Mirasbırakan (A)’nın vefatı üzerine yasal mirasçıları (B), (C) ve (D) arasında tereke malları üzerinde elbirliği mülkiyeti esasına dayalı bir miras ortaklığı meydana gelmiştir. Mirasçılar, tereke yönetimi konusunda sürekli fikir ayrılığı yaşamakta ve ortaklığın temsili noktasında oybirliği sağlayamamaktadırlar.
Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca, bu durumda miras ortaklığının temsili ve yönetimiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
- Mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh hâkimi, miras ortaklığına bir temsilci atayabilir.Cevap
- BMiras ortaklığına temsilci atanabilmesi için tüm mirasçıların birlikte sulh mahkemesine başvurması zorunludur.
- CTereke temsilcisi atandıktan sonra mirasçıların tereke malları üzerindeki tasarruf yetkisi eksiksiz olarak devam eder.
- DMirasçılar arasında oybirliği sağlanamadığı takdirde, terekedeki en büyük paya sahip mirasçı ortaklığı tek başına temsil eder.
- EMirasçılardan her biri, ortaklığın temsili için diğer mirasçılardan izin almaksızın tereke borçlarını ödeme dışında tek başına işlem yapabilir.
Cevap
Mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh hâkimi, miras ortaklığına bir temsilci atayabilir.
Türk Medeni Kanunu'nun 640. maddesine göre, mirasçılar terekeye ait haklar üzerinde birlikte hareket etmek zorundadırlar. Ancak mirasçılar arasında uyuşmazlık çıkar ve ortaklık yönetilemez hale gelirse, mirasçılardan herhangi birinin başvurusu üzerine sulh hâkimi miras ortaklığına bir temsilci atayabilir. Bu işlem için diğer mirasçıların rızası veya oybirliği gerekmez.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Miras Ortaklığında Temsil ve Yönetim
Daha Fazla Pratik
Miras ortaklığında elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesi davalarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s