Kamu Hizmetleri ve Kolluk

137 soru

Soru 61Soru

Kamu hizmetinin yürütülmesi karşılığında idareye önceden belirli bir bedel ödeyen ve hizmetin işletilmesinden doğacak kâr ile zararı tamamen üstlenen özel kişinin (mültezim) görev aldığı hizmet görülüş usulü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İltizam usulü

Cevap

İltizam usulünde kamu hizmeti, idareye önceden bedel ödeyen ve kâr-zararı üstlenen mültezim aracılığıyla görülür.
İltizam usulü, bir kamu hizmetinin idare tarafından belirlenen götürü bir bedel karşılığında, kâr ve zararı kendisine ait olmak üzere 'mültezim' adı verilen özel bir kişiye gördürülmesidir. Bu yöntemde idare, hizmetin işletilmesinden doğacak geliri önceden garanti altına almış olur.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki 'mültezim' ve 'idareye önceden ödenen bedel' anahtar kavramlarını analiz etmek.
Bu kavramlar, kamu hizmetlerinin özel kişilere gördürülme usullerinden birine işaret etmektedir.
Her hizmet görülüş usulünün kendine özgü hukuki nitelikleri ve süjeleri bulunmaktadır.
2
Kâr ve zararın özel kişiye ait olduğu ve idareye götürü bir bedel ödenen usulü belirlemek.
Bu tanımlama 'iltizam usulü' ile tam olarak örtüşmektedir.
İltizam usulünde mültezim, hizmetin gelirlerini toplama hakkı karşılığında idareye önceden belirlenmiş bir tutarı ödemeyi taahhüt eder.

Anahtar Kavram

İltizam usulü ve mültezim kavramı

Daha Fazla Pratik

İltizam usulünün sözleşmeye dayalı niteliği ile ruhsat usulünün tek taraflı işlem niteliğini karşılaştırarak öğreniminizi pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 62Soru

İdari kolluk makamları, kamu düzenini korumak amacıyla hukuk düzeninde genel, soyut ve objektif kurallar koyan "düzenleyici işlemler" yapabildikleri gibi; bu genel kuralları somut olaylara ve kişilere uygulayan "bireysel işlemler" de tesis edebilirler. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi bir genel idari kolluk makamı tarafından tesis edilen "bireysel" nitelikteki bir kolluk işlemidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kaymakamlığın, mevzuata aykırı ve gürültülü faaliyet gösterdiği tespit edilen belirli bir kafeteryanın mühürlenmesi kararı

Cevap

Kaymakamlığın belirli bir kafeteryayı mühürleme kararı, somut bir duruma ve belirli bir muhataba yönelik olduğu için bireysel bir kolluk işlemidir.
Bireysel işlemler, hukuk düzenindeki genel kuralların somut olaylara ve belirli kişilere uygulanmasıdır. Bir kafeteryanın mühürlenmesi kararı, muhatabı ve konusu belirli olduğu için bireysel bir işlemdir. Ayrıca Kaymakam, ilçedeki en yüksek genel idari kolluk makamıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Genel ve bireysel işlem ayrımını yapınız.
Genel işlemler (düzenleyici) herkes için geçerli soyut kurallar koyar; bireysel işlemler ise belirli kişi veya somut durumlar için geçerlidir.
İşlemin niteliğini belirlemek için muhatabın ve konunun somutluğu incelenmelidir.
2
Seçeneklerdeki makamları ve işlem içeriklerini karşılaştırınız.
Belirli bir kafeteryanın mühürlenmesi, muhatabı belli olan somut bir uygulamadır ve Kaymakam bir genel idari kolluk makamıdır.
Soru hem işlemin niteliğini (bireysel) hem de makamın türünü (genel idari kolluk) sormaktadır.

Anahtar Kavram

İdari Kolluk İşlemlerinin Tasnifi (Bireysel ve Düzenleyici İşlemler)

İpuçları

1
İşlemin 'kime' yönelik olduğuna bakın; eğer muhatap tek bir kişi veya işletmeyse o işlem bireyseldir.

Daha Fazla Pratik

İdari kolluk makamları ile kolluk personeli (polis, jandarma vb.) arasındaki yetki farklarını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 63Soru

İdarenin kamu düzenini sağlamak amacıyla başvuracağı kolluk tedbirleri arasında, ulaşılmak istenen amaca hizmet eden araçlardan temel hak ve özgürlükleri en az sınırlayan olanın tercih edilmesi gerektiğini ifade eden ölçülülük ilkesinin alt unsuru aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gereklilik

Cevap

İdarenin temel hakları en az kısıtlayan yöntemi seçme yükümlülüğü 'Gereklilik' (zorunluluk) alt unsuru ile açıklanır.
Doğru yanıt olan gereklilik unsuru, idarenin bir kamu düzeni hedefine ulaşmak için elindeki seçenekler arasından bireyin hak ve özgürlüklerini en az kısıtlayan yolu tercih etmesini zorunlu kılar. Eğer daha hafif bir önlemle aynı amaca ulaşılabiliyorsa, ağır olan önlemin alınması hukuka aykırı olur.

Adım Adım Çözüm

1
Kolluk yetkisinin sınırlarını denetleyen ölçülülük ilkesinin tanımı ve alt unsurlarını hatırlayın.
Ölçülülük; elverişlilik, gereklilik ve orantılılık (dar anlamda) olmak üzere üç alt unsura ayrılır.
Soruda istenen 'en az sınırlayıcı araç' ifadesinin hangi tanıma karşılık geldiğini belirlemek gerekir.
2
Kolluk tedbiri seçenekleri arasında özgürlüğü en az zedeleyen aracın seçilmesi gerekliliğini eşleştirin.
Gereklilik (zorunluluk) unsuru, amaca ulaşmak için gerekli olan en hafif müdahalenin seçilmesini emreder.
Ölçülülük ilkesinin 'zorunluluk' aşaması, idarenin keyfi olarak ağır tedbirler almasını engeller.

Anahtar Kavram

Ölçülülük İlkesinin Alt Unsurları ve Gereklilik Kriteri

Daha Fazla Pratik

İdari kolluğun takdir yetkisinin ölçülülük sınırında nasıl denetlendiğine dair örnek olayları inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 64Soru

Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde görev yapan kolluk görevlileri, İçişleri Bakanlığı tarafından genel güvenliği sağlamak ve suç işlenmesini önlemek amacıyla yayımlanan bir genelge doğrultusunda, şehir merkezindeki bir parkta rutin kimlik kontrolü yapmaktadır. Bu kontrol sırasında bir şahsın çantasında, ruhsatsız bir ateşli silah ve uyuşturucu madde olduğu değerlendirilen paketler ele geçirilmiştir. Kolluk görevlileri, bu bulgular üzerine şahsı derhal muhafaza altına almış ve durumu yetkili mercilere bildirmek üzere işlemlere başlamıştır.

Bu olaydaki kolluk faaliyetlerinin hukuki niteliği, bağlı bulunulan makamlar ve tabi olunan denetim usulü ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kimlik kontrolü aşaması önleyici nitelikteki idari kolluk faaliyeti olup mülki amirin hiyerarşik denetimine tabidir; suç unsurlarının ele geçirilmesiyle başlayan süreç ise bastırıcı nitelikteki adli kolluk faaliyetine dönüşmüştür ve Cumhuriyet savcısının emir ve talimatları altındadır.

Cevap

Başlangıçtaki kimlik kontrolü önleyici (idari) kolluk olup mülki amirin hiyerarşik denetimine tabidir; suç unsuru bulununca süreç bastırıcı (adli) kolluğa dönüşür ve Cumhuriyet savcısının talimatlarına tabi olur.
Doğru yanıt olan seçenek, kolluk faaliyetinin iki temel aşamasını doğru bir şekilde ayırt etmektedir. Rutin kontroller suçun önlenmesine yönelik olduğu için idari kolluktur ve mülki amirin hiyerarşik denetimi altındadır. Ancak suç unsuru ele geçirildiği an faaliyet suçun soruşturulmasına yönelik adli kolluğa dönüşür ve yetki mülki amirden Cumhuriyet savcısına geçer.

Adım Adım Çözüm

1
Faaliyetin başlangıç amacını analiz etme
Rutin kimlik kontrolü henüz bir suç işlenmeden önce, kamu düzenini korumak için yapıldığından 'idari kolluk' faaliyetidir.
İdari kolluk önleyici niteliktedir ve suçun işlenmesini engellemeyi amaçlar.
2
İdari kolluk aşamasındaki yetki ve denetimi belirleme
İdari kolluk makamı olan mülki amir (Vali/Kaymakam) yetkilidir ve personelle arasındaki bağ hiyerarşidir.
Kolluk personeli ile mülki amir aynı tüzel kişilik (Devlet) içinde yer aldığı için denetim türü hiyerarşidir.
3
Faaliyetin niteliğinin değiştiği anı (kırılma noktasını) tespit etme
Suç unsurlarının (ruhsatsız silah ve uyuşturucu) bulunmasıyla birlikte 'suç şüphesi' ortaya çıkmış ve faaliyet adli kolluğa dönüşmüştür.
Suç işlendikten sonra delillerin toplanması ve şüphelinin yakalanması bastırıcı (adli) kolluğun görevidir.
4
Adli kolluk aşamasındaki yetkili makamı belirleme
Adli kolluk görevlileri, soruşturma aşamasında mülki amirden değil, Cumhuriyet savcısından emir ve talimat alır.
Adli görevlerin yürütülmesinde kolluk, adli makamların denetimi ve gözetimi altındadır.

Anahtar Kavram

İdari kolluk (önleyici) ile adli kolluk (bastırıcı) arasındaki fonksiyonel ayrım ve yetkili makamların (Mülki Amir - Cumhuriyet Savcısı) değişimi.

Daha Fazla Pratik

Adli kolluk görevlilerinin soruşturma işlemlerindeki hiyerarşik amirleri ile adli amirleri arasındaki farkı inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Kolluk ayrımında 'zaman' kriterini kullanabilirsiniz: Suçtan önce yapılan (önleyici) ise idari, suçtan sonra yapılan (bastırıcı) ise adli kolluktur.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 65Soru

Bir ilde düzenlenecek uluslararası bir zirve öncesinde kamu düzenini ve güvenliğini sağlamak amacıyla Vali, zirvenin yapılacağı güzergâh üzerindeki tüm ticari işletmelerin faaliyetlerini üç gün süreyle kısıtlayan bir karar almıştır. Ancak ilgili ilçe belediyesi, kendi sınırları içindeki esnafın mahalli müşterek ihtiyaçlarını ve ekonomik haklarını korumak amacıyla bu kısıtlamanın belediye sınırları içinde uygulanmayacağına dair karşı bir karar almıştır.

Kolluk yetkilerinin yarışması ve çatışması ilkeleri uyarınca, bu hukuki uyuşmazlık hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vali, genel idari kolluk makamı sıfatıyla hareket ettiğinden; kamu düzeninin korunması amacıyla aldığı karar, belediyenin yerel kolluk kararından önceliklidir ve uygulanması zorunludur.

Cevap

Vali genel idari kolluk makamı olduğu için, kamu düzenini korumaya yönelik aldığı karar belediyenin yerel kolluk kararından üstün tutulur.
İdare hukukunda genel idari kolluk makamları (Vali, Kaymakam) ile özel veya yerel kolluk makamlarının (Belediye, Zabıta) yetkileri aynı olay veya mekan üzerinde çakışabilir. Bu duruma 'kolluk yetkilerinin yarışması' denir. Temel kural şudur: Eğer genel kolluk ile özel/yerel kolluk farklı kararlar almışsa, kamu düzenini daha geniş bir perspektifle koruyan genel kolluk makamının kararı yerel makamın kararını geçersiz kılar veya onun önünde yer alır. Vali ilde genel güvenliği sağlamaktan sorumlu en üst makam olduğundan, aldığı güvenlik kararı belediyenin yerel kararından üstündür.

Adım Adım Çözüm

1
Makamların kolluk niteliğini tespit etmek.
Vali 'Genel İdari Kolluk' makamı, Belediye ise 'Mahalli/Yerel Kolluk' makamıdır.
Uyuşmazlığın hangi yetki paylaşımı kurallarına tabi olduğunu anlamak için makam türleri belirlenmelidir.
2
Yarışan yetkiler arasında öncelik kuralını uygulamak.
Genel kolluk ile özel/yerel kolluk aynı konuda (ticari faaliyetlerin kamu güvenliği nedeniyle kısıtlanması) farklı kararlar aldığında, kamu düzeninin bölünmezliği ve üstünlüğü gereği genel kolluğun kararı esas alınır.
Ülke genelinde veya bir il genelinde kamu düzeninin sağlanması, yerel menfaatlerin (esnafın ekonomik hakları vb.) üzerinde bir hukuki değere sahiptir.

Anahtar Kavram

Kolluk Yetkilerinin Çatışmasında Genel Kolluğun Üstünlüğü
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 66Soru

Türkiye'de 1999 yılında yapılan Anayasa değişikliği ile Yap-İşlet-Devret (YİD) modeli kapsamında idare ile özel hukuk kişileri arasında akdedilen sözleşmelerin hukuki niteliği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Özel hukuk sözleşmesi

Cevap

1999 Anayasa değişikliği sonrası Yap-İşlet-Devret (YİD) sözleşmeleri 'özel hukuk sözleşmesi' niteliğindedir.
1999 yılında Anayasa'nın 125. ve 155. maddelerinde yapılan değişikliklerle, kamu hizmetlerinin özel hukuk kişilerine gördürülmesine ilişkin sözleşmelerin (YİD, Yİ gibi) özel hukuk sözleşmesi sayılabileceği ve bu sözleşmelerden doğan uyuşmazlıkların milli veya milletlerarası tahkim yoluyla çözülebileceği kabul edilmiştir. Bu nedenle doğru yanıt özel hukuk sözleşmesi ifadesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Zaman dilimini ve hukuki zemini belirle.
Soruda 1999 Anayasa değişikliği sonrası durum sorulmaktadır.
YİD sözleşmelerinin hukuki niteliği bu tarihle köklü bir değişikliğe uğramıştır.
2
Anayasa'nın 125. ve 155. maddelerindeki değişikliği hatırla.
Kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıkların tahkim yoluyla çözülebilmesine imkan tanınmış ve bu sözleşmelerin özel hukuk sözleşmesi olduğu kabul edilmiştir.
Tahkim yolunun açılabilmesi için sözleşmenin idari sözleşme niteliğinden çıkarılması gerekmiştir.

Anahtar Kavram

YİD ve Yİ Sözleşmelerinin Hukuki Niteliği
Tahmini Süre:45s
Soru 67Soru

Eczane açılması, özel hastane işletilmesi veya özel okul kurulması gibi, idarenin tekelinde bulunmayan bir faaliyetin idarenin tek taraflı bir izniyle özel kişiler tarafından yürütülmesi, aşağıdaki kamu hizmeti görülüş usullerinden hangisine örnektir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ruhsat (İzin) usulü

Cevap

Ruhsat (İzin) usulü
Ruhsat (izin) usulü, idarenin tekelinde olmayan bir kamu hizmetinin, idarenin tek taraflı bir izni çerçevesinde özel kişilerce yürütülmesidir. Eczaneler ve özel sağlık/eğitim kurumları bu yöntemin en yaygın uygulama alanlarıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Faaliyetin niteliğini analiz etmek.
Soruda geçen eczane, özel hastane gibi faaliyetlerin devletin tekelinde olmadığı tespit edilir.
Ruhsat usulü sadece idarenin tekelinde olmayan alanlarda uygulanabilir.
2
Faaliyetin kurulma yöntemini belirlemek.
Hizmetin yürütülmesi için gereken yetkinin idarenin tek taraflı bir 'izin' (ruhsat) işlemiyle verildiği görülmektedir.
Sözleşmeye dayanmayan ve tek taraflı işlemle kurulan usul ruhsat usulüdür.

Anahtar Kavram

Ruhsat (İzin) Usulü
Tahmini Süre:45s
Soru 68Soru

Bir il valiliği, şehir merkezindeki belirli bir mahallede son zamanlarda artış gösteren motosikletli kapkaç olaylarını önlemek amacıyla, söz konusu mahalleye her türlü motosikletin girişini günün her saatinde ve süresiz olarak yasaklamıştır. Ancak yapılan incelemede, bölgede polis denetimlerinin artırılması veya sadece şüpheli görülen araçların kontrol edilmesi gibi temel hak ve özgürlükleri daha az kısıtlayan yöntemlerle de kamu düzeninin sağlanabileceği tespit edilmiştir. Buna göre, idarenin tüm motosikletlerin girişini yasaklayan bu işlemi, ölçülülük ilkesinin aşağıdaki alt unsurlarından hangisine öncelikle aykırılık teşkil etmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gereklilik (Zorunluluk)

Cevap

İdarenin kamu düzenini sağlamak için temel hakları en az kısıtlayan yöntemi seçmesi gerektiğini ifade eden gereklilik (zorunluluk) ilkesi ihlal edilmiştir.
Gereklilik (zorunluluk) ilkesi, idarenin bir amacı gerçekleştirmek için kullanabileceği elverişli araçlar içerisinden, kişi hak ve hürriyetlerine en az zarar veren, en hafif olanı seçmesini gerektirir. Sorudaki senaryoda, polis denetimlerinin artırılması gibi özgürlükleri daha az kısıtlayan yollarla aynı sonucun alınabileceği açıkça belirtilmiştir. Bu durumda idarenin en ağır önlem olan 'tamamen yasaklama' yoluna gitmesi, gereklilik kriterine aykırıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Kolluk işleminin amacını ve yöntemini belirleyin.
Amaç kapkaç olaylarını önlemek, yöntem ise mahalleye tüm motosiklet girişini tamamen yasaklamaktır.
Ölçülülük denetimi için önce araç ve amaç arasındaki ilişki saptanmalıdır.
2
Ölçülülük ilkesinin alt unsurlarından 'gereklilik' kriterini olaya uygulayın.
Denetimlerin artırılması gibi daha az kısıtlayıcı bir alternatifin bulunduğu tespit edilmiştir.
Gereklilik unsuru, amaca ulaştıracak araçlar arasından hürriyeti en az kısıtlayanın seçilmesini zorunlu kılar.
3
Tespit edilen aykırılığı isimlendirin.
Gereklilik (Zorunluluk) ilkesine aykırılık.
Daha hafif bir önlemle sonuç alınabilecekken en ağır önlemin seçilmesi bu unsuru sakatlar.

Anahtar Kavram

Ölçülülük ilkesinin 'Gereklilik' (Zorunluluk) alt unsuru, idarenin bir amaca ulaşmak için birden fazla elverişli araç arasından, bireyin hak ve özgürlüklerine en az müdahale eden aracı seçmesi yükümlülüğüdür.

İpuçları

1
İdarenin elinde aynı amaca ulaşacak daha 'hafif' bir yol olup olmadığını düşünün.

Daha Fazla Pratik

Ölçülülük ilkesinin üç alt unsuru (elverişlilik, gereklilik, orantılılık) arasındaki hiyerarşik inceleme sırasını gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 69Soru

Bir ilçede düzenlenen geleneksel bir festival sırasında, akşam saatlerinde festival alanının çevresindeki bazı işletmelerde aşırı alkol tüketimine bağlı asayiş olaylarının yaşandığı tespit edilmiştir. Bunun üzerine Kaymakam, festivalin devam edeceği üç gün boyunca, kamu düzenini korumak amacıyla ilçe genelindeki tüm marketlerin ve tekel bayilerinin 24 saat boyunca alkol satışı yapmasını yasaklamıştır. Yapılan teknik incelemede asayiş olaylarının sadece akşam 20.00'den sonra ve yalnızca festival alanı çevresindeki üç sokakta yoğunlaştığı rapor edilmiştir. Bu idari işlem, kolluk yetkisinin sınırlandırılmasında geçerli olan ölçülülük ilkesinin aşağıdaki alt unsurlarından hangisine öncelikle aykırılık teşkil eder?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gereklilik (Zorunluluk)

Cevap

Gereklilik (Zorunluluk)
Gereklilik (zorunluluk) ilkesi, idarenin hedeflenen kamu düzeni amacına ulaşabilmesi için elindeki seçenekler arasından, kişilerin temel haklarını en az zedeleyen ve amaca ulaşmak için yeterli olan en hafif aracı seçmesini ifade eder. Olayda, asayiş sorunlarının yeri ve zamanı tam olarak tespit edilmiş olmasına rağmen, idarenin bu sınırı aşarak tüm ilçede ve gün boyu yasak getirmesi, 'zorunlu olmayan' bir kısıtlama getirdiği anlamına gelir ve bu durum gereklilik ilkesine aykırıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Kolluk işleminin amacını ve kapsamını belirle.
Amaç kamu düzenini (asayişi) korumaktır; kapsam ise tüm ilçede 24 saatlik alkol satışı yasağıdır.
Ölçülülük denetimi için önce işlemin sınırları netleştirilmelidir.
2
Tespit edilen risk ile alınan önlemi karşılaştır.
Risk belirli bir saatte (20.00 sonrası) ve yerde (3 sokak) sınırlıyken, önlem tüm ilçeyi ve tüm günü kapsamaktadır.
Gereklilik ilkesi, idarenin amaca ulaşmak için 'en az kısıtlayıcı' aracı seçip seçmediğini denetlemeyi gerektirir.
3
Gereklilik (Zorunluluk) ilkesi yönünden karar ver.
İdare, asayiş olaylarını sadece ilgili sokaklarda ve sadece akşam saatlerinde kısıtlama getirerek de önleyebilirdi. Bu nedenle işlem gereğinden fazla ağırdır.
Zorunlu olandan daha ağır bir tedbirin uygulanması gereklilik ilkesine aykırıdır.

Anahtar Kavram

Gereklilik ilkesi, idarenin bir kamu yararını gerçekleştirmek için kullandığı aracın, temel hak ve özgürlükleri 'en az düzeyde' kısıtlayan araç olmasını zorunlu kılar.

Alternatif Yöntem

Ölçülülük denetimini 'basamaklı test' yöntemiyle yapabilirsiniz: Önce araç elverişli mi? (Evet). Sonra bu araçtan daha hafifi var mı? (Evet). Daha hafifi varsa doğrudan gereklilikten elenir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 70Soru

28632863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu uyarınca özel kolluk yetkisine sahip olan Kültür ve Turizm Bakanlığı, yayımladığı bir düzenleyici işlemle ülke genelindeki antik kentlerin ziyaret saatlerini 08.0020.0008.00-20.00 olarak belirlemiştir. Ancak ilgili ilin valisi, söz konusu antik kentin bulunduğu bölgede artan güvenlik tehditleri ve kamu düzeninin korunması zorunluluğu nedeniyle, antik kente girişleri ikinci bir emre kadar tamamen yasaklamıştır.

İdare hukuku ilkeleri çerçevesinde, kolluk yetkilerinin yarışması ve çatışması bakımından bu durumla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Genel idari kolluk makamları, özel kolluk makamlarının düzenleme yaptığı bir alanda kamu düzenini korumak amacıyla daha kısıtlayıcı ve sıkı tedbirler alabilirler.

Cevap

Genel idari kolluk makamları (Vali), özel kolluk makamlarının (Bakanlık) yetki alanına giren konularda, kamu düzenini korumak amacıyla mevcut düzenlemelerden daha sıkı ve kısıtlayıcı önlemler alabilirler.
İdare hukukunda genel idari kolluk ve özel kolluk yetkilerinin çatışması durumunda kabul edilen temel ilke, genel idari kolluk makamlarının (Vali, Kaymakam) özel kolluk alanında (orman, turizm, sağlık vb.) kamu düzenini korumak amacıyla daha sınırlayıcı kurallar koyabilmesidir. Olayda Bakanlık antik kentin açık kalmasını isterken, Vali güvenlik gerekçesiyle kapatmıştır. Vali, özel kolluğun kararını 'hafifletmemiş', aksine kamu düzeni lehine 'ağırlaştırmıştır'. Bu durum yetki çatışmasında valinin kararının öncelikli ve hukuka uygun olduğunu gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Kolluk makamlarının niteliğini belirle
Bakanlık özel idari kolluk, Vali ise genel idari kolluk makamıdır.
Yetki çatışmasının çözüm kuralını belirlemek için makamların türü tespit edilmelidir.
2
Yetki yarışması kuralını uygula
Genel idari kolluk, özel kolluğun alanına ancak daha kısıtlayıcı bir tedbirle müdahale edebilir.
Özel kolluk belirli bir hizmeti korurken, genel kolluk toplumun genel güvenliğini korur.
3
İşlemin niteliğini kontrol et
Bakanlık ziyaret izni verirken, Vali güvenlik gerekçesiyle yasak getirerek daha sıkı bir kural koymuştur.
Vali mevcut izni genişletseydi işlem yetki tecavüzü olurdu, ancak daraltması (sıkılaştırması) hukuka uygundur.

Anahtar Kavram

Kolluk Yetkilerinin Yarışmasında 'Sıkılaştırma' İlkesi

Daha Fazla Pratik

Belediye kolluğu ile genel idari kolluk arasındaki çatışmada 'sıkılaştırma' kuralının nasıl uygulandığını inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 71Soru

İdare hukukunda kamu hizmetlerinin görülüş usullerinden biri olan ruhsat (izin) usulünü; imtiyaz, iltizam ve müşterek emanet gibi usullerden ayıran en belirgin nitelik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hizmetin yürütülme yetkisinin idare ile özel kişi arasında bir sözleşme yapılmaksızın, tek taraflı bir idari işlemle verilmesi

Cevap

Hizmetin yürütülme yetkisinin bir sözleşme yapılmaksızın, tek taraflı bir idari işlemle (izin) verilmesidir.
Ruhsat usulü, kamu tekelinde olmayan bir hizmetin, idarenin tek taraflı bir işlemiyle (izin/ruhsat) özel kişilerce yürütülmesidir. Diğer özel kişilere gördürülme usulleri (imtiyaz, iltizam, müşterek emanet) ise birer sözleşmeye dayanır. Bu durum ruhsat usulünü diğerlerinden ayıran en temel hukuki farktır.

Adım Adım Çözüm

1
Yöntemlerin hukuki dayanaklarını belirleyin.
İmtiyaz, iltizam ve müşterek emanet usulleri idare ile özel kişi arasında imzalanan bir 'idari sözleşme'ye dayanır.
Özel kişilerin kamu hizmeti yürütmesinde genel kural sözleşme ilişkisidir.
2
Ruhsat usulünün ayırıcı özelliğini tespit edin.
Ruhsat usulünde idare, bir sözleşme yapmadan, tekelinde olmayan bir hizmeti yürütmek isteyen kişilere tek taraflı bir 'izin' (ruhsat) verir.
Ruhsat usulü, sözleşmesel değil, tek taraflı bir idari işlem niteliğindedir.

Anahtar Kavram

Ruhsat usulünün tek taraflı idari işlem (izin) niteliği
Tahmini Süre:45s
Soru 72Soru

Kamu düzenini korumak ve muhtemel suçları önlemek amacıyla bir parkta devriye gezen polis memurlarının, o esnada bir şahsın başka birinin çantasını çaldığını görerek şahsı yakalaması ve durumu ilgili makamlara bildirmesi durumunda; yürütülen faaliyetlerin niteliğiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devriye faaliyeti önleyici nitelikte olduğu için idari kolluk, hırsızlık sonrası yakalama işlemi ise bastırıcı nitelikte olduğu için adli kolluktur.

Cevap

Devriye faaliyeti önleyici nitelikte olduğu için idari kolluk, hırsızlık sonrası yakalama işlemi ise bastırıcı nitelikte olduğu için adli kolluktur.
İdare hukuku doktrininde kolluk faaliyetleri amaçlarına göre ikiye ayrılır. Suç işlenmeden önce kamu düzenini korumaya ve suçun işlenmesini önlemeye yönelik faaliyetler (örneğin devriye) idari kolluktur. Suç işlendikten sonra suçun ve failin ortaya çıkarılmasına yönelik faaliyetler (örneğin yakalama ve delil tespiti) ise adli kolluktur. Senaryoda devriye aşaması idari, hırsızlık sonrası yakalama aşaması ise adli kolluk niteliğindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Faaliyetin başlangıç anını ve amacını belirleme
Suç işlenmeden önceki devriye faaliyeti, kamu düzenini korumayı amaçlayan 'önleyici' bir işlemdir.
İdari kolluk, henüz bir suç işlenmeden önce toplumsal düzeni korumak ve suçun işlenmesine engel olmak için faaliyet gösterir.
2
Olay anındaki değişimi ve müdahale niteliğini analiz etme
Suç işlendikten sonra yapılan müdahale (yakalama), 'bastırıcı' bir nitelik kazanmıştır.
Suç işlendikten sonra failin yakalanması ve suç delillerinin muhafazası adli makamlar adına yürütülen adli kolluk faaliyetidir.

Anahtar Kavram

İdari kolluk önleyici (suç öncesi), adli kolluk ise bastırıcı (suç sonrası) niteliktedir.

İpuçları

1
Faaliyetin suçtan önce mi yoksa suçtan sonra mı yapıldığına odaklanın.

Daha Fazla Pratik

Adli kolluk ile idari kolluk arasındaki makam farklarını (Vali vs Savcı) tekrar etmek faydalı olacaktır.
Tahmini Süre:45s
Soru 73Soru

Bir mülki idare amiri, eğitim kurumlarının çevresinde kamu düzenini sağlamak ve gençlerin sağlığını korumak amacıyla, okul binalarına 200 metre mesafede bulunan tüm büfe ve marketlerin, okulun açık olduğu saatlerde sadece öğrencilere değil tüm vatandaşlara yönelik faaliyetlerini tamamen durdurmasına karar vermiştir. Yapılan hukuki incelemede, ulaşılmak istenen amacın (öğrencilerin korunması), işletmelerin tamamen kapatılması yerine sadece öğrencilere satışın yasaklanması veya denetimlerin artırılması gibi hürriyeti daha az kısıtlayan bir yöntemle de gerçekleştirilebileceği tespit edilmiştir. Bu durum dikkate alındığında, söz konusu kolluk işleminin ölçülülük ilkesinin hangi alt unsuru yönünden sakat olduğu söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gereklilik (Zorunluluk)

Cevap

Gereklilik (Zorunluluk) ilkesi uyarınca, idare bir amaca ulaşmak için hak ve özgürlükleri en az kısıtlayan yöntemi seçmek zorundadır.
İdare, kolluk yetkisini kullanırken ölçülülük ilkesine uymak zorundadır. Bu ilkenin bir alt unsuru olan 'gereklilik' (zorunluluk) uyarınca, ulaşılmak istenen amaç için hak ve özgürlükleri daha az kısıtlayan etkili bir yol varsa, o yolun seçilmesi şarttır. Olayda işletmelerin tamamen kapatılması yerine öğrencilere satışın yasaklanması gibi daha hafif bir yöntemle aynı amaca ulaşılabileceği için işlem gereklilik yönünden hukuka aykırıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Kolluk işleminin amacını belirle.
Gençlerin sağlığını korumak ve kamu düzenini sağlamak.
Her kolluk işleminin meşru bir kamu düzeni amacına dayanması gerekir.
2
Seçilen aracın (tedbirin) zorunluluğunu denetle.
İşletmelerin tamamen kapatılması yerine sadece öğrencilere satışın kısıtlanması gibi daha hafif bir alternatif mevcuttur.
Gereklilik (zorunluluk) alt ilkesi, amaca ulaşmak için 'gerekli olandan fazlasının' kısıtlanmamasını emreder.

Anahtar Kavram

Gereklilik ilkesi (Zorunluluk), ölçülülüğün bir alt unsuru olup idarenin en az sınırlayıcı araca başvurmasını zorunlu kılar.
Tahmini Süre:2m 15s
Soru 74Soru

4283 sayılı Kanun ile düzenlenen, özellikle enerji üretim tesislerinin (termik santrallerin) kurulup işletilmesini amaçlayan ve işletme süresi sonunda tesisin mülkiyetinin idareye devredilmediği kamu hizmeti görülüş usulü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yap-İşlet

Cevap

4283 sayılı Kanun kapsamında mülkiyetin devredilmediği yöntem Yap-İşlet usulüdür.
Yap-İşlet (Yİ) usulü, 4283 sayılı Kanun ile enerji üretim tesislerinin kurulması için getirilmiş bir yöntemdir. Yap-İşlet-Devret yönteminden en temel farkı, işletme süresi sonunda tesisin mülkiyetinin idareye devredilme zorunluluğunun bulunmamasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen temel özellikleri analiz et.
4283 sayılı Kanun, enerji sektörü odağı ve mülkiyetin devredilmemesi kriterleri belirlendi.
Bu kriterler yöntemleri birbirinden ayıran temel yasal ve yapısal farklardır.
2
Kriterleri yasal düzenlemelerle eşleştir.
4283 sayılı Kanun Yap-İşlet modeline, 3996 sayılı Kanun ise Yap-İşlet-Devret modeline aittir.
Yasal dayanak ve devir yükümlülüğü modelin adını belirler.

Anahtar Kavram

Yap-İşlet ve Yap-İşlet-Devret Yöntemlerinin Farkı

İpuçları

1
Yöntemin isminde 'Devret' ifadesinin bulunup bulunmadığına dikkat edin.
2
Bu yöntem özellikle termik santrallerin işletilmesi için 4283 sayılı Kanun ile getirilmiştir.

Daha Fazla Pratik

Yap-İşlet-Devret sözleşmelerinin 1999 değişikliği sonrası 'özel hukuk sözleşmesi' sayıldığını hatırlayın.
Tahmini Süre:45s
Soru 75Soru

İdarenin bir kamu hizmetini, masrafları, kârı ve zararı kendisine ait olmak üzere sermaye ve teknik imkânlarını sağlayan özel bir kişiye bir sözleşme ile gördürdüğü 'kamu hizmeti imtiyaz usulü'ne ilişkin hukuki esaslar dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İmtiyaz sözleşmeleri idari sözleşme niteliğinde olup, bu sözleşmelerin imzalanmasından önce Danıştay’ın düşüncesinin alınması zorunludur ve idarenin izni olmaksızın başkasına devredilemezler.

Cevap

Kamu hizmeti imtiyaz sözleşmeleri idari sözleşme niteliğindedir, imzalanmadan önce Danıştay görüşü alınması zorunludur ve şahsa bağlılık ilkesi (intuitu personae) gereği idarenin izni olmadan devredilemez.
Doğru olan ifade, imtiyaz sözleşmelerinin idari sözleşme olduğunu, Danıştay'ın zorunlu görüşüne tabi olduğunu ve idare izni olmadan devredilemeyeceğini belirtmektedir. İmtiyaz usulünde idare, bir kamu hizmetini özel bir kişiye (imtiyazcı) devrederken bu kişinin niteliklerini (mali güç, tecrübe) esas aldığı için sözleşme şahsa sıkı sıkıya bağlıdır. Ayrıca Anayasa'nın 155. maddesi, bu sözleşmelerin hukukiliğinin ön denetimi için Danıştay incelemesini şart koşar.

Adım Adım Çözüm

1
Tanımı Analiz Etme
İmtiyaz usulü; kâr ve zararı özel kişiye ait olan, idari bir sözleşme ile kurulan bir yöntemdir.
Soruda verilen kâr/zarar dengesi ve sözleşme unsuru bizi doğrudan imtiyaz usulüne yönlendirir.
2
Hukuki Rejimi Belirleme
İmtiyaz sözleşmeleri idari sözleşmedir.
Kamu hizmetinin yürütülmesine ilişkin olması ve idareye tek taraflı değişiklik yapma gibi üstün yetkiler tanıması nedeniyle özel hukuk sözleşmelerinden ayrılır.
3
Usulü ve Şekli Şartları Kontrol Etme
İmtiyaz sözleşmeleri için Danıştay görüşü anayasal bir zorunluluktur.
Anayasa m. 155 ve Danıştay Kanunu gereği, bu tür sözleşmeler imzalanmadan önce Danıştay'ın 2 ay içinde görüş bildirmesi gerekir.
4
Kişisel Niteliği Değerlendirme
Sözleşme 'intuitu personae' niteliktedir.
İdare, hizmeti gördürürken özel kişinin mali gücünü ve teknik liyakatini göz önünde bulundurduğu için, sözleşmenin rızasız devri hizmetin aksamasına neden olabilir.

Anahtar Kavram

Kamu Hizmeti İmtiyaz Sözleşmelerinin Hukuki Niteliği ve Kuruluş Usulü

Daha Fazla Pratik

İmtiyaz sözleşmelerinde uyuşmazlıkların çözümünde Tahkim yolunun (milli veya milletlerarası) hangi şartlarla mümkün olduğunu inceleyiniz (Anayasa m. 125/son).
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 76Soru

Türkiye'de kamu hizmetlerinin özel hukuk kişilerine gördürülmesinde kullanılan 'Yap-İşlet-Devret' (3996 sayılı Kanun) ve 'Yap-İşlet' (4283 sayılı Kanun) modellerinin hukuki rejimi ile 1999 Anayasa değişikliği sonrası oluşan yargısal düzenlemeler dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tahkim şartı öngörülmeyen Yap-İşlet-Devret sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklarda, konunun bir kamu hizmeti imtiyazına ilişkin olması nedeniyle Danıştay ilk derece mahkemesi olarak görevlidir.

Cevap

Yap-İşlet-Devret sözleşmeleri özel hukuk hükümlerine tabi olduğundan, tahkim şartı yoksa uyuşmazlıklar adli yargıda çözülür; Danıştay bu davalarda görevli değildir.
Yap-İşlet-Devret ve Yap-İşlet modelleri, kanunlarındaki açık hükümler ve Anayasa'nın 47. maddesindeki düzenleme uyarınca 'özel hukuk sözleşmesi' niteliğindedir. İdari yargının (ve Danıştay'ın ilk derece mahkemesi sıfatıyla) görevli olabilmesi için uyuşmazlığın bir 'idari sözleşmeden' doğması gerekir. Bu modellerde sözleşme özel hukuk hükümlerine tabi olduğu için, uyuşmazlıkların çözüm yeri adli yargıdır; Danıştay'ın bu alanda sadece taslakları inceleyerek görüş bildirme (idari) yetkisi kalmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Modellerin hukuki niteliğini belirle
3996 (YİD) ve 4283 (BO) sayılı kanunlar, bu usullerle yapılan sözleşmelerin 'özel hukuk hükümlerine' tabi olduğunu açıkça belirtir.
Yargı yolunun tespiti için öncelikle işlemin hukuki niteliğinin (idari sözleşme mi yoksa özel hukuk sözleşmesi mi) bilinmesi gerekir.
2
1999 Anayasa değişikliğinin etkisini analiz et
Anayasa m. 47 ve m. 125 ile kamu hizmetlerinin özel hukuk sözleşmeleriyle gördürülmesi ve tahkim usulü anayasal dayanağa kavuşmuştur.
Anayasa değişikliği öncesinde YİD projeleri 'idari sözleşme' sayılıyor ve uyuşmazlıklar Danıştay'da görülüyordu; yeni rejim bu durumu değiştirmiştir.
3
Görevli yargı yerini tespit et
Özel hukuk sözleşmesi niteliği kazanan YİD ve BO uyuşmazlıklarında, eğer tahkim şartı yoksa genel görevli yargı yeri adli yargı (asliye hukuk mahkemeleri) olmuştur.
İdari yargı sadece idari işlemler ve idari sözleşmelerden doğan davalara bakar. Özel hukuk sözleşmeleri idari yargı denetimi dışındadır.
4
Danıştay'ın güncel rolünü değerlendir
Danıştay'ın yargısal yetkisi bu modeller için sona ermiş olsa da, 'imtiyaz' niteliği devam ettiği için 'danışma/görüş bildirme' görevi (m. 155) devam etmektedir.
Danıştay'ın hem yargısal hem de idari görevleri vardır; yargısal görevin sona ermesi idari (istikşafi) görevin bittiği anlamına gelmez.

Anahtar Kavram

Yeni Yöntemlerde Yargı Yolu ve Hukuki Niteliğin Dönüşümü

Daha Fazla Pratik

Kamu hizmeti imtiyaz sözleşmeleri ile YİD sözleşmeleri arasındaki Danıştay denetimi farklarını (Bağlayıcı inceleme vs. İstişari görüş) tekrar ediniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 77Soru

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bünyesindeki Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (Özel İdari Kolluk), bir maden işletmesine 32133213 sayılı Maden Kanunu ve ilgili mevzuat çerçevesinde patlayıcı madde kullanımı ve işletme izni vermiştir. Ancak, bölgedeki kritik bir içme suyu barajının gövde güvenliğini tehdit edebilecek heyelan riski ve sismik hareketlilik gerekçesiyle, ilin Valisi (Genel İdari Kolluk), 54425442 sayılı İl İdaresi Kanunu'ndan aldığı yetkiyle söz konusu maden sahasındaki tüm patlatma faaliyetlerini ikinci bir emre kadar yasaklamıştır.

Kolluk yetkilerinin yarışması ve çatışması ilkeleri çerçevesinde, bu olaydaki hukuki durum ile ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Genel idari kolluk makamı (Vali), yerel düzeyde kamu düzenini korumak amacıyla özel kolluk makamının önlemlerini sıkılaştırabilir; işletmeci bu durumda en daraltıcı olan Valilik kararına uymak zorundadır.

Cevap

Genel idari kolluk makamı olan Valinin, kamu düzenini koruma amacıyla özel kolluk önlemlerini sıkılaştırabileceği ve bireylerin en kısıtlayıcı kurala uyması gerektiği yönündeki açıklama doğrudur.
İdare hukuku ilkelerine göre, genel idari kolluk ile özel idari kolluk yetkilerinin çatışması durumunda; genel idari kolluk makamı, kamu düzenini korumak amacıyla özel kolluk makamının getirdiği serbestliği daraltabilir veya önlemleri sıkılaştırabilir. Bu durumda 'en daraltıcı işleme uyma' zorunluluğu doğar. Valinin heyelan ve baraj güvenliği (kamu güvenliği) gerekçesiyle maden faaliyetini yasaklaması, Bakanlığın verdiği izni daraltan bir işlemdir ve hukuka uygundur.

Adım Adım Çözüm

1
Kolluk makamlarını sınıflandır
Maden Genel Müdürlüğü "Özel İdari Kolluk", Vali ise "Genel İdari Kolluk" makamıdır.
Yetki çatışmasının çözüm kurallarını belirlemek için makamların niteliği tespit edilmelidir.
2
Yetki yarışması ve çatışması kuralını uygula
Genel kolluk, özel kolluğun önlemlerini sıkılaştırabilir (yasaklayabilir/sınırlandırabilir) ancak gevşetemez.
Genel idari kolluk makamları kamu düzeninin genel koruyucularıdır ve yerel/özel risklere göre daha sıkı önlem alma yetkisine sahiptirler.
3
Bireylerin yükümlülüğünü belirle
İşletmeci, en daraltıcı (sıkı) olan işleme (Valilik yasağına) uymalıdır.
Çatışan kolluk işlemlerinde kamu düzenini en üst düzeyde koruyan (en kısıtlayıcı) işlem geçerli kabul edilir.

Anahtar Kavram

Kolluk Yetkilerinin Sıkılaştırılması İlkesi
Soru 78Soru

Bir kamu hizmetinin yürütülmesi için gerekli olan tüm taşınmaz, araç, gereç ve sermayenin idare tarafından sağlandığı; ancak hizmetin yönetiminin uzmanlığı bulunan bir özel kişiye bırakıldığı, işletme giderlerinin idarece karşılandığı ve bu özel kişiye tahsil edilen hasılattan pay verildiği kamu hizmeti görülüş usulü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Müşterek emanet usulü

Cevap

Müşterek emanet usulü
Müşterek emanet usulü, kamu hizmeti için gerekli sermaye ve tesisatın idare tarafından hazırlandığı, ancak hizmetin yönetiminin masrafları idareye ait olmak üzere bir özel kişiye devredildiği ve bu kişiye hasılattan pay verildiği yöntemdir. Bu yöntemde idare, hizmetin uzmanlık gerektiren yönetim kısmını dışarıdan bir müstemni (işletmeci) aracılığıyla yürütmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Sermaye ve tesisatın aidiyetini belirle
Sermaye ve tesisat idareye aittir.
Soruda tüm araç, gereç ve sermayenin idarece sağlandığı belirtilmiştir.
2
Yönetim ve risk sorumluluğunu analiz et
Yönetim özel kişide, mali risk (giderler) idarededir.
Hizmetin yönetiminin özel kişiye bırakılması ancak giderlerin idarece karşılanması bu usulün temel ayırt edici özelliğidir.
3
İşletmecinin gelir modelini tanımla
Hasılattan (gelirden) pay alma.
Müşterek emanet usulünde işletmeci, idare adına yürüttüğü hizmetin gelirinden bir yüzde/pay alır.

Anahtar Kavram

Müşterek emanet usulünde mülkiyet ve mali risk idarede kalırken, profesyonel yönetim hizmeti özel kişiden hasılat payı karşılığında satın alınır.

Daha Fazla Pratik

Emanet ve müşterek emanet arasındaki temel farkın 'yönetim personeli' ve 'mali riskin paylaşımı' olduğunu pekiştirmek için bu usulleri bir tablo ile karşılaştırınız.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 79Soru

Bir il sınırları içerisinde yer alan stratejik bir barajın göl havzasında, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından 13801380 sayılı Su Ürünleri Kanunu çerçevesinde belirli koordinatlarda "ticari amaçlı su ürünleri avcılığı" için özel bir ruhsat verilmiş ve avlanma sahaları resmen belirlenmiştir. Ancak İl Valisi, bölgedeki artan sabotaj istihbaratını ve baraj gövdesinin stratejik güvenliğini gerekçe göstererek, 54425442 sayılı İl İdaresi Kanunu’ndaki yetkisine dayanarak baraj gövdesine 10001000 metre mesafedeki tüm sahalarda her türlü sivil faaliyeti ve balıkçılığı süresiz olarak yasaklamıştır.

Bu durumda, Valinin yasaklama kararı ile Bakanlığın verdiği avlanma ruhsatı arasındaki yetki yarışması ve çatışmasına ilişkin aşağıdaki hukuki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Genel idari kolluk makamı olan valinin, kamu düzeninin (güvenlik) korunması amacıyla aldığı daha sınırlayıcı tedbirler, özel idari kolluk makamlarının verdiği teknik izinlerin kapsamını daraltabilir; zira genel kolluk, kamu düzeninin bütüncül ve en üst düzeyde korunmasından sorumludur.

Cevap

Valinin genel idari kolluk sıfatıyla aldığı güvenlik tedbirleri, özel idari kolluk olan Bakanlığın verdiği izinleri daraltabilir veya askıya alabilir.
İdare hukukunda genel idari kolluk (Vali, Kaymakam) ile özel idari kolluk (Bakanlıklar, Gümrük, Orman vb.) yetkileri yarışabilir. Kural olarak özel kolluk makamının yetkisi, genel kolluğu o alandan tamamen dışlamaz. Vali, 54425442 sayılı Kanun uyarınca ilin genel güvenliğinden sorumlu olduğundan, özel bir kanunla verilen ticari veya teknik izinleri, kamu düzeninin 'güvenlik' unsuru tehlikeye düştüğünde kısıtlayabilir. Bu durum bir yetki tecavüzü değil, kamu düzeninin korunması amacına yönelik yetki kullanımıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Kolluk türlerinin teşhisi
Vali "Genel İdari Kolluk", Bakanlık ise ilgili alanda "Özel İdari Kolluk" makamıdır.
Yetki çatışmasının taraflarını ve hukuki statülerini belirlemek için.
2
Yetki dayanaklarının analizi
54425442 sayılı İl İdaresi Kanunu Valiye genel güvenlik yetkisi verirken, 13801380 sayılı Kanun Bakanlığa sektörel uzmanlık yetkisi vermektedir.
Çatışan normların kapsamını belirlemek için.
3
Yarışma kurallarının uygulanması
Özel kolluk yetkisi, genel kolluk yetkisini ortadan kaldırmaz; genel kolluk, kamu düzeninin unsurlarını (güvenlik, sağlık vb.) korumak için daha sıkı (stricter) tedbirler alabilir.
İdare hukukunda genel kolluğun 'kamu düzeni' üzerindeki kapsayıcı yetkisini teyit etmek için.
4
Nihai hukuki sonucun tespiti
Valinin işlemi, stratejik tesis güvenliği mülahazasıyla Bakanlığın verdiği avlanma iznini (ruhsatı) o bölge özelinde geçersiz kılar veya sınırlar.
Kamu yararı ve genel güvenlik hiyerarşide teknik izinlerin üzerinde yer alır.

Anahtar Kavram

İdari Kolluk Yetkilerinin Yarışması (Genel-Özel Çatışması)

Daha Fazla Pratik

Özel idari kolluk makamlarının (örneğin Gümrük veya Orman kolluğu) silah kullanma yetkisi ile genel idari kolluğun yetkilerini karşılaştırınız.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 80Soru

Kamu hizmetlerinin gördürülmesinde klasik usullere alternatif olarak geliştirilen "yeni yöntemler" kapsamında değerlendirilen Yap-İşlet-Devret (YİD) ve Yap-İşlet (Yİ) modellerinin hukuki rejimleri ile uygulama alanları karşılaştırıldığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yap-İşlet-Devret modelinde sözleşme süresinin sonunda tesisler bakımlı ve bedelsiz olarak idareye devredilirken; Yap-İşlet modelinde tesisin mülkiyeti özel hukuk kişisinde kalmaya devam eder.

Cevap

Yap-İşlet-Devret (YİD) modelinde sözleşme süresi sonunda tesisler idareye devredilirken, Yap-İşlet (Yİ) modelinde tesisin mülkiyeti özel hukuk kişisinde kalmaya devam eder.
Yap-İşlet-Devret (YİD) modelinde özel hukuk kişisi tesisi yapar, belirli bir süre işletir ve süre sonunda tesisi idareye devreder. Yap-İşlet (Yİ) modelinde ise özel hukuk kişisi tesisi inşa eder ve mülkiyeti kendisinde kalmak üzere işletir; süre sonunda mülkiyet devri söz konusu değildir. Bu, iki model arasındaki temel yapısal farktır.

Adım Adım Çözüm

1
Yasal dayanakların ayrıştırılması.
Yap-İşlet-Devret 3996 sayılı Kanun'a, Yap-İşlet ise 4283 sayılı Kanun'a dayanmaktadır.
Her iki yöntemin hukuki rejimi farklı kanunlarla ve farklı sektörel amaçlarla düzenlenmiştir.
2
Tesis mülkiyeti ve devir şartlarının incelenmesi.
YİD'de tesisin idareye devri zorunluyken, Yİ'de (mülkiyeti kendisinde kalmak kaydıyla) işletmecinin mülkiyeti devam eder.
Bu iki yöntem arasındaki en temel yapısal fark mülkiyetin akıbetidir.
3
1999 Anayasa değişikliğinin etkisinin değerlendirilmesi.
Bu yöntemler kural olarak özel hukuk sözleşmesi niteliği kazanmıştır ve uluslararası tahkim yolu açılmıştır.
Tahkim ve sözleşme niteliği, yatırımcıyı korumak ve yabancı sermayeyi teşvik etmek amacıyla değiştirilmiştir.

Anahtar Kavram

Yeni Yöntemler (YİD ve Yİ) arasındaki farklar ve hukuki nitelik

Daha Fazla Pratik

Kamu hizmeti imtiyaz sözleşmeleri ile YİD sözleşmeleri arasındaki farkları (Danıştay denetiminin kapsamı gibi) inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 4 / 7Sonraki