İnşacılık (Konstrüktivizm)

332 soru

Soru 301Soru

Nicholas Onuf'un "Kuralların Dünyası" (WorldWorld ofof OurOur MakingMaking) adlı çalışmasında temellendirdiği kural-temelli inşacılığa göre, toplumsal yapı dilsel eylemler (söz edimleri) aracılığıyla inşa edilir. Bu teorik çerçevede; bir aktörün diğerine belirli bir yönde hareket etmesi için emir vermesi (buyurucu söz edimi) ve bu eylemin kurumsallaşarak bir üst-alt ilişkisi yaratması sonucunda ortaya çıkan yönetim (rulerule) biçimi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hiyerarşi

Cevap

Hiyerarşi
Nicholas Onuf'un teorik modelinde buyurucu söz edimleri (directive speech acts), aktörlerin birbirlerine doğrudan emirler vermesiyle ilgilidir. Bu edimler zamanla buyruk kurallarına dönüşür ve bu kuralların uygulandığı sistemlerde kaçınılmaz olarak bir üst-alt ilişkisi, yani hiyerarşi (hierarchy) ortaya çıkar.

Adım Adım Çözüm

1
Söz edimi türünü belirle
Soru kökünde belirtilen 'emir verme' eylemi, Onuf'un tipolojisinde 'buyurucu söz edimi' (directive speech act) olarak sınıflandırılır.
Teorik analizin başlangıç noktası, dilsel eylemin niteliğini doğru saptamaktır.
2
Kural tipini tespit et
Buyurucu söz edimleri kurumsallaştığında 'buyruk kurallarını' (directive rules) oluşturur.
Söz edimleri ile kurallar arasındaki nedensel bağı kurmak gerekir.
3
Yönetim (rule) biçimine ulaş
Buyruk kuralları, aktörler arasında ast-üst ilişkisi ve yaptırım gücü yarattığı için 'hiyerarşi' düzenini doğurur.
Kural tipinin toplumsal düzen üzerindeki yapısal sonucunu belirlemek nihai cevabı verir.

Anahtar Kavram

Onuf'un Söz Edimi - Kural - Yönetim İlişkisi

İpuçları

1
Onuf'un teorisinde üç temel söz edimi (betimleyici, taahhüt edici, buyurucu) üç farklı yönetim biçimine yol açar.
2
Emir verme eylemi doğrudan bir otorite ve alt-üst ilişkisi barındırır.

Daha Fazla Pratik

Onuf'un 'Hegemonya' ve 'Heteronomi' kavramlarını hangi söz edimleri ile ilişkilendirdiğini tekrar ederek tablolaştırın.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 302Soru

Uluslararası ilişkiler disiplinindeki 'Üçüncü Tartışma' (Rasyonalizm-Yansımacılık) bağlamında ana akım rasyonalist teorilere (Neorealizm ve Neoliberalizm) yönelik ontolojik bir eleştiri getiren İnşacı (Konstrüktivist) yaklaşıma göre, devletlerin kimlik ve çıkarlarının belirlenmesine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devlet kimlikleri ve çıkarları, aktörlerin birbirleriyle olan sosyal etkileşim süreci içerisinde karşılıklı ve öznel arası (intersubjektif) bir şekilde inşa edilir.

Cevap

Devlet kimlikleri ve çıkarları, aktörlerin birbirleriyle olan sosyal etkileşim süreci içerisinde karşılıklı ve öznel arası (intersubjektif) bir şekilde inşa edilir.
İnşacı yaklaşıma göre devletlerin kimlikleri ve bu kimliklere dayalı olarak tanımladıkları ulusal çıkarları, rasyonalist teorilerin iddia ettiği gibi sistem dışında belirlenmiş maddi gerçeklikler değildir. Aksine bu unsurlar, devletlerin birbirleriyle olan iletişimleri, paylaşılan normlar ve sosyal etkileşim süreçleri sonucunda öznel arası (intersubjektif) bir şekilde, süreç içinde (endogenous) inşa edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Ana akım teorilerin (Rasyonalizm) temel varsayımını hatırla.
Neorealizm ve Neoliberalizm, devlet çıkarlarının ve kimliklerinin uluslararası sistemden bağımsız, 'verili' ve 'sabit' (exogenous) olduğunu varsayar.
İnşacılığın çıkış noktası, bu 'verili' kabul edilen unsurların nasıl inşa edildiğini sorgulamaktır.
2
İnşacı (Konstrüktivist) yaklaşımın temel ontolojik iddiasını analiz et.
İnşacılar, uluslararası sistemin sadece maddi değil, asıl olarak fikirsel ve sosyal bir yapı olduğunu savunur.
Bu toplumsal yapı içinde aktörlerin kimlikleri ve çıkarları, diğer aktörlerle olan etkileşimleri ve paylaşılan anlamlar (intersubjektivite) yoluyla şekillenir.
3
Seçenekleri bu temel fark üzerinden değerlendir.
Kimlik ve çıkarların sosyal etkileşimle 'inşa edildiği' vurgusunu taşıyan ifadenin doğru olduğu sonucuna ulaşılır.
Alexander Wendt'in 'Anarşi devletlerin ondan ne anladığıdır' sözü, bu sürecin anarşi üzerindeki etkisini özetler.

Anahtar Kavram

İntersubjektivite ve Çıkarların Sosyal İnşası

Daha Fazla Pratik

Alexander Wendt'in 'Anarşi Devletlerin Ondan Ne Anladığıdır' makalesindeki Hobbesçu, Lockeçu ve Kantçı anarşi kültürleri arasındaki farkları inceleyerek konuyu derinleştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 303Soru

Alexander Wendt, 'Anarşi, devletlerin ondan ne anladığıdır' (Anarchy is what states make of it) teziyle neorealizmin anarşi anlayışına temel bir eleştiri getirir. Wendt'e göre uluslararası sistemin yapısı, devletlerin davranışlarını önceden belirleyen değişmez ve maddi bir gerçeklik değildir.

Buna göre Wendt'in inşacı (konstrüktivist) yaklaşımında, anarşinin karakterini (çatışmacı, rekabetçi veya iş birliğine dayalı) belirleyen temel dinamik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devletlerin karşılıklı etkileşim süreçleri sonucunda oluşan öznelerarası (intersübjektif) anlamlar ve kimlik tanımlamaları

Cevap

Anarşinin karakterini belirleyen temel dinamik, devletlerin etkileşimleri sonucunda oluşan öznelerarası anlamlar ve kimliklerdir.
Alexander Wendt, uluslararası sistemdeki anarşinin neorealistlerin iddia ettiği gibi sabit ve kaçınılmaz bir çatışma mantığına (self-help) sahip olmadığını savunur. Ona göre, devletler ilk etkileşimlerinden itibaren birbirlerine yönelik algılar ve kimlikler geliştirirler. Bu etkileşimler sonucunda oluşan 'öznelerarası anlamlar', anarşinin Hobbesçu (düşmanca), Lockeçu (rekabetçi) veya Kantçı (dostane) bir nitelik kazanmasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Neorealizmin anarşi varsayımını analiz et.
Neorealizm anarşiyi, devletleri 'kendi başının çaresine bakmaya' zorlayan maddi bir yapı olarak görür.
Wendt'in eleştirdiği temel noktayı belirlemek için gereklidir.
2
Wendt'in 'sosyal inşa' kavramını değerlendir.
Anarşinin bir 'mantığı' olmadığını, devlet etkileşimleri ile 'inşa edildiğini' saptanır.
Kuramın özünü anlamak için sosyal süreçlerin rolünü belirlemek gerekir.
3
Kimlik ve öznelerarasılık kavramlarını ilişkilendir.
Devletlerin birbirlerini 'düşman', 'rakip' veya 'dost' olarak tanımlamasının (intersübjektivite) anarşinin niteliğini belirlediği sonucuna ulaşılır.
Anarşinin karakterinin kaynağını tam olarak tanımlamak için bu kavramlar kritiktir.

Anahtar Kavram

Öznelerarasılık (Intersubjectivity) ve Sosyal İnşa
Tahmini Süre:1m 5s
Soru 304Soru

Alexander Wendt’e göre uluslararası sistemin sosyal yapısını oluşturan anarşi kültürleri, devletlerin birbirlerine yönelik geliştirdikleri "rol kimlikleri" ile belirlenir. Bu bağlamda, Hobbesçu anarşi kültüründen farklı olarak Lockeçu anarşi kültüründe devletlerin birbirlerine yönelik tutumunu belirleyen temel ayırt edici özellik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devletlerin birbirlerinin egemenlik ve var olma hakkını karşılıklı olarak tanıması

Cevap

Devletlerin birbirlerinin egemenlik ve var olma hakkını karşılıklı olarak tanıması
Alexander Wendt'e göre Lockeçu anarşi kültürü, Westphalia sonrası modern uluslararası sistemin temelini oluşturur. Bu kültürde devletler birbirlerini yok edilmesi gereken "düşmanlar" (Hobbesçu) değil, meşru bir var olma hakkına sahip olan "rakipler" olarak görürler. Bu durum, devletlerin birbirlerinin egemenliğini karşılıklı olarak tanıması (mutual recognition of sovereignty) anlamına gelir ve çatışmaların sınırlandırıldığı bir "yaşa ve yaşat" düzenini ortaya çıkarır.

Adım Adım Çözüm

1
Wendt'in anarşi kültürlerini ve ilgili rol kimliklerini anımsa.
Hobbesçu (Düşman), Lockeçu (Rakip), Kantçı (Dost).
Soru, Lockeçu ve Hobbesçu kültürler arasındaki farkı sormaktadır.
2
Hobbesçu ve Lockeçu kültürlerin egemenlik kavramına bakışını karşılaştır.
Hobbesçu kültürde egemenlik tanınmaz (herkesin savaşı), Lockeçu kültürde egemenlik bir kurum olarak tanınır (yaşa ve yaşat).
Bu iki kültür arasındaki en keskin ayrım çizgisi egemenliğin ve devletin var olma hakkının kabulüdür.

Anahtar Kavram

Wendt'in Lockeçu Anarşi Kültürü ve Egemenlik Kurumu

Daha Fazla Pratik

Wendt'in üç anarşi kültürünün içselleştirilme derecelerini (1.1., 2.2. ve 3.3. derece) inceleyerek konuyu derinleştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 305Soru

İnşacı (Konstrüktivist) kuramın 'kimlik' ve 'çıkar' arasındaki ilişkiye dair temel tezi dikkate alındığında, devletlerin uluslararası alandaki öncelikli çıkarları aşağıdakilerin hangisi aracılığıyla belirlenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Diğer devletlerle kurulan sosyal etkileşimler ve bu süreçte inşa edilen kimlikler

Cevap

Devletlerin çıkarları, diğer aktörlerle olan sosyal etkileşimleri ve bu süreçte kazandıkları kimlikler aracılığıyla belirlenir.
İnşacı teoriye göre bir devletin çıkarları dışsal bir yapı tarafından ona dayatılmaz. Aksine, devletler diğer devletlerle olan sosyal pratikleri ve etkileşimleri sonucunda belirli kimlikler edinirler. Bu kimlikler de o devletin 'ulusal çıkarının' ne olacağını belirleyen temel kaynaktır. Örneğin, bir devlet kendisini 'barışçıl bir demokratik güç' olarak inşa ettiğinde, çıkarları da bu kimliğiyle uyumlu olarak şekillenir.

Adım Adım Çözüm

1
İnşacı (Konstrüktivist) teorinin 'çıkar' (interest) kavramına bakışını belirlemek.
Çıkarların rasyonalist teorilerin (Realizm/Liberalizm) aksine 'verili' (exogenous) olmadığı, sosyal süreçlerle oluştuğu anlaşılır.
İnşacılıkta maddi yapıdan ziyade sosyal yapı ve fikirsel unsurlar önceliklidir.
2
Kimlik ve çıkar arasındaki nedensellik ilişkisini kurmak.
Kimliklerin çıkarlardan önce geldiği (ontolojik öncelik) ve bir devletin kimliğinin neyi 'çıkar' olarak göreceğini tanımladığı saptanır.
Aktörlerin kim olduklarını bilmeden ne istediklerine karar veremeyecekleri ilkesine dayanır.
3
Alexander Wendt'in 'öznelerarasılık' (intersubjectivity) kavramını uygulamak.
Çıkarların diğer devletlerle olan etkileşim (sosyal pratikler) yoluyla inşa edildiği sonucuna varılır.
İnşacılığa göre uluslararası yapı, maddi kapasitelerden değil, aktörlerin paylaştığı fikirlerden oluşur.

Anahtar Kavram

İnşacılıkta kimliğin çıkardan önce gelmesi ve sosyal inşası

İpuçları

1
İnşacılıkta 'kimlik' ve 'çıkar' kavramlarından hangisinin diğerinden önce geldiğini düşünün.
2
Alexander Wendt'in 'Anarşi devletlerin ondan ne anladığıdır' sözünü hatırlayın; bu, devletlerin arasındaki ilişkilerin (etkileşimin) önemine vurgu yapar.

Daha Fazla Pratik

Alexander Wendt'in üç anarşi kültürü (Hobbesçu, Lockeçu, Kantçı) arasındaki farkların çıkarları nasıl etkilediğini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 306Soru

Alexander Wendt, ana akım teorilerin uluslararası sistemin yapısını sadece maddi güç dağılımı üzerinden tanımlamasını yetersiz bulmaktadır. Wendt'e göre, 500 İngiliz nükleer silahının ABD için bir tehdit oluşturmazken, 5 Sovyet nükleer silahının büyük bir tehdit olarak algılanması, yapının sadece maddi unsurlardan oluşmadığını kanıtlar. Wendt, anarşinin devletleri mutlaka çatışmaya veya 'kendi başının çaresine bakmaya' (self-help) iten tek bir mantığı olmadığını savunur.

Buna göre Wendt'in inşacı (konstrüktivist) perspektifinde, uluslararası sistemde anarşinin karakterini (Hobbesçu, Lockeçu veya Kantçı) belirleyen asıl unsur aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devletler arasındaki etkileşim süreciyle inşa edilen öznelerarası anlamlar ve kimlikler

Cevap

Anarşinin karakterini belirleyen asıl unsur, devletler arasındaki etkileşim süreciyle inşa edilen öznelerarası anlamlar ve kimliklerdir.
Alexander Wendt'e göre uluslararası sistemin yapısı sadece maddi (silahlar, coğrafya vb.) değil, aynı zamanda ve daha önemli olarak sosyaldir. Maddi unsurlar, devletlerin birbirine yönelik algıları (kimlikleri) ve paylaştıkları anlamlar (öznelerarasılık) çerçevesinde önem kazanır. Bu nedenle anarşi, devletler etkileşime girmeden önce belirli bir 'kendi başının çaresine bakma' mantığına sahip değildir; bu mantık devletlerin birbirini nasıl inşa ettiğiyle (düşman mı yoksa dost mu gördüğüyle) ortaya çıkar.

Adım Adım Çözüm

1
Maddi ve sosyal yapı ayrımını yapın
Wendt, neorealizmin sadece 'silah sayısı' gibi maddi unsurlara odaklanmasını eleştirir; asıl olanın bu silahlara yüklenen 'anlam' olduğunu belirtir.
İnşacılığın temel argümanı, maddi dünyayı anlamlı kılanın sosyal etkileşim olduğudur.
2
Anarşinin doğasını analiz edin
Anarşi tek başına bir davranış dikte etmez; devletler birbirini 'düşman', 'rakip' veya 'dost' olarak tanımladığında anarşinin mantığı değişir.
Bu durum Wendt'in 'Anarşi, devletlerin ondan ne anladığıdır' teziyle açıklanır.
3
Kimlik ve etkileşim ilişkisini kurun
Devletlerin kimlikleri ve buna bağlı çıkarları, birbirleriyle olan etkileşimleri (intersubjectivity) sonucunda oluşur.
Sosyal yapıyı oluşturan temel dinamik öznelerarası süreçtir.

Anahtar Kavram

Öznelerarasılık (Intersubjectivity) ve Sosyal İnşa
Soru 307Soru

Uluslararası İlişkiler disiplininde 1980’lerin sonunda ana akım rasyonalist teorilere (Neorealizm ve Neoliberalizm) karşı "Üçüncü Tartışma" bağlamında yükselen inşacı (konstrüktivist) yaklaşım, sistemin "yapısı" ve "birimleri" arasındaki ilişkiyi yeniden tanımlamıştır. Nicholas Onuf tarafından disipline kazandırılan ve Alexander Wendt ile sistemleşen bu yaklaşımın, rasyonalist teorilerin "maddi ve eksojen" yapı anlayışına karşı geliştirdiği temel ontolojik sav aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uluslararası sistemin yapısı, sadece maddi güç dağılımı tarafından değil, aktörler arasındaki öznelerarası (intersubjektif) anlamlar ve ortaklaşa paylaşılan toplumsal pratikler tarafından kurulur.

Cevap

Uluslararası sistemin yapısının maddi güçten ziyade öznelerarası anlamlar ve toplumsal pratiklerle kurulduğu iddiası doğrudur.
Uluslararası sistemin yapısının sadece maddi güç dağılımından değil, öznelerarası anlamlar ve toplumsal pratiklerden oluştuğu iddiası inşacılığın temelidir. Bu yaklaşıma göre, örneğin 500 İngiliz nükleer silahı ABD için 5 Kuzey Kore nükleer silahından daha az tehdit edicidir; çünkü bu silahların anlamı maddi sayıdan değil, devletler arasındaki 'dost' veya 'düşman' kimliklerinden (toplumsal inşa) kaynaklanır.

Adım Adım Çözüm

1
Teorik bağlamın belirlenmesi
Sorunun Rasyonalizm (Neorealizm/Neoliberalizm) ile Yansımacılık/İnşacılık arasındaki Üçüncü Tartışma bağlamında olduğu saptandı.
İnşacılık, ana akım teorilerin 'maddi' odaklı yapı anlayışına bir alternatif olarak doğmuştur.
2
Ontolojik varsayımların analizi
Rasyonalizmin 'maddi ve bireyci' ontolojisine karşılık inşacılığın 'toplumsal ve öznelerarası' ontolojisi ayırt edildi.
İnşacılıkta yapı, silahlar veya coğrafya gibi maddi verilerden değil, bu verilere aktörler tarafından yüklenen anlamlardan oluşur.
3
Anahtar kavramların eşleştirilmesi
Nicholas Onuf'un 'toplumsal inşa' ve Alexander Wendt'in 'intersubjektivite' (öznelerarasılık) kavramları doğru seçenekle ilişkilendirildi.
Öznelerarasılık, anlamın bireysel zihinlerde değil, aktörler arasındaki paylaşılan anlayışlarda olduğunu ifade eder.

Anahtar Kavram

İnşacılığın Sosyal Ontolojisi (Maddi vs. Sosyal Yapı)

Daha Fazla Pratik

Wendt'in üç anarşi kültürü (Hobbesçu, Lockeçu, Kantçı) arasındaki farkları çalışarak inşacılığın pratik uygulamasını pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 308Soru

İnşacı (konstrüktivist) kuramın temelini oluşturan 'karşılıklı kuruluş' (mutual constitution) ilkesine göre, uluslararası sistemin yapısı ile failler (devletler) arasındaki ilişki aşağıdakilerden hangisinde doğru tanımlanmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yapı ve failler, sosyal pratikler aracılığıyla birbirlerini karşılıklı olarak inşa eder ve dönüştürürler.

Cevap

İnşacı kuramda yapı ve faillerin birbirlerini sosyal pratikler yoluyla karşılıklı olarak inşa ettiği ifadesi doğrudur.
İnşacı (konstrüktivist) kuramda, özellikle Alexander Wendt'in vurguladığı üzere, fail (ajan) ve yapı ontolojik olarak birbirine bağımlıdır. Yapı, faillerin sosyal pratikleri ve paylaşılan fikirleri aracılığıyla kurulurken; faillerin kimlikleri ve buna bağlı çıkarları da içinde bulundukları sosyal yapı (normlar, kültür) tarafından şekillendirilir. Bu sürece 'karşılıklı kuruluş' adı verilir.

Adım Adım Çözüm

1
Karşılıklı kuruluş (mutual constitution) kavramını analiz etme.
Bu kavram, failin yapıyı, yapının da faili aynı anda ve birbirine bağımlı olarak var etmesi anlamına gelir.
İnşacılığın ana akım teorilerden farkını anlamak için temel ontolojik pozisyonu belirlemek gerekir.
2
Seçeneklerdeki fail-yapı ilişkilerini karşılaştırma.
Tek yönlü belirlenim (B), sadece maddi odaklanma (C) veya mutlak bağımsızlık (D) gibi ifadelerin elenmesi.
Karşılıklı etkileşim ve sosyal inşa vurgusunu içeren tek seçeneğe ulaşmak için diğer kuramsal varsayımlar dışlanır.

Anahtar Kavram

Karşılıklı Kuruluş (Mutual Constitution)
Tahmini Süre:45s
Soru 309Soru

İnşacı (konstrüktivist) teoride aktörlerin neye değer verdiği ve neyi 'ulusal çıkar' olarak tanımladığı, rasyonalist yaklaşımların (Realizm ve Neoliberalizm) aksine sistemsel olarak önceden belirlenmiş veya maddi yapılara hapsolmuş bir veri değildir. Aksine bu süreç, aktörlerin birbirleriyle olan sosyal etkileşimi sonucunda oluşan öznelerarasılık (intersubjectivity) üzerinden şekillenir. Bu çerçevede, devletlerin kimlik ve çıkarlarının inşasına ilişkin aşağıdaki çıkarımlardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çıkarların anlamlandırılması ve tanımlanması, ancak devletin sahip olduğu belirli bir kimliğin süzgecinden geçtikten sonra mümkün hale gelir.

Cevap

Çıkarların anlamlandırılması ve tanımlanması, ancak devletin sahip olduğu belirli bir kimliğin süzgecinden geçtikten sonra mümkün hale gelir.
İnşacı (konstrüktivist) yaklaşıma göre kimlikler, çıkarlardan hem mantıksal hem de zamansal olarak önce gelir. Alexander Wendt ve diğer inşacılar, devletlerin çıkarlarının boşlukta oluşmadığını, ancak belirli bir sosyal bağlam ve kimlik tanımı içinde anlam kazandığını savunurlar. Dolayısıyla, devletin kendisini nasıl tanımladığı (kimliği), onun neyi amaç edineceğini (çıkarını) belirleyen kurucu unsurdur. 'Kim olduğumuzu bilmeden, ne istediğimizi bilemeyiz' mantığı bu durumun temelini oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
İnşacı kuramın kimlik ve çıkar arasındaki ontolojik öncelik ilişkisini saptamak.
İnşacılıkta kimliğin (identity), çıkarın (interest) temelini oluşturduğu ve ona öncelik teşkil ettiği belirlenir.
Çünkü bir devletin 'kim olduğu' (örneğin demokratik bir müttefik), 'ne istediğini' (örneğin güvenlik işbirliği) belirler.
2
Rasyonalist yaklaşımların (Realizm/Neoliberalizm) 'verili çıkar' varsayımıyla inşacıların 'inşa edilen çıkar' varsayımını karşılaştırmak.
İnşacıların çıkarları etkileşim ve öznelerarasılık süreciyle açıkladığı görülür.
Maddi yapılar (silahlar, coğrafya) ancak sosyal anlam kazandıklarında (kimlikler arası algılar) çıkarları etkileyebilir.

Anahtar Kavram

Kimliklerin Çıkarlar Üzerindeki Kurucu Rolü
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 310Soru

Uluslararası ilişkiler teorisindeki rasyonalizm-inşacılık tartışmasında, rasyonalist yaklaşımlar (Neorealizm ve Neoliberalizm) aktörlerin çıkarlarının ve kimliklerinin etkileşim öncesinde verili (dışsal) olduğunu kabul ederken; inşacılar bu unsurların toplumsal etkileşim süreciyle içsel olarak şekillendiğini savunur. Bu bağlamda James March ve Johan Olsen tarafından kavramsallaştırılan "uygunluk mantığı" (logic of appropriateness), aktörlerin davranışlarını açıklarken rasyonalistlerin "sonuç odaklı mantık" (logic of consequences) yaklaşımından ayrılır.

Buna göre, "uygunluk mantığı" çerçevesinde hareket eden bir devletin dış politika davranışını aşağıdakilerden hangisi en iyi betimler?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aktörün, karşılaştığı bir durumda kendi kimliğine ve içinde bulunduğu toplumsal çevrenin normatif beklentilerine en uygun düşen eylemi seçmesi

Cevap

Aktörün, karşılaştığı bir durumda kendi kimliğine ve içinde bulunduğu toplumsal çevrenin normatif beklentilerine en uygun düşen eylemi seçmesi
Uygunluk mantığı (logic of appropriateness), aktörlerin davranışlarını rasyonel bir fayda-maliyet hesabından ziyade, sahip oldukları kimliklerin ve içinde bulundukları toplumsal yapının (normlar, kurallar) beklentileriyle uyumlu olup olmadığına göre belirlediklerini savunur. Bu yaklaşımda aktör, 'Doğru olan nedir?' sorusuna kimliği üzerinden yanıt arar; yani davranış, toplumsal çevrenin normatif standartlarına uygunluk gösterme amacı taşır.

Adım Adım Çözüm

1
Rasyonalizm ve İnşacılık arasındaki eylem mantığı farkını analiz etmek.
Rasyonalizm stratejik hesaplamaya (sonuç odaklı mantık), İnşacılık ise sosyal normlara ve kimliğe (uygunluk mantığı) dayanır.
Tartışmanın temel ontolojik ayrımını saptamak için bu adım gereklidir.
2
Uygunluk mantığının (logic of appropriateness) tanımını uygulamak.
Bu mantıkta aktör 'Bana ne kazandırır?' diye değil, 'Benim kimliğimdeki bir aktör bu durumda ne yapmalıdır?' diye sorar.
İnşacı perspektifin aktör davranışını nasıl açıkladığını netleştirmek gerekir.
3
Seçenekleri bu normatif ve kimlik odaklı çerçeveyle karşılaştırmak.
Kimlik ve normatif beklenti vurgusu yapan seçenek doğru olarak belirlenir.
Diğer seçeneklerin rasyonalist (maddi çıkar, fayda hesabı) veya farklı analiz düzeylerine ait olduğu görülür.

Anahtar Kavram

Uygunluk Mantığı (Logic of Appropriateness)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 311Soru

Uluslararası ilişkilerde inşacı (konstrüktivist) teorinin kurucu isimlerinden biri olarak kabul edilen Nicholas Onuf, 19891989 tarihli 'World of Our Making' (Kuralların Dünyası) adlı çalışmasıyla literatüre önemli bir katkı sunmuştur. Onuf'un yaklaşımı, toplumsal gerçekliğin inşasında dile ve kurallara verdiği önemle Alexander Wendt gibi diğer önemli inşacı düşünürlerden ayrılmaktadır. Buna göre, Nicholas Onuf'un kuramsal çerçevesini tanımlayan ve onu diğer ana akım inşacı yaklaşımlardan ayıran temel nitelik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toplumsal yapının dilsel eylemler (söz edimleri) tarafından oluşturulan kurallar bütünü olduğunu savunması

Cevap

Toplumsal yapının dilsel eylemler (söz edimleri) tarafından oluşturulan kurallar bütünü olduğunu savunması
Nicholas Onuf'un yaklaşımı, uluslararası ilişkilerde 'inşacılık' terimini ilk kullanan ve bu süreci 'kurallar' (rules) üzerinden açıklayan teoridir. Onuf, dil felsefesindeki söz edimleri kuramını kullanarak, insanların dil aracılığıyla kurallar koyduğunu ve bu kuralların bir araya gelerek 'yönetim' (rule) biçimlerini ve dolayısıyla toplumsal dünyayı inşa ettiğini savunur. Bu özellik onu diğer inşacı düşünürlerden ayıran en temel niteliktir.

Adım Adım Çözüm

1
Onuf'un 'kural-temelli inşacılık' kavramını analiz et
Onuf, toplumsal dünyayı 'bizim yapımımız' (world of our making) olarak görür ve bu yapım sürecinin araçlarının kurallar olduğunu belirler.
Onuf'un teorisi kurallar ve yönetim (rule) kavramları üzerine inşa edilmiştir.
2
Dil felsefesi ile inşacılık arasındaki bağı kur
J.L. Austin'den etkilenen Onuf, dilin dünyayı sadece tasvir etmediğini, söz edimleri (speech acts) aracılığıyla dünyayı kurduğunu ileri sürer.
Dilsel eylemler, kuralları; kurallar ise toplumsal yapıları ve yönetim biçimlerini oluşturur.
3
Onuf'un tasnifini diğer inşacılarla karşılaştır
Wendt daha çok 'kimlik' ve 'kültür' odaklı bir sistemik inşacılık geliştirirken, Onuf 'dil' ve 'hukuk' temelli bir kural inşacılığı geliştirir.
Bu ayrım, Onuf'un kural-temelli yaklaşımının en ayırt edici özelliğidir.

Anahtar Kavram

Kural-Temelli İnşacılık (Rule-Oriented Constructivism)

İpuçları

1
Onuf'un teorisinin adındaki 'kural' (rule) kelimesine odaklanın.

Daha Fazla Pratik

Onuf'un üç kural tipi (instruction, directive, commitment) ile bunların yarattığı yönetim biçimleri (hegemony, hierarchy, heteronomy) arasındaki eşleştirmeleri çalışmak bu konudaki bilginizi derinleştirecektir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 312Soru

Alexander Wendt, *Uluslararası Politikanın Sosyal Teorisi* (Social Theory of International Politics) adlı eserinde anarşi kültürlerinin toplumsal olarak inşa edildiğini ve bu yapıların farklı derinliklerde içselleştirilebileceğini belirtir. Lockeçu anarşi kültüründe devletler birbirini "rakip" (rival) olarak tanımlarken, birbirlerinin var olma ve egemenlik haklarını tanırlar. Buna göre, bir devletin Lockeçu kültürün egemenlik normuna yalnızca "bu norma uymanın maliyet-fayda analizi açısından rasyonel bir tercih olduğu ve uzun vadeli çıkarlarına hizmet ettiği" gerekçesiyle uyması, Wendt'in analizinde hangi içselleştirme derecesi ile ifade edilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İkinci derece: Devletin egemenlik normuna uymayı kendi rasyonel çıkarlarıyla uyumlu ve faydalı bir strateji olarak görmesi

Cevap

İkinci derece içselleştirme; devletin kurala uymayı rasyonel bir maliyet-fayda analizi çerçevesinde kendi stratejik çıkarlarına uygun bulması durumunu ifade eder.
Alexander Wendt, anarşi kültürlerinin içselleştirilmesini üç düzeye ayırır. İkinci derece içselleştirme, rasyonalist teorilerin varsayımlarıyla örtüşür; burada devletler normlara veya kurallara, bu durumun kendi uzun vadeli çıkarlarıyla uyumlu olduğunu (stratejik hesaplama) gördükleri için uyarlar. Soruda belirtilen 'maliyet-fayda analizi' ve 'rasyonel tercih' vurgusu doğrudan bu seviyeyi işaret etmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Alexander Wendt'in içselleştirme (internalization) düzeylerini tanımlamak.
Üç düzey vardır: 1. Derece (Zorlama), 2. Derece (Çıkar), 3. Derece (Meşruiyet).
Soruda sorulan 'derece' kavramının teorik çerçevesini belirlemek için gereklidir.
2
Soruda verilen 'maliyet-fayda analizi' ve 'rasyonel tercih' ifadelerini analiz etmek.
Bu ifadeler, rasyonalist (neoliberal/neorealist) bir mantığa ve çıkar odaklı bir uyum sürecine işaret eder.
İçselleştirmenin motivasyon kaynağını tespit etmek doğru seviyeye ulaşmayı sağlar.
3
Motivasyon kaynağını derecelerle eşleştirmek.
Çıkar temelli uyum, Wendt tarafından 'İkinci Derece' olarak tanımlanmıştır.
Wendt'e göre ikinci derecede aktör, kuralı doğru bulduğu için değil, işine geldiği için uygular.

Anahtar Kavram

Wendt'in İçselleştirme Dereceleri (Internalization Degrees)

Daha Fazla Pratik

Wendt'in Hobbesçu anarşi kültüründeki 'düşman' kimliğinin birinci derece içselleştirmede nasıl bir şiddet döngüsü yarattığını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 313Soru

Finnemore ve Sikkink tarafından geliştirilen "Norm Yaşam Döngüsü" (NormNorm LifeLife CycleCycle) modeline göre; bir normun eşik noktasını (tippingtipping pointpoint) aşarak uluslararası sistemdeki diğer devletler tarafından hızla benimsendiği "normun yayılması" (normnorm cascadecascade) aşamasında, devletlerin bu yeni normu kabul etmelerini sağlayan temel motivasyon ve mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uluslararası toplumda meşruiyet ve itibar kazanma isteği doğrultusunda gerçekleşen sosyalleşme süreçleri

Cevap

Uluslararası toplumda meşruiyet ve itibar kazanma isteği doğrultusunda gerçekleşen sosyalleşme süreçleri
Doğru yanıt olan seçenek, Finnemore ve Sikkink'in modelinde ikinci aşamanın özünü teşkil eden sosyalleşme mekanizmasını ve devletlerin meşruiyet arayışını tam olarak ifade etmektedir. Bu aşamada devletler, 'uygunluk mantığı' (logiclogic ofof appropriatenessappropriateness) çerçevesinde hareket ederek uluslararası toplumun bir parçası olma güdüsüyle normları benimserler.

Adım Adım Çözüm

1
Modelin aşamasını tespit etme
Soruda norm yaşam döngüsünün ikinci aşaması olan 'normun yayılması' (normnorm cascadecascade) sorulmaktadır.
Bu aşama, normun eşik noktasından (tippingtipping pointpoint) sonraki sürecidir.
2
Aktör ve motivasyon analizi yapma
Bu aşamada temel aktörler devletlerdir ve ana motivasyon uluslararası toplumda dışlanmamak (itibar) ve kabul görmektir (meşruiyet).
Devletler, normu kabul eden 'medeni' veya 'uygun' devletler grubuna dahil olmak isterler.
3
Mekanizmayı belirleme
Yayılma aşamasının temel mekanizması 'sosyalleşme' (socializationsocialization) sürecidir.
Sosyalleşme; akran baskısı, itibar kaygısı ve uygunluk mantığı üzerinden işler.

Anahtar Kavram

Norm Yaşam Döngüsü - Yayılma Aşaması (Socialization & Legitimacy)
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 314Soru

Alexander Wendt’e göre bir anarşi kültürünün (Hobbesçu, Lockeçu veya Kantçı) ne kadar derin bir yapısal etkiye sahip olduğu, devletlerin bu kültürü hangi düzeyde içselleştirdiği ile ilgilidir.

Bir devletin, sistemin kural ve rollerini artık sorgulamaksızın "meşru" kabul etmesi ve bu rolleri kendi kimliğiyle bütünleştirmesi durumu, Wendt’in içselleştirme sınıflandırmasında aşağıdakilerden hangisiyle ifade edilmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Üçüncü derece içselleştirme

Cevap

Üçüncü derece içselleştirme
Üçüncü derece içselleştirme, Alexander Wendt'in modelinde en derin uyum düzeyini temsil eder. Bu aşamada devletler, uluslararası sistemin rollerini (örneğin rakibin egemenliğini tanımayı veya dostun güvenliğini savunmayı) sadece baskı altında oldukları veya pragmatik çıkarları olduğu için değil, bu rolleri meşru ve ahlaki açıdan doğru buldukları için takip ederler. Bu durum, normun devletin kimliğinin bir parçası haline gelmesi anlamına gelir.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen motivasyonun (meşruiyet ve kimlik) analiz edilmesi.
Devletin kuralları 'doğru ve haklı' bulduğu görülmektedir.
Wendt'in teorisinde içselleştirme dereceleri motivasyon kaynaklarına göre ayrılır.
2
Wendt'in üç dereceli içselleştirme modelinin hatırlanması.
1. Derece = Zorlama, 2. Derece = Çıkar, 3. Derece = Meşruiyet.
Kavramsal ayrımın netleştirilmesi için modelin hiyerarşik yapısı gereklidir.
3
Tanım ile kavramın eşleştirilmesi.
Meşruiyet ve özümseme üçüncü dereceye karşılık gelir.
En derin içselleştirme düzeyi olan üçüncü derece, normun kimliğin bir parçası olmasıdır.

Anahtar Kavram

Wendt'in İçselleştirme Dereceleri

Daha Fazla Pratik

Wendt'in Lockeçu kültüründe 'egemenlik' kurumunun ikinci ve üçüncü derece içselleştirme farklarını inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 315Soru

Uluslararası ilişkiler teorisinde devletlerin eylemlerinin uluslararası sistemi şekillendirdiğini, bu sistemin ise devletlerin kimliklerini ve çıkarlarını oluşturduğunu savunan yaklaşım; 'fail' ve 'yapı' arasında ana akım teorilerin iddia ettiği gibi tek yönlü bir etkileşim olmadığını savunur.

İnşacı (konstrüktivist) literatürde kullanılan ve fail ile yapının birbirini ontolojik olarak var etme sürecini tanımlayan bu kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karşılıklı Kuruluş

Cevap

Karşılıklı Kuruluş
Karşılıklı kuruluş kavramı, inşacı teorinin temel ontolojik iddiasıdır. Bu kavrama göre, devletlerin sosyal pratikleri uluslararası yapıyı (normlar, kurallar, kültür) inşa ederken, mevcut sosyal yapı da devletlerin kimliklerini ve çıkarlarını belirleyerek onları fail olarak kurar. Bu döngüsel süreç, fail ve yapının birbirlerinden bağımsız olarak var olamayacağını gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
İnşacı kuramın fail ve yapı arasındaki ilişkiye bakışını analiz etme
İnşacılık, fail (devlet) ve yapının (uluslararası sistem) birbirini sürekli olarak dönüştürdüğünü savunur.
Ana akım teoriler (neorealizm/neoliberalizm) yapıyı verili ve maddi kabul ederken, inşacılık yapıyı sosyal bir inşa olarak görür.
2
Ontolojik etkileşimi tanımlayan kavramı belirleme
Alexander Wendt gibi düşünürlerin kullandığı 'Karşılıklı Kuruluş' (Mutual Constitution) kavramına ulaşılır.
Bu kavram, bir unsurun diğerinden önce gelmediği, ikisinin birbirini var ettiği süreci ifade eder.

Anahtar Kavram

Karşılıklı Kuruluş (Mutual Constitution)
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 316Soru

İnşacı (Konstru¨ktivistKonstrüktivist) teorisyen Alexander Wendt, neorealizmin anarşi kavramını eleştirirken, uluslararası sistemin yapısının sadece 'maddi kapasitelerin dağılımı' üzerinden tanımlanamayacağını savunur. Wendt'e göre, bir yapının devletler üzerinde nasıl bir etki yaratacağını belirleyen asıl unsur, bu maddi unsurlara anlam kazandıran sosyal bağlamdır.

Buna göre Wendt'in yaklaşımında, anarşik bir sistemde 'kendi başının çaresine bakma' (selfhelpself-help) durumunun ortaya çıkma nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devletler arasındaki etkileşim süreçleri sonucunda inşa edilen öznelerarası kimlik ve çıkar tanımları

Cevap

Alexander Wendt'e göre kendi başının çaresine bakma durumu, anarşinin doğal bir sonucu değil, devletlerin birbirleriyle olan etkileşimleri sonucunda inşa edilen öznelerarası kimlik ve çıkar tanımlarının bir sonucudur.
Alexander Wendt, anarşinin maddi bir yapı (merkezi otorite yokluğu) olmasının tek başına devlet davranışlarını açıklayamayacağını savunur. Ona göre asıl belirleyici olan, devletlerin etkileşimleri sırasında birbirlerine atfettikleri anlamlar, roller ve kimliklerdir. Eğer devletler birbirlerini 'düşman' olarak tanımlarsa kendi başının çaresine bakma ve rekabet ortaya çıkar; ancak 'dost' olarak tanımlarlarsa kolektif güvenlik ve iş birliği mümkün olur. Dolayısıyla bu durum, öznelerarası (intersubjectiveintersubjective) bir inşadır.

Adım Adım Çözüm

1
Neorealizmin anarşi varsayımını analiz etmek.
Neorealizm, anarşiyi devletleri 'kendi başının çaresine bakmaya' zorlayan, maddi güç dağılımıyla belirlenen bir yapı olarak görür.
Wendt'in eleştirdiği çıkış noktasını saptamak için gereklidir.
2
Wendt'in inşacı müdahalesini değerlendirmek.
Wendt, anarşinin kendi başına bir mantığı olmadığını, 'anarşinin devletlerin ondan ne anladığı' olduğunu savunur.
Maddi yapının yerini sosyal yapının (intersubjectivity) aldığını anlamak için gereklidir.
3
Sonuca ulaşmak.
Kendi başının çaresine bakma, etkileşim (süreç) yoluyla inşa edilen bir 'sosyal kurum'dur.
Anarşinin inşasının temel mekanizmasını (etkileşim ve kimlik) belirlemek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Anarchy is what states make of it (Anars\ci devletlerin ondan ne anladıg˘ıdırAnarşi\ devletlerin\ ondan\ ne\ anladığıdır)
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 317Soru

Uluslararası İlişkiler disiplinindeki rasyonalizm-inşacılık (konstrüktivizm) tartışması, aktörlerin eylemlerini temellendirdikleri mantıksal çerçeveler üzerinden derinleşmektedir. Rasyonalist yaklaşımlar aktörlerin eylemlerini önceden belirlenmiş çıkarlar doğrultusunda yapılan hesaplanmış tercihler olarak görürken; inşacılık, eylemlerin sosyal anlamlar, roller ve beklentilerle şekillendiğini savunur.

Buna göre; inşacıların savunduğu "uygunluk mantığı" (logic of appropriateness) ile rasyonalistlerin "sonuç odaklı mantık" (logic of consequences) anlayışı arasındaki temel fark aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eylemin temel motivasyonunun toplumsal normlar ve kimlik çerçevesinde "doğru ve uygun olanı yapmak" mı yoksa stratejik "maliyet-fayda hesabı" mı olduğu

Cevap

Eylemin temel motivasyonunun toplumsal normlar ve kimlik çerçevesinde 'doğru ve uygun olanı yapmak' mı yoksa stratejik 'maliyet-fayda hesabı' mı olduğu yönündeki ayrım rasyonalizm ve inşacılık arasındaki temel farktır.
Doğru cevap, rasyonalistlerin aktörlerin stratejik kazanç peşinde koşan rasyonel varlıklar olduğu (sonuç odaklı mantık) ve inşacıların aktörlerin toplumsal normlara ve rollerine uygun davranan sosyal varlıklar olduğu (uygunluk mantığı) varsayımını yansıtır. Bu iki mantık arasındaki ayrım, 1990'lı yıllarda James March ve Johan Olsen tarafından formüle edilmiş ve uluslararası ilişkiler teorisindeki büyük tartışmanın merkezine oturmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Rasyonalizmin eylem mantığını tanımlama
Rasyonalizm (neorealizm ve neoliberalizm), aktörlerin (devletlerin) çıkarlarının verili ve sabit olduğunu, eylemlerin ise bu çıkarları gerçekleştirmek için yapılan stratejik maliyet-fayda hesaplarına dayandığını (sonuç odaklı mantık) savunur.
Rasyonalistlerin 'sonuç odaklı mantık' kavramının neye dayandığını netleştirmek için.
2
İnşacılığın eylem mantığını tanımlama
İnşacılık, aktörlerin eylemlerinin toplumsal kimlikleri ve içinde bulundukları ortamın normları tarafından şekillendiğini, aktörün 'bu durumda benim gibi birinin ne yapması uygundur?' sorusuna göre hareket ettiğini (uygunluk mantığı) ileri sürer.
İnşacıların 'uygunluk mantığı' kavramını rasyonalizmle karşılaştırmak için.
3
İki mantık arasındaki temel farkı karşılaştırma
Temel ayrım; rasyonalizmde eylemin dışsal/verili çıkarlara ve sonuca odaklanması, inşacılıkta ise içselleştirilmiş kimliklere ve toplumsal normlara (meşruiyet ve uygunluk) odaklanmasıdır.
Soruda istenen temel farkı tespit etmek için.

Anahtar Kavram

Rasyonalizm (Sonuç Odaklı Mantık) ve İnşacılık (Uygunluk Mantığı) ayrımı

Daha Fazla Pratik

Alexander Wendt'in 'Anarşi devletlerin ondan ne anladığıdır' tezi ile neorealizmin anarşi anlayışını karşılaştıran soruları çözebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 318Soru

Nicholas Onuf'un 1989 yılında yayımlanan 'World of Our Making' eseriyle isimlendirdiği ve Alexander Wendt'in çalışmalarıyla sistemik bir teoriye dönüştürdüğü İnşacı (Konstrüktivist) yaklaşım, ana akım rasyonalist teorilerin materyalist varsayımlarına karşı çıkar. Buna göre, İnşacılığın uluslararası sistemin yapısına ve işleyişine dair temel ontolojik varsayımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uluslararası yapının özü, maddi kapasite dağılımından ziyade aktörler arasında paylaşılan fikirler, intersubjektif (sübjektifler arası) anlamlar ve sosyal normlar tarafından kurulur.

Cevap

Uluslararası yapının özü, maddi kapasitelerden ziyade paylaşılan fikirler ve intersubjektif anlamlar tarafından inşa edilir.
İnşacı yaklaşım, uluslararası sistemin yapısının sadece maddi güç dağılımından ibaret olmadığını, asıl yapının aktörler arasındaki paylaşılan anlayışlar (intersubjektivite) ve sosyal normlar tarafından oluşturulduğunu savunur. Bu ontolojik kayma, İnşacılığı 'Üçüncü Tartışma' bağlamında rasyonalist teorilerden ayıran en temel varsayımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Teorik çerçeveyi tanımlama
İnşacılığın (Konstrüktivizm) ana akım teorilerden (Neorealizm/Neoliberalizm) temel farkı, yapıyı maddi değil toplumsal/fikirsel olarak tanımlamasıdır.
Soruda istenen temel varsayımı rasyonalist-materyalist yaklaşımlardan ayırmak gerekir.
2
Ontolojik varsayımı analiz etme
İnşacılık için 'intersubjektivite' (sübjektifler arası anlam) anahtar kavramdır; yani tankların veya füzelerin anlamı, devletlerin birbirini nasıl gördüğü (düşman mı, rakip mi, dost mu) ile belirlenir.
Maddi unsurların tek başına davranışı belirlemediğini, sosyal anlamların belirleyici olduğunu anlamak için.
3
Seçenekleri eleme
Anarşiyi verili kabul eden, çıkarları sabit gören veya ekonomik determinizme dayanan seçenekler elenerek sosyal inşayı vurgulayan seçenek bulunur.
Doğru varsayımın ayırt edilmesi.

Anahtar Kavram

İntersubjektivite ve Sosyal İnşa

Daha Fazla Pratik

Wendt'in üç anarşi kültürü (Hobbesçu, Lockeçu, Kantçı) arasındaki farkları inceleyerek bu sosyal inşanın nasıl pratik sonuçlar doğurduğunu analiz edebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 319Soru

Finnemore ve Sikkink'in Norm Yaşam Döngüsü (NormNorm LifeLife CycleCycle) modelinde, ikinci aşama olan "Norm Yayılması" (NormNorm CascadeCascade), normun bir eşik noktasını (tippingtipping pointpoint) aşarak uluslararası sistemde geniş bir kabul gördüğü evreyi ifade eder. Bu evrede normun yayılmasını sağlayan temel mekanizma "sosyalleşme" (socializationsocialization) iken; devletleri bu normu benimsemeye iten çeşitli sosyo-psikolojik motivasyonlar bulunmaktadır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi söz konusu "yayılma" aşamasında devletlerin normu kabul etme gerekçeleri arasında yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Normun artık sorgulanmadan kabul edilen bir "alışkanlık" (habithabit) boyutuna ulaşması

Cevap

Normun artık sorgulanmadan kabul edilen bir alışkanlık (habithabit) boyutuna ulaşması
Doğru cevap olan ifade, norm yaşam döngüsünün üçüncü evresi olan 'içselleştirme' aşamasını tanımlamaktadır. Finnemore ve Sikkink'e göre, yayılma aşamasında devletler normu 'sosyalleşme' baskısı, meşruiyet ihtiyacı ve özsaygı gibi nedenlerle takip ederler. Ancak normun artık bir seçenek olmaktan çıkıp 'alışkanlık' (habithabit) halini alması ve sorgulanmadan uygulanması (taken-for-grantedness), döngünün en son aşamasının karakteristiğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Norm Yaşam Döngüsü modelinin aşamalarını hatırla
Model; Normun Doğuşu (1), Norm Yayılması (2) ve İçselleştirme (3) olmak üzere üç aşamadan oluşur.
Soruda sorulan motivasyonların hangi aşamaya ait olduğunu belirlemek için temel yapı bilinmelidir.
2
İkinci aşama olan 'Yayılma' (CascadeCascade) evresinin dinamiklerini analiz et
Bu aşamada temel mekanizma 'sosyalleşme'dir; motivasyonlar ise meşruiyet, konformizm ve özsaygıdır.
Finnemore ve Sikkink, devletlerin neden normatif baskıya uyduğunu bu kavramlarla açıklar.
3
Seçeneklerdeki 'alışkanlık' (habithabit) kavramını değerlendir
Alışkanlık ve sorgulanmama hali, normun artık bir tartışma konusu olmaktan çıktığı üçüncü aşamaya (İçselleştirme) aittir.
Aşamalar arasındaki kavramsal ayrımı yapmak doğru cevaba ulaştırır.

Anahtar Kavram

Norm Yayılması ve İçselleştirme Arasındaki Fark

İpuçları

1
Finnemore ve Sikkink'in modelinin üç aşamalı olduğunu ve her aşamanın farklı aktörleri ve mekanizmaları olduğunu hatırla.
2
İkinci aşama olan yayılmada devletler hala 'neden' uyum sağladıklarını (meşruiyet vb.) düşünebilirler; ancak üçüncü aşamada bu durum bir reflekse dönüşür.
3
'Alışkanlık' ve 'sorgulanmama' kavramları normun tamamen yapıya entegre olduğu en son evreyi tanımlar.

Daha Fazla Pratik

Norm Girişimcileri (NormNorm EntrepreneursEntrepreneurs) ve bunların 'Normun Doğuşu' aşamasındaki rolleri üzerine bir soru çözülmesi konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 320Soru

Alexander Wendt’in anarşi tipolojisinde; devletlerin birbirlerini 'rakip' (rival) olarak konumlandırdığı, karşılıklı egemenlik haklarının bir kurum olarak tanındığı ve statükonun korunmasının genellikle devletlerin 'kendi rasyonel çıkarlarına hizmet ettiği' düşüncesiyle sürdürüldüğü anarşi kültürü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lockeçu Kültür

Cevap

Wendt'in tipolojisinde devletlerin birbirlerini rakip olarak gördüğü ve egemenliği tanıdığı yapı Lockeçu Kültür'dür.
Alexander Wendt’e göre Lockeçu kültürde devletler birbirlerini 'rakip' olarak tanımlarlar. Bu kültürün temel özelliği, devletlerin birbirlerinin egemenlik ve mülkiyet haklarını (yaşama hakkını) tanımasıdır. Bu yapı, devletlerin bu kurala uymanın kendi uzun vadeli çıkarlarına uygun olduğunu düşünmeleri (ikinci derece içselleştirme/rasyonel hesap) sayesinde istikrar kazanır.

Adım Adım Çözüm

1
Rol kimliğinin belirlenmesi
Rakip (Rival)
Soru kökünde belirtilen 'rakip' ifadesi, Wendt'in Lockeçu kültürüne özgü temel rol kimliğidir.
2
Davranış normunun analizi
Egemenliğin tanınması ve sınırlı şiddet
Lockeçu yapıda devletler birbirini yok etmeye çalışmaz, 'yaşa ve yaşat' prensibiyle egemenliğe asgari saygı gösterirler.
3
İçselleştirme derecesinin tespiti
İkinci derece (Rasyonel Çıkar)
Soruda geçen 'rasyonel çıkarlara hizmet etmesi' vurgusu, Wendt'in ikinci derece içselleştirme (fayda-maliyet hesabı) tanımıyla örtüşür.

Anahtar Kavram

Lockeçu Anarşi Kültürü ve Rakip Rol Kimliği

Daha Fazla Pratik

Wendt'in içselleştirme derecelerini (zorlama, çıkar, meşruiyet) her üç kültür için ayrı ayrı tablo halinde çalışmanız konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:50s
ÖncekiSayfa 16 / 17Sonraki
İnşacılık (Konstrüktivizm) Alıştırma Soruları — KPSS Uluslararası İlişkiler — Sayfa 16 | Examkin