Bir belediye meclisi, mülkiyeti belediyeye ait olan bir taşınmazın "gençlik ve kültür merkezi" olarak kullanılmasına yönelik bir tahsis kararı almış ve ilgili yılın yatırım programına bu projeyi dahil etmiştir. Ancak bütçe kısıtları nedeniyle iki yıl boyunca inşaata başlanamamış; bu süreçte taşınmaz, mahalle sakinleri tarafından otopark ve semt pazarı olarak fiilen kullanılmaya başlanmıştır. Belediyeden alacaklı olan bir özel şirket, taşınmazın üzerinde herhangi bir belediye tesisi bulunmadığını ve fiilen pazar yeri olarak (genel kullanımda) kullanıldığını, dolayısıyla malın belirli bir kamu hizmetine özgülenmediğini ileri sürerek icra müdürlüğünden taşınmazın haczini talep etmiştir.
Türk idare hukuku ilkeleri ve Danıştay içtihatları çerçevesinde, söz konusu taşınmazın hukuki rejimine ilişkin aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?
- ATaşınmaz üzerinde fiilen bir inşaat bulunmadığı ve kültür merkezi hizmeti sunulmadığı için tahsis işlemi tekemmül etmemiştir; bu nedenle mal özel hukuk rejimine tabidir ve haczedilmesi mümkündür.
- BHalkın otopark ve pazar yeri olarak fiili kullanımı, taşınmazın zımnen "orta malı" statüsü kazanmasına yol açmıştır; orta malları da kamu malı sayıldığından haczedilemez ancak idare bu malı dilediği gibi satabilir.
- CBelediyelerin mülkiyetinde bulunan taşınmazlar, Merkezi İdare’den farklı olarak tüzel kişilik bazlı özel mülkiyet sayıldığından, kamu hizmetine tahsis edilmiş olsalar dahi borçlar için her zaman hacze konu edilebilirler.
- Yetkili organ tarafından usulüne uygun olarak alınan tahsis kararı ile taşınmaz "hizmet malı" statüsü kazanmıştır; yetkili merci tarafından bu tahsis kaldırılmadığı sürece malın atıl kalması veya amacı dışında kullanılması onun kamu malı niteliğini ve haczedilemezlik korumasını ortadan kaldırmaz.Cevap
- ETaşınmazın kamu malı niteliği kazanması için mülkiyet ve tahsis kriterlerine ek olarak, malın tapu sicilinde mutlaka "kamu orta malı" olarak tescil edilmesi şart olduğundan, bu tescil yapılmadığı sürece mal haczedilebilir.