Anlam Bilgisi
956 soru
Kamu hizmetlerinde ve toplumsal projelerde kullanılan cümleler, farklı anlam ilgileriyle (neden-sonuç, amaç-sonuç, koşul-sonuç) kurulabilir. Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde eylemin gerçekleşme gerekçesi (neden-sonuç ilişkisi) belirtilmiştir?
Sağlıklı bir iletişim sürecinin temel taşı, karşı tarafın ne söylediğini sadece duymak değil, onun ne anlatmak istediğini derinlemesine kavramaktır. İş yaşamında karşılaşılan çatışmaların büyük bir çoğunluğu, tarafların birbirini tam anlamıyla dinlememesinden ve peşin hükümlerle hareket etmesinden kaynaklanır. Etkin dinleme becerisine sahip bir birey, söylenenlerin ötesindeki duygusal tonu ve asıl ihtiyacı fark edebilir. Bu durum, sadece yanlış anlaşılmaların önüne geçmekle kalmaz, aynı zamanda çözüm odaklı bir ortamın oluşmasını sağlayarak kurumsal verimliliği artırır. Dolayısıyla dinleme, pasif bir eylem değil; yapıcı bir diyalog inşa etmenin en etkili aracıdır.
Bu parçanın ana düşüncesi aşağıdakilerden hangisidir?
Kamu yönetiminde dijitalleşme stratejisinin tüm birimlerde tam anlamıyla oturması, personelin teknik yetkinliklerini bu süreçle uyumlu hale getirmesiyle mümkün olacaktır.
Bu cümledeki "oturmak" sözcüğünün kazandığı anlam aşağıdakilerden hangisidir?
(I) Günümüzde kamu yönetiminde şeffaflığın artırılması, vatandaşların yönetime olan güvenini pekiştirmek amacıyla stratejik bir öncelik haline gelmiştir. (II) Bilgi edinme hakkı yasasının etkin bir şekilde uygulanmasıyla birlikte, kurumlara yapılan başvuru sayısında geçen yıla oranla 'lik bir artış kaydedilmiştir. (III) Kurumsal web sitelerinden yayımlanan faaliyet raporlarının dili sadeleştirildiğinde, toplumun her kesimi tarafından anlaşılabilen demokratik bir denetim mekanizması oluşacaktır. (IV) Verilerin bu şekilde açık ve anlaşılır sunulması, idarenin hesap verebilirlik ilkesine olan sadakatinin en somut göstergesidir.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin anlam özellikleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Yeni projede karşılaşılan teknik sorunların çözümü için ekibin her üyesinin elini taşın altına koyması gerektiğini savunan proje lideri, bireysel çabanın ötesinde bir sorumluluk beklediğini ifade etti.
Bu cümledeki altı çizili söz öbeğiyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
Sürdürülebilir mimari, günümüzde sadece çevresel bir zorunluluk değil, aynı zamanda estetik ve fonksiyonelliğin harmanlandığı bir disiplin haline gelmiştir. Bu yaklaşım, yapıların tasarım aşamasından yıkımına kadar olan tüm süreçlerde ekolojik dengeleri gözetmeyi hedefler. Enerji verimliliğini artırmak amacıyla doğal ışık kullanımı ve yalıtım teknolojilerine öncelik verilirken; yerel ve geri dönüştürülebilir malzemelerin tercih edilmesi karbon ayak izini minimize eder. Ayrıca, yağmur suyu hasadı ve gri su geri kazanımı gibi sistemlerle su tüketiminde tasarruf sağlanması, bu mimari anlayışın temel taşlarındandır. Böylece hem doğaya verilen zarar azaltılır hem de kullanıcılar için daha sağlıklı yaşam alanları oluşturulur.
Bu parçadan 'sürdürülebilir mimari' ile ilgili aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
Kamu personel rejiminde liyakat ilkelerinin tavizsiz bir şekilde uygulanması, çalışanların kurumsal aidiyet duygusunu ve verimliliğini besleyen en önemli etkendir.
Bu cümlede geçen "beslemek" sözcüğünün cümleye kattığı anlam aşağıdakilerden hangisidir?
Günümüzde dijitalleşmenin sağladığı sınırsız depolama olanakları, her türlü veriyi istifleme tutkusunu da beraberinde getirdi. Ancak her şeyi kaydetme arzusu, ironik bir biçimde gerçek bir toplumsal hafızanın oluşmasını engelliyor. Hatırlamak, aslında bir ayıklama ve önemsiz olanı unutma sürecidir. Bilginin hiyerarşiden yoksun bir şekilde yığılması, zihinsel bir gürültü yaratarak asıl değerli olanın seçilmesini güçleştiriyor. Arşivlerin uçsuz bucaksızlığı içinde kaybolan birey, geçmişle bağ kurmak yerine verilerin içinde boğuluyor. Dolayısıyla gerçek bir kültürel birikim, ne kadar çok veriye sahip olduğumuzla değil, bu verilerin ne kadarını anlamlı bir bütüne dönüştürebildiğimizle ilgilidir.
Bu parçanın ana düşüncesi aşağıdakilerden hangisidir?
Türkçede bazı cümleler, bir eylemin hangi hedefe yönelik olarak yapıldığını bildiren 'amaç-sonuç' ilişkisi üzerine kurulur. Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde eylemin gerçekleştirilme amacı belirtilmiştir?
Bir yapıtın toplumsal farkındalık yaratma misyonunu estetik kaygıların önüne koyarak sanatsal niteliklerinden vazgeçmesi, aslında kendi varlık zeminini ortadan kaldırdığı için asıl hedeflediği toplumsal dönüşümü de imkânsız kılar.
Bu cümlede asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
Gecenin karanlığı, kasabanın dar sokaklarına çökerken eski ahşap evlerin pencerelerinden sızan cılız sarı ışıklar, taş döşeli yollarda uzun gölgeler oluşturuyordu. Hafiften esen rüzgâr, denizden yosun kokusu getiriyor; paslanmış demir kapıların gıcırtısı sessizliği dalga dalga bölüyordu. Köşedeki tarihi çeşmenin yalağından taşan sular, küçük arklar oluşturarak bayır aşağı süzülüyor, nemli duvarlara çarpan su sesi insanın ruhunda hüzünlü bir melodi bırakıyordu.
Bu parçanın anlatımında aşağıdaki anlatım biçimlerinden hangisi ağır basmaktadır?
Sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda enerji verimliliğini sağlamak üzere sanayi tesislerinde karbon emisyonunu düşürecek teknolojik dönüşüm süreci başlatıldı.
Bu cümledeki anlam ilişkisinin benzeri aşağıdakilerin hangisinde vardır?
(I) Muvakkithaneler, Osmanlı toplumunda vaktin tayini için kurulan ve astronomi ilminin pratikle buluştuğu özgün mekânlardır. (II) Genellikle külliye veya cami avlularında yer alan bu küçük yapılar, devrin en hassas zaman ölçüm araçlarıyla donatılırdı. (III) Burada görev yapan muvakkitler, astronomi bilgisinin yanı sıra matematik ve coğrafya alanında da yetkin kimseler arasından seçilirdi. (IV) Osmanlı mimarisinde kubbeli yapılar, hem estetik bir görünüm sunar hem de iç mekândaki akustiği düzenleyerek sesi her yere ulaştırırdı. (V) Teknolojinin gelişmesi ve mekanik saatlerin her eve girmesiyle bu kurumlar, işlevlerini zamanla modern saat kulelerine devretmiştir.
Yukarıdaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
Sıfır atık mutfak anlayışı, gıda israfını en aza indirmeyi ve mutfaktaki kaynakları verimli kullanmayı hedefler. Bu yaklaşımda meyve kabukları kompost yapılarak toprağa geri kazandırılırken, bayatlayan ekmekler farklı tariflerle değerlendirilir. Plastik kullanımının yerini cam kavanozlar ve balmumu kağıtlar alır. Böylece hem doğa korunur hem de hane ekonomisine ciddi bir katkı sağlanır.
Bu parçada "sıfır atık mutfak" anlayışı ile ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
(I) Klasik Türk edebiyatında şairler, geleneğin sunduğu imgeler dünyasından beslenerek özgün bir söyleyiş oluştururlar. (II) Bu gelenekte "mazmun" adlı kalıplaşmış ifadeler, şairin hayal gücünü sınırlayan bir engel değil, aksine derinleşmesini sağlayan bir anahtardır. (III) Başka bir deyişle şair, bu ortak dili kullanarak kendine has bir üslup geliştirdiğinde tezkire yazarlarının övgüsünü kazanır. (IV) Edebiyat tarihlerinde sanatçıların biyografilerine dair bilgiler genellikle kronolojik bir sırayla okura sunulur. (V) Bu yüzden bu şiir anlayışında yenilik, tamamen yeni bir şey söylemekten ziyade bilineni farklı biçimde dile getirmektir.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
Anadolu kilimleri, dilsiz birer mektup gibidir; her bir motifinde dokuyanın sevinci, hüznü ve beklentileri gizlidir. Dokumacı kadınlar, kelimelere dökemedikleri duygularını geometrik şekiller ve canlı renklerle ilmek ilmek işlerler. Bir koçboynuzu motifi bereketi ve gücü temsil ederken, elibeyinde motifi dişiliği ve anneliği simgeler. Bu geleneksel sanat, sadece bir kullanım eşyası üretmek değil, aynı zamanda kültürel belleği kuşaktan kuşağa aktarmaktır.
Bu parçada Anadolu kilimleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
Modern edebiyat eleştirisinde sıkça karşılaşılan temel sorunlardan biri; okurun, metnin kılcal damarlarına sızan o gizli anlamı, yüzeydeki köpüklerde araması ve bu sığ yaklaşımla yetinmesidir.
Bu cümledeki altı çizili söz öbeğiyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
Bir yazar için asıl tehlike, alışılmışın güvenli sularında yüzmek değil; özgün bir üslup geliştirebilmek adına o güvenli limandan ayrılma cesaretini gösterememektir.
Bu cümlede altı çizili sözle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
19. yüzyılın ortalarında Osmanlı cemiyet hayatına giren kıraathaneler, sadece kahve içilen mekânlar olmanın ötesinde, dönemin entelektüel iklimini şekillendiren önemli merkezlerdi. Gazete ve dergilerin topluca okunduğu, güncel meselelerin hararetle tartışıldığı bu mekânlar, okuryazarlık oranının düşük olduğu bir dönemde bilginin sözlü olarak geniş kitlelere yayılmasını sağlıyordu. Dönemin aydınları için bir nevi "serbest kürsü" vazifesi gören bu kurumlar, aynı zamanda kütüphane işlevi de görerek nadir eserlere erişim imkânı sunuyordu. Zamanla siyasi ve sosyal dönüşümlerin merkez üssü haline gelen kıraathaneler, modern kamusal alanın oluşumunda öncü bir rol üstlenmiştir.
Bu parçada "kıraathaneler" ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
Kamu yönetiminde reform çabalarının çoğu kez başarısızlıkla sonuçlanmasının temelinde, uygulayıcıların yeni toplumsal talepleri kendi özgünlüğü içinde değerlendirmek yerine <u>bilginin hazır kalıplarına sığınması</u> yatmaktadır. Bu durum, çözüm arayışlarını verimsiz bir tekrara hapsetmektedir.
Bu cümledeki altı çizili söz öbeğiyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?