İnşacılığın Doğuşu ve Temel Varsayımları
40 soru
Soğuk Savaş’ın 1980’lerin sonunda beklenmedik bir şekilde ve büyük bir güç çatışması yaşanmadan sona ermesi, ana akım Uluslararası İlişkiler teorilerinin (Neorealizm ve Neoliberalizm) değişimi açıklama kapasitesinin sorgulanmasına yol açmıştır. Bu tarihsel kırılma noktasında rasyonalist yaklaşımlara meydan okuyarak yükselişe geçen İnşacı (Konstrüktivist) yaklaşımın, uluslararası sistemin yapısına ilişkin temel iddiası aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası ilişkilerde İnşacı (Konstrüktivist) yaklaşım, ana akım rasyonalist teorilerin aksine uluslararası sistemin yapısının sadece 'maddi' değil, aynı zamanda 'sosyal' bir nitelik taşıdığını savunur. Buna göre, İnşacı yaklaşıma göre aşağıdakilerden hangisi uluslararası sistemdeki devlet davranışlarını şekillendiren temel 'sosyal' unsurlardan biridir?
Uluslararası ilişkiler teorisinde İnşacı (Konstrüktivist) yaklaşım, ana akım rasyonalist teorilerin (Realizm ve Liberalizm) aksine, devletlerin çıkarlarının () uluslararası sistemin yapısı tarafından otomatik olarak belirlendiği veya dışsal () bir veri olduğu varsayımını reddeder. İnşacılığa göre, devletlerin uluslararası politikada neyi 'çıkar' olarak tanımlayacaklarını ve nasıl davranacaklarını belirleyen temel unsur aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası ilişkiler disiplinindeki "Üçüncü Tartışma" (Rasyonalizm-Yansımacılık tartışması) bağlamında ana akım teorilere bir tepki olarak gelişen İnşacılık (Konstrüktivizm); Alexander Wendt, Nicholas Onuf ve Friedrich Kratochwil gibi düşünürlerin katkılarıyla şekillenmiştir. Bu yaklaşım, dönemin hakim teorileri olan Neorealizm ve Neoliberalizmin paylaştığı ortak rasyonalist ve materyalist varsayımlara ciddi eleştiriler yöneltmiştir.
Buna göre, aşağıdakilerden hangisi İnşacılığın doğuş sürecinde söz konusu ana akım teorilere yönelttiği temel eleştirilerden ve kendi temel varsayımlarından biridir?
Uluslararası ilişkiler teorisinde 1980'lerin sonundan itibaren ana akım yaklaşımların (Neorealizm ve Neoliberalizm) 'materyalist' ve 'rasyonalist' varsayımlarına karşı bir eleştiri olarak ortaya çıkan İnşacılık (Konstrüktivizm), sosyal dünyanın inşasında fikirlerin ve kimliklerin rolüne vurgu yapar.
Buna göre, İnşacı teorinin temel varsayımları dikkate alındığında uluslararası sistemin yapısı aşağıdakilerden hangisi ile açıklanabilir?
Uluslararası ilişkiler teorisinde 1980'lerin sonunda yaşanan "Üçüncü Tartışma" (Rasyonalizm-Yansımacılık) sürecinde, rasyonalist ana akım teorilerin (Neorealizm ve Neoliberalizm) benimsediği maddi kapasite odaklı ve metodolojik bireyselci ontolojiye yönelik en köklü eleştiriyi getiren inşacı (konstrüktivist) yaklaşım; uluslararası gerçekliğin toplumsal olarak inşa edildiğini savunur.
İnşacı yaklaşımın bu temel ontolojik kopuşu ve doğuş varsayımları dikkate alındığında, uluslararası yapı ve faillerin (devletlerin) bu yapı içindeki konumuyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
Uluslararası ilişkiler teorisinde 1980'lerin sonundan itibaren ana akım yaklaşımların maddi yapı ve verili çıkar vurgusuna bir eleştiri olarak doğan inşacı (konstrüktivizm) yaklaşıma göre; uluslararası sistemin yapısını belirleyen temel unsur aşağıdakilerden hangisidir?
Neorealizm ve Neoliberalizm gibi rasyonalist teoriler, devletlerin kimlik ve çıkarlarını analize başlamadan önce "verili" (değişmez) kabul ederken; İnşacılık (Konstrüktivizm), bu unsurların ancak toplumsal etkileşim süreçleri içerisinde anlam kazandığını ileri sürer. Alexander Wendt'in "anarşi devletlerin ondan ne anladığıdır" teziyle de vurguladığı üzere, İnşacı yaklaşıma göre uluslararası yapının karakterini belirleyen temel unsur aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası İlişkiler teorisinde 1980’li yılların sonunda yaşanan "Üçüncü Tartışma" (Rasyonalizm-Yansımacılık) bağlamında doğan İnşacılık, ana akım teorilerin ontolojik temellerine yönelik radikal bir eleştiri geliştirmiştir. Alexander Wendt ve Nicholas Onuf gibi isimlerin öncülüğünü yaptığı bu yaklaşım, uluslararası sistemin yapısının sadece askeri güç ve maddi kapasitelerden ibaret olmadığını; bu kapasitelerin ancak toplumsal bir bağlam içinde anlam kazandığını savunur. Buna göre, inşacı yaklaşıma göre uluslararası sistemin yapısını kuran ve aktörlerin çıkarlarını şekillendiren temel unsur aşağıdakilerden hangisidir?
İnşacı (konstrüktivist) yaklaşıma göre, uluslararası sistemin yapısı sadece maddi kapasitelerin bir dağılımı değil, aynı zamanda aktörlerin birbirlerine yönelik beklentilerini ve kimlik tanımlamalarını içeren "düşünsel" bir kurgudur. Alexander Wendt'in literatürde sıkça kullanılan "500 İngiliz nükleer silahının ABD için 5 Kuzey Kore nükleer silahından daha az korkutucu olması" örneğiyle vurguladığı temel ontolojik varsayım aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası İlişkiler teorisinde Neorealizm ve Neoliberalizm gibi rasyonalist yaklaşımlar, uluslararası sistemin yapısını "maddi kapasitelerin dağılımı" üzerinden tanımlarken; İnşacılık (Konstrüktivizm), bu maddi unsurların tek başına bir anlam ifade etmediğini ve yapının asıl belirleyici unsurunun aktörler arasındaki paylaşılan anlamlar olduğunu ileri sürer. Alexander Wendt'e göre, 500 nükleer silaha sahip İngiltere'nin ABD için bir tehdit oluşturmaması, buna karşılık çok daha az silaha sahip Kuzey Kore'nin ciddi bir tehdit olarak algılanması, yapının maddi değil toplumsal bir nitelik taşıdığını gösterir.
Buna göre, İnşacı yaklaşımın uluslararası sistemin yapısına ilişkin temel ontolojik varsayımı aşağıdakilerden hangisidir?
Alexander Wendt tarafından sistemleştirilen İnşacı (Konstrüktivist) yaklaşımın, uluslararası sistemin "anarşik" yapısına ilişkin temel savı aşağıdakilerden hangisidir?
Nicholas Onuf'un 'Dünya bizim kurguladığımız bir yerdir' (World of our making) ifadesiyle de paralel olarak, İnşacı (Konstrüktivist) yaklaşımın uluslararası sistemin yapısına ilişkin temel varsayımı aşağıdakilerden hangisidir?
İnşacı (Konstrüktivist) yaklaşımın temel varsayımları çerçevesinde, uluslararası aktörlerin "çıkarlarının" (interests) kaynağı ve şekillenme süreciyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
Uluslararası ilişkiler teorisinde 1980'lerin sonundan itibaren rasyonalist yaklaşımlara (Neorealizm ve Neoliberalizm) temel bir eleştiri olarak gelişen İnşacı (Konstrüktivist) yaklaşıma göre, uluslararası sistemin yapısını belirleyen en temel unsur aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası İlişkiler teorisinde rasyonalist yaklaşımlar (Neorealizm ve Neoliberalizm), devletlerin davranışlarını stratejik hesaplamalara, maliyet-fayda analizine ve beklenen sonuçlara dayanan 'Sonuçsalcılık Mantığı' ( ) çerçevesinde açıklar. Buna karşın İnşacı (Konstrüktivist) yaklaşım, devletlerin davranışlarının paylaşılan normlar, roller ve toplumsal kimlikler tarafından şekillendiğini; aktörlerin rasyonel bir kazanç arayışından ziyade 'Benim gibi bir aktör bu durumda ne yapmalı?' sorusuna göre hareket ettiğini savunur. İnşacı yaklaşımın bu temel varsayımı aşağıdakilerden hangisi ile adlandırılmaktadır?
Uluslararası İlişkiler teorisinde rasyonalist yaklaşımların (Neorealizm ve Neoliberalizm) aksine; devletlerin "ulusal çıkar" tanımlarının ve kimliklerinin maddi güç unsurlarından ziyade, devletler arasındaki öznelerarası anlamlar ve sosyal etkileşimler yoluyla inşa edildiğini ileri süren temel yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası sistemin doğasını sadece 'maddi güçlerin dağılımı' üzerinden açıklayan ana akım teorilere karşı; sistemin, aktörlerin birbirlerine yüklediği anlamlar ve rollerden oluşan bir 'sosyal yapı' olduğunu savunan İnşacı (Konstrüktivist) yaklaşım, disiplinde ontolojik bir kopuşu temsil eder. Özellikle 'li yılların sonundaki ' Tartışma' sürecinde şekillenen bu yaklaşım, devletlerin davranışlarını belirleyen unsurların maddi değil, 'öznelerarası' (intersubjective) olduğunu vurgular.
Buna göre; Alexander Wendt, Nicholas Onuf ve Friedrich Kratochwil gibi düşünürlerin temel varsayımları dikkate alındığında, uluslararası sistemdeki 'anarşi' ve 'yapı' ilişkisine dair aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?
Uluslararası ilişkiler teorisinde "Üçüncü Tartışma" (Third Debate) sürecinde rasyonalist yaklaşımların (Neorealizm ve Neoliberalizm) materyalist ve pozitivist varsayımlarına bir eleştiri olarak gelişen İnşacılık (Konstrüktivizm); uluslararası yapıyı sadece fiziksel kapasitelerin dağılımı olarak değil, aktörlerin paylaştığı anlamlar ve sosyal inşalardan oluşan bir bütün olarak tanımlar.
Bu perspektiften hareketle, İnşacı yaklaşıma göre uluslararası sistemin "anarşik" yapısının devlet davranışları üzerindeki belirleyici etkisi aşağıdakilerden hangisine bağlıdır?
Uluslararası ilişkiler teorisinde ana akım yaklaşımlar olan Neorealizm ve Neoliberalizm, sistemi devletlerin davranışlarını belirleyen 'maddi bir yapı' olarak tanımlarken; İnşacılık (Konstrüktivizm), sistemin özüne dair farklı bir ontolojik yaklaşım geliştirmiştir.
İnşacı yaklaşımın temel varsayımları dikkate alındığında, uluslararası sistemin yapısına dair aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?