Soru

Zorluk: Ortaİnşacılığın Doğuşu ve Temel Varsayımları

Soğuk Savaş’ın 1980’lerin sonunda beklenmedik bir şekilde ve büyük bir güç çatışması yaşanmadan sona ermesi, ana akım Uluslararası İlişkiler teorilerinin (Neorealizm ve Neoliberalizm) değişimi açıklama kapasitesinin sorgulanmasına yol açmıştır. Bu tarihsel kırılma noktasında rasyonalist yaklaşımlara meydan okuyarak yükselişe geçen İnşacı (Konstrüktivist) yaklaşımın, uluslararası sistemin yapısına ilişkin temel iddiası aşağıdakilerden hangisidir?

  1. Uluslararası sistemin yapısı sadece maddi unsurlardan değil, aktörlerin birbirine yüklediği anlamlardan ve öznelerarası fikirlerden oluşan sosyal bir kurgudur.Cevap
  2. B
    Uluslararası yapı, devletlerin askeri ve ekonomik güç dağılımı tarafından belirlenen, aktörlerin algılarından bağımsız nesnel bir gerçekliktir.
  3. C
    Uluslararası sistemin anarşik yapısı, devletleri her zaman 'kendi başının çaresine bakma' (self-help) davranışına iten değişmez bir zorunluluktur.
  4. D
    Devletler arasındaki iş birliği, uluslararası örgütlerin sağladığı rasyonel kurallar ve mutlak kazanç hesapları çerçevesinde yapısal bir düzene kavuşur.
  5. E
    Uluslararası sistemin işleyişi, devletlerin dış politika kararlarını belirleyen liderlerin bireysel psikolojik özellikleri tarafından tek yönlü olarak inşa edilir.

Cevap

Uluslararası sistemin yapısının sadece maddi unsurlardan değil, aktörler arasındaki paylaşılan fikirlerden ve öznelerarası anlamlardan oluşan sosyal bir kurgu olduğunu belirten seçenek doğrudur.
İnşacı (Konstrüktivist) yaklaşımın en temel varsayımı, uluslararası sistemin yapısının sosyal olarak inşa edildiğidir. Bu görüşe göre, uluslararası ilişkilerdeki maddi unsurlar (örneğin nükleer silahlar) kendi başlarına bir anlam ifade etmezler; bu unsurlara anlam kazandıran şey, devletler arasındaki paylaşılan fikirler, normlar ve kimliklerdir. Soğuk Savaş’ın bitişiyle beraber, askeri kapasiteler değişmemesine rağmen devletlerin birbirlerine yönelik 'düşman' algısının değişmesiyle sistemin dönüşmesi, İnşacılığın bu sosyal yapı vurgusunu doğrular niteliktedir.

Adım Adım Çözüm

1
Soğuk Savaş sonrası dönemde ana akım teorilerin eleştirisini değerlendir.
Neorealizm ve Neoliberalizm gibi rasyonalist teoriler, devletlerin kimliklerini ve çıkarlarını 'verili' kabul ettikleri için sistemdeki büyük değişimleri (Soğuk Savaş'ın bitişi gibi) açıklamakta yetersiz kalmıştır.
İnşacılığın doğuşu, bu teorik yetersizliğe bir tepki olarak 'fikirlerin' ve 'sosyal inşanın' önemini vurgulama ihtiyacından kaynaklanır.
2
İnşacılığın temel ontolojik varsayımını belirle.
İnşacılık, uluslararası yapının 'sosyal' olduğunu savunur. Bu, maddi nesnelerin (silahlar, coğrafya vb.) ancak insanlar onlara ortak bir anlam yüklediğinde uluslararası ilişkilerde bir karşılığı olduğu anlamına gelir.
Bu varsayım, İnşacılığı maddi güce dayalı rasyonalist teorilerden ayıran en temel farktır.
3
Seçenekleri bu sosyal yapı varsayımı üzerinden ele.
Yapının sadece maddi olmadığını, öznelerarası (intersubjektif) fikirlerden oluştuğunu savunan ifade, İnşacılığın temel varsayımıyla tam olarak örtüşür.
Diğer seçenekler ya maddi yapıyı (Realizm) ya rasyonel kurumsal mekanizmaları (Neoliberalizm) ya da indirgemeci bireysel algıları vurgulamaktadır.

Anahtar Kavram

İnşacılığın Sosyal Ontolojisi ve Öznelerarasılık

İpuçları

1
İnşacılık, 'maddi güç' yerine 'fikirler' ve 'anlamlar' üzerinde duran bir teoridir.
2
Soğuk Savaş'ın bitişiyle silah sayısında radikal bir değişim olmamasına rağmen, 'tehdit' algısının neden değiştiğini düşünün.
3
Uluslararası ilişkilerde bir nesnenin anlamı, aktörlerin o nesne hakkında paylaştığı ortak kanılarla belirlenir. Bu kavrama 'öznelerarasılık' (intersubjectivity) denir.

Daha Fazla Pratik

İnşacılığın 'fail-yapı' (agent-structure) ilişkisini nasıl ele aldığını ve Alexander Wendt'in 'Anarşi devletlerin ondan ne anladığıdır' makalesindeki temel argümanları inceleyin.
Tahmini Süre:1m 30s
Bu soruyu puanla