2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu () uyarınca, iflasa tabi bir borçlunun kendi iflasını mahkemeden talep etmesi (borçlunun talebiyle doğrudan iflas) kural olarak ihtiyari bir hak iken, kanunda öngörülen belirli şartların gerçekleşmesi halinde bu durum bir mecburiyete dönüşmektedir.
Buna göre, aşağıdakilerden hangisi borçlunun kendi iflasını istemesinin kanuni bir mecburiyet (yükümlülük) olduğu hallerden biridir?
- ABorçlunun, ödemelerini tatil ettiğini bildirerek mahkemeden iflasını talep etmesi
- Borçlu aleyhine haciz yoluyla yapılan takipte, mallarının yarısından fazlasının haczedilmesi ve kalan malvarlığının vadesi gelmiş borçlarını ödemeye yetmemesiCevap
- CBorçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla kaçması üzerine alacaklılardan birinin mahkemeye başvurması
- DBorçlu hakkında ilama bağlı bir alacağın icra emriyle istenmesine rağmen borcun ödenmemiş olması
- EBorçlunun alacaklılarının haklarını ihlal etmek amacıyla hileli işlemlerde bulunması sebebiyle iflasın istenmesi
Cevap
Borçlu aleyhine haciz yoluyla yapılan takipte, mallarının yarısından fazlasının haczedilmesi ve kalan malvarlığının vadesi gelmiş borçlarını ödemeye yetmemesi durumu borçlu için kanuni bir mecburi iflas halidir.
İcra ve İflas Kanunu'nun 178. maddesinin 2. fıkrasına göre; iflasa tabi bir borçlu aleyhine haciz yoluyla takip yapıldığında, borçlunun mallarının yarısından fazlası haczedilir ve kalan malları vadesi gelmiş (muaccel) borçlarını ödemeye yetmezse, borçlu bizzat iflasını istemeye mecburdur. Bu düzenleme, borçlunun malvarlığının daha fazla eksilmesini engellemek ve alacaklıların eşit şekilde tatminini sağlamak amacı taşır.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Borçlunun kendi talebiyle (mecburi) doğrudan iflas halleri