Vakfı ile Şirketi arasında akdedilen iş yeri kira sözleşmesinde "Kiracı, kiralayanın yazılı izni olmaksızın taşınmazı kısmen veya tamamen alt kiraya veremez; aksi durum sözleşmeye aykırılık teşkil eder ve fesih sebebidir." hükmü yer almaktadır. , kiraladığı taşınmazın bir bölümünü 'ye alt kiraya vermiş, Vakfı ise bu durumu bilmesine rağmen yıl boyunca hiçbir itirazda bulunmamış, hatta ile yaptığı çeşitli görüşmelerde bu durumdan memnuniyetini sözlü olarak ifade etmiştir. Vakıf yönetiminin değişmesi üzerine yeni yönetim, sözleşmedeki "yazılı izin" şartına dayanarak sözleşmeyi feshetmiş ve 'nin tahliyesi için dava açmıştır.
Bu olayda vakfın fesih ve tahliye talebiyle ilgili aşağıdaki hukuki değerlendirmelerden hangisi Türk Medeni Kanunu'nun başlangıç hükümleri uyarınca doğrudur?
- Vakfın uzun süreli sessizliği ve sözlü beyanlarıyla yarattığı güvene rağmen, yıllar sonra şekil şartına dayanarak fesih yoluna gitmesi "kendi davranışıyla çelişme" teşkil eder ve hakkın açıkça kötüye kullanılması yasağı kapsamında korunmaz.Cevap
- Bşirketinin alt kiralamaya devam etmesi ve vakfın buna itiraz etmemesi, kiracı lehine bir "subjektif iyiniyet" durumu oluşturur; bu nedenle mülkiyet hakkına dayalı tahliye talebi reddedilmelidir.
- CHakkın kötüye kullanılması yasağı tali nitelikte bir ilke olduğundan, olayda sözleşme hükmü gibi özel bir düzenleme varken dürüstlük kuralına dayanılarak sözleşme hükmünün uygulanmasından vazgeçilemez.
- DVakfın davranışı hakkın kötüye kullanılması sayılamaz; çünkü bir hakkın kötüye kullanıldığından bahsedebilmek için failde mutlaka karşı tarafa "sırf zarar verme kastı" bulunması şarttır.
- EOlayda sözleşme hükmü açık olduğu için herhangi bir hukuk boşluğu bulunmamaktadır; bu nedenle hâkimin dürüstlük kuralı yerine doğrudan takdir yetkisini kullanarak uyuşmazlığı çözmesi gerekir.