Uluslararası ilişkilerde anarşinin tek bir mantığı olmadığını savunan Alexander Wendt, devletlerin birbirlerine yönelik atfettikleri rol kimliklerinin farklı anarşi kültürlerini belirlediğini ifade eder. Buna göre, devletlerin birbirlerini "rakip" (rival) olarak tanımladığı ve "yaşa ve yaşat" (live and let live) ilkesinin geçerli olduğu Lockeçu anarşi kültürü, Hobbesçu kültürden temel olarak hangi noktada ayrılmaktadır?
- Devletlerin birbirlerinin var olma hakkını (egemenliğini) tanıması ve şiddeti sistem içi bir araç olarak sınırlamasıCevap
- BDevletlerin birbirlerini varoluşsal bir tehdit olarak tanımlayıp rakibini yok etmeyi temel amaç edinmesi
- CUluslararası uyuşmazlıkların çözümünde kuvvet kullanma tehdidinin sistemden tamamen dışlanması
- DDevletlerin ulusal çıkarlarını korumak için kolektif güvenlik örgütlerine üye olma zorunluluğu
- EAnarşinin maddi yapısının devletlerin davranışlarını sosyal etkileşimden bağımsız olarak belirlemesi
Cevap
Devletlerin birbirlerinin var olma hakkını tanıması ve şiddeti sistem içi bir araç olarak sınırlaması
Alexander Wendt'e göre Lockeçu anarşi kültürü, Westphalia sonrası modern uluslararası sistemi temsil eder. Bu kültürde devletler birbirlerini 'rakip' olarak görürler. Rakip kimliği, düşmandan farklı olarak karşı tarafın yaşama ve egemenlik hakkının tanınmasını içerir. Bu durum şiddeti tamamen ortadan kaldırmaz ancak sistem içi, sınırlı ve belirli kurallara (yaşa ve yaşat ilkesi) tabi bir araç haline getirir.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Wendt'in Anarşi Kültürleri ve Rol Kimlikleri
Daha Fazla Pratik
Wendt'in bahsettiği üç anarşi kültürünün birinci, ikinci ve üçüncü derece içselleştirme düzeylerini (zorlama, çıkar, meşruiyet) inceleyerek konuyu pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s