Anlam Bilgisi
956 soru
(I) Antropolojik araştırmalar, ilkel topluluklardaki ritüellerin toplumsal dayanışmayı pekiştiren sembolik bir işlev gördüğünü kanıtlamaktadır. (II) Bireyler, ait oldukları grubun bir parçası olduklarını hissetmek ve ortak bir kimlik inşasına katkı sunmak için bu törenlere aktif katılım sağlarlar. (III) Fakat bu ritüellerin birleştirici gücü, katılımcıların sembolik anlam dünyasını aynı şekilde yorumladıkları sürece etkisini sürdürür. (IV) Toplum yapısı karmaşıklaştıkça ve bireyselleşme arttıkça bu geleneksel bağların zayıflaması kaçınılmaz hale gelir. (V) Bu bağlamda, modern toplumda yeni ritüellerin üretilmesi, toplumsal hafızanın sürekliliğini sağlayacağı için hayati bir önem taşır.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin anlam ilişkileriyle ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
(I) Divan-ı Hümayun, Osmanlı Devleti'nin en önemli yönetim, yargı ve yasama organı olarak yüzyıllarca hizmet vermiştir. (II) Bu mecliste alınan kararların hukuki ve idari sonuçlarını içeren "Mühimme Defterleri", devletin stratejik hafızasını oluşturur. (III) Osmanlı bürokrasisinde hattatlık, estetik bir kaygıdan ziyade devletin resmi belgelerine ciddiyet katan bir uzmanlık alanıydı. (IV) Padişahın "hüküm" niteliğindeki iradelerinin kaydedildiği bu defterler, imparatorluğun en ücra köşelerindeki gelişmeleri takip etmemizi sağlar. (V) Dolayısıyla bu kayıtlar, sadece birer bürokratik belge değil, Osmanlı siyasi tarihinin en canlı tanıklarıdır.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
Türkçede bazı yargılar, bir eylemin hangi hedef doğrultusunda yapıldığını bildirirken (amaç-sonuç); bazı yargılar ise eylemin gerçekleşme gerekçesini (neden-sonuç) ortaya koyar. Bu ayrımı yapabilmek için yükleme sorulan "Hangi amaçla?" ve "Hangi nedenle?" soruları belirleyici olur.
Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde amaç-sonuç ilişkisi söz konusudur?
(I) Modernleşme sancıları çeken toplumlarda geleneksel değerlerin hızla terk edilmesi, bireyin aidiyet duygusunda derin yaralar açmaktadır. (II) Kültürel yozlaşmanın önüne geçebilmek adına eğitim müfredatına yerel değerleri korumaya yönelik yeni dersler eklenmiştir. (III) Sanat eserlerinin ticari bir meta olarak görülmeye başlanması, estetik kaygının sanat dünyasında arka plana itilmesine zemin hazırlamıştır. (IV) Bilgi kirliliğinin dijital mecralarda kontrolsüzce yayılması, doğru bilgiye ulaşma sürecini her zamankinden daha karmaşık hâle getirmiştir. (V) Toplumun sanata olan ilgisinin günden güne azalması, genç yeteneklerin kendilerini ifade edecek yeterli alan bulamamalarıyla sonuçlanmaktadır.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisi, anlam ilişkisi bakımından diğerlerinden farklıdır?
Kamu yönetiminde etik ilkeler, sadece yasal zorunlulukların yerine getirilmesi değil, aynı zamanda vatandaşın devlete olan güveninin tesisi anlamına gelir. Bir kamu görevlisinin tarafsızlık, dürüstlük ve şeffaflık ilkelerine bağlı kalması, kurumun işleyişini mekanik bir süreçten çıkarıp toplumsal bir hizmete dönüştürür. Çoğu zaman liyakat ve etik değerlerin göz ardı edildiği sistemlerde, kurumsal verimlilik ne kadar yüksek olursa olsun, toplumsal memnuniyetin sağlanması mümkün değildir. Bu nedenle, etik değerleri içselleştirmiş bir bürokrasi, modern bir devletin en sağlam temelidir.
Bu parçanın ana düşüncesi aşağıdakilerden hangisidir?
Mimari, sadece taş ve betonun soğuk birleşimi değil; toplumsal hafızanın mekâna nakşedilmiş hâlidir. Modern kentleşme anlayışı, eskiyi bir yük olarak görüp onu hızla tasfiye etmeyi 'gelişim' olarak pazarlamaktadır. Oysa tarihsel dokusunu kaybeden bir şehir, kimliğini yitirmiş bir insana benzer; hatıraları yoktur, sadece bugünü vardır. Bu noktada Turgut Cansever’in "Şehri inşa etmek, aslında kendimizi inşa etmektir." tespiti, mimarinin ontolojik boyutunu gözler önüne serer. Geçmişin estetiği ile bugünün işlevselliği arasındaki o ince denge gözetilmediğinde, ortaya çıkan yapılar ruhsuz birer yığından öteye geçemez.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin hangisinde verilenlerden yararlanılmıştır?
Okyanus bilimindeki teknik ilerlemeler ve çevresel değişimler üzerine hazırlanan aşağıdaki cümlelerin hangisinde eylemin gerçekleşme amacı belirtilmiştir?
Osmanlı Devleti’nde haberleşme ve ulaşım ihtiyacını karşılamak amacıyla kurulan menzil teşkilatı, devletin merkezi otoritesini uzak taşra birimlerine kadar ulaştırmasında hayati bir rol oynamıştır. Bu teşkilatın temel yapı taşı olan menzilhaneler, ana yollar üzerinde belirli aralıklarla inşa edilmiş istasyonlardır. Sadece resmi haberleşmeyi sağlayan ulakların değil, aynı zamanda ordunun lojistik ihtiyacının karşılanmasında ve ticaret kervanlarının güvenli seyahat etmesinde de etkin bir işlev görmüştür. Menzillerin işleyişi ve bakımı, genellikle o bölgede yaşayan ve karşılığında bazı vergilerden muaf tutulan yerel halk tarafından sağlanmıştır. Böylece devlet, devasa coğrafyasında kesintisiz bir iletişim ağı kurmayı başarmıştır.
Bu parçadan menzil teşkilatı ile ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
Modern insanın doğadan kopuşunu sadece teknolojik bir ilerleme olarak okumak, meselenin trajik boyutunu gözden kaçırmak demektir. Sahiden de beton yığınları arasına sıkışmış ruhlarımızın tek tesellisi, ekranlara sığdırılmış yapay yeşillikler mi olmalı? Bazı çevreci kuramcılar, bu yabancılaşmanın geri dönülemez bir eşikte olduğunu savunsa da asıl sorun doğayı 'seyirlik bir nesne'ye indirgeyen o narsist bakış açımızda gizlidir. Heidegger’in 'teknoloji, varlığın üstünü örter' tespiti, tam da bu noktada karşımıza aşılması gereken bir hakikat olarak çıkar. Bizler doğayı fethettiğimizi sanırken aslında kendi varoluşsal zeminimizi her geçen gün biraz daha aşındırıyoruz.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?
Felsefi bir soruşturma, verili kabullerin üzerinde yükselen konforlu bir inşa süreci değil; aksine, ayağımızın altındaki o güvenli zemini sürekli olarak sarsan ve her türlü kesinliği askıya alan bir devinimdir. Bu cümledeki altı çizili sözle felsefeye dair anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
Yeni kurulan işletmede ilk aylar oldukça sancılı geçse de personelin görev dağılımı netleştikçe ve çalışma prensipleri oturdukça her şey yavaş yavaş rayına oturmaya başladı.
Bu cümledeki altı çizili söz öbeğiyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
Gastronomik diplomasi, bir ülkenin mutfak kültürünü yumuşak güç unsuru olarak kullanarak uluslararası arenada itibar kazanmasını ve kültürel bağlar kurmasını hedefler. Sadece yemek sunumu değil, aynı zamanda o yemeğin arkasındaki tarihsel derinlik ve toplumsal değerlerin aktarımıdır. Bu stratejiyle ülkeler, siyasi gerilimlerin gölgesinde kalan insani bağları güçlendirerek turizm ve ihracat potansiyellerini de dolaylı yoldan artırırlar. Ancak bu sürecin başarısı, mutfağın otantik yapısının korunması ile küresel damak tadına uyarlanması arasındaki hassas dengenin kurulmasına bağlıdır.
Bu parçadan gastronomik diplomasi ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
Eleştirmen, yazarın son romanında kullandığı metaforların metne derinlik katmaktan ziyade, yazarın yetersizliğini gizlemek amacıyla seçildiğini vurgular. Ona göre bu üslup, okuru hakikate ulaştıran bir keşif yolculuğu değil, anlamın üzerine şal örtmekten ibarettir.
Bu parçadaki altı çizili sözle asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
Onarıcı adalet, suçun sadece soyut bir kanun ihlali değil, bireyler ve toplumsal ilişkiler üzerinde yaratılmış somut bir incinme olduğu ilkesine dayanır. Bu yaklaşım, klasik cezalandırıcı adaletin "Hangi yasa çiğnendi?" sorusunun yerine "Kim zarar gördü ve bu zararın onarılması için kime ne sorumluluk düşüyor?" odağını yerleştirir. Süreç; mağdurun ihtiyaçlarının öncelenmesini, failin eyleminin sonuçlarıyla yüzleşerek sorumluluk üstlenmesini ve toplumsal çevrenin iyileşme sürecine katılımını hedefler. Diyalog ve empatiyi temel alan bu yöntem, adaleti bir ceza mekanizmasından ziyade toplumsal barışın tesisi olarak konumlandırır.
Bu parçada onarıcı adalet ile ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
Şehirler sadece beton yığınlarından, caddelerden ve binalardan oluşan fiziksel mekânlar değildir; onlar aynı zamanda bir toplumun kolektif belleğinin ete kemiğe bürünmüş halidir. Bir şehrin tarihi dokusunun korunması, sadece eski binaların ayakta tutulması anlamına gelmez; o şehrin ruhunu, yaşanmışlıklarını ve kültürel kimliğini geleceğe taşıma sorumluluğudur. Modernleşme adı altında geçmişin izlerini silen her müdahale, aslında o toplumun kendi kökleriyle olan bağını zayıflatır. Dolayısıyla şehircilik anlayışı, sadece bugünün ihtiyaçlarını karşılamayı değil, geçmişin mirasını koruyarak bir süreklilik oluşturmayı temel hedef olarak belirlemelidir.
Bu parçanın ana düşüncesi aşağıdakilerden hangisidir?
Kamu bürokrasisinde terimlerin doğru kullanımı, idari işlemlerin şeffaflığı ve hukuki geçerliliği açısından büyük önem taşır. Sözcükler, resmi metinlerde temel anlamlarından sıyrılarak kurumsal bir kimlik veya teknik bir mahiyet kazanabilir. Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'kalem' sözcüğü 'bir dairede yazı işlerinin yürütüldüğü yer veya bu işlerin bütünü' anlamında kullanılmıştır?
Küçük dükkânın her yanını kaplayan is kokusu, içeri girenleri hemen sarmalıyor. Duvarlardaki raflarda irili ufaklı, parlatılmış bakır tencereler, işlemeli tepsiler ışığı yansıtarak göz alıyor. Köşedeki ocakta hafifçe çıtırdayan odun ateşi, ustanın terli alnında kızıl parıltılar oluştururken örsün üzerindeki çekiç darbeleri ritmik bir melodiye dönüşüyor.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisinden yararlanılmıştır?
Kamu denetçiliği kurumunun hazırladığı raporlarda, idarenin eylem ve işlemlerindeki hukuka aykırılıklara doğrudan dokunulması, denetim faaliyetinin etkinliği açısından hayati önem taşır.
Bu cümledeki "dokunmak" sözcüğünün anlamı aşağıdakilerden hangisidir?
(I) Modern edebiyat eleştirisinde "metinlerarasılık" kavramı, her yapıtın kendinden önceki metinlerin birer yeniden inşası olduğu savına dayanır. (II) Yazarlar, farkında olsunlar ya da olmasınlar, geçmişin anlatı geleneklerini ve kültürel kodlarını eserlerine taşırlar. (III) Başka bir deyişle, hiçbir metin mutlak bir boşlukta değil, devasa bir kütüphanenin yankı odasında var olur. (IV) Oysaki yayıncılık sektöründeki kâğıt maliyetlerinin artışı, nitelikli eserlerin okura ulaşma sürecini her geçen gün zorlaştırmaktadır. (V) Bu yüzden, bir yapıtı anlamlandırmak, o yapıtın içinde gizlenen diğer sesleri ve referansları çözümlemeyi gerektiren karmaşık bir süreçtir.
Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
(I) Bilgi teknolojilerindeki hızlı değişim, geleneksel kamu kütüphanelerinin işlevlerini yeniden tanımlamasını zorunlu kılmıştır. (II) Günümüzde kütüphaneler, sadece kitap ödünç verilen mekânlar olmaktan çıkıp dijital veri tabanlarına erişim sağlayan dinamik bilgi merkezlerine dönüşmüştür. (III) Bu dönüşüm sürecinde, kütüphanecilik eğitimi alan personelin teknolojik yetkinliklerinin artırılması kurumsal verimlilik açısından öncelikli bir hedef haline gelmiştir. (IV) Ülkemizde okuma alışkanlıklarının istenen düzeyde olmaması, yayıncılık sektöründeki basılı kitap maliyetlerini ve satış rakamlarını her geçen yıl olumsuz etkilemektedir. (V) Sonuç olarak, fiziksel mekânlar ile sanal platformların eş güdümlü bir şekilde entegrasyonu, modern kütüphanecilik anlayışının temelini oluşturmaktadır.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?