Cumhurbaşkanı kararıyla ilan edilen ve Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından onaylanan bir olağanüstü hal (OHAL) döneminde, kamu düzenini sağlamak amacıyla çeşitli idari tedbirler yürürlüğe konulmuştur. Bu kapsamda; belirli bölgelerde toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin yasaklanması, basım ve yayım araçlarına kısıtlama getirilmesi ve haklarında soruşturma yürütülen bazı kişilerin inançlarını ve siyasi kanaatlerini açıklamaya zorlanması gibi uygulamalara gidilmiştir.
Temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırma ve durdurulma rejimi ile kişi haklarına ilişkin anayasal hükümler birlikte değerlendirildiğinde, bu olağanüstü hal uygulamaları hakkında aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi hukuken doğrudur?
- Soruşturma geçiren kişilerin inanç ve düşüncelerini açıklamaya zorlanması, savaş ve seferberlik gibi en ağır olağanüstü yönetim usullerinde dahi müdahale edilemeyecek olan mutlak çekirdek alanın ihlali niteliğindedir.Cevap
- BDüşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti anayasada yer alan genel sınırlama sebeplerine dayanılarak sınırlandırılabilirken; düşünce ve kanaat hürriyetinin içsel boyutu yalnızca kendi maddesinde belirtilen özel sebeplerle kısıtlanabilir.
- CDüşünce, kanaat ve inanç hürriyetleri, devletin pozitif müdahalesini gerektiren isteme hakları grubunda yer aldığından, olağanüstü hal dönemlerinde idari işlemlerle tamamen sınırlandırılması anayasaya uygundur.
- DHiç kimsenin ibadete, dini ayin ve törenlere katılmaya zorlanamaması kuralı, anayasanın değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez ilk üç maddesi kapsamında düzenlenen temel bir ilkedir.
- Eİnanç ve kanaatleri serbestçe yaşayabilme hakkı anayasanın siyasi haklar ve ödevler bölümünde düzenlendiği için, bu hakka getirilecek olağanüstü hal kısıtlamaları ancak yasama organının onayıyla mümkündür.
Cevap
Soruşturma geçiren kişilerin inanç ve düşüncelerini açıklamaya zorlanması, savaş ve seferberlik gibi en ağır olağanüstü yönetim usullerinde dahi müdahale edilemeyecek olan mutlak çekirdek alanın ihlali niteliğindedir.
1982 Anayasası'nın 15. maddesine göre, olağanüstü hal, seferberlik ve savaş hallerinde dahi kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz. Olayda kişilerin inançlarını ve kanaatlerini açıklamaya zorlanması, anayasal dokunulamaz çekirdek alanın doğrudan ve mutlak bir ihlalidir. Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti dışsal bir eylem olduğu için kısıtlanabilse de, düşüncenin ve inancın kendisi (içsel boyut) mutlak koruma altındadır.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Temel hak ve hürriyetlerin olağanüstü hallerde sınırlandırılması rejimi ve çekirdek haklar