Genel haciz yoluyla ilamsız icra takibinde borçluya gönderilen ödeme emri, borçlunun adreste bulunmadığı bir sırada aynı konutta birlikte oturan ancak ayırt etme gücü olmayan küçük kardeşine tebliğ edilmiştir. Borçlu tebligatı tarihinde öğrenmiş, tarihinde ise icra dairesine giderek borca ve imzaya itiraz etmiştir.
İcra ve İflas Kanunu ile Tebligat Kanunu hükümleri uyarınca, bu olayla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
- ATebligat, borçlu ile aynı adreste oturan bir yakınına yapıldığı için usulüne uygundur ve itiraz süresi fiili tebliğ tarihinden itibaren başlar.
- Tebligat usulsüzdür; ancak borçlunun tebliği öğrendiğini beyan ettiği tarih tebliğ tarihi sayılır ve itiraz bu tarihe göre süresindedir.Cevap
- CYapılan tebligat yok hükmündedir ve borçlu tarafından sonradan öğrenilmesi bu tebligata hiçbir şekilde hukuki geçerlilik kazandırmaz.
- DBorçlu, tebligatın usulsüzlüğünü öğrendiği tarihten itibaren icra mahkemesine süresiz şikayet yoluna başvurarak tebliğ işlemini iptal ettirebilir.
- EBorçlu, usulsüz tebligat nedeniyle kaçırdığı itiraz süresini telafi etmek için icra mahkemesine gecikmiş itiraz yoluna başvurmak zorundadır.
Cevap
Tebligatın usulsüz olması durumunda, borçlunun tebliği öğrendiğini beyan ettiği tarih tebliğ tarihi olarak kabul edilir ve yedi günlük itiraz süresi bu tarihten itibaren başlar.
Tebligat Kanunu m. 32 hükmü gereğince, tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuşsa (öğrenmişse) tebliğ geçerli kabul edilir. Borçlunun beyan ettiği öğrenme tarihi, yasal tebliğ tarihi olarak kabul edilir ve İİK m. 62/1'de öngörülen yedi günlük itiraz süresi bu tarihten itibaren başlar. Senaryoda borçlu tarihinde öğrendiğini beyan ettiği için itiraz süresi bu tarihte başlamış ve iki gün sonra yapılan itiraz süresi içerisinde kalmıştır.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Usulsüz Tebliğ ve Öğrenme Tarihi
Tahmini Süre:1m 30s