Türkiye’de Cumhuriyet’in ilanından 1965 yılına kadar uygulanan pronatalist (nüfus artışını destekleyen) politikaların yerini, 1965 tarihli Nüfus Planlaması Kanunu ile antinatalist (nüfus artış hızını sınırlayan) yaklaşıma bırakmasında aşağıdakilerden hangisi temel sosyo-ekonomik gerekçe olarak gösterilebilir?
- Tarımda makineleşme ve sağlık hizmetlerinin iyileşmesi sonucu artan nüfusun kalkınma hızı üzerinde baskı oluşturmasıCevap
- BKurtuluş Savaşı sonrası yaşanan nüfus kaybının 1960'lı yılların başında hedeflenen sayısal düzeye tamamen ulaşmış olması
- CSanayileşme sürecinin tamamlanmasıyla birlikte yoğun iş gücü ihtiyacının yerini teknolojik üretime bırakması
- DKöyden kente göçün durma noktasına gelmesiyle kentsel nüfusun doygunluğa ulaşması
- EKadınların eğitim düzeyinin yükselmesi sonucu doğurganlık hızının devlet müdahalesi olmaksızın düşmesi
Cevap
Tarımda makineleşme ve sağlık hizmetlerinin iyileşmesi sonucu artan nüfusun kalkınma hızı üzerinde baskı oluşturması
Doğru cevap, 1960'lı yıllarda Türkiye'nin yaşadığı demografik dönüşümü en kapsamlı şekilde açıklar. Tarımda makineleşme iş gücü fazlası yaratırken, sağlık koşullarının iyileşmesi bebek ölümlerini azaltmış ve nüfusun hızla artmasına neden olmuştur. Bu hızlı artışın kalkınma hedeflerini (eğitim, sağlık, konut, istihdam) zorlaması üzerine devlet, 1965 yılında nüfus artış hızını kontrol altına almayı hedefleyen planlı bir politikaya geçmiştir.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Nüfus Politikalarında Paradigma Değişimi
Daha Fazla Pratik
Türkiye'nin 2000'li yıllardan sonra nüfus politikalarında tekrar pronatalist bir söyleme yönelmesinin demografik yaşlanma (nüfusun yaş yapısı) ile ilişkisini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s