İnşacılık (Konstrüktivizm)

332 soru

Soru 121Soru

Nicholas Onuf’un inşacı kuramında, "insanların dünyayı sözlerle kurduğu" varsayımı temeldir. Onuf, dil felsefesindeki söz edimlerinden (speech acts) yola çıkarak kuralları üç kategoriye ayırır ve her kural türünün farklı bir toplumsal yönetim (rule) biçimi ürettiğini ileri sürer. Bir aktörün diğerine bir şeyi yapmasını emretmesi veya talep etmesi şeklinde tezahür eden yönlendirici söz edimlerinin (directives), istikrarlı beklentiler yaratarak kurumsallaşması, sistemde belirli bir gücün kullanımını meşrulaştıran bir yapı doğurur.

Onuf’un tipolojisine göre, "emir kuralları" (directive rules) aracılığıyla şekillenen ve bir aktörün veya grubun diğerleri üzerindeki üstünlüğüne dayanan bu yönetim/düzen biçimi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hegemonya

Cevap

Nicholas Onuf'un kuramında emir kuralları ile eşleşen yönetim biçimi Hegemonya'dır.
Nicholas Onuf’un inşacı yaklaşımında sosyal gerçeklik kurallar aracılığıyla kurulur. Onuf'un tipolojisinde; yönlendirici söz edimleri (directives) 'emir kurallarını' (directive rules) oluşturur. Bu kurallar aktörlerin davranışlarını kısıtlayıp belirli bir yöne kanalize ederek kurumsallaştığında, bir gücün diğerleri üzerindeki üstünlüğüne dayalı olan 'Hegemonya' düzeni ortaya çıkar.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki söz edimi türünü belirleyin.
Yönlendirici söz edimleri (directives).
Onuf'un kuramı dilsel eylemler üzerine kuruludur.
2
Söz edimi türü ile kural kategorisini eşleştirin.
Yönlendirici söz edimleri -> Emir kuralları (directive rules).
Emretme veya talep etme eylemleri doğrudan emir kurallarını üretir.
3
Kural kategorisi ile toplumsal düzen biçimini eşleştirin.
Emir kuralları -> Hegemonya.
Onuf'un tipolojisinde emirlerin kurumsallaşması hegemonyaya yol açar.

Anahtar Kavram

Nicholas Onuf'un Söz Edimi - Kural - Düzen Üçlemesi

İpuçları

1
Onuf'un üçlü tablosundaki kural türlerini ve bunların ürettiği düzenleri hatırlayın.
2
Yönlendirici söz edimleri (emretmek gibi) bir tarafın diğerine üstünlüğünü varsayar.
3
Onuf'a göre emir kuralları Hegemonya, talimat kuralları Hiyerarşi, bağlılık kuralları ise Heteronomi üretir.

Daha Fazla Pratik

Onuf'un 'bağlılık kuralları' ile 'Uluslararası Hukuk' arasındaki ilişkiyi inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 122Soru

Sosyal İnşacı (Konstrüktivist) yaklaşıma göre, devletlerin uluslararası arenadaki "ulusal çıkarları" ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devletlerin kimlikleri aracılığıyla tanımlanan, sosyal etkileşim ve öznelerarasılık süreciyle inşa edilen değişken unsurlardır.

Cevap

Ulusal çıkarlar, devletlerin kimlikleri temelinde sosyal etkileşim ve öznelerarasılık süreciyle kurgulanan değişken unsurlardır.
İnşacı (Konstrüktivist) teoriye göre devletlerin çıkarları, rasyonalist yaklaşımların iddia ettiği gibi sistem tarafından dayatılan sabit veya maddi unsurlara bağlı verili olgular değildir. Aksine, bir devletin neyi çıkarı olarak tanımlayacağı, o devletin sahip olduğu kimliğe ve diğer devletlerle kurduğu sosyal etkileşime bağlıdır. Alexander Wendt'in vurguladığı gibi, öznelerarasılık (paylaşılan anlamlar) çıkarlara asıl içeriğini veren unsurdur.

Adım Adım Çözüm

1
İnşacı teorinin "kimlik ve çıkar" ilişkisini hatırla.
İnşacılıkta kimlik çıkardan önce gelir (ontolojik öncelik). Devletler "biz kimiz?" sorusuna verdikleri cevaba göre "ne istediklerine" (çıkarlarına) karar verirler.
Teorinin temel varsayımı olan kimlik odaklı çıkar inşasını belirlemek için.
2
Sosyal etkileşimin ve öznelerarasılığın rolünü analiz et.
Çıkarlar maddi bir yapıdan değil, aktörler arasındaki paylaşılan anlamlardan (öznelerarasılık) doğar.
Alexander Wendt'in "Anarşi devletlerin ondan ne anladığıdır" argümanını uygulamak için.
3
Rasyonalist (Realizm/Liberalizm) yaklaşımlarla farkı netleştir.
Rasyonalistlerde çıkarlar dışsal (verili) ve sabittir; İnşacılıkta ise içsel ve değişkendir.
Doğru tanımı diğer teorik yaklaşımlardan ayırt etmek için.

Anahtar Kavram

İnşacılıkta Çıkarların Sosyal İnşası
Tahmini Süre:45s
Soru 123Soru

Alexander Wendt'e göre Hobbesçu ve Lockeçu anarşi kültürleri arasındaki temel ontolojik fark, 'egemenlik' kavramına yüklenen anlamda yatar. Hobbesçu kültürde egemenlik sadece maddi bir güç kapasitesiyken, Lockeçu kültürde toplumsal bir kurumdur. Bu ayrım bağlamında, Lockeçu anarşi kültürünün devletler arası ilişkilerde güç kullanımı üzerindeki belirleyici etkisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devletlerin birbirlerini 'rakip' olarak tanımlaması sonucunda, şiddet kullanımının birbirlerinin var olma hakkını tehdit etmeyecek düzeyde sınırlandırılması

Cevap

Lockeçu anarşi kültüründe devletler birbirlerini 'rakip' (rival) olarak gördüklerinden, şiddet kullanımını birbirlerinin sistemdeki varlığını ortadan kaldırmayacak şekilde sınırlandırırlar.
Alexander Wendt'e göre Lockeçu anarşi kültürünün temel mantığı 'yaşa ve yaşat' ilkesidir. Bu kültürde devletler birbirlerini 'rakip' olarak konumlandırırlar. Hobbesçu kültürden farklı olarak egemenlik, devletlerin maddi güçlerinden bağımsız olarak birbirlerine tanıdıkları toplumsal bir haktır. Bu nedenle devletler çatışsalar bile, şiddet kullanımı rakibin egemenliğini tamamen ortadan kaldırmayacak veya varlığına son vermeyecek şekilde sınırlandırılır. Doğru yanıt bu yapısal özelliği vurgulamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Wendt'in üç anarşi kültürünü (Hobbesçu, Lockeçu, Kantçı) ve bunlara karşılık gelen rol kimliklerini (Düşman, Rakip, Dost) belirle.
Lockeçu kültürün rol kimliği 'Rakip' (Rival) olarak tespit edilir.
Sorunun odağı olan Lockeçu yapıyı analiz etmek için temel kimlik tanımına ihtiyaç vardır.
2
Lockeçu kültürün temel davranış mantığı olan 'yaşa ve yaşat' (live and let live) ilkesini incele.
Bu mantığın temelinde egemenliğin maddi bir güçten ziyade karşılıklı olarak tanınan meşru bir 'kurum' olduğu görülür.
Egemenliğin kurumlaşması, devletlerin birbirlerinin var olma hakkına saygı duymasını sağlar.
3
Bu meşruiyetin güç kullanımı üzerindeki etkisini değerlendir.
Devletler çatışsalar bile şiddet, rakibin sistemden tamamen tasfiye edilmesini (yok edilmesini) amaçlamaz; şiddet sınırlandırılmıştır.
Hobbesçu kültürdeki 'sıfır toplamlı' varlık mücadelesinden Lockeçu 'sınırlı rekabet'e geçiş bu noktada gerçekleşir.

Anahtar Kavram

Wendt'in Lockeçu Anarşi Kültürü ve 'Rakip' Rol Kimliği

İpuçları

1
Lockeçu kültürde devletlerin birbirlerine atfettiği rol kimliği 'Rakip' (Rival) olarak tanımlanır.
2
Bu kültürün temel mantığı 'yaşa ve yaşat' ilkesidir; yani devletler birbirlerinin var olma hakkını meşru kabul ederler.
3
Bir rakip ile bir düşman arasındaki temel fark, şiddet kullanımının sınırları ve karşısındakinin egemenliğine duyulan saygıdır.

Daha Fazla Pratik

Wendt'in anarşi kültürlerinin hangi içselleştirme düzeylerinde (1, 2 ve 3. düzey) meşruiyet kazandığını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 124Soru

Uluslararası ilişkiler disiplinindeki "fail-yapı" (agent-structure) tartışması ekseninde, inşacı kuramın "karşılıklı kuruluş" (mutual constitution) ilkesi temel alındığında, sistem ve aktör arasındaki ilişkiye dair aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fail ve yapı birbirini sürekli olarak inşa eder; yapı aktörlerin kimliğini belirlerken, aktörlerin pratikleri de yapıyı yeniden üretir.

Cevap

Fail ve yapı birbirini sürekli olarak inşa eder; yapı aktörlerin kimliğini belirlerken, aktörlerin pratikleri de yapıyı yeniden üretir.
İnşacı yaklaşıma göre uluslararası sistem (yapı) ve devletler (fail/ajan) birbirini karşılıklı olarak inşa eder. Alexander Wendt'in vurguladığı üzere, yapı devletlerin kimlik ve çıkarlarını şekillendiren sosyal bir ortam sunarken, devletler de sosyal etkileşimleri ve pratikleri aracılığıyla bu yapıyı sürekli olarak yeniden üretirler. Dolayısıyla ikisi arasında ontolojik bir bağımlılık söz konusudur.

Adım Adım Çözüm

1
İnşacı kuramın "karşılıklı kuruluş" (mutual constitution) kavramını tanımlayın.
Bu kavram, fail ve yapının birbirini karşılıklı olarak şekillendirdiğini ifade eder.
Sorunun temelini oluşturan kuramsal ilkeyi belirlemek için gereklidir.
2
Rasyonalist (Neorealizm/Neoliberalizm) teorilerin determinist (belirleyici) bakış açısıyla karşılaştırın.
Rasyonalistlerin aksine inşacılar yapıyı sabit bir dışsal veri olarak değil, sosyal bir süreç olarak görürler.
Çeldiricileri elemek ve inşacılığın özgünlüğünü anlamak için kritiktir.
3
Failin pratikleri ile yapının kimlik inşası arasındaki döngüsel ilişkiyi doğrulayan seçeneği bulun.
Yapının ve failin birbirini var ettiği sonucuna ulaşılır.
Doğru seçeneğe ulaşmak için mantıksal sentez yapılır.

Anahtar Kavram

Karşılıklı Kuruluş (Mutual Constitution)

Daha Fazla Pratik

Alexander Wendt'in 'Anarşi devletlerin ondan ne anladığıdır' sözü ile karşılıklı kuruluş ilkesi arasındaki ilişkiyi incelemek kavramın pekişmesini sağlar.
Tahmini Süre:45s
Soru 125Soru

İnşacı (Konstrüktivist) yaklaşımın temel varsayımları çerçevesinde, uluslararası aktörlerin "çıkarlarının" (interests) kaynağı ve şekillenme süreciyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çıkarlar, aktörlerin kimlikleri ve diğer aktörlerle kurdukları sosyal etkileşimler sonucunda inşa edilir.

Cevap

Uluslararası aktörlerin çıkarlarının kimlikler ve sosyal etkileşimler aracılığıyla inşa edildiğini savunan ifade doğrudur.
İnşacı (Konstrüktivist) teoriye göre, uluslararası politikada devletlerin çıkarları sistem tarafından onlara dayatılan sabit gerçeklikler değildir. Aksine, bir devletin kimliği (örneğin demokratik, revizyonist veya barışçıl olma kimliği), o devletin neyi çıkar olarak tanımlayacağını belirler. Bu kimlikler ise diğer devletlerle olan tarihsel ve sosyal etkileşimler sonucunda inşa edilir. Dolayısıyla çıkarlar 'verili' değil, 'oluşturulmuş' (constituted) süreçlerdir.

Adım Adım Çözüm

1
İnşacı teorinin ontolojik önermesini analiz et.
İnşacılık, uluslararası yapının sadece maddi değil, sosyal bir yapı olduğunu savunur.
Rasyonalist teorilerden (Realizm/Liberalizm) temel kopuş noktasını belirlemek için gereklidir.
2
Kimlik ve çıkar arasındaki ilişkiyi kur.
Aktörlerin "kim" olduğu (kimlik), onların "ne istediğini" (çıkar) belirler.
İnşacılığın çıkarları verili kabul etmeyen, onları kimliğin bir sonucu olarak gören varsayımını doğrulamak için gereklidir.
3
Sosyal etkileşimin rolünü değerlendir.
Kimlikler ve dolayısıyla çıkarlar, devletler arasındaki etkileşim süreciyle sürekli yeniden kurgulanır.
Çıkarların neden sabit olmadığını ve sosyal bir inşa süreci olduğunu açıklamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Kimlik-Çıkar İlişkisi ve Sosyal İnşa

İpuçları

1
İnşacı yaklaşımın 'kimlik' ve 'çıkar' arasındaki bağı nasıl kurduğunu hatırlayın.
2
Rasyonalist teoriler çıkarların 'verili' ve sabit olduğunu söylerken, İnşacılık bunların 'sosyal bir süreç' olduğunu savunur.
3
Alexander Wendt'in 'Anarşi devletlerin ondan ne anladığıdır' sözü, çıkarların sosyal etkileşimle nasıl değişebileceğine işaret eder.

Daha Fazla Pratik

İnşacılığın ajan-yapı sorunu ve anarşi kültürleri (Hobbesçu, Lockeçu, Kantçı) arasındaki farkları inceleyerek konuyu pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 126Soru

Nicholas Onuf’un uluslararası ilişkiler teorisine kazandırdığı perspektife göre sosyal gerçeklik, fiziksel bir yapıdan ziyade insanların birbirleriyle girdikleri etkileşimler sonucunda ortaya çıkan sosyal bir inşadır. Onuf, bu inşa sürecinin merkezine insanların dil aracılığıyla dünyayı şekillendirme gücünü yerleştirir.

Buna göre Onuf'un "insan yapımı bir dünya" (world of our making) düşüncesinde, toplumsal düzeni oluşturan ve aktörlerin kimliklerini tanımlayan en temel birim aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kurallar

Cevap

Sosyal dünyayı inşa eden temel birim kurallardır.
Doğru yanıt olan kurallar ifadesi, Nicholas Onuf'un inşacı yaklaşımının kalbidir. Onuf, insanların dildeki 'söz edimleri' (speech acts) aracılığıyla toplumsal kurallar ürettiğini ve bu kuralların da hem aktörlerin kimliklerini hem de uluslararası sistemin yapısını inşa ettiğini savunur. Bu yüzden dünyayı 'insan yapımı bir kurallar bütünü' olarak nitelendirir.

Adım Adım Çözüm

1
Onuf'un inşacılık (konstrüktivizm) kuramındaki temel varsayımı hatırla.
Sosyal gerçekliğin maddi değil, dilsel eylemlerle kurulduğu sonucuna ulaşılır.
Onuf, insanların dünyayı 'söz edimleri' (speech acts) ile kurduğunu savunur.
2
Bu dilsel eylemlerin sosyal yapıdaki karşılığını belirle.
Dilsel eylemlerin sosyal düzlemde 'kurallar' olarak somutlaştığı görülür.
Onuf'a göre her söz edimi bir kural üretir veya mevcut bir kuralı pekiştirir.
3
Kurallar ve failler arasındaki ilişkiyi analiz et.
Kuralların hem failleri (aktörleri) hem de yapıyı karşılıklı olarak inşa ettiği belirlenir.
Bu durum Onuf'un 'Kuralların Dünyası' (World of Our Making) eserinin temel tezidir.

Anahtar Kavram

Onuf'un 'Kurallar' Vurgusu ve Sosyal İnşa

İpuçları

1
Onuf'un en ünlü eserinin başlığında geçen anahtar kelimeyi düşünün.
2
Onuf'a göre insanlar dünyayı 'sözler' ile kurar; bu sözlerin toplumsal düzeydeki yansıması nedir?
3
Onuf; bilgi, emir ve bağlılık gibi 'söz edimlerinin' oluşturduğu hiyerarşi veya heteronomi gibi düzenlerin temelinde bu yapı taşının olduğunu söyler.

Daha Fazla Pratik

Onuf'un söz edimi türleri (directive, assertive, commissive) ile bu edimlerin ürettiği kural tipleri arasındaki eşleşmelere çalışabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 127Soru

Alexander Wendt'in "Anarşi devletlerin ondan ne anladığıdır" teziyle sembolleşen İnşacı (Konstrüktivist) yaklaşımın; devletlerin kimlik, kültür ve ulusal çıkarlarının inşasına yönelik temel argümanı dikkate alındığında, maddi kapasitelerin (askeri güç vb.) uluslararası sistemdeki işlevi hakkında aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Maddi güç, devletler arasında paylaşılan öznelerarası anlamlar (intersubjective meanings) tarafından tanımlanmadığı sürece, tek başına bir eylem kılavuzu veya "tehdit" niteliği taşımaz.

Cevap

Maddi gücün ancak öznelerarası anlamlar (intersubjective meanings) çerçevesinde tanımlandığında bir eylem kılavuzu veya tehdit niteliği kazandığını ifade eden seçenek doğrudur.
İnşacı yaklaşıma göre uluslararası sistem sadece maddi güç dağılımından değil, aynı zamanda bu güce anlam veren sosyal yapılardan oluşur. Devletler ulusal çıkarlarını kim olduklarına (kimliklerine) göre tanımlarlar; kimlikler ise diğer devletlerle etkileşim sürecinde 'öznelerarası' olarak inşa edilir. Dolayısıyla, bir devletin elindeki 500 nükleer silahın dost bir devlet için güvenlik, düşman bir devlet için tehdit oluşturması, maddi kapasitenin kendisinden değil, aradaki sosyal-öznelerarası ilişkinin niteliğinden kaynaklanır.

Adım Adım Çözüm

1
Rasyonalist ve İnşacı yaklaşımların çıkar tanımını karşılaştırın.
Rasyonalizm çıkarları 'verili' (exogenous) kabul ederken, İnşacılık 'inşa edilen' (endogenous) kabul eder.
Sorunun temelini oluşturan ontolojik farkın anlaşılması için bu ayrım kritiktir.
2
Alexander Wendt'in anarşi ve öznelerarasılık kavramlarını analiz edin.
Anarşi kendi başına bir davranış dikte etmez; devletlerin birbirine dair 'öznelerarası' (ortaklaşa oluşturulmuş) anlamları davranışı belirler.
Wendt'in 'Anarşi devletlerin ondan ne anladığıdır' sözünün teorik arka planını uygulamak gerekir.
3
Maddi kapasitelerin (askeri güç vb.) sosyal anlamla ilişkisini kurun.
Maddi güç, sosyal kimlikten (dostluk veya düşmanlık kültürü) bağımsız olarak kendi başına bir anlam ifade etmez.
İnşacılığın maddi yapı ile sosyal yapı arasındaki hiyerarşisini belirlemek için bu adım gereklidir.
4
Seçenekler arasından maddi gücü sosyal anlama bağlayan ifadeyi bulun.
Maddi gücün öznelerarası anlamlar tarafından tanımlanmadığı sürece tehdit niteliği taşımayacağı yargısına ulaşılır.
Teorik argümanın en kapsamlı ve doğru ifadesini seçmek için son analizdir.

Anahtar Kavram

Öznelerarasılık (Intersubjectivity) ve Çıkarların İçsel İnşası

Daha Fazla Pratik

Wendt'in tanımladığı üç anarşi kültürü (Hobbesçu, Lockeçu, Kantçı) arasındaki davranışsal farkları inceleyerek öznelerarasılık kavramını pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 128Soru

İnşacı (konstrüktivist) kuramcılar Martha Finnemore ve Kathryn Sikkink tarafından geliştirilen "Norm Yaşam Döngüsü" (Norm Life Cycle) modeline göre; uluslararası bir normun ortaya çıkışından itibaren kabul görüp yerleşmesine kadar geçen süreç aşağıdakilerin hangisinde kronolojik olarak doğru sırayla verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Normun doğuşu — Normun yayılması — Normun içselleştirilmesi

Cevap

Modeldeki doğru kronolojik sıralama; normun doğuşu, normun yayılması ve normun içselleştirilmesi şeklindedir.
Doğru olan seçenek, modelin üç temel aşamasını (doğuş, yayılma, içselleştirme) mantıksal ve kronolojik akışına uygun şekilde sunmaktadır. Finnemore ve Sikkink'e göre bir norm önce bir girişimci tarafından ortaya atılır (doğuş), ardından kritik kütleye ulaşınca hızla yayılır (yayılma) ve en sonunda sorgulanmayan bir alışkanlığa dönüşür (içselleştirme).

Adım Adım Çözüm

1
Norm girişimcilerinin yeni bir davranışı veya kuralı savunduğu başlangıç aşamasını belirle.
Bu aşama "Normun Doğuşu" (Norm Emergence) aşamasıdır.
Süreç her zaman bir fikir veya standart önerisiyle başlar.
2
Normun bir "eşik noktası"nı aşarak uluslararası toplumun geneline yayıldığı orta aşamayı belirle.
Bu aşama "Normun Yayılması" (Norm Cascade) aşamasıdır.
Yeterli sayıda devlet kabul ettiğinde norm domino etkisiyle yayılmaya başlar.
3
Normun artık tartışılmadığı, bürokrasiye ve günlük pratiklere yerleştiği son aşamayı belirle.
Bu aşama "Normun İçselleştirilmesi" (Norm Internalization) aşamasıdır.
Normun artık bir kural olarak bile algılanmayıp otomatik bir alışkanlığa dönüşmesi sürecin tamamlandığını gösterir.

Anahtar Kavram

Norm Yaşam Döngüsü Aşamaları

İpuçları

1
Normun önce norm girişimcileri tarafından ortaya atıldığını hatırlayın.
2
Sürecin sonunda normun artık tartışılmayan, otomatik bir davranış haline geldiğini düşünün.
3
Sıralama bir fikrin 'ortaya çıkışı', 'genelleşmesi' ve 'sabitlenmesi' mantığına dayanır.

Daha Fazla Pratik

Modelin aşamaları arasındaki 'eşik noktası' (tipping point) kavramının hangi iki aşama arasında yer aldığını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 129Soru

Uluslararası ilişkiler teorisinde rasyonalizm (neorealizm ve neoliberalizm) ile inşacılık (konstrüktivizm) arasındaki tartışmalarda aktörlerin davranışlarını belirleyen 'mantık' ayrımı önemli bir yer tutar. Rasyonalistler, devletlerin önceden belirlenmiş çıkarları doğrultusunda stratejik hesaplar yaparak hareket ettiğini savunurken; inşacılar, devletlerin kimlikleri ve sosyal normlar doğrultusunda toplumsal beklentilere uyum sağladığını ileri sürer. Buna göre, inşacıların savunduğu ve devletlerin sosyal rollerine uygun davranma eğilimini tanımlayan kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uygunluk mantığı

Cevap

İnşacıların savunduğu ve devletlerin sosyal rollerine veya normlara uygun davranma eğilimini tanımlayan kavram uygunluk mantığıdır.
Uygunluk mantığı, inşacı teorinin temel varsayımlarından biridir ve devletlerin sosyal bir yapı içinde sahip oldukları kimlikler ve benimsedikleri normlar uyarınca 'kendilerinden beklenen' veya 'doğru olan' davranışı sergilemelerini ifade eder.

Adım Adım Çözüm

1
Rasyonalizm ve inşacılık arasındaki davranış mantığı farkını belirleyin.
Rasyonalizmin sonuç odaklı, inşacılığın ise sosyal rollere dayalı hareket ettiği saptanır.
Teorik ayrımı netleştirmek için gereklidir.
2
Kimlik ve normlara dayalı 'doğru olanı yapma' güdüsünü ifade eden terimi seçin.
Bu durumun 'uygunluk mantığı' (logic of appropriateness) olarak adlandırıldığı sonucuna varılır.
Kavramsal tanımın inşacı teori içindeki karşılığını bulmak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Uygunluk Mantığı (Logic of Appropriateness)

Daha Fazla Pratik

Alexander Wendt'in 'anarşi devletlerin ne yaptıysa odur' tezi ile rasyonalizmin yapısal anarşi anlayışı arasındaki farkları inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 130Soru

Uluslararası İlişkiler teorisindeki rasyonalizm - inşacılık tartışmasında, rasyonalist yaklaşımlar aktörlerin davranışlarını stratejik hesaplamalar ve fayda maksimizasyonu üzerinden açıklarken; inşacılar aktörlerin toplumsal rollerine, kimliklerine ve normlara olan bağlılıklarına vurgu yaparlar. Buna göre, inşacıların bir aktörün "belirli bir durumda kendisinden beklenen doğru ve meşru davranışı yapma" güdüsüyle hareket ettiğini savunan yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uygunluk mantığı

Cevap

İnşacılıkta aktörlerin normlara ve kimliklere göre hareket etmesini ifade eden kavram uygunluk mantığıdır.
Uygunluk mantığı (logic of appropriateness), inşacı kuramın merkezinde yer alan bir kavramdır. Bu yaklaşıma göre aktörler, "Bu durumda benim için en faydalı olan nedir?" diye sormak yerine, "Benim gibi bir aktörün, bu tür bir durumda yapması gereken doğru/uygun davranış nedir?" sorusuna göre hareket ederler. Bu da kimliklerin ve sosyal normların belirleyici olduğunu gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Rasyonalist ve inşacı yaklaşımların davranış temellerini karşılaştırın.
Rasyonalizm maddi çıkar ve faydaya (sonuç odaklılık) odaklanırken, İnşacılık sosyal yapı ve kimliğe odaklanır.
Tartışmanın ontolojik ve davranışsal kökenini belirlemek için gereklidir.
2
İnşacıların "meşruiyet" ve "doğru davranış" vurgusunu karşılayan kavramı bulun.
Bu vurgu, aktörün içinde bulunduğu toplumsal yapıya 'uygun' davranmasını ifade eden uygunluk mantığıdır.
Soruda sorulan spesifik kavramsal karşılığı saptamak için bu adım uygulanır.

Anahtar Kavram

Uygunluk Mantığı (Logic of Appropriateness)

İpuçları

1
İnşacılar, maddi çıkarlardan ziyade sosyal normların ve kimliklerin önemini vurgular.
2
Bir aktörün 'fayda' yerine 'meşruiyet' ve 'rolüne uygunluk' araması hangi kavramla ifade edilir?
3
Kavramın adı, davranışın toplumsal beklentilere 'uyumlu' olmasıyla doğrudan ilgilidir.

Daha Fazla Pratik

Wendt'in anarşi kültürlerini (Hobbesçu, Lockeçu, Kantçı) inceleyerek uygunluk mantığının farklı sistemlerde nasıl işlediğini görebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 131Soru

Uluslararası ilişkilerde inşacı (konstrüktivist) yaklaşım, aktörlerin kimliklerinin sistemdeki sosyal normlar tarafından şekillendiğini; ancak bu normların da aktörlerin gündelik pratikleri ve etkileşimleri sonucunda varlığını sürdürdüğünü savunur. Bu kuramsal yaklaşımın, aktör ve sistem arasındaki bu döngüsel ve birbirini var eden ilişkiyi tanımlamak için kullandığı temel ilke aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karşılıklı kuruluş

Cevap

İnşacı kuramda fail (ajan) ve yapının birbirini karşılıklı olarak var etmesini ifade eden 'karşılıklı kuruluş' ilkesidir.
Karşılıklı kuruluş kavramı, inşacı teorinin temelini oluşturur. Bu ilkeye göre devletler (failler) sosyal etkileşimleri ve pratikleri aracılığıyla uluslararası sistemin yapısını (normlar, kurallar) oluştururlar. Aynı zamanda bu sosyal yapı da devletlerin kimliklerini ve çıkarlarını belirleyerek onların kim olduğunu ve ne istediklerini tanımlar. Bu döngüsel ilişki, tarafların birbirini ontolojik olarak inşa etmesi anlamına gelir.

Adım Adım Çözüm

1
İnşacılığın fail ve yapıya bakışını değerlendir.
Aktörlerin ve yapıların birbirinden bağımsız varlıklar olmadığının tespiti.
İnşacılık, rasyonalist kuramların aksine fail ve yapıyı 'verili' kabul etmez.
2
İki yönlü etkileşim sürecini tanımla.
Yapının kimlikleri belirlemesi ve aktörlerin yapıyı pratiklerle kurması.
Ontolojik olarak bir unsurun varlığı diğerinin sürekliliğine bağlıdır.
3
Bu süreci karşılayan terminolojik kavramı belirle.
Karşılıklı kuruluş (mutual constitution) kavramına ulaşılması.
Bu kavram, sistemdeki döngüsel ve kurucu ilişkiyi en doğru şekilde açıklar.

Anahtar Kavram

Karşılıklı Kuruluş (Mutual Constitution)

İpuçları

1
Bu kavram, aktör ve sistemin birbirini 'inşa' etme sürecine vurgu yapar.
2
Rasyonalist kuramların aksine, aktörlerin mi yoksa sistemin mi daha öncelikli olduğu tartışmasında 'her ikisi de birbirini var eder' cevabını verir.

Daha Fazla Pratik

Alexander Wendt'in 'Anarşi devletlerin ondan ne anladığıdır' sözü ile bu kavram arasındaki ilişkiyi inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 132Soru

Uluslararası İlişkiler disiplininde İnşacı (Konstrüktivist) kuramın, rasyonalist yaklaşımların (Realizm ve Liberalizm) "verili çıkar" varsayımına getirdiği ontolojik eleştiri dikkate alındığında; devletlerin kimlikleri ile çıkarları arasındaki ilişki hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çıkarlar, devletlerin kimlikleri tarafından şekillendirilen ve sosyal etkileşim süreçlerinde inşa edilen içsel (endojen) unsurlardır; kimlik değişimi çıkarın da yeniden tanımlanmasına yol açar.

Cevap

İnşacı perspektife göre çıkarlar, devletlerin kimlikleri tarafından şekillendirilen ve sosyal etkileşim süreçlerinde inşa edilen içsel (endojen) unsurlardır.
İnşacı (Konstrüktivist) teoriye göre, uluslararası politikadaki 'ulusal çıkar' tanımları önceden verilmiş veya sadece maddi güç dengeleriyle belirlenmiş olgular değildir. Devletler, önce sosyal etkileşim yoluyla bir kimlik (örneğin; revizyonist, statükocu, barışçıl veya hegemon) edinirler ve bu kimlik onlara neyi arzu etmeleri (çıkar) gerektiğini söyler. Dolayısıyla çıkar, kimliğin içsel bir fonksiyonudur ve sosyal olarak inşa edilir.

Adım Adım Çözüm

1
İnşacı ve rasyonalist teorilerin 'çıkar' kavramına bakış açısını karşılaştır.
Rasyonalistlerin (Realizm/Liberalizm) çıkarı sistem tarafından verilen (egzojen) ve sabit kabul ettiği, İnşacıların ise inşa edilen (endojen) ve değişken kabul ettiği görüldü.
Teorik kopuş noktasını belirlemek için temel ontolojik farkın ortaya konması gerekir.
2
Kimlik ve çıkar arasındaki nedensellik ilişkisini analiz et.
İnşacılıkta 'Kim olduğumuz (kimlik), ne istediğimizi (çıkar) belirler' ilkesi saptandı.
İnşacı teoride kimliğin çıkardan önce geldiğini ve onu kurduğunu anlamak sorunun çözümü için kritiktir.
3
Seçenekleri bu kurucu ilişki (constitutive relationship) çerçevesinde değerlendir.
Çıkarların kimlikten türediğini ve sosyal etkileşimle inşa edildiğini savunan ifadenin doğru olduğu sonucuna varıldı.
Maddi güç veya rasyonel hesaplama vurgusu yapan diğer seçeneklerin rasyonalist paradigmalara ait olduğu teyit edildi.

Anahtar Kavram

Çıkarların Kimlik Temelli Sosyal İnşası

İpuçları

1
İnşacılar, rasyonalistlerin aksine devlet çıkarlarının sistem tarafından 'hazır' verilmediğini savunurlar.
2
Devletin ne istediği (çıkarı), devletin kim olduğu (kimliği) ile doğrudan bağlantılıdır.
3
İnşacı teoride kimlik ve çıkar 'endojen'dir, yani dışarıdan dayatılmaz; aktörün sosyal kimliği içinde ve etkileşimle oluşur.

Daha Fazla Pratik

Wendt'in anarşi kültürleri (Hobbesçu, Lockeçu, Kantçı) ile kimlik-çıkar ilişkisinin nasıl değiştiğini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 133Soru

Uluslararası ilişkiler teorisinde inşacı (konstrüktivist) yaklaşım; Alexander Wendt tarafından temsil edilen 'geleneksel' (conventional) kanat ile post-pozitivist kökenlere dayanan 'eleştirel' (critical) kanat arasında metodolojik ve epistemolojik bir yol ayrımı yaşamaktadır. Her iki grup da sosyal ontolojiyi merkeze alsa da, araştırmacının toplumsal dünyaya yaklaşımı ve teorinin amacı noktasında farklılaşmaktadır.

Buna göre, eleştirel inşacıların geleneksel inşacılığa yönelttiği temel eleştiri aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sosyal dünyayı 'bilimsel gerçekçilik' (scientific realism) temelinde nesnelleştirerek, kimlik ve çıkarların inşasında rol oynayan dilsel/söylemsel iktidar mekanizmalarını ve statükoyu meşrulaştıran yapıları göz ardı etmesi.

Cevap

Eleştirel inşacıların temel eleştirisi, geleneksel inşacılığın 'bilimsel gerçekçilik' benimseyerek sosyal dünyayı nesnelleştirmesi ve söylemsel iktidar ilişkilerini ihmal etmesidir.
Doğru seçenek olan ifade, eleştirel inşacıların (örneğin Hopf, Price, Reus-Smit) Alexander Wendt'in temsil ettiği 'geleneksel' kanada yönelik temel itirazını doğru yansıtır. Eleştirel inşacılar, geleneksel kanadın 'bilimsel gerçekçilik' (scientific realism) metodolojisini kullanarak toplumsal yapıları (devlet, anarşi, egemenlik) dondurduğunu ve bu yapıların inşasında rol oynayan dilsel pratikler ile iktidar/söylem ilişkilerini derinlemesine analiz etmediğini savunurlar.

Adım Adım Çözüm

1
Geleneksel inşacılığın (Wendt) epistemolojik konumunu belirle.
Geleneksel inşacılık, 'bilimsel gerçekçilik' (scientific realism) temelinde, sosyal dünyanın tıpkı fiziksel dünya gibi nesnel olarak incelenebileceğini savunur.
Bu durum, teorinin statükoyu sorgulamak yerine 'sorun çözücü' bir karaktere bürünmesine yol açar.
2
Eleştirel inşacılığın temel kaygılarını ve metodolojisini analiz et.
Eleştirel inşacılık; dil, söylem ve bilgi-iktidar ilişkisine odaklanır ve araştırmacının toplumsal dünyayı dönüştürme (özgürleşme) misyonu olması gerektiğini savunur.
Post-pozitivist kökenleri nedeniyle verili gerçeklikleri yapı-söküme uğratmayı hedefler.
3
İki kanat arasındaki temel ayrım noktasını (eleştiri odağını) bul.
Eleştirel kanat, geleneksel kanadı 'devlet-merkezli' olması ve 'bilimsel gerçekçilik' adı altında söylemsel hegemonyayı gizlemesi nedeniyle eleştirir.
Bu, Cox'un 'sorun çözücü teori' ve 'eleştirel teori' ayrımıyla örtüşen bir tartışmadır.

Anahtar Kavram

İnşacılıkta Epistemolojik Yol Ayrımı: Bilimsel Gerçekçilik vs. Söylemsel Analiz

İpuçları

1
Geleneksel inşacılığın (Wendt) 'bilimsel' olma iddiasına karşı eleştirel kanadın 'dil ve söylem' vurgusunu hatırlayın.
2
Robert Cox'un 'sorun çözücü teori' (mevcut düzeni veri alan) ile 'eleştirel teori' (düzenin nasıl oluştuğunu sorgulayan) ayrımını inşacılığa uyarlayın.
3
Geleneksel inşacılık 'bilimsel gerçekçilik' (scientific realism) ile pozitivist metodolojiye köprü kurarken, eleştirel kanat post-pozitivist bir duruş sergiler.

Daha Fazla Pratik

Wendt'in 'bilimsel gerçekçilik' yaklaşımı ile post-yapısalcıların 'söylem analizi' arasındaki farkları inceleyen bir soru çözülebilir.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 134Soru

İnşacı (konstrüktivist) kuramcılar Martha Finnemore ve Kathryn Sikkink tarafından geliştirilen "Norm Yaşam Döngüsü" (Norm Life Cycle) modeline göre; bir normun uluslararası sisteme girmesini sağlayan ilk aşama olan "normun doğuşu" (norm emergence) sürecinde, ikna (persuasion) yöntemini kullanarak yeni davranış standartlarını savunan temel aktör aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Norm girişimcileri

Cevap

Norm yaşam döngüsünün ilk aşamasında 'norm girişimcileri' (norm entrepreneurs) adı verilen aktörler, yeni değerleri ikna yoluyla yaymaya başlarlar.
Norm girişimcileri, bir normun henüz kabul görmediği 'doğuş' evresinde, belirli bir davranış standardını uluslararası gündeme taşımak için ikna (persuasion) yöntemini kullanan temel aktörlerdir. Bu aktörler genellikle fedakarlık (altruizm) veya ahlaki ideallerle hareket ederler.

Adım Adım Çözüm

1
Modeli tanımla
Finnemore ve Sikkink'in Norm Yaşam Döngüsü modeli üç aşamadan oluşur: Doğuş, Yayılma (Çağlayan) ve İçselleştirme.
Sorunun hangi aşamadaki aktörü sorduğunu belirlemek için temel model yapısını hatırlamak gerekir.
2
Aşamaya uygun aktörü eşleştir
Birinci aşama olan 'normun doğuşu' (emergence) evresinde, yeni bir normu savunan ve platformlar (STK'lar vb.) üzerinden ikna süreçlerini yürüten aktör 'norm girişimcisi'dir.
Modelin her aşaması farklı aktör motivasyonları ve mekanizmaları ile tanımlanmıştır.

Anahtar Kavram

Norm Girişimciliği (Norm Entrepreneurship)

İpuçları

1
Modelin ilk aşamasındaki aktörün bireysel veya kurumsal bir 'başlatıcı' olması gerektiğini düşünün.

Daha Fazla Pratik

Norm yaşam döngüsünün ikinci aşaması olan 'yayılma' (cascade) evresindeki temel motivasyon kaynağını (prestij, meşruiyet) inceleyin.
Tahmini Süre:45s
Soru 135Soru

Alexander Wendt’in uluslararası ilişkiler teorisine kazandırdığı "Anarşi, devletlerin ondan ne anladığıdır." (AnarchyAnarchy isis whatwhat statesstates makemake ofof itit) önermesiyle vurgulamak istediği temel düşünce aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uluslararası sistemdeki anarşinin mantığı, devletler arasındaki sosyal etkileşimler ve paylaşılan fikirlerle inşa edilir.

Cevap

Uluslararası sistemdeki anarşinin mantığı, devletler arasındaki sosyal etkileşimler ve paylaşılan fikirlerle inşa edilir.
Alexander Wendt'e göre uluslararası sistemin anarşik olması, devletlerin mutlaka çatışacağı veya sadece kendi güvenliklerini düşüneceği anlamına gelmez. Anarşi, devletlerin birbirlerine yönelik geliştirdikleri kimlikler ve sosyal anlamlar çerçevesinde şekillenen bir yapıdır. Eğer devletler birbirlerini düşman olarak görürlerse anarşi çatışmacı; dost olarak görürlerse iş birliğine dayalı bir mantığa bürünür. Dolayısıyla anarşinin mantığı sosyal olarak inşa edilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Wendt'in temel eleştirisini analiz et.
Wendt, neorealizmin anarşiyi 'devletlerden bağımsız, onları belli bir davranışa zorlayan maddi bir yapı' olarak görmesini eleştirir.
İnşacı yaklaşımın temel farkını anlamak için materyalist ve yapısalcı yaklaşımlardan ayrılan noktayı belirlemek gerekir.
2
"Anarşi devletlerin ondan ne anladığıdır" sözünü yorumla.
Anarşinin içi boştur; onu dolduran şey devletlerin birbirlerine yönelik algıları, kimlikleri ve sosyal etkileşimleridir.
Sosyal inşacılığın (konstrüktivizm) özünde yer alan 'yapı ve failin karşılıklı inşası' ilkesini uygulamak.
3
Anarşi kültürlerini ilişkilendir.
Etkileşim biçimine göre Hobbesçu (çatışma), Lockeçu (rekabet) veya Kantçı (iş birliği) anarşi kültürleri ortaya çıkabilir.
Anarşinin sabit bir mantığı olmadığını, sosyal olarak farklı biçimler alabileceğini teyit etmek.

Anahtar Kavram

Sosyal İnşacılık (Konstrüktivizm) ve Anarşinin İnşası

İpuçları

1
Wendt, neorealizmin 'anarşi devletleri bencilliğe zorlar' fikrine karşı çıkar.
2
Bu yaklaşımda kimlikler, çıkarlar ve fikirler maddi güçten daha önemlidir.
3
Anarşinin içeriğini devletlerin birbirleriyle olan 'iletişimi' ve 'algıları' belirler.

Daha Fazla Pratik

Wendt'in Hobbesçu, Lockeçu ve Kantçı anarşi kültürleri arasındaki temel farkları inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 136Soru

Uluslararası İlişkiler disiplinindeki rasyonalizm (neorealizm ve neoliberalizm) ile inşacılık (konstrüktivizm) arasındaki temel ontolojik tartışma, aktörlerin 'çıkarlarının' (interests) kaynağı ve doğası üzerine odaklanmaktadır. Rasyonalist yaklaşımlar devlet çıkarlarını analiz öncesi verili ve sabit (exogenousexogenous) kabul ederken; inşacılar bu çıkarların sosyal bir süreç içinde oluştuğunu savunur.

Buna göre, inşacı perspektifin çıkarların oluşumu konusundaki yaklaşımıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi rasyonalist kuramlardan temel farkını en doğru şekilde yansıtmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devlet çıkarları, aktörlerin birbirleriyle olan sosyal etkileşimleri sonucunda tanımlanan kimlikler aracılığıyla 'endojen' (içsel) bir süreçle inşa edilir.

Cevap

İnşacı yaklaşıma göre devlet çıkarları, sosyal etkileşimler aracılığıyla tanımlanan kimlikler tarafından 'endojen' (içsel) bir şekilde inşa edilir.
İnşacı kuramın rasyonalizmden en temel ontolojik farkı, aktörlerin çıkarlarını etkileşim öncesi verili (exogenousexogenous) kabul etmemesidir. İnşacılara göre, aktörler önce bir etkileşim içine girer, bu etkileşim sonucunda kimlikler (dost, rakip, düşman) tanımlanır ve çıkarlar bu kimlikler üzerinden 'endojen' (sistem içi/içsel) olarak inşa edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Rasyonalist ve inşacı yaklaşımların çıkar tanımını karşılaştırın.
Rasyonalizm çıkarları 'verili' (exogenousexogenous), inşacılık ise 'inşa edilen' (endogenousendogenous) olarak görür.
Tartışmanın temel ontolojik ayrım noktasını belirlemek için.
2
Çıkar ve kimlik arasındaki ilişkiyi analiz edin.
İnşacılıkta çıkar, kimlikten bağımsız değildir; aktörün kimliği onun çıkarını belirler.
Çıkarın kaynağının sosyal süreçler olduğunu anlamak için.
3
Maddi ve sosyal yapı ayrımını değerlendirin.
Rasyonalizm maddi güce odaklanırken, inşacılık 'anarşi' gibi yapıların sosyal etkileşimle anlam kazandığını savunur.
Rasyonalist 'maddi determinizm' hatasından kaçınmak için.

Anahtar Kavram

Çıkarların Endojen İnşası

İpuçları

1
Rasyonalistlere göre çıkarlar masaya oturmadan önce bellidir; İnşacılara göre ise masa etrafındaki etkileşim çıkarları belirler.
2
İnşacılığın temel kavramları olan 'kimlik' ve 'endojen' (içsel) süreç vurgusuna odaklanın.
3
Alexander Wendt'in çıkarların kimliklerden türediği ve kimliklerin de etkileşimle oluştuğu argümanını hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Alexander Wendt'in 'Anarşinin Üç Kültürü' (Hobbesçu, Lockeçu, Kantçı) arasındaki çıkar farklarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 137Soru

Alexander Wendt, 'Anarşi Devletlerin Ondan Ne Anladığıdır' (Anarchy is What States Make of It) adlı eserinde, neorealizmin 'anarşi' ve 'kendi başının çaresine bakma' (self-help) arasındaki ilişkiyi ele alırken, bu durumun sistemin ontolojik bir zorunluluğu olmadığını savunur. Wendt'e göre, anarşinin tek bir mantığı yoktur; anarşinin mantığı, devletlerin birbirlerine yönelik kimlik ve çıkar kurgularına göre şekillenen 'sosyal bir yapı'dır.

Buna göre, Wendt'in inşacı (konstrüktivist) perspektifinden 'kendi başının çaresine bakma' (self-help) ilkesine yönelik yaptığı temel değerlendirme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devletlerin birbirlerini 'düşman' veya 'rakip' olarak gördüğü etkileşim süreçleri sonucunda inşa edilen, yapının özsel bir parçası değil, bir 'kurum'dur.

Cevap

Wendt'e göre 'kendi başının çaresine bakma' (self-help), devletlerin birbirlerini düşman veya rakip olarak gördükleri etkileşim süreçleri sonucunda inşa edilen sosyal bir kurumdur.
Alexander Wendt, yapısal realizmin anarşiyi tek bir mantıkla (rekabet ve çatışma) tanımlamasını eleştirir. Ona göre, eğer devletler birbirlerini 'düşman' olarak kurgularlarsa 'kendi başının çaresine bakma' (self-help) bir kurum olarak ortaya çıkar. Dolayısıyla bu durum yapının değişmez bir özelliği değil, sosyal etkileşimlerin bir ürünüdür.

Adım Adım Çözüm

1
Neorealizmin anarşi varsayımını analiz edin.
Neorealizm, anarşinin zorunlu olarak 'kendi başının çaresine bakma' (self-help) mantığını doğurduğunu savunur.
Wendt'in eleştirdiği temel ontolojik varsayımı belirlemek için gereklidir.
2
Wendt'in 'self-help' kavramına yüklediği anlamı belirleyin.
Wendt, self-help'in yapının bir özelliği değil, sosyal bir 'kurum' olduğunu vurgular.
İnşacı yaklaşımın ayırt edici 'kurumsallaşma' ve 'etkileşim' vurgusunu anlamak için gereklidir.
3
Doğru seçeneği teoriyle eşleştirin.
Etkileşim süreci ve kurum vurgusu yapan seçenek doğru cevaptır.
Wendt'in 'Anarşi devletlerin ondan ne anladığıdır' sözünün teorik arka planını teyit etmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Alexander Wendt'in inşacı anarşi teorisi ve self-help'in bir sosyal kurum olarak tanımlanması.

Daha Fazla Pratik

Wendt'in üç anarşi kültürü (Hobbesçu, Lockeçu, Kantçı) arasındaki davranış kalıplarını karşılaştırarak konuyu pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 138Soru

Nicholas Onuf’un uluslararası ilişkiler disiplinine kazandırdığı inşacı (konstrüktivist) perspektife göre sosyal dünya, insanların birbirleriyle olan dilsel etkileşimleri ve bu etkileşimlerden doğan kurallar bütünüdür. Onuf’un bu kural temelli düzeni açıklarken temel aldığı ve "dilin kurucu gücünü" temsil eden kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Söz Edimleri

Cevap

Söz Edimleri
Nicholas Onuf, 1989 yılında yayımlanan 'World of Our Making' adlı eserinde uluslararası ilişkilerde sosyal dünyanın kurallar yoluyla inşa edildiğini ileri sürmüştür. Onuf'a göre kurallar, dil felsefesindeki 'söz edimleri' (speech acts) sayesinde oluşur. Söz edimleri; bilgi kuralları (instruction-rules), emir kuralları (directive-rules) ve taahhüt kuralları (commitment-rules) olmak üzere üç kategoride kurallar yaratarak toplumsal düzeni ve yönetimi (rule) şekillendirir.

Adım Adım Çözüm

1
Onuf'un inşacı yaklaşımının temel dayanağını analiz edin.
Onuf, toplumsal gerçekliğin kurallar üzerinden inşa edildiğini ve bu kuralların dilsel eylemlerle oluştuğunu savunur.
Onuf'un teorisinin en özgün yanı dil felsefesine (linguistic turn) dayanmasıdır.
2
Dilin 'kurucu' (constitutive) rolünü hangi kavramla açıkladığını belirleyin.
Onuf, Austin ve Searle gibi dil felsefecilerinden ödünç aldığı 'söz edimleri' (speech acts) kavramını kullanır.
Söz edimleri, söylemenin aynı zamanda bir yapma/eyleme biçimi olduğunu ve bu yolla kuralların yaratıldığını gösterir.

Anahtar Kavram

Söz Edimleri ve Kuralların İnşası
Tahmini Süre:45s
Soru 139Soru

İnşacı (konstrüktivist) teorinin iki temel kolu olan 'geleneksel' ve 'eleştirel' inşacılık arasındaki ayrıma göre; Alexander Wendt tarafından temsil edilen geleneksel yaklaşım devletlerin kimlik ve çıkarlarının sosyal inşasına odaklanırken, eleştirel inşacılık bu inşanın temelinde yer alan hangi unsuru öncelikli olarak analiz eder?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dil, söylem ve iktidar ilişkileri

Cevap

Eleştirel inşacılık; kimlik ve çıkarların inşasında dil, söylem ve iktidar ilişkilerini temel analiz birimi olarak görür.
Geleneksel inşacılık (başta Alexander Wendt), devletlerin kimlik ve çıkarlarının sosyal etkileşimle nasıl oluştuğunu 'bilimsel gerçekçilik' temelinde açıklar. Buna karşın eleştirel inşacılık, bu kimliklerin dil ve söylem yoluyla nasıl kurulduğunu, bu süreçte hangi iktidar ilişkilerinin etkili olduğunu ve bu yapıların nasıl dönüştürülebileceğini (özgürleşme) sorgular.

Adım Adım Çözüm

1
İnşacı teori içindeki temel ayrımı belirleme
Geleneksel inşacılık (Wendt) 'ne olduğunu' (kimlik/norm) açıklarken, eleştirel inşacılık 'nasıl inşa edildiğini' (dil/iktidar) sorgular.
Bu iki yaklaşım arasındaki epistemolojik farkı anlamak için odak noktalarını ayırt etmek gerekir.
2
Eleştirel inşacılığın kökenini analiz etme
Eleştirel inşacılık, post-yapısalcılık ve eleştirel teoriye daha yakındır ve söylemsel pratiklere vurgu yapar.
Post-pozitivist kökenler, dilin sosyal dünyayı kuran temel araç olduğunu savunur.

Anahtar Kavram

İnşacılıkta Söylem ve İktidar Odaklı Eleştirel Yaklaşım

Daha Fazla Pratik

Alexander Wendt'in 'Anarşi devletlerin ondan ne anladığıdır' sözü ile eleştirel inşacıların 'kimliklerin söylemsel inşası' argümanını karşılaştıran bir tablo hazırlayabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 140Soru

Uluslararası ilişkiler teorisinde 1980'lerin sonundan itibaren rasyonalist yaklaşımlara (Neorealizm ve Neoliberalizm) temel bir eleştiri olarak gelişen İnşacı (Konstrüktivist) yaklaşıma göre, uluslararası sistemin yapısını belirleyen en temel unsur aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aktörler arasındaki öznelerarası (inter-subjective) anlayışlar ve sosyal anlamlar

Cevap

İnşacı yaklaşıma göre uluslararası sistemin yapısı, aktörler arasındaki öznelerarası (inter-subjective) anlayışlar ve sosyal anlamlar (kimlikler, normlar, değerler) tarafından belirlenmektedir.
İnşacı (Konstrüktivist) yaklaşımın temel iddiası, uluslararası sistemin sadece maddi kapasitelerden (silahlar, coğrafya, para) ibaret olmadığıdır. Doğru cevap olan 'öznelerarası anlayışlar ve sosyal anlamlar', uluslararası gerçekliğin aktörlerin birbirleri hakkındaki algıları, paylaştıkları normlar ve inşa ettikleri kimlikler üzerinden şekillendiğini ifade eder. Bu durum, Wendt'in 'Anarşi, devletlerin ondan ne anladığıdır' sözüyle de desteklenmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda istenen teorik çerçevenin (İnşacılık) ontolojik (varlıkbilimsel) temelini belirleyin.
İnşacılık, uluslararası ilişkilerin 'maddi' olmaktan ziyade 'sosyal' bir nitelik taşıdığını savunur.
Teorinin rasyonalistlerden en büyük kopuş noktası budur.
2
Seçeneklerdeki 'sosyal inşa' ve 'öznelerarasılık' vurgusunu arayın.
Öznelerarası anlayışlar ve sosyal anlamlar ifadesi bu varsayımı tam olarak karşılamaktadır.
Alexander Wendt'in vurguladığı gibi, maddi güç ancak bir sosyal anlam (örneğin düşmanlık veya dostluk) kazandığında devlet davranışını etkiler.

Anahtar Kavram

İnşacılığın Sosyal Ontolojisi

Daha Fazla Pratik

İnşacı yaklaşımın 'ajan-yapı' (fail-yapı) sorunu ve kimliklerin çıkarları nasıl belirlediği üzerine çalışarak konuyu derinleştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
ÖncekiSayfa 7 / 17Sonraki
İnşacılık (Konstrüktivizm) Alıştırma Soruları — KPSS Uluslararası İlişkiler — Sayfa 7 | Examkin