Soru

Zorluk: OrtaTacir Sıfatının Kazanılması ve Kaybı

14 yaşındaki (A), dedesinden miras kalan ve ticaret siciline kayıtlı büyük ölçekli bir mobilya fabrikasının tek sahibi olmuştur. (A) ergin olmadığı için söz konusu ticari işletme, mahkeme tarafından atanan vasisi (V) tarafından, (A) adına ve hesabına işletilmektedir. Faaliyetler sırasında (V), işletme için gerekli ham maddeyi sağlamak üzere tedarikçi (T) ile yüksek meblağlı bir alım sözleşmesi yapmış, ancak piyasa koşullarındaki dalgalanmalar nedeniyle borçlar vadesinde ödenememiştir.

Türk Ticaret Kanunu hükümleri dikkate alındığında, bu olaydaki tacir sıfatı ve doğacak sorumluluklarla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

  1. A
    İşletmeyi fiilen ve bağımsız olarak yöneten kişi vasi (V) olduğundan, tacir sıfatı (V)'ye aittir ve borçlardan dolayı iflas yoluyla o takip edilir.
  2. B
    Tacir sıfatı (A)'ya ait olmakla birlikte, (A) henüz reşit olmadığından şahsen iflasa tabi tutulamaz; bu nedenle hukuki sorumluluk vasinin malvarlığı ile sınırlıdır.
  3. Tacir sıfatı kısıtlı (A)'ya aittir ve borçlardan dolayı iflasa tabi olan (A)'dır; ancak ticari işletmeyle ilgili ceza hükümlerinin uygulanmasında vasi (V) tacir gibi sorumlu olur.Cevap
  4. D
    (A) tam fiil ehliyetine sahip olmadığı için gerçek kişi olarak tacir sıfatını kazanamaz; bu nedenle tacir sıfatı, ayrı bir malvarlığı olan ticari işletmenin kendisine aittir.
  5. E
    Tacir sıfatı, temsil ilişkisinden dolayı sicilde adı geçen her iki kişiye de müştereken ait olur ve iflas talebi durumunda her ikisinin de iflası istenebilir.

Cevap

Tacir sıfatının bütünüyle küçük (A)'ya ait olduğu, dolayısıyla iflasa tabi olanın (A) olduğu, ancak ceza hükümleri bakımından vasinin tacir gibi sorumlu tutulacağı seçenektir.
Türk Ticaret Kanunu madde 13 uyarınca; küçük ve kısıtlılara ait ticari işletmeyi bunların adına işleten yasal temsilci (vasi/veli), tacir sayılmaz. Tacir sıfatı doğrudan doğruya temsil edilene (küçüğe veya kısıtlıya) aittir. Bu kuralın doğal bir sonucu olarak ticari faaliyetten doğan borçlardan dolayı iflasa tabi olan kişi de tacir sıfatını taşıyan küçüktür. Ancak kanun koyucu, cezai sorumluluğun şahsiliği ilkesini göz önünde bulundurarak ticari işletmeyle ilgili ceza hükümlerinin uygulanması bakımından yasal temsilcinin 'tacir gibi sorumlu' olacağını açıkça düzenlemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki işletmenin kimin adına işletildiğini ve temsil ilişkisini tespit et
İşletmenin mülkiyeti 14 yaşındaki (A)'ya aittir ve işletme vasi (V) tarafından (A) adına işletilmektedir.
Tacir sıfatının kime ait olacağını belirleyen temel kuralın uygulanabilmesi için fiili durumun yasal çerçeveye oturtulması gerekir.
2
Türk Ticaret Kanunu m. 13 hükmünü (Küçük ve kısıtlıların durumu) uygula
Kanuna göre tacir sıfatı işletmeyi işleten temsilciye (V) değil, temsil edilen küçüğe (A) aittir.
Yasal temsilci ticari işletmeyi kendi adına değil, kısıtlı/küçük adına işlettiğinden tacir sıfatını şahsen kazanamaz.
3
Tacir sıfatının hukuki ve cezai sonuçlarını taraflara dağıt
Hukuki sonuç olan iflasa tabi olma durumu, tacir sıfatını taşıyan (A) üzerinde doğar. Kanundaki özel düzenleme gereği cezai sorumluluk ise fiili işlemleri yapan vasi (V) üzerinde doğar.
Hukuki sorumluluk malvarlığı ile ilgili olduğundan mülkiyet sahibine gider, ancak ceza sorumluluğu şahsi olduğundan kusur yeteneği olan yöneticiye (temsilciye) kanunla yüklenmiştir.

Anahtar Kavram

Küçük ve kısıtlılarda tacir sıfatı ve yasal temsilcinin sorumluluğu
Tahmini Süre:1m 15s
Bu soruyu puanla