İdare tarafından işletilen ve yüksek riskli faaliyet kapsamında kabul edilen bir enerji tesisinde, bölgenin sismik geçmişinde daha önce hiç rastlanmamış şiddette bir yer sarsıntısı meydana gelmiştir. Bu sarsıntı sırasında, tesisin ana kumanda panelindeki bir devre elemanının, üretim aşamasında fark edilemeyen ve periyodik bakımlarda tespit edilmesi teknik olarak mümkün olmayan bir metal yorgunluğu nedeniyle işlevini yitirdiği; sızıntının ve buna bağlı zararın doğrudan bu devre kaybından kaynaklandığı teknik raporlarla kesinleşmiştir. İdare, tehlike ilkesi (kusursuz sorumluluk) çerçevesinde açılan tazminat davasında illiyet bağının kesildiğini ileri sürmektedir.
Bu olaydaki illiyet bağı ve idarenin mali sorumluluğu ile ilgili aşağıdaki hukuki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?
- Zararın oluşumunda idarenin faaliyetine özgü içsel bir aksaklığın (beklenmeyen hal) tetikleyici rol oynaması, 'dışsallık' şartını ortadan kaldırdığı için illiyet bağı tam olarak kesilmez ve idarenin kusursuz sorumluluğu devam eder.Cevap
- BYer sarsıntısı öngörülemez, önlenemez ve dışsal bir olay olduğundan mücbir sebep teşkil eder; teknik arıza sadece bir sonuçtur ve illiyet bağının kesilmesine engel olmaz.
- CMetal yorgunluğu idarece tespit edilemediği için olay 'beklenmeyen hal' niteliğindedir; tehlike ilkesine dayalı sorumlulukta beklenmeyen haller illiyet bağını her durumda keser.
- DSöz konusu olay 'sosyal risk' ilkesi kapsamında değerlendirilmelidir; bu nedenle idarenin sorumluluğunun doğması için olayın önlenmesinde ağır hizmet kusuru bulunması şarttır.
- EZararın asıl kaynağı dışsal bir doğa olayı olduğu için içsel teknik arıza 'üçüncü kişinin kusuru' olarak nitelendirilerek idarenin tazminat yükümlülüğünden indirim yapılır.