İngiliz Okulu

259 soru

Soru 1Soru

Martin Wight tarafından geliştirilen "Üç Gelenek" (Three Traditions) tipolojisinde; uluslararası ilişkilerin temel biriminin egemen devletler değil, tüm insanlığı kapsayan bir ahlaki topluluk (civitas maxima) olduğunu savunan ve mevcut devletler sistemini bu ideal birliğe ulaşılması yolunda aşılması gereken geçici bir engel olarak gören düşünce geleneği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devrimcilik (Kantçı Gelenek)

Cevap

Martin Wight'ın tipolojisinde insanlık topluluğunu (civitas maxima) temel alan ve devletler sistemini aşılması gereken bir yapı olarak gören gelenek Devrimciliktir (Kantçı Gelenek).
Devrimcilik (Kantçı Gelenek), Martin Wight'ın tasnifinde uluslararası politikanın tözsel birliğini savunan yaklaşımdır. Bu gelenek, mevcut egemen devlet sistemini ahlaki açıdan kusurlu ve geçici bir yapı olarak kabul eder. Onlara göre asıl olan, devletlerin çıkarları değil, tüm bireylerin oluşturduğu evrensel bir insanlık topluluğudur (civitas maxima). Bu yaklaşım, uluslararası ilişkilerde devletler sisteminin yerini alacak olan küresel bir sivil toplum idealine dayanır.

Adım Adım Çözüm

1
Martin Wight'ın üç temel geleneğinin (Realizm, Rasyonalizm, Devrimcilik) ontolojik odak noktalarını belirle.
Realizm anarşiye, Rasyonalizm devletler toplumuna, Devrimcilik ise insanlık topluluğuna odaklanır.
Her geleneğin uluslararası sistemin doğasına ilişkin temel varsayımı farklıdır.
2
Soru kökündeki 'civitas maxima' ve 'devletler sisteminin geçici aşama görülmesi' vurgularını analiz et.
Bu vurgular, kozmopolit ve teleolojik (erekbilimsel) bir yaklaşımı işaret etmektedir.
Devrimci (Kantçı) gelenek, mevcut sınırların ve egemenliğin, insanlığın ahlaki birliği önünde bir engel olduğunu savunur.
3
Seçenekler arasından bu tanıma en uygun olan düşünceyi seç.
Devrimcilik (Kantçı Gelenek) seçeneği en uygunudur.
Wight'ın tanımıyla Devrimciler, devletler sistemini bir 'gölge oyununa' benzeterek gerçek birliğin bireyler arasında kurulacağını savunurlar.

Anahtar Kavram

Martin Wight'ın Üç Gelenek Tipolojisi

İpuçları

1
Wight'ın orta yolu olan Rasyonalizm ile daha radikal ve idealist olan Devrimcilik arasındaki farkı düşünün.
2
Bu gelenek, uluslararası sınırları ve egemenlik kavramını, insanlığın evrensel birliğine giden yolda geçici yapılar olarak görür.
3
Kozmopolit bir bakış açısıyla 'Dünya Toplumu' kavramına en yakın olan geleneği seçin.

Daha Fazla Pratik

Wight'ın bu üç geleneğinin her birinin uluslararası topluma (International Society) nasıl yaklaştığını karşılaştırmalı olarak inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 2Soru

Barry Buzan’ın 2004 yılında yayımlanan *From International to World Society?* (Uluslararası Toplumdan Dünya Toplumuna mı?) adlı eseri, İngiliz Okulu’nun klasik teorik mirasını modern sosyal bilimler yöntemleriyle, özellikle yapısalcılıkla buluşturma çabasıdır. Buzan bu eserinde, toplumu oluşturan kurumları "birincil" (primary) ve "ikincil" (secondary) olarak ayrıştırmıştır.

Buna göre, Barry Buzan’ın "birincil kurumlar" (primary institutions) kavramsallaştırmasına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Buzan, birincil kurumların yalnızca egemen devletlerin oluşturduğu "devletlerarası toplum" düzeyinde var olabileceğini; devlet dışı aktörlerin ve bireylerin yer aldığı "dünya toplumu" alanında bu tür kurumsal yapıların bulunmadığını savunur.

Cevap

Buzan'a göre birincil kurumların sadece devletlerarası alanda var olduğunu savunan ifade yanlıştır; çünkü Buzan bu kavramı dünya toplumunun (non-state) diğer katmanlarına da uygulamıştır.
Doğru yanıt olan seçenek yanlıştır çünkü Barry Buzan, 2004 tarihli eserinde İngiliz Okulu'nun kurumlar analizini sadece egemen devletler arasındaki ilişkilerle sınırlı tutmamış; aksine 'Dünya Toplumu'nun (ulusötesi ve insanlararası alan) da kendine özgü birincil kurumlara (örneğin insan hakları, milliyetçilik, küresel pazar) sahip olduğunu savunarak teoriyi genişletmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Buzan'ın 2004 yılındaki temel ayrımını hatırla.
Buzan kurumları, derin toplumsal pratikler (birincil) ve somut örgütler (ikincil) olarak ayırmıştır.
Teorinin yapısal analizini yapabilmek için bu ayrım gereklidir.
2
Birincil kurumların hangi analiz düzeylerinde geçerli olduğunu belirle.
Buzan, kurumların sadece devletlerarası (interstate) değil, ulusötesi (transnational) ve insanlararası (interhuman) alanlarda da var olduğunu savunur.
Dünya Toplumu kavramını normatif bir söylemden analitik bir kategoriye taşımak için bu genişletme yapılmıştır.
3
Seçeneklerdeki iddiayı test et.
Birincil kurumların sadece devletlerarası alanla sınırlı olduğu iddiası, Buzan'ın teorik genişlemesiyle çelişir.
Buzan, 'insan hakları' veya 'küresel pazar' gibi kavramları devlet dışı alanın birincil kurumları olarak görür.

Anahtar Kavram

Buzan'ın Birincil vs. İkincil Kurum Ayrımı ve Dünya Toplumu Genişlemesi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 3Soru

İngiliz Okulu'nun kuramsal çatısını oluşturan Martin Wight'ın 'üç gelenek' (Realizm, Rasyonalizm ve Devrimcilik) tasnifinde; Rasyonalizm (Grotiusçu gelenek), okulun temel ontolojik ve metodolojik varsayımlarının merkezinde yer alır. Klasik yaklaşımın tarihsel ve hukuksal derinliğini yansıtan bu gelenek, uluslararası yapıyı ne sadece bir güç mücadelesi ne de bir dünya devleti ideali olarak görür.

Buna göre, Rasyonalist geleneğin uluslararası ilişkiler analizindeki temel varsayımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devletlerin anarşik bir ortamda bulunmalarına rağmen, ortak kurallar ve kurumlar çerçevesinde bir 'uluslararası toplum' oluşturabilmeleri.

Cevap

Devletlerin anarşik bir ortamda bulunmalarına rağmen, ortak kurallar ve kurumlar çerçevesinde kurdukları 'uluslararası toplum'un varlığının kabul edilmesi.
Rasyonalist (Grotiusçu) gelenek, devletlerin birbirlerini sadece stratejik aktörler olarak değil, aynı zamanda ortak bir hukuk ve diploması kültürünün parçaları olarak gördüğünü varsayar. Bu durum, merkezi bir otoritenin bulunmadığı 'anarşik' bir yapıda bile devletlerin ortak kurumlar (güç dengesi, diplomasi, uluslararası hukuk) aracılığıyla bir 'toplum' inşa edebilmelerine olanak tanır. İngiliz Okulu'nun ontolojik çekirdeğini bu varsayım oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Martin Wight'ın üç geleneğini (Realizm, Rasyonalizm, Devrimcilik) ayırt et.
Rasyonalizm (Grotiusçu), Realizm ve Devrimcilik arasındaki 'orta yol' olarak tanımlanır.
Soruda sorulan Rasyonalist geleneğin kuramsal konumunu belirlemek için bu ayrım gereklidir.
2
Uluslararası 'sistem' ve 'toplum' kavramları arasındaki ontolojik farkı analiz et.
Sistem sadece etkileşimi, toplum ise ortak kural ve kurumları (diplomasi, hukuk vb.) ifade eder.
Rasyonalizmin İngiliz Okulu'na en büyük katkısı 'uluslararası toplum' kavramıdır.
3
Rasyonalist geleneğin anarşi altındaki devlet davranışına bakışını değerlendir.
Devletlerin anarşiye rağmen rasyonel bir iş birliği ve hukuksal bağ kurabileceği sonucuna ulaşılır.
Bu, rasyonalizmin uluslararası ilişkilere dair temel varsayımıdır.

Anahtar Kavram

Rasyonalist Gelenek ve Uluslararası Toplum Ontolojisi
Tahmini Süre:1m 35s
Soru 4Soru

İngiliz Okulu (English School) yaklaşımına göre; devletlerin birbirleriyle yalnızca güç mücadelesi ve stratejik rekabet içinde oldukları Hobbesçu "uluslararası sistem" aşamasından, ortak çıkar ve değerler etrafında şekillenen Grotisçu "uluslararası toplum" aşamasına geçtiklerini gösteren temel unsur aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devletlerin birbirlerini meşru ve egemen aktörler olarak tanıyarak ortak normlar ve kurumlar etrafında birleşmesi

Cevap

Devletlerin birbirlerini meşru ve egemen aktörler olarak tanıması ve ortak normlar/kurumlar etrafında birleşmesi, uluslararası sistemden uluslararası topluma geçişin temel göstergesidir.
Doğru seçenek olan 'karşılıklı tanıma ve ortak normlar', İngiliz Okulu'nun rasyonalist kanadına göre devletler arasındaki salt etkileşimi (sistem) bir topluma (society) dönüştüren yegane unsurdur. Hedley Bull'a göre uluslararası toplum, devletlerin belirli ortak çıkar ve değerlerin bilincinde olup kendilerini ortak bir kural diziniyle bağlı hissetmeleriyle oluşur.

Adım Adım Çözüm

1
İngiliz Okulu'nun üçlü ontolojik yapısını (Sistem, Toplum, Dünya Toplumu) tanımla.
Sistem (Hobbesçu/Realist), Toplum (Grotisçu/Rasyonalist), Dünya Toplumu (Kantçı/Devrimci).
Sorunun hangi düzeydeki ayrımı sorduğunu netleştirmek için.
2
Uluslararası sistemin temel özelliğini belirle.
Sistemde devletler birbirini etkiler ancak ortak bir kimlik veya bağlayıcı kural seti geliştirmezler; sadece güç dengesi gözetilir.
Ayrım noktasının başlangıcını anlamak için.
3
Uluslararası toplumun (International Society) ayırt edici niteliğini analiz et.
Toplumda devletler, ortak çıkarlarını korumak için diplomasi, uluslararası hukuk ve egemenlik gibi ortak kural ve kurumlara tabi olurlar.
Sistemden topluma geçişi sağlayan 'meşruiyet' ve 'karşılıklı tanıma' unsurlarını tespit etmek için.

Anahtar Kavram

İngiliz Okulu'nda Uluslararası Toplumun Kurucu Unsurları

İpuçları

1
İngiliz Okulu'nun rasyonalist (Grotisçu) geleneğini ve devletlerin bir 'kulüp' üyesi gibi davranmasını düşünün.
2
Sistemde sadece etkileşim varken, toplumda bu etkileşimi düzenleyen 'diplomasi' ve 'hukuk' gibi unsurlar devreye girer.

Daha Fazla Pratik

İngiliz Okulu içindeki 'Çoğulculuk' ve 'Dayanışmacılık' tartışmalarını inceleyerek uluslararası toplumun sınırlarını daha iyi anlayabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 5Soru

İngiliz Okulu'nun metodolojik omurgasını oluşturan "klasik yaklaşım", uluslararası ilişkilerin davranışsalcıların iddia ettiği gibi sadece ampirik ve nicel verilerle değil; tarih, hukuk ve felsefe eksenli bir yorumlamayla kavranabileceğini savunur. Bu metodolojik perspektiften hareketle Hedley Bull ve Martin Wight gibi düşünürlerin kavramsallaştırdığı "uluslararası toplum" (international society) ontolojisinin, "uluslararası sistem" (international system) kavramından temel farkı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devletlerin sadece güç dengesi ve stratejik rekabet temelinde etkileşim kuran birimler olmaktan çıkıp; ortak çıkarlar, değerler ve kendilerini bağlı hissettikleri kural ve kurumlar aracılığıyla bir topluluk meydana getirmeleri.

Cevap

Uluslararası toplumun temel farkı, devletlerin sadece stratejik bir etkileşim içinde olmaları değil, aynı zamanda ortak kurallar, kurumlar ve değerler etrafında bir 'topluluk' bilinciyle hareket etmeleridir.
Doğru seçenek, İngiliz Okulu'nun Grotiusçu (Rasyonalist) geleneğine dayanır. Bu yaklaşıma göre, anarşik bir yapıda dahi devletler birbirlerini meşru üyeler olarak tanır ve ortak çıkarlar (diplomasi, hukuk, savaşın sınırlanması) çerçevesinde kural koyucu kurumlar oluştururlar. Bu durum, sadece güç odaklı etkileşimi ifade eden 'sistem'den, kural odaklı bir 'toplum' yapısına geçişi sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Metodolojik çerçeveyi belirle.
İngiliz Okulu'nun 'klasik yaklaşım'ı; tarih, hukuk ve felsefeyi merkeze alır.
Soruda vurgulanan metodolojik bakış açısının hangi ontolojik kavramları beslediğini anlamak için gereklidir.
2
Sistem ve Toplum ayrımını yap.
Uluslararası sistem (Hobbesçu/Realist) salt etkileşimi; uluslararası toplum (Grotiusçu/Rasyonalist) ise kural ve kurumları ifade eder.
Okulun en temel ontolojik ayrımı bu iki kavram arasındaki nitelik farkıdır.
3
Dünya toplumu ile farkını ayırt et.
Uluslararası toplum devlet merkezlidir; dünya toplumu (Kantian) ise insanlık/birey merkezlidir.
Çoğulculuk ve dayanışmacılık tartışmalarının temelinde yatan aktör farkını netleştirmek gerekir.

Anahtar Kavram

İngiliz Okulu'nun Uluslararası Toplum (International Society) Kavramsallaştırması

Daha Fazla Pratik

İngiliz Okulu içindeki 'Çoğulculuk' ve 'Dayanışmacılık' tartışmalarının egemenlik ve insan hakları dengesine nasıl yansıdığını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 6Soru

Hedley Bull, 'Anarşik Toplum' (The Anarchical Society) adlı eserinde 'kurumlar' (institutions) kavramını Birleşmiş Milletler gibi somut örgütlerden ziyade, devletlerin ortak amaçlarını gerçekleştirmek için başvurdukları yerleşik uygulama ve alışkanlıklar olarak tanımlar. Bull’un bu çerçevede kurumsallaştırdığı 'Büyük Güçler' (Great Powers) yapısına dair aşağıdaki ifadelerden hangisi, bu aktörlerin uluslararası toplumdaki 'düzen' (order) sağlayıcı işlevini İngiliz Okulu perspektifiyle en doğru şekilde açıklar?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uluslararası toplumun genel sorumluluğunu üstlenerek bölgesel statükoları yöneten, güç dengesini koruyan ve sistemin istikrarı için eşgüdümlü hareket eden bir 'yönetim birimi'dir.

Cevap

Büyük güçlerin uluslararası toplumun genel sorumluluğunu üstlenerek düzeni yöneten bir birim olması.
Doğru cevap olan ifade, Hedley Bull’un büyük güçleri sistemdeki 'polisler' veya 'yöneticiler' olarak gören yaklaşımını yansıtır. Bull’a göre büyük güçler, birbirlerinin statülerini tanıyarak, krizleri yöneterek ve güç dengesini koruyarak uluslararası toplumda anarşiye rağmen düzeni sağlayan kurumsal bir araç görevi görürler. Bu durum, onları sadece 'güçlü' olmaktan çıkarıp 'kurumsal bir aktör' haline getirir.

Adım Adım Çözüm

1
Bull'un 'kurum' tanımını analiz et.
İngiliz Okulu'nda kurumlar fiziksel örgütler değil, devletler arası ilişkileri düzenleyen 'yerleşik pratiklerdir'.
Soruda sorulan 'Büyük Güçler' kavramının neden bir kurum olarak görüldüğünü anlamak için ön koşuldur.
2
Büyük güçlerin sistem (system) ve toplum (society) arasındaki farkını belirle.
Sistemde sadece 'güçlü devlet' vardır, toplumda ise 'yönetici sorumluluğu olan aktör' vardır.
Bull'un rasyonalist (Grotiusçu) yaklaşımını diğer teorilerden ayırmak gerekir.
3
Düzen ve adalet hiyerarşisini hatırla.
Bull'a göre büyük güçler adaleti sağlamak için değil, statükoyu ve düzeni korumak için eşgüdümlü hareket ederler.
Adalet odaklı çeldiricileri elemek için bu öncelik kritiktir.
4
Doğru işlevsel tanımı seç.
Büyük güçlerin 'statüko yöneticisi' ve 'denge koruyucusu' olduğu seçenek doğru cevaptır.
Bu tanım Bull'un büyük güçlere yüklediği kurumsal işlevin özüdür.

Anahtar Kavram

İngiliz Okulu'nda Büyük Güçlerin (Great Powers) Bir Düzen Kurumu Olarak İşlevi

Daha Fazla Pratik

Bull'un 'Savaş' (War) kavramını da benzer şekilde bir düzen sağlama aracı (kurum) olarak nasıl tanımladığını incelemek bu konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 7Soru

İngiliz Okulu'nun önde gelen düşünürlerinden Hedley Bull, temel eseri olan 'Anarşik Toplum'da (The Anarchical Society) uluslararası ilişkilerin doğasını açıklamıştır.

Buna göre, Bull'un 'uluslararası toplum' kavramsallaştırmasının temel dayanağı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devletlerin merkezi bir üst otorite olmamasına rağmen ortak çıkarlar, kurallar ve kurumlar (diplomasi, uluslararası hukuk vb.) etrafında bir araya gelerek bir düzen oluşturması

Cevap

Devletlerin merkezi bir üst otorite olmamasına rağmen ortak çıkarlar, kurallar ve kurumlar etrafında bir araya gelerek bir düzen oluşturması
Hedley Bull'un düşünce sisteminin merkezinde, anarşik yapıya (merkezi otorite yokluğuna) rağmen devletlerin bir düzen kurabileceği fikri yatar. Bull'a göre devletler; diplomasi, uluslararası hukuk, savaşın kurallara bağlanması ve büyük güçlerin yönetimi gibi ortak 'kurumlar' oluşturarak salt bir etkileşim alanı olan 'uluslararası sistem'den, düzenli bir 'uluslararası toplum'a geçerler. Doğru yanıt, bu kurumlar ve kurallar aracılığıyla sağlanan düzen vurgusunu içermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Hedley Bull'un temel kavramlarını hatırlamak
Bull, İngiliz Okulu'nun kurucularındandır ve en önemli kavramı 'Anarşik Toplum'dur.
Düşünürün teorik aidiyeti, sorunun çözüm çerçevesini belirler.
2
'Anarşi' ve 'Toplum' kelimelerinin birlikte nasıl kullanıldığını analiz etmek
Anarşi merkezi otoritenin olmamasını, toplum ise ortak kurallar ve kurumlarla sağlanan düzeni ifade eder.
Realizmin aksine Bull, anarşinin mutlak bir çatışma ve kaos ortamı gerektirmediğini savunur.
3
Seçenekleri analiz ederek doğru tanımı bulmak
Ortak çıkarlar, diplomasi ve uluslararası hukuk gibi kurumlarla anarşi altında düzen kurulabileceğini belirten seçenek doğru yanıttır.
Bu ifade, Bull'un 'uluslararası toplum' tanımının tam karşılığıdır.

Anahtar Kavram

Uluslararası Toplum ve Uluslararası Sistem Ayrımı
Soru 8Soru

Uluslararası ilişkiler disiplininde İngiliz Okulu (English School) perspektifine göre uluslararası toplumun sürekliliği, devletlerin sadece güç mücadelesiyle değil, aynı zamanda paylaşılan köklü kural ve pratiklerle sağlanır. "Birincil kurumlar" (primary institutions) olarak adlandırılan bu yapılar, somut birer örgüt değil; devletlerin davranışlarını yönlendiren temel sosyal olgulardır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Hedley Bull tarafından sistematize edilen uluslararası toplumun beş temel (birincil) kurumundan biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uluslararası hukuk

Cevap

Uluslararası hukuk, İngiliz Okulu teorisinde uluslararası toplumu bir arada tutan beş temel birincil kurumdan biridir.
Doğru yanıt olan seçenek, Hedley Bull'un uluslararası düzeni sağlayan beş temel kurumdan biri olarak tanımladığı 'Uluslararası Hukuk' ifadesidir. İngiliz Okulu'na göre bu kurumlar, devletlerin birbirlerini tanımasını ve anarşik bir ortamda dahi asgari bir düzenin oluşmasını sağlayan temel davranış kalıplarıdır.

Adım Adım Çözüm

1
İngiliz Okulu'ndaki 'birincil kurum' kavramını tanımla.
Birincil kurumlar; devletlerin davranışlarını meşrulaştıran, tarihsel süreçte gelişmiş ve bir bina/örgüt yapısı olmayan temel pratiklerdir.
Kurum ile örgüt arasındaki ayrımı yapmak, doğru seçeneğe ulaşmak için gereklidir.
2
Hedley Bull'un 'Anarşik Toplum' eserinde saydığı beş kurumu hatırla.
Bu kurumlar: Güç dengesi, Uluslararası hukuk, Diplomasi, Savaş ve Büyük güçlerin yönetimi.
Kuramsal listenin içeriğini bilmek, yanlış olanları eler.
3
Seçenekleri kontrol et.
Uluslararası hukuk bu beşli listede yer alırken, diğer seçenekler modern uluslararası örgütlerdir.
Somut örgütler (ikincil kurumlar) ile soyut normlar (birincil kurumlar) karıştırılmamalıdır.

Anahtar Kavram

İngiliz Okulu'nda Birincil Kurumlar ve Uluslararası Toplumun Düzeni

İpuçları

1
İngiliz Okulu'nda 'kurum' denildiğinde akla fiziksel binalar değil, devletlerin uymayı kabul ettiği kurallar gelmelidir.
2
Hedley Bull'un beş kurumunu hatırlayın: Güç dengesi, hukuk, diplomasi, savaş ve büyük güçlerin yönetimi.
3
Seçenekler arasında sadece bir tanesi devletler arası genel bir kural ve uygulama bütününü ifade ederken, diğerleri somut organizasyon isimleridir.

Daha Fazla Pratik

İngiliz Okulu'ndaki 'birincil' ve 'ikincil' kurum ayrımını daha iyi kavramak için Birleşmiş Milletler'in neden ikincil bir kurum olarak görüldüğünü inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Soruyu çözerken seçenekleri 'Örgüt mü?' yoksa 'Norm/Uygulama mı?' diye filtreleyebilirsiniz. Örgüt olmayan tek seçenek doğru yanıttır.
Tahmini Süre:45s
Soru 9Soru

Martin Wight, İngiliz Okulu'nun kuramsal omurgasını oluşturan "Üç Gelenek" (Realizm, Rasyonalizm, Devrimcilik) tasnifinde, her geleneğin uluslararası toplumun doğasına, üyelerine ve ahlaki değerlerine dair farklı bir ontolojik duruş sergilediğini savunur. Buna göre, Wight’ın tipolojisinde Rasyonalist (Grotiusçu) geleneği, Devrimci (Kantçı) gelenekten ayıran temel ontolojik fark aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rasyonalist gelenek uluslararası toplumu egemen devletlerin oluşturduğu bir "devletler topluluğu" (societassocietas) olarak görürken; Devrimci gelenek ahlaki birliğin temelinde devletleri değil, bireyleri ve bir "insanlık toplumu" (civitas maximacivitas\ maxima) idealini görür.

Cevap

Rasyonalist gelenek uluslararası toplumu egemen devletlerin oluşturduğu bir "devletler topluluğu" (societassocietas) olarak görürken; Devrimci gelenek ahlaki birliğin temelinde devletleri değil, bireyleri ve bir "insanlık toplumu" (civitas maximacivitas\ maxima) idealini görür.
Martin Wight'ın tasnifinde Rasyonalist (Grotiusçu) gelenek, egemen devletlerin bir araya gelerek oluşturduğu 'uluslararası toplumu' (societassocietas) temel alır. Bu yapıda devletler, çıkarlarının ötesinde ortak hukuk ve diplomatik teamüllere bağlıdır. Devrimci (Kantçı) gelenek ise devletlerin egemenliğini geçici veya ikincil görerek, ahlaki birliğin ancak bireyler düzeyinde kurulan bir 'dünya toplumu' veya 'insanlık toplumu' (civitas maximacivitas\ maxima) ile mümkün olabileceğini savunur. Dolayısıyla aradaki temel fark, toplumun birincil öznesinin devlet mi yoksa birey mi olduğudur.

Adım Adım Çözüm

1
Martin Wight'ın Rasyonalist (Grotiusçu) geleneğini analiz et.
Rasyonalizm, uluslararası ilişkileri devletler arasında ortak kurallar, kurumlar ve diplomasiye dayalı bir 'toplum' olarak görür.
Bu gelenek 'via media' (orta yol) olarak bilinir ve devletlerin egemenliğini kabul eder.
2
Martin Wight'ın Devrimci (Kantçı) geleneğini analiz et.
Devrimcilik, devletlerin ötesinde tüm insanlığın oluşturduğu ahlaki bir birliğe odaklanır ve kozmopolit değerleri savunur.
Bu gelenek için asıl ahlaki birim devlet değil, bireydir.
3
İki gelenek arasındaki ontolojik (varlıksal) farkı karşılaştır.
Rasyonalizm 'devletler topluluğu' (societassocietas) kavramına dayanırken, Devrimcilik 'insanlık toplumu' (civitas maximacivitas\ maxima) idealine dayanır.
Wight'ın tipolojisindeki en temel ayrım noktası, 'kimin toplumun üyesi olduğu' sorusuna verilen yanıttır.

Anahtar Kavram

Martin Wight'ın Üç Gelenek Tipolojisi (Ontolojik Ayrım)

İpuçları

1
Wight'ın tipolojisinde Grotius, Kant ve Machiavelli isimlerini temsil ettikleri geleneklerle eşleştirin.
2
Rasyonalizm 'devletler arası toplum' kavramına odaklanırken, Devrimcilik 'kozmopolit/evrensel toplum' kavramına odaklanır.
3
Hangi gelenek uluslararası hukuku egemen devletlerin bir anlaşması olarak görür, hangisi onu tüm insanlığı bağlayan bir doğal hukuk olarak görür?

Daha Fazla Pratik

Hedley Bull'un 'Anarşik Toplum' kitabında Wight'ın bu geleneklerini nasıl sistemleştirdiğini incelemek konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 10Soru

İngiliz Okulu (English School) kuramsal çerçevesinde uluslararası sistem, uluslararası toplum ve dünya toplumu kavramları arasındaki ontolojik ayrım; aktörlerin doğası ve paylaşılan değerlerin kapsamı üzerinden kurgulanır. Özellikle "uluslararası toplum"un (international society) devlet merkezli yapısından, bireyi ve insanlığı merkeze alan "dünya toplumu" (world society) perspektifine doğru bir geçiş yaşandığına dair en güçlü kuramsal kanıt aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devletlerin, kendi iç işlerindeki insan hakları ihlalleri nedeniyle uluslararası toplumun meşru müdahalesine açık hale gelmesi ve egemenlik haklarının insani değerlerle sınırlanması

Cevap

Devletlerin egemenlik haklarının insani değerlerle sınırlanması ve insani müdahalenin meşruiyet kazanması, uluslararası toplumdan dünya toplumuna geçişin en net göstergesidir.
Doğru seçenek olan devletlerin insani müdahale kapsamında meşruiyete açık hale gelmesi, İngiliz Okulu'nda 'dayanışmacılık' (solidarism) üzerinden açıklanır. Bu aşamada uluslararası toplum, devletlerin karşılıklı çıkarlarından ziyade tüm insanlığın ortak değerlerini (insan hakları gibi) merkeze almaya başlar. Bu durum, devlet merkezli 'uluslararası toplum'dan, birey ve insanlık merkezli 'dünya toplumu'na (world society) doğru kuramsal ve pratik bir kaymayı temsil eder.

Adım Adım Çözüm

1
Kavramsal ayrımı belirleme
İngiliz Okulu'nda üç katman vardır: Sistem (etkileşim), Toplum (devletler arası kurallar), Dünya Toplumu (insanlık/birey merkezli normlar).
Sorunun kökünde istenen 'dünya toplumu'na geçişin ölçütünü saptamak için bu ayrım gereklidir.
2
Dayanışmacılık (Solidarism) ile Dünya Toplumu arasındaki bağı kurma
Dayanışmacı yaklaşım, insan hakları gibi evrensel değerlerin egemenliğin önüne geçebileceğini savunur.
Uluslararası toplumun dayanışmacı yorumu, dünya toplumu ontolojisine en yakın duran köprüdür.
3
Seçenekleri bu perspektifle değerlendirme
İnsani müdahale, devletin mutlak egemenliğinin bireyin hakları lehine aşındığı noktadır.
Bu durum, devletler arası bir toplumdan, tüm insanlığı kapsayan bir dünya toplumuna doğru niteliksel bir değişimi temsil eder.

Anahtar Kavram

İngiliz Okulu Üçlü Ontolojisi (Sistem, Toplum, Dünya Toplumu)

İpuçları

1
İngiliz Okulu'nda 'Dünya Toplumu' dendiğinde akla devletlerden ziyade 'insanlık' ve 'birey' gelmelidir.
2
Devletlerin egemenliğinin hangi durumda bir kenara bırakılabileceğini veya sınırlandırılabileceğini düşünün.
3
Dayanışmacı (solidarist) yaklaşım, insan hakları ihlalleri durumunda müdahaleyi savunarak 'Uluslararası Toplum'u 'Dünya Toplumu'na yaklaştırır.

Daha Fazla Pratik

İngiliz Okulu'ndaki Çoğulculuk (Pluralism) ve Dayanışmacılık (Solidarism) arasındaki temel farklara çalışmak, bu ayrımı daha iyi kavramanıza yardımcı olacaktır.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 11Soru

İngiliz Okulu (English School) kuramsal çerçevesinde yürütülen "Çoğulculuk" (Plüralizm) ve "Dayanışmacılık" (Solidarizm) tartışmasında; uluslararası toplumun niteliği, aktörleri ve temel normları üzerine derin görüş ayrılıkları mevcuttur. Dayanışmacı düşünürler (örn. Nicholas Wheeler, R.J. Vincent), çoğulcuların "bir arada yaşama" (coexistence) odaklı minimalist yaklaşımını eleştirerek, uluslararası toplumun daha geniş ahlaki sorumluluklar üstlenmesi gerektiğini savunurlar.

Buna göre; dayanışmacı yaklaşımın, devletlerin egemenlik yetkisini "koşullu" hale getiren ve insani müdahale gibi pratikleri meşrulaştıran temel kuramsal dayanağı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devletlerin egemenlik haklarının, kendi vatandaşlarının temel insan haklarını koruma yükümlülüğüne bağlı bir "emanetçi" (trustee) niteliği taşıması

Cevap

Doğru yanıt, devletlerin egemenlik haklarını birey haklarını koruma yükümlülüğüne bağlı bir 'emanetçi' (trustee) niteliğiyle tanımlayan ifadedir.
Dayanışmacı (solidarist) yaklaşım, uluslararası toplumu sadece devletlerin bir araya geldiği mekanik bir yapı olarak değil, ahlaki bir dayanışma alanı olarak görür. Bu anlayışa göre, devletlerin egemenlik hakları mutlak değildir; devletler bu yetkiyi bireylerin haklarını korumak üzere bir 'emanet' (trustee) olarak kullanırlar. Eğer bir devlet bu emanete hıyanet ederek kendi halkına zulmederse, uluslararası toplumun insani müdahalede bulunma hakkı ve sorumluluğu doğar.

Adım Adım Çözüm

1
İngiliz Okulu içindeki temel ayrışma noktasını belirle.
Çoğulculuğun 'devletler toplumu' ve 'egemenlik/müdahale etmeme' odaklı olduğu, Dayanışmacılığın ise 'dünya toplumu' ve 'insan hakları/müdahale' odaklı olduğu görülür.
Tartışmanın eksenini kavramak, dayanışmacıların egemenliğe getirdiği yeni yorumu anlamayı sağlar.
2
Dayanışmacıların (Solidarists) egemenlik ve birey ilişkisini analiz et.
Dayanışmacılar, bireyleri uluslararası hukukun bir öznesi olarak kabul eder ve devletleri bu hakların koruyucusu olan araçlar (agents) olarak görür.
Bu perspektif, devletlerin meşruiyetini kendi sınırları içindeki ahlaki davranışlarına bağlar.
3
Egemenliğin 'koşullu' olma durumunu açıklayan kavramı bul.
Nicholas Wheeler gibi isimlerin savunduğu üzere, devletler ancak vatandaşlarının haklarını korudukları sürece egemenlik haklarını 'emanet' (trustee) olarak kullanabilirler.
Emanetçi devlet modeli, insani müdahalenin ahlaki ve kuramsal zeminini oluşturur.

Anahtar Kavram

İngiliz Okulu'nda Çoğulculuk ve Dayanışmacılık Ayrımı

İpuçları

1
Dayanışmacı kanat, devletlerden ziyade 'insan' haklarını ve evrensel ahlaki normları merkeze alır.
2
Bu yaklaşımda egemenlik, devletlere verilmiş sınırsız bir güç değil, bir sorumluluk ve görevdir.
3
Nicholas Wheeler'ın 'Kurtarıcı Devletler' (Saving Strangers) adlı eserindeki temel argüman, devletin meşruiyetinin halkını korumasına bağlı olduğudur.

Daha Fazla Pratik

İngiliz Okulu'nun kurucusu sayılan Hedley Bull'un 'The Anarchical Society' kitabında düzen ve adalet arasındaki gerilimi nasıl ele aldığını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 12Soru

İngiliz Okulu (Uluslararası Toplum Yaklaşımı) düşünürlerinden Hedley Bull, 1960’lı yıllarda disipline egemen olmaya başlayan 'bilimsel' (davranışsalcı) yönteme karşı 'Klasik Yaklaşım'ı savunmuştur. Bull’un, uluslararası ilişkiler analizinde katı niceliksel yöntemler ve matematiksel modeller yerine tarih, hukuk ve felsefeye dayalı bu yaklaşımı tercih etmesinin temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uluslararası ilişkilerin, yalnızca ampirik verilerle değil; ancak tarihsel tecrübe, sezgi ve ahlaki muhakeme yoluyla kavranabilecek karmaşık bir 'insani eylem' alanı olması

Cevap

Uluslararası ilişkilerin, yalnızca niceliksel verilerle değil; tarihsel derinlik, felsefi birikim ve hukuki normlar gibi 'anlamacı' yöntemlerle incelenmesi gereken karmaşık bir sosyal alan olmasıdır.
Doğru yanıt olan seçenek, Hedley Bull'un 'International Theory: The Case for a Classical Approach' adlı makalesindeki temel argümanını yansıtmaktadır. Bull, uluslararası ilişkilerin özünde 'insani eylemler', 'değer yargıları' ve 'tarihsel bağlam' bulunduğunu; bu nedenle de disiplinin doğa bilimlerinde kullanılan istatistiksel veya matematiksel modellerle (davranışsalcılık) tam olarak açıklanamayacağını savunur. Ona göre gerçek bir analiz; hukuk, felsefe ve tarih disiplinlerinin sağladığı entelektüel sezgi ve muhakemeyi gerektirir.

Adım Adım Çözüm

1
İngiliz Okulu'nun metodolojik kimliğini belirle.
Okul, Amerikan davranışsalcı devrimine karşı 'Klasik Yaklaşım'ı (Classical Approach) benimsemiştir.
Bu yaklaşım, uluslararası ilişkilerin fizik veya matematik gibi bir doğa bilimi olmadığını savunur.
2
Hedley Bull'un temel argümanını analiz et.
Bull'a göre uluslararası ilişkiler; tarih, hukuk ve felsefenin birleştiği bir 'insani eylem' alanıdır.
İnsan davranışları ve devlet yönetimi sanatı, katı deterministik modellere sığdırılamaz.
3
Metodolojinin gerekçesini seçeneklerle eşleştir.
Tarihsel tecrübe ve ahlaki muhakeme vurgusu yapan ifade doğru gerekçedir.
Bu unsurlar, klasik yaklaşımın 'anlamacı' (interpretive) doğasını tanımlar.

Anahtar Kavram

İngiliz Okulu'nda Klasik Yaklaşım ve Anlamacı Metodoloji

İpuçları

1
Hedley Bull'un 'Klasik Yaklaşım'ı, Amerikan sosyal bilimlerindeki 'sayısal' ve 'davranışsal' verilere dayalı yönteme bir tepki olarak doğmuştur.
2
Bu yaklaşım, uluslararası ilişkileri bir 'doğa bilimi' olarak değil, bir 'sosyal/ahlaki bilim' (politik felsefe) olarak görür.

Daha Fazla Pratik

Martin Wight'ın üç geleneği (Realizm, Rasyonalizm, Devrimcilik) arasındaki ontolojik farkları incelemek, bu metodolojik tercihin nedenlerini pekiştirecektir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 13Soru

İngiliz Okulu'nun en önemli düşünürlerinden biri olan Hedley Bull, devletlerin merkezi bir otoritenin yokluğuna (anarşi) rağmen ortak bazı değerler, kurallar ve kurumlar etrafında bir araya gelerek belirli bir düzen oluşturduklarını savunur.

Bull'un kavramsallaştırmasına göre, devletlerin karşılıklı ilişkilerinde bu tür ortak kurallara ve kurumlara bağlı kalarak oluşturdukları yapı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uluslararası toplum

Cevap

Hedley Bull'un devletlerin ortak kurallar ve kurumlar etrafında örgütlenmesini tanımlayan kavram uluslararası toplumdur.
Doğru yanıt olan kavram, devletlerin anarşik bir yapıda olmalarına rağmen ortak çıkarlar, kurallar ve kurumlar etrafında birleşerek bir düzen oluşturmalarını sağlayan yapıyı (uluslararası toplum) temsil eder.

Adım Adım Çözüm

1
Bull'un 'Anarşik Toplum' eserindeki temel ayrımı hatırla.
Devletler arası ilişkilerin 'sistem' ve 'toplum' olarak ikiye ayrıldığı görülür.
Bu ayrım İngiliz Okulu'nun merkezi tartışma noktasıdır.
2
Soru kökündeki 'ortak kurallar, değerler ve kurumlar' vurgusuna odaklan.
Bu unsurların salt etkileşimin ötesinde bir 'toplum' yapısına işaret ettiği saptanır.
Bull, devletlerin bu unsurlar aracılığıyla anarşi içinde düzen kurabildiklerini savunur.
3
Tanımlanan kavramın doğru terim karşılığını seç.
Devletler arası bu yapı 'uluslararası toplum' (international society) olarak adlandırılır.
Kavram, devletlerin egemenliklerini koruyarak bir araya geldiği yapıyı ifade eder.

Anahtar Kavram

Hedley Bull ve Uluslararası Toplum Kavramı

İpuçları

1
Hedley Bull, devletlerin sadece bir sistem oluşturmadığını, aynı zamanda ortak kurallar bütününe sahip olduklarını vurgular.
2
Bu kavram, Martin Wight'ın 'Rasyonalist/Grotiusçu' geleneğine karşılık gelir.
3
Devletlerin bir otorite olmadan da bir 'cemiyet' gibi davranabildiği yapıya verilen ismi düşünün.

Daha Fazla Pratik

Bull'un bahsettiği uluslararası toplumun beş temel kurumunu (güç dengesi, diplomasi, uluslararası hukuk, savaş ve büyük güçler) inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 14Soru

Barry Buzan'ın Yeni İngiliz Okulu çerçevesinde Kenneth Waltz’un yapısal realizmine yönelik temel eleştirilerinden biri, sistemin işleyişinde birimler arasındaki iletişim ve ulaşım imkanlarının göz ardı edilmesidir. Buzan’ın bu eksikliği gidermek amacıyla kullandığı ve bir sistemdeki toplam etkileşim imkanlarını ifade eden kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Etkileşim kapasitesi

Cevap

Doğru yanıt, bir sistemdeki toplam etkileşim imkanlarını tanımlayan 'etkileşim kapasitesi' kavramıdır.
Doğru cevap olan 'etkileşim kapasitesi', Barry Buzan'ın yapısal realizmi İngiliz Okulu ile sentezlerken sisteme dahil ettiği en özgün unsurlardan biridir. Buzan'a göre Kenneth Waltz, sistemin yapısını sadece birimlerin kapasite dağılımı (güç) üzerinden tanımlayarak hataya düşmüştür. Oysa bir sistemdeki teknolojik gelişmişlik, ulaşım hızı ve iletişim ağlarının yoğunluğu (etkileşim kapasitesi), sistemin nasıl bir dinamizme sahip olacağını belirleyen kritik bir faktördür. Bu kavram, sistemin sadece maddi bir yapı değil, aynı zamanda etkileşimsel bir bütün olduğunu vurgular.

Adım Adım Çözüm

1
Düşünürün teorik odağını belirleme
Barry Buzan'ın İngiliz Okulu geleneğini yapısal realizm (neorealizm) ile sentezleme çabası temel alındı.
Soruda bahsedilen eleştirinin hangi teorik zeminde yapıldığını anlamak için gereklidir.
2
Neorealizme getirilen eleştiriyi analiz etme
Kenneth Waltz'un 'yapı' (structure) tanımının, birimler arasındaki fiziksel ve teknolojik etkileşim düzeyini (iletişim, ulaşım hızı vb.) içermediği fark edildi.
Buzan'ın teorik yeniliğinin hangi boşluğu doldurduğunu saptamak için bu analiz kritiktir.
3
Eksik kavramı tanımlama
Sistemdeki etkileşimlerin yoğunluğunu ve hızını belirleyen faktörlerin 'etkileşim kapasitesi' olarak adlandırıldığı sonucuna varıldı.
Buzan'ın terminolojisindeki doğru kavramı seçmek için son adımdır.

Anahtar Kavram

Etkileşim Kapasitesi (Interaction Capacity)

İpuçları

1
Düşünürün Kenneth Waltz'un yapısal analizine hangi 'maddi olmayan' ama fiziksel imkanlarla ilgili unsuru eklediğini düşünün.
2
Bu kavram, sistemdeki aktörlerin birbirine ulaşma ve haberleşme hızını/yoğunluğunu ifade eder.

Daha Fazla Pratik

Barry Buzan'ın bu kavramı sistem ve toplum arasındaki geçişte nasıl kullandığını daha iyi anlamak için 2004 tarihli çalışmasına göz atabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 15Soru

Hedley Bull, 'Anarşik Toplum' (The Anarchical Society) adlı eserinde uluslararası toplumun temel değerlerini analiz ederken düzen (order) ve adalet (justice) kavramları arasındaki ilişkiyi rasyonalist bir perspektifle ele alır. Bull'un bu kuramsal çerçevesinde, düzen ve adalet arasındaki hiyerarşik ve mantıksal ilişkiye dair aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Düzen, toplumsal yaşamın birincil ve temel amaçlarının gerçekleştirilebilmesi için zorunlu bir ön koşul olduğundan mantıksal olarak adaletten önce gelir.

Cevap

Düzenin toplumsal yaşamın birincil amaçlarını mümkün kılan bir ön koşul olduğu ve bu nedenle mantıksal olarak adaletten önce geldiği ifadesi doğrudur.
Hedley Bull'un rasyonalist kuramına göre düzen (order), toplumsal yaşamın temel hedeflerini (yaşamın korunması, vaatlerin tutulması, mülkiyetin istikrarı) gerçekleştiren bir faaliyet kalıbıdır. Adalet (justice) ise ancak bu düzen sağlandıktan sonra aranabilecek bir değerdir. Bull, düzenin adaletin bir ön koşulu olduğunu savunarak mantıksal önceliği düzene verir.

Adım Adım Çözüm

1
Bull'un 'Anarşik Toplum' eserindeki temel rasyonalist tezi belirleyin.
Bull, düzeni toplumsal yaşamın devamı için gereken 'birincil amaç' (primary goal) olarak tanımlar.
Düzenin sağlanmadığı bir ortamda (kaos) hiçbir değerin korunması mümkün değildir.
2
Düzen ve adalet arasındaki öncelik ilişkisini analiz edin.
Düzenin adaletten önce gelmesi gerektiği sonucuna varılır.
Adaletin tesisi için öncelikle kuralların işlediği bir düzenin varlığı şarttır; bu nedenle düzen mantıksal olarak önceliklidir.

Anahtar Kavram

Düzen ve Adalet Arasındaki Hiyerarşi

İpuçları

1
Hedley Bull, düzeni toplumsal yaşamın var olabilmesi için 'gerekli' bir koşul olarak görür.
2
Düzen olmadan adaletin gerçekleştirilemeyeceği rasyonalist tezi üzerine düşünün.

Daha Fazla Pratik

İngiliz Okulu'ndaki çoğulculuk (pluralism) ve dayanışmacılık (solidarism) tartışmalarını, düzen ve adalet önceliği üzerinden tekrar inceleyin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 16Soru

İngiliz Okulu (English School) kuramı içerisinde yürütülen 'çoğulculuk' (plüralizm) ve 'dayanışmacılık' (solidarizm) tartışması, uluslararası toplumun ahlaki sınırlarını ve temel kurumlarının hiyerarşisini konu edinir. Bu tartışma kapsamında dayanışmacı (solidarist) kanat, çoğulcu (pluralist) kanattan farklı olarak aşağıdakilerden hangisini savunmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bireylerin temel haklarının korunmasının, devletlerin egemenlik haklarından bağımsız bir kolektif sorumluluk teşkil ettiğini

Cevap

Dayanışmacı (solidarist) kanat, bireylerin temel haklarının korunmasının, devletlerin egemenlik haklarından bağımsız bir kolektif sorumluluk teşkil ettiğini savunur.
Doğru cevap olan ifade, dayanışmacı (solidarist) kanadın temel farkını ortaya koymaktadır. Dayanışmacılar, uluslararası toplumu sadece devletlerin çıkarlarını koruyan bir yapı olarak değil, aynı zamanda insanlığın ortak ahlaki değerlerini (özellikle insan haklarını) savunan bir 'dünya toplumu' unsuru olarak görürler. Bu nedenle, bireylerin hakları söz konusu olduğunda devletlerin egemenlik duvarlarının aşılabileceğini ve kolektif bir sorumluluk doğabileceğini ileri sürerler.

Adım Adım Çözüm

1
Tartışmanın taraflarını tanımlayın.
Çoğulculuk (Plüralizm) devlet odaklı ve düzen önceliklidir; Dayanışmacılık (Solidarizm) ise insan hakları ve adalet odaklıdır.
İngiliz Okulu içindeki bu ayrım, uluslararası toplumun 'minimal' mi yoksa 'maksimal' mi olması gerektiği sorusu etrafında döner.
2
Dayanışmacılığın (Solidarizm) temel iddiasını belirleyin.
Dayanışmacılar, devletlerin bireylerin haklarını koruma konusunda ortak bir ahlaki sorumluluğa sahip olduğunu ve 'adalet' (justice) kavramının 'düzen' (order) kavramıyla iç içe geçmesi gerektiğini savunur.
Bu yaklaşım, insani müdahale gibi pratiklerin kuramsal temelini oluşturur.
3
Çeneklerdeki farkı ayırt edin.
Egemenlik ve müdahale yasağına mutlak bağlılık çoğulculuğun, insan hakları ve kolektif sorumluluk vurgusu ise dayanışmacılığın özelliğidir.
Soruda dayanışmacı kanadın çoğulculardan ayrıldığı nokta sorulmaktadır.

Anahtar Kavram

İngiliz Okulu'nda Çoğulculuk ve Dayanışmacılık Ayrımı

İpuçları

1
İngiliz Okulu'ndaki 'düzen' (order) ve 'adalet' (justice) dengesini düşünün; dayanışmacılar hangisine daha yakındır?
2
Dayanışmacılık (Solidarizm), insani müdahale (humanitarian intervention) gibi kavramların teorik zeminini oluşturur.
3
Dayanışmacılar, devletlerin egemenlik haklarının bireylerin haklarını ihlal etme lüksü tanımadığını savunurlar.

Daha Fazla Pratik

Hedley Bull'un 'Anarşik Toplum' eserinde çoğulculuğa neden daha yakın durduğunu inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 17Soru

Martin Wight tarafından kavramsallaştırılan "Üç Gelenek" (Realizm, Rasyonalizm ve Devrimcilik) tasnifi, uluslararası ilişkiler düşüncesinin ahlaki ve hukuki sınırlarını belirleyen temel bir yapıdır. Bu tasnifte, toplumsal düzenin kimler arasında ve hangi düzeyde kurulduğu sorusu, gelenekler arasındaki en keskin ayrım noktalarından birini oluşturur.

Martin Wight'ın yaklaşımı çerçevesinde, devletlerin oluşturduğu "uluslararası toplum" (international society) ile bireylerin oluşturduğu "dünya toplumu" (world society) kavramlarının bu geleneklerle ilişkilendirilmesine dair aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rasyonalizm, devletleri ortak kural ve kurumlara bağlı bir "uluslararası toplum"un asli aktörleri olarak kabul ederken; Devrimcilik, egemen devlet sınırlarını aşan ve bireylerin doğrudan üyesi olduğu bir "dünya toplumu"nu esas alır.

Cevap

Rasyonalizm'in (Grotiusçu) devletler arası bir "uluslararası toplum"u, Devrimcilik'in (Kantçı) ise bireylerin oluşturduğu bir "dünya toplumu"nu temel aldığı ifade doğrudur.
Martin Wight'ın tasnifinde rasyonalist (Grotiusçu) gelenek, egemen devletlerin varlığını sürdürdüğü ancak birbirlerine hukuk, diplomasi ve ortak kurallar ile bağlı oldukları bir 'uluslararası toplum' (international society) kurgusuna sahiptir. Buna karşın devrimci (Kantçı) gelenek, devletlerin yapay sınırlarını aşarak bireylerin doğrudan oluşturduğu evrensel bir ahlaki topluluğu veya 'dünya toplumu'nu (world society) temel alır. Bu ayrım, İngiliz Okulu'nun kurumsal ve normatif çerçevesinin temelini oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Martin Wight'ın üç geleneğinin (Realizm, Rasyonalizm, Devrimcilik) temel odaklarını belirlemek.
Realizm (Hobbes/Machiavelli) güç ve çıkar; Rasyonalizm (Grotius) hukuk ve kurallar; Devrimcilik (Kant) ahlak ve evrensel insanlık topluluğu odaklıdır.
Geleneklerin temel felsefi ayrımlarını anlamak, ileri düzey kavramsal soruları çözmek için gereklidir.
2
"Uluslararası Toplum" ve "Dünya Toplumu" kavramlarının ontolojik kapsamını analiz etmek.
"Uluslararası toplum" devletlerden oluşur ve egemenlik ilkesine dayanır. "Dünya toplumu" ise sınırları aşan insanlık birliğini temsil eder.
İngiliz Okulu literatüründe bu iki kavram arasındaki nüans, rasyonalizm ile devrimcilik arasındaki sınırı belirler.
3
Kavramları Wight'ın tasnifiyle eşleştirmek.
Rasyonalizm "Via Media" (orta yol) olarak devletlerin egemenliğini korurken onları hukukla bağlar (uluslararası toplum). Devrimcilik ise bu sınırları aşarak insanlığın birliğine (dünya toplumu) odaklanır.
Wight'ın tasnifindeki kuramsal eşleşmeyi teyit etmek.

Anahtar Kavram

Martin Wight'ın Üç Gelenek tasnifindeki Uluslararası Toplum (Rationalism) ve Dünya Toplumu (Revolutionism) ayrımı.

Daha Fazla Pratik

Hedley Bull'un 'Anarşik Toplum' kitabındaki rasyonalizm ve dayanışmacılık tartışmalarını inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 18Soru

Martin Wight’ın İngiliz Okulu'na temel teşkil eden "Üç Gelenek" (Three Traditions) tipolojisinde; mevcut devletler sistemini ahlaki açıdan yetersiz bir yapı olarak gören, odağını devletlerin egemenliğinden ziyade tüm insanlığın ahlaki birliği (Civitas Maxima) idealine dayandıran ve sistemin kökten dönüşümünü (transcendence) savunan yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devrimcilik (Kantçı Gelenek)

Cevap

Devrimcilik (Kantçı Gelenek), Martin Wight'ın tasnifinde devletler sistemini aşmayı ve insanlığın evrensel birliğini savunan yaklaşımdır.
Devrimcilik (Kantçı Gelenek), Martin Wight’ın analizinde uluslararası ilişkileri 'insanlığın ahlaki dayanışması' üzerinden tanımlar. Bu gelenek, devlet egemenliğini ikincil bir unsur olarak görür ve asıl olanın bireylerin oluşturduğu evrensel topluluk (Civitas Maxima) olduğunu, bu doğrultuda mevcut sistemin dönüştürülmesi gerektiğini savunur.

Adım Adım Çözüm

1
Martin Wight'ın Üç Gelenek tasnifini (Realizm, Rasyonalizm, Devrimcilik) gözden geçiriniz.
Geleneklerin temel ontolojik farkları: Realizm (çatışma/sistem), Rasyonalizm (iş birliği/toplum), Devrimcilik (evrensel birlik/dünya toplumu).
Soruda istenen yaklaşımı belirlemek için Wight'ın teorik çerçevesini anlamak gerekir.
2
Soru kökündeki 'devlet sisteminin aşılması', 'insanlığın ahlaki birliği' ve 'kökten dönüşüm' vurgularını analiz ediniz.
Bu kavramlar, mevcut devletler hukukunun (societas) ötesinde bir 'Dünya Toplumu' (Civitas) idealini işaret etmektedir.
Her geleneğin uluslararası ilişkilerin geleceğine dair farklı bir normatif hedefi vardır.
3
Belirlenen özellikleri temsil eden düşünür ve geleneği eşleştiriniz.
İmmanuel Kant ile özdeşleştirilen Devrimci gelenek, bu radikal değişim ve evrensel dayanışma vurgusunun merkezidir.
Kantçı gelenek, mevcut statükoyu ahlaki açıdan yetersiz bulur ve dönüşümü savunur.

Anahtar Kavram

Martin Wight'ın Üç Gelenek Tipolojisi

İpuçları

1
Bu gelenek, İngiliz Okulu'nda 'Dünya Toplumu' kavramıyla yakından ilişkilidir.

Daha Fazla Pratik

Wight'ın tipolojisinde Rasyonalizmin neden 'orta yol' (via media) olarak adlandırıldığını inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 19Soru

İngiliz Okulu (English School) kuramsal çerçevesinde; iki veya daha fazla devletin birbirleriyle yeterli düzeyde temas halinde olması ve birinin kararlarının diğerleri üzerinde "hesaba katılması gereken" stratejik bir etki yaratması sonucunda oluşan, ancak henüz ortak değerlere ve kurumsallaşmış iş birliğine dayanmayan yapı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uluslararası Sistem

Cevap

Uluslararası Sistem
İngiliz Okulu'na (başta Hedley Bull olmak üzere) göre, uluslararası sistem; devletlerin birbirleriyle temas halinde olması ve birinin kararlarının diğeri üzerinde bir etki yaratması (strategic impact) sonucu oluşur. Burada devletler bir bütünün parçası gibi davranmak zorunda kalırlar ancak aralarında ortak değerler, meşruiyet ve kurumlar henüz yoktur. Bu düzey, realizmin 'anarşik sistem' tanımına en yakın aşamadır.

Adım Adım Çözüm

1
İngiliz Okulu'nun üçlü ontolojik yapısını (Sistem, Toplum, Dünya Toplumu) hatırlayın.
Bu üç yapı, uluslararası ilişkilerin farklı derinlikteki sosyal katmanlarını temsil eder.
Soruda hangi katmanın sorulduğunu belirlemek için temel ayrım noktalarını bilmek gerekir.
2
Soruda verilen "temas", "stratejik etki" ve "kararlarda hesaba katılma" ifadelerini analiz edin.
Bu özellikler, devletlerin birbirlerini etkilediği ancak ortak bir kimlik veya kural seti geliştirmediği başlangıç aşamasına işaret eder.
Hedley Bull'un tanımına göre 'sistem', sadece etkileşim (interaction) ve karşılıklı etki ile oluşur.
3
Seçenekler arasında bu tanımı karşılayan kavramı seçin.
Uluslararası sistem kavramı, devletlerin 'bilardo topları' gibi birbirine çarptığı ve güç dengesiyle hareket ettiği bu ilk düzeyi karşılar.
Ortak kurallar devreye girdiğinde bu yapı 'toplum' aşamasına evrilir.

Anahtar Kavram

İngiliz Okulu'nun Uluslararası Sistem (International System) Tanımı

İpuçları

1
İngiliz Okulu, uluslararası siyaseti üç farklı derinlikte inceler. Soruda devletlerin birbirlerini 'zorunlu olarak' hesaba kattığı en sığ düzey sorulmaktadır.
2
Hedley Bull'a göre, eğer devletlerin birbirine etkisi varsa bir 'yapı'dan söz edilir ancak bu yapı henüz kurallara dayanmıyorsa 'toplum' değildir.
3
Ortak kural ve kurumların eksik olduğu, sadece etkileşimin ve güç dengesinin bulunduğu bu ilk aşamaya 'sistem' denir.

Daha Fazla Pratik

Uluslararası toplumun (International Society) oluşması için gerekli olan 'temel kurumları' (diplomasi, büyük güç yönetimi, savaş, uluslararası hukuk) gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 20Soru

İngiliz Okulu (English School) literatüründe, uluslararası toplumun Avrupa dışındaki siyasi yapıları da kapsayacak şekilde genişlemesi süreci tarihsel bir perspektifle ele alınır. Bu yaklaşıma göre, Avrupalı olmayan devletlerin uluslararası topluma 'eşit ve meşru üyeler' olarak kabul edilme sürecindeki en belirleyici unsur aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Avrupa kökenli hukuk, diplomasi ve egemenlik gibi temel kurumların ve kuralların benimsenmesi

Cevap

Avrupalı olmayan devletlerin uluslararası topluma kabulü, Avrupa kökenli uluslararası hukuk, diplomasi ve egemenlik gibi kurumların benimsenmesine bağlıdır.
İngiliz Okulu perspektifine göre, 19. yüzyıldan itibaren Osmanlı İmparatorluğu ve Japonya gibi devletlerin uluslararası topluma dahil edilmesi, bu devletlerin Avrupa kökenli diplomasi kurallarını, uluslararası hukuku ve egemenlik kavramını tanıması ve uygulamasıyla mümkün olmuştur. Bu durum, toplumun sadece askeri bir zorunlulukla değil, paylaşılan kurumsal bir yapı üzerinden büyüdüğünü gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
İngiliz Okulu'nun 'Uluslararası Toplum' tanımını hatırla.
Uluslararası toplum, sadece güç etkileşimi değil, ortak kural, değer ve kurumlara sahip devletler topluluğudur.
Genişleme sürecinin salt askeri değil, normatif bir süreç olduğunu anlamak için gereklidir.
2
Bull ve Watson'ın 'Genişleme' tezini analiz et.
Genişleme, Avrupalı olmayan devletlerin Avrupa'nın diplomatik ve hukuki normlarını (Uygarlık Standardı) kabul etmesiyle mümkündür.
Toplumun sınırlarının nasıl genişlediğini belirlemek için temel teorik çerçevedir.
3
Doğru sonucu belirle.
Kurumsal ve kuralcı uyumun (hukuk ve diplomasi) üyeliğin anahtarı olduğu sonucuna varılır.
İngiliz Okulu'nun rasyonalist/Grotiusçu özünü tanımlar.

Anahtar Kavram

Uluslararası Toplumun Kurumsal Genişlemesi

İpuçları

1
İngiliz Okulu'nun devletleri bir araya getiren 'kurallar ve kurumlar' vurgusunu düşünün.
2
Hedley Bull ve Adam Watson, genişlemeyi 'Avrupa kökenli bir sistemin küreselleşmesi' olarak tanımlarken neyin paylaşıldığını söyler?

Daha Fazla Pratik

İngiliz Okulu içindeki 'Çoğulculuk' ve 'Dayanışmacılık' tartışmasının genişleme sonrası topluma etkilerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Sayfa 1 / 13Sonraki
İngiliz Okulu Alıştırma Soruları — KPSS Uluslararası İlişkiler | Examkin