İdare Hukuku

613 soru

Soru 481Soru

İdare hukukunda idari kolluk faaliyetleri; toplumun huzur, güvenlik, sağlık ve ahlakını korumayı amaçlayan ve kural olarak 'önleyici' nitelik taşıyan faaliyetlerdir. Bu faaliyetlerin odaklandığı 'kamu düzeni' kavramı dört temel öğeden oluşmaktadır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi idari kolluk makamlarının kamu düzeninin 'dirlik ve esenlik' (huzur ve sükun) öğesini sağlamaya yönelik gerçekleştirdiği bir faaliyettir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şehir merkezinde gürültü kirliliğine neden olan bir işletmenin çalışma saatlerinin kısıtlanması

Cevap

Şehir merkezinde gürültü kirliliğine neden olan bir işletmenin çalışma saatlerinin kısıtlanması
Dirlik ve esenlik öğesi, toplumun günlük yaşamını huzur ve sükun içinde devam ettirebilmesini hedefler. Gürültü kirliliğinin önlenmesi, görüntü kirliliğinin engellenmesi veya trafiğin düzenlenmesi gibi faaliyetler bu kapsamda değerlendirilir. Bu nedenle gürültüye neden olan bir işletmeye müdahale edilmesi tam olarak bu öğeyi korumaya yöneliktir.

Adım Adım Çözüm

1
İdari kolluk faaliyetinin amacını belirle.
Amacı kamu düzenini korumaktır.
İdari kolluk, toplumun huzurunu bozabilecek olayları gerçekleşmeden önlemeye çalışır.
2
Kamu düzeninin öğelerini sınıflandır.
Güvenlik, Dirlik ve Esenlik, Genel Sağlık, Genel Ahlak.
Her kolluk faaliyeti bu dört öğeden en az birini korumaya yöneliktir.
3
Dirlik ve esenlik kavramının içeriğini analiz et.
Huzur, sükun, gürültüden uzak olma ve günlük yaşamın normal seyri.
Dirlik ve esenlik, bireylerin toplumsal hayatta rahatsız edilmeden var olmalarını sağlar.
4
Seçeneklerdeki faaliyetleri bu öğeyle eşleştir.
Gürültü kısıtlaması huzuru (dirlik ve esenliği) sağlar.
Gürültü kirliliğinin önlenmesi doğrudan huzur ve sükun ortamı ile ilgilidir.

Anahtar Kavram

Kamu Düzeninin Öğeleri

İpuçları

1
İdari kolluk, kamu düzenini dört ana başlık altında korur: Güvenlik, sağlık, ahlak ve huzur.
2
'Dirlik ve esenlik' terimi, vatandaşların günlük hayatlarını gürültü, kargaşa ve rahatsızlık duyulacak durumlardan uzak geçirmesi demektir.
3
Gürültü kirliliği ile mücadele, doğrudan toplumun huzur ve sükununu (dirlik ve esenliğini) sağlamaya yönelik bir kolluk faaliyetidir.

Daha Fazla Pratik

İdari kolluk ile adli kolluk arasındaki temel farkları (önleyici/bastırıcı) ve makamlarını (Vali/Savcı) tekrar ederek konuyu pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 482Soru

Türk idari teşkilat yapısında idarenin bütünlüğünü sağlamak amacıyla kullanılan hiyerarşi ve idari vesayet denetimleri arasındaki temel farklar dikkate alındığında; bir valinin, emri altındaki bir kaymakam üzerindeki 'hiyerarşi' yetkisi ile il sınırları içindeki bir belediye üzerindeki 'idari vesayet' yetkisi karşılaştırıldığında, aşağıdakilerden hangisi bu iki denetim türü arasındaki farklardan biri olarak gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Valinin her iki denetim türünde de denetlediği işlemin mevzuata ve hukuka uygun olup olmadığını (hukukilik) inceleme yetkisine sahip olması

Cevap

Her iki denetim türünde de (hiyerarşi ve idari vesayet) denetleyen makamın, denetlenen işlemin hukuka uygunluğunu (hukukilik denetimi) inceleme yetkisine sahip olması, bu iki denetim türü arasındaki bir fark değil; her iki denetimin de paylaştığı ortak bir özelliktir.
İdarenin bütünlüğü ilkesini gerçekleştirmek için kullanılan her iki araçta da (hiyerarşi ve idari vesayet) ortak olan temel yetki, üst veya merkezi makamın alt veya yerinden yönetim kuruluşunun işleminin hukuka uygun olup olmadığını denetleyebilmesidir. Bu durum bir fark değil, her iki denetim türünün de asli ve ortak fonksiyonudur.

Adım Adım Çözüm

1
Hiyerarşi ve idari vesayet kavramlarını tüzel kişilik bakımından analiz etme
Hiyerarşi aynı kamu tüzel kişiliği içinde (Devlet bünyesinde), idari vesayet ise farklı kamu tüzel kişilikleri arasında (Merkezi İdare ve Mahalli İdareler) gerçekleşir.
Tüzel kişilik ayrımı, hiyerarşi ve vesayet ayrımının en temel yapısal kriteridir.
2
Denetimin içeriğini (hukukilik ve yerindelik) karşılaştırma
Hiyerarşi hem hukukilik hem yerindelik denetimini kapsar; idari vesayet ise kural olarak sadece hukukilik denetimi ile sınırlıdır. Ancak 'hukukilik denetimi' her ikisi için de geçerlidir.
Hukukilik denetimi, hukuk devleti ilkesi gereği idarenin tüm denetim faaliyetlerinin asgari ve ortak şartıdır.
3
Yetkinin kaynağını (genellik ve kanunilik) değerlendirme
Hiyerarşi teşkilatın doğasından gelen genel bir yetkidir; idari vesayet ise kanunla açıkça yetki verilmiş olmasını gerektiren istisnai bir denetim yoludur.
Anayasa'nın 127. maddesi gereği vesayet yetkisi ancak kanunla ve belirtilen sınırlarda kullanılabilir.

Anahtar Kavram

İdarenin Bütünlüğü: Hiyerarşi ve İdari Vesayet Arasındaki Farklar

İpuçları

1
Hiyerarşi ve idari vesayet arasındaki farkları analiz ederken, her ikisinin de 'idarenin bütünlüğünü' sağlamaya çalışan denetim yolları olduğunu hatırlayın.
2
Bir özelliğin 'fark' olabilmesi için birinde bulunup diğerinde bulunmaması gerekir. Hem hiyerarşik amir hem de vesayet makamı, denetlediği işlemin hukuka uygunluğunu mutlaka inceler mi?
3
Hukuk devleti ilkesi gereği, idarenin her türlü denetim makamı 'hukukilik' (mevzuata ve hukuka uygunluk) incelemesi yapma yetkisine doğal olarak sahiptir.

Daha Fazla Pratik

İdari vesayet makamının yerinden yönetim kuruluşunun işlemini 'onaylamama' yetkisi ile 'değiştirerek onaylama' (düzeltme) yetkisi arasındaki farkı araştırarak ikame yasağını pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 483Soru

İdari teşkilat yapımızda kamu hizmetlerinin tüm ülke düzeyinde yürütülmesini sağlayan merkezi yönetim; 'başkent teşkilatı' ve 'taşra teşkilatı' olmak üzere iki ana kısımdan oluşmaktadır. Taşra teşkilatı, merkezin emir ve talimatlarını yerelde uygulayan, devlet tüzel kişiliği içerisinde yer alan birimlerden meydana gelir. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi merkezi yönetimin 'taşra teşkilatı' içerisinde yer alan birimlerden biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İlçe İdare Kurulu

Cevap

Merkezi yönetimin taşra teşkilatı birimleri arasında yer alan birim İlçe İdare Kurulu'dur.
İlçe İdare Kurulu, merkezi yönetimin (devletin) taşra teşkilatı içinde yer alan ilçe idaresinin üç temel organından biridir. Kaymakam, yazı işleri müdürü, mal müdürü, hükümet tabibi, ilçe milli eğitim müdürü, ilçe tarım ve orman müdürü gibi üyelerden oluşur ve merkeze doğrudan hiyerarşik olarak bağlıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Merkezi yönetimin (merkezden yönetim) yapısını Başkent ve Taşra teşkilatı olarak iki ana gruba ayırın.
Sorulan birimin devlet tüzel kişiliği içinde ve merkeze hiyerarşik olarak bağlı olması gerektiğini saptayın.
Soru, merkezi yönetimin bir parçası olan 'taşra teşkilatı' birimini aramaktadır.
2
Seçeneklerdeki birimlerin idari bağlılığını ve tüzel kişiliklerini kontrol edin.
Belediye, İl Özel İdaresi ve Köy idaresinin ayrı kamu tüzel kişilikleri olduğunu (yerinden yönetim) belirleyin.
Yerinden yönetim birimleri, merkezi yönetimin hiyerarşisinde değil, dışındadır; sadece vesayet denetimine tabidirler.
3
Taşra teşkilatının alt birimlerini (İl, İlçe ve Bölge idaresi) hatırlayın.
İlçe idaresinin organlarının Kaymakam, İlçe İdare Şube Başkanları ve İlçe İdare Kurulu olduğunu onaylayın.
İlçe İdare Kurulu, merkezin yereldeki uzantısı olan ilçe yönetiminin temel karar ve danışma birimidir.

Anahtar Kavram

Merkezi Yönetimin Taşra Teşkilatı Yapısı

İpuçları

1
Cevabı bulmak için birimin 'devlet tüzel kişiliği' içinde mi yoksa ayrı bir 'kamu tüzel kişiliği'ne mi sahip olduğuna bakın.
2
Merkezi yönetimin taşra teşkilatı; İl Genel İdaresi, İlçe İdaresi ve Bölge İdaresi'nden oluşur. Bu birimlerin organlarını düşünün.
3
İl Özel İdaresi ve Belediye gibi seçimle gelen organlara sahip birimler mahalli idaredir; atama ve hiyerarşi ile çalışanlar ise merkezi yönetimdir.

Daha Fazla Pratik

İl Genel İdaresi ile İl Özel İdaresi organlarını bir tablo üzerinde karşılaştırarak 'İl İdare Kurulu' ile 'İl Genel Meclisi' arasındaki farkı pekiştirin.

Alternatif Yöntem

Tablo yöntemi kullanın: Bir kağıdı ikiye bölün. Sol tarafa 'Merkez' (Başkent + Taşra) yazın ve Vali, Kaymakam, İdare Kurulları gibi birimleri ekleyin. Sağ tarafa 'Mahalli İdare' yazın ve Belediye, İl Özel İdaresi, Köy gibi birimleri ekleyin. Bu görsel ayırım karmaşayı önler.
Tahmini Süre:50s
Soru 484Soru

Bir kamu kurumuna ait hizmet aracının, şoförün herhangi bir kural ihlali veya kişisel hatası bulunmaksızın, aracın teknik aksamındaki öngörülemeyen ani bir arıza nedeniyle yoldan çıkarak bir vatandaşın dükkanına maddi zarar vermesi durumunda; idarenin bu zararı tazmin etme yükümlülüğü aşağıdaki ilkelerden hangisine dayanır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kusursuz Sorumluluk

Cevap

İdarenin, şoförün hatası olmasa bile aracın teknik arızası gibi faaliyetin risklerinden doğan zararları tazmin etmesi Kusursuz Sorumluluk ilkesine dayanır.
Kusursuz sorumluluk, idarenin bir hatası veya ihmali (hizmet kusuru) bulunmasa dahi, yürüttüğü faaliyetin tehlikeli niteliği veya riskli araçlar içermesi nedeniyle (Risk İlkesi) doğan zararları gidermesidir. Sorudaki olayda şoförün kusuru olmaması, sorumluluğu ortadan kaldırmaz; aksine idarenin nesnel bir sorumluluk altına girmesine neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Olayda idari personelin (şoför) bir hatasının olup olmadığını analiz et.
Şoförün herhangi bir kural ihlali veya hatası yoktur.
Sorumluluğun 'kusurlu' mu yoksa 'kusursuz' mu olduğunu belirlemek için ilk adım kusur araştırmasıdır.
2
Zararın kaynağını ve idari faaliyetle ilgisini tespit et.
Zarar, hizmet aracının teknik arızasından kaynaklanmıştır ve kamu hizmeti sırasında oluşmuştur.
İdarenin sorumlu tutulabilmesi için zarar ile idari faaliyet arasında illiyet bağı olmalıdır.
3
Hata (kusur) olmamasına rağmen tazminat gerektiren hukuki rejimi belirle.
Kusursuz Sorumluluk (Risk İlkesi).
İdare, kullandığı tehlikeli araçların veya yürüttüğü riskli faaliyetlerin sonuçlarından, kusuru olmasa dahi sorumludur.

Anahtar Kavram

İdarenin Kusursuz Sorumluluğu (Risk İlkesi)

İpuçları

1
Olayda şoförün bir hatası (kusuru) olmadığına dikkat edin.
2
İdarenin bir hatası olmasa bile, hizmette kullanılan araçların yarattığı tehlikeden sorumlu olması hangi ilkedir?
3
Kusur aranmaksızın ortaya çıkan bu sorumluluk türü, özellikle riskli araçlar ve faaliyetler için geçerlidir.

Daha Fazla Pratik

İdarenin kusursuz sorumluluğunun diğer dalı olan 'Kamu Külfetleri Karşısında Eşitlik' (Fedakarlığın Denkleştirilmesi) ilkesini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 485Soru

İdare hukukunda idarenin mali sorumluluğunu ortadan kaldıran veya azaltan nedenler; mücbir sebep, beklenmeyen durum (kaza), mağdurun kusuru ve üçüncü kişinin kusuru olarak dört ana başlıkta incelenmektedir. Bu kapsamda; idarenin yürüttüğü faaliyetin bünyesinden kaynaklanan, dışsal (harici) nitelik taşımayan ancak idare tarafından önceden öngörülmesi ve önlenmesi mümkün bulunmayan "beklenmeyen durumlar"ın hukuki sonuçları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdarenin hizmet kusuruna dayalı sorumluluğunu ortadan kaldırırken, risk ilkesine dayalı kusursuz sorumluluk kapsamında tazminat yükümlülüğünün devam etmesine engel teşkil etmez.

Cevap

Beklenmeyen durumlar, idarenin hizmet kusuruna dayalı sorumluluğunu ortadan kaldırırken, risk ilkesine dayalı kusursuz sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
İdare hukukunda 'beklenmeyen durumlar', idari faaliyetin içinde gerçekleşen (örneğin bir askeri aracın lastiğinin patlaması) ancak idarenin önleyemediği olaylardır. Bu olaylar 'öngörülemez' ve 'önlenemez' olduğu için idarenin bir kusuru (ihmali) yoktur; dolayısıyla hizmet kusuru sorumluluğu kalkar. Ancak olay 'dışsal' (deprem, savaş gibi) olmadığı için idarenin yürüttüğü tehlikeli faaliyet ile ortaya çıkan zarar arasındaki bağ kopmaz. Bu yüzden 'Risk İlkesi' uyarınca idarenin kusursuz sorumluluğu devam eder.

Adım Adım Çözüm

1
Beklenmeyen durum (kaza) kavramını analiz etme
Bu durumun idarenin faaliyetinin içinde gerçekleştiği (içsel/bünyesel) ve önceden kestirilemediği saptanır.
Sorumluluğu kaldıran nedenin niteliğini belirlemek için haricilik (dışsallık) testi yapılır.
2
Hizmet kusuru üzerindeki etkisini değerlendirme
Olay öngörülemez ve önlenemez olduğu için idareye atfedilebilecek bir organizasyon bozukluğu veya ihmal (kusur) kalmaz.
Kusur, öngörülebilir bir aksaklığın giderilmemesi durumunda oluşur.
3
Kusursuz sorumluluk (Risk İlkesi) üzerindeki etkisini değerlendirme
Olay dışsal (mücbir sebep gibi) olmadığı için faaliyet ile zarar arasındaki illiyet bağı kopmaz; idare bu riski üstlenmeye devam eder.
Risk ilkesinde idare, tehlikeli faaliyetinin sonuçlarına kusuru olmasa bile katlanmak zorundadır.

Anahtar Kavram

İdarenin Sorumluluğunu Kaldıran Nedenler (Mücbir Sebep vs. Beklenmeyen Durum)

İpuçları

1
Olayın idarenin faaliyetinin 'içinde' mi yoksa 'dışında' mı gerçekleştiğine dikkat edin.
2
Mücbir sebep (deprem vb.) ile Beklenmeyen durum (fren patlaması vb.) arasındaki en temel fark dışsallıktır.
3
İçsel olaylar illiyet bağını sadece kusur yönünden keser; yani idare 'dikkatliydim' diyebilir ama 'bu benim işim değil' diyemez.

Daha Fazla Pratik

İdarenin kusursuz sorumluluk hallerinden 'Risk İlkesi' ile 'Fedakarlığın Denkleştirilmesi' arasındaki farkları inceleyin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 486Soru

Kamu hizmetlerinin ciddiyeti ve devlet memurluğunun itibarı gereği, 657657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda memurların uyması gereken kurallar ve bu kurallara aykırılık durumunda uygulanacak yaptırımlar kademeli bir sistemle düzenlenmiştir.

Buna göre, 'görev mahallinde genel ahlak ve edep dışı davranışlarda bulunan' bir devlet memuru hakkında, Kanun'un 125125. maddesi uyarınca uygulanması gereken disiplin cezası aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aylıktan kesme

Cevap

Görev mahallinde genel ahlak ve edep dışı davranışlarda bulunmak fiili için öngörülen yaptırım 'Aylıktan kesme' cezasıdır.
Doğru cevap olan ifade, 657657 sayılı Kanun'un 125/C125/C maddesinde açıkça belirtilen yaptırımı yansıtmaktadır. Kanun koyucu, görev mahallinde sergilenen genel ahlak ve edep dışı davranışları memurun mali haklarını etkileyecek bir seviyede (aylıktan kesme) cezalandırmayı uygun görmüştür.

Adım Adım Çözüm

1
Fiilin niteliğini belirle
Disiplin suçu 'görev mahallinde genel ahlak ve edep dışı davranış' olarak tanımlanmıştır.
Yaptırımı belirlemek için öncelikle fiilin 657657 sayılı Kanun'un 125125. maddesindeki hangi bende girdiğini saptamak gerekir.
2
Kanun'un yaptırım cetveliyle eşleştir
Fiil, 125/C125/C bendinde (Aylıktan Kesme) yer alan spesifik bir maddedir.
Aylıktan kesme cezası, memurun brüt aylığından 1/301/30 ile 1/81/8 arasında kesinti yapılmasını ifade eder.
3
Benzer fiillerle karşılaştırarak doğrula
Hizmet dışında itibar sarsıcı davranış 'Kınama' gerektirirken, hizmet içinde genel ahlak dışı davranış 'Aylıktan Kesme' gerektirir.
Öğrencilerin 'Kınama' veya 'Kademe İlerlemesinin Durdurulması' ile karıştırma riskini elemek için bu ayrım kritiktir.

Anahtar Kavram

Disiplin Cezalarının Tasnifi ve Fiil-Yaptırım Uyumu

İpuçları

1
Fiilin 'hizmet içinde mi yoksa dışında mı' gerçekleştiğine ve Kanun'daki hiyerarşideki yerine dikkat ediniz.

Daha Fazla Pratik

Aylıktan kesme cezasının memurun maaşından hangi oranlarda yapılabileceğini ve bu cezanın özlük dosyasından kaç yıl sonra silinebileceğini inceleyiniz.
Tahmini Süre:55s
Soru 487Soru

Türkiye'nin idari teşkilat yapısında 'idarenin bütünlüğü' ilkesini sağlamak amacıyla hiyerarşi ve idari vesayet olmak üzere iki temel denetim yolu öngörülmüştür. Buna göre, aşağıda verilen makamlar arasındaki denetim ilişkisi türü bakımından yapılan eşleştirmelerden hangisi, 'merkezden yönetim' (başkent ve taşra) ve 'yerinden yönetim' (mahalli idare) ayrımı dikkate alındığında diğerlerinden farklı bir hukuki nitelik taşır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vali ile İl Belediye Başkanı arasındaki ilişki

Cevap

Vali ile İl Belediye Başkanı arasındaki ilişki, merkezi idare ile mahalli idare arasındaki bir denetim olduğu için 'idari vesayet' niteliğindedir; diğer seçeneklerdeki ilişkiler ise aynı tüzel kişilik içindeki 'hiyerarşi' denetimidir.
İdarenin bütünlüğü ilkesine göre, tek bir tüzel kişilik (Devlet Tüzel Kişiliği) içindeki amir ve memur arasındaki denetim yetkisine 'hiyerarşi' denir. Ancak merkezi idare (devlet) ile kendisinden ayrı bir kamu tüzel kişiliği olan birimler (belediye, köy, üniversite vb.) arasındaki sınırlı denetim yetkisine 'idari vesayet' denir. Vali ile İl Belediye Başkanı arasındaki ilişki, merkezin yerel yönetim üzerindeki denetimi olduğundan idari vesayettir ve bu yönüyle hiyerarşik olan diğer seçeneklerden ayrılır.

Adım Adım Çözüm

1
Eşleşmelerdeki birimlerin hangi tüzel kişilik içinde yer aldığını belirleyin.
İçişleri Bakanı, Cumhurbaşkanı, Bakanlar, Vali, Kaymakam ve İlçe Müdürleri 'Devlet Tüzel Kişiliği' içinde; Belediye Başkanı ise ayrı bir 'Mahalli İdare Kamu Tüzel Kişiliği' içindedir.
Hukuki ilişkinin türünü belirleyen temel unsur, birimlerin aynı veya farklı tüzel kişiliklere sahip olup olmamasıdır.
2
Aynı tüzel kişilik içindeki ast-üst ilişkisini tanımlayın.
Seçeneklerde yer alan İçişleri Bakanı-Vali, Vali-Kaymakam, Kaymakam-Müdür ve Cumhurbaşkanı-Bakan ilişkileri hiyerarşidir.
Merkezi yönetimin (başkent ve taşra) kendi içindeki bütünlüğü hiyerarşi ile sağlanır.
3
Farklı tüzel kişilikler arasındaki denetim yetkisini belirleyin.
Vali (Merkezi İdare - Taşra) ile Belediye Başkanı (Yerinden Yönetim - Mahalli İdare) arasındaki ilişki idari vesayettir.
Merkezi idarenin yerinden yönetim kuruluşları üzerindeki anayasal denetim yetkisine idari vesayet denir.

Anahtar Kavram

İdari Teşkilatın Bütünlüğü (Hiyerarşi ve İdari Vesayet Ayrımı)

İpuçları

1
Denetlenen birimin 'belediye' veya 'köy' gibi ayrı bir tüzel kişiliği olup olmadığına bakın.
2
Merkezi yönetimin (Ankara ve valilik/kaymakamlık) kendi içindeki alt-üst ilişkisi her zaman hiyerarşidir.
3
Seçeneklerdeki tek mahalli idare birimi Belediye Başkanıdır; merkezin yerel yönetim üzerindeki denetimi ise farklı bir isimle anılır.

Daha Fazla Pratik

İl Genel İdaresi (Merkezi/Taşra) ile İl Özel İdaresi (Mahalli) arasındaki farkları çalışarak bu konudaki kafa karışıklıklarını giderebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 488Soru

657657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na göre; adaylık devresi içinde temel eğitim, hazırlayıcı eğitim ve staj devrelerinin herhangi birinde başarısız olan veya bu süre içerisinde aylıktan kesme cezası alan aday memurlar hakkında aşağıdakilerden hangisi uygulanır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İlişikleri kesilir ve bu kişiler 33 yıl süreyle devlet memurluğuna tekrar alınamazlar.

Cevap

İlişikleri kesilir ve bu kişiler 33 yıl süreyle devlet memurluğuna tekrar alınamazlar.
Doğru yanıt olan seçenek, 657657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 56. ve 57. maddelerine tam uyumludur. Adaylık süresinde başarısız olan veya belirli disiplin cezalarını (aylıktan kesme/kademe ilerlemesinin durdurulması) alanların memuriyetle ilişiği kesilir ve bu kişiler 33 yıl boyunca tekrar memur olamazlar.

Adım Adım Çözüm

1
Aday memurun durumunu tespit et.
Memur adaylık süresi içindedir ve eğitimde başarısızlık veya disiplin cezası (aylıktan kesme) söz konusudur.
657 sayılı Kanun'un 56. maddesi bu durumları ilişik kesme nedeni olarak sayar.
2
Uygulanacak yaptırımı belirle.
İlişiğin kesilmesi (görevden çıkarma benzeri bir sonlandırma) kararı alınır.
Başarısızlık veya disiplin ihlali asalet tasdikine engeldir.
3
Yeniden memuriyete atanma engelini kontrol et.
33 yıl süreyle devlet memurluğuna alınmama yasağı uygulanır.
Kanun'un 57. maddesi, adaylıkta ilişiği kesilenler için 3 yıllık bir bekleme süresi öngörür.

Anahtar Kavram

Aday Memurluk Süreci ve Sona Ermesi

İpuçları

1
Adaylık süresinde yapılan disiplin hataları veya eğitim başarısızlığı, asil memurların disiplin cezalarından daha sert sonuçlar doğurabilir.
2
657 sayılı Kanun'un 57. maddesi, bu durumdaki kişilerin memuriyete dönüşü için belirli bir yıl sınırı koymuştur.
3
Bu yasak süresi, normal bir istifadan daha uzun (3 yıl), ancak memurluktan kesin ihraçtan daha kısadır (ömür boyu değil).

Daha Fazla Pratik

Aday memurluk süresinin alt ve üst sınırlarını (1-2 yıl) ve aday memurlara verilen disiplin cezalarının asalet tasdikine etkisini tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 489Soru

Kamu görevlilerinin disipline aykırı tutum ve davranışları karşılığında öngörülen yaptırımlar, memuriyet hukukunda sınırlı sayıda (numerus clausus) sayılmıştır. 657657 sayılı Kanun'a göre, aşağıdakilerden hangisi bu disiplin cezalarından biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sürgün

Cevap

Sürgün, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda sayılan disiplin cezaları arasında yer almaz.
Doğru cevap olan ifade, kanuni disiplin cezaları arasında yer almaz. Mevzuatımızda disiplin cezaları hiyerarşik bir sıra ile 'Uyarma', 'Kınama', 'Aylıktan Kesme', 'Kademe İlerlemesinin Durdurulması' ve 'Devlet Memurluğundan Çıkarma' olarak beş başlıkta toplanmıştır. Geçmiş dönemlerde veya halk ağzında kullanılan 'sürgün' kavramı, modern memur hukukunda bir disiplin yaptırımı değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Kanunda belirtilen disiplin cezalarını listeleyin.
657657 sayılı Kanun'un 125125. maddesinde disiplin cezaları; Uyarma, Kınama, Aylıktan Kesme, Kademe İlerlemesinin Durdurulması ve Devlet Memurluğundan Çıkarma olarak belirlenmiştir.
Yasal yaptırımların neler olduğunu belirlemek için temel dayanak bu maddedir.
2
Seçenekleri bu yasal liste ile karşılaştırın.
Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması seçenekleri listede yer alırken, 'sürgün' ifadesi bu listede bulunmamaktadır.
Verilenlerin doğruluğunu teyit etmek için karşılaştırma yapılır.

Anahtar Kavram

Disiplin Cezalarının Sınırlı Sayıda Olması İlkesi

İpuçları

1
Disiplin cezaları kanunda beş ana grup halinde ve isimleri net olarak belirtilerek sayılmıştır.
2
Cezalar arasında 'uyarma' en hafifi, 'memurluktan çıkarma' ise en ağırıdır; seçeneklerde yer alan idari işlemlerden biri bu 5'li grupta yoktur.
3
Gündelik hayatta 'ceza gibi tayin' olarak adlandırılan yer değiştirme işlemleri, hukuk sistemimizde bir disiplin cezası başlığı değildir.

Daha Fazla Pratik

Disiplin cezalarının hangi fiiller karşılığında verildiğini (örneğin; özürsüz işe geç gelmenin cezası nedir?) çalışarak konuyu pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 490Soru

Bir kamu kurumunda geçmişte geçici işçi olarak çalışmış ve işten ayrılmış olan bir şahsın, kurumdaki eski bağlantılarını kullanarak boş bir çalışma odasında bir vatandaşa 'çalışma izni' belgesi düzenleyip mühürlemesi durumu söz konusudur. Bu olayda tesis edildiği varsayılan işlemin sakatlık türü ve idari işlemin 'yetki' unsuru yönünden niteliği ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İşlem 'yetki gasbı' ile sakatlanmıştır ve hukuken 'yokluk' yaptırımına tabidir.

Cevap

Söz konusu işlem 'yetki gasbı' ile sakatlanmıştır ve hukuken 'yokluk' yaptırımına tabidir.
İdari işlemin yetki unsuru yönünden geçerli olması için işlemi tesis eden kişinin o makama usulüne uygun olarak atanmış bir kamu görevlisi olması gerekir. Olayda belirtilen şahıs işten ayrılmış eski bir çalışan, yani idareye tamamen yabancı bir sivil konumundadır. Bir sivilin kendisini idari makam sahibi gibi göstererek işlem yapması 'yetki gasbı' (gasıp) teşkil eder. Yetki gasbı o kadar ağır bir hukuka aykırılıktır ki, bu işlem hukuk dünyasında hiçbir sonuç doğurmaz ve 'yokluk' yaptırımı ile karşılaşır.

Adım Adım Çözüm

1
İşlemi tesis eden kişinin hukuki statüsünü belirlemek.
İşlemi yapan şahıs eski bir çalışan olup halihazırda kamu görevlisi sıfatına sahip değildir.
İdari işlemin geçerli olabilmesi için atama ile göreve gelmiş bir kamu görevlisi tarafından tesis edilmesi gerekir.
2
Yetki sakatlığının türünü saptamak.
İdareye tamamen yabancı bir kişinin (sivilin) idare adına işlem yapması 'yetki gasbı' olarak tanımlanır.
Resmi bir sıfatın bulunmaması durumu yetki tecavüzünden (makamlar arası görev aşımı) ayrılır.
3
Uygulanacak hukuki yaptırımı belirlemek.
Yetki gasbı ile sakatlanan işlemler hukuk aleminde hiç doğmamış sayılır, yani 'yokluk' ile maluldür.
Kurucu unsurlardan olan 'yetkili merci' unsuru tamamen eksik olduğundan işlem yok hükmündedir.

Anahtar Kavram

İdari İşlemlerde Yetki Gasbı ve Yokluk

İpuçları

1
İşlemi yapan kişinin kamu görevlisi sıfatı olup olmadığına ve bu durumun yaptırımına odaklanın.

Daha Fazla Pratik

İdari işlemlerin geri alınması ve kaldırılması arasındaki farkları inceleyerek sakat işlemlerin hukuk aleminden nasıl temizlendiğini pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 491Soru

İdare hukukunda idarenin "tehlike (risk) ilkesi" uyarınca kusursuz sorumluluğunun bulunduğu hallerde; illiyet bağının kesilmesi ve idarenin tazminat yükümlülüğünden tamamen kurtulabilmesi için zararın "mücbir sebep"ten kaynaklanması gerekir. Mücbir sebep; öngörülemez, önlenemez ve en önemlisi idarenin faaliyetinin dışında gerçekleşen (dışsal) bir olaydır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi idarenin tehlike ilkesi kapsamındaki faaliyetlerinde sorumluluğunu ortadan kaldıran "dışsallık" kriterine sahip bir mücbir sebep olarak kabul edilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdareye ait yüksek riskli bir tesiste, tüm bakımları yapılmış olmasına rağmen kontrol sisteminde aniden meydana gelen teknik bir kilitlenme

Cevap

İdareye ait yüksek riskli bir tesiste meydana gelen teknik kilitlenme seçeneği doğru cevaptır; çünkü bu durum 'dışsallık' şartını sağlamayan bir 'beklenmeyen hal'dir.
İdare hukukunda sorumluluğu tamamen kaldıran mücbir sebep için olayın 'dışsal' olması gerekir. Tesisin kontrol sistemindeki teknik kilitlenme, idarenin yürüttüğü hizmetin ve kullandığı araçların 'içinde' gerçekleşen bir olaydır. Bu tür olaylara 'beklenmeyen hal' denir. Tehlike (risk) ilkesi gereği, idare işlettiği tehlikeli araçların içsel arızalarından kaynaklanan zararları tazmin etmekle yükümlüdür; bu nedenle teknik kilitlenme idareyi sorumluluktan kurtaran bir mücbir sebep sayılamaz.

Adım Adım Çözüm

1
İdarenin sorumluluğunu kaldıran 'Mücbir Sebep' şartlarını analiz etme
Mücbir sebep; öngörülemez, önlenemez ve dışsal (idarenin faaliyeti dışından gelen) olmalıdır.
İlliyet bağını kesen hallerin başında gelen mücbir sebep, ancak bu üç şartı birlikte taşıdığında idareyi sorumluluktan kurtarır.
2
'Dışsallık' kavramını 'Beklenmeyen Hal' kavramı ile karşılaştırma
Eğer olay hizmetin iç işleyişinden (makine arızası, teknik kusur vb.) kaynaklanıyorsa 'beklenmeyen hal'dir ve dışsal değildir.
Tehlike (risk) ilkesinde idare, kendi araç ve gereçlerinden kaynaklanan riskleri üstlendiği için içsel olaylardan (beklenmeyen hal) sorumlu tutulmaya devam eder.
3
Seçeneklerdeki olayların kaynağını belirleme
Deprem, hortum, yıldırım ve sel doğa kaynaklıdır (dışsal). Teknik kilitlenme ise idarenin kendi tesisindeki sistem kaynaklıdır (içsel).
Hangi olayın mücbir sebep, hangisinin beklenmeyen hal olduğunu belirlemek için zararın 'hizmetin içinden' mi yoksa 'hizmetin dışından' mı geldiğine bakılır.

Anahtar Kavram

İdarenin Sorumluluğunda Mücbir Sebep vs. Beklenmeyen Hal

İpuçları

1
İdarenin sorumluluğunu kaldıran hallerden 'mücbir sebep' ile 'beklenmeyen hal' arasındaki en temel fark, olayın idarenin faaliyetine göre nerede gerçekleştiğidir.
2
Bir olayın mücbir sebep sayılabilmesi için 'dışsallık' kriterini taşıması, yani zararın idarenin kendi tesisinin, personelinin veya aracının dışından gelmesi gerekir.
3
İdarenin kullandığı makinedeki gizli bir arıza veya teknik kilitlenme hizmetin 'içindedir'. Bu durum beklenmeyen haldir ve tehlike ilkesinde idareyi kurtarmaz.

Daha Fazla Pratik

İdarenin kusursuz sorumluluk hallerinden 'Fedakarlığın Denkleştirilmesi' ilkesini inceleyerek, hukuka uygun işlemlerden doğan zararların nasıl karşılandığını öğrenebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Zararı doğuran olayın 'öznellik' veya 'nesnellik' durumuna bakabilirsiniz: Eğer olay idarenin sahip olduğu bir nesneden (makine, bilgisayar sistemi, motor) kaynaklanıyorsa bu genellikle beklenmeyen haldir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 492Soru

Türkiye'nin idari teşkilat yapısında "Vali", hem merkezi yönetimin ildeki en yüksek hiyerarşik amiri sıfatıyla genel idareden sorumlu tutulmuş hem de bir mahalli idare biriminin yürütme organı olarak görevlendirilmiştir.

Buna göre; Vali'nin, yürütme organı sıfatıyla başında bulunduğu mahalli idare birimi ve bu birimin karar organı üzerinde kullandığı denetim yetkisinin hukuki niteliği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İl Özel İdaresi — İdari Vesayet

Cevap

Vali'nin yürütme organı olduğu birim İl Özel İdaresi, kullandığı denetim yetkisi ise İdari Vesayettir.
Vali, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu uyarınca bu birimin yürütme organıdır. Aynı zamanda merkezi yönetimin ildeki temsilcisi olduğu için, İl Özel İdaresi Meclisi (karar organı) tarafından alınan kararlar üzerinde Anayasa'nın 127. maddesi gereği 'İdari Vesayet' yetkisine sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Vali'nin görev yaptığı birimleri sınıflandırın.
Vali; İl Genel İdaresi'nin (Taşra) başı ve İl Özel İdaresi'nin (Mahalli) yürütme organıdır.
Soruda hem merkezin temsilcisi hem de mahalli idarenin yürütme organı olduğu belirtilmiştir.
2
İl Özel İdaresi'nin hukuki statüsünü belirleyin.
İl Özel İdaresi, Anayasa'da sayılan kamu tüzel kişiliğine sahip bir mahalli idare birimidir.
Kendi bütçesi ve karar organı (İl Genel Meclisi) olan ayrı bir tüzel kişiliktir.
3
Merkezi yönetim ile mahalli idareler arasındaki denetim türünü belirleyin.
Farklı tüzel kişilikler arasındaki denetim 'İdari Vesayet'tir.
İdarenin bütünlüğü ilkesi uyarınca, merkezin yerel yönetimleri denetleme yetkisi anayasal olarak idari vesayettir.

Anahtar Kavram

Vali'nin Çift Başlı Rolü ve İdari Vesayet Denetimi

İpuçları

1
Vali'nin aynı anda hem merkezin ajanı hem de bir yerel birimin başı olduğu durumu düşünün.

Daha Fazla Pratik

İl Özel İdaresi organlarının (Meclis, Encümen, Vali) görev dağılımını tekrar gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 493Soru

19821982 Anayasası'nın 127127. maddesinde mahalli idarelerin özerkliği ile merkezi idarenin denetim yetkisi arasındaki denge düzenlenmiştir. Buna göre, mahalli idarelerin seçilmiş organlarının veya bu organların üyelerinin, görevleri ile ilgili bir suç sebebiyle hakkında soruşturma veya kovuşturma açılması durumunda, "geçici bir tedbir" olarak kesin hükme kadar görevden uzaklaştırılmasına yetkili makam aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İçişleri Bakanı

Cevap

İçişleri Bakanı
Doğru cevap olan makam, 19821982 Anayasası'nın 127127. maddesinin son fıkrasında açıkça belirtilmiştir. Bu maddeye göre, mahalli idarelerin seçilmiş organlarının veya üyelerinin görevleriyle ilgili bir suç sebebiyle haklarında soruşturma veya kovuşturma açılması halinde, İçişleri Bakanı geçici bir tedbir olarak kesin hükme kadar bu kişileri görevden uzaklaştırabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Kavram Ayrımı Yapma
Görevden uzaklaştırma 'geçici' bir tedbirdir.
Anayasa, yerinden yönetim kuruluşları üzerindeki merkezi denetimi 'idari vesayet' olarak tanımlar.
2
Anayasal Dayanağı Belirleme
1982 Anayasası m. 127 hükmü incelenir.
Anayasa metni, soruşturma aşamasındaki geçici uzaklaştırma yetkisini açıkça İçişleri Bakanı'na bırakmıştır.
3
Yargısal ve İdari Karar Ayrımı
Kesin kayıp (Yargı) vs. Geçici uzaklaştırma (İdare).
Seçilmiş bir organın sıfatını tamamen kaybetmesi ancak Danıştay (veya yargı) kararıyla olurken, tedbir amaçlı uzaklaştırma İçişleri Bakanı tarafından yapılır.

Anahtar Kavram

İdari Vesayet ve Mahalli İdare Denetimi

İpuçları

1
Bu yetki, merkezi idarenin yerinden yönetim üzerindeki 'idari vesayet' denetimine bir örnektir.
2
Yetki, anayasal düzeyde mahalli idarelerle en ilgili bakanlığa verilmiştir.
3
Unutmayın: Sıfatın 'kesin' kaybı yargısal (Danıştay), 'geçici' uzaklaştırma ise idari (Bakanlık) bir karardır.

Daha Fazla Pratik

İl Özel İdaresi ve Belediye organlarının görevden düşürülmesinde Danıştay'ın rolünü inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 494Soru

İdare hukukunda "idarenin bütünlüğü" ilkesini sağlamak amacıyla hiyerarşi ve idari vesayet olmak üzere iki temel denetim yolu öngörülmüştür.

Buna göre;
I. Bir valinin, aynı ildeki bir kaymakam üzerindeki denetim yetkisi
II. Bir valinin, görev alanındaki bir belediye üzerindeki denetim yetkisi

yukarıda verilen denetim türleri sırasıyla aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hiyerarşi - İdari vesayet

Cevap

Vali ile kaymakam arasındaki ilişki hiyerarşi, vali ile belediye arasındaki ilişki ise idari vesayettir.
Hiyerarşi denetimi, aynı kamu tüzel kişiliği içindeki (örneğin Devlet Tüzel Kişiliği) üst makamın alt makam üzerindeki emir ve talimat verme yetkisidir. Vali ve kaymakam aynı tüzel kişilik içinde olduğundan hiyerarşi geçerlidir. İdari vesayet ise, merkezi idarenin yerinden yönetim kuruluşları (belediye, il özel idaresi, köy) üzerindeki sınırlı denetim yetkisidir. Vali merkezi idareyi, belediye ise yerinden yönetimi temsil ettiği için aralarındaki ilişki idari vesayettir.

Adım Adım Çözüm

1
Tüzel kişilik analizini yap.
Vali ve Kaymakam 'Devlet Tüzel Kişiliği' içindedir. Belediye ise ayrı bir 'Kamu Tüzel Kişiliği'dir.
Hiyerarşi aynı tüzel kişilik içinde, idari vesayet ise farklı tüzel kişilikler arasında gerçekleşir.
2
Birinci öncülü değerlendir.
Vali ve kaymakam arasındaki ast-üst ilişkisi hiyerarşidir.
Her ikisi de merkezi idarenin (devletin) hiyerarşik basamaklarında yer alır.
3
İkinci öncülü değerlendir.
Valinin belediye üzerindeki denetimi idari vesayettir.
Merkezi idarenin mahalli idareler (yerinden yönetim kuruluşları) üzerindeki denetimi Anayasa uyarınca idari vesayettir.

Anahtar Kavram

İdarenin Bütünlüğü: Hiyerarşi ve İdari Vesayet

İpuçları

1
Hiyerarşi 'aile içi' bir denetimdir; aynı çatı altında olanlar arasındadır.
2
Belediyeler, merkezi idareden (valilikten) ayrı birer 'hukuk kişisi' (tüzel kişilik) olarak kabul edilir.
3
Vali ve kaymakam ikisi de devlet memurudur (hiyerarşi); belediye ise yerinden yönetimdir (idari vesayet).

Daha Fazla Pratik

Fakülte dekanı ile rektör arasındaki ilişkiyi veya bakan ile TRT arasındaki ilişkiyi de aynı mantıkla analiz etmeyi deneyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 495Soru

İdarenin kamu yararını gerçekleştirmek amacıyla özel mülkiyette bulunan taşınır veya taşınmaz mallara el atması sürecinde uygulanan yöntemlerle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi, 1982 Anayasası ve ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Büyük enerji ve sulama projeleri kapsamında yapılan kamulaştırmalarda, kamulaştırılan toprağı doğrudan doğruya işleten küçük çiftçiye ödenecek bedel de idarece beş yıllık taksit planına dahil edilebilir.

Cevap

Büyük enerji ve sulama projeleri kapsamında dahi olsa, toprağı doğrudan işleten çiftçiye ödenecek kamulaştırma bedelinin taksite bağlanabileceğini belirten seçenek yanlıştır.
Doğru yanıt olan ifade yanlıştır çünkü 1982 Anayasası'nın 46. maddesine göre; tarım reformu, enerji ve sulama projeleri gibi nedenlerle yapılacak kamulaştırmalarda taksitlendirme yapılabilse de, kamulaştırılan toprağı doğrudan doğruya işleten çiftçinin peşin ödenmesi gereken bedeli asla taksite bağlanamaz. Bu bedelin her durumda nakden ve peşin ödenmesi zorunludur.

Adım Adım Çözüm

1
Kamulaştırma bedeli ödeme esaslarını değerlendir.
Kuralın peşin ödeme olduğu, ancak belirli projeler için 5 yıla kadar taksit yapılabileceği saptandı.
Anayasa m. 46'daki temel kural ve istisnaların belirlenmesi gerekir.
2
Taksitlendirme yasağı kapsamındaki özel durumları hatırla.
Küçük çiftçinin (toprağı doğrudan işleten) bedelinin her halükarda peşin ödenmesi gerektiği sonucuna ulaşıldı.
Sosyal devlet ilkesi gereği küçük üreticinin korunması anayasal bir zorunluluktur.
3
Diğer mal edinme yöntemlerini (istimval, devletleştirme, geçici işgal) teknik özellikleri açısından kontrol et.
Tanımların mevzuata uygun olduğu teyit edildi.
Yanlış olan seçeneğin diğerlerinden ayırt edilmesi için kapsam analizi gereklidir.

Anahtar Kavram

Kamulaştırma Bedelinin Ödeme Usulü ve Çiftçi İstisnası

İpuçları

1
Anayasa'nın 46. maddesindeki ödeme usullerini ve küçük üreticiye yönelik özel korumayı hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Kamulaştırma bedeline ilişkin uyuşmazlıklarda görevli mahkeme ile idari işleme karşı açılan davalarda görevli mahkeme ayrımını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 496Soru

İdare hukukunda "genel idari kolluk" makamları, merkezi idare hiyerarşisi içerisinde yer alan ve tüm ülkede ya da belirli bir mülki sınır içerisinde kamu düzenini sağlamakla yetkili olan makamlardır. Buna karşın yerel ihtiyaçları karşılamak üzere kurulan mahalli idarelerin (belediye, köy gibi) de kendi sınırları içinde yetkili kolluk makamları bulunmaktadır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi merkezi idare teşkilatı içerisinde yer alan "genel idari kolluk" makamlarından biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Belediye Başkanı

Cevap

Belediye Başkanı bir merkezi idare makamı değil, mahalli idare (yerel yönetim) bünyesinde yer alan bir özel idari kolluk makamıdır.
Belediye Başkanı, yerel yönetimlerin (mahalli idarelerin) bir organı olup, merkezi idare hiyerarşisinde yer almaz. Bu nedenle 'genel idari kolluk' makamı değil, 'mahalli (yerel) özel idari kolluk' makamı olarak kabul edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Genel idari kolluk makamlarının belirlenmesi
Genel idari kolluk makamları merkezi idare hiyerarşisindeki makamlardır (Cumhurbaşkanı, İçişleri Bakanı, Vali, Kaymakam).
Bu makamlar devlet tüzel kişiliğini temsil eder ve hiyerarşik bir yapıdadır.
2
Seçeneklerin idari yapıdaki yerinin analizi
Belediye Başkanı, merkezi idareden ayrı bir kamu tüzel kişiliği olan belediyenin organıdır.
Mahalli idareler, merkezi idarenin hiyerarşisi dışında, idari vesayet denetimine tabi olan kuruluşlardır.
3
Kolluk türünün ayırt edilmesi
Belediye Başkanı bir 'mahalli (yerel) idari kolluk' makamıdır.
Sadece belediye sınırları içerisinde, belediye hizmetlerine özgü düzeni sağlamakla yetkilidir.

Anahtar Kavram

İdari Kolluk Makamlarının Sınıflandırılması

İpuçları

1
Genel idari kolluk makamları her zaman merkezi idare (devlet) hiyerarşisi içerisinde yer alır.
2
Seçeneklerdeki makamlardan hangisinin bir 'yerel yönetim' (mahalli idare) temsilcisi olduğunu düşünün.
3
Vali ve Kaymakam merkezin taşra temsilcisidir; ancak Belediye Başkanı halk tarafından seçilen özerk bir birimin başıdır.

Daha Fazla Pratik

İdari kolluk ile adli kolluk arasındaki farkları ve mahalli idari kolluk personeli olan zabıtanın yetki alanlarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 497Soru

Türkiye’nin idari teşkilat yapısında, merkezi idarenin taşra teşkilatını oluşturan birimler ile yerinden yönetim ilkesi çerçevesinde kurulan mahalli idarelerin (yerel yönetimlerin) organları ve görevleri arasındaki ayrım, idarenin bütünlüğü ilkesi bakımından kritik öneme sahiptir.

Buna göre, il düzeyinde faaliyet gösteren aşağıdaki idari kurul veya organlardan hangisi, doğrudan merkezi yönetimin hiyerarşik yapısı içerisindeki İl Genel İdaresi'ne (taşra teşkilatına) ait bir birim olup mahalli idarelerden biri olan İl Özel İdaresi'nin organları arasında yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İl İdare Kurulu

Cevap

İl İdare Kurulu
Doğru yanıt olan İl İdare Kurulu, merkezi yönetimin ildeki taşra teşkilatı olan İl Genel İdaresi'nin danışma ve karar organıdır. Vali başkanlığında; hukuk işleri müdürü, defterdar, milli eğitim müdürü gibi atanmış devlet memurlarından oluşur. Mahalli idarelerin (il özel idaresi, belediye, köy) kamu tüzel kişiliği bünyesinde yer alan bir organ değildir.

İl düzeyindeki ayrımı şu tablo ile özetleyebiliriz:

Özellikİl Genel İdaresi (Taşra)İl Özel İdaresi (Mahalli)
Hukuki StatüDevlet Tüzel KişiliğiKamu Tüzel Kişiliği
Baş/YürütmeValiVali
Danışma/Kararİl İdare Kuruluİl Genel Meclisi
Yürütme/Danışmaİl İdare Şube Başkanlarıİl Encümeni

Adım Adım Çözüm

1
İl düzeyindeki idari yapılanmayı iki ana başlık altında analiz edin.
İl düzeyinde hem merkezi yönetimin uzantısı olan 'İl Genel İdaresi' (Taşra) hem de yerel bir kamu tüzel kişisi olan 'İl Özel İdaresi' (Mahalli İdare) bulunur.
Bu iki yapının organlarını karıştırmamak, idari teşkilat sorularını çözmek için temel şarttır.
2
İl Genel İdaresi (Merkezi/Taşra) organlarını tanımlayın.
Bu birimin organları Vali, İl İdare Şube Başkanları ve İl İdare Kurulu'dur.
Merkezi idareye bağlı oldukları için ayrı bir tüzel kişilikleri yoktur; devlet tüzel kişiliğinin parçasıdırlar.
3
İl Özel İdaresi (Yerinden Yönetim/Mahalli) organlarını tanımlayın.
Bu birimin organları Vali, İl Genel Meclisi ve İl Encümeni'dir.
Bu yapı kamu tüzel kişiliğine sahiptir ve yerel ihtiyaçları karşılamak üzere özerk karar alabilir.
4
İl İdare Kurulu ile İl Encümeni/Meclisi arasındaki farkı tespit edin.
İl İdare Kurulu merkezi idareye (taşra) aittir, diğerleri ise yerel yönetime (mahalli) aittir.
İsim benzerliği ve valinin her iki grupta da başkanlık yapması en yaygın hata kaynağıdır.

Anahtar Kavram

Merkezi Yönetimin Taşra Teşkilatı ve Mahalli İdare Ayrımı

İpuçları

1
İl düzeyinde valinin başkanlık ettiği iki farklı yapı olduğunu hatırlayın: Biri devleti (merkezi), diğeri yerel yönetimi (mahalli) temsil eder.
2
Hangi kurulun üyelerinin seçimle gelmediğine, aksine tamamen atanmış idari şube müdürlerinden (milli eğitim müdürü, sağlık müdürü vb.) oluştuğuna odaklanın.
3
İl İdare Kurulu, merkezi idarenin (taşra) bir parçasıyken; İl Genel Meclisi ve İl Encümeni, İl Özel İdaresi'nin (mahalli) organlarıdır.

Daha Fazla Pratik

İl genel idaresi ile il özel idaresi arasındaki farkları, vesayet ve hiyerarşi kavramları üzerinden tekrar gözden geçirin.

Alternatif Yöntem

Mantık yürütme: Bir kurulda atanmış devlet memurları (Defterdar, Şube Müdürleri) ağırlıktaysa o kurul merkezi idareye (taşra) aittir. Seçilmiş üyeler varsa mahalli idareye aittir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 498Soru

İdare hukuku ilkeleri çerçevesinde, kamu düzenini korumak ve toplumun huzurunu sağlamak amacıyla yürütülen idari kolluk faaliyetleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vali ve kaymakam, bulundukları mülki idare birimlerinde en yüksek genel idari kolluk makamı sıfatına sahiptir.

Cevap

Vali ve kaymakamların kendi görev alanlarında genel idari kolluk makamı olarak kabul edilmesi doğru bir ifadedir.
Türkiye'de genel idari kolluk makamları; Cumhurbaşkanı, İçişleri Bakanı, Vali ve Kaymakam'dır. Valiler il sınırları içinde, kaymakamlar ise ilçe sınırları içinde kamu düzenini sağlamak için gerekli idari kolluk tedbirlerini alma ve kolluk personelini yönetme yetkisine sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Kolluk türlerini ayırt etme
İdari kolluk suç öncesi önleyici, adli kolluk ise suç sonrası bastırıcıdır.
Soruda idari kolluk sorulduğu için faaliyetin niteliği 'önleyici' olmalıdır.
2
Kolluk makamlarını sınıflandırma
Genel idari kolluk (Merkezden yönetim: Cumhurbaşkanı, Bakan, Vali, Kaymakam) ve Mahalli idari kolluk (Yerinden yönetim: Belediye, Köy) ayrımı yapılır.
Mülki amirlerin (Vali, Kaymakam) genel idari kolluk makamı olduğu belirlenir.
3
Kamu düzeni unsurlarını kontrol etme
Güvenlik, Dirlik ve Esenlik, Genel Sağlık ve Genel Ahlak unsurları bir bütündür.
İdari kolluğun müdahale edebileceği alanların sınırlarını belirlemek için gereklidir.

Anahtar Kavram

İdari Kolluk Teşkilatı ve Makamları

İpuçları

1
İdari kolluk, suç işlenmesini 'önleyen' faaliyettir.
2
Genel idari kolluk makamları merkeze bağlı mülki idare amirlerini kapsar.
3
Vali ve kaymakamın kolluk hiyerarşisindeki yerini ve idari-adli ayrımını düşünün.

Daha Fazla Pratik

İdari kolluk ile adli kolluk arasındaki yetki ve denetim farklarını içeren karşılaştırmalı sorular çözebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 499Soru

Türkiye'nin idari teşkilat yapısında mahalli idare birimleri arasında yer alan il özel idaresinin karar organı olan il genel meclisi tarafından alınan kararların kesinleşme süreci ve bu kararlar üzerindeki idari vesayet denetimi ile ilgili 5302 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Meclis tarafından alınan kararların tam metni kesinleşme tarihinden itibaren yedi gün içinde valiye gönderilir ve valiye gönderilmeyen kararlar yürürlüğe girmez; vali tarafından iade edilen kararda meclis üye tam sayısının salt çoğunluğuyla ısrar ederse vali bu karara karşı on gün içinde idari yargı yoluna başvurabilir.

Cevap

Meclis kararlarının yürürlüğe girmesi için valiye gönderilmesi gerektiği, ısrar için üye tam sayısının salt çoğunluğunun şart olduğu ve yargı yoluna 10 gün içinde başvurulabileceği bilgisi doğrudur.
Doğru seçenek, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu'nun 15. maddesinde belirtilen yasal süreleri ve usulü eksiksiz ifade etmektedir. İl genel meclisi kararlarının yürürlüğe girebilmesi için valiye gönderilmesi (7 gün), valinin iade hakkı (7 gün), meclisin ısrar çoğunluğu (üye tam sayısının salt çoğunluğu) ve valinin dava açma süresi (10 gün) bu seçenekte hukuki terminolojiye uygun şekilde verilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Kararların valiye gönderilme zorunluluğunu incele.
5302 sayılı Kanun m. 15 uyarınca kararların tam metni 7 gün içinde valiye gönderilmelidir; aksi halde yürürlüğe girmez.
Bu, merkezi idarenin yerel yönetim üzerindeki idari vesayet denetiminin başlangıç noktasıdır.
2
Valinin iade yetkisini ve süresini kontrol et.
Vali, hukuka aykırı gördüğü kararları 7 gün içinde gerekçeli olarak meclise iade edebilir.
Hukuka uygunluk denetimi için mülki amire tanınan süredir.
3
Israr (direnme) mekanizmasını analiz et.
Meclis, üye tam sayısının salt çoğunluğuyla kararında ısrar ederse karar kesinleşir.
Daha nitelikli bir çoğunluk aranarak yerel özerklik ile hukuka uygunluk dengelenir.
4
Yargısal denetim sürecini doğrula.
Vali, kesinleşen bu karara karşı 10 gün içinde idari yargıya başvurabilir.
Kesinleşen idari işlemin iptali ancak bağımsız yargı organı tarafından yapılabilir.

Anahtar Kavram

İl Özel İdaresinde İdari Vesayet ve Kararların Kesinleşmesi

İpuçları

1
İl özel idaresinde meclis kararları valiye gönderilmeden yürürlüğe girmez; bu, belediye yasasından farklı bir ayrıntıdır.
2
Valinin kararı iade etme süresi ile meclis kararının kendisine gönderilme süresi aynıdır (7 gün).
3
Meclisin iade edilen kararda direnmesi için gereken çoğunluk, anayasa değişikliğindeki salt çoğunluk mantığıyla aynıdır (Üye tam sayısının yarısından bir fazlası).

Daha Fazla Pratik

Belediye Kanunu (5393) ile İl Özel İdaresi Kanunu (5302) arasındaki 'karar özetleri' ve 'karar tam metni' gönderim farkını inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 500Soru

657657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na göre; memura, görevinde ve davranışlarında daha dikkatli olması gerektiğinin yazı ile bildirilmesi aşağıdaki disiplin cezalarından hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uyarma

Cevap

Memura görevinde ve davranışlarında daha dikkatli olması gerektiğinin yazı ile bildirilmesi 'Uyarma' cezasıdır.
Uyarma cezası, 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinde memura, görevinde ve davranışlarında daha dikkatli olması gerektiğinin yazı ile bildirilmesi olarak tanımlanmıştır. Bu ceza, memuriyet disiplin hiyerarşisindeki en hafif cezadır.

Adım Adım Çözüm

1
Yasal dayanağın belirlenmesi
657657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125125. maddesi incelenir.
Devlet memurlarına verilecek disiplin cezaları ve tanımları bu maddede açıkça düzenlenmiştir.
2
Tanımın analiz edilmesi
'Daha dikkatli olması gerektiğinin yazı ile bildirilmesi' ifadesi tespit edilir.
Her disiplin cezasının kanunda kendine özgü bir tanımı ve ağırlık derecesi vardır.
3
Cezanın eşleştirilmesi
Bu tanım 'Uyarma' cezasına karşılık gelmektedir.
Kınama 'kusurlu sayılma', Uyarma ise 'dikkatli olma' vurgusuyla birbirinden ayrılır.

Anahtar Kavram

Disiplin Cezalarının Tanımları
Tahmini Süre:45s
ÖncekiSayfa 25 / 31Sonraki
İdare Hukuku — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 25 | Examkin