İnşacılık (Konstrüktivizm)

332 soru

Soru 1Soru

Finnemore ve Sikkink'in "Norm Yaşam Döngüsü" (NormNorm LifeLife CycleCycle) modeline göre; bir normun "eşik noktası"nı (tippingtipping pointpoint) aşarak "normun yayılması" (normnorm cascadecascade) aşamasına geçmesi, sistemdeki aktörlerin davranışı benimseme motivasyonlarında köklü bir değişimi ifade eder. Bu aşamada, normun ilk çıkışındaki "ikna" (persuasionpersuasion) sürecinin yerini farklı bir dinamik alır.

Buna göre, normun yayılması aşamasında devletleri bu normu kabul etmeye iten temel mekanizma ve temel motivasyon aşağıdakilerin hangisinde doğru tanımlanmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uluslararası sosyalleşme mekanizması aracılığıyla meşruiyet kazanma, itibarını koruma ve özsaygı (self-esteem) ihtiyacı

Cevap

Normun yayılması aşamasındaki temel mekanizma uluslararası sosyalleşme iken, temel motivasyonlar meşruiyet arayışı, itibar ve özsaygıdır.
Finnemore ve Sikkink'e göre, bir norm eşik noktasını aştığında, devletler bu normu benimsemeye yönelten şey 'uluslararası sosyalleşme'dir. Bu süreçte devletler; diğer devletlerin gözünde meşruiyet kazanmak, uluslararası itibarını korumak ve 'modern bir devlet' kimliğiyle uyumlu bir özsaygı geliştirmek isterler. Bu aşamada artık 'uygunluk mantığı' (logiclogic ofof appropriatenessappropriateness) devreye girer.

Adım Adım Çözüm

1
Norm yaşam döngüsü aşamalarını hatırla
Döngü; Normun Doğuşu, Normun Yayılması ve Normun İçselleştirilmesi olmak üzere üç aşamadan oluşur.
Soruda hangi aşamanın dinamiklerinin istendiğini netleştirmek gerekir.
2
Eşik noktasından sonraki süreci (Yayılma/Cascade) analiz et
Kritik sayıda devlet (genellikle üçte bir) normu kabul ettiğinde eşik noktası aşılır ve yayılma başlar.
Yayılma aşamasında artık norm girişimcilerinin bireysel çabaları yerini sistemik baskılara bırakır.
3
Bu aşamadaki motivasyonel değişimi belirle
Yeni devletler normu 'doğru olduğu için' değil, uluslararası toplumdan dışlanmamak ve 'çağdaş/meşru' bir devlet olarak görünmek için kabul ederler.
Bu durum Finnemore ve Sikkink tarafından 'sosyalleşme' (socialization) mekanizması ile açıklanır.

Anahtar Kavram

Norm Yaşam Döngüsünde Sosyalleşme ve Meşruiyet

İpuçları

1
Eşik noktası aşıldıktan sonra norm artık sadece birkaç 'girişimci' devletin meselesi olmaktan çıkar.
2
Bu aşamada devletler 'diğerleri ne der?' veya 'saygın bir devlet nasıl davranmalı?' gibi sorularla hareket ederler.
3
Finnemore ve Sikkink'e göre bu evredeki anahtar kavramlar; sosyalleşme, meşruiyet arayışı ve itibar kaygısıdır.

Daha Fazla Pratik

Norm yaşam döngüsünün ilk aşamasındaki 'norm girişimcileri' (norm entrepreneurs) ve 'çerçeveleme' (framing) stratejilerini incelemek bu konuyu pekiştirir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 2Soru

Uluslararası İlişkiler disiplininde konstrüktivist (inşacı) kuram içerisinde Alexander Wendt tarafından geliştirilen geleneksel inşacılığı, eleştirel kanattan ayıran temel metodolojik fark aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dış dünyayı ve sosyal olguları incelerken 'bilimsel gerçekçilik' (scientific realism) ilkesini benimseyerek rasyonalist ana akım kuramlarla metodolojik bir köprü kurması

Cevap

Geleneksel inşacılık, dış dünyayı incelerken bilimsel gerçekçilik ilkesini benimseyerek rasyonalist teorilerle diyalog kurmasıyla eleştirel kanattan ayrılır.
Geleneksel inşacılık (Conventional Constructivism), Alexander Wendt'in öncülüğünde, sosyal dünyanın inşasını kabul ederken 'bilimsel gerçekçilik' yaklaşımını benimser. Bu sayede, metodolojik olarak neorealizm ve neoliberalizm gibi rasyonalist kuramlarla ortak bir dil konuşabilir ve kimliklerin/normların dış politikayı 'nasıl' etkilediğini ampirik olarak açıklayabilir.

Adım Adım Çözüm

1
İnşacılığın (konstrüktivizmin) dallarını tanımlama
İnşacılık; geleneksel (Alexander Wendt) ve eleştirel (Onuf vb. ve post-pozitivist etkiler) olarak ikiye ayrılır.
Sorunun hangi kuramsal ayrımı sorduğunu belirlemek gerekir.
2
Geleneksel inşacılığın metodolojik konumunu belirleme
Geleneksel inşacılık, sosyal ontolojiyi vurgularken epistemolojik olarak 'bilimsel gerçekçilik' (scientific realism) üzerinden ana akım (neo-neo sentezi) ile diyalog kurar.
Bu özellik, geleneksel kanadı post-pozitivist olan eleştirel kanattan ayıran temel unsurdur.
3
Eleştirel inşacılıkla farkı teyit etme
Eleştirel inşacılar ise bilimsel gerçekçiliğe mesafelidir; dil, söylem ve iktidar analizini önceleyerek 'özgürleşme' (emancipation) hedefine odaklanırlar.
Ayrımın doğruluğunu zıt kutbu inceleyerek kesinleştirmek gerekir.

Anahtar Kavram

Geleneksel inşacılığın bilimsel gerçekçilik (scientific realism) üzerinden rasyonalizm ile kurduğu köprü.

İpuçları

1
Alexander Wendt'in 'Neo-Neo Sentezi'ne metodolojik olarak nasıl yaklaştığını düşünün.
2
Geleneksel inşacılık, sosyal bilimin fizik bilimleri gibi 'gerçek' bir dünyayı inceleyebileceğine inanır. Bu inancın adını hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Wendt'in 'Anarşi devletlerin ondan ne anladığıdır' sözünün geleneksel inşacılık bağlamında ampirik araştırmalara nasıl kapı açtığını inceleyin.
Tahmini Süre:45s
Soru 3Soru

Uluslararası ilişkiler disiplininde İnşacılık (Konstrüktivizm), tek parça bir teori olmayıp zamanla farklı yaklaşımlara ayrılmıştır. Özellikle Alexander Wendt gibi düşünürlerin temsil ettiği "geleneksel (konvansiyonel) inşacılık" ile post-yapısalcı kökenlere sahip "eleştirel inşacılık" arasındaki epistemolojik ayrım, teorinin gelişiminde önemli bir yer tutar.

Buna göre, geleneksel inşacılık ile eleştirel inşacılık arasındaki temel fark aşağıdakilerden hangisinde doğru ifade edilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Geleneksel inşacılığın bilimsel realizmi benimseyerek kimlik ve norm inşasına odaklanması, eleştirel inşacılığın ise pozitivizmi reddederek söylem ve dilin gerçekliği nasıl kurduğunu incelemesi

Cevap

Geleneksel inşacılığın bilimsel realizmi benimseyerek kimlik ve norm inşasına odaklanması, eleştirel inşacılığın ise pozitivizmi reddederek söylem ve dilin gerçekliği nasıl kurduğunu incelemesi
Geleneksel (konvansiyonel) inşacılık, ana akım teorilerle (neorealizm, neoliberalizm) köprü kurmak amacıyla bilimsel realizmi benimser ve devlet kimliklerinin, çıkarlarının ve anarşi kültürlerinin normlar aracılığıyla nasıl inşa edildiğine odaklanır. Eleştirel inşacılık ise post-pozitivist bir ontolojiye ve epistemolojiye sahip olup, nesnel bir sosyal gerçekliğin bilinemeyeceğini savunur; bu nedenle odak noktası güç ilişkilerini şekillendiren dil, söylem ve temsillerin analizidir.

Adım Adım Çözüm

1
Geleneksel inşacılığın (özellikle A. Wendt) epistemolojik duruşunu belirlemek.
Geleneksel inşacılık, ana akım teorilerle diyalog kurabilmek adına bilimsel realizmi ve belirli düzeyde pozitivizmi kabul eder; anarşinin, normların ve devlet kimliklerinin inşasına odaklanır.
Teorinin ana akım kanadının metodolojik temelini anlamak, karşılaştırma yapmak için gereklidir.
2
Eleştirel inşacılığın farklılaştığı epistemolojik noktayı tanımlamak.
Eleştirel inşacılık, post-yapısalcı köklerinden ötürü bilimsel realizmi reddeder ve gerçekliğin ancak söylem, dil ve güç ilişkileri üzerinden analiz edilebileceğini savunur.
Teorinin eleştirel kanadının post-pozitivist yapısını ortaya koymak, iki akım arasındaki ayrımı netleştirir.
3
Seçenekleri analiz ederek bu ayrımı doğru yansıtan ifadeyi bulmak.
Epistemolojik duruş (bilimsel realizm vs. pozitivizm reddi) ve odak farkını (kimlik/norm vs. söylem/dil) belirten seçeneğin doğru olduğu tespit edilir.
Sorunun kökünde istenen 'temel fark' kriterini doğrudan sağlayan tek açıklama budur.

Anahtar Kavram

Geleneksel ve Eleştirel İnşacılık Epistemolojisi
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 4Soru

Uluslararası ilişkiler teorisinde inşacılık (konstrüktivizm) içerisinde yer alan 'geleneksel' ve 'eleştirel' yaklaşımlar; sosyal gerçekliğin inşası ve bilginin rolü konusunda farklı bakış açılarına sahiptir. Geleneksel inşacılık, rasyonalist teorilerle diyalog kurabilmek için devlet merkezli analizi ve bilimsel gerçekçiliği temel alırken; eleştirel inşacılığın geleneksel koldan ayrıldığı en temel özellik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Söylem, dil ve iktidar ilişkilerinin kimlik ve çıkarları nasıl inşa ettiğine odaklanması

Cevap

Eleştirel inşacılık, geleneksel inşacılıktan farklı olarak söylem, dil ve iktidar ilişkilerinin kimlik ve çıkarları nasıl inşa ettiğine odaklanır.
Doğru cevap, eleştirel inşacılığın temel epistemolojik ve ontolojik duruşunu yansıtmaktadır. Eleştirel inşacılar, geleneksel kolun devletleri 'verili' aktörler olarak kabul etmesini eleştirir ve bu aktörlerin kimliklerinin dil, söylem ve iktidar mekanizmalarıyla nasıl kurulduğunu araştırmayı merkeze alırlar.

Adım Adım Çözüm

1
İnşacı kuramın dallarını tanımla
İnşacılık; Alexander Wendt'in temsil ettiği 'geleneksel' ve Onuf gibi isimlerin dahil olduğu 'eleştirel' olmak üzere iki temel kola ayrılır.
Sorunun hangi iki kavram arasındaki farkı sorguladığını netleştirmek için.
2
Geleneksel inşacılığın temel kabullerini belirle
Geleneksel inşacılık; rasyonalist teorilerle orta yol bulmaya çalışır, devlet merkezlidir ve bilimsel gerçekçiliği kabul eder.
Ayrımın ilk tarafını analiz etmek için.
3
Eleştirel inşacılığın temel farkını tespit et
Eleştirel inşacılık; post-pozitivisttir, dilin ve söylemin gerçekliği kurduğunu savunur ve iktidar ilişkilerini deşifre etmeyi amaçlar.
Geleneksel yaklaşımdan koptuğu noktayı bulmak için.

Anahtar Kavram

İnşacı (Konstrüktivist) Kuramda Dallanma

İpuçları

1
Geleneksel inşacılık ana akım teorilerle (realizm-liberalizm) anlaşmaya çalışırken, eleştirel inşacılık statükoyu ve dili sorgular.
2
Eleştirel teorilerde 'dil', 'söylem' ve 'iktidar' kavramları her zaman anahtar rol oynar.

Daha Fazla Pratik

Alexander Wendt'in 'orta yol' (via media) kavramının ne anlama geldiğini ve eleştirel inşacıların bu kavramı neden reddettiğini incelemek konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:45s
Soru 5Soru

Uluslararası ilişkiler teorisindeki rasyonalizm (neorealizm ve neoliberalizm) ile inşacılık (konstrüktivizm) arasındaki tartışmanın merkezinde, uluslararası sistemin yapısı ve aktörlerin bu yapı içindeki kimliklerinin nasıl oluştuğu sorusu yer alır. Rasyonalist yaklaşımlar yapıyı maddi unsurlar ve güç dağılımı üzerinden tanımlarken; inşacılık, yapının sosyal karakterine ve paylaşılan anlamlara dikkat çeker. Buna göre, uluslararası sistemdeki 'anarşi' kavramına ilişkin inşacı yaklaşımı rasyonalist yaklaşımlardan ayıran temel fark aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anarşinin, aktörler arasındaki toplumsal etkileşimler ve öznelerarası kabuller neticesinde şekillenen sosyal bir inşa olarak kabul edilmesi

Cevap

Uluslararası sistemdeki anarşi kavramına ilişkin inşacı yaklaşımı rasyonalistlerden ayıran temel fark, anarşinin aktörler arasındaki toplumsal etkileşimler ve öznelerarası kabuller neticesinde şekillenen sosyal bir inşa olarak kabul edilmesidir.
İnşacı yaklaşım, uluslararası sistemi sadece maddi güçlerin bir dağılımı olarak değil, paylaşılan fikirlerin ve öznelerarası anlamların oluşturduğu sosyal bir ortam olarak görür. Bu bağlamda anarşi, devletlerin birbirlerine yönelik geliştirdikleri algılar ve kimlikler doğrultusunda farklı içerikler (Hobbesçu, Lockeçu, Kantçu) kazanabilen, etkileşimle kurulan bir yapıdır. Bu durum, anarşiyi maddi ve verili bir dışsal zorunluluk olarak gören rasyonalist teorilerden temel ayrışma noktasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Rasyonalist ve inşacı yaklaşımların yapı (structure) ve anarşi tanımlarını karşılaştırın.
Rasyonalistler (neorealistler) anarşiyi maddi, verili ve devletlerin kimliklerinden bağımsız nesnel bir yapı olarak görürken; inşacılar yapının ideasyonal (fikri) ve sosyal boyutuna vurgu yapar.
Tartışmanın ontolojik temeli, yapının maddi mi yoksa sosyal mi olduğu ayrımına dayanır.
2
Alexander Wendt'in 'Anarşi devletlerin ondan ne anladığıdır' tezini analiz edin.
Wendt, anarşinin kendi başına devletleri çatışmaya zorlamadığını; dostluk, rekabet veya düşmanlık gibi 'anarşi kültürlerinin' sosyal etkileşimle oluştuğunu savunur.
İnşacılığın rasyonalizme en temel eleştirisi, rasyonalistlerin anarşiye sabit ve maddi bir anlam yüklemesidir.
3
Öznelerarasılık (intersubjectivity) kavramının bu tartışmadaki yerini belirleyin.
Anarşinin anlamı, devletlerin birbirlerine yönelik paylaştıkları anlayışlar (öznelerarası süreçler) yoluyla inşa edilir.
Rasyonalist bireyciliğe karşı inşacı toplumsallığın anahtarı öznelerarasılıktır.

Anahtar Kavram

Anarşinin Sosyal İnşası ve Öznelerarasılık

İpuçları

1
Rasyonalistler yapıyı 'maddi' (silahlar, coğrafya), inşacılar ise 'sosyal' (normlar, kimlikler) olarak görür.
2
Alexander Wendt'in 'Anarşi devletlerin ondan ne anladığıdır' sözü, anarşinin değişken bir sosyal yapı olduğuna işaret eder.
3
Doğru seçenek, anarşinin öznelerarası süreçlerle kurulan bir sosyal yapı olduğunu vurgulamalıdır.

Daha Fazla Pratik

Alexander Wendt'in Hobbesçu, Lockeçu ve Kantçu anarşi kültürleri arasındaki farklara göz atarak konuyu derinleştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6Soru

Martha Finnemore ve Kathryn Sikkink tarafından kavramsallaştırılan "Norm Yaşam Döngüsü" (NormNorm LifeLife CycleCycle) modeline göre; bir normun eşik noktasını (tippingtipping pointpoint) aşmasının ardından başlayan ve devletlerin normu benimsemesinde "uluslararası sosyalleşme" mekanizmasının devreye girdiği ikinci aşamadaki temel motivasyon kaynağı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Meşruiyet kazanma ve uluslararası saygınlığı koruma arzusu

Cevap

Modelin ikinci aşaması olan normun yayılması sürecinde devletler meşruiyet ve saygınlık kazanma motivasyonuyla hareket ederler.
Finnemore ve Sikkink'e göre, bir norm kritik kitleye ulaşıp eşik noktasını geçtikten sonra "yayılma" aşamasına girer. Bu aşamada devletler, normun içeriğine rasyonel olarak inandıkları için değil, uluslararası toplumda dışlanmamak, meşru kabul edilmek ve saygınlıklarını korumak için normu benimserler. Bu süreçte temel mekanizma sosyalleşmedir.

Adım Adım Çözüm

1
Modelin aşamasını belirle
Soru, modelin ikinci aşaması olan "normun yayılması" (normnorm cascadecascade) sürecine odaklanmaktadır.
Her aşamanın aktörü, mekanizması ve motivasyonu farklıdır.
2
Aşamanın temel mekanizmasını analiz et
İkinci aşamada temel mekanizma "uluslararası sosyalleşme"dir.
Devletler, akran baskısı ve uluslararası toplumun beklentileriyle norma uyum sağlarlar.
3
Temel motivasyonu tespit et
Bu aşamada devletleri harekete geçiren temel saik meşruiyet (legitimacylegitimacy), saygınlık (esteemesteem) ve kimliktir.
Devletler "modern" ve "uygar" bir devlet imajı çizmek isterler.

Anahtar Kavram

Normun Yayılması (Norm Cascade) Aşamasında Motivasyonlar
Soru 7Soru

Soğuk Savaş’ın 1980’lerin sonunda beklenmedik bir şekilde ve büyük bir güç çatışması yaşanmadan sona ermesi, ana akım Uluslararası İlişkiler teorilerinin (Neorealizm ve Neoliberalizm) değişimi açıklama kapasitesinin sorgulanmasına yol açmıştır. Bu tarihsel kırılma noktasında rasyonalist yaklaşımlara meydan okuyarak yükselişe geçen İnşacı (Konstrüktivist) yaklaşımın, uluslararası sistemin yapısına ilişkin temel iddiası aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uluslararası sistemin yapısı sadece maddi unsurlardan değil, aktörlerin birbirine yüklediği anlamlardan ve öznelerarası fikirlerden oluşan sosyal bir kurgudur.

Cevap

Uluslararası sistemin yapısının sadece maddi unsurlardan değil, aktörler arasındaki paylaşılan fikirlerden ve öznelerarası anlamlardan oluşan sosyal bir kurgu olduğunu belirten seçenek doğrudur.
İnşacı (Konstrüktivist) yaklaşımın en temel varsayımı, uluslararası sistemin yapısının sosyal olarak inşa edildiğidir. Bu görüşe göre, uluslararası ilişkilerdeki maddi unsurlar (örneğin nükleer silahlar) kendi başlarına bir anlam ifade etmezler; bu unsurlara anlam kazandıran şey, devletler arasındaki paylaşılan fikirler, normlar ve kimliklerdir. Soğuk Savaş’ın bitişiyle beraber, askeri kapasiteler değişmemesine rağmen devletlerin birbirlerine yönelik 'düşman' algısının değişmesiyle sistemin dönüşmesi, İnşacılığın bu sosyal yapı vurgusunu doğrular niteliktedir.

Adım Adım Çözüm

1
Soğuk Savaş sonrası dönemde ana akım teorilerin eleştirisini değerlendir.
Neorealizm ve Neoliberalizm gibi rasyonalist teoriler, devletlerin kimliklerini ve çıkarlarını 'verili' kabul ettikleri için sistemdeki büyük değişimleri (Soğuk Savaş'ın bitişi gibi) açıklamakta yetersiz kalmıştır.
İnşacılığın doğuşu, bu teorik yetersizliğe bir tepki olarak 'fikirlerin' ve 'sosyal inşanın' önemini vurgulama ihtiyacından kaynaklanır.
2
İnşacılığın temel ontolojik varsayımını belirle.
İnşacılık, uluslararası yapının 'sosyal' olduğunu savunur. Bu, maddi nesnelerin (silahlar, coğrafya vb.) ancak insanlar onlara ortak bir anlam yüklediğinde uluslararası ilişkilerde bir karşılığı olduğu anlamına gelir.
Bu varsayım, İnşacılığı maddi güce dayalı rasyonalist teorilerden ayıran en temel farktır.
3
Seçenekleri bu sosyal yapı varsayımı üzerinden ele.
Yapının sadece maddi olmadığını, öznelerarası (intersubjektif) fikirlerden oluştuğunu savunan ifade, İnşacılığın temel varsayımıyla tam olarak örtüşür.
Diğer seçenekler ya maddi yapıyı (Realizm) ya rasyonel kurumsal mekanizmaları (Neoliberalizm) ya da indirgemeci bireysel algıları vurgulamaktadır.

Anahtar Kavram

İnşacılığın Sosyal Ontolojisi ve Öznelerarasılık

İpuçları

1
İnşacılık, 'maddi güç' yerine 'fikirler' ve 'anlamlar' üzerinde duran bir teoridir.
2
Soğuk Savaş'ın bitişiyle silah sayısında radikal bir değişim olmamasına rağmen, 'tehdit' algısının neden değiştiğini düşünün.
3
Uluslararası ilişkilerde bir nesnenin anlamı, aktörlerin o nesne hakkında paylaştığı ortak kanılarla belirlenir. Bu kavrama 'öznelerarasılık' (intersubjectivity) denir.

Daha Fazla Pratik

İnşacılığın 'fail-yapı' (agent-structure) ilişkisini nasıl ele aldığını ve Alexander Wendt'in 'Anarşi devletlerin ondan ne anladığıdır' makalesindeki temel argümanları inceleyin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 8Soru

Alexander Wendt, ana akım uluslararası ilişkiler teorilerinin anarşiyi "kendi başının çaresine bakma" (self-help) sistemine mahkûm, değişmez ve maddi bir yapı olarak görmesini eleştirir. Wendt'in inşacı (konstrüktivist) yaklaşımına göre, uluslararası sistemde çatışmacı veya işbirlikçi bir yapının (anarşi kültürünün) ortaya çıkmasını belirleyen temel unsur aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devletlerin birbirleriyle olan etkileşim süreçlerinde oluşturdukları öznelerarası (intersubjective) anlamlar ve bu süreçte inşa edilen kimlikler

Cevap

Devletlerin birbirleriyle olan etkileşim süreçlerinde oluşturdukları öznelerarası (intersubjective) anlamlar ve bu süreçte inşa edilen kimlikler
Wendt'e göre anarşi, 'devletlerin ondan ne anladığıdır'. Bu, anarşinin kendi başına bir mantığı (örneğin çatışma) olmadığı, bu mantığın devletlerin etkileşimiyle oluşan öznelerarası anlamlar ve inşa edilen kimlikler (Hobbesçu, Lockeçu, Kantçı) aracılığıyla şekillendiği anlamına gelir.

Adım Adım Çözüm

1
Wendt'in ana akım teorilere (özellikle Neorealizme) yönelttiği eleştiriyi analiz et.
Wendt, anarşinin devlet davranışlarını önceden belirleyen (maddi) bir yapı olmadığını savunur.
Ana akım teoriler anarşiyi 'self-help' (kendi başının çaresine bakma) sistemine eşitlerken, Wendt bunun sadece bir ihtimal (bir anarşi kültürü) olduğunu belirtir.
2
Öznelerarasılık (intersubjectivity) kavramını tanımla ve işlevini belirle.
Devletler arasındaki etkileşim, paylaşılan sosyal anlamları yaratır.
Öznelerarası anlamlar, devletlerin birbirini nasıl algıladığını (tehdit mi yoksa müttefik mi) belirleyen sosyal yapıyı oluşturur.
3
Kimlik ve çıkar arasındaki ilişkiyi Wendt bağlamında kur.
Kimlikler etkileşimle inşa edilir ve bu kimlikler devletlerin çıkarlarını tanımlar.
Bir devletin 'çıkarı', karşısındakini 'düşman' mı yoksa 'dost' mu olarak tanımladığına bağlı olarak değişir; bu da sosyal inşanın sonucudur.

Anahtar Kavram

Öznelerarasılık (Intersubjectivity) ve Sosyal İnşa

İpuçları

1
Wendt'in ünlü 'Anarşi devletlerin ondan ne anladığıdır' sözünü hatırlayın.
2
Maddi güçlerin (örneğin nükleer silahlar) anlamının, o güce sahip olanın kimliğine (dost veya düşman) göre nasıl değiştiğini düşünün.
3
Seçeneklerde 'öznelerarasılık' (intersubjectivity) veya 'kimlik inşası' gibi anahtar kavramları arayın.

Daha Fazla Pratik

Wendt'in üç anarşi kültürü (Hobbesçu, Lockeçu, Kantçı) arasındaki temel davranış farklarını inceleyin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 9Soru

Alexander Wendt’in sosyal inşacı (konstrüktivist) yaklaşımında, devletlerin birbirlerini "rakip" (rival) olarak tanımladığı, birbirlerinin egemenlik haklarını karşılıklı olarak tanıdıkları ve şiddet kullanımının belirli normlarla sınırlandırıldığı anarşi kültürü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lockeçu anarşi kültürü

Cevap

Alexander Wendt'in tasnifinde devletlerin birbirini 'rakip' olarak gördüğü ve egemenliği tanıdığı yapı Lockeçu anarşi kültürüdür.
Alexander Wendt’e göre uluslararası sistemin anarşik yapısı devletlerin birbirlerine yönelik algılarıyla şekillenir. Lockeçu anarşi kültürü, devletlerin birbirlerini 'rakip' (rival) olarak gördüğü bir yapıdır. Bu yapıda devletler birbirlerinin egemenlik haklarını ve yaşama haklarını tanırlar (yaşa ve yaşat ilkesi), ancak çıkarları çatıştığında sınırlı güç kullanımına başvurabilirler. Bu, modern uluslararası sistemin (Westphalia) baskın karakteridir.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen anahtar kavramları (rakip, egemenlik tanıma, sınırlı şiddet) belirle.
Bu kavramlar Wendt'in orta aşama anarşi kültürüne işaret eder.
Wendt, devletlerin birbirine yüklediği anlamlara göre üç farklı anarşi mantığı kurar.
2
Tanımlanan özellikleri Wendt'in üç kültürüyle (Hobbesçu, Lockeçu, Kantçı) karşılaştır.
Düşman = Hobbesçu, Rakip = Lockeçu, Dost = Kantçı eşleşmesi yapılır.
Kavramsal netlik sağlamak ve yanlış seçenekleri elemek için bu eşleştirme zorunludur.
3
Doğru terimi seçenekler arasından bul.
Lockeçu anarşi kültürü doğru yanıt olarak seçilir.
Westphalia sisteminin temelini oluşturan egemenlik ve rekabet mantığı Lockeçu kültüre karşılık gelir.

Anahtar Kavram

Wendt'in Anarşi Kültürleri ve Rol Tasnifi

İpuçları

1
Wendt'in üçlemesindeki her kültür, devletlerin birbirine verdiği bir 'rol' ile tanımlanır.
2
Soruda bahsedilen kültür, devletlerin 'yaşa ve yaşat' mantığıyla hareket ettiği, birbirinin egemenliğini tanıdığı yapıdır.
3
Düşman, Rakip ve Dost üçlüsünden hangisi 'egemenlik haklarının tanınması' ile en uyumludur?

Daha Fazla Pratik

Wendt'in anarşi kültürlerinin içselleştirilme derecelerini (birinci, ikinci ve üçüncü derece) inceleyerek bilginizi derinleştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 10Soru

Uluslararası İlişkiler disiplininde 1990'lı yıllardan itibaren belirginleşen Rasyonalizm - İnşacılık (Konstrüktivizm) tartışması, aktörlerin kimlik ve çıkarlarının nasıl ele alındığı üzerine yoğunlaşmaktadır. Bu tartışmada rasyonalist yaklaşımlar (neorealizm ve neoliberalizm), devlet çıkarlarını analize nasıl dahil etmektedir?

Buna göre, rasyonalist teorilerin devlet çıkarlarına yönelik temel varsayımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çıkarlar, analize dışsal (verili) ve sabit kabul edilir; aktörlerin tercihleri bu değişmez çıkarlar doğrultusunda belirlenir.

Cevap

Çıkarların analize dışsal (verili) ve sabit kabul edildiği, aktör tercihlerinin bu doğrultuda belirlendiği yargısı doğrudur.
Rasyonalist yaklaşımlar (özellikle neorealizm ve neoliberalizm), devletlerin çıkarlarının uluslararası sistemdeki etkileşimden önce belirlendiğini varsayar. Bu yaklaşımlarda devletler, önceden sahip oldukları (genellikle hayatta kalma veya refah gibi) çıkarlarını anarşik bir yapıda en üst düzeye çıkarmaya çalışan rasyonel aktörler olarak modellenir. Bu nedenle çıkarlar 'analize dışsal' (exogenous) kabul edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Rasyonalist teorilerin (Neorealizm ve Neoliberalizm) temel ontolojik varsayımını hatırla.
Rasyonalizm, aktörlerin kimlik ve çıkarlarını analiz öncesi oluşmuş (verili/exogenous) kabul eder.
Tartışmanın merkezinde rasyonalizmin çıkarları 'neden' değil, 'nasıl maksimize edildiği' üzerinden incelemesi yatar.
2
İnşacılığın bu konudaki eleştirisini analiz et.
İnşacılık, çıkarların kimliklerden türediğini ve sosyal etkileşimle inşa edildiğini (endogenous) savunur.
Rasyonalizm ve İnşacılık arasındaki temel ayrım noktası çıkarların kaynağıdır.

Anahtar Kavram

Rasyonalizmde Çıkarların Dışsallığı (Exogeneity of Interests)

İpuçları

1
Rasyonalist teoriler, devletlerin 'ne istediğini' sormaz, 'istediklerini nasıl elde ettiklerini' sorar.
2
Neorealizm ve neoliberalizmde devletlerin temel amacı (güvenlik veya mutlak kazanç) analiz başlamadan önce bellidir.

Daha Fazla Pratik

İnşacıların rasyonalistlere yönelttiği 'aktör-yapı' (agent-structure) eleştirisini incelemek bu konuyu pekiştirmenize yardımcı olacaktır.
Tahmini Süre:45s
Soru 11Soru

Uluslararası ilişkilerde İnşacı (Konstrüktivist) yaklaşım, ana akım rasyonalist teorilerin aksine uluslararası sistemin yapısının sadece 'maddi' değil, aynı zamanda 'sosyal' bir nitelik taşıdığını savunur. Buna göre, İnşacı yaklaşıma göre aşağıdakilerden hangisi uluslararası sistemdeki devlet davranışlarını şekillendiren temel 'sosyal' unsurlardan biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aktörlerin sahip olduğu kimlikler ve paylaşılan normatif değerler

Cevap

Aktörlerin sahip olduğu kimlikler ve paylaşılan normatif değerler
Doğru seçenek olan aktörlerin sahip olduğu kimlikler ve paylaşılan normatif değerler, İnşacı (Konstrüktivist) teorinin merkezinde yer alır. İnşacılık, uluslararası politikanın temel yapısının maddi kapasite dağılımı değil, paylaşılan fikirler ve anlamlar (sosyal yapı) olduğunu savunur. Bu sosyal yapıyı ise devletlerin kimlikleri ve uluslararası toplumdaki normlar oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
İnşacı teorinin temel ontolojik varsayımını belirleyin.
Uluslararası sistem maddi bir yapıdan ziyade sosyal bir kurgudur.
İnşacılık, gerçekliğin öznelerarası (intersubjektif) süreçlerle inşa edildiğini savunur.
2
Maddi ve sosyal unsurlar arasındaki ayrımı yapın.
Askeri güç ve coğrafya gibi maddi unsurlar, sosyal anlamlar yüklenmediği sürece tek başlarına davranışı açıklayamaz.
İnşacılıkta fikirler, normlar ve değerler 'sosyal' unsurları oluşturur.
3
Devlet davranışını belirleyen itici gücü saptayın.
Kimlik ve normlar, devletlerin çıkarlarını tanımlar.
Devletler kim olduklarına dair algılarına (kimlik) ve neyin doğru olduğuna dair kurallara (norm) göre hareket ederler.

Anahtar Kavram

Sosyal İnşa ve Kimliklerin Önceliği

İpuçları

1
İnşacılık, uluslararası ilişkilerin 'düşünsel' ve 'sosyal' boyutuna vurgu yapar.
2
Realizm askeri güce, Liberalizm ekonomik çıkara odaklanırken; İnşacılık 'biz kimiz?' ve 'neye inanıyoruz?' sorularına odaklanır.
3
Alexander Wendt'in 'Anarşi devletlerin ondan ne anladığıdır' sözünü hatırlayın; burada vurgu devletlerin birbirine dair algıları ve kimlikleridir.

Daha Fazla Pratik

Alexander Wendt'in 'Anarşinin Üç Kültürü' (Hobbesçu, Lockeçu, Kantçı) kavramını inceleyerek kimliklerin anarşiyi nasıl farklılaştırdığını öğrenebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 12Soru

İnşacı (Konstrüktivist) kuramda kimlik ve çıkar arasındaki ilişki ele alınırken, rasyonalist teorilerin (Realizm ve Neoliberalizm) 'çıkarların verili ve sabit olduğu' varsayımı reddedilir. İnşacılara göre, bir aktörün çıkarlarını tanımlayabilmesi için öncelikle bir kimliğe sahip olması ve bu kimliğin sosyal bir çevrede öznelerarası süreçlerle anlam kazanması gerekir.

Buna göre, İnşacı perspektiften kimlik ve çıkar ilişkisine dair aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aktörlerin kimlikleri, sosyal etkileşim yoluyla inşa edilen öznelerarası anlamlara dayanır ve çıkarların tanımlanması için gerekli olan ontolojik temeli oluşturur.

Cevap

İnşacı yaklaşıma göre kimlikler, öznelerarası süreçlerle inşa edilir ve aktörlerin çıkarlarını tanımlayabilmeleri için gerekli ontolojik (varlıksal) zemini sağlar.
İnşacı teoriye göre aktörler boşlukta hareket etmezler. Bir devletin 'çıkarı' (örneğin güvenlik, refah veya prestij arayışı), o devletin kendisini uluslararası toplumda nasıl konumlandırdığına (kimliğine) bağlıdır. Bu kimlik ise diğer aktörlerle olan etkileşimler sonucunda oluşan 'öznelerarası' (paylaşılan) anlamlar kümesiyle inşa edilir. Dolayısıyla kimlik, çıkarın tanımlanması için ontolojik bir temel teşkil eder.

Adım Adım Çözüm

1
Rasyonalist ve İnşacı yaklaşımların çıkar varsayımlarını karşılaştırın.
Rasyonalizm çıkarı 'verili' (sabit) kabul ederken, İnşacılık 'inşa edilmiş' kabul eder.
Teorik farkın temelini anlamak için bu ayrım kritiktir.
2
Kimlik ve çıkar arasındaki öncelik ilişkisini analiz edin.
Önce kimlik inşa edilir, çıkar bu kimlik üzerinden tanımlanır (Kim olduğum, ne isteyeceğimi belirler).
İnşacı ontolojinin 'kimlik çıkardan önce gelir' ilkesini doğrulamak gerekir.
3
Sosyal etkileşimin rolünü değerlendirin.
Kimlikler ve dolayısıyla çıkarlar, diğer aktörlerle olan etkileşim ve paylaşılan (öznelerarası) anlamlar yoluyla oluşur.
İnşacılığın 'sosyal' boyutunu vurgulamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

İnşacılıkta Kimlik-Çıkar İlişkisi ve Öznelerarasılık

İpuçları

1
İnşacı yaklaşımda 'Kim olduğumuz (kimlik)', 'ne istediğimizi (çıkar)' belirler.
2
Alexander Wendt'in 'Anarşi devletlerin ondan ne anladığıdır' sözünü ve çıkarların sosyal çevrede anlam kazandığını düşünün.
3
Çıkarların 'verili' olmadığını, yani rasyonalistlerin aksine inşacıların çıkarları sosyal etkileşimle açıklanan birer 'bağımlı değişken' olarak gördüğünü hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Alexander Wendt'in tanımladığı üç anarşi kültürü (Hobbesçu, Lockeçu, Kantçı) arasındaki farkları inceleyerek kimliğin çıkarı nasıl dönüştürdüğünü pekiştirebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Mantık yürütme: Eğer bir seçenek maddi güç, hayatta kalma, sabit çıkar veya anarşinin zorunluluğu gibi kavramları vurguluyorsa, o seçenek büyük ihtimalle rasyonalist (Realist/Liberal) bir görüştür ve İnşacı değildir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 13Soru

Uluslararası İlişkiler disiplininde inşacı (konstrüktivist) teori, rasyonalist yaklaşımlara getirdiği eleştirilerle dikkat çekse de kendi içerisinde "geleneksel" ve "eleştirel" olmak üzere iki temel eğilime ayrılmıştır. Bu ayrım, özellikle sosyal gerçekliğin doğası ve bilginin bilimsel statüsü noktalarında belirginleşmektedir. Buna göre, Alexander Wendt tarafından temsil edilen geleneksel inşacılığı, eleştirel inşacılıktan ayıran temel epistemolojik duruş aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: "Bilimsel gerçekçilik" (scientific realism) ilkesini benimseyerek, rasyonalist teorilerle yöntemsel bir köprü kurmayı ve açıklayıcı bir teori olmayı hedeflemesi.

Cevap

Geleneksel inşacılık, "bilimsel gerçekçilik" (scientific realism) temelinde rasyonalist teorilerle yöntemsel bir uyum yakalamaya çalışmasıyla eleştirel kanattan ayrılır.
Geleneksel inşacılık, Alexander Wendt'in temsil ettiği üzere, rasyonalist teorilerin (neorealizm ve neoliberalizm) pozitivist bilim anlayışıyla sosyal inşacılığın ontolojik varsayımlarını birleştirmeye çalışır. Bu çabada kullanılan en temel araç 'bilimsel gerçekçilik'tir; bu sayede sosyal yapıların (kimlik ve normlar gibi) tıpkı maddi yapılar gibi dışsal ve gözlemlenebilir bir gerçekliği olduğu savunularak 'açıklayıcı' bir teori üretilmeye çalışılır.

Adım Adım Çözüm

1
İnşacılığın iki kanadı arasındaki ontolojik ve epistemolojik farkı belirle.
Geleneksel inşacılık (Wendt) 'via media' (orta yol) arayışındayken, eleştirel inşacılık post-pozitivist/yansıtmacı bir çizgidedir.
Ayrımın temelinde bilimsel yönteme ve sosyal gerçekliğin ne ölçüde 'nesnel' olarak incelenebileceğine dair bakış açısı yatar.
2
Geleneksel inşacılığın (Wendt) temel varsayımını analiz et.
Wendt, sosyal yapıların maddi yapılar kadar 'gerçek' olduğunu ancak bilimsel yöntemlerle açıklanabileceğini (scientific realism) savunur.
Bu duruş, inşacılığı ana akım (rasyonalist) teorilerle diyalog kurabilir hale getirir.
3
Eleştirel inşacılığın vurgusunu karşılaştır.
Eleştirel inşacılar dil, söylem ve iktidar gibi unsurların gerçekliği tamamen kurguladığını savunarak bilimsel nesnellik iddiasını reddederler.
Geleneksel inşacılığı eleştirenlerin temel noktası, Wendt'in pozitivist bilim anlayışına çok fazla taviz verdiğidir.

Anahtar Kavram

İnşacılıkta Geleneksel (Wendtçi) ve Eleştirel Ayrımı

İpuçları

1
Geleneksel inşacılığın en önemli ismi Alexander Wendt'tir ve o, rasyonalistler ile post-pozitivistler arasında bir 'orta yol' (via media) arar.
2
Ayrım noktası 'gerçekliğin ne kadar gerçek olduğu' ve bunun nasıl inceleneceği ile ilgilidir. Wendt, bilimin nesnelliğine inanır.
3
Epistemolojik olarak pozitivizme daha yakın duran 'bilimsel gerçekçilik' kavramına odaklanın.

Daha Fazla Pratik

Wendt'in 'Anarşi devletlerin ondan ne anladığıdır' makalesinde neorealizme getirdiği yöntem eleştirilerini inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Wendt'in rasyonalistleri (neorealizm/neoliberalizm) 'ontolojik olarak' eleştirdiğini, ancak 'epistemolojik (yöntemsel) olarak' onlarla aynı zeminde (bilimsel yöntem) buluştuğunu hatırlamak soruyu çözmeyi kolaylaştırır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 14Soru

Alexander Wendt, ana akım uluslararası ilişkiler teorilerinin anarşiyi devletlerin davranışlarını önceden belirleyen, değişmez ve "maddi" bir yapı olarak görmesini eleştirir. Wendt'e göre anarşi, kendi başına bir mantık üretmez; aksine bu yapı, devletlerin birbirlerine yönelik algıları ve toplumsal etkileşimleri sonucunda bir anlam kazanır.

Buna göre, Wendt'in inşacı (konstrüktivist) yaklaşımı çerçevesinde uluslararası sistemin anarşik yapısına karakterini veren ve devletlerin kimlik ile çıkarlarını şekillendiren temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devletler arasındaki etkileşim süreçleri sonucu oluşan öznellikler arası (intersubjektif) anlayışlar

Cevap

Devletler arasındaki etkileşim süreçleri sonucu oluşan öznellikler arası (intersubjektif) anlayışlar
Wendt'e göre uluslararası sistemin yapısı sadece silahlar veya coğrafya gibi maddi unsurlardan oluşmaz; asıl belirleyici olan bu unsurlara yüklenen anlamlardır. Bu anlamlar, devletlerin birbirleriyle olan etkileşimleri sonucunda 'öznellikler arası' (birbirine yönelik ortak algılar) bir düzeyde oluşur ve anarşinin düşmanca mı yoksa dostça mı işleyeceğine karar verir.

Adım Adım Çözüm

1
Neorealizmin anarşi varsayımını analiz et
Neorealizm anarşinin 'kendi başının çaresine bakma' (self-help) mantığını zorunlu kıldığını savunur.
Wendt'in eleştirdiği temel noktayı belirlemek için gereklidir.
2
Wendt'in 'anarşi devletlerin ondan ne anladığıdır' tezini uygula
Anarşinin bir boş kap olduğu ve içeriğinin sosyal etkileşimle dolduğu sonucuna ulaşılır.
Yapının karakterinin sabit olmadığını anlamak için önemlidir.
3
Öznellikler arası (intersubjektif) kavramını değerlendir
Anlamın tek taraflı değil, aktörlerin birbirlerine yönelik kolektif tanımlamalarıyla oluştuğu görülür.
İnşacılığın temel mekanizmasını (social logic) saptamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Sosyal İnşacılık ve Öznellikler Arası Yapı

İpuçları

1
Wendt, neorealizmin anarşiye yüklediği 'kaçınılmaz çatışma' mantığının sosyal bir inşa olduğunu savunur.
2
Anarşinin karakterini belirleyen şey, devletlerin birbirlerini nasıl gördüklerine dair paylaştıkları ortak bilgilerdir.

Daha Fazla Pratik

Wendt'in Hobbesçu, Lockeçu ve Kantçı anarşi kültürleri arasındaki farkları inceleyerek etkileşim türlerini pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 15Soru

Konstrüktivist teorisyen Alexander Wendt’e göre uluslararası sistemin yapısı, devletlerin birbirlerine yönelik algı ve rollerine göre farklı sosyal mantıklar sergiler. Bu bağlamda, devletlerin birbirlerinin var olma hakkını ve egemenliğini karşılıklı bir "kurum" olarak tanıdığı, uyuşmazlıklarda şiddet kullanımı bir seçenek olsa da tarafların birbirini yok etmeyi amaçlamadığı yapı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lockeçu anarşi kültürü

Cevap

Devletlerin birbirlerini rakip olarak gördüğü ve egemenliği karşılıklı bir hak olarak tanıdığı yapı Lockeçu anarşi kültürüdür.
Alexander Wendt’e göre Lockeçu anarşi kültürü, modern devletler sisteminin (Westphalia) temelini oluşturur. Bu kültürün en belirgin özelliği, devletlerin birbirlerini 'rakip' (rival) olarak konumlandırmasıdır. Rakipler, düşmanlardan farklı olarak birbirlerinin egemenlik ve hayatta kalma haklarını karşılıklı olarak tanırlar. Bu durum şiddeti tamamen ortadan kaldırmasa da, savaşın taraflardan birinin siyasi varlığını sona erdirmesini engelleyen bir 'normatif sınırlama' (yaşat ve yaşa ilkesi) getirir.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen aktör rollerini analiz etme
Aktörlerin birbirlerinin var olma hakkını tanıdığı ancak uyuşmazlıkların devam ettiği görülmektedir.
Wendt'in teorisinde her anarşi kültürü, aktörlerin birbirine atfettiği bir 'rol' (düşman, rakip, dost) ile tanımlanır.
2
Egemenlik ve şiddet kullanımı arasındaki ilişkiyi değerlendirme
Egemenliğin bir kurum (yaşat ve yaşa ilkesi) olarak görülmesi, şiddetin sınırlı kullanımına işaret eder.
Lockeçu kültürde egemenlik, aktörlerin birbirlerine tanıdığı sosyal bir haktır; bu da savaşı aktörü yok etme aracından çıkarıp sınırlı bir rekabet aracına dönüştürür.
3
Kavramsal eşleştirme yapma
Betimlenen özellikler Lockeçu anarşi kültürü ile birebir örtüşmektedir.
Hobbesçu kültürde egemenlik kurumu yoktur, Kantçı kültürde ise şiddet kullanımı meşruiyetini tamamen yitirmiştir.

Anahtar Kavram

Wendt'in Lockeçu Anarşi Kültürü ve Egemenlik Kurumu

İpuçları

1
Wendt'in anarşi kültürlerini birbirinden ayıran en temel fark, devletlerin birbirlerine atfettiği 'rol' tanımlarıdır.
2
Soruda geçen 'yaşat ve yaşa' (live and let live) ilkesi, devletlerin birbirini yok etmek yerine sınırlı bir rekabeti tercih ettiği yapıya işaret eder.
3
Batı dünyasının Westphalia sisteminden itibaren uzun süre içinde bulunduğu, egemenliğin karşılıklı tanındığı bu anarşi kültürü, adını liberal düşünür John Locke'tan alır.

Daha Fazla Pratik

Wendt'in anarşi kültürlerinin 'içselleştirme düzeyleri' (zorlama, çıkar, meşruiyet) arasındaki farkları inceleyerek bilginizi derinleştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:55s
Soru 16Soru

Nicholas Onuf, 19891989 tarihli "Kuralların Dünyası" (World of Our Making) adlı eserinde toplumsal yapının dilsel eylemler aracılığıyla inşa edildiğini savunur. Onuf'un kural temelli inşacılık (rule-oriented constructivism) yaklaşımına göre; aktörlerin birbirlerine verdikleri sözler, vaatler ve karşılıklı yükümlülükler (commissive speech acts) sonucunda ortaya çıkan kural türü ile bu kuralların hakim olduğu toplumsal yönetim biçimi (rule) eşleştirmesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Taahhüt kuralları - Heteronomi

Cevap

Taahhüt kuralları ile Heteronomi yönetim biçimi arasındaki ilişki Nicholas Onuf'un teorisindeki doğru eşleştirmedir.
Nicholas Onuf'a göre, aktörlerin birbirlerine verdikleri sözler ve girdiği yükümlülükler (commissive speech acts), sosyal yaşamda 'taahhüt kuralları' olarak kurumsallaşır. Bu kuralların hakim olduğu bir sistemde aktörler arasında resmi bir alt-üst ilişkisi bulunmaz (hiyerarşi yoktur) ve bilgiye dayalı bir üstünlükten ziyade karşılıklı vaatler esastır; bu durum Onuf tarafından 'heteronomi' olarak tanımlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Onuf'un dil felsefesi temelli yaklaşımındaki söz edimlerini tanımla.
Onuf; bildirimsel (assertive), yönlendirici (directive) ve yükümlülük altına girici/vaat edici (commissive) olmak üzere üç temel söz edimi tanımlar.
Teorinin temeli dilin dünyayı inşa etme kapasitesine dayanır.
2
Soru kökündeki 'vaat ve karşılıklı yükümlülük' ifadesini uygun söz edimiyle eşleştir.
Bu ifadeler 'commissive' (yükümlülük altına girici) söz edimlerine karşılık gelir.
Söz vermek, bir aktörün gelecekteki davranışına dair taahhütte bulunmasıdır.
3
Bu söz ediminin ürettiği kural türünü belirle.
Yükümlülük altına girici söz edimleri 'Taahhüt Kuralları'nı (Commitment Rules) üretir.
Karşılıklı sözler sosyal birer kural haline gelir.
4
Bu kural türünün yarattığı toplumsal düzeni (yönetim biçimini) tespit et.
Taahhüt kurallarının egemen olduğu, aktörlerin birbirine bağlı olduğu ancak üstünlük kurmadığı düzen 'Heteronomi'dir.
Onuf'un tipolojisinde her kural türü belirli bir 'rule' (yönetim/hükmetme) biçimine yol açar.

Anahtar Kavram

Nicholas Onuf'un Söz Edimleri, Kurallar ve Yönetim Biçimleri Tipolojisi

İpuçları

1
Onuf'un teorisinde 'söz verme' eyleminin hangi hukuki/sosyal kavrama benzediğini düşünün.
2
İngilizce 'commitment' teriminin Türkçe karşılığını ve bu kuralların yarattığı eşit ama kurallı düzeni anımsayın.
3
Merkezi otoritenin olmadığı ama kuralların sözler üzerinden yürüdüğü düzen 'heteronomi'dir.

Daha Fazla Pratik

Onuf'un 'İnsanlar toplumu, toplum da insanları yapar' (co-constitution) ilkesi ile Wendt'in fail-yapı tartışmasını karşılaştırın.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 17Soru

Uluslararası ilişkiler teorisinde "fail-yapı" (agent-structure) sorunu, sosyal gerçekliğin kurucu unsurlarının birbirleriyle olan ontolojik ilişkisine odaklanır. İnşacı (konstrüktivist) yaklaşımın bu soruna getirdiği "karşılıklı kuruluş" (mutual constitution) çözümü dikkate alındığında, fail ve yapı arasındaki ilişkiye dair aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Failler ve yapı, toplumsal pratikler aracılığıyla birbirini sürekli olarak var eden, anlamlandıran ve dönüştüren bir dinamik içerisindedir.

Cevap

Failler ve yapı arasındaki ilişki, toplumsal pratikler aracılığıyla birbirini karşılıklı olarak var eden, anlamlandıran ve dönüştüren dinamik bir süreçtir.
İnşacı kuramın merkezinde yer alan karşılıklı kuruluş ilkesine göre, ne failler (devletler) ne de uluslararası yapı birbirine önseldir. Yapı, faillerin kimliklerini ve çıkarlarını sosyal normlar aracılığıyla inşa ederken; failler de toplumsal pratikleri (diplomasi, savaş, iş birliği vb.) yoluyla bu yapıyı sürekli olarak yeniden üretir veya dönüştürürler. Dolayısıyla bu ilişki dinamik ve karşılıklıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Fail ve yapı kavramlarının ontolojik statüsünü belirle.
İnşacı perspektifte fail (aktör) ve yapı (normatif çevre) birbirine indirgenemez ve biri diğerinden önce gelmez.
Karşılıklı kuruluş ilkesinin temelini anlamak için bu bağımlılığı kavramak gerekir.
2
"Karşılıklı kuruluş" (mutual constitution) kavramının işleyişini analiz et.
Yapı faillere kimlik ve anlam kazandırırken; failler de eylemleriyle yapıyı yeniden üretir veya değiştirir.
Sürecin tek yönlü (sadece yapıdan faile veya sadece failden yapıya) olmadığını saptamak için bu analiz gereklidir.
3
Seçenekleri bu dinamik ilişki çerçevesinde değerlendir.
Dinamik inşayı ve pratikleri vurgulayan seçeneğin doğru olduğu sonucuna ulaşılır.
Ana akım teorilerin 'verili' kabul ettiği unsurların inşacılıkta 'değişebilir sosyal ürünler' olduğunu teyit etmek için.

Anahtar Kavram

Karşılıklı Kuruluş (Mutual Constitution)

İpuçları

1
İnşacılıkta hiçbir şey 'gökten zembille inmiş' veya 'verili' değildir; her şey sosyal etkileşimin bir ürünüdür.
2
Fail ve yapının birbirini 'var etmesi', yumurta-tavuk ilişkisi gibi bir döngüsellik içerir.
3
Alexander Wendt'in 'Anarşi devletlerin ondan ne anladığıdır' sözünü hatırlayın; bu söz yapının faillerin pratikleriyle şekillendiğini vurgular.

Daha Fazla Pratik

İnşacı kuramda normların fail davranışları üzerindeki 'kurucu' (constitutive) ve 'düzenleyici' (regulative) rolleri arasındaki farkı inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 18Soru

Alexander Wendt’in sosyal inşacı kuramına göre, uluslararası sistemdeki anarşi yapısal bir zorunluluk değil, devletlerin etkileşimleri sonucunda oluşan bir 'sosyal inşa' ürünüdür. Wendt, bu süreçte devletlerin birbirlerini algılama biçimlerine göre üç farklı anarşi kültürü tanımlar. Bu kültürlerden birinde devletler, 'Öteki'ni (Other) artık bir tehdit veya rakip olarak değil, 'benliğin bir parçası' (part of the self) olarak kurgularlar. Bu aşamada devletler, diğer devletlerin güvenliğini kendi güvenliklerinden ayrı görmez ve kolektif bir kimlik geliştirirler.

Wendt’in sınıflamasına göre, devletlerin birbirlerini 'dost' olarak tanımladığı ve şiddete başvurmanın bir seçenek olmaktan çıktığı bu yapı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kantçı anarşi kültürü

Cevap

Kantçı anarşi kültürü
Wendt'in modelinde Kantçı anarşi kültürü, devletlerin birbirlerini 'dost' (friend) olarak gördüğü bir yapıdır. Bu yapının temel özelliği, devletlerin artık birbirlerine karşı güç kullanmayı bırakmaları ve kolektif bir kimlik geliştirerek 'Öteki'ni 'Benlik'in bir parçası olarak tanımlamalarıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde verilen anahtar kavramları analiz etme
'Öteki'ni benliğin bir parçası olarak görme, kolektif kimlik ve dostluk vurgusu tespit edildi.
Wendt'in teorisinde her anarşi kültürü farklı bir rol (düşman, rakip, dost) üzerine kuruludur.
2
Kültürler arası ayrım yapma
Hobbesçu kültürde rol 'düşman', Lockeçu kültürde 'rakip', Kantçı kültürde ise 'dost'tur.
Kimliklerin birbirine eklemlendiği ve güvenliğin bölünmez kabul edildiği tek yapı Kantçı modeldir.
3
Kavramsal eşleştirme yapma
Tanımlanan özelliklerin tamamı Kantçı anarşi kültürünü işaret etmektedir.
Kolektif kimlik inşası, Wendt'in Kantçı kültür için öngördüğü en ileri aşamadır.

Anahtar Kavram

Kantçı Anarşi Kültürü ve Kolektif Kimlik İnşası

İpuçları

1
Bu anarşi kültüründe devletler birbirlerini 'rakip' değil, çok daha yakın bir ilişki olan 'dost' olarak tanımlarlar.
2
Devletlerin kendi güvenliklerini başkalarının güvenliğinden ayırmadıkları 'kolektif güvenlik' anlayışına odaklanın.
3
Wendt'in 'anarşi devletlerin ondan ne anladığıdır' sözü bağlamında en işbirlikçi olan kültürü düşünün.

Daha Fazla Pratik

Wendt'in anarşi kültürlerinin içselleştirilme düzeylerini (birinci, ikinci ve üçüncü derece) incelemek konuyu pekiştirmenize yardımcı olacaktır.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 19Soru

Uluslararası ilişkiler teorisinde Rasyonalizm (neorealizm ve neoliberalizm) ile İnşacılık (konstrüktivizm) arasındaki ontolojik tartışma, devletlerin "neyi, neden istediği" sorusu etrafında şekillenir. Rasyonalist kuramlar devlet çıkarlarını analize dahil edilmeden önce belirlenmiş (dışsal/verili) kabul ederken; İnşacılık bu çıkarların oluşum sürecini sosyal bir inşa olarak ele alır.

Bu çerçevede, İnşacı perspektife göre devlet davranışlarını rasyonalistlerden ayıran temel açıklama biçimi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Davranışların, aktörün kimliği ile sosyal normlar arasındaki tutarlılığa dayanan "uygunluk mantığı" (logic of appropriateness) ile açıklanması

Cevap

Devlet davranışlarının, aktörün sahip olduğu kimlik ve içinde bulunduğu sosyal bağlamdaki normlara dayanan uygunluk mantığı ile açıklanması.
İnşacı yaklaşım, rasyonalistlerin aksine devlet davranışlarını sadece bir maliyet-fayda hesabı (sonuçsalcılık mantığı) olarak görmez. James March ve Johan Olsen tarafından kavramsallaştırılan 'uygunluk mantığına' göre, devletler 'Bu durumda benim gibi bir aktör ne yapmalıdır?' sorusuna verdikleri cevapla (kimlik ve norm tutarlılığı) hareket ederler. Bu, çıkarların sosyal etkileşim süreciyle içsel olarak inşa edildiği varsayımına dayanır.

Adım Adım Çözüm

1
Tartışmanın temel eksenini belirle.
Rasyonalizm ve İnşacılık arasındaki fark, çıkarların nasıl oluştuğu ve davranışın hangi mantığa (fayda vs. uygunluk) dayandığıdır.
Sorunun odaklandığı rasyonalizm-inşacılık ayrımının temelini anlamak için gereklidir.
2
Rasyonalist varsayımı (sonuçsalcılık mantığı) analiz et.
Rasyonalistler devletlerin çıkarlarının dışsal (verili) olduğunu ve stratejik etkileşimde maliyet-fayda analizi yaparak sonuç odaklı davrandığını savunur.
Yanlış seçenekleri elemek için rasyonalist kampın özelliklerini belirlemek gerekir.
3
İnşacı varsayımı (uygunluk mantığı) analiz et.
İnşacılar çıkarların kimlikler tarafından belirlendiğini ve devletlerin sosyal normlara uygun davranma eğiliminde olduğunu (uygunluk mantığı) savunur.
İnşacıların özgün katkısını ve rasyonalizmden kopuş noktasını saptayarak doğru seçeneğe ulaşılır.

Anahtar Kavram

Uygunluk Mantığı (Logic of Appropriateness) vs. Sonuçsalcılık Mantığı (Logic of Consequences)

İpuçları

1
Tartışma, devletlerin karar alırken 'fayda' mı yoksa 'kimliğe uygunluk' mu gözettiği üzerinedir.
2
Rasyonalistler 'sonuçsalcılık mantığını' (logic of consequences) savunurken, İnşacılar bunun karşıtı olan kavramı savunur.
3
Doğru seçenek, devletin sosyal bir kimlik sahibi olduğu ve toplumsal normlara uygun davranma güdüsüyle hareket ettiğini belirtmelidir.

Daha Fazla Pratik

Alexander Wendt'in 'Anarchy is what states make of it' makalesindeki kimlik dönüşümü argümanını incelemek bu konuyu pekiştirecektir.

Alternatif Yöntem

Rasyonalizm ve İnşacılığı 'çıkarların kaynağı' üzerinden karşılaştırın: Eğer çıkarlar analize girmeden önce belliyse (dışsal) rasyonalizm; etkileşimle oluşuyorsa (içsel) inşacılıktır.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 20Soru

Finnemore ve Sikkink tarafından kavramsallaştırılan "Norm Yaşam Döngüsü" (NormNorm LifeLife CycleCycle) modeline göre; bir normun "eşik noktası"nı (tippingtipping pointpoint) aşarak uluslararası toplumun büyük bir kısmı tarafından benimsendiği ve devletlerin "meşruiyet" (legitimacylegitimacy) kaygısıyla hareket ettiği "normun yayılması" (normnorm cascadecascade) aşamasında, bu yayılımı mümkün kılan temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sosyalleşme (SocializationSocialization)

Cevap

Normun yayılması (cascade) aşamasında temel mekanizma sosyalleşme (socialization) sürecidir.
Norm Yaşam Döngüsü modeline göre, normun yayılması (normnorm cascadecascade) aşamasında devletler normu 'doğru olduğu' için değil; uluslararası toplumun saygın bir üyesi olma arzusu, meşruiyet kaygısı ve akran baskısı nedeniyle benimserler. Bu süreci işleten temel mekanizma 'sosyalleşme' (socializationsocialization) olarak adlandırılır. Bu aşamada devletler, normu zaten kabul etmiş olan diğer devletleri taklit ederek veya onlardan gelen baskıya uyum sağlayarak normu ulusal düzeylerine taşırlar.

Adım Adım Çözüm

1
Norm yaşam döngüsü aşamalarını hatırla.
Döngü; normun doğuşu, normun yayılması ve içselleştirme olmak üzere üç aşamadan oluşur.
Soruda sorulan 'yayılma' aşamasının döngüdeki yerini belirlemek için gereklidir.
2
Eşik noktası (tipping point) sonrası süreci analiz et.
Kritik bir kütle (yaklaşık 13\frac{1}{3} devlet) normu kabul ettiğinde, norm yayılma aşamasına geçer.
Eşik noktası, mekanizma değişiminin yaşandığı sınır çizgisidir.
3
Yayılma aşamasındaki devlet motivasyonunu ve aracını belirle.
Devletler meşruiyet kazanmak ve dışlanmamak için akran baskısı ile norma uyarlar; bu sürece sosyalleşme denir.
Sosyalleşme, inşacı kuramda normların kimlikler üzerinden yayılmasını sağlayan temel araçtır.

Anahtar Kavram

Sosyalleşme (Socialization) Mekanizması

İpuçları

1
Bu aşamada devletler, uluslararası toplumdan dışlanmamak ve saygınlıklarını korumak amacıyla norma uyum sağlarlar.
2
Eşik noktasından sonra devreye giren bu süreç, bir tür 'akran baskısı' veya 'taklit' yoluyla normun kitleselleşmesini sağlar.
3
Finnemore ve Sikkink, bu aşamada 'ikna'dan ziyade devletlerin meşruiyet kaygısı ile 'sosyalleşme' sürecine girdiğini vurgularlar.

Daha Fazla Pratik

İçselleştirme aşamasında normun 'habit' (alışkanlık) haline gelmesinin devlet davranışları üzerindeki etkisini inceleyen sorulara göz atabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Sayfa 1 / 17Sonraki