Anlam Bilgisi
956 soru
Kent belleği, bir şehrin tarihsel projeksiyonunda biriktirdiği maddi ve tinsel değerlerin diyalektik bir bütünüdür. Bu belleğin muhafazası, yalnızca anıtsal yapıların restorasyonuyla ikifaf etmeyip kentin sosyokültürel kodlarını taşıyan şifahi tarih verilerinin ve efemeratik materyallerin multidisipliner bir arşivleme metodolojisiyle tasnifini zorunlu kılar. Modern şehircilik paradigmasında arşivcilik; maziye ait doneleri statik bir düzlemde hapsetmek yerine, kolektif hafızayı dinamik biçimde güncelleyerek rasyonel gelecek projeksiyonlarına somut veriler nakletmektir. Bu bağlamda, dijitalleşme evrelerinin yerel idarelerce kurumsal kimliğe entegre edilmesi, kent imgesinin bilgi kirliliğine karşı mukavemet kazanmasında ve hemşehrilik bilincinin tahkim edilmesinde stratejik bir fonksiyona sahiptir.
Bu parçada kent belleği ve arşivcilikle ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
Osmanlı Devleti'nde menzilhâneler, haberleşme ve ulaşım ağının ana damarlarını oluştururdu. Bu sistemde, devletin resmî yazılarını taşıyan "ulak"lar belirli mesafelerdeki menzillerde at değiştirerek hız kesmeden yollarına devam ederlerdi. Menzilhâneler sadece birer durak değil; aynı zamanda yolcuların konakladığı, iaşe ve ibate ihtiyaçlarının karşılandığı güvenli merkezlerdi. Sistemin işleyişi, yerel halkın menzil hizmetlerine katkı sunması ve karşılığında bazı vergilerden muaf tutulması esasına dayanırdı. Ancak bu yapı, sadece askerî ve idari amaçlarla sınırlı kalmayıp ticaret kervanlarının güvenliğini de dolaylı yoldan sağlayan bir fonksiyona sahipti.
Bu parçada menzilhânelerle ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
(I) Türkiye, biyolojik çeşitlilik açısından oldukça zengin bir ülkedir ve bu zenginliği korumak amacıyla birçok milli park oluşturulmuştur. (II) Bu parklar, sadece doğayı korumakla kalmaz, aynı zamanda gelecek nesillere bozulmamış bir ekosistem bırakmayı hedefler. (III) Milli parklarda yapılan bilimsel araştırmalar, bölgedeki endemik türlerin kayıt altına alınmasına yardımcı olur. (IV) Ülkemizde sanayileşmenin artmasıyla birlikte enerji ihtiyacı da her geçen gün katlanarak büyümektedir. (V) Dolayısıyla bu alanların yasal düzenlemelerle sıkı bir şekilde korunması, sürdürülebilir çevre politikalarının temelini oluşturur.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
Modern çağın en büyük tiranı, kuşkusuz ki "hız" kavramıdır. Her şeyi bir an önce tüketmeye odaklanmış bu düzen, insanı kendi doğasından koparıp mekanik bir dişliye dönüştürüyor. Oysa gerçek bir derinleşme, yavaşlamayı ve durup bakmayı gerektirir. Milan Kundera'nın dediği gibi, "Yavaşlık ile anımsama, hız ile unutma arasında gizli bir ilişki vardır." Bu yüzden günümüz insanı, hızın göz kamaştırıcı ışığında aslında koca bir belleksizliğe sürüklenmektedir.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangilerine başvurulmuştur?
Bilimsel ilerleme genellikle biriken kesin bilgilerin bir toplamı olarak görülür. Oysa bilimin asıl itici gücü, bilinenlerin sarsılmaz doğruluğu değil, bilinmeyene duyulan o yaratıcı meraktır. Bir araştırmacı, ulaştığı sonuçları nihai birer hakikat olarak kabul edip orada durduğunda aslında bilimsel tavırdan uzaklaşmış olur. Gerçek bir bilim insanı için her cevap, henüz sorulmamış daha derin soruların kapısını aralayan bir anahtardır. Bilgi, durağan bir sonuç değil; sürekli bir şüphe ve sorgulama süzgecinden geçerek yenilenen dinamik bir süreçtir. Bu nedenle, kesinlik arayışının yarattığı konfor alanı, zihinsel gelişimin önündeki en büyük engellerden biridir.
Bu parçanın ana düşüncesi aşağıdakilerden hangisidir?
Türkçede bazı cümleler, bir eylemin hangi hedef doğrultusunda yapıldığını bildirir. Bu tür cümlelerde eylem henüz gerçekleşmemiş, ulaşılmak istenen bir amacı ifade eder.
Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir "amaç-sonuç" ilişkisi söz konusudur?
Genç tarih araştırmacısı, Osmanlı dönemine ait tek bir vakfiye kaydına ulaşabilmek için binlerce sayfalık defteri iğneyle kuyu kazarcasına inceleyerek sonunda amacına ulaştı.
Bu cümledeki altı çizili söz öbeğinin cümleye kattığı anlam aşağıdakilerden hangisidir?
"Uluslararası ticaret hacmini genişletmek ve yerli ürünlerin rekabet gücünü artırmak amacıyla gümrük mevzuatında yeni düzenlemeler yapılmıştır."
Bu cümledeki anlam ilişkisinin (amaç-sonuç) benzeri aşağıdakilerin hangisinde vardır?
Bir sanat yapıtının gücü, sunduğu cevaplardan ziyade bıraktığı boşluklarda gizlidir. Tamamlanmış, her köşesi aydınlatılmış bir metin; okurun zihninde yeni kapılar açmak yerine mevcut olanları kapatır. Gerçek bir yaratım, eksikliğin estetiğini kullanarak alımlayıcıyı sürecin bir ortağı haline getirir. Eğer bir eser, son noktayı koyduğunu iddia ediyorsa, o noktadan itibaren ölmeye başlamış demektir. Çünkü kalıcılık, söylenenden çok, söylenmeyenin okur tarafından nasıl anlamlandırılacağına bağlıdır. Sanatçı, eseri bitirmez; sadece onu okurun hayal gücüne teslim eder.
Bu parçanın ana düşüncesi aşağıdakilerden hangisidir?
Modern edebiyatın sınırlarını zorlayan yazar, son yapıtında geleneksel anlatı formlarının dışına çıkarak anlatımın dar gömleğini yırtmayı başarmış; böylece okuru, kelimelerin alışılagelmiş dünyasından koparıp yeni bir duygu atmosferine taşımıştır.
Bu cümledeki altı çizili söz öbeğiyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
Kamu hizmetlerinde temel ilke, sunulan çözümlerin vatandaşların taleplerini en kısa sürede karşılaması ve bürokratik engellerin ortadan kaldırılmasıdır.
Bu cümledeki "karşılamak" sözcüğünün anlamı aşağıdakilerden hangisidir?
(I) Modern sinirbilim araştırmaları, beynin yetişkinlik döneminde de yeni nöronlar üretebildiğini ve mevcut bağlantılarını değiştirebildiğini kanıtlamıştır. (II) "Nörogenez" olarak adlandırılan bu olgu, özellikle öğrenme ve hafıza ile ilişkili olan hipokampus bölgesinde yoğunlaşmaktadır. (III) Beynin bu esnek yapısı, bireyin çevresel uyaranlara karşı verdiği tepkilerin biyolojik temelini oluşturmaktadır. (IV) Nörolojik rahatsızlıkların tedavisinde kullanılan ilaçların yan etkileri, hastaların yaşam kalitesini kimi zaman olumsuz yönde etkileyebilmektedir. (V) Bu bağlamda, zihni sürekli yeni bilgilerle aktif tutmak, nöral ağların dinamizmini koruyarak bilişsel yaşlanmayı geciktirmektedir.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
(I) Geleneksel Türk kahvehaneleri, sadece kahve içilen yerler değil; mahalle kültürünün kalbinin attığı, haberleşmenin ve dayanışmanın sağlandığı sosyal mekânlardır. (II) Bu mekânlarda anlatılan hikâyeler, oynanan oyunlar ve yapılan derin sohbetler, toplumsal hafızanın kuşaktan kuşağa aktarılmasına aracılık eder. (III) Kahve bitkisi, dünyada petrolden sonra en çok ticareti yapılan ikinci ürün olma özelliğini bugün de korumaktadır. (IV) Söz konusu mekânlar, tarihin her döneminde yazarların, sanatçıların ve düşünürlerin bir araya gelerek fikir alışverişinde bulunduğu birer "mektep" vazifesi görmüştür. (V) Günümüzde bu geleneğin izleri azalsa da kahvehaneler, hâlâ yerel kültürün ve toplumsal dokunun önemli bir parçası olmayı sürdürmektedir.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
(I) Sanat yapıtının ontolojik statüsü, geleneksel anlayışın aksine artık tamamlanmış bir nesne olmaktan ziyade, sürekli bir oluş hâli olarak tanımlanmaktadır. (II) Bu yeni paradigmada yapıt, anlamını kendi içinde saklı tutan kapalı bir kutu değil, izleyicinin algısal müdahalesiyle genişleyen bir imkanlar alanıdır. (III) İzleyici, yapıtın sunduğu boşlukları kendi kültürel ve tinsel sermayesiyle doldururken aslında yapıtın varoluşuna doğrudan iştirak eder. (IV) Öte yandan, sanat eserlerinin uluslararası dolaşımı ve sergilenmesi süreci, diplomatik ilişkilerin geliştirilmesinde stratejik bir araç olarak kullanılmaktadır. (V) Bu katılımcı süreç, özne ile nesne arasındaki keskin sınırları belirsizleştirerek sanatı, durağan bir seyirlik olmaktan çıkarıp dinamik bir deneyime dönüştürür.
Yukarıdaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
Kamu Denetçiliği Kurumu'nun (Ombudsmanlık) yayımladığı tavsiye kararlarının idare üzerindeki hukuki ağırlığı, doğrudan bir yaptırım gücünden ziyade, kurumun sahip olduğu manevi otorite ve demokratik denetim işlevinden kaynaklanmaktadır.
Bu cümledeki "ağırlık" sözcüğünün kazandığı anlam aşağıdakilerden hangisidir?
(I) Bir kentin "okunabilirliği", o kentin fiziksel parçalarının zihinde tutarlı bir bütün halinde organize edilebilme kapasitesine işaret eder. (II) Bireyler, kentsel dokuyu deneyimlerken yollar, sınırlar ve düğüm noktaları gibi temel imgeler aracılığıyla zihinlerinde mekânsal bir şema inşa ederler. (III) Bu zihinsel haritalar, başka bir deyişle kavramsal şemalar, bireyin karmaşık çevrelerde yolunu bulmasını kolaylaştırdığı gibi mekânsal aidiyet duygusunu da pekiştirir. (IV) Kentsel dönüşüm süreçlerinde mülkiyet haklarının yasal güvence altına alınması, sosyal adaletin sağlanması ve kentsel gerilimin azaltılması bakımından büyük önem taşır. (V) Dolayısıyla kentsel tasarımın başarısı, sadece estetik kaygılarla değil, bu zihinsel imgelerin netliği ve birbiriyle kurduğu anlamlı ilişkiyle ölçülür.
Yukarıdaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
Bir durumdan, eldeki verilerden veya gözlemlerden hareketle ulaşılan yeni ve öznel yargılara "çıkarım" denir. Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir "çıkarım" yapılmıştır?
Kamu yönetiminde şeffaflık ilkesi; kapalı kapılar ardında yürütülen idari süreçleri, demokratik hesap verebilirlik gereği halkın denetimine açmak olarak tanımlanabilir.
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde "açmak" sözcüğü, bu cümledeki anlamıyla kullanılmıştır?
Modern yönetim anlayışında 'öğrenilmiş çaresizlik' kadar tehlikeli olan bir diğer durum da 'bilgi obezitesi'dir. Bir kamu görevlisinin, karşılaştığı her yeni sorunu yalnızca mevcut mevzuatın dar kalıpları ve geçmişin kemikleşmiş tecrübeleriyle çözmeye çalışması, zihinsel bir tıkanıklığa yol açar. Oysa gerçek çözüm üretme becerisi, bazen bilinenleri bir kenara bırakıp meseleye 'yabancı bir gözle' bakabilmekten geçer. Bu, geçmişi reddetmek değil; geçmişin, geleceği inşa etmedeki pranga etkisini kırmaktır.
Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
(I) Geleneksel Türk sanatlarından biri olan ebru, suyun yüzeyinde renklerin dansı olarak tanımlanır. (II) Bu sanat dalında toprak boyalar ve sığır ödünün karışımıyla hazırlanan özel boyalar kullanılır. (III) İlk olarak, tekne adı verilen kaba koyulan suyun üzerine bu boyalar fırça yardımıyla serpilir. (IV) Oysaki ebru sanatının kökeninin Orta Asya mı yoksa İran mı olduğu konusunda farklı görüşler vardır. (V) Başka bir deyişle, suyun üzerindeki her fırça darbesi, sanatçının o anki ruh halini yansıtan benzersiz bir desen oluşturur.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?