Bir sosyolog, din kurumunun toplumdaki rolünü açıklarken şu ifadeleri kullanmıştır:
'Din, tarihsel süreçte hiçbir zaman sadece bireysel ve uhrevi bir inanç alanı olarak kalmamıştır. O, dünyayı "kutsal" ve "din dışı (profan)" olarak iki kesin kategoriye ayırarak, belirli inançlar ve pratikler etrafında birleşen tek bir ahlaki topluluk yaratır. Bu bağlamda dinî ritüeller salt teolojik eylemler olmaktan ziyade, bireylerin bir araya gelerek grup aidiyetlerini canlandırdıkları, ortak değerlerin kolektif bir coşkuyla yeniden üretildiği anlardır. Dolayısıyla dinin toplumsal karşılığı; egemen sınıfların alt sınıfları manipüle etmek için kullandığı bir araç olmasında değil, toplumun kendi kendini kutsayarak varlığını sürdürmesini ve çözülmekten kurtulmasını sağlamasındadır.'
Buna göre, sosyoloğun din kurumuna ilişkin getirdiği bu açıklama modeli, aşağıdaki teorik yaklaşımlardan hangisini temel almaktadır?
- Dinin, kutsal ile profan ayrımı üzerinden bireyleri bütünleştirerek kolektif bilinci pekiştirdiğini savunan Durkheimcı işlevselci yaklaşımCevap
- BDinin, ekonomik mülkiyet farklılıklarını ve sömürüyü gizleyerek statükoyu koruyan ideolojik bir aygıt olduğunu ileri süren Marksist yaklaşım
- CDinî statü gruplarının ve çileci ahlak anlayışının, sınıfsal aidiyetlerden bağımsız olarak rasyonel kapitalist düzeni inşa ettiğini savunan Weberyan yaklaşım
- DToplumun zıt çıkarlara sahip gruplardan oluştuğunu ve dinin bu gruplar arası gerilimi besleyen bir eşitsizlik alanı olduğunu iddia eden çatışmacı yaklaşım
- EDin kurumunun toplumda üstlendiği görünür ve açık işlevlerinden ziyade, dayanışma gibi öngörülemeyen dolaylı sonuçlarına vurgu yapan gizli işlev yaklaşımı