Soru

Zorluk: Çok zorTazminat ve Zarar Kavramı

İdare tarafından hukuka aykırı olarak mühürlenen bir ticari işletme, mühürlü kaldığı süre boyunca faaliyet yürütememiş, bu durum hem işletmenin planlanan kârından mahrum kalmasına hem de işletme sahibinin ticari itibarının sarsılmasına neden olmuştur.

Bu olaydaki zararların tazmini ve kapsamı dikkate alındığında, idare hukuku ilkeleri ve Danıştay içtihatları uyarınca aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

  1. A
    Manevi tazminatın temel amacı malvarlığındaki eksilmeyi telafi etmek olduğundan, hükmedilecek miktar işletmenin mühürlü kaldığı süredeki ciro kaybıyla orantılı bir matematiksel hesaplama ile belirlenmelidir.
  2. B
    İdare hukukundaki "doğrudan zarar" kriteri uyarınca, işletmenin mühürlenmesi sonucunda ortaya çıkan kâr kaybının tazmini için bu kârın elde edilme ihtimalinin (umulan kâr) bulunması yeterli olup; zararın "kesin" olduğunun kanıtlanması aranmaz.
  3. İdarenin sorumluluğunda geçerli olan "tam tazmin" ilkesi, işletmenin mahrum kaldığı kârın tazminini de kapsar; ancak bu kârın "gerçek ve kesin" nitelikte olması şart olup, tazminat miktarından işletmenin kapalı olduğu sürede tasarruf ettiği personel ve enerji gibi giderlerin mahsup edilmesi sebepsiz zenginleşme yasağının bir gereğidir.Cevap
  4. D
    Tam tazmin ilkesi uyarınca, idarenin ağır hizmet kusurunun bulunduğu bu tür durumlarda "zenginleşme yasağı" askıya alınarak davacıya uğradığı maddi zararın 22 katı tutarında cezai bir tazminat ödenmelidir.
  5. E
    İdarenin sorumluluğu kapsamında tazmin edilecek zarar sadece malvarlığının aktifindeki somut azalmaları (fiili zarar) kapsadığından, işletmenin kâr mahrumiyeti hiçbir durumda tam yargı davasının konusunu oluşturamaz.

Cevap

İdarenin tam tazmin yükümlülüğü, gerçek ve kesin olan kâr mahrumiyetini kapsarken, sebepsiz zenginleşmeyi önlemek adına tasarruf edilen giderlerin mahsup edilmesini gerektirir.
İdarenin hukuki sorumluluğunda, zarar görenin malvarlığındaki eksilmenin tamamen giderilmesi (tam tazmin) esas iken, bu işlemin zarar görenin malvarlığında haksız bir artışa (sebepsiz zenginleşme) yol açmaması gerekir. Bu nedenle, işletmenin mühürlü kaldığı süre boyunca elde edeceği kesin kâr hesaplanırken, bu kârı elde etmek için katlanmak zorunda kalacağı ancak işletme kapalı olduğu için ödemediği giderlerin toplam miktardan düşülmesi (mahsup) zorunludur.

Adım Adım Çözüm

1
Zararın niteliğini belirleme
Zarar hem maddi (kâr kaybı) hem de manevidir.
İşletmenin kapalı kalması malvarlığı üzerinde, itibarın sarsılması ise kişilik hakları üzerinde zarar doğurur.
2
Kâr mahrumiyetinin tazmin edilebilirlik şartını uygulama
Kâr mahrumiyetinin "gerçek ve kesin" olması şartı aranır.
İdari yargıda "umulan kâr" (spekülatif beklenti) tazmin edilmez; tazminat için zararın objektif verilere dayanması gerekir.
3
Tam tazmin ve sebepsiz zenginleşme dengesini kurma
Maddi tazminat miktarından tasarruf edilen kalemler (personel, elektrik vb.) düşülür (mahsup).
Kişinin idari eylem sonucunda, eylem hiç olmasaydı elde edeceği durumdan daha iyi bir duruma gelmesi engellenmelidir.

Anahtar Kavram

Tam Tazmin ve Sebepsiz Zenginleşme Yasağı Dengesi

Daha Fazla Pratik

Tam yargı davalarında tazminatın hesaplanma tarihi (karar tarihi mi, olay tarihi mi) ve faiz başlangıç ilkelerini inceleyiniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Bu soruyu puanla