Uluslararası İlişkiler disiplininde 1980'lerin sonundan itibaren belirginleşen rasyonalizm-inşacılık (konstrüktivizm) tartışması, disiplinin ontolojik temellerini sarsmıştır. Rasyonalist ana akım teoriler (Neorealizm ve Neoliberalizm) aktörlerin tercihlerini ve çıkarlarını analiz öncesinde oluşmuş 'verili' (exogenous) unsurlar olarak kabul ederken; inşacılık bu unsurların sosyal etkileşim, normlar ve söylemsel pratikler aracılığıyla 'içsel' (endogenous) olarak inşa edildiğini savunmaktadır.
Bu ontolojik ayrışmanın bir yansıması olarak ortaya çıkan 'uygunluk mantığı' (logic of appropriateness) ve 'sonuç odaklı mantık' (logic of consequences) karşılaştırması dikkate alındığında, inşacıların 'uygunluk mantığı' üzerinden geliştirdikleri temel argüman aşağıdakilerden hangisidir?
- Aktörün davranışı, belirli bir durumun gerektirdiği kuralların ve sosyal normların aktörün kimliğiyle kurduğu bağ çerçevesinde "ne yapılması gerektiği" sorusuna verilen yanıta dayanır.Cevap
- BUluslararası sistemin anarşik yapısı, devletleri her koşulda kendi kendine yardım (self-help) ilkesine ve en uygun askeri kapasiteyi belirleme rasyonalitesine zorlar.
- CDevletler arası iş birliğinin önündeki en büyük engel, aktörlerin mutlak kazanç yerine diğerlerinin ne kadar kazandığına odaklanan göreli kazanç motivasyonudur.
- Dİnşacılık, metodolojik olarak davranışsalcılık devriminin bir parçası olup uluslararası ilişkilerdeki 'Büyük Tartışmalar' kronolojisinde idealizm ile aynı dönemde ortaya çıkmıştır.
- EUluslararası sistemde yapı (anarşi) faili (devlet) tamamen belirlediği için, devletlerin kimlik değiştirmesi sistemik kısıtlar nedeniyle imkansız bir süreçtir.