Uluslararası ilişkiler teorilerindeki 'fail-yapı (ajan-yapı) sorunu', sistem düzeyindeki kısıtlamalar ile devletlerin özerk eylem kapasiteleri arasındaki ontolojik öncelik tartışmasıdır. Neorealizm gibi sistemik teoriler yapının faili belirlediğini ileri sürerken, Dış Politika Analizi gibi yaklaşımlar genellikle failin tercihlerine odaklanır. İnşacılık (Konstrüktivizm) ise bu ontolojik ikilemi Anthony Giddens'ın 'yapılaşma' (structuration) teorisinden ilham alarak 'karşılıklı kuruluş' (co-constitution) argümanıyla aşmaya çalışır.
Buna göre, İnşacılığın fail-yapı sorununa getirdiği 'karşılıklı kuruluş' kavramsallaştırmasının uluslararası politikanın işleyişine dair temel iddiası aşağıdakilerden hangisidir?
- AFail-yapı tartışması, disiplindeki birey analiz düzeyi ile sistem analiz düzeyi arasındaki kavramsal karmaşadan ibaret olup; inşacılık, analiz birimi olarak yalnızca ulus-devlete odaklanarak bu karmaşayı aşar.
- BUluslararası anarşi, devletlerin ontolojik varlığından önce gelen salt maddi ve değişmez bir yapısal veridir; 'karşılıklı kuruluş', devletlerin bu yapısal kısıtlamalara nasıl rasyonel tepkiler verdiğini ifade eder.
- Uluslararası yapı, faillerin eylem ve pratiklerinden bağımsız, önceden verili bir maddi gerçeklik değildir; yapı ve fail birbirlerini sosyal etkileşimler aracılığıyla eşzamanlı olarak var eder ve aralarında ontolojik bir hiyerarşi yoktur.Cevap
- DUluslararası sistemin yapısı temelde küresel kapitalizmin merkez-çevre ilişkilerinden oluşur ve bu katı maddi yapı, faillerin kimlik ve çıkarlarını her koşulda tek yönlü olarak dikte eder.
- EKlasik realizmin insan doğasına atfettiği güç arzusu (fail) ile neorealizmin yapısal anarşisi sentezlendiğinde; devletlerin ancak rasyonel bencil aktörler olarak yapıya uyum sağlayabileceği sonucu ortaya çıkar.
Cevap
İnşacılığa göre uluslararası yapı, faillerin eylem ve pratiklerinden bağımsız, önceden verili bir maddi gerçeklik değildir; yapı ve fail birbirlerini ontolojik bir hiyerarşi olmaksızın sosyal etkileşimler aracılığıyla eşzamanlı olarak var eder.
İnşacılığın (Konstrüktivizmin) merkezinde yer alan 'karşılıklı kuruluş' kavramı, uluslararası ilişkilerde yapı (sistem/anarşi) ve fail (devlet) arasında tek yönlü bir belirleyicilik ilişkisi olmadığını savunur. Doğru ifade, yapının önceden verili, salt maddi ve bağımsız bir gerçeklik olmadığını; aksine devletlerin diplomatik kültürleri, normları ve günlük sosyal pratikleriyle sürekli olarak inşa edildiğini vurgular. Aynı eşzamanlı süreçte, inşa edilen bu sosyal yapı da devletlerin kimliklerini ve çıkarlarını şekillendirir. Dolayısıyla, ikisinden birine ontolojik bir üstünlük atfedilemez.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Karşılıklı Kuruluş (Co-constitution)