Ana akım uluslararası ilişkiler teorilerini eleştiren bir araştırmacı, fail ve yapı ilişkisine dair şu argümanı geliştirmiştir: 'Eğer uluslararası sistemi sadece maddi güç kapasitelerinin dağılımı üzerinden kavramsallaştırırsak, devleti bu değişmez çerçevenin pasif bir nesnesi haline getiririz. Diğer yandan, uluslararası politikayı yalnızca devletlerin önceden var olan verili çıkarları doğrultusunda yürüttükleri fayda maksimizasyonuna indirgersek, bu çıkarların ve devlet kimliklerinin hangi sosyal süreçlerden geçerek oluştuğunu açıklayamayız. Oysa anarşi ve devlet, biri diğerini tek yönlü belirleyen bağımsız değişkenler değildir; devletlerin sergilediği pratikler anarşik kültürü sürekli olarak yeniden üretirken, bu sosyal yapı da devletlerin ne tür aktörler olduğunu ve hangi kimliklere sahip olduğunu tanımlar.'
İnşacı (konstrüktivist) teoriye ait bu perspektifin, disiplindeki aktör-sistem sorunsalına getirdiği kavramsal çözüm aşağıdakilerden hangisiyle ifade edilir?
- AAnarşik yapının faillerin pratiklerinden ontolojik olarak önce geldiğini ve devletlerin sosyal kimliklerinden bağımsız olarak güç mücadelesini zorunlu kılan değişmez bir maddi gerçeklik olduğunu öngören yapısal determinizm.
- BSistemik düzeydeki kısıtlamaları dışlayarak, uluslararası ilişkileri yalnızca devletlerin içsel niteliklerine ve liderlerin insan doğasına indirgeyen analiz düzeyi yaklaşımı.
- Yapı ve failin birbirlerine ontolojik bir önceliği bulunmadığını ve sosyolojik bir süreçte birbirlerini sürekli olarak yeniden ürettiklerini savunan karşılıklı kuruluş (co-constitution) yaklaşımı.Cevap
- DSistemin Hobbesçu bir etkileşim alanından ibaret olduğunu, ancak faillerin diplomatik pratiklerle bu yapıyı Grotiusçu bir uluslararası topluma dönüştürdüklerini iddia eden çoğulcu-dayanışmacı perspektif.
- EYapının sadece devletlerin mutlak ve göreli kazanç hesaplamalarını sınırlayan dışsal bir faktör olduğunu ve faillerin kimliklerinin bu etkileşimden bağımsız şekillendiğini savunan rasyonalist yaklaşım.