Türk Medeni Kanunu'nun başlangıç hükümlerinde yer alan "objektif iyiniyet (dürüstlük kuralı)" ile "subjektif iyiniyet", birbirinden farklı şartlara ve sonuçlara sahip iki ayrı temel kurumdur.
Bir hukuki uyuşmazlığın çözümünde, hâkimin *subjektif iyiniyet* (TMK m. 3) hükümlerini tatbik edebilmesi için aşağıdaki koşullardan hangisinin somut olayda gerçekleşmiş olması zorunludur?
- İlgili uyuşmazlıkta kanunun, bir hakkın kazanılmasına veya doğmasına engel olan hukuki bir eksikliği bilmemeye (iyiniyete) açıkça hukuki bir sonuç bağlamış olmasıCevap
- BUyuşmazlığın, taraflar arasındaki mevcut bir sözleşmenin yorumlanması veya sözleşmedeki belirsizliklerin giderilmesi aşamasında ortaya çıkması
- CBir hakkın kullanılması veya borcun yerine getirilmesi sırasında, makul ve dürüst bir insandan beklenen olağan davranışlardan sapılmış olması
- DTaraflardan birinin, sahip olduğu bir hakkı sırf diğer tarafı zarara uğratma amacı güderek hakkaniyete aykırı bir şekilde kullanması
- EKarara bağlanacak hukuki meselede, hâkimin takdir yetkisini kullanmasını gerektiren kural içi bir kanun boşluğunun (bilinçli boşluk) bulunması
Cevap
İlgili uyuşmazlıkta kanunun, bir hakkın kazanılmasına veya doğmasına engel olan hukuki bir eksikliği bilmemeye (iyiniyete) açıkça hukuki bir sonuç bağlamış olması koşulu zorunludur.
Türk Medeni Kanunu m. 3'te düzenlenen subjektif iyiniyet kurumu, dürüstlük kuralı (objektif iyiniyet) gibi hukukun her alanında doğrudan ve genel bir şekilde, her uyuşmazlığa uygulanabilen bir kural değildir. Subjektif iyiniyetin (bir hakkın kazanılmasındaki engeli bilmemenin) hukuki bir sonuç doğurabilmesi için, kanun koyucunun o somut olaya ilişkin (örneğin TMK 988 veya 1023 gibi) açıkça iyiniyeti koruyan özel bir hüküm sevk etmiş olması zorunludur. Doğru seçenek bu yasal ön koşulu tam ve eksiksiz ifade etmektedir.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Subjektif İyiniyetin Uygulama Şartı (TMK m.3)