Gümrük mevzuatına aykırılık teşkil eden ağır fiillerin soruşturulduğu bir ceza yargılamasında, ilk derece mahkemesi sanık hakkında hapis ve adli para cezasına hükmetmiş; ayrıca sanığın fiili gerçekleştirirken kullandığı tescilli tırının müsaderesine (devlete geçirilmesine) karar vermiştir. Kararın kanun yolu incelemesi devam ederken sanık vefat etmiştir. Öte yandan yargılama sürecinde yürürlüğe giren ve bu fiiller için daha ağır yaptırımlar öngören yeni bir kanunda; savaş, seferberlik ve olağanüstü hal (OHAL) dönemlerinde işlenen suçlarda aleyhe olan yeni kanunun geçmişe yürüyeceğine dair bir geçici madde yer almıştır.
1982 Anayasası'nda yer alan 'Suç ve cezalara ilişkin esaslar' ile 'Mülkiyet hakkı' düzenlemeleri dikkate alındığında, bu olaydaki hukuki durumla ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?
- ASavaş ve olağanüstü hal dönemlerinde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması bütünüyle durdurulabildiğinden, kamu düzeni amacıyla aleyhte olan ceza kanununun geçmişe yürütülmesini öngören geçici madde anayasaya uygundur.
- BMülkiyet hakkı anayasamızda pozitif statü (isteme) hakları arasında yer aldığından, suça tahsis edilmiş olsa dahi tırın müsaderesi devletin sosyal koruma yükümlülüğünü ihlal edeceği için anayasaya aykırıdır.
- Suçta kullanılan tırın müsaderesi anayasal genel müsadere yasağına aykırılık teşkil etmezken; sanığın ölümüyle cezai sorumluluğun mirasçılara geçmemesi ve aleyhe kanunun olağanüstü hallerde dahi geçmişe yürütülememesi anayasal çekirdek haklar kapsamındadır.Cevap
- DHukuk devleti ilkesinin temel bir aracı olan kamulaştırma yoluna gidilmeden tırın müsadere edilmesi mülkiyet hakkının ihlalidir; öte yandan şahsilik ilkesi gereği hapis cezası düşerken adli para cezası mirasçılara intikal eder.
- EMüsadere kararı nedeniyle mülkiyet hakkı zedelenen mirasçılar, istinaf ve temyiz gibi olağan kanun yollarının tamamlanmasını beklemeksizin doğrudan Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunma hakkına sahiptir.