A ve B devletlerinin temsilcileri, sınır güvenliği ve askeri işbirliği konularını kapsayan bir antlaşma metnini imzalamışlardır. Metinde, antlaşmanın her iki devletin parlamentosunda onaylanmasının (ratifikasyon) ardından yürürlüğe gireceği düzenlenmiştir. Onay süreci tamamlanmadan önce B devleti, antlaşmada yer alan ve "henüz gerçekleşmemiş muhtemel tehditlere karşı diğer devletin ülkesinde önleyici askeri operasyon yapma" yetkisi veren gizli bir maddeye dayanarak harekete geçmek istemiştir. A devleti ise antlaşmanın henüz onaylanmadığını, kendi temsilcisinin yetkisini aşarak (ultra vires) imza attığını ve kuvvet kullanma yasağını ihlal eden bu hükmün antlaşmayı geçersiz kıldığını ileri sürmüştür. B devleti iddialara karşı çıkarken, Uluslararası Adalet Divanının (UAD) eski tarihli bir kararını uyuşmazlığın çözümü için doğrudan bağlayıcı ve asli bir kaynak olarak emsal göstermiştir.
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi ve uluslararası hukukun genel ilkeleri çerçevesinde, bu olaydaki iddialara ilişkin aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?
- Antlaşma onaylanmadığı için henüz bağlayıcılık kazanmamış olsa bile, kuvvet kullanma yasağı gibi emredici bir kuralı (jus cogens) ihlal eden hükümler içerdiğinden yapıldığı andan itibaren mutlak butlanla batıldır.Cevap
- BB devletinin dayandığı "muhtemel tehditlere karşı önleyici silahlı müdahale" kavramı, Birleşmiş Milletler Antlaşması'nın 51. maddesinde düzenlenen meşru müdafaa hakkının evrensel ve mutlak bir uzantısıdır.
- CUluslararası Adalet Divanının kararları UAD Statüsü'nün 38. maddesine göre uluslararası hukukun asli kaynaklarından biri olduğu için, B devletinin eski kararı bağlayıcı bir norm olarak göstermesi hukuka uygundur.
- DA devletinin temsilcisinin yetkisini aşarak hareket etmesi, devletin kurumsal iradesiyle örtüşmediğinden, imzalama işleminden doğabilecek hiçbir hukuka aykırılık A devletine isnat edilemez.
- EEmredici kurallara (jus cogens) aykırılık iddiası, yalnızca onaylanarak yürürlüğe girmiş antlaşmalar bakımından ileri sürülebileceğinden, bu olayda mutlak butlan müeyyidesi uygulanamaz.