Anlam Bilgisi
956 soru
Türkçede bazı cümleler, bir eylemin hangi hedefi gerçekleştirmek üzere yapıldığını (amaç-sonuç) bildirirken; bazıları eylemin hangi gerekçeye dayalı olarak gerçekleştiğini (neden-sonuç) bildirir. Amaç-sonuç cümlelerinde temel yargı henüz gerçekleşmemiş bir gayeye yöneliktir.
Buna göre aşağıdakilerin hangisinde yargı, bir amaca bağlı olarak gerçekleştirilmiştir?
Köyün girişindeki o yaşlı zeytin ağacı, sanki zamanın kendisine meydan okuyor. Gümüş rengi yaprakları rüzgârda ağır ağır sallanırken, çatlamış ve boğum boğum olmuş gövdesi geçmişin ağır yükünü taşıyor gibi. Bir yanda modern tarım araçlarının gürültüsü, diğer yanda bu ulu ağacın derin sessizliği... Modernleşme, verimliliği artırsa da doğanın bu kadim bilgeliğini ve estetiğini bizden alıp götürüyor. Zeytin ağacı, Akdeniz coğrafyasının kalbinde yer alan ve 'ölmez ağaç' olarak adlandırılan bir doğa mucizesidir. Ancak beton yığınları arasında bu mucizeyi fark etmek artık her geçen gün daha da zorlaşıyor.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur?
Günümüz dünyasında bilgiye erişim hızı, maruz kaldığımız veri miktarını devasa boyutlara taşırken zihinsel süreçlerimizi de bu sürate uydurmaya zorlamaktadır. Her gün binlerce kelimeyi tarıyor, ekranlar arasında mekik dokuyor ve 'her şeyden haberdar olma' illüzyonuna kapılıyoruz. Ancak bu hız tutkusu, okuma eyleminin özündeki 'derinleşme' imkânını elimizden almaktadır. Gerçek bir okuma, metnin satır aralarında duraklamayı, yazarla sessiz bir diyaloğa girmeyi ve okunanı içselleştirmeyi gerektirir. Bu noktada 'yavaş okuma' kavramı, sadece nostaljik bir tercih değil; bilginin bilgeliğe dönüşmesi için sergilenen bilinçli bir direniştir. Zira sığ kıyılarda hızla yol alanlar, derin suların barındırdığı hazinelerden her zaman mahrum kalacaktır.
Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
(I) Sanatsal yaratım; öznenin dış dünyadan tevarüs ettiği ham gerçekliği estetik bir süzgeçten geçirerek ona tözsel bir kimlik kazandırmasıyla tecelli eder. (II) Estetik bir nesnenin alımlanma süreci, muhatabın tinsel derinliği ve entelektüel müktesebatıyla doğrudan ilintili olduğundan, her yapıtın her alıcıda aynı tesiri uyandırması beklenemez. (III) Eleştirmen, incelediği metnin bağlamsal katmanlarını ve dilsel örüntülerini bir bütün olarak ele almadığı sürece, eserin poetik değerini tam manasıyla kavrayamaz. (IV) Çağdaş anlatıcıların geleneksel anlatı kalıplarını yıkma yoluna gitmeleri, okuru metnin anlam inşasında aktif bir özne hâline getirme arzularından ileri gelmektedir. (V) Yapay zekâ teknolojilerinin sanatsal üretim sahasındaki etkisinin, yakın gelecekte insan dehasının özgünlüğünü tartışmaya açacağı ve yeni bir ontolojik kriz yaratacağı kanaatindeyim.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerle ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
(I) Bilişsel dil bilimi, dilin sadece bir iletişim aracı değil, insan zihninin dünyayı algılama ve yapılandırma biçimi olduğunu savunur. (II) Bu yaklaşım; dilsel kategorilerin, insanın biyolojik yapısı ve fiziksel deneyimlerinden bağımsız düşünülemeyeceğini vurgular. (III) Geleneksel dil bilgisi öğretiminde dilin kuralları, genellikle bağlamdan kopuk ve statik bir yapı olarak ele alınır. (IV) Kavramsal metaforlar, soyut düşünceleri somut deneyimler aracılığıyla anlamlandırmamızı sağlayarak bu zihinsel sürecin temelini oluşturur. (V) Bu bağlamda bir dilin söz varlığı, o dili konuşanların fiziksel çevreyle kurduğu etkileşimin bir haritası niteliğindedir.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
Geleneksel müzecilik anlayışında müzeler, nesnelerin sergilendiği ve korunduğu statik depolar olarak görülürken modern müzecilikte bu yaklaşım yerini 'katılımcı' bir modele bırakmaktadır. Bu modelde ziyaretçi, artık yalnızca izleyen konumunda değil, müzenin anlam üretim sürecine doğrudan dahil olan aktif bir öznedir. Müze; tarihin kutsal bir tapınağı olmaktan çıkıp dinamik bir sosyal mekâna dönüşerek kurumsal otorite ile halkın öznel deneyimi arasında köprü kurmayı hedefler. Katılımcılar, kişisel anlatılarıyla sergilere derinlik katarak bilginin demokratikleşmesine ve tek bir nesnenin çok perspektifli okunmasına olanak sağlarlar. Dijital öyküleme teknikleri ve ortak küratörlük çalışmaları bu sürecin teknolojik ayağını oluşturur. Bazı uzmanlar bu değişimin akademik titizliği popüler beğeninin gölgesinde bırakabileceğini savunsa da asıl amaç, yerel topluluklarda güçlü bir aidiyet ve sahiplenme duygusu yaratmaktır.
Bu parçada 'katılımcı müzecilik' anlayışı ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yargı, bir nedene bağlı olarak gerçekleşmiştir?
"Yol" sözcüğü aşağıdaki cümlelerin hangisinde "bir yerden bir yere gitmek için aşılan yer, geçit" anlamında (temel anlamıyla) kullanılmıştır?
Kamu hizmetlerinin aksamadan yürütülmesi için hazırlanan yeni projede, tüm çalışanların sadece fikir sunmakla kalmayıp başarının sağlanması adına elini taşın altına koyması istenmektedir.
Bu cümledeki altı çizili söz öbeğinin cümleye kattığı anlam aşağıdakilerden hangisidir?
Dünya genelinde her yıl yaklaşık milyon ton plastik üretilmektedir. Bu miktarın sadece %'u geri dönüştürülebilmekte, %'si ise yakılarak imha edilmektedir. Geriye kalan büyük çoğunluk ise doğaya, özellikle de okyanuslara karışmaktadır. Yapılan araştırmalar, yılına kadar denizlerdeki plastik ağırlığının balıkların toplam ağırlığından fazla olacağını öngörmektedir.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisinden yararlanılmıştır?
Uluslararası ilişkilerde dengelerin hızla değiştiği bu dönemde, atılan stratejik adımların bölgedeki tüm taşları yerinden oynatacağı öngörülmektedir.
Bu cümledeki altı çizili söz öbeğiyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
Türkçede bazı sözcükler, kullanıldıkları bağlama göre temel anlamlarından uzaklaşarak yeni anlamlar kazanabilir. Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde "bakmak" sözcüğü "bir işin sorumluluğunu üstlenmek, o işle ilgilenmek" anlamında kullanılmıştır?
Kamu yönetimi reformlarının başarısı, liyakat ilkesinin tüm kademelerde taviz verilmeden uygulanmasıyla beslenir.
"Beslenmek" sözcüğü, aşağıdakilerin hangisinde bu cümledeki anlamıyla kullanılmıştır?
Sözcükler, içinde bulundukları cümlelerin bağlamına göre temel anlamlarından uzaklaşarak yeni anlamlar kazanabilir. Buna göre 'bırakmak' sözcüğü aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'bir alışkanlıktan veya işten vazgeçmek' anlamında kullanılmıştır?
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde eylemin gerçekleşme amacı belirtilmiştir?
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde eylemin gerçekleştirilme nedeni (gerekçesi) belirtilmiştir?
Bilimsel araştırmaların temelinde yatan en güçlü itici güç, çoğu zaman gelişmiş laboratuvarlar, modern cihazlar veya sağlanan sınırsız maddi bütçeler değildir. İnsanlığı karanlıktan aydınlığa çıkaran asıl unsur, zihnin 'neden?' ve 'nasıl?' sorularını sormaktan bir an bile vazgeçmeyen o bitmek bilmeyen merak duygusudur. Merak, bir bilim insanını uykusuz gecelere, binlerce başarısız deneye ve hatta toplumun yerleşik kanılarına meydan okumaya sevk eden yegâne güçtür. Eğer o çocuksu hayret duygusu ve dünyayı anlama arzusu olmasaydı, bugün hayatımızı kolaylaştıran teknolojik ve tıbbi ilerlemelerin büyük bir kısmı sadece birer hayal olarak kalmaya mahkûm olurdu. Kısacası, bilimin gerçek motoru ve ilerlemenin anahtarı, teknik imkânlardan ziyade insanın içindeki saf öğrenme tutkusu ve keşfetme merakıdır.
Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından hazırlanan raporlarda, idari uyuşmazlıkların çözümünde liyakat esasının gözetilip gözetilmediği hususuna titizlikle bakılır.
Bu cümledeki "bakmak" sözcüğünün kazandığı anlam aşağıdakilerin hangisinde vardır?
Türkçede sözcükler, temel anlamlarından uzaklaşarak cümle içindeki bağlamlarına göre yeni anlamlar kazanabilir. Bu durum, özellikle kamu yönetimi ve hukuk gibi terminolojinin yoğun olduğu alanlarda terimleşmiş ifadelerle de karşımıza çıkabilmektedir.
"Karşılamak" sözcüğü aşağıdaki cümlelerin hangisinde "bir isteği, bir gereksinimi veya bir durumu yerine getirmek, cevap vermek" anlamında kullanılmıştır?
Türkiye’de Cumhuriyet’in ilk yıllarında inşa edilen gar binaları, sadece ulaşım ağının birer parçası değil, aynı zamanda modernleşme idealinin mekânsal temsilcileridir. Bu yapılar, inşa edildikleri şehirlerin çehresini değiştirirken mimari açıdan Birinci Ulusal Mimarlık Akımı’nın izlerini taşır. Genellikle simetrik cephe düzenlemeleri, geniş saçaklar ve yerel süsleme unsurlarıyla şekillenen garlar, dönemin kamu binaları için birer model teşkil etmiştir. İstasyonlar, halkın treni beklerken sosyalleştiği, gazete okuduğu ve dış dünyayla temas kurduğu kültürel birer merkez işlevi de görmüştür. Demiryolu hattının ulaştığı her noktada bu binaların yükselmesi, merkezi otoritenin Anadolu’nun içlerine kadar nüfuz ettiğinin somut bir göstergesidir. Günümüzde bu yapıların bir kısmı işlevini korurken bir kısmı da müze ya da sanat galerisi olarak değerlendirilerek kültürel mirasın korunmasına katkı sağlamaktadır.
Bu parçadan hareketle gar binaları ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?