konferansın temel anlaşmazlık noktalarından biri olan kapitülasyonlar meselesini analiz etme.
Kapitülasyonların kaldırılması bağımsızlık için hayati, ancak Batılılar için bir direnç noktasıdır.
Türk heyetinin önceliklerini belirlemek için gereklidir.
2
Kabul edilen 'Adli Beyanname'nin içeriğini değerlendirme.
Müşavirlerin sadece danışman ve gözlemci olması, karar verme yetkilerinin bulunmaması.
Tavizin egemenlik haklarını doğrudan tehdit edip etmediğini anlamak için kritiktir.
3
Tavizin verilme gerekçesi ile genel strateji arasındaki bağı kurma.
Büyük hedefe (kapitülasyonların feshi) ulaşmak için küçük bir diplomatik esneklik gösterilmesi.
Politik kararın arkasındaki rasyonel nedeni ortaya koyar.

Anahtar Kavram

Lozan'da Adli Bağımsızlık ve Kapitülasyonların Kaldırılması Stratejisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6Soru

Lozan Barış Konferansı görüşmeleri sırasında İtilaf Devletleri, kapitülasyonların tamamen kaldırılması yerine 'adli ve mali müşavirlik' gibi çeşitli denetim mekanizmalarının kurulmasını teklif etmiştir. Türk heyeti, bu teklifi yeni Türk Devleti'nin egemenlik haklarını kısıtlayacağı gerekçesiyle kesin bir dille reddetmiş ve bu konuda yaşanacak herhangi bir tavizin görüşmelerin kesilmesi anlamına geleceğini belirtmiştir.

Türk heyetinin bu tutumu, aşağıdakilerden hangisinin bir gereği olarak ortaya çıkmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tam bağımsızlık ilkesinden hiçbir şekilde ödün verilmemesinin

Cevap

Türk heyetinin kapitülasyonlar konusundaki tavizsiz tutumu, tam bağımsızlık ilkesinin bir gereğidir.
Lozan Barış Konferansı'nda Türk tarafının en net tavrı kapitülasyonlar üzerinde olmuştur. Kapitülasyonların her türlü sonucuyla birlikte kaldırılması, yeni Türk Devleti'nin hem ekonomik hem de adli alanda kendi kararlarını verebilmesini sağlamıştır. İtilaf Devletleri'nin denetim önerilerini reddetmek, hiçbir yabancı gücün Türk yargısı ve maliyesi üzerinde söz sahibi olamayacağını ilan eden tam bağımsızlık anlayışının doğrudan bir yansımasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
İtilaf Devletleri'nin teklifini analiz etme
'Adli ve mali müşavirlik' gibi önerilerin, kapitülasyonların isim değiştirerek devam etmesi anlamına geldiği görülür.
Bu tür denetimler, devletin kendi hukuku ve maliyesi üzerindeki otoritesini başka devletlerle paylaşması demektir.
2
Türk tarafının hassasiyetini değerlendirme
Kapitülasyonların ve Ermeni yurdu meselesinin, Türk heyetine verilen 'taviz verilmeyecek konular' (kırmızı çizgiler) arasında olduğu hatırlanır.
Bu konular doğrudan devletin varlığı ve egemenliği ile ilgilidir.
3
Temel ilkeyi belirleme
Bağımsızlığın sadece askeri değil, aynı zamanda ekonomik ve hukuki olması gerektiği (tam bağımsızlık) sonucuna varılır.
Bir devletin başka bir gücün mali ve adli denetimine girmesi, o devletin tam bağımsız olmadığını kanıtlar.

Anahtar Kavram

Tam Bağımsızlık ve Egemenlik
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 7Soru

Lozan Barış Konferansı’nda siyasi bağımsızlığın yanı sıra tam ekonomik bağımsızlığın sağlanması için kapitülasyonların kaldırılması Türk heyeti tarafından taviz verilmeyecek bir konu olarak sunulmuştur. Ancak imzalanan antlaşmaya ekli Ticaret Sözleşmesi ile Türkiye’nin gümrük rejimini serbestçe düzenlemesi belirli bir süre kısıtlanmıştır.

Bu kısıtlamanın temel içeriğini oluşturan ve Türkiye'nin 1929 yılına kadar korumacı bir gümrük politikası izlemesini engelleyen düzenleme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 1916 tarihli Osmanlı Gümrük Tarifesi’nin beş yıl süreyle değiştirilmeden uygulanmasının kabul edilmesi

Cevap

1916 tarihli Osmanlı Gümrük Tarifesi’nin beş yıl süreyle değiştirilmeden uygulanmasının kabul edilmesi
Lozan Barış Antlaşması ile kapitülasyonlar kaldırılmasına rağmen, antlaşmaya ekli Ticaret Sözleşmesi gereğince Türkiye, Osmanlı Devleti'nin 1916'da belirlediği gümrük tarifelerini 1929 yılına kadar korumayı kabul etmiştir. Bu durum, 1923-1929 yılları arasında Türkiye'de daha liberal bir ekonomi izlenmesine ve yerli sanayinin yabancı rekabetine karşı yeterince korunamamasına neden olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Lozan Antlaşması'nın ekonomik hükümlerini ve ek sözleşmelerini incelemek
Antlaşma ile kapitülasyonların kaldırıldığı ancak bir 'Ticaret Sözleşmesi'nin imzalandığı görülür.
Siyasi bağımsızlık ile ekonomik uygulama arasındaki farkı anlamak için gereklidir.
2
Ticaret Sözleşmesi'nin süresini ve gümrükle ilgili maddesini analiz etmek
Türkiye'nin 1916 yılında yürürlüğe giren gümrük tarifelerini 1924'ten itibaren 5 yıl boyunca değiştiremeyeceği belirlenmiştir.
Bu madde, genç Türkiye Cumhuriyeti'nin yerli sanayiyi korumak için gümrük duvarlarını yükseltmesini engellemiştir.
3
Kısıtlamanın sona erme tarihini ve sonrasındaki gelişmeleri değerlendirmek
Kısıtlama 1929'da sona ermiş ve hemen ardından 'Gümrük Koruma Kanunu' çıkarılarak korumacı-devletçi ekonomiye geçilmiştir.
Kısıtlamanın tarihsel etkisini ve neden Hard seviye bir bilgi olduğunu teyit eder.

Anahtar Kavram

Lozan Ticaret Sözleşmesi ve Ekonomik Kısıtlamalar
Soru 8Soru

Mudanya Ateşkes Antlaşması’ndaki diplomatik başarısı ve süreci yönetme kabiliyeti nedeniyle Lozan Barış Konferansı’na Türk heyetinin başkanı ve Dışişleri Bakanı olarak gönderilen devlet adamı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İsmet İnönü

Cevap

İsmet İnönü, Lozan Barış Konferansı'na giden Türk heyetine başkanlık eden devlet adamıdır.
Mudanya Ateşkes Antlaşması'nda elde edilen askeri ve siyasi başarılar sonucunda İsmet İnönü, TBMM hükümeti tarafından Lozan Barış Konferansı'na gönderilecek heyetin başkanı olarak seçilmiştir. Bu görev öncesinde kendisi Dışişleri Bakanlığı görevine getirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Mudanya Ateşkesi'nin diplomatik etkisini değerlendir.
İsmet İnönü'nün Mudanya'da sergilediği başarı, onun Lozan heyeti başkanı olmasını sağlamıştır.
Konferanslarda başarı göstermiş kişilerin tercih edilmesi diplomatik bir gerekliliktir.
2
Dönemin siyasi rollerini kontrol et.
Lozan'a gidilebilmesi için İsmet İnönü, Yusuf Kemal Bey'in yerine Dışişleri Bakanı olarak atanmıştır.
Dış temsil yetkisinin resmiyet kazanması için Dışişleri Bakanlığı makamı önem arz eder.

Anahtar Kavram

Lozan Türk Heyeti Başkanlığı
Tahmini Süre:45s
Soru 9Soru

Lozan Barış Konferansı'na, görüşülen tüm konulara değil, yalnızca Karadeniz'e kıyısı olan devletler sıfatıyla Boğazlar rejimi ile ilgili maddelerin düzenlendiği oturumlara katılmak üzere davet edilen devletler aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sovyet Rusya - Bulgaristan

Cevap

Sovyet Rusya ve Bulgaristan, Karadeniz'e kıyısı olan devletler olarak yalnızca Boğazlar rejimi görüşmelerine katılmışlardır.
Lozan Konferansı'nda katılımcı devletler farklı statülerde davet edilmiştir. Sovyet Rusya ve Bulgaristan, Karadeniz'e kıyısı olan devletler olmaları hasebiyle yalnızca Boğazlar rejiminin belirlendiği oturumlara katılmışlardır.

Adım Adım Çözüm

1
Konferansa katılan devletlerin kategorilerini belirleme
Lozan'da devletler; ana katılımcılar, gözlemciler ve belirli konularda (Boğazlar veya ticari işler) katılanlar olarak ayrılmıştır.
Katılımcıların statüsünü bilmek, sorulan özel durumu ayırt etmeyi sağlar.
2
Boğazlar konusuyla doğrudan ilgili devletlerin coğrafi konumunu değerlendirme
Boğazlar rejiminin doğrudan Karadeniz'in güvenliği ile ilgili olması sebebiyle kıyıdaş devletlerin katılımı istenmiştir.
Karadeniz'e kıyısı olan Sovyet Rusya ve Bulgaristan bu kategoride yer alır.

Anahtar Kavram

Lozan Konferansı'na Katılan Devletler ve Statüleri
Tahmini Süre:50s
Soru 10Soru

Lozan Barış Konferansı öncesinde Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümeti tarafından Türk heyetine verilen talimatnamede; tam bağımsızlık ve ülke bütünlüğünden ödün verilmemesi adına, gerekirse görüşmelerin kesilmesi pahasına kesinlikle taviz verilmemesi istenen iki temel konu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kapitülasyonların kaldırılması ve Ermeni yurdu meselesi

Cevap

Türk heyetine verilen talimatnamede hiçbir şekilde taviz verilmemesi istenen konular Kapitülasyonların kaldırılması ve Ermeni yurdu meselesidir.
Doğru cevap olan seçenek, Türk tarafının Lozan Konferansı'na giderken belirlediği en temel iki şartı içermektedir. Kapitülasyonlar ekonomik bağımsızlığı, Ermeni yurdu meselesi ise Doğu Anadolu'daki toprak bütünlüğünü temsil ettiği için bu konularda taviz verilmesi Misak-ı Milli'den vazgeçmek anlamına gelirdi. Bu nedenle heyete, bu iki noktada uzlaşma sağlanamazsa masadan kalkma yetkisi verilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
TBMM'nin konferans öncesi hazırlıklarını değerlendir.
Hükümet, İsmet İnönü başkanlığındaki heyete 14 maddelik bir talimatname vermiştir.
Heyetin sınırlarını ve hangi konularda esneklik gösterebileceğini belirlemek gerekir.
2
Talimatnamedeki 'kırmızı çizgileri' (taviz verilmeyecek noktaları) belirle.
Ekonomik bağımsızlık için kapitülasyonların kaldırılması, toprak bütünlüğü için Ermeni yurdu iddialarının reddi kesin şarttır.
Bu iki konu doğrudan Türk Devleti'nin varlığı ve tam bağımsızlığı ile ilgilidir.
3
Seçenekler arasında bu ikiliyi bul.
Kapitülasyonlar ve Ermeni yurdu meselesini içeren seçenek doğrudur.
Milli Mücadele'nin temel hedefleri olan Misak-ı Milli ve tam bağımsızlık bu iki konunun çözümüyle mümkündür.

Anahtar Kavram

Lozan Heyeti Talimatnamesi ve Kırmızı Çizgiler
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 11Soru

24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanan Lozan Barış Antlaşması ile yeni Türk devletinin bağımsızlığı uluslararası alanda hukuken tanınmış, Misak-ı Milli hedefleri büyük oranda gerçekleştirilmiştir. Ancak antlaşmada yer alan bazı kararlar, Türkiye'nin ulusal egemenlik haklarını tam olarak kullanmasına o dönem için engel teşkil etmiştir. Bu doğrultuda Lozan Barış Antlaşması'nda alınan aşağıdaki kararlardan hangisinin, Türkiye'nin egemenlik haklarını kısıtladığı savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Boğazlar idaresinin, başkanlığını Türk delegenin yapacağı uluslararası bir komisyona bırakılması

Cevap

Boğazlar idaresinin uluslararası bir komisyona bırakılması, Türkiye'nin bölgedeki tam hakimiyetini engellediği için egemenlik haklarını kısıtlayan bir unsurdur.
Doğru yanıt olan Boğazlar idaresinin komisyona bırakılması ifadesi, Türkiye'nin kendi toprak parçası olan Boğazlar üzerinde askeri ve idari denetimini sınırladığı için doğrudan egemenlik haklarına aykırıdır. Bu durum ancak 1936 Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile ortadan kaldırılabilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Kavram Analizi
Egemenlik haklarının kısıtlanması, bir devletin kendi toprakları üzerinde karar alma veya savunma yapma yetkisinin başka güçlerce paylaşılmasıdır.
Soruda egemenlik haklarını kısıtlayan hükmün bulunması istenmektedir.
2
Lozan Maddelerini Değerlendirme
Lozan'da Boğazlar için 'Uluslararası Boğazlar Komisyonu' kurulmuş ve Boğazların her iki yakasının (15-20 km) askerden arındırılması kabul edilmiştir.
Komisyonun varlığı, Türkiye'nin Boğazlar üzerinde tek başına söz sahibi olamadığını gösterir.
3
Diğer Seçeneklerin Kontrolü
Azınlıklar, kapitülasyonlar ve yabancı okullar konuları Türkiye'nin lehine çözülerek egemenlik pekiştirilmiştir.
Bu konuların çözümü, devletin kendi iç düzenini kurma ve dış müdahaleleri engelleme gücünü artırmıştır.

Anahtar Kavram

Tam Bağımsızlık ve Ulusal Egemenlik İlkeleri

İpuçları

1
Bir devletin kendi sınırları içinde başka bir kurulun (komisyonun) söz sahibi olması egemenliğe zarar verir mi?
2
Boğazlar konusunun 1936'ya kadar neden tekrar gündeme geldiğini ve Montrö Sözleşmesi'nin neden imzalandığını düşünün.

Daha Fazla Pratik

Boğazlar Komisyonu'nun kaldırıldığı ve Türkiye'nin tam egemenliğinin sağlandığı 1936 Montrö Boğazlar Sözleşmesi maddelerini inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 12Soru

Lozan Barış Konferansı sürecinde Türk heyeti, Fener Rum Patrikhanesi'nin siyasi bir güç odağı olmasını engellemek ve yabancı devletlerin Türkiye'nin iç işlerine müdahale etmesinin önüne geçmek amacıyla kurumun ülke dışına çıkarılmasını talep etmiştir. Ancak müttefik devletlerin yoğun itirazları sonucunda bu konuda bir uzlaşmaya varılmıştır.

Buna göre, 19231923 yılında imzalanan Lozan Barış Antlaşması ile Fener Rum Patrikhanesi'nin statüsü hakkında alınan kesin karar aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Patrikhanenin tüm idari ve siyasi yetkilerinden arındırılarak yalnızca dini bir kurum olarak İstanbul'da kalması

Cevap

Patrikhanenin tüm idari ve siyasi yetkilerinden arındırılarak yalnızca dini bir kurum olarak İstanbul'da kalması
Lozan Barış Antlaşması'nda sağlanan uzlaşıya göre, Fener Rum Patrikhanesi'nin İstanbul'da kalmasına izin verilmiştir; ancak bu izin kurumun tüm siyasi ve dünyevi yetkilerinden arındırılması ve sadece dini bir kurum olarak faaliyet göstermesi şartına bağlanmıştır. Bu karar, Türkiye'nin egemenlik haklarını koruma ve azınlıklar üzerinden iç işlerine müdahaleyi engelleme politikasına uygundur.

Adım Adım Çözüm

1
Sorunun kökünde yer alan Türk heyetinin temel amacını belirle.
Bağımsızlık ve iç işlerine müdahaleyi engellemek (ulusal egemenlik).
Patrikhane, Osmanlı döneminde yabancı devletlerin müdahale aracı olarak kullanılmıştır.
2
Lozan'daki müzakere sürecini hatırla.
Türk tarafı kurumun dışarı çıkarılmasını istedi, ancak itirazlar üzerine taviz verildi.
Diplomatik dengeler gereği kurumun yerinde kalması kabul edildi.
3
Varılan uzlaşının niteliğini analiz et.
Kurumun kalması ancak 'siyasi yetkilerinden arındırılması' kararlaştırıldı.
Bu çözüm, hem kurumun varlığını korumuş hem de Türkiye'nin egemenlik kaygılarını gidermiştir.

Anahtar Kavram

Lozan Barış Antlaşması'nda Patrikhane Sorunu ve Ulusal Egemenlik
Soru 13Soru

Lozan Barış Konferansı sürecinde Türk heyeti, Misak-ı Milli sınırları ve tam bağımsızlık ilkelerinden taviz vermemek adına yoğun bir diplomasi yürütmüştür. Görüşmelerin sonucunda imzalanan antlaşma ile birçok mesele çözüme kavuşturulmuş, Yunanistan'ın Anadolu'da yaptığı tahribata karşılık "savaş tazminatı" ödemesi karara bağlanmıştır. Ancak Yunanistan'ın içinde bulunduğu ekonomik imkansızlıklar nedeniyle bu tazminatın nakit yerine toprak devri şeklinde yapılması kabul edilmiştir.

Buna göre, Lozan Barış Antlaşması hükümleri çerçevesinde Yunanistan'ın savaş tazminatı karşılığında Türkiye'ye bıraktığı yer aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karaağaç

Cevap

Yunanistan'ın Anadolu'daki tahribata karşılık savaş tazminatı olarak Türkiye'ye bıraktığı yer Karaağaç'tır.
Lozan Barış Antlaşması'na göre Yunanistan, Anadolu'da işgal süresince gerçekleştirdiği yıkımın karşılığı olarak Edirne'nin bir semti olan Karaağaç ve civarındaki Bosnaköy'ü Türkiye'ye savaş tazminatı olarak devretmeyi kabul etmiştir. Bu durum, Yunanistan'ın savaşta haksız olduğunu resmen kabul ettiğinin de bir göstergesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Lozan Antlaşması'ndaki savaş tazminatı maddesini analiz etme
Yunanistan'ın savaş suçlusu ve tazminat ödeyecek taraf olarak kabul edildiği belirlenir.
Uluslararası hukukta savaşta haksız olduğu tescil edilen tarafın tazminat ödemesi kuraldır.
2
Ödeme yönteminin belirlenmesi
Yunanistan'ın mali gücü yetersiz olduğu için tazminatın toprak (ayni) yoluyla ödenmesine karar verilir.
Yunanistan'ın iflas eşiğinde olması nakit ödemeyi imkansız kılmıştır.
3
Devredilen bölgenin tespiti
Edirne'nin bir semti olan Karaağaç ve Bosnaköy bölgesi Türkiye'ye devredilir.
Karaağaç'ın stratejik konumu ve demiryolu hattı üzerindeki önemi Türkiye lehine bir kazanımdır.

Anahtar Kavram

Lozan Antlaşması Savaş Tazminatı Hükmü (Karaağaç)
Tahmini Süre:45s
Soru 14Soru

Lozan Barış Antlaşması’nın 15.15. maddesi ile On İki Ada ve Meis üzerindeki İtalyan egemenliği, 20.20. maddesi ile de Kıbrıs üzerindeki İngiliz egemenliği Türk heyeti tarafından resmen tanınmıştır.

Bu hükümlerin Lozan Antlaşması metnine dâhil edilmiş olması, aşağıdakilerden hangisinin doğrudan bir göstergesidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Daha önceden fiilen gerçekleşmiş olan toprak kayıplarının hukuki tescilinin yapıldığının

Cevap

Daha önceden fiilen gerçekleşmiş olan toprak kayıplarının hukuki tescilinin yapıldığı ifadesi doğrudur.
Lozan Antlaşması'nın 15.15. ve 20.20. maddeleri, aslında geçmişten gelen ve geri alınması o günkü konjonktürde mümkün olmayan fiili durumların hukuki bir zemine oturtulmasını ifade eder. Kıbrıs 18781878’de İngiltere’ye geçici olarak bırakılmış ve 19141914’te İngiltere tarafından ilhak edilmişti; On İki Ada ise 19121912 Uşi Antlaşması ile İtalya’ya geçici olarak verilmiş fakat bir daha geri alınamamıştı. Lozan, bu mevcut kayıpları uluslararası hukukta kesinleştirmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Bölgelerin tarihsel geçmişini analiz etmek
Kıbrıs 18781878'de İngiltere'ye kiralanmış, On İki Ada ise 19121912'de İtalya'ya geçici olarak bırakılmıştı.
Soruda geçen bölgelerin Lozan öncesindeki statüsünü bilmek, antlaşmanın etkisini anlamayı sağlar.
2
Mevcut durumu Lozan maddeleriyle karşılaştırmak
İngiltere Kıbrıs'ı 19141914'te ilhak etmiş, On İki Ada üzerindeki İtalyan işgali ise süreklilik kazanmıştı.
Lozan'daki maddelerin yeni bir işgal mi yoksa mevcut durumun onayı mı olduğunu belirlemek gerekir.
3
Hukuki sonucu değerlendirmek
Lozan, geri alınması askeri ve diplomatik olarak mümkün olmayan bu eski kayıpları 'resmen' onaylamıştır.
Antlaşmanın 'tescil' edici niteliği, fiili durumun yasal statüye dönüşmesidir.

Anahtar Kavram

Lozan'da Sınırlar ve Hukuki Tescil İlkesi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 15Soru

Lozan Barış Konferansı görüşmelerinde Türk heyeti; Fener Rum Patrikhanesi’nin, azınlık haklarını bahane eden yabancı devletlerin iç işlerimize karışmasına zemin hazırladığı gerekçesiyle İstanbul dışına çıkarılmasını talep etmiştir. Yapılan müzakereler sonucunda; Patrikhanenin tüm siyasi ve dünyevi yetkilerinden arındırılması ve yalnızca dini bir kurum olarak faaliyet göstermesi şartıyla İstanbul’da kalması kabul edilmiştir.

Bu düzenleme ile Türkiye'nin öncelikle aşağıdakilerden hangisini hedeflediği söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ulusal egemenlik haklarını korumak ve dış müdahalelerin önünü kesmek

Cevap

Ulusal egemenlik haklarının korunması ve dış müdahalelerin önlenmesi hedeflenmiştir.
Patrikhanenin dünyevi ve siyasi yetkilerinden arındırılarak sadece dini bir kurum haline getirilmesi, yabancı devletlerin azınlık haklarını koruma bahanesiyle Türkiye'nin iç egemenlik sahasına müdahale etme imkanını hukuken ortadan kaldırmıştır. Bu durum, tam bağımsızlık ve ulusal egemenlik anlayışının bir gereğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Patrikhanenin geçmişteki rolünü analiz etme
Osmanlı döneminde yabancı devletlerin azınlık haklarını ve dini kurumları bahane ederek iç işlerine karıştığı gerçeği tespit edilir.
Lozan'daki Türk heyetinin neden Patrikhaneyi İstanbul dışına çıkarmak istediğini anlamak için gereklidir.
2
Lozan'daki kararın içeriğini değerlendirme
Patrikhanenin siyasi ve dünyevi yetkilerinin kaldırıldığı, sadece dini bir kurum statüsüne indirgendiği görülür.
Kurumun hukuksal kimliğindeki değişimin amacını belirlemek için gereklidir.
3
Kazanılan temel faydayı yorumlama
Siyasi yetkisi olmayan bir kurumun artık uluslararası diplomasi aracı olarak kullanılamayacağı sonucuna varılır.
Bu durumun 'Egemenlik' ve 'İç İşlerine Karışmama' prensipleriyle doğrudan örtüştüğü fark edilir.

Anahtar Kavram

Tam Bağımsızlık ve Ulusal Egemenlik

İpuçları

1
Yabancı devletlerin Osmanlı'nın iç işlerine hangi kurumları bahane ederek karıştığını düşünün.
2
Bir kurumun 'siyasi yetkisinin' olmaması, onun başka devletlerle resmi yazışma veya diplomasi yürütmesini engeller.
3
Bu karar, Patrikhaneyi Türk yasalarına tabi sıradan bir dini makama dönüştürerek egemenliğimizi pekiştirmiştir.

Daha Fazla Pratik

Lozan Antlaşması'ndaki Azınlıklar ve Yabancı Okullar maddelerinin ortak yönlerini 'Siyasal Egemenlik' kavramı çerçevesinde inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 16Soru

Lozan Barış Konferansı sürecinde İtilaf Devletleri; azınlıklar konusunu gündeme getirirken 19. yüzyıldaki ıslahat belgelerinin sunduğu geniş imtiyazları referans göstermiş ve azınlık kavramını etnik/dini çeşitlilik üzerinden genişletmeye çalışmışlardır. Türk heyeti ise bu talebe kararlılıkla karşı çıkarak azınlık statüsünü yalnızca gayrimüslimler ile sınırlı tutmuş ve tüm azınlık unsurlarını "Türk vatandaşı" olarak kabul ettirmiştir.

Bu diplomatik başarının Türk dış politikası ve egemenlik hakları açısından sağladığı en stratejik kazanım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Avrupalı güçlerin "azınlık haklarını koruma" gerekçesiyle Türkiye'nin iç işlerine müdahale etme zeminini hukuken ortadan kaldırması

Cevap

Lozan'da tüm azınlıkların Türk vatandaşı sayılması, yabancı devletlerin iç işlerimize müdahale etmesini engelleyerek tam bağımsızlığı ve ulusal egemenliği pekiştirmiştir.
Lozan Barış Antlaşması'nda tüm azınlıkların Türk vatandaşı sayılması ve statünün sadece gayrimüslimlerle sınırlanması, yabancı devletlerin Osmanlı'dan beri süregelen "azınlıkları himaye etme" bahanesini hukuken geçersiz kılmıştır. Bu durum, Türkiye Cumhuriyeti'nin kendi vatandaşları üzerindeki mutlak otoritesini tescil ederek dış müdahalelerin önünü kapatmış ve tam bağımsızlığı sağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Tarihsel bağlamı analiz etme
Avrupalı devletlerin 19. yüzyıl boyunca azınlık haklarını bahane ederek Osmanlı'nın iç işlerine karıştığı gerçeği belirlendi.
Sorunun kökenindeki stratejik tehdidi anlamak için gereklidir.
2
TBMM heyetinin diplomatik tavrını değerlendirme
Türk heyetinin azınlıkları vatandaşlık bağıyla devlete bağladığı ve statüyü daralttığı görüldü.
Vatandaşlık kavramının hukuki bir kalkan olarak nasıl kullanıldığını analiz etmek gerekir.
3
Stratejik çıkarım yapma
Azınlıkların dış müdahaleye açık bir 'topluluk' olmaktan çıkarılıp 'eşit vatandaş' statüsüne alınmasının egemenliği koruduğu sonucuna varıldı.
Lozan'ın temel felsefesi olan tam bağımsızlık ilkesiyle örtüşen sonucu belirlemek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Ulusal Egemenlik ve İç İşlerine Müdahalenin Engellenmesi

İpuçları

1
Osmanlı Devleti'nin 19. yüzyılda yayınladığı Islahat Fermanı'nın neden yabancı devletlerce desteklendiğini düşünün.
2
Bir devletin içindeki gruplar 'ayrıcalıklı azınlık' yerine 'eşit vatandaş' sayılırsa, dış güçlerin bu grupları kullanma şansı nasıl değişir?
3
İtilaf Devletleri, Müslüman unsurları da azınlık saydırarak toplumu etnik temelde bölmek ve 'azınlık hakları' üzerinden Türkiye'ye müdahale etmek istemişlerdir.

Daha Fazla Pratik

Lozan'daki bu kararın daha sonra 1926 Medeni Kanun ile nasıl pekiştirildiğini ve hukuk birliğine katkısını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 17Soru

Lozan Barış Antlaşması'nın hükümleri uyarınca, Yunanistan'ın Anadolu'da neden olduğu tahribata karşılık 'savaş tazminatı' (tamirat bedeli) olarak Türkiye'ye devredilen bölge aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karaağaç

Cevap

Yunanistan'ın Anadolu'daki tahribata karşılık Türkiye'ye savaş tazminatı olarak bıraktığı yer Karaağaç'tır.
Lozan Barış Antlaşması'na göre Yunanistan, Anadolu'da yaptığı tahribatın sorumluluğunu kabul etmiş ve nakdi tazminat ödeme gücü olmadığı için Meriç Nehri'nin batısındaki Karaağaç kasabası ile Bosnaköy'ü Türkiye'ye savaş tazminatı olarak vermiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Lozan görüşmelerinde savaş tazminatı konusunu analiz edin.
Türkiye, Yunanistan'dan savaşın yol açtığı maddi zararların karşılanmasını talep etmiştir.
Uluslararası hukukta savaşın sorumlusunun zararı karşılaması esastır.
2
Tazminatın ödeme şeklini belirleyin.
Yunanistan'ın ekonomik durumu nakdi ödemeye müsait olmadığı için toprak tazminatı formülü uygulanmıştır.
Görüşmelerde uzlaşı sağlanması amacıyla alternatif çözüm yolları aranmıştır.
3
Devredilen spesifik bölgeyi tanımlayın.
Meriç Nehri'nin batı yakasında bulunan Karaağaç ve Bosnaköy istasyonunun Türkiye'ye bırakılması kararlaştırılmıştır.
Bu bölge, Türkiye'nin savaş tazminatı hakkının somut bir kazanımıdır.

Anahtar Kavram

Lozan'da Savaş Tazminatı ve Karaağaç'ın Statüsü
Tahmini Süre:45s
Soru 18Soru

Lozan Barış Antlaşması'nın maddeleri incelendiğinde; 'Türkiye ile İngiltere arasındaki sınır, işbu antlaşmanın yürürlüğe girmesinden başlayarak dokuz aylık bir süre içinde ortak rıza ile belirlenecektir. Belirtilen süre içinde bir anlaşmaya varılamazsa, anlaşmazlık Milletler Cemiyeti Meclisine sunulacaktır.' hükmünün yer aldığı görülmektedir. Bu hükümle çözümü taraflar arasındaki ikili görüşmelere bırakılan temel mesele aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Musul Sorunu (Irak Sınırı)

Cevap

Lozan Barış Antlaşması'nda çözümü sonraya bırakılan tek sınır meselesi Musul Sorunu (Irak Sınırı)'dır.
Lozan Konferansı'nda Türkiye ve İngiltere arasında en büyük krizlerden biri olan Musul (Irak sınırı) meselesi, konferansı çıkmaza sokmamak adına antlaşma sonrasına bırakılmıştır. Antlaşmaya göre bu sorun için 9 aylık bir ikili görüşme süreci tanınmış, sonuç alınamazsa konunun Milletler Cemiyeti'ne taşınması kararlaştırılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Lozan Konferansı'nda sınırlarla ilgili tartışmaları değerlendir.
Irak sınırı konusunda İngiltere ve Türkiye arasında uzlaşı sağlanamadığı görüldü.
Musul'un zengin petrol yatakları nedeniyle İngiltere'nin bölgeden çekilmek istememesi.
2
Antlaşma metnindeki 'dokuz aylık süre' ve 'ikili görüşme' vurgusuna odaklan.
Bu özel hükmün sadece Musul meselesi için getirildiği tespit edildi.
Konferansın dağılmasını önlemek adına çözülemeyen tek konunun sonraya bırakılması kararlaştırılmıştır.

Anahtar Kavram

Lozan'da ertelenen meseleler ve Musul Sorunu

Daha Fazla Pratik

Musul Sorunu'nun 1926 Ankara Antlaşması ile nasıl sonuçlandığını inceleyerek dış politika bağlantısını kurabilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 19Soru

Lozan Barış Antlaşması sürecinde Osmanlı borçlarının (Düyun-u Umumiye) tasfiyesi konusu, Türk heyeti ile özellikle Fransa arasında en sert tartışmaların yaşandığı alanlardan biri olmuştur. Antlaşmada bu sorunun çözümü için kabul edilen temel ilke ve uygulama aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Borçların, Osmanlı Devleti'nden ayrılan devletler arasında paylaştırılması ve ödemelerin altın yerine kâğıt para (Frank/Lira) üzerinden yapılması

Cevap

Osmanlı borçlarının tasfiyesinde borçların Osmanlı'dan ayrılan devletler arasında paylaştırılması ve ödemelerin kâğıt para üzerinden yapılması kabul edilmiştir.
Doğru yanıt olan seçenek, Lozan Antlaşması'ndaki mali hükümlerin en kritik noktalarını içermektedir. Antlaşma uyarınca Osmanlı borçları, İmparatorluk'tan ayrılan devletler arasında yüz ölçümleri ve gelirleri oranında paylaştırılmıştır. Ayrıca, borçların altın yerine tedavüldeki kâğıt para (Frank veya Lira) üzerinden ödenmesi kararlaştırılarak, Türkiye Cumhuriyeti'nin ekonomik yükü hafifletilmiştir. Düyun-u Umumiye İdaresi'nin Türk maliyesi üzerindeki haciz ve denetim yetkisine de son verilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Osmanlı borçlarının hukuki durumunu analiz et.
Borçların sadece Türkiye'ye değil, Osmanlı'dan toprak alan tüm devletlere ait olduğu saptandı.
Halefiyet ilkesi gereği borçların paylaşılması gerekmektedir.
2
Ödeme birimi üzerindeki tartışmayı değerlendir.
Altın yerine Fransız Frankı veya Türk Lirası gibi kâğıt paralar kabul edildi.
Türkiye'nin mali bağımsızlığını ve ödeme gücünü korumak için bu taviz alınmıştır.
3
Borç yönetim mekanizmasını kontrol et.
Düyun-u Umumiye İdaresi'nin yetkileri kaldırıldı.
Egemenlik haklarının korunması için uluslararası denetimin sona ermesi şarttır.

Anahtar Kavram

Halefiyet İlkesi ve Mali Bağımsızlık

İpuçları

1
Borçların sadece Türkiye tarafından mı yoksa Osmanlı'dan ayrılan tüm devletlerce mi ödenmesi gerektiğini düşünün.
2
Ödeme biriminin (altın vs. kâğıt para) Türkiye'nin mali yükünü nasıl etkileyeceğine odaklanın.

Daha Fazla Pratik

Lozan Antlaşması sonrasında 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı'nın borç ödemelerine etkisini inceleyin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 20Soru

Lozan Barış Antlaşması'nda Boğazlar ile ilgili alınan kararlar, Türkiye’nin egemenlik haklarına ve ulusal güvenliğine yönelik bazı kısıtlamalar içermekteydi. Bu kısıtlamalar, ancak 19361936 yılında imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile ortadan kaldırılarak Boğazlar üzerinde tam Türk hâkimiyeti sağlanabilmiştir.

Buna göre, Lozan Antlaşması'nın aşağıdaki hükümlerinden hangisinin Türkiye'nin Boğazlar üzerindeki askerî denetimini ve savunma kabiliyetini doğrudan kısıtladığı savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İstanbul ve Çanakkale boğazlarının her iki yakasının 1515'er kilometrelik alanının askerden arındırılması

Cevap

İstanbul ve Çanakkale boğazlarının her iki yakasında belirlenen bölgelerin askerden ve tahkimattan arındırılmış olması
Lozan Barış Antlaşması'nda Boğazlar'ın her iki yakasının 1515'er kilometrelik bir şerit boyunca askerden arındırılması, Türkiye'nin bu stratejik bölgelerde tahkimat yapmasını ve ordu bulundurmasını yasaklamıştır. Bu durum, Misak-ı Milli hedefleriyle bağdaşmadığı gibi Türkiye'nin kendi topraklarını savunma kabiliyetini doğrudan ortadan kaldırmış ve güvenliğini uluslararası garantilere muhtaç hale getirmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Lozan Antlaşması'ndaki Boğazlar rejiminin askerî hükümlerini analiz etmek.
Antlaşmaya göre Boğazlar'ın her iki yakasında 15 km15\text{ km} derinliğinde bir alanın gayriaskerî statüde olacağı görülür.
Bu madde, Lozan'da barışın sağlanması adına egemenlikten verilen en büyük tavizlerden biridir.
2
Askerden arındırma (demilitarizasyon) hükmünün savunma stratejisi üzerindeki etkisini değerlendirmek.
Bölgede asker bulundurulmasının ve batarya/tahkimat kurulmasının yasaklanması, Türkiye'yi saldırılara karşı açık ve savunmasız bırakmıştır.
Savunma kabiliyeti ancak stratejik noktalarda askerî güç bulundurmakla mümkündür.
3
Sonucu ulusal egemenlik ve tam bağımsızlık ilkeleriyle ilişkilendirmek.
Kendi vatan toprağını silahlı güçlerle koruma hakkının engellenmesi, tam bağımsızlık anlayışına aykırı bir durum oluşturur.
Egemen devlet, topraklarının her noktasında askerî tasarruf hakkına sahip olmalıdır.

Anahtar Kavram

Lozan Antlaşması'nda Boğazlar'ın gayriaskerî statüsü
Tahmini Süre:1m 30s
Sayfa 1 / 4Sonraki
Lozan Barış Antlaşması Alıştırma Soruları — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür | Examkin