İdarenin Sorumluluğu

74 soru

Soru 21Soru →

İdarenin herhangi bir hizmet kusuru ya da doğrudan bir eylemi bulunmasa dahi; terör olayları, toplumsal kargaşa veya anarşik eylemler sonucu ortaya çıkan zararların, 'zararın topluma paylaştırılması' ve 'sosyal devlet' ilkesi gereği idarece tazmin edilmesi esasına dayanan kusursuz sorumluluk ilkesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sosyal Risk İlkesi

Cevap

Sosyal Risk İlkesi, terör ve toplumsal olaylar sonucunda ortaya çıkan zararların devlet tarafından kusursuz sorumluluk esaslarına göre tazmin edilmesini sağlayan hukuk ilkesidir.
Sosyal risk ilkesi, idarenin faaliyetlerinden kaynaklanmasa bile, toplumsal bir riskin gerçekleşmesi (terör, ayaklanma vb.) sonucu oluşan zararların, sosyal devlet anlayışıyla kolektif olarak karşılanmasını öngörür. Bu ilke, kusursuz sorumluluk hallerinden biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın niteliğini analiz etme
Zararın kaynağının terör veya toplumsal kargaşa olduğu belirlendi.
İdarenin sorumluluğunu belirlemek için zararı doğuran olayın türü kritiktir.
2
Kusur durumunu değerlendirme
İdarenin doğrudan bir eylemi veya ihmali (hizmet kusuru) bulunmadığı görüldü.
Sorumluluğun 'kusurlu' mu yoksa 'kusursuz' mu olduğu bu aşamada ayrıştırılır.
3
Kolektif sorumluluk ilkesini uygulama
Sosyal Risk İlkesi tespit edildi.
Toplumun genelini hedef alan saldırıların faturasının sadece mağdura bırakılmaması, riskin topluma yayılması esastır.

Anahtar Kavram

İdarenin Kusursuz Sorumluluğu ve Sosyal Risk

İpuçları

1
Zarar, idarenin bir hatasından değil, toplumsal bir olaydan kaynaklanmaktadır.
2
Devletin bu zararı ödeme nedeni, 'sosyal devlet' ve 'riskin topluma yayılması' fikridir.

Daha Fazla Pratik

İdarenin sorumluluğunu kaldıran halleri (mücbir sebep, beklenmeyen hal, zarar görenin kusuru) gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 22Soru →

İdare tarafından işletilen bir yüksek gerilim iletim hattında, tüm periyodik denetim ve teknik bakımların mevzuata uygun şekilde, eksiksiz yapılmasına rağmen; sistemin kendi teknik doğasından kaynaklanan ve dış bir müdahale olmaksızın gerçekleşen öngörülemeyen bir teknik arıza (beklenmeyen hal) nedeniyle meydana gelen patlama, çevredeki bir konuta ağır hasar vermiştir.

Bu olayda idarenin mali sorumluluğu ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdare, bir hizmet kusuru bulunmasa dahi, yürüttüğü tehlikeli faaliyetten kaynaklanan zararı 'tehlike ilkesi' uyarınca kusursuz sorumluluk esaslarına göre tazmin etmekle yükümlüdür.

Cevap

İdare, bir hizmet kusuru bulunmasa dahi, yürüttüğü tehlikeli faaliyetten kaynaklanan zararı 'tehlike ilkesi' uyarınca kusursuz sorumluluk esaslarına göre tazmin etmekle yükümlüdür.
Doğru cevap, idarenin tehlikeli faaliyetlerinden doğan zararların, idarenin kusuru olmasa dahi 'tehlike ilkesi' çerçevesinde tazmin edilmesi gerektiğini belirten ifadedir. İdare hukukunda 'beklenmeyen hal', idarenin faaliyetinin iç işleyişinden kaynaklanan öngörülemeyen teknik aksaklıkları ifade eder. Bu durum idarenin kusura dayalı sorumluluğunu (hizmet kusuru) kaldırsa da, 'tehlike ilkesi' kapsamındaki kusursuz sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Kusursuz sorumluluğu ancak dışsal bir etken olan 'mücbir sebep' sona erdirebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın niteliğini analiz etme
İdarenin yürüttüğü yüksek gerilim hattı faaliyeti, bünyesinde yüksek risk barındıran 'tehlikeli faaliyet' kategorisindedir.
Sorumluluk rejimini belirlemek için öncelikle faaliyetin türü tespit edilmelidir.
2
Kusur durumunu ve arıza türünü değerlendirme
İdarenin tüm bakımları yaptığı (kusursuz olduğu) ve arızanın sistemin içinden kaynaklanan öngörülemez bir 'beklenmeyen hal' olduğu belirlenmiştir.
Hizmet kusuru olup olmadığını ve sorumluluğu kaldıran hallerin varlığını anlamak gerekir.
3
Beklenmeyen halin sorumluluğa etkisini saptama
Beklenmeyen haller (casus fortuitus), idarenin kusur sorumluluğunu kaldırsa da, 'tehlike ilkesi' gibi kusursuz sorumluluk hallerini ortadan kaldırmaz.
Kusursuz sorumluluğu yalnızca mücbir sebep, zarar görenin ağır kusuru veya üçüncü kişinin ağır kusuru gibi 'dışsal' faktörler kesebilir.
4
Sonuçlandırma
İdare, kusuru olmasa da tehlike ilkesi gereği zararı tazmin etmelidir.
Kusursuz sorumluluğun temel mantığı, riskli faaliyeti yürütenin bu faaliyetten doğan zarara katlanmasıdır.

Anahtar Kavram

İdarenin Kusursuz Sorumluluğu (Tehlike İlkesi) ve Beklenmeyen Hal Ayrımı
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 23Soru →

İdarenin yürüttüğü belirli bir faaliyetle doğrudan nedensellik bağı kurulamayan; ancak terör eylemleri, anarşik olaylar veya toplumsal hareketler sonucunda ortaya çıkan zararların, idarenin herhangi bir kusuru bulunmasa dahi "sosyal dayanışma" esası gereği toplumun bütününe paylaştırılması amacıyla idarece tazmin edilmesi gerekmektedir. Danıştay tarafından kabul edilen ve kusursuz sorumluluk halleri arasında yer alan bu ilke aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sosyal Risk İlkesi

Cevap

İdarenin toplumsal olaylar ve terör faaliyetleri nedeniyle oluşan zararları sosyal dayanışma gereği tazmin etmesi 'Sosyal Risk İlkesi' olarak adlandırılır.
Sosyal Risk İlkesi, idarenin doğrudan bir faaliyeti ile zarar arasında illiyet bağı (nedensellik bağı) kurulmasına gerek duyulmayan tek kusursuz sorumluluk halidir. Terör olayları veya toplumsal hareketler gibi durumlarda, devletin bu tür olayları önleyememiş olması sosyal dayanışma gereği zararın tüm topluma (idare kanalıyla) paylaştırılmasını gerektirir.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın niteliğini analiz etme
Zarar, idarenin doğrudan bir eyleminden değil, toplumsal olaylar ve terörden kaynaklanmaktadır.
Sorumluluğun türünü belirlemek için zararın kaynağına bakılmalıdır.
2
Kusur durumunu kontrol etme
İdarenin herhangi bir hizmet kusuru (hata, ihmal) bulunmamaktadır.
Kusursuz sorumluluk ilkeleri ile hizmet kusuru arasındaki farkı ayırt etmek gerekir.
3
Hukuki dayananağı tespit etme
Zararın tazmini 'sosyal dayanışma' ve riskin topluma yayılması esasına dayanmaktadır.
Danıştay içtihatlarında terör ve toplumsal olaylar için geliştirilen spesifik ilke Sosyal Risk'tir.

Anahtar Kavram

İdarenin Kusursuz Sorumluluğu (Sosyal Risk)

İpuçları

1
İdarenin doğrudan bir eylemi olmadığı halde tazminat ödemesi gereken bir durumu düşünün.
2
Özellikle terör ve toplumsal olaylar anahtar kelimelerine odaklanın.
3
Danıştay'ın 'sosyal dayanışma' ilkesinden hareketle oluşturduğu, illiyet bağı aranmayan tek sorumluluk ilkesidir.

Daha Fazla Pratik

İdarenin sorumluluğunu kaldıran hallerden olan 'Mücbir Sebep' ve 'Beklenmeyen Haller' arasındaki farkları inceleyin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 24Soru →

Anayasa'nın 129. maddesinde yer alan; "Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine açılabilir." hükmü uyarınca, idarenin sorumluluğu ve rücu mekanizması ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdarenin ödediği tazminatı kamu görevlisine rücu edebilmesi için, kamu görevlisinin kastının veya ağır hizmet kusurunun bulunması şarttır; hafif ihmal durumlarında rücu imkanı bulunmamaktadır.

Cevap

İdarenin rücu hakkının kullanılması için personelin ağır kusurunun şart olduğu ve hafif ihmal durumunda rücu edilemeyeceği yönündeki ifade yanlıştır.
İdarenin kamu görevlisine rücu edebilmesi için kamu görevlisinin 'kusurlu' olması yeterlidir. Mevzuatımızda rücu hakkının kullanılması personelin sadece 'ağır kusuru' veya 'kastı' olması şartına bağlanmamıştır. Personelin en hafif ihmali bile idarenin tazminat ödemesine yol açmışsa, idare anayasal ve yasal bir zorunluluk olarak o personele rücu etmek durumundadır. Bu nedenle, hafif ihmallerde rücu imkanı olmadığını savunan ifade yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Anayasa 129/5 hükmünün analiz edilmesi
Hizmetle ilgili kusurlarda davanın sadece idareye açılacağı (husumet kuralı) ve idarenin personele rücu etme zorunluluğu olduğu belirlenir.
Anayasal güvence ve memuru koruma ilkesi gereği zarar gören doğrudan memura gidemez.
2
Rücu mekanizmasının şartlarının incelenmesi
Rücu davası için personelin 'kusurlu' olmasının yeterli olduğu, kusur derecesinin (hafif/ağır) rücu hakkının varlığını değil, miktarını etkileyebileceği saptanır.
İdare hukukunda sorumluluk, kamu kaynaklarının kusuru işleyene yansıtılmasını gerektirir.
3
Yargı yolu ve görev tespiti
Zarar görenin açtığı tam yargı davasının İdari Yargı'da, idarenin açtığı rücu davasının Adli Yargı'da görüldüğü ayırt edilir.
Rücu davası, genel hükümlere tabi bir tazminat alacağı niteliğindedir.

Anahtar Kavram

İdarenin Rücu Sorumluluğu ve Husumet Kuralı

İpuçları

1
Anayasa'nın 129. maddesindeki memurların yargılanması ve sorumluluğu ile ilgili koruma zırhını düşünün.
2
İdare ödediği tazminatı memuruna geri isterken (rücu) memurun sadece kasti davranmasını mı bekler, yoksa her türlü hatada rücu edebilir mi?
3
Unutmayın; rücu bir zorunluluktur ve kusur derecesi (hafif/ağır) rücu hakkını engellemez, sadece ödenecek miktarda etkili olabilir.

Daha Fazla Pratik

Tam yargı davası ile rücu davası arasındaki görevli yargı yeri farklarını içeren bir tablo oluşturun.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 25Soru →

Bir kamu kurumu tarafından yürütülen merkezi bir sınavın başvuru sürecinde, idarenin bilişim altyapısındaki teknik yetersizlikler sebebiyle sistemin uzun süre erişime kapanması ve bu durumun adayların başvuru yapmasını engellemesi neticesinde bir adayın sınava girme hakkını kaybetmesi durumunda, idarenin bu zarardan doğan mali sorumluluğunun temel dayanağı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hizmet kusuru

Cevap

İdarenin bilişim sistemindeki teknik yetersizlik nedeniyle hizmetin aksaması bir 'hizmet kusuru'dur.
İdarenin yürüttüğü bir kamu hizmetinin organizasyonundaki eksiklik, personelin hatası veya araç-gereçlerin yetersizliği nedeniyle hizmetin gereği gibi sunulamaması durumunda 'hizmet kusuru' oluşur. Sınav başvuru sisteminin teknik yetersizliği, idarenin hizmeti kötü işlettiğinin kanıtıdır ve bu durum mali sorumluluğu doğuran temel nedendir.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki idari faaliyetin niteliğini analiz edin.
Merkezi sınav başvuru süreci bir kamu hizmetidir.
Zararın hangi faaliyetten kaynaklandığını anlamak sorumluluk türünü belirlemek için gereklidir.
2
Zarara yol açan olayın kaynağını (sistem çökmesi) değerlendirin.
Sistem çökmesi, idarenin organizasyon ve teknolojik altyapı eksikliğini gösterir.
Hizmetin sunulmasındaki araçların yetersizliği idarenin kendi kontrolündeki bir aksaklıktır.
3
Aksaklığın hukuk dilindeki karşılığını tespit edin.
Hizmetin hiç işlememesi, geç işlemesi veya kötü işlemesi 'hizmet kusuru' olarak adlandırılır.
Buradaki teknik yetersizlik hizmetin 'kötü işlemesi' (gereği gibi işlememesi) durumuna örnektir.

Anahtar Kavram

Hizmet Kusuru

İpuçları

1
İdare bir işi yaparken hata yapıyorsa veya eksik araç kullanıyorsa, bu durum 'kusur' kavramı ile ilişkilendirilir.
2
Sistemin yetersiz kalması, kamu hizmetinin sunumunda bir aksaklık (kötü işleyiş) olduğu anlamına gelir.
3
İdare hukukunda hizmetin geç, kötü veya hiç işlememesi durumuna verilen teknik ismi düşünün.

Daha Fazla Pratik

Hizmet kusuru ile kusursuz sorumluluk arasındaki farkları netleştirmek için 'beklenmeyen durum' ile 'mücbir sebep' ayrımını inceleyin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 26Soru →

İdare hukukunda idarenin yürütmekle görevli olduğu bir kamu hizmetinin kurulmasında, denetlenmesinde veya yürütülmesinde ortaya çıkan; hizmetin geç işlemesi, kötü işlemesi veya hiç işlememesi şeklinde kendisini gösteren sorumluluk türü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hizmet kusuru

Cevap

İdarenin hizmeti kötü, geç veya hiç işletmemesi durumunda ortaya çıkan sorumluluk türü 'hizmet kusuru'dur.
Doğru cevap olan 'hizmet kusuru', idarenin bir kamu hizmetini yürütürken hukuka veya teknik kurallara aykırı davranması, hizmeti geciktirmesi veya hiç sunmaması durumunu ifade eder. Bu, idarenin kusura dayalı sorumluluğunun temelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Kamu hizmetinin işleyişi analiz edilir.
Hizmetin 'geç', 'kötü' veya 'hiç' işlemediği tespit edilir.
Bu üç durum idarenin hizmeti sunarken kusurlu davrandığının temel göstergeleridir.
2
Kusur ve sorumluluk ilişkisi kurulur.
Hizmetin aksamasından kaynaklanan bu duruma 'hizmet kusuru' denildiği belirlenir.
İdare hukukunda idarenin sübjektif (kusura dayalı) sorumluluğunun temelini bu kavram oluşturur.

Anahtar Kavram

Hizmet Kusuru

İpuçları

1
İdarenin bir görevi yerine getirirken yaptığı hataları düşünün.
2
Bir hizmetin zamanında yapılmaması veya yanlış yapılması durumunda idare 'kusurlu' sayılır.
3
Cevap, 'hizmetin' kendisindeki bir 'kusurdan' türetilen kavramdır.

Daha Fazla Pratik

İdarenin hiçbir kusuru olmasa da tazminat ödediği 'Kusursuz Sorumluluk' hallerini (Risk ve Fedakarlığın Denkleştirilmesi) inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 27Soru →

İdare hukukunda, idari eylemlerden (örneğin idarenin bir iş makinesinin vatandaşa ait taşınmaza zarar vermesi) dolayı hakları ihlal edilenlerin tam yargı davası açmadan önce idareye başvurmaları yasal bir zorunluluktur.

İdari Yargılama Usulü Kanunu'na (İYUK) göre, bu kapsamda yapılacak ön başvurunun eylemin öğrenildiği tarihten itibaren en geç ne kadar süre içinde yapılması gerekir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 1 yıl

Cevap

İdari eylemlerden dolayı yapılacak ön başvuru süresi, eylemin öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıldır.
İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (İYUK) 13. maddesine göre; idari eylemler nedeniyle hakları ihlal edilenler, tam yargı davası açmadan önce, bu eylemleri öğrendikleri tarihten itibaren 1 yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren 5 yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemek zorundadırlar. Bu bir 'dava ön şartı'dır.

Adım Adım Çözüm

1
Uyuşmazlığın niteliğini belirle
Zarar bir 'idari eylem'den (fiziksel hareket) kaynaklanmaktadır.
İdari işlemlerde doğrudan dava açılabilirken, idari eylemlerde idareye başvuru zorunludur.
2
İlgili kanun maddesini (İYUK m.13) uygula
Öğrenme tarihinden itibaren 1 yıl, olay tarihinden itibaren 5 yıl kuralı geçerlidir.
Vatandaşın hak arama hürriyetini belirli zaman dilimlerine bağlayan yasal düzenlemedir.
3
Soruda istenen spesifik süreyi seç
Öğrenme tarihinden itibaren başlayan '1 yıl'lık süre doğru cevaptır.
Soru kökü 'eylemin öğrenildiği tarihten itibaren' ifadesini kullanarak nispi süreyi sormaktadır.

Anahtar Kavram

İdari Eylemlerde Ön Karar ve Başvuru Şartı

İpuçları

1
İdari eylemlerle ilgili uyuşmazlıklarda idareye başvurmak dava açmak için zorunlu bir ilk adımdır.
2
Bu süre, özel hukuktaki haksız fiil süresinden (2 yıl) daha kısa, genel dava açma süresinden (60 gün) daha uzundur.
3
İYUK 13. maddeye göre vatandaşın zararı ve eylemi öğrendiği andan itibaren tam bir takvim yılı hakkı vardır.

Daha Fazla Pratik

İdarenin başvuruyu reddetmesi veya 30 gün içinde cevap vermemesi durumunda dava açma süresinin nasıl işlediğini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 28Soru →

İdarenin hukuka aykırı bir işlemi veya eylemi nedeniyle kişisel hakkı doğrudan zarar gören bir vatandaşın, bu zararın giderilmesi (tazmin edilmesi) talebiyle idari yargı mercilerinde açması gereken dava türü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tam yargı davası

Cevap

İdarenin eylem veya işlemlerinden doğan zararların tazmini için açılması gereken dava türü tam yargı davasıdır.
İdare hukukunda vatandaşların uğradığı zararların (maddi veya manevi) idare tarafından karşılanması amacıyla açılan dava türüne tam yargı davası denir. Bu dava, medeni hukuktaki tazminat davasının idari yargıdaki karşılığıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Uyuşmazlığın niteliğini belirlemek
İdarenin sorumluluğu kapsamında bir 'zarar tazmini' talebi olduğu saptanır.
Vatandaşın amacı bir işlemin iptali değil, uğradığı maddi/manevi kaybın ödenmesidir.
2
Doğru yargı kolunu seçmek
İdare hukukuna ilişkin bir konu olduğu için idari yargı görevlidir.
İdarenin hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluğu idari yargı denetimine tabidir.
3
Uygun dava türünü eşleştirmek
Tazminat taleplerine karşılık gelen 'tam yargı davası' doğru yol olarak belirlenir.
İdari Yargılama Usulü Kanunu uyarınca hakları ihlal edilenlerin açtığı tazminat davası budur.

Anahtar Kavram

İdari Yargıda Tam Yargı Davası

İpuçları

1
Bu davanın temel amacı, idarenin verdiği zararın 'tazminat' olarak geri ödenmesidir.

Daha Fazla Pratik

İptal davası ile tam yargı davasının aynı dilekçeyle birlikte açılıp açılamayacağını (objektif dava birleşmesi) inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 29Soru →

İdare hukukunda idarenin bir zarardan sorumlu tutulabilmesi için 'idari eylem veya işlem' ile 'meydana gelen zarar' arasında bir 'illiyet bağı' (nedensellik bağı) bulunması temel şarttır. Ancak bazı durumlarda bu bağın kesilmesi veya zayıflaması, idarenin sorumluluk miktarını etkileyebilir.

Buna göre; idarenin bir hizmet kusurunun bulunduğu bir olayda, aynı zamanda zarar üzerinde etkili olan 'mücbir sebep' (zorlayıcı neden) niteliğinde bir dışsal olayın da gerçekleşmesi durumunda sorumluluğun tayini hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hizmet kusuru ile mücbir sebep birlikte gerçekleşmişse; idare, zararın doğmasında kendi kusurunun payı ve etkisi oranında sorumlu tutulur.

Cevap

Hizmet kusuru ile mücbir sebebin birlikte gerçekleştiği durumlarda idarenin, zararın doğmasında kendi kusurunun payı ve etkisi oranında sorumlu tutulması gerekir.
İdare hukukunda illiyet bağını kesen hallerden biri olan mücbir sebep, eğer zararın tek nedeni ise idarenin sorumluluğunu tamamen kaldırır. Ancak idarenin de bir hizmet kusuru varsa (örneğin fırtınada yıkılan bir istinat duvarının zaten çürük olması), bu durumda 'ortak illiyet' söz konusu olur. Danıştay içtihatlarına göre bu durumlarda idare, sadece kendi kusurunun zarara katkısı oranında tazminat ödemekle yükümlüdür.

Adım Adım Çözüm

1
Zararın oluşumundaki temel faktörlerin tespit edilmesi.
Zararın hem idarenin ihmali (hizmet kusuru) hem de dışsal, öngörülemez bir olay (mücbir sebep) sonucunda oluştuğu görülür.
Sorumluluğun sınırlarını belirlemek için illiyet bağının kim tarafından ve ne kadar kurulduğunu anlamak gerekir.
2
Mücbir sebebin illiyet bağı üzerindeki etkisinin analizi.
Mücbir sebep dışsal ve zorlayıcı olduğu için illiyet bağını keser ancak idarenin kusuru da sürece dahilse bağ tamamen kopmaz.
İdare hukukunda 'tam illiyet bağı' aranır; bağın bir kısmı idare dışı faktördeyse idare o kısımdan sorumlu tutulamaz.
3
Kusur ve dışsal faktör arasında oranlama yapılması.
İdarenin tazminat yükümlülüğü, hizmet kusurunun ağırlığına göre sınırlandırılır.
Adalet ve hakkaniyet gereği idare, kendisinden kaynaklanmayan mücbir sebep payını tazmin etmek zorunda değildir.

Anahtar Kavram

İdare Hukukunda İlliyet Bağının Karma Sebeplerle Kesilmesi/Zayıflaması

İpuçları

1
İdarenin bir olayda hem kendi hatası varsa hem de doğa olayı gibi dış bir engel varsa, zarar nasıl paylaştırılır?

Daha Fazla Pratik

İdarenin sorumluluğunu kaldıran 'beklenmeyen hal' (unexpected event) ile 'mücbir sebep' arasındaki dışsallık farkını inceleyin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 30Soru →

İdarenin, kamu yararı amacıyla gerçekleştirdiği bir yol genişletme çalışması sırasında tüm hukuki kurallara ve teknik şartlara uygun hareket etmesine rağmen; bu çalışma sonucunda bir dükkanın önünün tamamen kapanması ve dükkan sahibinin ticari faaliyetlerini sürdüremez hale gelerek ciddi bir zarara uğraması durumunda, bu zararın idare tarafından tazmin edilmesi aşağıdaki ilkelerden hangisine dayanır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fedakarlığın denkleştirilmesi

Cevap

İdarenin hukuka uygun işlemlerinden doğan özel ve ağır zararların tazmini 'Fedakarlığın Denkleştirilmesi' ilkesine dayanır.
İdarenin, toplumun genel yararı için yürüttüğü bir kamu hizmeti (yol çalışması) sırasında hukuka uygun davranmasına rağmen, bu hizmetin ifasından dolayı bir vatandaşın mülkiyet veya ticaret hakkı diğerlerinden farklı olarak ağır şekilde zedeleniyorsa; bu durum 'kamu külfetleri karşısında eşitlik' ilkesini bozar. Bu dengesizliği gidermek amacıyla idarenin kusuru olmasa dahi zararı ödemesine 'fedakarlığın denkleştirilmesi' denir.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki idari eylemin hukuka uygunluğunu değerlendiriniz.
İdarenin yol çalışması hukuka ve teknik şartlara tamamen uygundur (Kusur yoktur).
Hizmet kusuru olup olmadığını belirlemek için işlemin hukuki niteliğine bakılır.
2
Zararın niteliğini ve kime yönelik olduğunu analiz ediniz.
Zarar genel bir kısıtlama değil, dükkan sahibine yönelik 'özel' ve 'ağır' bir zarardır.
Kusursuz sorumluluk hallerinde zararın belirli bir kişi veya grup üzerinde yoğunlaşması gerekir.
3
Kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesini uygulayınız.
Kamu yararı için bir bireyin katlandığı aşırı külfetin toplum tarafından paylaşılması (tazmin edilmesi) gerekmektedir.
Fedakarlığın denkleştirilmesi, hukuka uygun işlemlerden doğan hakkaniyet temelli bir sorumluluk türüdür.

Anahtar Kavram

Hukuka uygun işlemlerden doğan kusursuz sorumluluk: Fedakarlığın Denkleştirilmesi.

İpuçları

1
İdarenin bir hatasının (kusurunun) olup olmadığına bakın.
2
Hukuka uygun bir işlemden dolayı bir bireyin kamu adına 'ekstra' bir fedakarlık yapıp yapmadığını düşünün.
3
Kusursuz sorumluluk hallerinden biri olan ve hakkaniyet gereği ödenen tazminat türünü hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

İdarenin sorumluluğunu kaldıran haller (mücbir sebep, beklenmeyen hal, zarar görenin kusuru) konusuna göz atabilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Eğer seçenekler arasında 'Kusursuz Sorumluluk' genel başlığı olsaydı o da doğru olurdu; ancak bu ilke onun en spesifik alt dalıdır.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 31Soru →

Bir belediyenin yürüttüğü yol yapım çalışması sırasında, çalışma alanına gerekli uyarı levhalarının konulmaması ve aydınlatmanın yetersiz olması nedeniyle bir vatandaşın aracıyla çukura düşerek maddi zarara uğraması durumu ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdarenin "hizmetin kötü işlemesi" niteliğinde bir hizmet kusuru bulunduğu için idare bu zararı tazmin etmekle yükümlüdür.

Cevap

İdarenin "hizmetin kötü işlemesi" niteliğinde bir hizmet kusuru bulunduğu için idare bu zararı tazmin etmekle yükümlüdür.
İdarenin yürüttüğü kamu hizmeti sırasında gerekli güvenlik önlemlerini (levha, aydınlatma vb.) almaması, hizmetin gereği gibi sunulmadığını gösterir. Bu durum idare hukukunda 'hizmetin kötü işlemesi' olarak adlandırılan bir hizmet kusurudur ve idarenin bu kusurdan kaynaklanan zararı tazmin etmesi anayasal bir zorunluluktur.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın idari bir eylem mi yoksa kişisel bir kusur mu olduğunu belirleyin.
Yol yapım çalışması bir kamu hizmetidir ve önlem alınmaması hizmetle ilgilidir.
Sorumluluğun türünü belirlemek için eylemin niteliği kritiktir.
2
Hizmet kusurunun türünü sınıflandırın.
Uyarı levhası konulmaması "hizmetin kötü işlemesi" kategorisine girer.
Hizmet kusuru; hizmetin hiç işlememesi, geç işlemesi veya kötü işlemesi şeklinde olabilir.
3
Anayasal dava açma kuralını hatırlayın.
Dava, kamu görevlisine değil, idarenin tüzel kişiliğine karşı açılır.
1982 Anayasası m. 129/5 gereği memur güvencesi kapsamında tazminat idareden istenir.

Anahtar Kavram

Hizmet Kusuru ve İdarenin Yargısal Korunması

İpuçları

1
İdarenin sorumluluğunda, hizmetin sunumu sırasında bir eksiklik (levha eksikliği gibi) varsa bu genellikle 'hizmet kusuru'dur.
2
Anayasa'nın 129. maddesine göre, memurun hatasından dolayı mağdur olan kişi davayı kime açmalıdır?
3
Hizmetin hiç işlememesi, geç işlemesi veya kötü işlemesi 'hizmet kusuru'nun görünümleridir. Bu olayda hizmet var ancak eksik/kötü yürütülmektedir.

Daha Fazla Pratik

İdarenin ödediği bu tazminatı daha sonra kusurlu personelden istemesi işlemine ne ad verildiğini (Rücu) araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 32Soru →

İdare tarafından yürütülen bir yol genişletme çalışmasının hukuka ve teknik kurallara tamamen uygun şekilde tamamlanmasına rağmen, bu çalışma sonucunda bir dükkanın girişinin kalıcı olarak kapanması ve dükkan sahibinin bölgedeki diğer esnafa göre özel, ciddi ve olağan dışı bir maddi zarara uğraması durumunda; idarenin bu zararı tazmin etmesi gerekmektedir.

Bu hukuki durum, idarenin mali sorumluluğuna ilişkin aşağıdaki ilkelerden hangisi ile açıklanır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fedakarlığın denkleştirilmesi

Cevap

İdarenin hukuka uygun faaliyeti sonucu oluşan özel zararlar 'Fedakarlığın Denkleştirilmesi' ilkesi uyarınca tazmin edilir.
Doğru yanıt olan 'Fedakarlığın Denkleştirilmesi' ilkesi, idarenin tamamen hukuka uygun olan bir faaliyeti (örneğin yol yapımı) sırasında, kamu yararı uğruna bir vatandaşın mal varlığında oluşan özel, ağır ve olağan dışı zararın toplumun tamamı tarafından karşılanmasını (tazmin edilmesini) öngörür. Bu, eşitlik ve hakkaniyet ilkesinin bir gereğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Faaliyetin hukuki niteliğini belirle.
İşlem hukuka ve tekniğe uygundur, yani bir 'hizmet kusuru' (hukuka aykırılık) yoktur.
Sorumluluğun kusurlu mu yoksa kusursuz mu olduğunu anlamak için ilk adım budur.
2
Zararın niteliğini analiz et.
Zarar genel değil; belirli bir kişi (dükkan sahibi) üzerinde yoğunlaşmış, özel ve olağan dışı bir zarardır.
Kusursuz sorumluluk hallerinden hangisinin uygulanacağını belirlemek için zararın kapsamı önemlidir.
3
İlgili kusursuz sorumluluk ilkesini eşleştir.
Kamu yararı için katlanılan özel fedakarlığın toplum geneline yayılması (tazmin edilmesi) 'Fedakarlığın Denkleştirilmesi' ilkesidir.
Hukuka uygun bir idari faaliyetin birey üzerinde yarattığı dengesizliği gidermek bu ilkenin temelidir.

Anahtar Kavram

Fedakarlığın Denkleştirilmesi (Kusursuz Sorumluluk)

İpuçları

1
İdarenin işleminin hukuka uygun olup olmadığını ve zararın sadece bir kişiye mi yoksa topluma mı ait olduğunu kontrol edin.

Daha Fazla Pratik

İdarenin sorumluluğunu kaldıran veya azaltan halleri (mücbir sebep, beklenmeyen hal, mağdurun kusuru) tekrar etmek, bu konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 33Soru →

Bir bölgede görülen bulaşıcı hayvan hastalığı nedeniyle idarenin kamu sağlığını korumak amacıyla aldığı hukuka tamamen uygun bir kararla, o bölgedeki tüm sağlıklı kümes hayvanlarının itlaf edilmesine karar verilmiştir. Bu işlem sonucunda, geçimini sadece bu faaliyetten sağlayan ve diğer vatandaşlara oranla 'özel ve olağandışı' bir zarara uğrayan bir çiftçinin uğradığı kaybın, idarenin herhangi bir kusuru olmamasına rağmen tazmin edilmesi gerekebilir.

Bu durum, idare hukukunda idarenin sorumluluğu ile ilgili aşağıdaki kavramlardan hangisi ile açıklanır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fedakarlığın denkleştirilmesi

Cevap

İdarenin hukuka uygun bir işlemi sonucunda ortaya çıkan özel ve ağır zararların tazmini 'Fedakarlığın denkleştirilmesi' ilkesine dayanır.
Fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi, idarenin hukuka uygun bir faaliyeti sonucunda, toplumun genel yararı için bir bireyin diğerlerine göre daha ağır ve özel bir zarara uğraması durumunda devreye girer. Burada 'kamu külfetleri karşısında eşitlik' esastır. Olayda kuşların itlaf edilmesi hukuka uygundur ancak çiftçinin uğradığı özel zarar bu ilke gereği tazmin edilir.

Adım Adım Çözüm

1
İdarenin faaliyetinin hukuki niteliğini değerlendirin.
İşlem kamu sağlığını korumak amacıyla yapılmış ve hukuka tamamen uygundur.
Sorumluluğun türünü (kusurlu veya kusursuz) belirlemek için işlemin hukuka uygunluğu ilk adımdır.
2
Zararın niteliğini ve birey üzerindeki etkisini analiz edin.
Zarar, toplumun geneline yansımayan, sadece belirli bir kişi için 'özel ve olağandışı' bir yüktür.
Kamu külfetleri karşısında eşitlik gereği, toplum yararına bir kişinin özel olarak feda edilmesi durumunda denkleştirme gerekir.
3
Uygun kusursuz sorumluluk türünü seçin.
Fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi uygulanır.
Hukuka uygun eylemden doğan ve kusur şartı aranmayan bu tazminat türü doğrudan bu kavramla ifade edilir.

Anahtar Kavram

Fedakarlığın Denkleştirilmesi İlkesi

İpuçları

1
İdarenin işleminin hukuka aykırı olup olmadığını ve bir hata içerip içermediğini kontrol edin.
2
Zarar gören kişinin diğer vatandaşlardan farklı olarak 'özel' bir fedakarlık yapıp yapmadığına odaklanın.
3
'Kamu külfetleri karşısında eşitlik' ilkesi ile doğrudan bağlantılı olan sorumluluk türünü hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

İdarenin sorumluluğunu kaldıran veya azaltan halleri (mücbir sebep, beklenmeyen haller) inceleyerek bilgilerinizi pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 34Soru →

İdare hukukunda "hizmet kusuru", kamu hizmetinin organizasyonu ve işleyişindeki bir aksaklığı ifade eden, kamu görevlisinin kişisel kusurundan bağımsız, "anonim" ve "nesnel (objektif)" bir kavramdır. Bu doğrultuda idare; hizmetin hiç işlememesi, geç işlemesi veya kötü işlemesi durumlarında ortaya çıkan zararları kusur esasına göre tazmin etmekle yükümlüdür.

Hizmet kusurunun bu "anonim ve nesnel" niteliği dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu niteliğin doğrudan bir sonucu olarak değerlendirilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hizmet kusuru nedeniyle idarece tazminat ödendiği her durumda, bu zararın tazmini için ilgili birim amirine rücu edilmesinin anayasal bir zorunluluk olması

Cevap

Hizmet kusuru nedeniyle ödenen tazminatın her durumda rücu edilmesinin zorunlu olduğu yönündeki ifade yanlıştır; çünkü rücu için anonim olmayan, kişiselleştirilebilen bir kusur şarttır.
İdare hukukunda hizmet kusuru 'anonim' bir nitelik taşır, yani zararın hangi görevlinin hatasından kaynaklandığının tespit edilmesi idarenin tazminat ödemesi için şart değildir. Ancak, idarenin ödediği bu tazminatı ilgili görevliye 'rücu' edebilmesi için mutlaka somut bir kişisel kusurun varlığı ve bu kusurun o görevliye aidiyeti şarttır. Eğer kusur tamamen anonimse (organizasyonel veya yapısal bir hataysa), rücu edilecek bir fail bulunamaz. Bu nedenle, hizmet kusuru tazminatlarında her durumda rücu edilmesi zorunluluğu, hizmet kusurunun anonim niteliğiyle bağdaşmayan ve hukuken yanlış olan bir ifadedir.

Adım Adım Çözüm

1
Hizmet kusurunun niteliğini analiz etme
Hizmet kusurunun anonim (şahıstan bağımsız) ve objektif (standartlara dayalı) olduğu saptandı.
Sorunun kökünde verilen kavramsal çerçevenin sınırlarını belirlemek için gereklidir.
2
Anonimlik ve nesnellik sonuçlarını değerlendirme
Failin kimliğinin önemsiz olması (A), niyetin önemsiz olması (B) ve yapısal hataların yeterli olması (C ve E) bu kavramların doğrudan sonuçlarıdır.
Hizmet kusuru teorisinin idareye yüklediği 'organizasyonel sorumluluk' ilkesini doğrulamak için gereklidir.
3
Rücu mekanizmasının şartlarını inceleme
Anayasa Madde 129/5 uyarınca rücu, ancak görevlinin yetkisini kullanırken işlediği bir kusur (kişisel kusur) varsa mümkündür.
İdarenin dışa karşı sorumluluğu (anonim olabilir) ile içe dönük rücu hakkı (kişisel olmalı) arasındaki farkı anlamak için gereklidir.
4
Hatalı seçeneği belirleme
Eğer kusur tamamen anonimse (kimin yaptığı belli değilse veya sistem hatasıysa), rücu edilecek bir kişi bulunamaz. Bu nedenle 'her durumda rücu zorunluluğu' ifadesi anonimlik ilkesiyle çelişir.
Kesin sonuca ulaşmak ve kavramsal çelişkiyi ortaya koymak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Hizmet Kusurunun Anonimliği ve Rücu İlişkisi

İpuçları

1
İdarenin vatandaşa karşı sorumlu olması (hizmet kusuru) ile kendi personeline hesap sorması (rücu) arasındaki farkı düşünün.
2
Rücu edilebilmesi için ortada 'faili belli' bir kusur olması gerekmez mi?
3
Anayasa'nın 129/5. maddesi rücu için kamu görevlisinin kusurlu olmasını şart koşar. Eğer kusur anonimse, yani kimse belirlenemiyorsa rücu yapılabilir mi?

Daha Fazla Pratik

Kişisel kusur ile hizmet kusuru arasındaki farkları ve Danıştay'ın 'ayrılabilir kişisel kusur' içtihatlarını incelemek bu konuyu pekiştirmenize yardımcı olacaktır.

Alternatif Yöntem

Mantıksal eleme yöntemi: Seçeneklerdeki 'anonim' ve 'nesnel' anahtar kelimelerini eşleştirin. A ve C 'anonim' ile, B ve E ise 'nesnel' ile doğrudan ilişkilidir. D seçeneği ise 'bireysel sorumluluk' (rücu) alanına girdiğinden kavramsal olarak dışarıda kalır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 35Soru →

İdare hukukunda; deprem, sel ve fırtına gibi idarenin faaliyetleri dışından kaynaklanan, önceden öngörülmesi ve karşı konulması mümkün olmayan olaylar sonucunda idarenin sorumluluğunun ortadan kalkması durumu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mücbir sebep

Cevap

İdare hukukunda dışsal, öngörülemez ve önlenemez olaylar sonucunda sorumluluğu kaldıran durum mücbir sebeptir.
Mücbir sebep seçeneği doğrudur çünkü deprem, sel ve fırtına gibi idarenin faaliyetleri dışından gelen, öngörülmesi ve karşı konulması imkansız olaylar hukukta bu terimle ifade edilir. Bu olaylar, idari eylem ile meydana gelen zarar arasındaki neden-sonuç ilişkisini (illiyet bağı) kopardığı için idarenin sorumluluğu ortadan kalkar.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın kaynağını belirleyin.
Deprem, sel ve fırtına gibi olayların idarenin kendi işleyişi dışından (doğa olayları) kaynaklandığı saptanır.
İdarenin sorumluluğunun kalkması için olayın idareye dışsal olması şarttır.
2
Olayın öngörülebilirlik ve önlenebilirlik durumunu analiz edin.
Söz konusu olayların önceden bilinmesinin ve gerçekleştiğinde karşı konulmasının mümkün olmadığı görülür.
Öngörülemezlik ve karşı konulamazlık, sorumluluğu kaldıran hukuki durumun temel unsurlarıdır.
3
Hukuki kavramı eşleştirin.
Bu özelliklere sahip durumun idare hukukunda 'Mücbir Sebep' olarak adlandırıldığı sonucuna varılır.
Mücbir sebep, illiyet bağını kestiği için idarenin tazminat yükümlülüğünü ortadan kaldırır.

Anahtar Kavram

İdarenin Sorumluluğunu Kaldıran Haller: Mücbir Sebep

İpuçları

1
İdarenin kontrolü dışındaki doğa olaylarını ve bunların tazminat yükümlülüğüne etkisini düşünün.
2
Bu kavram, idari eylem ile zarar arasındaki 'illiyet bağını' tamamen kestiği için idareyi sorumsuz kılar.
3
Deprem ve sel gibi olaylar, hukukta 'zorlayıcı sebep' anlamına gelen ve dışsallık özelliği taşıyan bir terimle adlandırılır.

Daha Fazla Pratik

Mücbir sebep ile beklenmeyen hal arasındaki farkları gösteren bir tabloyu inceleyerek kavramları pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 36Soru →

Bir bölgede kamu düzenini sağlamak amacıyla güvenlik güçleri tarafından yürütülen terörle mücadele operasyonu sırasında, idarenin herhangi bir hizmet kusuru veya ihmali bulunmamasına rağmen, çıkan çatışmada olayla hiçbir ilgisi olmayan bir vatandaşın iş yeri ağır hasar görmüştür. Bu durumda idarenin söz konusu zararı tazmin etmesi, aşağıdaki sorumluluk ilkelerinden hangisine dayanmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sosyal risk ilkesi

Cevap

İdarenin kusuru olmasa bile terör olaylarından kaynaklanan zararları tazmin etmesi 'Sosyal Risk İlkesi'ne dayanır.
İdare hukukunda 'Sosyal Risk' ilkesi, devletin toplumun güvenliğini sağlama yükümlülüğü çerçevesinde, terör veya toplumsal kargaşa gibi olaylarda zarar gören masum vatandaşların maddi kayıplarını, idarenin doğrudan bir kusuru olmasa dahi tazmin etmesini öngörür. Bu durum, zararın tüm topluma paylaştırılması (kolektif sorumluluk) ilkesine dayanır.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki kusur durumunu tespit edin.
İdarenin bir ihmali veya hizmet kusuru bulunmamaktadır.
Soruda operasyonun kurallara uygun yapıldığı ve ihmal olmadığı belirtilmiştir.
2
Zararın kaynağını analiz edin.
Zarar, toplumsal nitelikli bir terör olayından kaynaklanmaktadır.
Zarar gören kişi olayla ilgisi olmayan masum bir vatandaştır.
3
Kusursuz sorumluluk hallerinden uygun olanı seçin.
Sosyal Risk İlkesi.
Toplumun genelini hedef alan saldırılarda oluşan bireysel zararların toplumca (devletçe) paylaşılması sosyal devletin bir gereğidir.

Anahtar Kavram

Sosyal Risk İlkesi

İpuçları

1
Zararın kaynağının toplumsal bir olay (terör) olup olmadığına ve idarenin bir hatası olup olmadığına dikkat edin.

Daha Fazla Pratik

İdarenin sorumluluğunu kaldıran haller (Mücbir sebep, Beklenmeyen hal, Zarar görenin kusuru) konusunu tekrar edebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 37Soru →

İdare hukukunda idarenin mali sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenler incelenirken, zarara yol açan olayın idarenin faaliyet alanı içinde mi yoksa dışında mı gerçekleştiği belirleyici bir ölçüttür.

Buna göre; idarenin yürüttüğü kamu hizmeti sırasında meydana gelen, idareye tamamen dıştan bir müdahale olmayıp idarenin kendi araç, gereç veya personel faaliyetinin bünyesinde (içsel) gerçekleşen, ancak önceden öngörülemeyen ve engellenemeyen olaylara ne ad verilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Beklenmeyen durum (Kaza)

Cevap

İdarenin faaliyet alanı içinde gerçekleşen, öngörülemeyen ve engellenemeyen olaylara 'Beklenmeyen durum' (kaza) adı verilir.
Beklenmeyen durum (kaza), idarenin yürüttüğü kamu hizmeti sırasında, idarenin faaliyet sahası içinde (içsel) meydana gelen, ancak idarece öngörülemeyen ve engellenemeyen olayları tanımlar. Mücbir sebepten ayrılan en temel yönü olayın 'içsel' bir nitelik taşımasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın kaynağının (içsel/dışsal) belirlenmesi
Olay idarenin faaliyet alanı içindedir (içsel).
Soruda olayın 'idarenin kendi araç, gereç veya personel faaliyetinin bünyesinde' gerçekleştiği belirtilmiştir.
2
Olayın öngörülebilirlik ve engellenebilirlik durumunun analizi
Olay öngörülemez ve engellenemez niteliktedir.
Beklenmeyen durum ve mücbir sebep arasındaki ortak nokta kaçınılmaz olmalarıdır.
3
İçsel olaylara verilen hukuki karşılığın saptanması
Doğru kavram 'Beklenmeyen durum'dur.
Dışsallık kriteri 'mücbir sebep' ile 'beklenmeyen durum' arasındaki en temel farktır.

Anahtar Kavram

Beklenmeyen Durum ve Mücbir Sebep Ayrımı (İçsellik vs. Dışsallık)

İpuçları

1
Zarara yol açan olayın idarenin 'içinden' mi yoksa 'dışından' mı geldiğine odaklanın.
2
Araç freninin patlaması idarenin kendi aygıtıyla ilgilidir, deprem ise tamamen dışsaldır.

Daha Fazla Pratik

İdarenin sorumluluğunu tamamen kaldıran (mücbir sebep) ve sadece azaltan (zarar görenin kusuru) durumları karşılaştırın.
Tahmini Süre:50s
Soru 38Soru →

Bir belediyenin, şehir trafiğini düzenlemek amacıyla yürüttüğü ve tamamen hukuka uygun olan yeni yol projesi sonucunda, bir vatandaşın ticari işletmesinin girişi kalıcı olarak kapanmış ve işletme diğer çevre mülklerin aksine ciddi bir değer kaybına uğramıştır. İdarenin herhangi bir hizmet kusuru bulunmamasına rağmen, kamu yararı uğruna bu vatandaşın katlanmak zorunda kaldığı özel ve olağan dışı zararın tazmin edilmesi gerektiğini savunan kusursuz sorumluluk ilkesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi

Cevap

Fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi
İdarenin hukuka uygun bir işlemi (yol projesi) neticesinde, toplumun geneli fayda sağlarken sadece bir vatandaşın özel ve ağır bir zarara uğraması durumunda, 'fedakarlığın denkleştirilmesi' ilkesi gereği idare bu zararı tazmin etmekle yükümlüdür. Bu ilke, kamu külfetlerinin bireyler arasında adil bir şekilde dağıtılması esasına dayanır.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın hukuki niteliğini analiz etme
İşlemin 'hukuka uygun' olduğu ve 'özel bir zarar' oluştuğu tespit edildi.
Sorumluluk türünü belirlemek için idarenin eyleminin hukuka uygun olup olmadığını anlamak gerekir.
2
Kusursuz sorumluluk türlerini karşılaştırma
Zararın tehlikeli bir araçtan değil, genel bir kamu yararı projesinden kaynaklandığı görüldü.
Risk ilkesi ile fedakarlığın denkleştirilmesi arasındaki farkı ayırt etmek gerekir.
3
Eşitlik ilkesine dayanan sonuca ulaşma
Kamu yararı için bir kişinin orantısız fedakarlık yapması durumunda bu zararın idarece karşılanması ilkesine ulaşıldı.
Anayasal bir zorunluluk olan 'kamu külfetleri karşısında eşitlik' bu sorumluluk türünün temelidir.

Anahtar Kavram

İdarenin Kusursuz Sorumluluğu (Fedakarlığın Denkleştirilmesi)

İpuçları

1
İdarenin eylemi hukuka uygun mu yoksa hukuka aykırı mı olduğuna dikkat edin.
2
Zarar gören kişinin durumu, toplumun geri kalanıyla kıyaslandığında nasıl bir fark yaratıyor?

Daha Fazla Pratik

İdarenin kusursuz sorumluluk hallerinden biri olan 'Risk İlkesi' ile ilgili örnek durumları inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 39Soru →

Bir kamu araştırma laboratuvarında yürütülen yüksek riskli biyolojik deneyler sırasında, tesisin tüm periyodik bakımları eksiksiz yapılmış olmasına rağmen, havalandırma sistemindeki öngörülemeyen ve idarenin iç işleyişinden kaynaklanan bir metal yorgunluğu nedeniyle sızıntı meydana gelmiş ve çevre sakinleri maddi zarara uğramıştır. Yapılan incelemede idarenin organizasyonunda veya personelinde herhangi bir ihmal (kusur) bulunmadığı kesinleşmiştir. Bu olayda idarenin hukuki sorumluluğu ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Meydana gelen olay 'beklenmeyen hal' niteliğindedir; bu durum idarenin hizmet kusurunu ortadan kaldırsa da, faaliyetin niteliği gereği 'risk ilkesi' uyarınca idarenin kusursuz sorumluluğu devam eder.

Cevap

Meydana gelen olayın idarenin iç işleyişinden kaynaklanması nedeniyle 'beklenmeyen hal' olarak kabul edilmesi, idarenin hizmet kusurunu ortadan kaldırsa da tehlikeli faaliyetlerden kaynaklanan 'risk ilkesi' uyarınca kusursuz sorumluluğunun devam etmesini sağlar.
Doğru seçenek, olayı 'beklenmeyen hal' olarak tanımlayıp, bu durumun hizmet kusurunu kaldırdığını ancak riskli faaliyet nedeniyle 'risk ilkesi' uyarınca sorumluluğun devam ettiğini belirten ifadedir. İdare hukukunda, idarenin yürüttüğü faaliyet tehlikeli (nükleer santral, mühimmat deposu, biyolojik laboratuvar vb.) ise, idare kusuru olmasa dahi zarar ile eylem arasında illiyet bağı olduğu sürece sorumludur. Beklenmeyen hal, mücbir sebepten farklı olarak illiyet bağını tamamen kesmez; sadece idarenin ihmali olmadığını kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın niteliğini (mücbir sebep mi, beklenmeyen hal mi) analiz etme.
Olay idarenin iç bünyesinden (metal yorgunluğu) kaynaklandığı için 'dışsallık' yoktur; dolayısıyla mücbir sebep değil, 'beklenmeyen hal'dir.
Mücbir sebep için olayın idarenin tamamen dışından (deprem, sel gibi) gelmesi gerekir.
2
Beklenmeyen halin idarenin sorumluluğuna etkisini değerlendirme.
Beklenmeyen hal, idarenin 'hizmet kusuru'nu (ihmalini) ortadan kaldırır ancak illiyet bağını tamamen kesmez.
İdarenin kontrolü altındaki bir alanda gerçekleşen içsel aksaklıklar kusuru silebilir ama sorumluluğu her zaman kaldırmaz.
3
Faaliyetin türüne göre 'Kusursuz Sorumluluk' denetimi yapma.
Laboratuvarın 'yüksek riskli' faaliyet yürütmesi nedeniyle 'Risk İlkesi' devreye girer.
Tehlikeli araç veya yöntem kullanan idare, hiçbir kusuru olmasa dahi bu tehlikeden doğan zararları tazmin etmekle yükümlüdür.

Anahtar Kavram

İdarenin Kusursuz Sorumluluğu (Risk İlkesi) ve Sorumluluğu Kaldıran Haller

İpuçları

1
Bir olayın 'mücbir sebep' sayılabilmesi için idarenin tamamen dışında gelişmesi (dışsallık) gerektiğini unutmayın.
2
İdarenin kusurunun olmaması (hizmet kusuru yokluğu), her zaman sorumluluktan kurtulacağı anlamına gelmez; faaliyetin tehlike düzeyine bakın.
3
Beklenmeyen haller içseldir ve hizmet kusurunu kaldırsa da, 'Risk İlkesi' uyarınca kusursuz sorumluluk devam eder.

Daha Fazla Pratik

Mücbir sebep, beklenmeyen hal ve sosyal risk arasındaki farkları tablo üzerinde çalışarak pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 40Soru →

İdare, kamu yararı amacıyla bir bölgede gerçekleştirdiği yol genişletme çalışmaları sırasında, usulüne uygun ve kusursuz bir şekilde faaliyetlerini yürütmüştür. Ancak bu faaliyet sonucunda, yol kenarında bulunan bir parselin ana yolla olan bağlantısı kalıcı olarak kesilmiş ve taşınmazın değeri aşırı derecede düşerek ticari kullanımı imkansız hale gelmiştir. İdarenin eyleminde herhangi bir teknik hata veya ihmal tespit edilememiştir.

Bu olayla ilgili idarenin hukuki sorumluluğu hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdare, eylemi hukuka uygun olsa da kamu külfetleri karşısında eşitlik (fedakarlığın denkleştirilmesi) ilkesi gereği, ilgilinin uğradığı özel zararı tazmin etmelidir.

Cevap

İdare, eylemi hukuka uygun olsa dahi 'fedakarlığın denkleştirilmesi' ilkesi uyarınca, davacının uğradığı özel ve olağandışı zararı tazmin etmekle yükümlüdür.
Doğru ifadeye göre, idarenin yürüttüğü faaliyet tamamen hukuka uygun ve teknik olarak kusursuz olsa bile, bu faaliyetten dolayı sadece belirli bir vatandaşın (parsel sahibinin) katlanmak zorunda kaldığı aşırı ve özel bir zarar doğmuşsa, idare bu zararı 'fedakarlığın denkleştirilmesi' ilkesi gereği tazmin etmek zorundadır. Bu, sosyal hukuk devleti ve kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkelerinin bir gereğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Eylemin niteliğini belirle
İdarenin eylemi hukuka uygundur ve herhangi bir hizmet kusuru (hata, ihmal, gecikme) bulunmamaktadır.
Sorumluluğun kusurlu mu yoksa kusursuz mu olduğunu saptamak için eylemin hukuka uygunluğu incelenmelidir.
2
Zararın niteliğini analiz et
Zarar belirli bir kişi üzerinde yoğunlaşmış, 'özel' ve 'ağır' bir zarardır (yol bağlantısının kesilmesi).
Genel kamu külfetlerinden ayrılan özel zararlar, fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesinin uygulama alanına girer.
3
Hukuki ilkeyi eşleştir
İdarenin kusursuz sorumluluk hallerinden biri olan 'Fedakarlığın Denkleştirilmesi' ilkesi geçerlidir.
Kamu yararı için yapılan hukuka uygun faaliyetlerin yol açtığı özel zararlar bu ilke ile tazmin edilir.

Anahtar Kavram

Fedakarlığın Denkleştirilmesi (Kamu Külfetleri Karşısında Eşitlik)

İpuçları

1
İdarenin sorumluluğu için her zaman 'hukuka aykırılık' veya 'kusur' şart mıdır? Hukuka uygun faaliyetler de tazminat gerektirebilir mi?

Daha Fazla Pratik

İdarenin kusursuz sorumluluk hallerinden 'Tehlike (Risk) İlkesi' ile 'Fedakarlığın Denkleştirilmesi' arasındaki temel farkları tekrar ediniz.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 2 / 4Sonraki
İdarenin Sorumluluğu Alıştırma Soruları — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 2 | Examkin