1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin "üçüncü devletler" ile ilgili hükümleri dikkate alındığında, bir antlaşmanın üçüncü bir devlet için hak veya yükümlülük doğurması süreciyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
- Antlaşmanın üçüncü bir devlet için yükümlülük doğurabilmesi için o devletin bu durumu yazılı ve açık bir şekilde kabul etmesi gerekirken; hak bahşedilmesi durumunda, devletin aksine bir beyanı olmadığı sürece rızasının olduğu varsayılır.Cevap
- BÜçüncü devletlere tanınan hakların hukuki geçerlilik kazanması, söz konusu devletin bu hakları resmi bir nota ile açıkça ve yazılı olarak kabul etmesine bağlıdır.
- CAntlaşmanın tarafları, üçüncü bir devletin rızasını almaksızın, o devlet lehine yaratılan hakları her aşamada tek taraflı olarak geri alma veya değiştirme yetkisine sahiptir.
- DUluslararası barışın korunması söz konusu olduğunda, üçüncü devletler rızaları olmasa dahi tüm çok taraflı antlaşmaların getirdiği yükümlülüklere doğrudan tabi olurlar.
- EÜçüncü bir devletin bir antlaşmadan doğan yükümlülüğü açıkça kabul etmesi, o devleti hukuken söz konusu antlaşmanın asil bir tarafı (akit devlet) haline getirir.
Cevap
Bir antlaşmanın üçüncü bir devlet için yükümlülük doğurabilmesi için o devletin bu durumu yazılı ve açık bir şekilde kabul etmesi şarttır; ancak hak tanınması durumunda aksine bir düzenleme yoksa rızanın varlığı karine olarak kabul edilir.
Doğru ifade, 1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 35. ve 36. maddelerindeki temel ayrımı tam olarak yansıtmaktadır. Yükümlülükler için 'açık ve yazılı kabul' (express and in writing) şartı aranırken, haklar için 'aksine bir belirti yoksa rıza var sayılır' (presumption of assent) kuralı geçerlidir.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Pacta Tertiis Nec Nocent Nec Prosunt ve Rıza Karinesi
Tahmini Süre:1m 30s