Kalkınma Teorileri ve Stratejileri

123 soru

Soru 41Soru

Bağımlılık Okulu ve Yapısalcı Görüş çerçevesinde, sanayileşmiş (merkez) ülkeler ile ham madde ihraç eden (çevre) ülkeler arasındaki ticaret hadlerinin uzun dönemli seyri analiz edilmektedir. Bu teoriye göre, merkez ülkelerdeki teknolojik ilerlemenin sağladığı verimlilik artışlarının fiyat düşüşü yerine gelir (ücret ve kâr) artışına dönüşmesinin, çevre ülkelerde ise ihraç malları fiyatlarının düşmesine yol açmasının temel yapısal nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Merkez ülkelerdeki iş gücü piyasasının örgütlü (sendikalı) yapısı ile çevre ülkelerdeki örgütsüz emek ve rekabetçi piyasa yapısı arasındaki farklılık

Cevap

Merkez ülkelerdeki iş gücü piyasasının örgütlü yapısı ve oligopolistik piyasa güçleri ile çevre ülkelerdeki örgütsüz emek ve rekabetçi piyasa yapısı arasındaki farklılık.
Bağımlılık Okulu ve Yapısalcı temsilciler (Prebisch ve Singer), ticaret hadlerinin çevre aleyhine bozulmasını iki temel nedene bağlar: Birincisi, birincil ürünlerin gelir esnekliğinin düşük olması; ikincisi ise piyasa ve emek yapısındaki asimetridir. Merkez ülkelerde emek örgütlü olduğu için teknolojik ilerleme sonucunda artan verimlilik, fiyatların düşmesi yerine işçilerin ücretlerinin ve sermayedarların kârlarının artmasına yol açar. Çevre ülkelerde ise emek örgütsüzdür ve piyasalar daha rekabetçidir, bu nedenle verimlilik artışları fiyatların düşmesine neden olarak merkeze refah transferi yapılmasına sebebiyet verir.

Adım Adım Çözüm

1
Merkez ve çevre ülkelerin piyasa yapılarını karşılaştırın.
Merkez ülkelerin sanayi sektöründe oligopolistik güçler ve güçlü sendikalar varken, çevre ülkelerin tarım/ham madde sektöründe rekabetçi piyasalar ve örgütsüz emek hakimdir.
Prebisch-Singer hipotezi, verimlilik artışlarının fiyatlara mı yoksa gelirlere mi yansıyacağını bu yapısal farka bağlar.
2
Verimlilik artışının paylaşım mekanizmasını analiz edin.
Merkezde verimlilik artışı sendikalar sayesinde ücretlere ve tekeller sayesinde kârlara dönüşür. Çevrede ise verimlilik artışı, rekabet nedeniyle ürün fiyatlarının düşmesine yol açar.
Bu durum ticaret hadlerinin (ihraç fiyatları / ithal fiyatları) çevre ülkeler aleyhine sürekli bozulmasına neden olur.

Anahtar Kavram

Prebisch-Singer Hipotezi ve Ticaret Hadlerinin Kötüleşmesi

İpuçları

1
Merkez ve çevre ülkelerdeki işçi sendikalarının gücünü ve bunun maliyetler üzerindeki etkisini düşünün.

Daha Fazla Pratik

Prebisch-Singer hipotezinin ithal ikameci sanayileşme stratejisine nasıl bir teorik temel oluşturduğunu araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 42Soru

Ragnar Nurkse tarafından ortaya atılan "Yoksulluğun Kısır Döngüsü" teorisine göre, az gelişmiş ülkelerde yatırım teşviklerinin (yatırım yapma arzusunun) düşük olmasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pazar hacminin darlığı ve satın alma gücünün yetersizliği

Cevap

Pazar hacminin darlığı ve satın alma gücünün yetersizliği
Nurkse'nin teorisinde yatırım teşviki, pazarın büyüklüğüne bağlıdır. Az gelişmiş ülkelerde halkın gelir düzeyi çok düşük olduğu için toplam satın alma gücü yetersizdir. Bu durum pazarın dar kalmasına ve dolayısıyla girişimcilerin yeni yatırımlar yapmaktan kaçınmasına yol açarak yoksulluk döngüsünü sürdürür.

Adım Adım Çözüm

1
Nurkse'nin yoksulluk döngüsünü talep yönünden incelemek
Döngünün talep tarafı: Düşük Gelir → Düşük Satın Alma Gücü → Dar Pazar Hacmi → Düşük Yatırım Teşviki
Yatırımcıların yeni projelere girmesi için ürettikleri mallara yönelik yeterli talep olması gerekir.
2
Yatırım teşviği ile pazar hacmi arasındaki ilişkiyi kurmak
Pazar hacminin darlığı, girişimcinin kârlılık beklentisini düşürerek yatırım yapma arzusunu kırar.
Nurkse'ye göre 'bir piyasanın büyüklüğü, o piyasadaki satın alma gücüne bağlıdır'.

Anahtar Kavram

Yoksulluk Döngüsünün Talep Yönü

Daha Fazla Pratik

Nurkse'nin bu döngüyü kırmak için önerdiği 'Dengeli Kalkınma' stratejisinin temel argümanlarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 43Soru

Sürdürülebilir kalkınma yaklaşımları içerisinde; doğal sermayenin (ekosistemlerin, biyolojik çeşitliliğin ve temel doğal kaynakların) teknolojik gelişme veya fiziki sermaye birikimi ile ikame edilemeyeceğini, bu kaynakların "kritik doğal sermaye" (critical natural capitalcritical\ natural\ capital) olarak mutlak surette korunması gerektiğini savunan görüş aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Güçlü Sürdürülebilirlik

Cevap

Güçlü Sürdürülebilirlik yaklaşımı, doğal sermayenin ikame edilemezliğini ve kritik doğal varlıkların korunması gerektiğini savunur.
Güçlü sürdürülebilirlik (strong sustainabilitystrong\ sustainability) yaklaşımı, doğal sermayenin kendine has özellikleri (geri döndürülemezlik, hayati önem vb.) nedeniyle fiziki veya beşeri sermaye ile yer değiştiremeyeceğini savunur. Bu görüşe göre, gelecek nesillere aktarılması gereken şey toplam sermaye değeri değil, biyolojik çeşitlilik ve ekosistem dengesi gibi 'kritik doğal sermaye' unsurlarıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Sürdürülebilirlik yaklaşımlarını sermaye ikamesi açısından değerlendirin.
Zayıf sürdürülebilirlik tam ikameyi, güçlü sürdürülebilirlik ise ikame edilemezliği savunur.
Sürdürülebilirliğin iki temel okulu arasındaki temel fark 'ikame edilebilirlik' varsayımıdır.
2
"Kritik doğal sermaye" kavramının hangi yaklaşıma ait olduğunu belirleyin.
Bu kavram güçlü sürdürülebilirlik literatüründe, ekosistemin yaşamı destekleyen hayati fonksiyonlarını ifade eder.
Güçlü sürdürülebilirlik, ekosistemin sunduğu bazı hizmetlerin teknolojiyle üretilemeyeceğini varsayar.

Anahtar Kavram

Güçlü Sürdürülebilirlik ve Kritik Doğal Sermaye
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 44Soru

İktisadi kalkınma literatüründe sürdürülebilir kalkınma yaklaşımı, mevcut kaynakların kullanımında sadece bugünün ihtiyaçlarının karşılanmasını değil, geleceğin de hesaba katılmasını temel alır. Bu bağlamda, sürdürülebilir kalkınmanın en belirgin karakteristik özelliği olan ve günümüz nesilleri ile gelecek nesiller arasındaki dengeyi ve adaleti ifade eden temel ilke aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nesiller arası hakkaniyet

Cevap

Sürdürülebilir kalkınmanın temel karakteristik özelliği olan ve gelecek kuşakların refahını korumayı esas alan ilke 'nesiller arası hakkaniyet' (intergenerational equity) kavramıdır.
Sürdürülebilir kalkınma kavramı, Brundtland Raporu ile literatüre girdiği andan itibaren 'gelecek kuşakların ihtiyaçlarını karşılama yeteneği' üzerine kurulmuştur. Bu ahlaki ve hukuki dengeye 'nesiller arası hakkaniyet' denir. Doğru seçenek, kalkınmanın sadece bugünü değil, geleceği de içine alan bu geniş perspektifini tam olarak yansıtmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Sürdürülebilir kalkınma tanımını analiz et.
Brundtland Raporu (19871987) tanımı: 'Bugünün ihtiyaçlarını, gelecek kuşakların ihtiyaçlarını karşılama yeteneğinden ödün vermeden karşılamak.'
Sürdürülebilirliğin temelinde 'zaman' ve 'gelecek' vurgusu yer alır.
2
Gelecek kuşakların haklarını gözeten temel kavramı belirle.
Bu durum literatürde 'nesiller arası hakkaniyet' olarak adlandırılır.
Ekonomik faaliyetlerin çevresel maliyetlerini gelecek kuşaklara yüklememe adaleti bu kavramla açıklanır.

Anahtar Kavram

Nesiller arası hakkaniyet (Intergenerational Equity)

Daha Fazla Pratik

Sürdürülebilir kalkınmanın 'üç temel sütunu' olan ekonomik, sosyal ve çevresel boyutların birbirleriyle nasıl etkileşime girdiğini inceleyin.
Tahmini Süre:45s
Soru 45Soru

Rostow’un iktisadi büyüme aşamaları yaklaşımına göre; modern teknolojinin üretimin tüm alanlarına nüfuz ettiği, büyümenin sadece belirli itici sektörlerin (leading sectors) sürüklemesinden kurtulup ekonominin genelinde hissedildiği ve dış ticaret kompozisyonunun daha karmaşık sanayi ürünlerine evrildiği dönem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Olgunluk (Drive to Maturity) Evresi

Cevap

Olgunluk (Drive to Maturity) Evresi
Olgunluk Evresi, Rostow'un modelinde yaklaşık 6060 yıllık bir süreci kapsayan ve Kalkış aşamasından sonra gelen evredir. Bu evrede, büyüme ivmesi başlangıçtaki itici sektörlerden tüm ekonomiye yayılır, sanayi yapısı karmaşıklaşır ve ekonomi artık uluslararası iş bölümünde daha sofistike ürünler üretebilen bir yapıya kavuşur.

Adım Adım Çözüm

1
Rostow'un iktisadi büyüme aşamalarını ve özelliklerini tanımlama
Geleneksel Toplum, Kalkışa Hazırlık, Kalkış, Olgunluk ve Kitle Tüketimi evrelerinin temel karakteristikleri belirlenir.
Soruda verilen özelliklerin hangi evreye ait olduğunu saptamak için temel kavramların bilinmesi gerekir.
2
Teknolojinin yayılması ve itici sektörlerin ötesine geçilmesi kriterini analiz etme
Kalkış (Take-off) evresinde büyüme belirli sektörlerle başlarken, Olgunluk evresinde bu büyüme ve teknoloji tüm sektörlere (yaygınlaşma) sirayet eder.
Olgunluk evresini Kalkış evresinden ayıran en temel fark, büyümenin tüm ekonomiye yayılması ve üretim yapısının karmaşıklaşmasıdır.
3
Dış ticaret kompozisyonundaki değişimi değerlendirme
Olgunluk evresinde ülke, daha önce ithal ettiği mamul malları üretebilir hale gelir ve ihracat yapısı gelişir.
Ekonomik gelişmişlik seviyesinin artması dış ticaretin niteliğine doğrudan yansır.

Anahtar Kavram

Rostow'un İktisadi Büyüme Aşamaları ve Olgunluk Evresi
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 46Soru

Albert O. Hirschman'ın "The Strategy of Economic Development" (İktisadi Kalkınma Stratejisi) adlı eserinde geliştirdiği "Dengesiz Kalkınma" yaklaşımı, kalkınmayı bir denge durumundan diğerine geçiş değil, bir dengesizlikler zinciri olarak ele alır. Hirschman'a göre az gelişmiş ülkelerde asıl kıt kaynak sermaye değil, mevcut kaynakları yatırım kararlarına dönüştürecek "karar alma yeteneği"dir (abilityability toto investinvest).

Bu bağlamda, Hirschman'ın "teşvik edici/zorunlu kılıcı mekanizma" (inducementinducement mechanismmechanism) analizi dikkate alındığında; Sosyal Sabit Sermaye (SOCSOC) ve Doğrudan Üretken Faaliyetler (DPADPA) arasındaki yatırım dizilişlerine dair aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: SOCSOC yatırımlarının DPADPA yatırımlarından önce yapılması ("fazla kapasite yoluyla kalkınma"), karar alıcılar üzerinde "darlık yoluyla kalkınma"ya nispeten daha zayıf bir teşvik ve baskı mekanizması yaratır.

Cevap

Sosyal Sabit Sermaye (SOCSOC) yatırımlarının Doğrudan Üretken Faaliyetlerden (DPADPA) önce yapılması, özel sektörü yatırım yapmaya zorlayacak baskıyı oluşturmadığı için "darlık yoluyla kalkınma"ya göre daha zayıf bir teşvik mekanizmasıdır.
Doğru seçenek, Hirschman'ın 'fazla kapasite' (excessexcess capacitycapacity) ve 'darlık' (shortageshortage) yoluyla kalkınma arasındaki temel farkı yansıtmaktadır. Hirschman'a göre az gelişmiş ülkelerde 'izin verici' (permissivepermissive) olan SOCDPASOC \rightarrow DPA yolu yerine, 'zorunlu kılıcı' (compulsivecompulsive) olan DPASOCDPA \rightarrow SOC yolu daha garantidir. Çünkü altyapı darlığı (elektrik kesintileri, ulaşım sorunları vb.) hem halktan hem de sanayiciden gelen yoğun bir baskı yaratarak hükümetin karar almasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Kıt Kaynak Analizi
Kalkınmanın önündeki temel engelin sermaye değil, 'karar alma yeteneği' olduğunu saptamak.
Hirschman'a göre az gelişmiş ülkelerde asıl mesele, mevcut potansiyeli somut yatırıma dönüştürecek mekanizmaların eksikliğidir.
2
Yatırım Dizilişlerinin Kıyaslanması
SOCDPASOC \rightarrow DPA (Fazla Kapasite) ve DPASOCDPA \rightarrow SOC (Darlık) yollarını karşılaştırmak.
Yatırımların hangi sırayla yapıldığı, karar alıcılar üzerinde yaratılan 'baskı' şiddetini belirler.
3
Baskı Mekanizmasının Değerlendirilmesi
Darlık yolunun (compulsive) fazla kapasite yoluna (permissive) göre daha etkin olduğunu belirlemek.
Altyapı darlığı üretimi engellediği için hükümeti ve girişimcileri eyleme geçmeye zorlar; altyapı bolluğu ise sadece bir imkân sunar ama garantilemez.

Anahtar Kavram

Hirschman'ın Teşvik Edici Mekanizması ve Yatırım Dizilişleri

Daha Fazla Pratik

Hirschman'ın bağlantı etkileri ile Leontief girdi-çıktı analizi arasındaki ilişkiyi inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 47Soru

Dengeli kalkınma teorisine göre, az gelişmiş ülkelerde düşük gelir düzeyi nedeniyle pazarın dar olması, yatırımların beklenen kârlılığını düşürerek sermaye birikimini engellemektedir. Bu kurama göre, pazarın genişletilmesi ve "yoksulluk çemberinin" kırılabilmesi için izlenmesi gereken temel strateji aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Birbirini tamamlayan çok sayıda sektöre eş zamanlı (simültane) yatırım yapılması

Cevap

Pazar darlığı sorununu aşmak için birbirini tamamlayan çok sayıda sektöre eş zamanlı (simültane) yatırım yapılması gerekmektedir.
Dengeli kalkınma stratejisi (özellikle Ragnar Nurkse ve Rosenstein-Rodan tarafından savunulur), az gelişmiş ülkelerdeki yoksulluk çemberini kırmak için 'talep tamamlayıcılığı' kavramına vurgu yapar. Birbirini tamamlayan birçok sektöre aynı anda yatırım yapıldığında, bu sektörlerde oluşan gelir artışı pazarın genişlemesini sağlar ve yatırımların kârlılığını artırır.

Adım Adım Çözüm

1
Sorun tespiti yapılması
Az gelişmiş ülkelerde düşük satın alma gücü pazarın dar kalmasına ve yatırımların kârsız olmasına neden olur.
Bireysel bir yatırımcı, ürettiği malı alacak yeterli talep bulamayacağı korkusuyla yatırım yapmaz.
2
Dengeli kalkınma çözümünün uygulanması
Çok sayıda sanayi dalına aynı anda yatırım yapılarak her sektörün çalışanı diğer sektörlerin müşterisi haline getirilir.
Talep tamamlayıcılığı (demand complementarity) mekanizması sayesinde pazar genişler ve yatırımlar kârlı hale gelir.

Anahtar Kavram

Talep Tamamlayıcılığı ve Pazar Genişliği

Daha Fazla Pratik

Albert Hirschman'ın 'Dengesiz Kalkınma' stratejisi ile bu sorudaki yaklaşımı karşılaştırarak aradaki farkı (kaynakların dağılımı vs. odaklanma) pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 48Soru

W.W. Rostow tarafından geliştirilen "İktisadi Büyüme Aşamaları" yaklaşımına göre; modern bilimin tarım ve sanayide uygulanmaya başlandığı, girişimci sınıfın ortaya çıktığı ve geleneksel yapıdan modern yapıya geçiş için gerekli toplumsal, siyasal ve kurumsal altyapının oluşturulduğu evre aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kalkışa Hazırlık (Geçiş) Evresi

Cevap

Kalkışa Hazırlık (Geçiş) Evresi
Kalkışa hazırlık veya geçiş evresi, geleneksel toplum yapısının yıkılmaya başladığı, modern bilimin ekonomik faaliyetlere sızdığı ve merkezi bir devlet yapısının oluşarak sanayileşme için gereken altyapıyı sağladığı dönemdir.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen özelliklerin hangi evreye ait olduğunu belirle.
Girişimci sınıf, kurumsal altyapı ve modern bilimin ilk uygulamaları.
Rostow'un modelinde bu özellikler ikinci aşama olan hazırlık dönemini tanımlar.
2
Diğer aşamalarla karşılaştırarak eleme yap.
Kalkış evresinde bu hazırlıklar bitmiş ve büyüme ivme kazanmıştır; Geleneksel toplumda ise bu hazırlıklar henüz başlamamıştır.
Kalkışa hazırlık evresi, geleneksel toplum ile kalkış evresi arasındaki 'geçiş' sürecidir.

Anahtar Kavram

Rostow'un Kalkışa Hazırlık (Geçiş) Evresi Kriterleri
Tahmini Süre:45s
Soru 49Soru

İktisadi kalkınma literatüründe, kıt kaynakların tüm sektörlere aynı anda dağıtılmasının imkansız olduğunu savunarak; kalkınma sürecinin, ileri ve geri bağlantı etkileri (linkageslinkages) güçlü olan belirli "anahtar sektörlere" yapılacak yatırımlarla başlatılması gerektiğini öne süren "Dengesiz Kalkınma Stratejisi"nin en önemli temsilcisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Albert O. Hirschman

Cevap

Dengesiz Kalkınma Stratejisi'nin öncüsü Albert O. Hirschman'dır.
Dengesiz Kalkınma Stratejisi, Albert O. Hirschman tarafından geliştirilmiştir. Hirschman, az gelişmiş ülkelerde asıl sorunun kaynak azlığından ziyade kaynakları harekete geçirecek "karar alma yeteneği" eksikliği olduğunu savunur. Bu nedenle, ileri ve geri bağlantı etkileri yoluyla ekonominin diğer kısımlarını uyaracak stratejik sektörlere yatırım yapılmasını önerir.

Adım Adım Çözüm

1
Stratejinin temel varsayımını analiz etme
Strateji, kaynakların kıt olduğu ülkelerde yatırımların her yere yayılmak yerine belirli sektörlere odaklanması gerektiğini savunur.
Dengeli kalkınmanın aksine, kasıtlı olarak yaratılan dengesizliklerin yeni yatırım kararlarını tetikleyeceği varsayılır.
2
Anahtar kavramları eşleştirme
"İleri ve geri bağlantı etkileri" (linkages) kavramı doğrudan Hirschman'ın teorisine aittir.
Teorinin merkezinde yer alan bu kavramlar, bir sektördeki yatırımın diğer sektörleri nasıl uyaracağını açıklar.
3
İktisatçı ile teoriyi eşleştirme
Albert O. Hirschman, bu teoriyi "The Strategy of Economic Development" adlı eserinde sistemleştirmiştir.
Nurkse ve Rosenstein-Rodan gibi isimler bu görüşün tam karşıtı olan Dengeli Kalkınma yaklaşımını savunurlar.

Anahtar Kavram

Dengesiz Kalkınma Stratejisi ve Albert O. Hirschman

Daha Fazla Pratik

Hirschman'ın bu stratejisinde Sosyal Sabit Sermaye (SOC) ve Doğrudan Üretken Faaliyetler (DPA) arasındaki öncelik sıralamasını inceleyiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 50Soru

W. Arthur Lewis tarafından geliştirilen "Sınırsız Emek Arzı ile İktisadi Kalkınma" modelinde, geleneksel (tarım) sektörden modern (sanayi) sektöre işgücü transferi süreci devam ederken, modern sektörün genişlemesini ve sermaye birikiminin sürekliliğini sağlayan temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Modern sektörde elde edilen kârların (kapitalist artı) üretim sürecine yeniden yatırılması

Cevap

Modern sektörde elde edilen kârların (kapitalist artı) üretim sürecine yeniden yatırılması
Doğru cevap olan modern sektördeki kârların yeniden yatırımı, Lewis modelinin içsel büyüme mekanizmasıdır. Modern sektörde çalışan işçilere geleneksel sektördeki geçimlik ücretin biraz üzerinde sabit bir reel ücret (WmW_m) ödenir. İşçilerin marjinal verimliliği (MPLMPL) bu ücretten yüksek olduğu sürece oluşan fark (kapitalist artık), sermaye sahipleri tarafından yeni sermaye malları alımı için kullanılır. Bu durum modern sektörün üretim kapasitesini artırarak daha fazla emeğin transfer edilmesini ve sürecin bir döngü halinde devam etmesini sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Modelin sektörel yapısını tanımlama
Geleneksel (düşük verimli) ve Modern (yüksek verimli) sektör ayrımı yapılır.
Lewis modeli ikili (dual) bir iktisadi yapı üzerine kuruludur.
2
Sermaye birikim kaynağını belirleme
Modern sektörde ödenen ücretlerin üzerindeki üretim değeri 'kapitalist artı' olarak tanımlanır.
Bu artı, yeni yatırımların finansman kaynağını oluşturur.
3
Genişleme mekanizmasını analiz etme
Yeniden yatırılan kârlar sermaye stokunu artırır, bu da emek talebini (MPL eğrisi) sağa kaydırır.
Süreç, geleneksel sektördeki 'sınırsız' emek arzı tükenene kadar devam eder.

Anahtar Kavram

Kapitalist Artığın Yeniden Yatırımı
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 51Soru

Sürdürülebilir kalkınma analizlerinde, ekonomik büyüme süreci ile çevresel bozulma arasındaki ilişkiyi inceleyen; başlangıçta kişi başına düşen gelir arttıkça kirlilik seviyesinin de arttığını, ancak gelir düzeyi belirli bir eşiği (yy^*) aştıktan sonra teknolojik iyileşmeler ve yapısal değişimler sayesinde kirliliğin azalmaya başladığını savunan yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çevresel Kuznets Eğrisi

Cevap

Ekonomik büyüme ile çevresel kirlilik arasındaki Ters-U ilişkisini açıklayan yaklaşım Çevresel Kuznets Eğrisi hipotezidir.
Doğru cevap olan Çevresel Kuznets Eğrisi hipotezi, ülkelerin kalkınma sürecinin başında çevreye zarar verdiğini ancak zenginleştikçe (hizmet sektörüne geçiş, teknolojik yenilikler ve çevreye duyarlılığın artmasıyla) kirliliğin azalacağını öngörür. Bu durum 'Ters-U' hipotezi olarak da bilinir.

Adım Adım Çözüm

1
Ekonomik büyüme (gelir artışı) ile çevresel bozulma arasındaki değişkenlerin yönünü analiz etme
Düşük gelir düzeylerinde pozitif (birlikte artan), yüksek gelir düzeylerinde negatif (gelir artarken kirlilik azalan) bir ilişki tespit edilir.
Soruda tanımlanan ilişkinin doğasını anlamak için gelir ve kirlilik arasındaki korelasyonun yön değiştirdiği noktayı bulmak gerekir.
2
Tespit edilen ilişkinin grafiksel formunu belirleme
Bu ilişki matematiksel olarak Ters-U ( \cap ) şeklinde bir parabol ile temsil edilir.
İktisadi literatürde 'önce artış sonra azalış' gösteren bu tür ilişkiler Kuznets tipi eğrilerle ifade edilir.
3
Tanımlanan teorik çerçeveyi uygun iktisadi kavramla eşleştirme
Çevresel Kuznets Eğrisi (ÇKE) hipotezine ulaşılır.
Sürdürülebilir kalkınma bağlamında çevresel bozulma ve gelir ilişkisini bu şekilde modelleyen temel teori ÇKE'dir.

Anahtar Kavram

Çevresel Kuznets Eğrisi (ÇKE)

İpuçları

1
Bu hipotez, gelir dağılımı eşitsizliği için Simon Kuznets tarafından geliştirilen modelin çevre ekonomisine uyarlanmış halidir.
2
Modelin temel varsayımı, ekonomik büyümenin başlangıçta çevreyi kirlettiği ancak belirli bir refah seviyesinden sonra çevreyi korumak için gerekli teknolojik ve mali gücü sağladığıdır.
3
Grafiksel gösterimi dikey eksende çevresel kirlilik, yatay eksende kişi başına düşen gelir olacak şekilde Ters-U biçimindedir.

Daha Fazla Pratik

Çevresel Kuznets Eğrisi'nin neden her ülkede geçerli olmayabileceğine (kirlilik sızıntısı hipotezi) dair eleştirileri inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 52Soru

Sürdürülebilir kalkınma yaklaşımının temel metni kabul edilen 1987 tarihli Brundtland Raporu'nda (Ortak Geleceğimiz), sürdürülebilirlik kavramı tanımlanırken iki temel kavramsal kısıt vurgulanmıştır. Bunlardan ilki olan 'ihtiyaçlar' kavramı içerisinde, özellikle dünyadaki yoksulların temel ihtiyaçlarına en yüksek önceliğin verilmesi gerekliliği ifade edilmektedir.

Buna göre, Brundtland Raporu'nda yer alan ve günümüzde yaşayan farklı toplumlar (gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler) arasındaki bu adil dağılım ve refah eşitliği vurgusu aşağıdakilerden hangisi ile ifade edilmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nesil içi hakkaniyet

Cevap

Brundtland Raporu'nda yoksulların ihtiyaçlarına öncelik verilmesi olarak tanımlanan kavram nesil içi hakkaniyettir.
Sürdürülebilir kalkınmanın Brundtland Raporu'nda yapılan tanımı iki tür hakkaniyeti içerir: 'Nesiller arası hakkaniyet' gelecek kuşakların haklarını korurken, 'nesil içi hakkaniyet' günümüzde yaşayan toplumlar arasındaki (özellikle gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler) eşitsizliklerin giderilmesini ve yoksulların ihtiyaçlarının karşılanmasını ifade eder.

Adım Adım Çözüm

1
Brundtland Raporu'ndaki sürdürülebilir kalkınma tanımını analiz et.
Tanım: 'Günümüz kuşaklarının ihtiyaçlarını, gelecek kuşakların kendi ihtiyaçlarını karşılama yeteneğinden ödün vermeden karşılaması'.
Sürdürülebilirliğin iki boyutunu (zamanlar arası ve zaman içi) anlamak için gereklidir.
2
Tanımda geçen 'ihtiyaçlar' ve 'sınırlar' vurgusunu ayırt et.
İhtiyaçlar vurgusu özellikle yoksulların temel gereksinimlerini (gıda, barınma vb.) önceler.
Sorunun odaklandığı refah dağılımı ilkesini tespit etmek için gereklidir.
3
Aynı zaman dilimindeki dağılım adaletini tanımlayan terimi belirle.
Günümüzdeki farklı toplumlar (Kuzey-Güney ayrımı gibi) arasındaki adalet 'nesil içi hakkaniyet' (intragenerational equity) olarak adlandırılır.
Nesiller arası (intergenerational) kavramından farkını ortaya koymak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Sürdürülebilir Kalkınmada Hakkaniyet İlkeleri
Soru 53Soru

Bağımlılık Okulu ve Yapısalcı Görüş'e göre, dünya ekonomisindeki teknolojik ilerleme sonucunda elde edilen verimlilik kazançları merkez ve çevre ülkeler arasında eşitsiz dağılmaktadır. Raul Prebisch ve Hans Singer'e göre, merkez ülkelerde verimlilik artışlarının ürün fiyatlarını düşürmek yerine nominal gelir artışına (ücret ve kâr) dönüşmesinin ve bu durumun ticaret hadlerini çevre ülkeler aleyhine çevirmesinin temel yapısal nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Merkez ülkelerdeki işçi sendikalarının ve oligopolistik piyasa yapılarının güçlü olması sonucunda verimlilik kazançlarının faktör gelirlerine yansıtılması

Cevap

Merkez ülkelerdeki işçi sendikalarının ve oligopolistik piyasa yapılarının verimlilik artışlarını ücret ve kâr artışlarına dönüştürmesi ticaret hadlerini çevre aleyhine bozar.
Prebisch ve Singer'e göre, merkez ülkelerdeki sanayi kollarında işçi sendikalarının pazarlık gücü ve firmaların oligopolistik (tekelleşme eğilimli) yapısı, verimlilik artışlarının ürün fiyatlarında bir indirime yol açmasını engeller. Bunun yerine, bu artışlar işçi ücretlerine ve firma kârlarına yansıtılır. Çevre ülkelerde ise tam rekabetçi piyasa yapısı ve sınırsız emek arzı nedeniyle verimlilik artışları doğrudan ürün fiyatlarının düşmesine neden olur. Bu asimetri, çevre ülkelerin ihraç ettiği ürünlerin fiyatlarının merkezden ithal ettikleri sanayi ürünlerine göre nispi olarak düşmesine (ticaret hadlerinin bozulmasına) yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Teknolojik gelişmenin etkisini analiz et
Teknolojik ilerleme her iki grupta da birim maliyetleri düşürür.
Üretim sürecindeki verimlilik artışının fiyatlar veya gelirler üzerindeki etkisini belirlemek gerekir.
2
Merkez ve çevre ülkelerin piyasa yapılarını karşılaştır
Merkezde sendikalar ve oligopoller varken, çevrede tam rekabet ve emek arzı fazlası vardır.
Piyasa gücü, verimlilik artışının kimin cebinde kalacağını belirleyen temel yapısal unsurdur.
3
Ticaret hadleri üzerindeki sonucu belirle
Merkezde fiyatlar düşmez (gelir artar), çevrede ise fiyatlar düşer; sonuçta ticaret hadleri çevre aleyhine gelişir.
Prebisch-Singer hipotezinin mekanizması bu asimetrik gelir/fiyat dağılımına dayanır.

Anahtar Kavram

Prebisch-Singer Hipotezi ve Verimlilik Dağılımı Mekanizması
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 54Soru

Gelişmekte olan ülkelerin kalkınma sürecinde tercih ettikleri 'ithal ikamesi' (ISI) ve 'ihracata yönelik sanayileşme' (EOI) stratejileriyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İthal ikamesi stratejisi iç piyasaya yönelik üretimi korumacı dış ticaret araçlarıyla teşvik ederken, ihracata yönelik sanayileşme dünya piyasalarında rekabet edebilecek bir sanayi yapısını ve dışa açık büyümeyi hedefler.

Cevap

İthal ikamesi stratejisi iç piyasaya yönelik üretimi korumacı dış ticaret araçlarıyla teşvik ederken, ihracata yönelik sanayileşme dünya piyasalarında rekabet edebilecek bir sanayi yapısını ve dışa açık büyümeyi hedefler.
İthal ikamesine dayalı sanayileşme (ISI), daha önce ithal edilen malların yurt içinde üretilmesini hedefleyen içe dönük bir stratejidir. Bu stratejide yerli sanayiyi korumak için yüksek gümrük tarifeleri ve miktar kısıtlamaları (kotalar) kullanılır. Buna karşılık, ihracata yönelik sanayileşme (EOI), ülkenin karşılaştırmalı üstünlüğe sahip olduğu alanlarda üretim yaparak dünya piyasalarında rekabet etmesini amaçlayan dışa dönük bir büyüme modelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Stratejilerin piyasa odağını belirleme
İthal ikamesi (ISI) iç piyasaya (domestic market), ihracata yönelik sanayileşme (EOI) ise dünya piyasalarına (global market) odaklanır.
Kalkınma stratejilerinin en temel ayrım noktası üretimin hangi pazar için yapıldığıdır.
2
Politika araçlarını analiz etme
ISI'da gümrük tarifeleri ve kotalar gibi korumacı araçlar; EOI'da ise ihracat sübvansiyonları ve rekabetçi kur gibi teşvik edici araçlar ön plandadır.
Pazar odağına göre kullanılan ekonomik araçlar farklılık gösterir.
3
Doğru karşılaştırmayı seçme
İç pazar/korumacılık ile dış pazar/rekabetçilik eşleşmesi yapan ifade doğrudur.
Seçenekler arasında sadece bir tanesi bu temel teorik ayrımı doğru yansıtmaktadır.

Anahtar Kavram

İthal ikamesi ve ihracata yönelik sanayileşme stratejilerinin temel ayrımı (içe dönük vs. dışa dönük büyüme).

İpuçları

1
Stratejilerin ismine odaklanın: 'İthal ikamesi' ithalatın yerini yerli üretimin almasıdır, 'ihracata yönelik' ise dışarıya satış odaklıdır.
2
İç pazar mı yoksa dış pazar mı hedefleniyor? Bu durum dış ticaret politikalarını (korumacılık vs. serbestleşme) nasıl etkiler?

Daha Fazla Pratik

İthal ikamesinin 'kolay aşaması' ile 'zor aşaması' arasındaki farkları ve neden genellikle tıkanma yaşandığını araştırınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 55Soru

Paul Rosenstein-Rodan tarafından ileri sürülen Büyük İtiş (Big Push) Teorisi'nde, az gelişmiş ülkelerin durağanlıktan kurtulabilmesi için yatırımların "bölünmezlikler" (indivisibilities) nedeniyle belirli bir minimum büyüklükte ve eş zamanlı yapılması gerektiği savunulur. Bu çerçevede; bir sektörde yaratılan gelirin diğer sektörlerin ürünlerine yönelik bir talep artışı yaratması ve pazar hacminin genişlemesi yoluyla yatırımların kârlılığını artırarak dışsal ekonomiler sağlaması, Rodan tarafından aşağıdaki bölünmezlik türlerinden hangisi ile ifade edilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Talepteki bölünmezlik (Talebin tamamlayıcılığı)

Cevap

Talepteki bölünmezlik (Talebin tamamlayıcılığı)
Doğru yanıt olan 'talepteki bölünmezlik', Rodan'ın meşhur 'ayakkabı fabrikası' örneğiyle açıkladığı durumdur. Tek bir fabrikada çalışanlar sadece ayakkabı satın almazlar; ancak birçok farklı fabrikada çalışanlar birbirlerinin ürünlerini satın alarak pazar hacmini (talebi) yatırımları kârlı kılacak düzeye çıkarırlar. Bu durum, yatırımlar arasında birbirini destekleyen bir dışsal ekonomi yaratır.

Adım Adım Çözüm

1
Rodan'ın Büyük İtiş Teorisi'ndeki 'bölünmezlik' türlerini hatırlama
Teoride üç tür bölünmezlik tanımlanmıştır: Üretim (sosyal altyapı), Talep (tamamlayıcılık) ve Tasarruf arzı.
Soruda sorulan mekanizmanın hangi kategoriye girdiğini belirlemek için teorik çerçeve gereklidir.
2
Soru kökündeki 'gelir artışı ve pazarın genişlemesi' vurgusunu analiz etme
Bir sektördeki yatırımın diğer sektörler için müşteri (talep) yaratması 'Talebin Tamamlayıcılığı' olarak adlandırılır.
Bu mekanizma, tek bir sektördeki yatırımın neden riskli, ancak eş zamanlı çok sektörlü yatırımın neden kârlı olduğunu açıklar.
3
Dengeli kalkınma savunucusu olan Rodan'ın bu kavramını diğer teorisyenlerin kavramlarından ayırt etme
Geriye doğru bağlantılar (Hirschman) veya denge tuzakları (Nelson) gibi kavramlar farklı teorilere aittir.
Çeldiricilerin elenerek teorik tutarlılığın sağlanması gerekir.

Anahtar Kavram

Talebin Tamamlayıcılığı ve Dışsal Ekonomiler

Alternatif Yöntem

Dengeli kalkınma (Rodan/Nurkse) ve Dengesiz kalkınma (Hirschman) ayrımını yaparak 'bağlantı etkileri' gibi kavramların dengesiz kalkınmaya ait olduğunu hatırlayıp seçenekleri elemek.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 56Soru

Joseph Schumpeter’in iktisadi analizinde, dairesel akış (circular flow) olarak tanımlanan durağan dengenin bozulması ve iktisadi kalkınmanın başlaması için girişimcinin gerçekleştirdiği yeniliklerin banka kredileriyle desteklenmesi kritik bir öneme sahiptir. Schumpeter, bu süreci "yaratıcı yıkım" kavramıyla ilişkilendirir.

Buna göre, Schumpeter’in teorisinde kalkınma süreci ve bu süreci başlatan mekanizma ile ilgili aşağıdaki çıkarımlardan hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kalkınma, üretim faktörlerinin banka kredileriyle yeni bileşimlere yönlendirilmesi sonucu ortaya çıkan sıçramalı bir değişimdir ve bu süreçte eski yapılar verimlilik adına tasfiye edilir.

Cevap

Kalkınmanın üretim faktörlerinin banka kredileriyle yeni bileşimlere yönlendirilmesi sonucu ortaya çıkan sıçramalı bir değişim olduğunu ve eski yapıların tasfiye edildiğini belirten ifade doğrudur.
Doğru yanıt, Schumpeter'in teorisinin iki temel direğini (yeni bileşimler için banka kredisi kullanımı ve yaratıcı yıkım) birleştirmektedir. Schumpeter'e göre kalkınma, girişimcinin banka kredisini kullanarak üretim faktörlerinin mülkiyetini ele geçirmesi ve bunları geleneksel (dairesel akış) kalıplarından çıkarıp yeni, daha verimli bileşimlerde kullanmasıdır. Bu süreçte eski ve verimsiz yöntemlerin piyasadan silinmesi 'yaratıcı yıkım' olarak adlandırılır.

Adım Adım Çözüm

1
Dairesel Akış ve Kalkınma Ayrımı
Dairesel akış, üretimin kendini tekrar ettiği statik bir durumdur. Kalkınma ise bu akışın dışarıdan bir zorlama olmadan içsel güçlerle (yeniliklerle) bozulmasıdır.
Schumpeter'e göre büyüme nicel, kalkınma ise nitel bir değişimdir.
2
Girişimci ve Yenilik (İnovasyon) Analizi
Girişimci, yeni bir mal üretimi, yeni bir üretim yöntemi, yeni bir piyasa, yeni bir hammadde kaynağı veya yeni bir organizasyon biçimi gibi yenilikleri gerçekleştiren kişidir.
Yenilik, ekonomideki verimlilik artışının ve dinamizmin temel kaynağıdır.
3
Finansman Mekanizması: Banka Kredisi
Girişimci, mevcut tasarrufları beklemek yerine banka kredisi kullanarak üretim faktörlerini geleneksel üretim alanlarından yeni alanlara çeker.
Banka kredisi, dairesel akışı kırmak için gereken satın alma gücünü girişimciye aktarır.
4
Yaratıcı Yıkım Süreci
Yeni yöntemler ve ürünler, eski ve verimsiz olanları piyasadan siler. Bu süreç ekonomiyi daha yüksek bir refah ve verimlilik düzeyine taşır.
Eskinin yıkılması, yeninin inşa edilmesi için zorunlu bir bedeldir.

Anahtar Kavram

Schumpeter'in Yaratıcı Yıkım ve Kredi Temelli Kalkınma Analizi

İpuçları

1
Schumpeter'in 'büyüme' (growth) ve 'kalkınma' (development) arasında yaptığı keskin ayrımı hatırlayın.
2
Kalkınmanın itici gücünün tasarruf mu yoksa banka kredisi mi olduğunu sorgulayın.
3
'Yaratıcı yıkım' kavramı, yeni olanın eskiyi verimlilik uğruna yok etmesi anlamına gelir.

Daha Fazla Pratik

Schumpeter'in yenilik kârı ile faiz oranı arasındaki ilişkiyi (faiz kârın bir vergisidir) inceleyen soruları çözebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 57Soru

Bağımlılık Okulu ve Yapısalcı Görüş temsilcilerine göre, dünya ekonomisindeki "Merkez-Çevre" hiyerarşisinin çevre ülkeler aleyhine kemikleşmesinin temel nedenlerinden biri de dış ticarete konu olan ürünlerin talep yapıları arasındaki asimetridir. Bu yaklaşıma göre, küresel gelir artışlarının uzun dönemde çevre ülkelerin dış ticaret dengesini bozarak bu ülkeleri yapısal döviz açıklarına mahkum etmesinin temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Merkez ülkelerin ürettiği sanayi ürünlerinin talebinin gelir esnekliğinin, çevre ülkelerin ihraç ettiği birincil ürünlerin (hammadde ve gıda) talebinin gelir esnekliğinden yüksek olması

Cevap

Merkez ülkelerin ürettiği sanayi ürünlerinin talebinin gelir esnekliğinin, çevre ülkelerin ihraç ettiği birincil ürünlerin talebinin gelir esnekliğinden yüksek olması
Bağımlılık Okulu ve Yapısalcı Görüş (özellikle Prebisch ve Singer), çevre ülkelerin kalkınamamasını ticaret hadlerinin uzun dönemde bu ülkeler aleyhine bozulmasına bağlar. Bu bozulmanın en önemli teknik nedenlerinden biri, merkez ülkelerin ihraç ettiği sanayi ürünlerinin talebinin gelir esnekliğinin yüksek (ey>1e_y > 1), çevre ülkelerin ihraç ettiği tarım ve hammadde gibi birincil ürünlerin talebinin gelir esnekliğinin ise düşük (ey<1e_y < 1) olmasıdır. Bu asimetri, dünya geliri arttıkça çevrenin ithalat faturasının ihracat kazançlarından daha hızlı büyümesine ve yapısal dış açıklara yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Teorik çerçevenin belirlenmesi
Bağımlılık Okulu ve Yapısalcı Görüş (Prebisch-Singer Hipotezi)
Soruda Merkez-Çevre ilişkisi ve dış ticaret dengesizliği vurgulanmaktadır.
2
Talep yapısının analiz edilmesi
Sanayi ürünleri için ey>1e_y > 1, birincil ürünler için ey<1e_y < 1
Engel Yasası'na göre gelir arttıkça gıda ve hammadde gibi zorunlu mallara ayrılan pay azalırken, sanayi ürünlerine olan talep daha fazla artar.
3
Dış ticaret dengesi üzerindeki etkinin değerlendirilmesi
Çevrenin ithalat talebi ihracat gelirlerinden hızlı artar.
Çevre ülkeler yüksek esneklikli malları (sanayi) ithal edip, düşük esneklikli malları (birincil) ihraç ettiği için büyüme ile birlikte dış açık sorunu yaşarlar.

Anahtar Kavram

Prebisch-Singer Hipotezi ve Gelir Esnekliği Farklılığı

İpuçları

1
Düşünün: Dünya genelinde zenginlik arttığında, insanlar ekmeğe (birincil ürün) mi yoksa otomobile (sanayi ürünü) mi daha fazla bütçe ayırır?
2
Engel Yasası'nı hatırlayın; geliri artan tüketicilerin gıda harcamalarının payı düşerken lüks ve sanayi malı harcamalarının payı artar.
3
Dış ticaret açığının 'yapısal' olması, ithal edilen malların (sanayi) gelir esnekliğinin, ihraç edilen malların (hammadde) gelir esnekliğinden yüksek olmasından kaynaklanır.

Daha Fazla Pratik

Prebisch-Singer hipotezinin diğer ayağı olan 'merkezdeki güçlü sendikaların verimlilik artışlarını ücrete dönüştürmesi' mekanizmasını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 58Soru

Bir ekonomide toplumsal değer yargılarının rasyonaliteye evrilmesi, modern bilimin üretim süreçlerine uygulanmaya başlaması ve merkezi bir hükümet otoritesinin ulaştırma gibi temel altyapı yatırımlarına yönelmesi, W.W. Rostow’un "İktisadi Büyüme Aşamaları" modeline göre aşağıdakilerden hangisinin temel karakteristiğidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kalkışa hazırlık

Cevap

Kalkışa hazırlık aşaması, geleneksel toplumdan modern topluma geçişteki yapısal ve kurumsal dönüşümleri kapsayan evredir.
Kalkışa hazırlık aşaması, geleneksel toplumun durağan yapısından sıyrılıp modernleşmeye başladığı evredir. Bu evrede eğitimin yaygınlaşması, rasyonalitenin ön plana çıkması, merkezi bir devlet yapısının kurulması ve ulaştırma gibi kamu yatırımlarının artması en belirleyici özelliklerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen özellikleri analiz etme
Rasyonalite, modern bilim uygulaması, altyapı yatırımları ve merkezi hükümet otoritesi özellikleri tespit edildi.
Rostow'un modelindeki her aşama kendine özgü sosyo-ekonomik özelliklere sahiptir.
2
Özellikleri Rostow'un aşamalarıyla eşleştirme
Bu özellikler 'Geçiş' veya 'Kalkışa Hazırlık' aşamasına aittir.
Kalkış öncesinde ekonominin gerekli altyapıyı ve kurumsal yapıyı oluşturması gerekir.

Anahtar Kavram

Kalkışa Hazırlık (Geçiş) Evresi: Ekonomik büyümenin sürdürülebilir hale gelmesi için gerekli olan sosyal, politik ve kurumsal ön koşulların hazırlandığı dönemdir.

İpuçları

1
Bu evre, geleneksel toplum ile ekonomik sıçramanın yaşandığı kalkış evresi arasındaki 'köprü' niteliğindeki aşamadır.
2
Merkezi bir ulusal devletin kurulması ve milliyetçilik düşüncesinin gelişmesi bu aşamanın en önemli sosyal ön koşullarındandır.

Daha Fazla Pratik

Kalkış (take-off) aşamasının gerçekleşmesi için Rostow'un öngördüğü net yatırım oranını inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 59Soru

W.W. Rostow tarafından ileri sürülen "İktisadi Büyüme Aşamaları" yaklaşımına göre; toplumun dikkatini temel üretim ve teknik arz sorunlarından uzaklaştırıp, refahın artırılmasına, sosyal güvenlik harcamalarına ve dayanıklı tüketim malları üretimine yönelttiği aşama aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kitle Tüketim (High Mass Consumption) evresi

Cevap

Rostow'un modeline göre kitle tüketim evresi, refah devleti olgusunun ve dayanıklı tüketim mallarının ön plana çıktığı son aşamadır.
Kuramın beşinci aşaması olan Kitle Tüketim evresinde, ekonominin temel sorunu artık üretim teknikleri değil, üretilen hasılanın nasıl tüketileceğidir. Bu dönemde otomobil, beyaz eşya gibi dayanıklı tüketim mallarının kullanımı yaygınlaşır ve devlet refah harcamalarına (sosyal güvenlik vb.) ağırlık verir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki anahtar kavramları belirle.
"Refahın artırılması", "sosyal güvenlik harcamaları" ve "dayanıklı tüketim malları" ifadeleri belirlendi.
Rostow'un beş aşamalı modelinde her aşamanın belirleyici karakteristik özellikleri vardır.
2
Belirlenen özellikleri Rostow'un aşamaları ile eşleştir.
Üretim sorunlarının çözüldüğü ve odağın tüketime kaydığı aşamanın kuramın beşinci ve son basamağı olduğu tespit edildi.
Bu aşama, toplumun kaynaklarını sanayiden ziyade hizmetler ve sosyal refah alanlarına yönlendirdiği evredir.

Anahtar Kavram

Rostow'un Kitle Tüketim Evresi Özellikleri

İpuçları

1
Bu evre Rostow'un beş aşamalı modelinin kronolojik olarak en son basamağıdır.
2
Dayanıklı tüketim malları (buzdolabı, otomobil vb.) ve refah devleti harcamalarının en üst düzeye çıktığı dönemi düşünün.

Daha Fazla Pratik

Rostow'un Kalkış (Take-off) evresindeki yatırım oranlarını (GSYH'nin %5'inden %10'una çıkış) tekrar inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 60Soru

W. Arthur Lewis tarafından geliştirilen "Sınırsız Emek Arzı ile İktisadi Kalkınma" modelinde, modern (kapitalist) sektördeki sermaye birikimi ve üretim artışı sürerken, geleneksel sektörden çekilen işgücünün modern sektördeki reel ücretleri yukarı itmemesinin ve dolayısıyla kâr marjının korunmasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Geleneksel sektörde emeğin marjinal verimliliğinin sıfır olması nedeniyle modern sektör için tam esnek (sonsuz) bir emek arzının bulunması

Cevap

Geleneksel sektörde emeğin marjinal verimliliğinin sıfır olması nedeniyle modern sektör için tam esnek (sonsuz) bir emek arzının bulunması
Lewis modelinde, geleneksel sektörde çalışan nüfusun bir kısmının marjinal verimliliği sıfırdır (gizli işsizlik). Bu durum, modern sektörün tarımdan işçi çekerken ücretleri yükseltmek zorunda kalmamasını sağlar. Sabit reel ücretler, modern sektördeki kapitalistlerin elde ettiği kârların (artığın) azalmadan yeniden yatırıma (sermaye birikimine) dönüşmesine imkan tanır. Bu döngü, sınırsız emek arzı tükenene kadar devam eder.

Adım Adım Çözüm

1
Lewis modelindeki ikili (dual) ekonomik yapıyı analiz et.
Ekonomi; düşük verimlilikli geleneksel (tarım) ve yüksek verimlilikli modern (kapitalist/sanayi) sektörden oluşur.
Modelin temel çalışma prensibi bu iki sektör arasındaki emek transferine dayanır.
2
Geleneksel sektördeki işgücü piyasası varsayımını incele.
Geleneksel sektörde 'gizli işsizlik' vardır, yani emeğin marjinal verimliliği (MPLMP_L) sıfırdır.
Bu durum, bir kısım işçi sektörden ayrılsa bile toplam tarımsal üretimin azalmayacağını garanti eder.
3
Modern sektöre emek transferinin ücretler üzerindeki etkisini değerlendir.
Marjinal verimliliği sıfır olan işçiler, geçimlik ücretin biraz üzerinde sabit bir reel ücretle (WmW_m) modern sektöre geçerler; emek arzı bu seviyede tam esnektir.
Sınırsız emek arzı, modern sektörde sermaye birikimi arttıkça ücretlerin yükselmesini engeller ve kapitalist artığın (kârın) korunmasını sağlar.

Anahtar Kavram

Gizli İşsizlik ve Sınırsız Emek Arzı Varsayımı

Alternatif Yöntem

Grafiksel analiz yöntemiyle; emek arz eğrisinin yatay (sonsuz esnek) olduğu bölgede, emek talep eğrisinin sermaye birikimiyle sağa kaymasının ücreti değiştirmediğini görebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 3 / 7Sonraki