Kamu Hizmetleri ve Kolluk

137 soru

Soru 41Soru

İdari kolluk faaliyetlerinin yürütülmesinde görev alan makamlar ile bu makamların tesis ettiği işlemlerin hukuki niteliği ve yetki sınırları dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Valiler, il sınırları içinde kamu düzenini sağlamak amacıyla, kanunların verdiği yetkiye dayanarak 'genel emir' niteliğinde düzenleyici işlemler tesis edebilirler.

Cevap

Valilerin il sınırları içinde kamu düzenini korumak amacıyla düzenleyici bir işlem olan 'genel emir' çıkarma yetkisi bulunmaktadır.
İdari kolluk hukukunda valiler, 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu'na dayanarak kamu düzenini korumak amacıyla il genelinde uygulanacak düzenleyici işlemler (genel emirler) tesis edebilirler. Bu, genel idari kolluk makamlarına tanınmış tipik bir düzenleme yetkisidir.

Adım Adım Çözüm

1
Kolluk makamı ve personelini ayırt etme
Vali ve kaymakam makamdır; emniyet müdürü veya jandarma komutanı ise bu makamlara bağlı kolluk personelinin başıdır.
İdari kollukta karar alma yetkisi (makam) ile uygulama yetkisi (personel) farklı hukuki rejimlere tabidir.
2
Genel ve özel kolluk ayrımını kontrol etme
Belediye ve köy kolluğu 'özel/mahalli' kolluktur; Cumhurbaşkanı, Bakan, Vali ve Kaymakam ise 'genel' kolluktur.
Hizmetin kapsamı ve hitap ettiği coğrafi alan bu ayrımı belirler.
3
Yetki ve denetim usulünü inceleme
5442 sayılı Kanun uyarınca genel emir yetkisi valiye verilmiştir. Ayrıca merkezi idare ile yerinden yönetim kuruluşları arasındaki denetim her zaman idari vesayettir.
Hukuk devletinde yetkiler kanunla belirlenir ve kurumlar arası denetim tüzel kişilik ayrımına göre şekillenir.

Anahtar Kavram

İdari Kolluk Makamları ve İşlemleri

Daha Fazla Pratik

İdari kolluk işlemlerinin 'yargısal denetimi' ve 'adli kolluk' ile arasındaki farklara odaklanan sorular çözülebilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 42Soru

Bir belediyenin, ulaşım hizmetlerinde kullandığı eski kağıt bilet sistemini terk ederek daha hızlı ve verimli olan temassız kart sistemine geçiş yapması, kamu hizmetlerine hâkim olan aşağıdaki ilkelerden hangisinin bir gereğidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Değişebilirlik (Uyarlanma) ilkesi

Cevap

Kamu hizmetlerinin teknolojik gelişmelere ve değişen ihtiyaçlara göre modernize edilmesi değişebilirlik (uyarlanma) ilkesi ile açıklanır.
Değişebilirlik veya diğer adıyla uyarlanma ilkesi, kamu hizmetlerinin statik olmadığını, aksine zamanın gereklerine, bilimsel verilere ve toplumun yeni ihtiyaçlarına göre idare tarafından sürekli güncellenmesi gerektiğini ifade eder. Örnekteki bilet sistemi değişikliği, hizmetin kalitesini ve verimliliğini artırmaya yönelik bir uyarlanma faaliyetidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hizmet sunum yönteminde yapılan değişikliğin (kağıt biletten temassız karta geçiş) niteliğini analiz etmek.
Bu değişikliğin bir modernizasyon ve teknolojiye uyum süreci olduğu belirlenir.
Soruda sorulan ilkeyi bulmak için eylemin amacını saptamak gerekir.
2
Belirlenen bu niteliği kamu hizmeti ilkeleriyle eşleştirmek.
Hizmetin güncel şartlara uydurulması 'Değişebilirlik (Uyarlanma)' ilkesi kapsamına girer.
İdarenin tek taraflı olarak hizmetin yürütülme koşullarını değiştirme yetkisi bu ilkeden kaynaklanır.

Anahtar Kavram

Değişebilirlik (Uyarlanma) İlkesi
Tahmini Süre:45s
Soru 43Soru

Ülke genelinde gıda güvenliğini sağlamak amacıyla Tarım ve Orman Bakanlığı (Özel Kolluk), kanatlı hayvan ürünlerinin satışına ilişkin belirli şartlar ve sertifikasyon kuralları içeren bir yönetmelik yayımlamıştır. Ancak bir ilde yoğunlaşan kuş gribi salgınının toplum sağlığını ciddi şekilde tehdit etmesi üzerine, il valisi (Genel İdari Kolluk) aldığı bir kararla il sınırları içerisinde her türlü kanatlı hayvan ürününün satışını ve naklini geçici olarak tamamen yasaklamıştır.

İdare hukuku ilkeleri uyarınca kolluk yetkilerinin yarışması ve çatışması bağlamında bu durum ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Genel kolluk makamları, özel kolluk makamlarının düzenleme yaptığı alanlarda kamu düzenini korumak amacıyla daha sıkı ve sınırlayıcı tedbirler alabilirler; bu nedenle valinin kararı hukuka uygundur.

Cevap

Genel kolluk makamları, kamu düzenini korumak amacıyla özel kolluk makamlarının düzenlemelerinden daha sıkı tedbirler alabilirler; bu nedenle valinin yasaklama kararı hukuka uygundur.
İdare hukukunda genel idari kolluk ve özel idari kolluk yetkileri aynı alan üzerinde çakışabilir (yarışma). Bu durumda temel kural şudur: Genel kolluk makamları, özel kolluğun düzenleme yaptığı bir alanda, yerel kamu düzenini sağlamak adına o düzenlemeden daha sıkı/sınırlayıcı tedbirler alabilirler. Olayda Bakanlık (Özel Kolluk) sertifika ile satışa izin verirken, Vali (Genel Kolluk) salgın nedeniyle tam yasak getirmiştir. Daha sınırlayıcı olan Vali kararı, yerel düzeyde uygulanması gereken hukuki işlemdir.

Adım Adım Çözüm

1
Kolluk makamlarını ve yetki türlerini belirleme.
Tarım Bakanlığı 'Özel İdari Kolluk', Vali 'Genel İdari Kolluk' makamıdır.
Yetki çatışmasının çözümünde makamların statüsünü belirlemek ilk adımdır.
2
Konunun 'kamu düzeni' ile ilişkisini analiz etme.
Kuş gribi salgını kamu düzeninin 'genel sağlık' unsuruyla doğrudan ilgilidir.
Genel idari kolluk makamları ancak kamu düzenini ilgilendiren hallerde müdahale edebilir.
3
Yarışan yetkiler arasında 'en sıkı tedbir' kuralını uygulama.
Genel kolluk (Vali), özel kolluğun (Bakanlık) serbest bıraktığı veya şartlı izin verdiği bir alanı yerel şartlar gereği yasaklayabilir.
Genel idari kolluğun asli ve tamamlayıcı niteliği, yerel düzeyde kamu düzenini korumak için daha kısıtlayıcı önlemler almasına imkan tanır.

Anahtar Kavram

Kolluk Yetkilerinin Yarışması ve Çatışmasında 'Daha Sıkı Tedbir' İlkesi

Daha Fazla Pratik

Kolluk yetkilerinin çatışması ile yetki tecavüzü arasındaki farkı belirlemek için 'Rektör-Vali' örneğindeki kampüse giriş yetkilerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 44Soru

Bir mülki idare amiri, şehir merkezindeki işlek bir caddede izinsiz seyyar satıcılık faaliyetlerinin yaya trafiğini ciddi şekilde aksatması ve çevre kirliliğine yol açması gerekçesiyle; caddenin tamamını her türlü yaya trafiğine kapatmış, bölgedeki ruhsatlı dükkanların önlerine bariyer çekilerek ticari faaliyetlerin durdurulmasına karar vermiştir. Yapılan incelemede, söz konusu olumsuzlukların sadece seyyar satıcılara yönelik denetimlerin artırılması, el koyma işlemleri ve zabıta devriyesi gibi yöntemlerle giderilebileceği, ancak idarenin bu yollara başvurmadan doğrudan en ağır kısıtlamayı seçtiği tespit edilmiştir. İdarenin bu işlemi, kolluk yetkisinin sınırlarını belirleyen ölçülülük ilkesinin aşağıdaki alt unsurlarından hangisi yönüyle öncelikle hukuka aykırılık teşkil etmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gereklilik (Zorunluluk)

Cevap

Gereklilik (zorunluluk) unsurudur.
Gereklilik (zorunluluk) ilkesi, idarenin bir kamu yararını gerçekleştirmek için elinde bulunan araçlar arasından, ilgili kişilerin hak ve özgürlüklerine en az müdahale edenini seçmesi gerektiğini ifade eder. Olayda seyyar satıcılıkla mücadele etmek için tüm caddeyi kapatmak ve yasal dükkanların faaliyetini durdurmak, hedeflenen amaca daha hafif önlemlerle (denetim, el koyma vb.) ulaşılabilecekken seçilmiş en ağır yöntemdir. Bu durum, 'minimal müdahale' kuralının ihlali anlamına geldiği için işlem gereklilik unsuru yönünden sakattır.

Adım Adım Çözüm

1
İdari kolluk işleminin amacını belirle
Amacın yaya trafiğini düzenlemek ve kirliliği önlemek olduğu tespit edildi.
Ölçülülük denetimi yapılabilmesi için önce idari işlemin meşru bir amacı olup olmadığına bakılır.
2
Seçilen aracın elverişliliğini kontrol et
Caddenin kapatılması amacı gerçekleştirebilir ancak yöntem aşırıdır.
Elverişlilik, aracın amaca hizmet edip etmediğini ölçer.
3
Alternatif ve daha hafif önlemlerin varlığını araştır
Denetim artırma ve zabıta önlemleri gibi temel hakları daha az kısıtlayan yolların mevcut olduğu görüldü.
Gereklilik ilkesi gereği, en hafif etkili araç seçilmelidir. Bu adımda yapılan hata gereklilik ihlalini doğurur.

Anahtar Kavram

Ölçülülük ilkesinin üç alt unsuru (elverişlilik, gereklilik, orantılılık) arasındaki hiyerarşik denetim mantığı.
Soru 45Soru

İdarenin, mülkiyeti ve sermayesi kendisine ait olan bir kamu hizmeti tesisinin işletilmesini; tüm giderlerin idarece karşılanması ve işletme sonucunda ortaya çıkabilecek mali riskin idare üzerinde kalması kaydıyla, bir özel hukuk kişisine hasılat üzerinden belirli bir pay veya yüzde verilmesi suretiyle yürüttüğü kamu hizmeti görülüş usulü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Müşterek emanet usulü

Cevap

Müşterek emanet usulü
Müşterek emanet usulünde, kamu hizmeti için gerekli olan her türlü tesisat ve sermaye idare tarafından sağlanır. Hizmetin işletilmesi ise idarenin denetimi altında, masrafları idareye ait olmak üzere bir özel hukuk kişisine bırakılır. Bu özel kişiye hizmetin hasılatından belirli bir pay veya yüzde verilir ancak işletmenin zarar etmesi durumunda bu zarar idare tarafından karşılanır. Dolayısıyla mali risk idareye aittir.

Adım Adım Çözüm

1
Hizmetin sermaye ve tesisat sahipliğini belirle.
Tesisat ve sermaye idareye aittir.
Soruda mülkiyetin ve sermayenin idareye ait olduğu belirtilmiştir, bu durum imtiyaz usulünü eler.
2
Hizmetin yönetim sorumluluğunu ve personel kaynağını analiz et.
İşletme yönetimi bir özel hukuk kişisine bırakılmıştır.
Emanet usulünde yönetim idarededir, bu yüzden emanet usulü elenir.
3
Mali riskin (kâr-zarar) kimin üzerinde olduğunu tespit et.
Mali risk tamamen idare üzerindedir.
İltizam usulünde risk özel kişidedir, riskin idarede kaldığı ve yöneticinin pay aldığı tek karma usul müşterek emanettir.

Anahtar Kavram

Müşterek emanet usulünde riskin idarede kalması ve özel kişiye hasılat payı ödenmesi.

Daha Fazla Pratik

Müşterek emanet ile iltizam arasındaki mali risk farkını bir tablo üzerinden tekrar edebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 46Soru

Kamu hizmetlerinin özel bir kişiye, kâr ve zararı kendisine ait olmak üzere, bir sözleşme uyarınca gördürülmesini ifade eden "kamu hizmeti imtiyaz usulü" ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İmtiyaz sözleşmesi imzalanmadan önce Danıştay’ın görüşünün (düşüncesinin) alınması zorunludur.

Cevap

İmtiyaz sözleşmesi imzalanmadan önce Danıştay’ın görüşünün (düşüncesinin) alınmasının zorunlu olduğunu belirten ifade doğrudur.
Kamu hizmeti imtiyaz sözleşmelerinin akdedilme sürecinde Danıştay’ın düşüncesinin alınması zorunlu bir prosedürdür. Bu aşama atlandığında yapılan işlem şekil unsuru yönünden hukuka aykırı hale gelir.

Adım Adım Çözüm

1
Kamu hizmeti imtiyaz usulünün tanımını analiz etmek
İmtiyazın bir özel kişiye (imtiyazcı) kâr ve zararı kendisine ait olmak üzere hizmet gördürme usulü olduğu belirlendi.
Usulün temel mantığını kavramak için gereklidir.
2
Danıştay'ın süreçteki rolünü hatırlamak
İmtiyaz sözleşmelerinde Danıştay'ın istişari (görüş bildirme) nitelikteki düşüncesinin alınmasının zorunlu bir şekil şartı olduğu tespit edildi.
Anayasal ve yasal prosedürlerin doğrulanması için gereklidir.
3
Sözleşmenin hukuki niteliğini değerlendirmek
Bu sözleşmelerin idari sözleşme olduğu ve şahsa bağlılık (intuitu personae) niteliği taşıdığı anlaşıldı.
Seçeneklerdeki hukuki hataları ayıklamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

İmtiyaz Sözleşmelerinde Danıştay Görüşü ve İdari Sözleşme Niteliği
Soru 47Soru

İdare hukukunda kamu hizmetlerinin kurulması ve işletilmesine hâkim olan 'değişebilirlik (uyarlanma)' ilkesi ile bu ilkenin hizmetten yararlananlar (müntesipler) üzerindeki hukuki etkileri göz önüne alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kamu hizmetinden yararlananların durumu 'statüsel' bir nitelik taşıdığından, idare kamu yararının gerektirdiği hallerde hizmetin hukuki rejimini tek taraflı olarak değiştirme yetkisine sahiptir.

Cevap

Kamu hizmetinden yararlananların durumu statüsel bir nitelik taşıdığından, idarenin kamu yararı gereği hizmetin hukuki rejimini tek taraflı olarak değiştirebilmesi mümkündür.
Kamu hizmetinden yararlananlar ile idare arasındaki hukuki ilişki 'statüsel' bir niteliğe sahiptir. Bu durum, idarenin kamu yararı, teknolojik gelişmeler veya toplumsal ihtiyaçlar doğrultusunda hizmetin sunum şartlarını, usullerini ve hukuki rejimini tek taraflı olarak değiştirebilmesine olanak tanır. Müntesiplerin, hizmetin eski kurallar çerçevesinde yürütülmesini talep etme yönünde kazanılmış bir hakkı bulunmaz.

Adım Adım Çözüm

1
Kamu hizmeti ile yararlananlar (müntesipler) arasındaki hukuki ilişkinin niteliğini belirleyin.
Bu ilişki akdi (sözleşmesel) değil, statüsel (nesnel-kanuni) bir ilişkidir.
Bireylerin kamu hizmetinden yararlanma şartları önceden belirlenmiş genel ve objektif kurallara dayanır.
2
Değişebilirlik (Uyarlanma) ilkesinin bu statü üzerindeki etkisini analiz edin.
İdare, kamu yararı, teknolojik gelişmeler veya toplumsal ihtiyaçlar doğrultusunda bu statüyü tek taraflı olarak değiştirebilir.
Kamu hizmetinin statik kalması toplumun değişen ihtiyaçlarına cevap vermesini engeller; bu yüzden idarenin uyarlama yetkisi esastır.
3
Kazanılmış haklar ile hizmetin değişebilirliği arasındaki dengeyi değerlendirin.
Kişilerin hizmetin eski kurallarına göre sunulmaya devam edilmesini isteme yönünde kazanılmış bir hakkı bulunmamaktadır.
Statüsel ilişkilerde kurallar her zaman geleceğe etkili olarak değiştirilebilir ve bireyler bu statünün değişmezliği üzerinde hak iddia edemezler.

Anahtar Kavram

Kamu Hizmetinin Değişebilirliği (Mutabilité) ve Statüsel İlişki
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 48Soru

Bir il valiliği, şehir merkezindeki geniş bir parkta akşam saatlerinde meydana gelen gürültü ve çevre kirliliği şikayetlerini önlemek amacıyla, parkın tamamını haftanın her günü akşam saat 18:00'den itibaren tüm vatandaşların girişine kapatmıştır. Yapılan incelemeler sonucunda, söz konusu şikayetlere konu olan olayların parkın sadece çocuk oyun alanları çevresinde yoğunlaştığı, parkın geri kalan geniş alanlarında ise herhangi bir asayiş veya huzur bozucu durumun yaşanmadığı tespit edilmiştir. Bu durumda, valilik tarafından alınan kararın, hedeflenen amaca parkın sadece sorunlu kısımlarında denetim yaparak veya daha sınırlı bir alanı kapatarak ulaşılabilecekken tüm parkı kapatması, ölçülülük ilkesinin hangi alt unsuruna öncelikle aykırılık teşkil eder?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gereklilik (Zorunluluk)

Cevap

Gereklilik (Zorunluluk) unsuru, idarenin bir amaca ulaşırken temel hak ve özgürlükleri en az kısıtlayan yolu tercih etmesini zorunlu kıldığı için doğru cevaptır.
Gereklilik (zorunluluk) unsuru, idarenin kamu düzenini sağlamak için başvurduğu aracın, amaca ulaşmak için gerekli olanlar arasından hak ve özgürlükleri en az sınırlayan araç olmasını ifade eder. Olayda, parkın sadece bir kısmında sorun varken tamamının kapatılması, amaca ulaşmak için ihtiyaç duyulandan daha geniş ve ağır bir sınırlama getirildiğini gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Kolluk işleminin amacını belirleyin.
Gürültü ve çevre kirliliğini önlemek.
Kolluk işlemleri her zaman bir kamu düzeni amacına dayanmalıdır.
2
İdarenin seçtiği yöntemi ve kapsamını analiz edin.
Parkın tamamının kapatılması.
Yöntemin kapsamı, müdahalenin şiddetini belirler.
3
Daha hafif bir alternatifin mümkün olup olmadığını sorgulayın.
Sadece sorunlu alanın kapatılması veya denetimin artırılması mümkündür.
Gereklilik ilkesi, mümkün olan en az sınırlayıcı aracın seçilmesini emreder.
4
Ölçülülüğün alt unsurlarıyla eşleştirin.
En az sınırlayıcı araç seçilmediği için 'Gereklilik' ihlal edilmiştir.
İhtiyaç duyulandan daha ağır bir tedbir gereklilik ilkesine aykırıdır.

Anahtar Kavram

Ölçülülük ilkesinin alt unsurlarından 'Gereklilik' (Zorunluluk) prensibi.

Daha Fazla Pratik

Ölçülülük ilkesinin üç alt unsuru (elverişlilik, gereklilik, orantılılık) arasındaki hiyerarşiyi ve her birinin tanımını örnek olaylar üzerinden pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 49Soru

İdare, bir bölgede gece saatlerinde artış gösteren asayiş olaylarını gerekçe göstererek, bölgedeki tüm eğlence merkezlerinin ve restoranların faaliyetlerini, güvenliğin tam olarak sağlanabileceği bir teknolojik altyapı kurulana kadar süresiz olarak durdurmuştur. Yapılan yargısal denetimde mahkeme; "idarenin asayişi sağlama amacının meşru olduğunu, ancak bu amaca ek bekçi görevlendirilmesi, aydınlatma kapasitesinin artırılması veya sadece belirli saatlerle sınırlı kısıtlama getirilmesi gibi hak ve özgürlüklere daha az müdahale eden yöntemlerle ulaşılması mümkünken, işletmelerin tamamen kapatılmasının ölçüsüz olduğunu" vurgulamıştır. Mahkemenin "hak ve özgürlüklere daha az müdahale eden yöntemlerin varlığına" yaptığı bu vurgu, ölçülülük ilkesinin aşağıdaki hangi alt unsurunu doğrudan karşılamaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gereklilik (Zorunluluk)

Cevap

Mahkemenin, idarenin elindeki araçlar içinden hak ve özgürlüklere daha az müdahale edeni seçmesi gerektiğini belirtmesi 'Gereklilik (Zorunluluk)' alt unsuruna işaret eder.
Doğru yanıt olan seçenek, idarenin kamu düzenini sağlama amacına ulaşırken temel hakları en az zedeleyen aracı seçmekle yükümlü olduğunu ifade eder. Mahkeme kararında açıkça 'daha az müdahale eden yöntemlerin varlığından' bahsedilmesi, işlemin o amaca ulaşmak için zorunlu (gerekli) olmadığını, daha hafif yöntemlerle de sonucun alınabileceğini göstermektedir. Bu durum doktrinde ve yargı kararlarında ölçülülük ilkesinin 'gereklilik' veya 'zorunluluk' aşaması olarak adlandırılır.

Adım Adım Çözüm

1
Ölçülülük ilkesinin alt unsurlarını tanımlayın.
Ölçülülük; elverişlilik (uygunluk), gereklilik (zorunluluk) ve orantılılık (dar anlamda) olmak üzere üç aşamadan oluşur.
Yargısal denetimde ölçülülük bu üç aşamalı silsileye göre incelenir.
2
Mahkeme gerekçesindeki anahtar ifadeyi analiz edin.
Mahkeme 'daha az müdahale eden yöntemlerin varlığına' vurgu yapmıştır.
Gereklilik ilkesi, bir amaca ulaşmak için birden fazla araç varsa, birey için en hafif olanın seçilmesini emreder.
3
Alternatif araçların varlığının hangi unsuru sakatladığını belirleyin.
Eğer aynı amaca daha hafif bir yolla ulaşılabiliyorsa, ağır olan yol 'gerekli' değildir.
İdarenin seçenekler içinden en sert olanı (faaliyet durdurma) seçmesi, zorunluluk kriterini ihlal eder.

Anahtar Kavram

Ölçülülük İlkesinin Gereklilik (Zorunluluk) Alt Unsuru

Daha Fazla Pratik

Ölçülülük ilkesinin üç alt aşamasının (elverişlilik, gereklilik, dar anlamda orantılılık) her birinin hangi sorularla test edildiğini örnek vakalar üzerinden tekrar ediniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 50Soru

Bir belediye meclisi, kent estetiğini korumak ve görsel kirliliği önlemek amacıyla, şehir merkezindeki tüm ticari işletmelerin dış cephelerinde bulunan tabelaların tamamen kaldırılmasına ve dükkan isimlerinin sadece giriş kapılarının camına küçük birer yapıştırma olarak uygulanmasına karar vermiştir. İdare hukukuna göre, tabela kirliliğini önlemek için tabelaların belirli bir boyut ve renk standardına getirilmesi gibi temel hak ve özgürlükleri daha az sınırlayan bir yöntemle amacın gerçekleşmesi mümkünken en ağır yöntemin seçilmesi, ölçülülük ilkesinin hangi alt unsuru yönünden hukuka aykırılık teşkil eder?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gereklilik (Zorunluluk)

Cevap

İdarenin, ulaşılmak istenen amaç için mevcut araçlar arasından en hafif olanı seçmemesi nedeniyle gereklilik (zorunluluk) unsuru ihlal edilmiştir.
İdare hukukunda ölçülülük ilkesi; elverişlilik, gereklilik ve dar anlamda orantılılık olmak üzere üç alt unsurdan oluşur. Gereklilik (zorunluluk) unsuru, idarenin bir amaca ulaşmak için elinde birden fazla elverişli araç varsa, bunlar arasından temel hak ve özgürlükleri en az sınırlayan aracı (en hafif araç) seçmek zorunda olduğunu ifade eder. Olayda tabela kirliliğini önlemek için 'standartlaştırma' gibi daha hafif bir yöntem varken 'tamamen kaldırma' gibi en sert yöntemin seçilmesi doğrudan gereklilik unsuruna aykırılık teşkil eder.

Adım Adım Çözüm

1
İdari kolluk işleminin amacını belirle.
Kent estetiğini korumak ve görsel kirliliği önlemek.
Ölçülülük denetimi yapılabilmesi için öncelikle meşru bir amacın varlığı kontrol edilmelidir.
2
Seçilen aracın (tabelaların tamamen kaldırılması) amaca ulaşmak için tek seçenek olup olmadığını analiz et.
Tabelaların boyut ve renk standardına getirilmesi gibi daha hafif yöntemlerin de aynı amacı gerçekleştirebileceği anlaşılmaktadır.
Ölçülülük ilkesinin gereklilik (zorunluluk) alt unsuru, 'en hafif araç' ilkesine dayanır.
3
Ulaşılan bulguyu hukuk kuralıyla eşleştir.
Daha hafif bir tedbir mümkünken en ağır olanın seçilmesi 'gereklilik' unsuruna aykırıdır.
İdare, takdir yetkisini kullanırken temel hakları en az kısıtlayan yöntemi seçmekle yükümlüdür.

Anahtar Kavram

Ölçülülük İlkesi ve Gereklilik (En Hafif Araç) Unsuru
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 51Soru

İdare hukukunda, atama işlemi hukuken sakat veya yok hükmünde olmasına rağmen, kamu görevlisi gibi hareket ederek işlem tesis eden bir kişinin (fiili memur), iyi niyetli üçüncü kişilere yönelik yaptığı idari işlemlerin 'hukuki güvenlik' ve 'hizmetin aksamaması' gerekçeleriyle istisnai olarak geçerli kabul edilmesi, kamu hizmetlerine hâkim olan aşağıdaki temel ilkelerden hangisinin bir yansımasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Süreklilik (Kesintisizlik)

Cevap

Süreklilik (kesintisizlik) ilkesidir.
Kamu hizmetlerinin sürekliliği ilkesi, kamu yararının bir gereği olarak hizmetlerin hiçbir kesintiye uğramadan sunulmasını emreder. Bu ilkenin bir sonucu olarak, 'fiili memur teorisi' geliştirilmiştir. Bu teoriye göre, bir kamu görevlisinin atamasında hukuki bir sakatlık olsa dahi, kamu hizmetinin aksamaması ve idareye olan güvenin korunması adına, o kişinin yaptığı işlemler (evlendirme, ceza kesme vb.) geçerli kabul edilir. Böylece hizmetin sürekliliği hukuken de desteklenmiş olur.

Adım Adım Çözüm

1
Senaryodaki 'fiili memur' kavramı ve bu kavramın amacını analiz edin.
Fiili memur teorisi, ataması sakat olsa bile görev yapan kişinin işlemlerini halkın mağdur olmaması için geçerli sayar.
Hukuki belirlilik ve hizmetin durmamasını sağlama amacı güdülür.
2
Bu amacın hangi kamu hizmeti ilkesiyle örtüştüğünü belirleyin.
Hizmetin durmaması ve aksamaması doğrudan 'Süreklilik' ilkesinin bir gereğidir.
Süreklilik ilkesi sadece hizmetin fiziksel devamlılığını değil, hukuki devamlılığını da kapsar.

Anahtar Kavram

Süreklilik İlkesi ve Fiili Memur Teorisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 52Soru

Kamu hizmetlerinin özel kişilere gördürülme usullerinden biri olan 'kamu hizmeti imtiyazı' ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İmtiyaz sözleşmeleri idari sözleşme niteliğinde olduğundan, sözleşme imzalanmadan önce Danıştay görüşünün alınması zorunludur.

Cevap

İmtiyaz sözleşmeleri idari sözleşme niteliğinde olup, imzalanmadan önce Danıştay görüşünün alınması zorunludur.
Kamu hizmeti imtiyaz sözleşmeleri, idari sözleşmelerin en bilinen türüdür. Bu sözleşmelerin kurulma sürecinde Anayasa'nın 155. maddesi ve Danıştay Kanunu uyarınca, metin üzerinde Danıştay'ın görüşünün alınması zorunlu kılınmıştır. Bu aşama, idarenin yetkisini sınırlayan ve hukuka uygunluğu denetleyen önemli bir usul şartıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Kavramın tanımlanması
Kamu hizmeti imtiyazı; bir kamu hizmetinin, kâr ve zararı özel bir kişiye (müstatibe) ait olmak üzere bir idari sözleşme ile gördürülmesidir.
Hizmetin kimin adına ve hangi hukuki rejimle yürütüldüğünü anlamak için temel tanımdan başlanır.
2
Hukuki niteliğin belirlenmesi
Bu sözleşmeler özel hukuk sözleşmesi değil, idari sözleşme niteliğindedir.
İdari sözleşmeler idarenin üstün yetkilerini içerir ve yargısal denetimi idari yargıda yapılır.
3
Usul şartlarının incelenmesi
Anayasa m. 155 ve Danıştay Kanunu uyarınca, imtiyaz sözleşmeleri imzalanmadan önce Danıştay'ın düşüncesinin (görüşünün) alınması zorunludur.
Bu görüş bağlayıcı olmasa da alınmaması işlemi usul yönünden sakatlar.

Anahtar Kavram

Kamu hizmeti imtiyaz sözleşmelerinde Danıştay'ın zorunlu düşünce bildirme rolü.

İpuçları

1
İmtiyaz usulü, iltizama göre çok daha uzun süreli ve ağır usullere tabi bir yöntemdir.
2
Türkiye'de imtiyaz sözleşmelerinin hukuki denetiminde Danıştay'ın anayasal bir rolü vardır.

Daha Fazla Pratik

Kamu hizmetlerinin görülüş usullerinden 'müşterek emanet' ve 'emanet' usulleri arasındaki kâr/zarar paylaşımı farklarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 53Soru

Kamu hizmetlerinin konuları (maddi kriter) esas alınarak yapılan sınıflandırmasında; idari, iktisadi, sosyal, kültürel, bilimsel ve teknik kamu hizmetleri ayrımı yapılmaktadır. Bu ayrım, sadece hizmetin konusunu belirlemekle kalmayıp aynı zamanda uygulanacak hukuki rejimi ve uyuşmazlıkların çözümünde görevli yargı yolunu da etkilemektedir. Buna göre, 'iktisadi kamu hizmetleri'nin özellikleri dikkate alındığında aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hizmetten yararlananlar ile hizmeti sunan idari teşkilat arasındaki uyuşmazlıkların çözümünde kural olarak idari yargı yolu görevlidir.

Cevap

İktisadi kamu hizmetlerinden yararlananlar ile hizmeti sunan idari teşkilat arasındaki uyuşmazlıkların çözümünde kural olarak idari yargı yolunun görevli olduğu ifadesi yanlıştır; bu tür uyuşmazlıklar adli yargıda görülür.
İktisadi kamu hizmetleri (örneğin elektrik, doğalgaz dağıtımı veya ulaşım hizmetleri), nitelikleri gereği özel hukuk hükümlerine tabi faaliyetlerdir. Bu hizmetlerden yararlanan bireyler ile idare arasındaki ilişki bir 'özel hukuk sözleşmesi'ne dayandığı için, bu ilişkiden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümünde idari yargı değil, adli yargı (hukuk mahkemeleri) görevlidir. Dolayısıyla yargı yolunun idari yargı olduğunu belirten seçenek yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
İktisadi kamu hizmetlerinin hukuki niteliğini belirle.
İktisadi kamu hizmetleri; ticari, sınai veya tarımsal nitelikteki faaliyetleri kapsar ve kural olarak özel hukuk rejimine tabidir.
Hizmetin konusu devletin egemenlik haklarından ziyade piyasa faaliyetlerine benzer olduğu için özel hukuk yöntemleri tercih edilir.
2
Hizmetten yararlananlar (kullanıcılar) ile idare arasındaki ilişkinin türünü tespit et.
Yararlananlar ile idare arasındaki ilişki bir kamu hukuku ilişkisi değil, abonelik veya hizmet sözleşmesi gibi bir özel hukuk sözleşmesi niteliğindedir.
İktisadi kamu hizmetlerinde bireyler 'vatandaş' sıfatından ziyade 'müşteri' veya 'abone' sıfatıyla hizmetten yararlanırlar.
3
Sözleşmeden doğan uyuşmazlıkların çözümünde görevli yargı kolunu analiz et.
Özel hukuk sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar, kural olarak adli yargının (hukuk mahkemeleri) görev alanına girer.
İdari yargı, idarenin kamu gücü kullanarak tesis ettiği tek yanlı işlemler ve idari sözleşmeler için görevlidir; özel hukuk sözleşmeleri bu kapsam dışındadır.

Anahtar Kavram

İktisadi Kamu Hizmetlerinde Özel Hukuk Rejimi ve Adli Yargı Görev Alanı
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 54Soru

İdare tarafından yürütülen; sosyal güvenlik, sağlık ve konut edindirme gibi toplumsal refahın artırılmasına yönelik faaliyetler, kamu hizmetlerinin konuları bakımından yapılan sınıflandırmada aşağıdakilerden hangisi kapsamında yer alır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sosyal kamu hizmetleri

Cevap

İdare tarafından yürütülen sosyal güvenlik, sağlık ve konut yardımı gibi hizmetler, toplumsal refahı ve adaleti sağlamayı amaçladığı için Sosyal Kamu Hizmetleri kategorisinde değerlendirilir.
Sosyal kamu hizmetleri; toplumun sosyal ve ekonomik refahını artırmayı, sosyal güvenliği sağlamayı ve bireylerin sağlık, konut gibi temel ihtiyaçlarını karşılamayı hedefleyen hizmetlerdir. Soruda verilen emeklilik, sağlık ve barınma örnekleri bu sınıflandırmanın tam karşılığıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen faaliyetlerin (sosyal güvenlik, sağlık, konut) temel amacını belirleyin.
Bu faaliyetlerin amacının toplumsal refahı artırmak ve bireylerin temel yaşam ihtiyaçlarını güvence altına almak olduğu görülür.
Kamu hizmetlerinin konularına göre sınıflandırılmasında, hizmetin içeriği belirleyici kriterdir.
2
Belirlenen amacı idari doktrindeki kamu hizmeti sınıfları ile eşleştirin.
Refah odaklı bu faaliyetler 'sosyal' nitelik taşımaktadır.
Doktrinde sağlık, barınma ve sosyal sigorta hizmetleri doğrudan sosyal kamu hizmetleri başlığı altında incelenir.

Anahtar Kavram

Sosyal Kamu Hizmetleri
Tahmini Süre:35s
Soru 55Soru

Bir ilin mülki idare amiri tarafından, artan asayiş olaylarını önlemek ve genel güvenliği korumak amacıyla kolluk birimlerine verilen yazılı emir uyarınca, şehrin giriş ve çıkış noktalarında geniş kapsamlı bir uygulama başlatılmıştır. Bu uygulama sırasında durdurulan bir araçta, araç içerisindeki kişilerin şüpheli tavırları üzerine yapılan kontrolde uyuşturucu madde ele geçirilmesiyle birlikte şüpheliler hakkında yakalama ve muhafaza altına alma işlemleri uygulanmıştır.

Bu olaydaki kolluk faaliyetlerinin hukuki niteliği ve yetki devri dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Başlangıçtaki önleyici faaliyet idari kolluk kapsamında olup hiyerarşik amir mülki idare amiri iken, suç şüphesinin ortaya çıkmasıyla birlikte faaliyet adli kolluğa dönüşmüş ve bu noktadan sonra kolluk görevlileri Cumhuriyet savcısının emir ve talimatlarına tabi hale gelmiştir.

Cevap

Başlangıçtaki faaliyetin önleyici (idari) kolluktan, suç şüphesiyle birlikte bastırıcı (adli) kolluğa dönüştüğünü ve emir merciinin mülki amirden Cumhuriyet savcısına geçtiğini belirten ifade doğrudur.
İdari kolluk, suç işlenmeden önce kamu düzenini korumak amacıyla yürütülen önleyici faaliyettir ve mülki idare amirlerinin (Vali/Kaymakam) hiyerarşisine tabidir. Olayda uyuşturucu maddenin bulunması bir suç işlendiğine dair somut delil oluşturduğundan, faaliyet bu noktadan itibaren suç soruşturması kapsamında 'adli kolluk' faaliyetine dönüşmüştür. Adli kolluk görevleri icra edilirken personel, mülki amirden bağımsız olarak Cumhuriyet savcısının emirleri doğrultusunda hareket etmek zorundadır.

Adım Adım Çözüm

1
Faaliyetin başlangıç amacını belirleme
Genel güvenliği koruma ve asayişi sağlama amacıyla yapılan uygulama 'idari kolluk' faaliyetidir.
İdari kolluk, suçun işlenmesini önlemeye yönelik önleyici bir nitelik taşır.
2
Başlangıç aşamasındaki yetkili makamı tespit etme
İdari kolluk faaliyetleri yürütme organı içinde yer alan mülki idare amirlerinin (Vali/Kaymakam) sorumluluğundadır.
Mülki idare amirleri, illerinde kamu düzenini sağlamakla görevli en üst idari kolluk makamlarıdır.
3
Faaliyetin dönüşüm noktasını analiz etme
Uyuşturucu maddenin bulunması bir suç şüphesi doğurduğu için faaliyet 'adli kolluk' niteliğine bürünmüştür.
Suçun işlenmesinden sonra delillerin toplanması ve şüphelilerin yakalanması süreci adli kolluğun (repressive) görev alanıdır.
4
Yeni emir ve talimat merciini belirleme
Adli kolluk aşamasına geçilmesiyle birlikte kolluk personeli adli makamların (Cumhuriyet Savcısı) emrine girer.
Anayasa ve ilgili kanunlar uyarınca adli kolluk görevleri yargısal denetim ve savcılık gözetiminde yürütülür.

Anahtar Kavram

İdari Kolluk - Adli Kolluk Ayrımı ve Görev Geçişi

Daha Fazla Pratik

Adli kolluk ile idari kolluk personelinin disiplin sorumluluğu ve yargılanma usulleri arasındaki farkları inceleyiniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 56Soru

Türkiye'de kamu hizmetlerinin özel hukuk kişilerine gördürülmesinde kullanılan "Yeni Yöntemler" kapsamında, 3996 sayılı Kanun ile düzenlenen Yap-İşlet-Devret (YİD) modeli ile 4283 sayılı Kanun ile düzenlenen Yap-İşlet (Yİ) modeli arasındaki temel farklar dikkate alındığında, bu usullere ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yap-İşlet (Yİ) usulünde, sözleşme süresi sonunda tesisin mülkiyeti idareye devredilmeyip özel hukuk tüzel kişisinde kalmaya devam eder.

Cevap

Yap-İşlet (Yİ) usulünde, sözleşme süresi sonunda tesisin mülkiyeti idareye devredilmeyip özel hukuk tüzel kişisinde kalmaya devam eder.
Yap-İşlet (Yİ) modelinde, yatırımcı tesisi kendi mülkiyetindeki bir arazide kurar ve işletir; sözleşme sonunda tesisin idareye devri söz konusu değildir. Bu durum, 4283 sayılı Kanun'un en karakteristik özelliğidir ve tesisin mülkiyetinin özel teşebbüste kalmaya devam ettiğini belirtir.

Adım Adım Çözüm

1
Modellerin yasal dayanaklarını ve kapsamlarını belirle.
3996 sayılı Kanun (YİD) genel altyapı işlerini, 4283 sayılı Kanun (Yİ) ise enerji üretimini kapsar.
Uygulama alanları modellerin ayırt edilmesinde ilk adımdır.
2
Mülkiyet rejimini analiz et.
YİD'de tesis süre sonunda idareye geçerken, Yİ'de tesis özel sektörde kalır.
Modellerin isimleri (Devret vs. Devretmeme) bu ayrımı netleştirir.
3
Sözleşmelerin hukuki niteliğini kontrol et.
1999 Anayasa değişikliği sonrası bu modellerin sözleşmeleri özel hukuk sözleşmesi sayılmaktadır.
Yargı yolu ve sözleşme tipi (idari vs. özel) KPSS'de sıkça sorulan bir ayrım noktasıdır.

Anahtar Kavram

Yeni Yöntemlerde Mülkiyet ve Sözleşme Rejimi

Daha Fazla Pratik

Kamu hizmeti imtiyaz sözleşmeleri ile YİD sözleşmeleri arasındaki farkları (yargı yolu, Danıştay görüşü vs.) inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 57Soru

İdare hukuku ilkeleri çerçevesinde, devlet tüzel kişiliği adına tüm ülkede veya belirli bir mülki sınır içerisinde kamu düzenini sağlamakla yetkili olan ve hiyerarşik bir bütünlük arz eden makamlar "genel idari kolluk makamı" olarak tanımlanmaktadır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi genel idari kolluk makamları arasında yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Belediye Başkanı

Cevap

Belediye Başkanı, genel idari kolluk makamı değil; mahalli (özel) idari kolluk makamıdır.
Belediye Başkanı, belediye idaresinin başı olarak mahalli müşterek ihtiyaçların karşılanması ve kamu düzeninin sağlanmasıyla yetkilidir; ancak bu yetki yerinden yönetim kuruluşu (belediye tüzel kişiliği) çerçevesinde kullanıldığı için kendisi bir 'özel (mahalli) idari kolluk makamı'dır. Genel idari kolluk makamları ise sadece merkezi idare (devlet tüzel kişiliği) içerisinde yer alan Cumhurbaşkanı, İçişleri Bakanı, Vali ve Kaymakam'dan oluşur.

Adım Adım Çözüm

1
Genel idari kolluk makamlarını belirle.
Genel idari kolluk makamları; Cumhurbaşkanı, İçişleri Bakanı, Vali ve Kaymakam'dır.
Bu makamlar devlet tüzel kişiliği içinde yer alır ve kamu düzenini koruma yetkisini doğrudan merkezden veya mülki amirlik sıfatıyla kullanırlar.
2
Mahalli (özel) idari kolluk makamlarını belirle.
Belediye başkanı, belediye encümeni, belediye meclisi ve köy muhtarı bu gruptadır.
Bu makamlar devlet tüzel kişiliğinden ayrı kamu tüzel kişiliği olan yerinden yönetim kuruluşlarının organlarıdır.
3
Seçenekleri karşılaştırarak genel olmayan makamı seç.
Belediye Başkanı yerinden yönetim organı olduğu için genel idari kolluk makamı sayılmaz.
Genel ve özel idari kolluk ayrımı, ilgili makamın merkezi idare mi yoksa yerinden yönetim kuruluşuna mı dahil olduğuna dayanır.

Anahtar Kavram

İdari kolluk teşkilatı; merkezi idareye bağlı 'genel idari kolluk' ve yerinden yönetim kuruluşlarına bağlı 'özel idari kolluk' (mahalli ve hizmet) olarak ikiye ayrılır.

Daha Fazla Pratik

İdari kolluk personeli (Polis, Jandarma, Bekçi) ile makamları arasındaki farkı pekiştirmek için personel odaklı bir soru çözebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 58Soru

Bir belediye encümeni, ilçe merkezindeki parklarda bulunan kafeteryaların akşam saat 23.0023.00'e kadar hizmet verebileceğini kararlaştırmıştır. Ancak aynı ilin valisi, kamu güvenliğini sağlamak amacıyla il genelindeki tüm açık alan işletmelerinin saat 21.0021.00'de kapatılması yönünde bir genel emir yayınlamıştır.

Kolluk yetkilerinin yarışması ilkeleri uyarınca, bu işletmelerin uyması gereken yasal kapanış saati aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Valiliğin belirlediği 21.0021.00 saati uygulanır; çünkü kolluk yetkilerinin yarışmasında daha kısıtlayıcı (sıkı) olan kural geçerlidir.

Cevap

Valiliğin belirlediği saat uygulanmalıdır; çünkü kolluk yetkilerinin yarışması durumunda daha kısıtlayıcı olan düzenleme geçerli olur.
İdare hukukunda kolluk yetkilerinin yarışması (çatışması) durumunda temel ilke, 'daha sıkı/kısıtlayıcı olan kuralın uygulanması'dır. Senaryoda belediye daha esnek bir saat (23.0023.00) belirlemişken, vali kamu güvenliği gerekçesiyle daha kısıtlayıcı bir saat (21.0021.00) belirlemiştir. Bu durumda toplumun genel huzuru ve güvenliği için daha dar bir sınırlama getiren valilik kararı uygulanmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Kolluk makamlarını ve kararlarını analiz et.
Belediye (yerel kolluk) 23.0023.00, Vali (genel kolluk) 21.0021.00 kapanış saati öngörmüştür.
Yetki yarışmasının hangi makamlar arasında olduğunu belirlemek için.
2
Kolluk yetkilerinin yarışması kuralını uygula.
21.0021.00 saati, 23.0023.00'e göre daha kısıtlayıcı (sıkı) bir düzenlemedir.
İdare hukukunda genel ve özel/yerel kolluk yetkileri çatıştığında, kamu düzenini daha geniş kapsamlı koruyan sıkı kural uygulanır.

Anahtar Kavram

Kolluk Yetkilerinin Yarışması (Daha Sıkı Kural İlkesi)

Daha Fazla Pratik

Genel idari kolluk makamları (Vali, Kaymakam) ile mahalli idari kolluk makamları (Belediye, Köy) arasındaki yetki paylaşımını tekrar edebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 59Soru

Bir belediyenin, sunduğu kütüphane hizmetinden yararlanan vatandaşlar arasında siyasi görüş, dini inanç veya etnik köken ayrımı yapmaksızın, hizmeti herkese tarafsız ve genel bir biçimde sunması aşağıdaki kamu hizmeti ilkelerinden hangisi ile doğrudan ilişkilidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nesnellik (Eşitlik)

Cevap

Nesnellik (Eşitlik) ilkesi, kamu hizmetlerinin tüm vatandaşlara tarafsız ve ayrım gözetmeksizin sunulmasını gerektirir.
Nesnellik (Eşitlik) ilkesi, kamu hizmetinden yararlananlar arasında hiçbir şekilde dil, din, ırk, cinsiyet veya siyasi düşünce ayrımı yapılmamasını ve hizmetin objektif kriterlere göre tarafsız bir şekilde sunulmasını emreder. Soruda verilen örnekte belediyenin tarafsız ve ayrım gözetmeksizin hizmet sunması bu ilkeyle tam olarak örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Sorudaki senaryoyu analiz edin.
Belediyenin hizmet sunarken vatandaşlar arasında siyasi, dini veya etnik ayrım yapmaması vurgulanmaktadır.
Hangi ilkenin 'tarafsızlık' ve 'ayrım gözetmeme' üzerine kurulu olduğunu belirlemek gerekir.
2
Kamu hizmeti ilkeleri ile eşleştirme yapın.
Ayrım gözetmeme ve tarafsızlık, doğrudan 'Nesnellik (Eşitlik)' ilkesinin tanımıdır.
Diğer ilkeler (süreklilik, bedelsizlik vb.) hizmetin zamanlaması veya maliyeti ile ilgilidir.

Anahtar Kavram

Kamu Hizmetinin Nesnellik (Eşitlik) İlkesi
Tahmini Süre:45s
Soru 60Soru

İdare hukuku doktrininde kamu hizmetleri, sundukları faaliyetin içeriği ve karşıladıkları toplumsal ihtiyacın niteliği (maddi kriter) esas alınarak çeşitli kategorilere ayrılmaktadır. Buna göre; kamu adına yüksek düzeyde uzmanlık gerektiren teknik araştırmalar yapmak, teknolojik yenilikleri desteklemek ve akademik bilgi üretmek amacıyla örgütlenen kurumlar tarafından yürütülen faaliyetler aşağıdaki kamu hizmeti türlerinden hangisine girmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bilimsel ve Teknik Kamu Hizmetleri

Cevap

Bilimsel ve Teknik Kamu Hizmetleri
Bilimsel ve teknik kamu hizmetleri; yürütülmesi yüksek düzeyde teknik bilgi, uzmanlık ve bilimsel yöntem gerektiren hizmetlerdir. Bu hizmetlerin temel amacı, toplumun bilimsel ve teknolojik gelişimini sağlamaktır. Yükseköğretim kurumları ve araştırma kurumlarının (TÜBİTAK gibi) faaliyetleri bu kategorinin klasik örnekleridir.

Adım Adım Çözüm

1
Hizmetin konusunu analiz etme
Soruda belirtilen hizmetler; teknik araştırma, teknolojik yenilik ve akademik bilgi üretimi üzerinedir.
Maddi kriter (konu kriteri) sınıflandırmasında hizmetin içeriği belirleyicidir.
2
Doktrindeki sınıflandırma ile eşleştirme
Üniversiteler ve TÜBİTAK gibi uzmanlık kuruluşlarının faaliyetleri 'Bilimsel ve Teknik' kategorisine dahil edilir.
Bu hizmetler, genel idari veya kültürel hizmetlerden farklı olarak yüksek düzeyde bilimsel uzmanlık ve özelleşmiş teknik bilgi gerektirir.

Anahtar Kavram

Bilimsel ve Teknik Kamu Hizmetleri (Maddi Kriter)

İpuçları

1
Hizmetin konusunun 'akademik bilgi üretimi' ve 'teknik uzmanlık' olduğuna dikkat edin.
2
Doktrinde bu hizmetlerin en tipik örnekleri üniversiteler ve TÜBİTAK'tır.

Daha Fazla Pratik

Üniversitelerin hem eğitim hem araştırma fonksiyonu olduğunu, ancak sınıflandırmada teknik yönün vurgulandığını hatırlayın.
Tahmini Süre:50s
ÖncekiSayfa 3 / 7Sonraki
Kamu Hizmetleri ve Kolluk Alıştırma Soruları — KPSS Hukuk — Sayfa 3 | Examkin