İdarenin Sorumluluğu

74 soru

Soru 41Soru →

İdarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetinin geç işlemesi, kötü işlemesi veya hiç işlememesi sonucunda kişilerin uğradığı zararların idarece tazmin edilmesi, idare hukukunda aşağıdaki kavramlardan hangisi ile ifade edilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hizmet kusuru

Cevap

Hizmet kusuru
Hizmet kusuru; kamu hizmetinin yürütülmesindeki aksaklıkları ifade eden nesnel bir kavramdır. Hizmetin kötü işlemesi (örneğin bir ambulansın içindeki tıbbi cihazların bozuk olması), geç işlemesi (itfaiyenin makul sürede gelmemesi) veya hiç işlememesi (çöplerin günlerce toplanmaması) durumlarında idarenin tazminat ödeme yükümlülüğü doğar.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki aksaklığı tanımla.
Hizmetin geç, kötü veya hiç işlememesi durumunun bir 'aksaklık' olduğu tespit edildi.
İdarenin sorumluluğunun doğması için öncelikle hizmetin sunumunda bir sorun olmalıdır.
2
Hukuki kavramla eşleştir.
Bu tür aksaklıkların idare hukukundaki karşılığının 'hizmet kusuru' olduğu belirlendi.
Hizmet kusuru, idarenin mali sorumluluğunun en yaygın ve temel sebebidir.
3
Sonucu onayla.
Vatandaşın zararının tazmin edilmesi bu ilkeye dayanır.
Anayasa'nın 125. maddesi gereği idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.

Anahtar Kavram

Hizmet Kusuru

İpuçları

1
Kamu hizmetinin işleyişindeki aksaklıklara odaklanın.
2
Bir hizmetin 'kötü, geç veya hiç' işlememesi durumunun genel adını hatırlayın.
3
İdarenin asli sorumluluk kaynağı olan 'kusur' türünü düşünün.

Daha Fazla Pratik

Kusursuz sorumluluk hallerini (tehlike ilkesi, fedakarlığın denkleştirilmesi) inceleyerek farkı pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 42Soru →

İdare hukukunda; idarenin, bir kamu görevlisinin hizmetten ayrılabilen kişisel kusuru nedeniyle üçüncü kişilere ödemek zorunda kaldığı tazminatı, kusuru oranında ilgili görevliden geri talep etmesi işlemine ne ad verilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rücu

Cevap

İdarenin kamu görevlisine yönelik mali geri dönüş talebine 'rücu' denir.
İdare hukukunda rücu, idarenin bir zararı tazmin ettikten sonra, bu zararın doğmasına sebebiyet veren kendi personeline (kamu görevlisine) yönelerek ödenen bedeli ondan tahsil etmesi işlemidir. Bu kavram doğrudan idarenin mali sorumluluğu kapsamındaki personelin kişisel sorumluluğunu düzenler.

Adım Adım Çözüm

1
Zarar ve tazminat ilişkisini belirle.
İdare, kamu hizmeti sırasında doğan zararı mağdura öder.
Anayasa'nın 129. maddesi gereği, memurların yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları ancak idare aleyhine açılabilir.
2
Kamu görevlisinin kusur durumunu incele.
Zararın oluşmasında görevlinin kişisel/hizmet kusuru olduğu tespit edilir.
Tazminatın görevliye yansıtılabilmesi için görevlinin kusurlu olması şarttır.
3
Hukuki geri dönüş mekanizmasını tanımla.
İdare, ödediği tutarı görevliye 'rücu' eder.
İdarenin mali varlığını korumak ve personelin sorumluluk bilincini sağlamak için bu mekanizma kullanılır.

Anahtar Kavram

İdarenin Rücu Hakkı

İpuçları

1
Bu kavram, ödenen bir paranın asıl sorumlusundan geri istenmesini ifade eder.
2
Anayasa'ya göre memurun kusurundan doğan tazminat davası idareye açılır, idare ise bu tutarı memura yansıtır.
3
Kelime anlamı 'geri dönme' veya 'geri isteme' olan hukuki terimi düşünün.

Daha Fazla Pratik

İdarenin mali sorumluluğunda kusursuz sorumluluk ilkelerini (risk ilkesi, sosyal risk) inceleyerek bilgilerinizi pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:35s
Soru 43Soru →

İdare hukukunda idarenin mali sorumluluğu, kamu hizmetlerinin yürütülmesi sırasında bireylerin uğradığı zararların idarece karşılanmasını ifade eder. Bu sorumluluk rejimine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdare, hizmetin işleyişinde bir kusur bulunmasa dahi, kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi gereği bir vatandaşın uğradığı ağır ve özel zararı tazmin etmekle yükümlüdür.

Cevap

İdarenin, hizmetin işleyişinde bir kusur bulunmasa dahi kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi gereği bir vatandaşın uğradığı ağır ve özel zararı tazmin etmekle yükümlü olması doğrudur.
Doğru ifade olan seçenek, idarenin 'Kusursuz Sorumluluk' hallerinden biri olan 'Fedakarlığın Denkleştirilmesi' ilkesini yansıtmaktadır. Bu ilkeye göre; idarenin eylemi hukuka uygun olsa ve hiçbir hizmet kusuru bulunmasa bile, toplumun tamamının yararı için yürütülen bir faaliyet sonucunda bir birey diğerlerine göre daha ağır, özel ve olağan dışı bir zarara uğramışsa, bu zarar 'kamu külfetleri karşısında eşitlik' gereği idarece karşılanmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
İdarenin sorumluluk türlerini analiz etme
İdarenin 'Hizmet Kusuru' (kusurlu) ve 'Kusursuz Sorumluluk' olmak üzere iki temel sorumluluk rejimi olduğu belirlenir.
Sorumluluğun kaynağını anlamak için kusur şartının aranıp aranmadığını ayırmak gerekir.
2
Kusursuz sorumluluk ilkelerini değerlendirme
Hukuka uygun bir faaliyetten doğan özel zararların 'Fedakarlığın Denkleştirilmesi' (Kamu külfetleri karşısında eşitlik) ilkesi kapsamında olduğu görülür.
İdarenin her zaman hukuka aykırılık veya hata sonucu değil, bazen sadece riskli bir faaliyet veya toplumsal denge gereği sorumlu olabileceği anlaşılır.

Anahtar Kavram

Fedakarlığın Denkleştirilmesi (Kamu Külfetleri Karşısında Eşitlik)

İpuçları

1
İdarenin sorumluluğu için her zaman bir 'hata' veya 'hukuka aykırılık' gerekip gerekmediğini düşünün.

Daha Fazla Pratik

İdarenin sorumluluğunu tamamen ortadan kaldıran haller (mücbir sebep) ile sorumluluğu azaltan halleri (zarar görenin kusuru) karşılaştırın.
Tahmini Süre:1m 5s
Soru 44Soru →

İdare hukukunda; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu bir kamu hizmetinin kurulmasında, düzenlenmesinde veya işleyişindeki bir eksiklik, bozukluk ya da gecikme nedeniyle kişilerin zarara uğraması durumu aşağıdakilerden hangisi ile ifade edilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hizmet kusuru

Cevap

İdarenin kamu hizmetini yerine getirirken yaptığı hataları kapsayan 'Hizmet kusuru' kavramıdır.
İdarenin yürüttüğü kamu hizmetinin kurulmasında veya işleyişinde görülen aksaklıklar (kötü işleme, geç işleme veya hiç işlememe), hukukta 'hizmet kusuru' olarak adlandırılır. Bu, idarenin en genel sorumluluk halidir.

Adım Adım Çözüm

1
İdarenin bir kamu hizmetini (itfaiye, sağlık, yol yapımı vb.) yürütme şeklini analiz edin.
Hizmetin eksik, bozuk veya geç işlediği bir durum tespit edilir.
Sorumluluğun kaynağını belirlemek için hizmetin nasıl yürütüldüğünü anlamak gerekir.
2
Tespit edilen bu olumsuzluğun idareye atfedilip atfedilemeyeceğini değerlendirin.
Hizmetin hiç işlememesi, geç işlemesi veya kötü işlemesi idarenin organizasyonel hatası olarak kabul edilir.
İdarenin tazminat ödemesi için bu hatanın (kusurun) varlığı temel şarttır.
3
Bu durumu tanımlayan hukuki terimi seçin.
Hizmet kusuru kavramına ulaşılır.
Hizmet kusuru, idare hukukunda idarenin kusura dayalı sorumluluğunun genel adıdır.

Anahtar Kavram

İdarenin Hizmet Kusuru

İpuçları

1
İdarenin bir hizmeti yaparken 'hata' yapması durumunu düşünün.
2
Bu kavram; hizmetin hiç işlememesi, geç işlemesi veya kötü işlemesi durumlarını kapsar.
3
İdarenin sorumluluğunun en temel ve genel hali olan, 'kusur' esasına dayanan terimi arıyoruz.

Daha Fazla Pratik

Hizmet kusurunun şahsi kusurdan ayrıldığı noktaları ve idarenin kamu görevlisine rücu mekanizmasını inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Danıştay'ın hizmet kusuru için belirlediği 'Kötü İşleme', 'Geç İşleme' ve 'Hiç İşlememe' üçlemesini hatırlayarak doğru şıkka gidebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 45Soru →

İdare hukukunda idarenin sorumluluğu genel olarak "hizmet kusuru" ve "kusursuz sorumluluk" esaslarına dayanır. Kusursuz sorumluluk hallerinde tazminat ödenmesi için kural olarak idari eylem ile ortaya çıkan zarar arasında bir "illiyet bağı" (nedensellik ilişkisi) bulunması şarttır. Ancak Danıştay içtihatları ve hukuk öğretisi, bu genel kuralın istisnasını oluşturan ve illiyet bağının zayıfladığı hatta aranmadığı özel bir sorumluluk hali öngörmüştür.

Buna göre, idarenin eylemi ile zarar arasında doğrudan bir nedensellik ilişkisi kurulamayan terör olayları gibi toplumsal nitelikli zararların tazmininde uygulanan ilke aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sosyal risk ilkesi

Cevap

İdarenin toplumsal olaylar ve terör eylemlerinden doğan zararları, illiyet bağı aranmaksızın tazmin ettiği ilke 'Sosyal Risk İlkesi'dir.
Sosyal risk ilkesi, idarenin herhangi bir kusuru veya doğrudan eylemi bulunmasa dahi, terör gibi toplumsal olayların yarattığı zararları 'kolektif sorumluluk' ve 'toplumsal dayanışma' esaslarına göre tazmin etmesidir. Bu ilke, idare hukuku sorumluluk rejimindeki 'eylem ile zarar arasında doğrudan illiyet bağı bulunması' kuralının en önemli istisnasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Kusursuz sorumluluk türlerini analiz et.
Tehlike ilkesi, fedakarlığın denkleştirilmesi ve sosyal risk ilkesi olarak üç ana başlık belirlenir.
Soru, illiyet bağının istisnası olan özel bir kusursuz sorumluluk halini sormaktadır.
2
İlliyet bağı (nedensellik) kuralının kapsamını hatırla.
Normalde idarenin bir zararı ödemesi için o zararı kendi eylemiyle (hukuka uygun veya aykırı) meydana getirmiş olması gerekir.
Sorumluluk hukukunun temel şartı olan illiyet bağı, sosyal risk ilkesinde esnetilmektedir.
3
Sosyal risk ilkesinin tanımını değerlendir.
Terör gibi olaylarda fail idare değil üçüncü kişilerdir; ancak idare 'toplumsal dayanışma' gereği bu zararı üstlenir.
Bu ilke, idarenin doğrudan bir eylemi olmasa da devletin varlık sebebi olan güvenliği sağlama yükümlülüğünün kolektif bir yansımasıdır.

Anahtar Kavram

Sosyal Risk İlkesi (Kolektif Sorumluluk)

İpuçları

1
İdarenin hiçbir eylemi veya hatası olmasa bile, toplumun huzurunu bozan olaylarda zararı karşılaması hangi kavramla açıklanabilir?
2
Bu ilke özellikle terör olayları sonucunda oluşan zararların tazmininde, devletin bir nevi 'sigortacı' gibi davranmasını sağlar.
3
İlliyet bağının aranmadığı bu ilke, bireylerin uğradığı zararın tüm topluma (devlete) paylaştırılması esasına dayanır; isminde 'toplum' vurgusu vardır.

Daha Fazla Pratik

İdarenin sorumluluğunu kaldıran 'Mücbir Sebep' ve 'Beklenmeyen Hal' ayrımını inceleyerek kusursuz sorumluluk üzerindeki etkilerini karşılaştırın.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 46Soru →

Devlet Demir Yollarına ait bir yolcu treninin seyri esnasında, trenin motor kısmında meydana gelen ve yapılan teknik incelemede imalat hatasından kaynaklandığı anlaşılan ani bir patlama sonucu yolcular yaralanmıştır. İdare; tüm bakım ve kontrollerin zamanında yapıldığını, olayın kendi denetimi dışındaki bir üretim hatasından kaynaklandığını ve bu nedenle herhangi bir kusurunun bulunmadığını belirterek sorumluluktan kurtulmaya çalışmaktadır.

İdare hukukundaki sorumluluk ilkeleri çerçevesinde, söz konusu olay ve idarenin savunması ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Olayın 'dışsallık' özelliği bulunmadığı için bu bir 'beklenmeyen hal'dir ve idarenin kusursuz sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Cevap

Olayın 'dışsallık' özelliği bulunmadığı için bu bir 'beklenmeyen hal'dir ve idarenin kusursuz sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
İdare hukukunda idarenin sorumluluğunu tamamen kaldıran 'mücbir sebep' için olayın idarenin dışından kaynaklanması (dışsallık), öngörülemez ve önlenemez olması gerekir. Trenin motorundaki imalat hatası gibi durumlar ise 'beklenmeyen hal' olarak kabul edilir; çünkü bu olaylar hizmetin yürütüldüğü araçların iç yapısından kaynaklanır. Beklenmeyen haller, idarenin 'hizmet kusuru' sorumluluğunu kaldırabilse de, 'risk ilkesi'ne dayalı kusursuz sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Bu nedenle idare, imalat hatası olsa dahi yolcuların zararını tazmin etmekle yükümlüdür.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın idarenin yürüttüğü hizmetin bir parçası olup olmadığını tespit etme.
Motor arızası/patlaması, kamu hizmetinde kullanılan aracın iç yapısıyla ilgilidir.
Sorumluluğu kaldıran hallerin (mücbir sebep vs. beklenmeyen hal) ayrımı için bu tespit kritiktir.
2
'Dışsallık' kriterini değerlendirme.
Olay idarenin faaliyet alanı içinde gerçekleştiği için 'dışsal' değildir.
Mücbir sebep için 'dışsallık' şarttır; içsel olaylar 'beklenmeyen hal' olarak sınıflandırılır.
3
Sorumluluğun türünü ve devamlılığını belirleme.
Beklenmeyen haller, idarenin tehlike (risk) ilkesine dayalı kusursuz sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
İdare, hizmetin işleyişinden kaynaklanan riskleri (imalat hatası dahi olsa) üstlenmek zorundadır.

Anahtar Kavram

İdarenin Kusursuz Sorumluluğu ve Sorumluluğu Kaldıran Haller (Mücbir Sebep vs. Beklenmeyen Hal)

İpuçları

1
Bir olayın 'mücbir sebep' sayılabilmesi için idarenin tamamen dışında (dışsal) gerçekleşmesi gerektiğini unutmayın.

Daha Fazla Pratik

Mücbir sebep ile beklenmeyen hal arasındaki farkları bir tablo üzerinden tekrar ederek idarenin risk ilkesini pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 47Soru →

İdare hukukunda idarenin sorumluluğu; idarenin bir eylemi, işlemi veya ihmali sonucunda kişilerin uğradığı zararların tazmin edilmesini ifade eder. İdare, genellikle bir 'hizmet kusuru' (geç işleme, kötü işleme veya hiç işlememe) nedeniyle sorumlu tutulsa da, bazı durumlarda kusuru olmasa dahi 'kusursuz sorumluluk' esaslarına göre tazminat ödemekle yükümlüdür.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi idarenin hukuka uygun bir faaliyeti sonucu belirli bir kişinin uğradığı özel zararın, toplumsal dengenin sağlanması amacıyla tazmin edilmesini öngören 'kamu külfetleri karşısında eşitlik (fedakarlığın denkleştirilmesi)' ilkesine uygun bir örnektir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdarenin orman yangınlarını durdurmak amacıyla, yangın sınırına komşu olan bir vatandaşın tapulu arazisinden hukuka uygun şekilde yangın emniyet şeridi geçirmesi ve bu esnada vatandaşın meyve ağaçlarının kesilmesi

Cevap

İdarenin orman yangınını önlemek için hukuka uygun bir şekilde vatandaşın ağaçlarını kesmesi, kamu külfetleri karşısında eşitlik (fedakarlığın denkleştirilmesi) ilkesi gereği tazmin edilir.
Doğru seçenek olan durumda; idare orman yangınını önlemek gibi kamu yararı güden ve hukuka uygun bir faaliyet yürütmektedir. Ancak bu faaliyet sonucunda bir vatandaşın mülkiyet hakkı, diğer vatandaşlara göre daha fazla kısıtlanmış ve özel bir zarara uğramıştır. İdare hukukunda, idarenin kusuru olmasa bile hukuka uygun eylemlerinden kaynaklanan bu tür 'özel ve ağır' zararların kamu külfetleri karşısında eşitlik (fedakarlığın denkleştirilmesi) ilkesi uyarınca tazmin edilmesi zorunludur. Bu tazminat talebi 'tam yargı davası' ile ileri sürülür.

Adım Adım Çözüm

1
İdari faaliyetin niteliğini belirle
Yangın emniyet şeridi açılması, kamu yararı amacıyla yapılan hukuka uygun (meşru) bir idari eylemdir.
Hizmet kusuru olabilmesi için idarenin hukuka aykırı bir ihmali veya hatası olması gerekir; oysa burada işlem tamamen hukukidir.
2
Zararın niteliğini analiz et
Tüm toplum için yapılan bir faaliyetten dolayı sadece bir vatandaşın meyve bahçesi zarar görmüş, yani 'özel ve olağan dışı' bir zarar oluşmuştur.
Genel ve toplumsal zararlar tazmin edilmezken, belirli bir kişiye yüklenen ağır külfetlerin denkleştirilmesi gerekir.
3
Sorumluluk ilkesini tespit et
İdarenin kusuru olmasa da hukuka uygun eyleminden doğan bu özel zarar 'Fedakarlığın Denkleştirilmesi' ilkesine göre giderilir.
Kusursuz sorumluluk hallerinden olan bu ilke, kamu külfetlerinin tüm toplum tarafından eşit paylaşılması gerektiğini savunur.

Anahtar Kavram

İdarenin Kusursuz Sorumluluğu: Fedakarlığın Denkleştirilmesi

İpuçları

1
İdarenin sorumluluğu için her zaman bir 'hata' veya 'hukuka aykırılık' gerekip gerekmediğini düşünün.

Daha Fazla Pratik

İdarenin sorumluluğunu kaldıran nedenler (mücbir sebep, beklenmeyen hal, zarar görenin kusuru) konusuna göz atabilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 48Soru →

İdarenin işlettiği bir yanıcı madde deposunda, mevzuatta öngörülen tüm yangın önleme ve soğutma sistemleri faal olmasına ve periyodik denetimlerin eksiksiz yapılmasına karşın; depolanan maddelerin kendi arasındaki kimyasal etkileşimi sonucu öngörülemeyen teknik bir reaksiyonla patlama meydana gelmiş ve çevre binalarda maddi hasar oluşmuştur. Yapılan incelemede, patlamaya yol açan herhangi bir dışsal etken (yıldırım düşmesi, deprem, sabotaj vb.) saptanmamıştır.

Buna göre, meydana gelen zararın tazmini konusunda idarenin sorumluluğu ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Olay 'beklenmeyen hal' niteliğindedir; bu durum idarenin kusurunu ortadan kaldırsa da 'risk ilkesi' uyarınca idarenin kusursuz sorumluluğu devam eder.

Cevap

Meydana gelen olay 'beklenmeyen hal' niteliğindedir; bu durum idarenin kusurunu ortadan kaldırsa da 'risk ilkesi' uyarınca idarenin kusursuz sorumluluğu devam eder.
Doğru yanıt, olayın 'beklenmeyen hal' olduğunu ve risk ilkesi uyarınca sorumluluğun devam ettiğini belirten ifadedir. İdare hukukunda, idarenin yürüttüğü faaliyetin içinden kaynaklanan, öngörülemeyen ve önlenemeyen teknik olaylar 'beklenmeyen hal' olarak adlandırılır. Beklenmeyen haller, idarenin 'hizmet kusurunu' ortadan kaldırsa da, özellikle tehlikeli faaliyetler (patlayıcı madde deposu, yüksek gerilim hattı vb.) söz konusu olduğunda 'risk ilkesi'ne dayalı 'kusursuz sorumluluğu' ortadan kaldırmaz. Bu nedenle idare, kusuru olmasa dahi zararı tazmin etmekle yükümlüdür.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın kaynağının (içsel/dışsal) analiz edilmesi
Olay idarenin faaliyetinin içinden (kimyasal reaksiyon) kaynaklanmaktadır; dışsal bir etken yoktur.
Mücbir sebep ile beklenmeyen hal arasındaki temel fark, olayın dışsallığıdır.
2
Hukuki nitelendirmenin yapılması
Olay 'beklenmeyen hal' (fortuitous event) olarak tanımlanır.
Öngörülemeyen ve önlenemeyen ancak faaliyetin içinde gerçekleşen olaylar bu kapsama girer.
3
Sorumluluk ilkesinin belirlenmesi
Yanıcı madde deposu işletmek 'tehlikeli faaliyet' olduğundan 'Risk İlkesi' uygulanır.
Tehlikeli faaliyetlerde idare, kusuru olmasa bile oluşan zararlardan sorumludur.
4
Beklenmeyen halin sorumluluğa etkisinin değerlendirilmesi
Beklenmeyen hal kusuru ortadan kaldırır ancak kusursuz sorumluluğu (risk ilkesini) ortadan kaldırmaz.
Mücbir sebep her türlü sorumluluğu kaldırırken, beklenmeyen hal sadece kusura dayalı sorumluluğu kaldırır.

Anahtar Kavram

İdarenin Kusursuz Sorumluluğu (Risk İlkesi) ve Beklenmeyen Hal

İpuçları

1
Olayın idarenin faaliyetinin içinden mi yoksa dışından mı kaynaklandığına dikkat edin.
2
Dışsal olmayan (içsel) öngörülemez olaylar 'beklenmeyen hal' olarak tanımlanır ve mücbir sebep gibi sorumluluğu tamamen bitirmeyebilir.
3
Tehlikeli bir işletmede meydana gelen teknik arızalar 'risk ilkesi' kapsamında değerlendirilir; bu durumda idare kusursuz olsa bile sorumlu tutulur.

Daha Fazla Pratik

Mücbir sebep ile beklenmeyen halin idarenin sorumluluğu üzerindeki farklarını içeren bir tabloyu inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 49Soru →

İdare hukukunda, idarenin bir zarardan sorumlu tutulabilmesi için zararın idari eylem veya işlemden kaynaklanması, yani aralarında bir "illiyet bağı" bulunması gerekir. Ancak bazı durumlarda mağdurun veya üçüncü bir kişinin kusuru, bu bağı tamamen kesebileceği gibi kısmen de etkileyebilir.

Aydınlatma sistemleri bozuk olan ve bekçisi bulunmayan bir kamu parkında, bir vatandaşın gece vakti üçüncü bir şahıs tarafından darp edilmesi olayında idarenin sorumluluğu ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aydınlatma ve güvenlik eksikliği bir 'hizmet kusuru' teşkil eder; ancak üçüncü kişinin kusuru da bulunduğu için idare, sadece kendi kusuru oranında tazminat öder.

Cevap

İdarenin aydınlatma ve güvenlik eksikliği hizmet kusuru teşkil eder; ancak üçüncü şahsın da kusuru bulunduğu için idare sadece kendi kusuru oranında sorumlu tutulur.
İdare hukukunda, idarenin sunduğu hizmetteki aksaklıklar (aydınlatma bozukluğu, bekçi yokluğu) hizmet kusuru olarak kabul edilir. Eğer bir zarar hem bu kusurdan hem de üçüncü bir kişinin eyleminden kaynaklanıyorsa, illiyet bağı tamamen kopmaz. İdare, kendi kusurunun zarara sebebiyet verdiği ölçüde sorumlu tutulur ve üçüncü kişinin payı tazminattan indirilir.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki idari faaliyeti ve eksikliği belirleme
Parkın aydınlatılmaması ve güvenlik önlemi alınmaması 'hizmetin kötü işletilmesi' (hizmet kusuru) olarak saptanır.
İdare, sunduğu hizmeti (park işletmeciliği) güvenli ve amacına uygun yürütmekle yükümlüdür.
2
Zarara etki eden dış faktörleri analiz etme
Zararın doğrudan sebebi üçüncü bir kişinin saldırısıdır, ancak bu saldırı idarenin eksikliği (karanlık ortam) nedeniyle kolaylaşmıştır.
Üçüncü kişinin kusuru ile idarenin kusuru zararın oluşumunda birleşmiştir.
3
İlliyet bağı ve sorumluluk paylaşımını değerlendirme
Üçüncü şahsın kusuru, idarenin hizmet kusurunu tamamen ortadan kaldırmaz ancak tazminat miktarında indirim sağlar.
İlliyet bağının kesilmesi için üçüncü kişinin kusurunun 'tek ve asli' sebep olması gerekir; burada idarenin de ihmali vardır.

Anahtar Kavram

İlliyet Bağının Kesilmesi ve Kusurların Yarışması

İpuçları

1
Zarara hem idarenin ihmalinin hem de bir başkasının saldırısının neden olduğunu düşünün.
2
Üçüncü bir kişinin kusuru illiyet bağını zayıflatır ama idarenin de hatası varsa sorumluluk tamamen bitmez.
3
İdare karanlık bir parkta güvenliği sağlamayarak 'hizmet kusuru' işlemiştir; ancak darp eden kişinin de payı olduğu için sorumluluk paylaşılır.

Daha Fazla Pratik

İlliyet bağını tamamen kesen haller (Mücbir Sebep) ile sadece azaltan haller arasındaki farkları çalışabilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 50Soru →

İdare tarafından işletilen bir liman tesisinde, denizde meydana gelen bir petrol sızıntısına müdahale etmek üzere acil müdahale ekibi görevlendirilmiştir. Ancak ekipler, müdahale gemilerinin periyodik bakımlarının bütçe yetersizliği bahanesiyle yapılmamış olması nedeniyle planlanandan 44 saat geç yola çıkabilmiştir. Ekiplerin yolda olduğu sırada, bölgede meteorolojik kayıtlarda daha önce hiç rastlanmamış şiddette ve aniden yön değiştiren bir fırtına (mücbir sebep) patlak vermiştir. Fırtına nedeniyle yayılan petrol, kıyıdaki bir balıkçı köyünün tesislerini kullanılamaz hale getirmiştir. Yapılan teknik incelemede; 'fırtınanın şiddetinin petrolü her durumda yayacağı, ancak ekipler zamanında ulaşabilseydi bariyer sisteminin fırtınadan önce kurulabileceği ve balıkçı tesislerinin zarar görmesinin kesinlikle önlenebileceği' saptanmıştır.

Bu olayda idarenin mali sorumluluğu ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi hukuksal açıdan doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Meydana gelen fırtına 'mücbir sebep' niteliğinde olsa da, idarenin hizmet kusuru (gecikme) zararın önlenebilir kısmıyla ilgili illiyet bağını koruduğu için idarenin tazminat sorumluluğu devam eder.

Cevap

İdarenin hizmet kusuru (bakımsızlık nedeniyle gecikme), mücbir sebebin (fırtına) sorumluluğu kaldıran etkisini kırar; çünkü teknik rapor zararın bu gecikme nedeniyle önlenemediğini kanıtlamaktadır.
Doğru seçenek, idarenin yürüttüğü hizmetin bakımsızlık nedeniyle geç işlemesinin bir 'hizmet kusuru' olduğunu ve fırtına gibi bir mücbir sebep ortaya çıksa dahi, eğer bu kusur olmasaydı zarar önlenebilecek idiyse illiyet bağının kesilmediğini doğru bir şekilde analiz etmektedir. Teknik raporun 'gecikme olmasaydı zarar önlenirdi' tespiti, sorumluluğun idarede kalmasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki idari eylemin niteliğini belirle.
Gemilerin bakımsızlığı nedeniyle geç yola çıkılması, hizmetin 'geç işlemesi' durumudur ve bir 'hizmet kusuru'dur.
İdarenin sahip olduğu araçların bakımını yapmaması, organizasyon eksikliğini gösterir.
2
Dışsal faktörün hukuki niteliğini analiz et.
Meteorolojik kayıtlarda rastlanmamış şiddetteki fırtına; dışsal, öngörülemez ve önlenemez olduğu için 'mücbir sebep'tir.
Mücbir sebep normalde idarenin sorumluluğunu tamamen kaldıran bir unsurdur.
3
Kusur ile mücbir sebep arasındaki illiyet bağını kur.
Teknik inceleme, ekipler zamanında (kusursuz) olsaydı zararın önlenebileceğini saptamıştır.
Zarar ile hizmet kusuru arasında doğrudan bir neden-sonuç ilişkisi (illiyet bağı) kurulmuştur.
4
Sorumluluk sonucuna ulaş.
Kusur, mücbir sebebin sorumluluğu kaldıran etkisini engellemiştir.
Hukukta 'kusur ile mücbir sebebin birleşmesi' durumunda, idare kusuru oranında sorumlu tutulur; burada zarar tamamen önlenebilir olduğu için idare sorumludur.

Anahtar Kavram

İdarenin Sorumluluğunda Kusur ve Mücbir Sebebin Birleşmesi

İpuçları

1
İdarenin gemi bakımlarını yapmaması ile fırtınanın gelişi arasındaki zamanlama farkına ve bu farkın zarara etkisine odaklanın.
2
Teknik raporda yer alan 'zamanında ulaşılsaydı zarar önlenirdi' ifadesi, idarenin kusuru ile ortaya çıkan zarar arasındaki bağı (illiyet bağı) güçlendirir mi yoksa zayıflatır mı?
3
Bir olayda hem idarenin ihmali hem de dışsal bir güç varsa, hukuk bu durumda idareyi 'zarar önlenebilirdi' saptaması ışığında sorumlu tutar mı?

Daha Fazla Pratik

İdarenin sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenler (Mücbir Sebep, Beklenmeyen Hal, Zarar Görenin Kusuru) arasındaki farkları içeren bir tablo çalışması yapabilirsiniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 51Soru →

İdareye ait bir hizmet aracının, fren sistemindeki periyodik bakımlarının zamanında yapılmaması nedeniyle yoldan çıkarak bir vatandaşın dükkanına zarar vermesi durumunda, idarenin bu zararı tazmin etme yükümlülüğü aşağıdakilerden hangisi kapsamında değerlendirilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hizmet kusuru

Cevap

İdarenin hizmetin yürütülmesindeki bir aksaklık (bakımsızlık) nedeniyle sorumlu tutulması 'hizmet kusuru' olarak adlandırılır.
İdare hukukunda hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi halleri hizmet kusuru olarak tanımlanır. Soruda belirtilen 'fren bakımlarının aksatılması' durumu, idarenin hizmeti yürütürken gerekli özeni göstermediğini ve hizmetin kötü işlediğini açıkça ortaya koyduğu için cevap hizmet kusurudur.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın nedenini analiz edin.
Zararın nedeni 'fren bakımlarının aksatılması'dır.
Bu durum kamu hizmetinin yürütülmesinde bir ihmal veya eksiklik olduğunu gösterir.
2
Hizmetin işleyişiyle ilgili hukuki tanımı yapın.
Hizmetin kötü işlemesi (bakımsızlık) tespit edilmiştir.
İdare hukukunda hizmetin geç işlemesi, kötü işlemesi veya hiç işlememesi 'hizmet kusuru' başlığı altında incelenir.
3
Sonuca ulaşın.
Zarar hizmet kusuru nedeniyle tazmin edilmelidir.
İdarenin kendi denetimindeki bir aracın bakımını yapmaması doğrudan hizmetin kusurlu yürütüldüğünü kanıtlar.

Anahtar Kavram

Hizmet Kusuru

İpuçları

1
İdarenin bir ihmali (bakımsızlık) olup olmadığına dikkat edin.
2
Hizmetin 'kötü işlemesi' hangi sorumluluk türüne girer?
3
Kamu hizmetinin organizasyonundaki eksiklikler, idarenin hizmet kusuru olarak kabul edilir.

Daha Fazla Pratik

İdarenin kusursuz sorumluluk hallerinden biri olan 'Tehlike (Risk) İlkesini' çalışarak aradaki farkı pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 52Soru →

Bir kamu kurumuna bağlı olarak işletilen patlayıcı madde deposunda, idarenin tüm teknik güvenlik önlemlerini almasına ve herhangi bir personel kusuru bulunmamasına rağmen, depolanan maddelerin doğasından kaynaklanan bir nedenle patlama meydana gelmiştir. Bu olay sonucunda çevredeki sivil yerleşim yerlerinde maddi hasar oluşmuştur. İdarenin, olayda herhangi bir kusuru saptanmamasına rağmen bu zararı tazmin etmekle yükümlü tutulması, aşağıdaki sorumluluk ilkelerinden hangisinin bir gereğidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tehlike (Risk) ilkesi

Cevap

İdarenin yürüttüğü tehlikeli bir faaliyetten kaynaklanan ve kusur şartı aranmaksızın tazmin edilmesi gereken bu durum Tehlike (Risk) ilkesi kapsamındadır.
İdare hukukunda kusursuz sorumluluk hallerinden biri olan tehlike ilkesine göre; idare, bünyesinde tehlike barındıran araçları kullanması veya faaliyetleri yürütmesi sırasında (patlayıcı madde, silah, nükleer enerji vb.) bir zarar meydana gelirse, herhangi bir hizmet kusuru bulunmasa bile bu zararı tazmin etmekle yükümlüdür. Sorudaki mühimmat deposu patlaması bu durumun tipik bir örneğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın niteliğini belirle
İdarenin mühimmat deposu işletmesi gibi tehlikeli bir kamu faaliyeti söz konusudur.
İdarenin sorumluluk türünü belirlemek için faaliyetin niteliği önemlidir.
2
Kusur durumunu analiz et
İdarenin herhangi bir ihmali veya personel hatası bulunmamaktadır (kusursuzluk durumu).
Kusur bulunmaması, sorumluluğun 'Hizmet Kusuru' yerine 'Kusursuz Sorumluluk' hallerinden biriyle açıklanması gerektiğini gösterir.
3
Kusursuz sorumluluk türünü seç
Tehlikeli bir araç veya faaliyetten kaynaklanan zarar için 'Tehlike (Risk) İlkesi' uygulanır.
Patlayıcı madde depolama faaliyeti, bünyesinde yüksek risk barındırdığı için bu ilkeye dayanarak tazminat gerektirir.

Anahtar Kavram

Kusursuz Sorumluluk: Tehlike (Risk) İlkesi

İpuçları

1
İdarenin bu olayda bir 'hatası' veya 'ihmali' olmadığını (kusursuz olduğunu) unutmayın.
2
Patlayıcı madde depolamak gibi 'tehlikeli' faaliyetlerden doğan zararlar hangi başlık altında incelenir?
3
İdare, tehlikeli bir eşya veya araç (silah, baraj, mühimmat) işletiyorsa, kusuru olmasa da 'risk' yaratmış sayılır.

Daha Fazla Pratik

İdarenin kusursuz sorumluluk hallerinden bir diğeri olan 'Sosyal Risk İlkesi' ile arasındaki farkları inceleyen bir soru çözebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 53Soru →

Bir belediyenin yürüttüğü yol genişletme çalışmaları sırasında, çalışma alanına gerekli ikaz ve uyarı levhalarının konulmaması nedeniyle bir vatandaşın aracıyla çukura düşerek maddi zarara uğraması durumunda, idarenin bu zararı tazmin etme yükümlülüğü aşağıdakilerden hangisine dayanmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hizmet kusuru

Cevap

İdarenin bu olaydaki sorumluluğu 'Hizmet Kusuru' ilkesine dayanmaktadır.
İdare hukukunda 'hizmet kusuru', kamu hizmetinin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi durumlarını kapsar. Belediye, yol çalışması yaparken vatandaşların can ve mal güvenliğini sağlamak amacıyla uyarı levhaları koymakla yükümlüdür. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi hizmetin kötü işletildiğini gösterir ve doğrudan hizmet kusuru teşkil eder.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki idari eylemi ve zararı tespit etme
İdare yol çalışması yapmaktadır ve vatandaş bu çalışma nedeniyle zarar görmüştür.
Sorumluluğun doğması için idari bir eylem ve ortaya çıkan bir zarar olmalıdır.
2
Hizmetin işleyişindeki aksaklığı analiz etme
Levha ve işaretlemelerin eksikliği, kamu hizmetinin 'kötü işlemesi' anlamına gelir.
İdarenin alması gereken önlemleri almaması subjektif bir kusur olan hizmet kusurunu oluşturur.
3
Sorumluluk türünü belirleme
Hizmetin kötü işlemesi nedeniyle doğan zarar 'Hizmet Kusuru' kapsamında tazmin edilir.
KPSS hukuk mantığında organizasyon bozukluğu veya ihmal her zaman hizmet kusuruna işaret eder.

Anahtar Kavram

Hizmet Kusuru (Organizasyonel Kusur)

İpuçları

1
İdarenin bir görevi yaparken ihmalkar davranması (örneğin tabela koymaması) hizmetin nasıl işlediğiyle ilgilidir.

Daha Fazla Pratik

İdarenin kusursuz sorumluluğuna giren 'Tehlike İlkesi' ve 'Sosyal Risk İlkesi' arasındaki farkları inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 54Soru →

İdare hukukunda idarenin mali sorumluluğu çerçevesinde, meydana gelen bir zararın tazmin hükümlerine konu edilebilmesi için o zararın belirli hukuki niteliklere sahip olması şarttır. Buna göre, idare tarafından tazmin edilecek bir zararın taşıması gereken özellikler hakkında aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Zarar, kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi gereği toplumun genelini etkileyen sıradan ve olağan bir ağırlıkta olmalıdır.

Cevap

Tazmin edilecek zararın toplumun genelini etkileyen sıradan bir ağırlıkta olması gerektiği yönündeki ifade yanlıştır; aksine zararın özel ve anormal olması gerekir.
İdare hukukunda tazmin edilecek bir zararın en önemli özelliklerinden biri 'özel' (anormal) olmasıdır. Kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi gereği, eğer bir zarar toplumun tamamı tarafından paylaşılan genel ve olağan bir külfet niteliğindeyse (örneğin şehirdeki genel gürültü veya vergiler), bu durum tazminat gerektirmez. Ancak zarar, belirli bir kişiyi veya grubu diğerlerine göre daha ağır ve haksız bir şekilde etkilemişse (özel/anormal ise) idarenin sorumluluğu doğar. Bu nedenle zararın 'genel ve olağan' olması gerektiğini savunan ifade hatalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
İdarenin mali sorumluluğunun genel şartlarını hatırla.
Sorumluluk için bir idari işlem/eylem, bir zarar ve illiyet bağı gereklidir.
Hukuki değerlendirmenin temelini bu üç unsur oluşturur.
2
Tazmin edilebilir zararın (mali sorumluluğun konusu olan zararın) niteliklerini analiz et.
Zararın meşru, kesin ve özel (anormal) olması şarttır.
Her türlü rahatsızlık veya genel külfet tazminat gerektirmez.
3
Özel ve anormal zarar kavramını incele.
Kamu hizmetlerinden yararlanan herkesin katlandığı genel külfetler tazmin edilmez; zarar belirli bir kişi veya grup üzerinde yoğunlaşmalıdır.
Kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesinin gereği budur.

Anahtar Kavram

Tazmin Edilebilir Zararın Nitelikleri

İpuçları

1
İdarenin tazminat ödemesi için zararın sıradan bir durum mu yoksa kişiye özel bir haksızlık mı olması gerektiğini düşünün.
2
Kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesini hatırlayın; herkesin katlandığı genel vergiler veya yol gürültüsü tazmin edilir mi?
3
Tazmin edilebilir zararın özellikleri: Meşruiyet, Kesinlik ve Özel/Anormal olmadır. Şıklarda bu özelliklerden birinin tam tersi verilmiştir.

Daha Fazla Pratik

İdarenin sorumluluğunu kaldıran nedenler (Mücbir sebep, Beklenmeyen durum) konusuna göz atabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 55Soru →

İdare hukukunda, kural olarak bir zararın tazmin edilebilmesi için idarenin bir eylemi ile ortaya çıkan zarar arasında doğrudan bir "illiyet bağı" bulunması gerekir. Ancak Danıştay içtihatlarıyla kabul edilen istisnai bir ilke uyarınca; terör eylemleri veya büyük çaplı toplumsal olaylar sırasında üçüncü kişilerin (saldırganların) verdiği zararlardan, idarenin ne doğrudan bir eylemi ne de bir hizmet kusuru bulunmasa dahi, devletin "anayasal düzeni koruma" ve "toplumun genel güvenliğini sağlama" ödevi gereği sorumlu tutulması kabul edilmiştir. Bu yaklaşım, söz konusu zararın belirli kişilerin üzerine bırakılmayıp kolektif bir şekilde toplumun tamamına (devlet bütçesi aracılığıyla) paylaştırılması esasına dayanmaktadır.

Yukarıda özellikleri belirtilen ve idari sorumlulukta illiyet bağının bir istisnasını teşkil eden bu kusursuz sorumluluk ilkesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sosyal Risk İlkesi

Cevap

Sosyal Risk İlkesi
Sosyal Risk İlkesi, idarenin hiçbir kusuru ve hatta doğrudan bir eylemi olmasa bile, toplumsal olayların ve terörün yarattığı zararları tazmin etmesidir. Burada temel amaç, devletin varlığına yönelen saldırıların faturasını sadece mağdurun üzerine bırakmamak ve bu yükü topluma yaymaktır.

Adım Adım Çözüm

1
Zararı doğuran olayın niteliğini analiz edin.
Zarar, idarenin bir işlemiyle değil; terör veya toplumsal olaylar sırasında üçüncü kişilerce verilmiştir.
Sorumluluğun türünü (hizmet kusuru mu kusursuz mu) belirlemek için kaynağa bakılmalıdır.
2
İdare ile zarar arasındaki bağın (illiyet bağı) durumunu kontrol edin.
İdarenin doğrudan bir eylemi yoktur, yani geleneksel illiyet bağı zayıf veya yoktur.
Bu durumun idari sorumluluk hukukundaki özel istisnasını belirlemek gerekir.
3
Zararın paylaştırılma mantığını değerlendirin.
Zarar, toplumsal dayanışma gereği devletin (toplumun) üzerine alınmaktadır.
Bu temel mantık bizi doğrudan Sosyal Risk İlkesine götürür.

Anahtar Kavram

Sosyal Risk İlkesi: İdari sorumluluğun en uç noktası olup, illiyet bağının aranmadığı ve zararın kolektif olarak tazmin edildiği kusursuz sorumluluk halidir.

İpuçları

1
İdarenin hiçbir hatası (kusuru) olmasa bile sorumlu tutulduğu 'kusursuz sorumluluk' hallerinden birini düşünün.
2
Bu ilke, idarenin bir eylemi ile zarar arasındaki 'bağın' koptuğu terör olayları için özel olarak geliştirilmiştir.
3
İsmi, zararın tek bir kişide kalmayıp 'sosyal' bir yük olarak toplumca paylaşılmasından gelir.

Daha Fazla Pratik

İdarenin kusursuz sorumluluk hallerinden bir diğeri olan 'Tehlike İlkesi' ile aradaki farkları çalışabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 56Soru →

Bir ilde uluslararası bir zirve düzenlenmesi nedeniyle, Valilik kararıyla belirli bir cadde güvenlik gerekçesiyle üç hafta boyunca araç ve yaya trafiğine tamamen kapatılmıştır. Bu cadde üzerinde faaliyet gösteren bir market işletmecisi, ulaşımın kesilmesi nedeniyle iş yapamamış ve ağır, özel bir zarara uğramıştır. İdarenin bu işlemi tamamen hukuka uygun, kamu yararı amacıyla ve kusursuz bir şekilde yaptığı kesin olduğuna göre, market işletmecisinin uğradığı zararın tazmini ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdare, faaliyet hukuka uygun olsa dahi, kamu külfetleri karşısında eşitlik (fedakarlığın denkleştirilmesi) ilkesi gereğince bu özel zararı tazmin etmekle yükümlüdür.

Cevap

İdare, 'fedakarlığın denkleştirilmesi' ilkesi uyarınca, hukuka uygun eylemlerinden doğan özel ve ağır zararları tazmin etmekle yükümlüdür.
Doğru yanıt olan seçenek, idarenin hukuka uygun bir faaliyetle (güvenlik için yol kapatma) belirli bir kişiye yüklediği olağandışı külfeti tazmin etmesi gerektiğini belirtir. Bu durum, idare hukukunda 'fedakarlığın denkleştirilmesi' ilkesi olarak adlandırılan kusursuz sorumluluk halidir. Toplumun tamamının yararlandığı bir kamu hizmeti (zirvenin güvenliği), bir bireyi diğerlerine göre çok daha ağır bir ekonomik zarara uğratıyorsa, bu dengesizlik tazminatla giderilmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Eylemin Hukuki Niteliğini Belirleme
İşlem Valilik kararıyla, kamu yararı amacıyla ve usulüne uygun tesis edilmiştir (Kusursuzdur).
Sorumluluğun türünü (kusurlu/kusursuz) belirlemek için eylemin hukuka uygunluğu analiz edilmelidir.
2
Zararın Niteliğini Analiz Etme
Zarar, sadece o cadde üzerindeki işletmeci için 'özel' ve 'ağır' bir nitelik taşımaktadır.
Genel ve hafif külfetler tazmin edilmez; tazminat için zararın bireyselleşmiş olması gerekir.
3
Kusursuz Sorumluluk İlkesini Uygulama
Hukuka uygun bir işlemle bozulan 'kamu külfetleri karşısında eşitlik' dengesi, tazminat yoluyla yeniden kurulur.
Toplumun geneli için yapılan bir zirvenin bedeli sadece bir market işletmecisine yüklenemez; bu 'fedakarlığın denkleştirilmesi' gereğidir.

Anahtar Kavram

Fedakarlığın Denkleştirilmesi (Kamu Külfetleri Karşısında Eşitlik)

İpuçları

1
İdarenin sorumluluğu için her zaman bir 'kanun ihlali' veya 'hata' olması gerekip gerekmediğini düşünün.

Daha Fazla Pratik

Kusursuz sorumluluğun diğer halleri olan 'Risk İlkesi' ve 'Sosyal Risk' kavramlarını inceleyerek aralarındaki farkları not ediniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 57Soru →

İdare hukukunda idarenin sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenler arasında yer alan 'mücbir sebep' ile 'beklenmeyen hal' kavramları karşılaştırıldığında, aşağıdakilerden hangisi bu iki kavramı birbirinden ayıran temel ölçüttür?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Olayın idarenin yürüttüğü hizmetin veya faaliyetin tamamen dışında (dışsal) gerçekleşip gerçekleşmemesi

Cevap

Mücbir sebep ve beklenmeyen hal arasındaki temel fark, olayın idari hizmetin dışında (dışsal) veya içinde (içsel) gerçekleşmesidir.
İdare hukukunda mücbir sebep ile beklenmeyen hal arasındaki en temel fark 'dışsallık' (externality) ölçütüdür. Mücbir sebep, idarenin yürüttüğü kamu hizmetinin tamamen dışında gerçekleşen olaylardır (örneğin deprem, yıldırım düşmesi). Beklenmeyen hal ise idari faaliyetin içinde, hizmetin işleyişi sırasında ancak öngörülemeyen bir şekilde ortaya çıkar (örneğin hizmet aracının lastiğinin patlaması veya teknik bir arıza).

Adım Adım Çözüm

1
Kavramların tanımlarını analiz edin.
Mücbir sebep: Dışsal, öngörülemez, önlenemez. Beklenmeyen hal: İçsel, öngörülemez, önlenemez.
İki kavramın ortak ve farklı yönlerini belirlemek için tanımlardan başlanmalıdır.
2
Ayırıcı kriter olan 'dışsallık' (externality) unsurunu değerlendirin.
Mücbir sebep idarenin kontrolü ve faaliyet alanı dışındadır (örn: deprem); beklenmeyen hal ise faaliyetin bünyesindedir (örn: araç arızası).
Tanımlardaki tek temel farkın olayın kaynağı olduğu görülmektedir.
3
Hukuki sonuçları karşılaştırın.
Dışsallık farkı nedeniyle mücbir sebep her türlü sorumluluğu keserken, beklenmeyen hal kusursuz sorumluluğu her zaman kesmez.
Ayırıcı ölçütün hukuki sonuçlar üzerindeki etkisini doğrulamak gerekir.

Anahtar Kavram

İdarenin Sorumluluğunu Kaldıran Haller: Dışsallık Kriteri

İpuçları

1
Her iki kavramın da 'öngörülemez' ve 'önlenemez' olma özellikleri ortaktır.
2
Ayrım yaparken olayın idari hizmetin 'içinden' mi yoksa 'dışından' mı geldiğine odaklanın.
3
Deprem hizmetin dışındadır (Mücbir Sebep), ancak bir makinenin aniden bozulması hizmetin içindedir (Beklenmeyen Hal).

Daha Fazla Pratik

Mücbir sebebin illiyet bağını nasıl kestiği ve kusursuz sorumluluk hallerindeki etkisi üzerine pratik örnekleri inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 58Soru →

Bir kamu kurumuna ait hizmet aracının, şoförün herhangi bir kural ihlali veya kişisel hatası bulunmaksızın, aracın teknik aksamındaki öngörülemeyen ani bir arıza nedeniyle yoldan çıkarak bir vatandaşın dükkanına maddi zarar vermesi durumunda; idarenin bu zararı tazmin etme yükümlülüğü aşağıdaki ilkelerden hangisine dayanır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kusursuz Sorumluluk

Cevap

İdarenin, şoförün hatası olmasa bile aracın teknik arızası gibi faaliyetin risklerinden doğan zararları tazmin etmesi Kusursuz Sorumluluk ilkesine dayanır.
Kusursuz sorumluluk, idarenin bir hatası veya ihmali (hizmet kusuru) bulunmasa dahi, yürüttüğü faaliyetin tehlikeli niteliği veya riskli araçlar içermesi nedeniyle (Risk İlkesi) doğan zararları gidermesidir. Sorudaki olayda şoförün kusuru olmaması, sorumluluğu ortadan kaldırmaz; aksine idarenin nesnel bir sorumluluk altına girmesine neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Olayda idari personelin (şoför) bir hatasının olup olmadığını analiz et.
Şoförün herhangi bir kural ihlali veya hatası yoktur.
Sorumluluğun 'kusurlu' mu yoksa 'kusursuz' mu olduğunu belirlemek için ilk adım kusur araştırmasıdır.
2
Zararın kaynağını ve idari faaliyetle ilgisini tespit et.
Zarar, hizmet aracının teknik arızasından kaynaklanmıştır ve kamu hizmeti sırasında oluşmuştur.
İdarenin sorumlu tutulabilmesi için zarar ile idari faaliyet arasında illiyet bağı olmalıdır.
3
Hata (kusur) olmamasına rağmen tazminat gerektiren hukuki rejimi belirle.
Kusursuz Sorumluluk (Risk İlkesi).
İdare, kullandığı tehlikeli araçların veya yürüttüğü riskli faaliyetlerin sonuçlarından, kusuru olmasa dahi sorumludur.

Anahtar Kavram

İdarenin Kusursuz Sorumluluğu (Risk İlkesi)

İpuçları

1
Olayda şoförün bir hatası (kusuru) olmadığına dikkat edin.
2
İdarenin bir hatası olmasa bile, hizmette kullanılan araçların yarattığı tehlikeden sorumlu olması hangi ilkedir?
3
Kusur aranmaksızın ortaya çıkan bu sorumluluk türü, özellikle riskli araçlar ve faaliyetler için geçerlidir.

Daha Fazla Pratik

İdarenin kusursuz sorumluluğunun diğer dalı olan 'Kamu Külfetleri Karşısında Eşitlik' (Fedakarlığın Denkleştirilmesi) ilkesini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 59Soru →

İdare hukukunda idarenin mali sorumluluğunu ortadan kaldıran veya azaltan nedenler; mücbir sebep, beklenmeyen durum (kaza), mağdurun kusuru ve üçüncü kişinin kusuru olarak dört ana başlıkta incelenmektedir. Bu kapsamda; idarenin yürüttüğü faaliyetin bünyesinden kaynaklanan, dışsal (harici) nitelik taşımayan ancak idare tarafından önceden öngörülmesi ve önlenmesi mümkün bulunmayan "beklenmeyen durumlar"ın hukuki sonuçları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdarenin hizmet kusuruna dayalı sorumluluğunu ortadan kaldırırken, risk ilkesine dayalı kusursuz sorumluluk kapsamında tazminat yükümlülüğünün devam etmesine engel teşkil etmez.

Cevap

Beklenmeyen durumlar, idarenin hizmet kusuruna dayalı sorumluluğunu ortadan kaldırırken, risk ilkesine dayalı kusursuz sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
İdare hukukunda 'beklenmeyen durumlar', idari faaliyetin içinde gerçekleşen (örneğin bir askeri aracın lastiğinin patlaması) ancak idarenin önleyemediği olaylardır. Bu olaylar 'öngörülemez' ve 'önlenemez' olduğu için idarenin bir kusuru (ihmali) yoktur; dolayısıyla hizmet kusuru sorumluluğu kalkar. Ancak olay 'dışsal' (deprem, savaş gibi) olmadığı için idarenin yürüttüğü tehlikeli faaliyet ile ortaya çıkan zarar arasındaki bağ kopmaz. Bu yüzden 'Risk İlkesi' uyarınca idarenin kusursuz sorumluluğu devam eder.

Adım Adım Çözüm

1
Beklenmeyen durum (kaza) kavramını analiz etme
Bu durumun idarenin faaliyetinin içinde gerçekleştiği (içsel/bünyesel) ve önceden kestirilemediği saptanır.
Sorumluluğu kaldıran nedenin niteliğini belirlemek için haricilik (dışsallık) testi yapılır.
2
Hizmet kusuru üzerindeki etkisini değerlendirme
Olay öngörülemez ve önlenemez olduğu için idareye atfedilebilecek bir organizasyon bozukluğu veya ihmal (kusur) kalmaz.
Kusur, öngörülebilir bir aksaklığın giderilmemesi durumunda oluşur.
3
Kusursuz sorumluluk (Risk İlkesi) üzerindeki etkisini değerlendirme
Olay dışsal (mücbir sebep gibi) olmadığı için faaliyet ile zarar arasındaki illiyet bağı kopmaz; idare bu riski üstlenmeye devam eder.
Risk ilkesinde idare, tehlikeli faaliyetinin sonuçlarına kusuru olmasa bile katlanmak zorundadır.

Anahtar Kavram

İdarenin Sorumluluğunu Kaldıran Nedenler (Mücbir Sebep vs. Beklenmeyen Durum)

İpuçları

1
Olayın idarenin faaliyetinin 'içinde' mi yoksa 'dışında' mı gerçekleştiğine dikkat edin.
2
Mücbir sebep (deprem vb.) ile Beklenmeyen durum (fren patlaması vb.) arasındaki en temel fark dışsallıktır.
3
İçsel olaylar illiyet bağını sadece kusur yönünden keser; yani idare 'dikkatliydim' diyebilir ama 'bu benim işim değil' diyemez.

Daha Fazla Pratik

İdarenin kusursuz sorumluluk hallerinden 'Risk İlkesi' ile 'Fedakarlığın Denkleştirilmesi' arasındaki farkları inceleyin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 60Soru →

İdare hukukunda idarenin "tehlike (risk) ilkesi" uyarınca kusursuz sorumluluğunun bulunduğu hallerde; illiyet bağının kesilmesi ve idarenin tazminat yükümlülüğünden tamamen kurtulabilmesi için zararın "mücbir sebep"ten kaynaklanması gerekir. Mücbir sebep; öngörülemez, önlenemez ve en önemlisi idarenin faaliyetinin dışında gerçekleşen (dışsal) bir olaydır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi idarenin tehlike ilkesi kapsamındaki faaliyetlerinde sorumluluğunu ortadan kaldıran "dışsallık" kriterine sahip bir mücbir sebep olarak kabul edilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdareye ait yüksek riskli bir tesiste, tüm bakımları yapılmış olmasına rağmen kontrol sisteminde aniden meydana gelen teknik bir kilitlenme

Cevap

İdareye ait yüksek riskli bir tesiste meydana gelen teknik kilitlenme seçeneği doğru cevaptır; çünkü bu durum 'dışsallık' şartını sağlamayan bir 'beklenmeyen hal'dir.
İdare hukukunda sorumluluğu tamamen kaldıran mücbir sebep için olayın 'dışsal' olması gerekir. Tesisin kontrol sistemindeki teknik kilitlenme, idarenin yürüttüğü hizmetin ve kullandığı araçların 'içinde' gerçekleşen bir olaydır. Bu tür olaylara 'beklenmeyen hal' denir. Tehlike (risk) ilkesi gereği, idare işlettiği tehlikeli araçların içsel arızalarından kaynaklanan zararları tazmin etmekle yükümlüdür; bu nedenle teknik kilitlenme idareyi sorumluluktan kurtaran bir mücbir sebep sayılamaz.

Adım Adım Çözüm

1
İdarenin sorumluluğunu kaldıran 'Mücbir Sebep' şartlarını analiz etme
Mücbir sebep; öngörülemez, önlenemez ve dışsal (idarenin faaliyeti dışından gelen) olmalıdır.
İlliyet bağını kesen hallerin başında gelen mücbir sebep, ancak bu üç şartı birlikte taşıdığında idareyi sorumluluktan kurtarır.
2
'Dışsallık' kavramını 'Beklenmeyen Hal' kavramı ile karşılaştırma
Eğer olay hizmetin iç işleyişinden (makine arızası, teknik kusur vb.) kaynaklanıyorsa 'beklenmeyen hal'dir ve dışsal değildir.
Tehlike (risk) ilkesinde idare, kendi araç ve gereçlerinden kaynaklanan riskleri üstlendiği için içsel olaylardan (beklenmeyen hal) sorumlu tutulmaya devam eder.
3
Seçeneklerdeki olayların kaynağını belirleme
Deprem, hortum, yıldırım ve sel doğa kaynaklıdır (dışsal). Teknik kilitlenme ise idarenin kendi tesisindeki sistem kaynaklıdır (içsel).
Hangi olayın mücbir sebep, hangisinin beklenmeyen hal olduğunu belirlemek için zararın 'hizmetin içinden' mi yoksa 'hizmetin dışından' mı geldiğine bakılır.

Anahtar Kavram

İdarenin Sorumluluğunda Mücbir Sebep vs. Beklenmeyen Hal

İpuçları

1
İdarenin sorumluluğunu kaldıran hallerden 'mücbir sebep' ile 'beklenmeyen hal' arasındaki en temel fark, olayın idarenin faaliyetine göre nerede gerçekleştiğidir.
2
Bir olayın mücbir sebep sayılabilmesi için 'dışsallık' kriterini taşıması, yani zararın idarenin kendi tesisinin, personelinin veya aracının dışından gelmesi gerekir.
3
İdarenin kullandığı makinedeki gizli bir arıza veya teknik kilitlenme hizmetin 'içindedir'. Bu durum beklenmeyen haldir ve tehlike ilkesinde idareyi kurtarmaz.

Daha Fazla Pratik

İdarenin kusursuz sorumluluk hallerinden 'Fedakarlığın Denkleştirilmesi' ilkesini inceleyerek, hukuka uygun işlemlerden doğan zararların nasıl karşılandığını öğrenebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Zararı doğuran olayın 'öznellik' veya 'nesnellik' durumuna bakabilirsiniz: Eğer olay idarenin sahip olduğu bir nesneden (makine, bilgisayar sistemi, motor) kaynaklanıyorsa bu genellikle beklenmeyen haldir.
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 3 / 4Sonraki
İdarenin Sorumluluğu Alıştırma Soruları — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 3 | Examkin