Kumaş ticaretiyle iştigal eden (T), tedarikçisi (S)’den satın aldığı malların bedeli olan 200.000 TL karşılığında (S)'nin emrine yazılı bir kıymetli evrak düzenleyerek teslim etmiştir. Vade tarihi geldiğinde (S), senedi ofisinde zayi ettiğini (kaybettiğini) belirterek, aralarındaki onaylı sipariş formları ve ticari faturalara dayanarak (T)’den borcunu ödemesini talep etmiştir. (T) ise senedin fiziken kendisine ibraz edilmediği gerekçesiyle ödeme yapmaktan kaçınmıştır.
Kıymetli evrakın tanımı ve temel nitelikleri göz önüne alındığında, taraflar arasındaki bu hukuki uyuşmazlığın çözümüyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
- (T)’nin ödemeden kaçınması hukuka uygundur; zira kıymetli evrakta 'hakkın senede bağlılığı' ilkesi gereği senet zayi olmuşsa, alacaklı mahkemeden senedin iptaline ilişkin karar getirmedikçe yalnızca temel borç ilişkisine dayanarak ifa talep edemez.Cevap
- B(T)’nin ödemeden kaçınması haksızdır; çünkü kıymetli evrakın 'mücerretlik (soyutluk)' özelliği uyarınca, senet kaybolsa dahi temel hukuki işlem olan satış sözleşmesi geçerliliğini koruduğundan alacağın tahsili mümkündür.
- CKıymetli evrak 'kamu güveni' ilkesine dayanan güçlendirilmiş bir adi ispat senedi olduğundan, alacağın kesin delillerle (fatura vb.) ispatlanması halinde (T), senedin ibrazı aranmaksızın ödeme yapmakla yükümlüdür.
- D(T)'nin ödeme yapmama hakkı bulunmakla birlikte, senedin zayi olması halinde yetkili mahkemede hasımsız olarak açılacak iptal davasını ikame etme külfeti senedi elinde bulunduran (S)'ye değil, borçlu (T)'ye aittir.
- E(T)’nin senedin ibraz edilmemesine dayalı olarak ileri sürdüğü ödemezlik itirazı, yalnızca üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilen nispi bir def'i niteliğinde olduğundan, senedin lehdarı olan (S)’ye karşı ileri sürülemez.
Cevap
Doğru yanıt, borçlunun ödemeden kaçınmasının hukuka uygun olduğunu ve alacaklının hak talep edebilmesi için mahkemeden senedin iptaline karar verdirmesi gerektiğini ifade eden seçenektir.
Kıymetli evrakın en ayırt edici temel özelliği, hakkın senede o denli bağlı olmasıdır ki, senet olmadan hakkın devredilememesi ve ileri sürülememesidir (TTK m. 645). Bu ilke uyarınca senet zayi olduğunda, alacaklının temel borç ilişkisini fatura veya tanık gibi başkaca delillerle ispatlaması borçluyu ödemeye zorlamak için yeterli değildir. Hak sahibinin mükerrer ödeme riskini ortadan kaldırmak amacıyla öncelikle yetkili mahkemeye başvurup senedin iptaline karar verdirmesi şarttır. Bu karar alınmadan borçlunun senedin ibraz edilmemesi sebebiyle ödemeden kaçınması tamamen hukuka uygundur.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Hakkın Senede Bağlılığı ve İbraz Zorunluluğu