Anayasası'nda düzenlenen düşünce, ifade ve inanç hürriyetlerinin anayasal koruma rejimi ve sınırlama sınırları dikkate alındığında, bu hürriyetlerin hukuki statüsüne ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
- ADüşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti, demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olmamak kaydıyla sadece genel sınırlama sebepleriyle kısıtlanabilir.
- BSavaş, seferberlik veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmemek kaydıyla kişilerin düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanması mümkündür.
- Bireylerin düşünce, kanaat ve dinî inançlarını açıklamaya zorlanamaması ve bunlardan dolayı suçlanamaması mutlak bir hak iken; düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti anayasadaki özel sebeplerle sınırlandırılabilir.Cevap
- DDin ve vicdan hürriyeti kapsamında yer alan ibadet, dinî ayin ve törenler, Anayasa'nın 15. maddesi uyarınca hiçbir durumda sınırlamaya tabi tutulamayacak çekirdek haklar kapsamındadır.
- EDüşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti, kanunla yasaklanmış olan herhangi bir dilde kullanılması durumunda anayasal korumanın dışına çıkar.
Cevap
Bireylerin düşünce, kanaat ve dinî inançlarını açıklamaya zorlanamaması ve bunlardan dolayı suçlanamaması mutlak bir hak iken; düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti anayasadaki özel sebeplerle sınırlandırılabilir.
Doğru yanıt, 1982 Anayasası'ndaki temel ayrımı yansıtır: Düşünce ve kanaat hürriyeti (Madde 25), bireyin iç dünyasına ilişkindir ve kimsenin bu düşünceleri açıklamaya zorlanamayacağını, bu sebeple suçlanamayacağını belirtir. Bu hak, Anayasa'nın 15. maddesi uyarınca savaş ve olağanüstü hallerde dahi dokunulamayacak 'çekirdek haklar' arasındadır. Öte yandan, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti (Madde 26), düşüncenin dış dünyaya yansıması olduğu için anayasada sayılan özel sebeplerle (millî güvenlik, kamu düzeni vb.) sınırlandırılabilen nispi bir haktır.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Mutlak (Çekirdek) Haklar ve Sınırlanabilir Haklar Ayrımı
Tahmini Süre:1m 45s