Liberalizm ve Neoliberalizm

366 soru

Soru 341Soru

John Locke, uluslararası ilişkilerde klasik liberal düşüncenin temelini atan 'Hükümet Üzerine İkinci İnceleme' adlı eserinde doğa durumunu tasvir ederken, bu durumu Thomas Hobbes'un tasvir ettiği 'herkesin herkese karşı savaşı'ndan (bellum omnium contra omnes) ayırır. Locke'a göre doğa durumunda merkezi bir siyasal otoritenin yokluğu, bu ortamın mutlaka bir kaos ve çatışma alanı olduğu anlamına gelmez.

Buna göre Locke'un siyasal düşüncesinde, doğa durumunun bir barış ve karşılıklı yardımlaşma ortamı olarak kalmasını sağlayan temel unsur aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bireylerin akıl yoluyla kavrayabildikleri ve her bir bireyi diğerinin haklarına saygı göstermeye zorlayan bir 'doğa yasası'nın (law of nature) varlığı

Cevap

Bireylerin akıl yoluyla kavrayabildikleri ve her bir bireyi diğerinin haklarına saygı göstermeye zorlayan bir 'doğa yasası'nın (law of nature) varlığı
Doğru yanıt olan seçenek, John Locke'un siyaset felsefesinin merkezinde yer alan 'doğa yasası' (law of nature) kavramını ifade etmektedir. Locke, Hobbes'un aksine, doğa durumunda insanların birbirlerinin haklarını tanımasını sağlayan rasyonel bir yasanın varlığına inanır. Bu yasa akıl yoluyla bilinebilir ve bireylerin (uluslararası planda devletlerin) birbirlerinin yaşam, özgürlük ve mülkiyet haklarına saygı duymasını rasyonel bir gereklilik haline getirir. Bu düşünce, uluslararası ilişkilerde 'anarşi'nin mutlaka 'savaş' anlamına gelmediği yönündeki klasik liberal savın temelidir.

Adım Adım Çözüm

1
John Locke'un doğa durumu (state of nature) kavramını analiz etme
Locke'a göre doğa durumu, insanların üzerinde ortak bir yargıç/otorite bulunmadığı bir özgürlük ve eşitlik durumudur.
Realizm ile liberalizm arasındaki temel fark, anarşi (merkezi otorite yokluğu) durumuna yüklenen anlamdan kaynaklanır.
2
Doğa durumunu yöneten kuralı belirleme
Locke, doğa durumunun 'başka birinin hayatına, sağlığına, özgürlüğüne veya malına zarar vermemeyi' emreden bir doğa yasası (law of nature) ile yönetildiğini belirtir.
Bu yasa, insanların rasyonel varlıklar olarak akıl yoluyla anlayabildikleri ahlaki ve hukuki bir çerçeve sunar.
3
Uluslararası ilişkiler teorisindeki karşılığını değerlendirme
Bu anlayış, uluslararası sistemin sadece güç mücadelesinden ibaret olmadığını, hukuk ve rasyonel işbirliği potansiyeli taşıdığını savunur.
Klasik liberalizmin iyimserliği, bu rasyonel doğa yasasına ve insanın bu yasayı takip etme yetisine dayanır.

Anahtar Kavram

Lockeçu Doğa Yasası ve Rasyonalite

Daha Fazla Pratik

Immanuel Kant'ın 'Ebedi Barış' eserindeki üç kesin maddeyi (cumhuriyetçilik, federasyon ve kozmopolitan hukuk) inceleyerek Lockeçu temellerin nasıl kurumsallaştığını analiz edebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 342Soru

Robert Keohane ve Joseph Nye tarafından geliştirilen "Karmaşık Karşılıklı Bağımlılık" (Complex Interdependence) kuramı; devletler arası ilişkilerde çoklu kanalların varlığını, konular arasında belirgin bir hiyerarşinin olmadığını ve askeri gücün kullanım alanının daraldığını savunur. Bu kuramsal çerçevede, bir aktörün dışsal bir değişim veya kriz karşısında politika değişikliğine gitmesine rağmen, bu değişime uyum sağlamak için kullanabileceği alternatif seçeneklerinin kısıtlı olması ve sürecin yüksek maliyetler doğurması durumu aşağıdaki kavramlardan hangisi ile ifade edilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kırılganlık (Vulnerability)

Cevap

Kırılganlık (Vulnerability)
Doğru cevap olan 'Kırılganlık', Keohane ve Nye'ın analizinde bir aktörün dışsal bir değişikliğe uyum sağlama maliyetini ifade eder. Eğer bir devlet dışsal bir krizden sonra yeni politikalar geliştirse dahi yüksek maliyetlere katlanmak zorundaysa ve alternatifleri (farklı tedarikçiler, kaynaklar vb.) yoksa o devlet kırılgandır.

Adım Adım Çözüm

1
Teorik çerçeveyi analiz etme
Sorunun Keohane ve Nye'ın Karmaşık Karşılıklı Bağımlılık modeline dayandığı ve devletlerin dışsal şoklara tepkisini ölçtüğü belirlenir.
Kuramsal ayrımın temelini anlamak için yazarların tanımladığı bağlamı netleştirmek gerekir.
2
Duyarlılık ve kırılganlık arasındaki ayrımı yapma
Duyarlılığın 'politika öncesi etkilenme hızı', kırılganlığın ise 'politika sonrası alternatiflerin maliyeti' olduğu ayırt edilir.
Soru kökünde vurgulanan 'alternatif seçeneklerin kısıtlı olması' ve 'yüksek maliyet' ifadeleri doğrudan kırılganlığa işaret eder.
3
Doğru kavrama ulaşma
Kırılganlık kavramı seçilir.
Dışsal bir değişime karşı koyma yeteneği ve alternatif maliyetler kırılganlık kavramının özünü oluşturur.

Anahtar Kavram

Kırılganlık vs. Duyarlılık (Vulnerability vs. Sensitivity)

İpuçları

1
Bu kavram, devletin elindeki 'B planı' olup olmamasıyla doğrudan ilgilidir.
2
Keohane ve Nye'a göre, politika değişikliği yapıldıktan sonra ortaya çıkan uyum maliyetini düşünün.

Daha Fazla Pratik

Keohane ve Nye'ın karmaşık karşılıklı bağımlılık modelinin üç temel özelliğini (çoklu kanallar, hiyerarşi yokluğu, askeri gücün rolü) tekrar gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 343Soru

Uluslararası sistemin merkezî bir otoriteden yoksun (anarşik) olduğu ve devletlerin rasyonel bencil aktörler olarak hareket ettiği varsayımı altında, Kurumsal Liberalizm (Neoliberal Kurumsalcılık) yaklaşımına göre devletlerin birbirlerini aldatma (cheating) riskine rağmen işbirliği yapabilmelerini sağlayan temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uluslararası kurumların bilgi akışını şeffaflaştırarak işlem maliyetlerini düşürmesi ve hile yapmanın maliyetini artırması

Cevap

Uluslararası kurumların bilgi akışını şeffaflaştırarak işlem maliyetlerini düşürmesi ve hile yapmanın maliyetini artırması
Kurumsal liberalizm (Neoliberal Kurumsalcılık), uluslararası sistemin anarşik yapısı içinde devletlerin bencil çıkarlarını maksimize etmeye çalıştıklarını kabul eder. Ancak Robert Keohane gibi kuramcılara göre, uluslararası kurumlar (rejimler ve örgütler) devletler arasındaki bilgi asimetrisini gidererek, işlem maliyetlerini düşürerek ve tarafların davranışlarını izleyerek şeffaflık sağlarlar. Bu durum, hile yapmanın itibar kaybı gibi maliyetlerini artırırken, mutlak kazanç arayan rasyonel devletler için uzun vadeli işbirliğini mümkün kılar.

Adım Adım Çözüm

1
Kurumsal liberalizmin başlangıç varsayımlarını analiz etme
Sistemin anarşik olduğu ve devletlerin rasyonel bencil (egoist) aktörler olduğu saptanır.
Teori, realizm ile aynı ontolojik temellerden yola çıkarak işbirliğinin rasyonel bir tercih olduğunu kanıtlamaya çalışır.
2
İşbirliğinin önündeki engeli belirleme
Bilgi eksikliği, hile yapma korkusu ve belirsizlik (Tutuklu İkilemi benzeri durumlar).
Merkezi otorite yokken devletler diğerlerinin sözünde duracağından emin olamazlar.
3
Kurumların bu engeli nasıl aştığını saptama
İşlem maliyetlerini (transaction costs) düşürmek, bilgi akışını sağlamak ve geleceğin gölgesini (shadow of the future) uzatmak.
Kurumlar, devletlerin itibarını izlenebilir kılarak hile yapmanın uzun vadeli maliyetini artırır.

Anahtar Kavram

Neoliberal Kurumsalcılık ve İşlem Maliyetleri

Daha Fazla Pratik

Robert Keohane'in 'After Hegemony' eserindeki piyasa başarısızlığı (market failure) analojisini inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 344Soru

Uluslararası ilişkilerde Neoliberal Kurumsalcılık; devletlerin anarşik bir yapıda dahi mutlak kazançlarını (absolute gains) maksimize etmek için rasyonel bir temelde iş birliğine yönelebileceklerini savunur. Ancak bu süreçte aktörler, diğer tarafların sözleşme şartlarına uymayacağı (hile yapacağı) yönündeki endişeler ve belirsizlikler nedeniyle iş birliğinden kaçınabilirler.

Bu çerçevede, Neoliberal Kurumsalcılık yaklaşımına göre uluslararası rejimlerin ve kurumların iş birliğini istikrarlı kılan en temel işlevi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bilgi asimetrisini azaltarak ve aktörlerin davranışlarını izlenebilir kılarak hile yapmanın maliyetini artırması

Cevap

Bilgi asimetrisini azaltarak ve aktörlerin davranışlarını izlenebilir kılarak hile yapmanın maliyetini artırması
Neoliberal Kurumsalcılık, uluslararası kurumların en önemli işlevinin bilgi asimetrisini (information asymmetry) gidermek ve işlem maliyetlerini (transaction costs) düşürmek olduğunu savunur. Kurumlar, devletlerin davranışlarını izleyerek, kurallara uymayanları ifşa ederek ve şeffaflık sağlayarak 'hile yapma' riskini azaltır. Bu durum, rasyonel aktörler olan devletlerin belirsizliğin azaldığı bir ortamda iş birliğini tercih etmelerini sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Neoliberal kurumsalcılığın temel varsayımlarını değerlendirme.
Teorinin neorealizm ile paylaştığı anarşi ve rasyonel aktör varsayımları belirlendi.
Neoliberalizm, iş birliğini açıklarken neorealistlerin rasyonel devlet ve merkezi otorite yokluğu argümanlarından yola çıkar.
2
İş birliğinin önündeki temel engelleri analiz etme.
Hile yapma korkusu (cheating), belirsizlik ve bilgi eksikliği temel engeller olarak tespit edildi.
Anarşik bir sistemde devletlerin birbirine güvenmemesi, ortak çıkarlara rağmen iş birliğini engelleyen temel faktördür.
3
Kurumların bu engelleri nasıl aştığını belirleme.
Kurumların bilgi sağlayarak, işlem maliyetlerini düşürerek ve şeffaflığı artırarak belirsizliği giderdiği anlaşıldı.
Robert Keohane'e göre kurumlar, tarafların niyetlerini şeffaflaştırarak hile yapmanın maliyetini (itibar kaybı vb.) artırır ve iş birliğini sürdürülebilir kılar.

Anahtar Kavram

Neoliberal Kurumsalcılıkta Kurumların Bilgi Sağlayıcı İşlevi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 345Soru

I. Dünya Savaşı'nın yarattığı yıkımın ardından; Norman Angell'in ekonomik karşılıklı bağımlılık vurgusu ve Woodrow Wilson'un kolektif güvenlik ilkeleriyle şekillenen İdealist (Ütopik Liberal) teori, 1928 Kellogg-Briand Paktı ile savaşı "milli bir politika aracı" olmaktan çıkarmayı amaçlamıştır.

Bu dönemdeki İdealist düşünürlerin, devletlerin savaşa başvurmasını önlemek adına dayandıkları temel pedagojik ve normatif yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uluslararası hukukun geliştirilmesi, kamuoyunun aydınlatılması ve ahlaki normların kurumsallaşmasıyla savaşın irrasyonel bir eylem olarak dışlanması

Cevap

Uluslararası hukukun geliştirilmesi, kamuoyunun aydınlatılması ve ahlaki normların kurumsallaşmasıyla savaşın irrasyonel bir eylem olarak dışlanması
İdealist (Ütopik Liberal) düşünce; eğitimin, rasyonel tartışmanın ve uluslararası hukukun gücüne inanır. 1928 Kellogg-Briand Paktı, savaşı hukuki olarak suç sayarak ve dünya kamuoyunun ahlaki yaptırımını kullanarak barışı sağlamayı amaçlayan bu düşüncenin en tipik örneğidir. Norman Angell'ın 'Büyük Yanılsama'sı ise savaşın ekonomik olarak rasyonel olmadığını göstererek kamuoyunu aydınlatmayı hedefler.

Adım Adım Çözüm

1
İdealist teorinin (Ütopik Liberalizm) temel varsayımlarını analiz etme
İdealizm, savaşın bir 'hastalık' olduğunu ve rasyonel düzenlemelerle (hukuk, örgütler) tedavi edilebileceğini varsayar.
Bu teorinin odağında güç politikaları değil, hukuk ve ahlak bulunur.
2
Kellogg-Briand Paktı ve Norman Angell gibi örneklerin bu teori içindeki yerini belirleme
Kellogg-Briand savaşı yasaklar (hukuk), Angell ise savaşın ekonomik olarak anlamsız olduğunu (rasyonalite) kanıtlamaya çalışır.
Bu girişimler, uluslararası sistemin ahlaki ve hukuki bir yapıya dönüştürülebileceği inancını temsil eder.
3
Diğer teorik yaklaşımları (Realizm, Neoliberalizm) eleme
E.H. Carr'ın eleştirileri ve anarşi vurgusu Realizm'e, işlem maliyetleri vurgusu ise Neoliberalizm'e aittir.
Kavramsal ayrımı yaparak İdealizm'e özgü olan normatif ve pedagojik vurguyu bulmak gerekir.

Anahtar Kavram

İdealist Düşünce ve İki Savaş Arası Dönem Hukuksal Girişimleri

Daha Fazla Pratik

E.H. Carr'ın 'Yirmi Yıl Krizi' adlı eserinde İdealizme yönelttiği 'ütopya' eleştirisinin temel noktalarını inceleyerek Birinci Büyük Tartışma'yı pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 346Soru

İdealist (Ütopik Liberal) düşünceye göre, uluslararası alanda kalıcı barışın sağlanması sadece devletlerin iyi niyetine değil, aynı zamanda rasyonel bir temele dayanan "çıkarlar uyumu"na ve savaşı mahkûm eden bir "dünya kamuoyu"nun oluşmasına bağlıdır. Bu bağlamda, İdealistlerin uluslararası sistemdeki anarşiyi ve çatışma riskini ortadan kaldırmak için önerdikleri temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uluslararası hukuk ve örgütler aracılığıyla yürütülen kolektif güvenlik sistemi

Cevap

Uluslararası hukuk ve örgütler aracılığıyla yürütülen kolektif güvenlik sistemi
Doğru cevap olan ifade, İdealizmin (Ütopik Liberalizm) temel çözüm önerisini yansıtmaktadır. İdealistler, I. Dünya Savaşı'nın ardından gizli diplomasinin ve güç dengesi arayışlarının savaşa yol açtığını savunarak; bunun yerine açık diplomasi, uluslararası hukuk ve Milletler Cemiyeti çatısı altında örgütlenen kolektif güvenlik sistemini barışın anahtarı olarak görmüşlerdir.

Adım Adım Çözüm

1
İdealist teorinin temel ontolojik varsayımını belirlemek.
Devletlerin rasyonel olduğu ve aralarında doğal bir 'çıkarlar uyumu' bulunduğu varsayımı.
Bu varsayım, savaşın bir hata veya yanlış anlama sonucu ortaya çıktığı düşüncesine yol açar.
2
Barışın tesisi için önerilen kurumsal araçları analiz etmek.
Milletler Cemiyeti gibi uluslararası örgütler ve uluslararası hukuk kuralları.
İdealistler, anarşinin etkilerini hukuk ve merkezi bir güvenlik mekanizması (kolektif güvenlik) ile kırmayı hedeflerler.
3
Doğru mekanizmayı tanımlayan seçeneği ayırt etmek.
Kolektif güvenlik sistemi seçeneğine ulaşılır.
Kolektif güvenlik, saldırgan devlete karşı tüm devletlerin birlikte hareket etmesini öngören temel İdealist güvenlik modelidir.

Anahtar Kavram

İdealist Barış Tasavvuru ve Kolektif Güvenlik

Daha Fazla Pratik

Woodrow Wilson'un 14 İlkesi ile E. H. Carr'ın 'Yirmi Yıl Krizi'ndeki eleştirilerini karşılaştıran bir çalışma yapabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 347Soru

Uluslararası ilişkilerde neoliberal kurumsalcılık (kurumsal liberalizm), rasyonel ve bencil (egoist) devletlerin, merkezi bir otoritenin bulunmadığı anarşik bir ortamda dahi işbirliği yapabileceğini savunur. Bu yaklaşıma göre, uluslararası kurumların devletler arası işbirliğini mümkün kılan ve kolaylaştıran temel işlevi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bilgi akışını sağlayıp işlem maliyetlerini azaltarak hile yapmanın maliyetini artırmak ve şeffaflığı sağlamak

Cevap

Uluslararası kurumlar, bilgi akışını sağlayıp işlem maliyetlerini azaltarak hile yapmanın maliyetini artırır ve şeffaflığı sağlayarak işbirliğini rasyonel hale getirir.
Kurumsal liberalizm (neoliberal kurumsalcılık), Robert Keohane gibi düşünürler tarafından geliştirilmiş olup, uluslararası kurumların devletler arasındaki 'bilgi asimetrisi' ve 'belirsizlik' sorunlarını çözerek işbirliğini rasyonel bir seçenek haline getirdiğini savunur. Kurumlar, kuralları belirleyerek hile yapmanın (cheating) maliyetini (itibar kaybı, yaptırım vb.) artırırken, anlaşma süreçlerindeki işlem maliyetlerini düşürür ve devletlerin mutlak kazanç elde etmesine olanak tanır.

Adım Adım Çözüm

1
Anarşi ve rasyonel aktör varsayımını değerlendir
Neoliberal kurumsalcılık, realizm gibi anarşiyi ve devletlerin rasyonelliğini temel alır.
Teorinin neorealizm ile paylaştığı ortak zemini belirlemek için gereklidir.
2
İşbirliğinin önündeki temel engeli tanımla
Anarşik ortamda devletler, diğer tarafın hile yapmasından ve belirsizlikten korkar.
Kurumların hangi sorunu çözdüğünü anlamak için engel tespit edilmelidir.
3
Kurumların işlevsel rolünü analiz et
Kurumlar (rejimler), bilgi sağlayarak aldatılma riskini azaltır ve işlem maliyetlerini (anlaşma yapma maliyeti) düşürür.
Teorinin özgün katkısı olan işlevsel kurumsalcılığı ortaya koyar.

Anahtar Kavram

İşlevsel Kurumsalcılık ve Bilgi Şeffaflığı
Soru 348Soru

Robert Keohane ve Joseph Nye tarafından geliştirilen "Karmaşık Karşılıklı Bağımlılık" (Complex Interdependence) kuramı; devletler arası ilişkilerde çoklu kanalların varlığı, gündem maddeleri arasında hiyerarşi bulunmaması ve askeri gücün kullanım alanının daralması gibi temel varsayımlara dayanmaktadır. Bu modelde, aktörler arasındaki bağımlılık ilişkilerini ölçmek için kullanılan kırılganlık (vulnerability) kavramını, duyarlılık (sensitivity) kavramından ayıran temel fark aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Alternatif seçeneklerin varlığı ve mevcut politikanın değiştirilmesi durumunda katlanılacak maliyetler

Cevap

Alternatif seçeneklerin varlığı ve mevcut politikanın değiştirilmesi durumunda katlanılacak maliyetler seçeneği doğrudur.
Doğru cevap olan ifade, Keohane ve Nye'ın teorik çerçevesine tam uyum sağlar. Kırılganlık, bir aktörün (örneğin bir enerji krizi sırasında) politikasını değiştirmesine, yeni kaynaklar aramasına rağmen katlanmak zorunda olduğu maliyetleri ifade eder. Eğer bir devletin alternatifi yoksa veya bu alternatifler çok pahalıysa o devlet 'kırılgan' kabul edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Karşılıklı bağımlılık analizinin temel kavramlarını belirle.
Analiz 'duyarlılık' ve 'kırılganlık' olmak üzere iki boyutta yapılır.
Bu iki kavram devletlerin birbirlerine olan bağımlılığının niteliğini belirler.
2
Duyarlılık (sensitivity) kavramını tanımla.
Bir devletin dışsal bir değişimden etkilenme derecesi ve hızıdır (politika değişikliği öncesi durum).
Duyarlılık, mevcut çerçeve içindeki tepkiyi ölçer.
3
Kırılganlık (vulnerability) kavramını tanımla ve farkı bul.
Kırılganlık, devletin alternatif politikalar geliştirdikten sonra bile katlanmak zorunda kaldığı maliyettir.
Kırılganlık, stratejik alternatiflerin yokluğu veya yüksek maliyeti ile doğrudan ilişkilidir.

Anahtar Kavram

Kırılganlık, alternatiflerin maliyeti ve stratejik esneklikle ilgilidir.

Daha Fazla Pratik

Karşılıklı bağımlılığın 'Asimetrik' olması durumunda, az bağımlı olan tarafın elde ettiği 'siyasi koz' (leverage) kavramını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 349Soru

Neoliberal kurumsalcılık, rasyonel devletlerin ortak çıkarları doğrultusunda hareket etmelerine rağmen iş birliğinin sağlanamamasını 'piyasa başarısızlığı' (market failure) olgusuyla ilişkilendirir. Buna göre, uluslararası rejimlerin ve kurumların, devletler arasındaki bu engelleri aşmak için üstlendiği temel işlev aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İşlem maliyetlerini düşürerek ve bilgi akışını şeffaflaştırarak belirsizliği azaltmak

Cevap

İşlem maliyetlerini düşürerek ve bilgi akışını şeffaflaştırarak belirsizliği azaltmak
Neoliberal kurumsalcılık, uluslararası kurumların en önemli işlevinin devletler arasındaki 'belirsizliği' (uncertainty) azaltmak olduğunu savunur. Bu, kurumların bilgi sağlaması, şeffaflığı artırması ve anlaşmaların yürütülmesi için gereken 'işlem maliyetlerini' (transaction costs) düşürmesi sayesinde gerçekleşir. Böylece rasyonel devletler, hile yapmanın maliyeti arttığı ve iş birliğinin getirisi netleştiği için ortak hareket etmeyi tercih ederler.

Adım Adım Çözüm

1
Teorik çerçevenin belirlenmesi
Neoliberal kurumsalcılığın rasyonel aktör ve anarşi varsayımlarını kabul ettiği saptanır.
Teorinin hangi varsayımlar üzerine kurulduğunu anlamak işlevsel analizi kolaylaştırır.
2
Piyasa başarısızlığı kavramının analiz edilmesi
İş birliğinin önündeki engellerin yüksek işlem maliyetleri ve bilgi asimetrisi olduğu belirlenir.
Robert Keohane'in 'After Hegemony' eserinde belirttiği gibi, kurumlar bu maliyetleri azaltan araçlardır.
3
Kurumların işlevsel rolünün eşleştirilmesi
Kurumların bilgi sağlayarak şeffaflığı artırdığı ve hile yapma maliyetini yükselttiği sonucuna varılır.
Bu mekanizma devletlerin rasyonel olarak iş birliğini tercih etmesini sağlar.

Anahtar Kavram

Uluslararası kurumların işlevsel rasyonalitesi ve işlem maliyetleri
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 350Soru

I.I. Dünya Savaşı'nın yıkıcı sonuçları üzerine inşa edilen İdealist (Ütopik Liberal) teori, uluslararası sistemin anarşik yapısından kaynaklanan çatışma riskini azaltmak ve barışı kurumsallaştırmak için rasyonel bir insan doğası ve hukuki düzen varsayımına dayanır. Bu yaklaşım, rasyonel devletlerin savaşın maliyetlerini anlayabileceğini ve ortak çıkarlar etrafında birleşebileceğini savunur.

Buna göre, İdealist düşünürlerin iki savaş arası dönemde (1919-1939) kalıcı barışı tesis etmek amacıyla önerdiği yöntem ve yaklaşımlar arasında aşağıdakilerden hangisi gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: E. H. Carr’ın vurguladığı üzere, uluslararası ilişkilerin kaçınılmaz bir gerçeği olan güç politikaları ve ulusal çıkar kavramlarının merkeze alınması

Cevap

Uluslararası ilişkilerin güç politikaları ve ulusal çıkar kavramları etrafında şekillenmesi gerektiğini savunan görüş, İdealizme ait bir öneri değil; E.H. Carr tarafından getirilen bir Realist eleştiridir.
İdealizm (Ütopik Liberalizm), barışın ancak uluslararası hukuk, örgütler (Milletler Cemiyeti) ve rasyonel iş birliği ile sağlanabileceğine inanır. Güç politikaları, ulusal çıkarın her şeyin üzerinde tutulması ve ittifaklar yoluyla denge arayışı gibi kavramlar, Realist bir perspektifi yansıtır. E.H. Carr, 'Yirmi Yılın Krizi' adlı eserinde İdealistleri gerçeklerden kopuk (ütopyacı) olmakla suçlayarak, uluslararası siyasetin temelde bir güç mücadelesi olduğunu savunmuştur. Bu nedenle güç ve ulusal çıkar odaklı bir yaklaşım İdealizmin bir önerisi olamaz.

Adım Adım Çözüm

1
İdealist teorinin temel varsayımlarını belirle.
İdealizm; rasyonalizm, uluslararası hukuk, kolektif güvenlik ve ekonomik iş birliğini savunur.
İki savaş arası dönemde barışın kurumsal ve hukuki yollarla sağlanabileceği düşünülmüştür.
2
Seçenekleri bu varsayımlarla karşılaştır.
Kolektif güvenlik (A), ekonomik bağımlılık (B), açık diplomasi (D) ve savaşın yasaklanması (E) İdealist yaklaşımlardır.
Bu unsurlar Wilson, Angell ve dönemin diğer İdealist düşünürlerinin temel argümanlarıdır.
3
Güç politikaları ve ulusal çıkar vurgusunun kaynağını analiz et.
Bu kavramlar Realist paradigmanın merkezindedir ve Carr gibi düşünürler tarafından İdealizmi eleştirmek için kullanılmıştır.
İdealizm güç politikalarını barışın önündeki bir engel olarak görürken, Realizm bunu sistemin kaçınılmaz bir gerçeği olarak kabul eder.

Anahtar Kavram

İdealizm (Ütopya) - Realizm Tartışması (Birinci Büyük Tartışma)

Daha Fazla Pratik

E.H. Carr'ın 'Yirmi Yılın Krizi' eserindeki İdealizm eleştirileri ile Hans Morgenthau'nun Realizm ilkelerini karşılaştırarak Birinci Büyük Tartışma'yı derinlemesine inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 351Soru

Michael Doyle tarafından ampirik verilerle sistemleştirilen Demokratik Barış Teorisi'ne göre; liberal demokratik devletlerin savaş ve barış eğilimleri hakkındaki aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Liberal demokratik devletler kendi aralarında "ayrı bir barış" alanı oluşturma eğilimindeyken, demokrasi dışı rejimlerle olan ilişkilerinde diğer devletler kadar savaşçı olabilirler.

Cevap

Liberal demokratik devletlerin kendi aralarında barışçıl bir alan (ayrı barış) oluştururken, diğer rejimlerle olan ilişkilerinde barışçıl olma zorunluluğu taşımadıkları ifadesi doğrudur.
Demokratik Barış Teorisi, ampirik verilerle desteklenen "ayrı barış" (separate peace) iddiasına dayanır. Bu iddiaya göre demokratik devletler arasındaki ilişkilerde savaş ihtimali neredeyse sıfıra yakındır; ancak bu devletler demokrasi dışı rejimlerle olan ilişkilerinde, en az otoriter devletler kadar çatışmacı ve savaşçı olabilirler. Bu durum, demokrasilerin sadece kendi aralarında bir barış kuşağı oluşturduğunu gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Teorinin analiz düzeyini ve temel iddiasını belirleme.
Demokratik Barış Teorisi, devlet düzeyindeki (rejim türü) bir özelliğin uluslararası ilişkiler üzerindeki etkisini inceler.
Teori, demokrasilerin birbirleriyle savaşmadığına dair ikili (dyadic) bir iddia sunar.
2
Michael Doyle'un ampirik bulgularını değerlendirme.
Doyle, liberal devletlerin birbirlerine karşı savaş açmadıklarını ancak liberal olmayan devletlerle sıklıkla savaştıklarını ortaya koymuştur.
Bu durum demokrasilerin genel olarak barışçıl olmadığını, sadece kendi aralarında barışçıl bir bölge oluşturduklarını kanıtlar.
3
Seçenekleri bu ayrım üzerinden eleme.
Monadik (herkese karşı barışçıl) ve kurumsal (örgüt odaklı) iddiaların elenmesi.
Doğru seçenek olan 'ayrı barış' vurgusu, teorinin kalbindeki diadik mantığı yansıtır.

Anahtar Kavram

Demokratik Barış'ın İkili (Dyadic) Doğası ve Ayrı Barış (Separate Peace) Kavramı
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 352Soru

Uluslararası ilişkilerde bir devletin, dış dünyadaki değişimlerden (örneğin hammadde fiyatlarındaki artış) mevcut politikaları çerçevesinde ne kadar sürede ve ne ölçüde etkilendiği ile bu olumsuz etkileri gidermek adına alternatif politikalar geliştirme maliyeti arasındaki fark, Robert Keohane ve Joseph Nye tarafından kuramsallaştırılmıştır.

Bu bağlamda, dışsal bir şoka karşı 'politika değişikliği yapılmadan önceki' etkilenme düzeyini ve 'politika değişikliği sonrası' katlanılan uyum maliyetlerini ifade eden kavram eşleşmesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Duyarlılık - Kırılganlık

Cevap

Duyarlılık ve kırılganlık kavramları, karşılıklı bağımlılığın iki temel boyutunu oluşturur; duyarlılık politika değişikliği öncesindeki etkilenme hızını, kırılganlık ise politika değişikliği sonrası katlanılan maliyetleri ve alternatif eksikliğini temsil eder.
Karşılıklı bağımlılık kuramında duyarlılık, bir devletin dışsal bir değişimden mevcut politikaları dahilinde ne kadar hızlı ve şiddetli etkilendiğini; kırılganlık ise bu durumdan kurtulmak için yeni politikalar geliştirme maliyetini ve alternatiflerin yokluğunu ifade eder. Dolayısıyla 'politika değişikliği öncesi' duyarlılıkla, 'politika değişikliği sonrası' ise kırılganlıkla doğrudan ilişkilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Karmaşık Karşılıklı Bağımlılık kuramının temel parametrelerini belirle.
Keohane ve Nye'ın bağımlılık analizinde 'duyarlılık' ve 'kırılganlık' kavramlarını kullandığı tespit edilir.
Soruda sorulan anlık etki ve uyum maliyeti farkı bu iki kavramla açıklanır.
2
Duyarlılık (Sensitivity) kavramını analiz et.
Mevcut politika çerçevesinde kalınarak, dışarıdan gelen bir etkinin aktör üzerindeki yansımasıdır (Örneğin: Petrol fiyatı artınca ekonominin hemen etkilenmesi).
Duyarlılık, bir sistem içindeki değişimlerin diğer birimlere ne kadar hızlı ve yoğun aktarıldığını gösterir.
3
Kırılganlık (Vulnerability) kavramını analiz et.
Aktörün politika değişikliğine gitmesine rağmen katlanmak zorunda kaldığı maliyetler veya alternatif seçeneklerin yetersizliğidir.
Kırılganlık, aktörün dış baskılara karşı uyum sağlama kapasitesinin sınırlarını ve bu sürecin bedelini ölçer.
4
Zamana dayalı ayrımı netleştir.
Politika değişikliği öncesi = Duyarlılık; Politika değişikliği sonrası = Kırılganlık.
Kuramsal ayrım, devletin manevra alanı ve alternatif maliyetleri üzerinden kurulmuştur.

Anahtar Kavram

Karşılıklı Bağımlılıkta Duyarlılık ve Kırılganlık Ayrımı

Daha Fazla Pratik

Karşılıklı bağımlılığın üç temel özelliği olan 'çoklu kanallar', 'gündem hiyerarşisinin yokluğu' ve 'askeri gücün etkisizliği' konularını tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 353Soru

Karl Deutsch tarafından geliştirilen Sosyolojik Liberalizm (İletişim Kuramı) çerçevesinde; toplumlar arasındaki işlem (transaction) hacminin artmasıyla oluşan, üyelerinin ayrı hükümetler ve egemenlikler altında kalmaya devam ettiği ancak aralarındaki sorunları şiddete başvurmadan çözeceklerine dair ortak bir güven ve 'biz' duygusu geliştirdikleri yapı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çoğulcu (Pluralistic) Güvenlik Topluluğu

Cevap

Çoğulcu (Pluralistic) Güvenlik Topluluğu
Doğru cevap olan ifade, Karl Deutsch'un iletişim kuramının en somut ürünüdür. Bu yapıda devletler hukuki egemenliklerini korumaya devam ederler (örneğin günümüzdeki Kuzey Avrupa ülkeleri veya genel olarak Batı Avrupa), ancak toplumlar arasındaki yoğun iletişim ve etkileşim sayesinde savaş, bir uyuşmazlık çözüm yöntemi olmaktan tamamen çıkar.

Adım Adım Çözüm

1
Sosyolojik Liberalizmin temel aktör ve etkileşim biçimini belirle.
Karl Deutsch ve Sosyolojik Liberalizm, devletler kadar toplumlar arası (ulusötesi) iletişime ve işlem hacmine (ticaret, turizm, mektuplaşma vb.) odaklanır.
Teorinin çıkış noktası, toplumlar arası etkileşimin siyasal sonuçlar doğuracağıdır.
2
Güvenlik Topluluğu türleri arasındaki ayrımı analiz et.
Deutsch iki tür güvenlik topluluğu tanımlar: 1. Amalgama (tek bir merkezde birleşme), 2. Çoğulcu (ayrı egemenliklerin korunması).
Soruda egemenliklerin ve ayrı hükümetlerin devam ettiği vurgulandığı için ayrım bu noktada netleşir.

Anahtar Kavram

Çoğulcu Güvenlik Topluluğu ve İletişim Kuramı

İpuçları

1
Karl Deutsch'un 'işlem hacmi' (iletişim, ticaret vb.) ile siyasal barış arasında kurduğu bağı düşünün.
2
Soruda aktörlerin egemenliklerini koruduğu vurgulanmaktadır. 'Çoğulculuk' (pluralism) kavramı bu bağımsız birimlerin varlığına işaret eder.
3
Birleşmiş (Amalgamated) yapılar ABD örneğindeki gibi tek bir devlete dönüşürken, bu yapıda devletler ayrı kalmaktadır.

Daha Fazla Pratik

Karl Deutsch'un 'iletişim hacmi' ölçütlerini (posta trafiği, turizm verileri vb.) ve bunların bütünleşme üzerindeki etkilerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 354Soru

A ve B ülkeleri, stratejik bir hammadde olan lityumun tedariği konusunda küresel pazara bağımlıdır. Küresel piyasalarda lityum arzının aniden durması sonucu, her iki ülke de başlangıçta benzer ekonomik kayıplar yaşamıştır. Ancak A ülkesi üretim hatlarını tamamen durdurmak zorunda kalırken; B ülkesi, daha önce yaptığı teknolojik yatırımlar sayesinde hızla sodyum-iyon batarya üretimine geçerek krizin yarattığı maliyetleri kısa sürede minimize etmiştir.

Robert Keohane ve Joseph Nye’ın "Karmaşık Karşılıklı Bağımlılık" (Complex Interdependence) kuramı çerçevesinde bu durum değerlendirildiğinde aşağıdaki çıkarımlardan hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: B ülkesinin kırılganlığı (vulnerability), A ülkesine göre daha düşüktür.

Cevap

B ülkesinin alternatif bir teknolojiye geçiş yaparak krizin maliyetlerini telafi edebilmesi, onun kırılganlığının (vulnerability) düşük olduğunu; A ülkesinin ise alternatif bulamaması kırılganlığının yüksek olduğunu gösterir.
B ülkesinin sodyum-iyon teknolojisine geçiş yapabilmesi, dışsal bir şok karşısında alternatif politika geliştirme kapasitesine sahip olduğunu gösterir. Keohane ve Nye'ın tanımına göre bu kapasite, ülkenin kırılganlığının düşük olduğunu kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Dışsal şokun ilk etkisini analiz etme
Her iki ülke de lityum arzının durmasından etkilenmiştir, bu durum 'duyarlılık' (sensitivity) ile ilgilidir.
Duyarlılık, bir sistem içindeki aktörlerin dışsal bir değişimden etkilenme derecesini ve hızını ölçer.
2
Politika değişikliği ve maliyet kontrolünü değerlendirme
B ülkesi teknoloji değiştirerek maliyeti düşürmüştür (düşük kırılganlık), A ülkesi ise yapamamıştır (yüksek kırılganlık).
Kırılganlık, alternatif seçeneklerin varlığı ve bu seçeneklerin maliyetine odaklanan bir kapasite ölçütüdür.

Anahtar Kavram

Kırılganlık (Vulnerability) ve Duyarlılık (Sensitivity) Ayrımı

Alternatif Yöntem

Vulnerability = Cost of adjustment (Uyum sağlama maliyeti). Eğer B ülkesi daha ucuz/hızlı uyum sağlıyorsa, B'nin kırılganlığı azdır.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 355Soru

Neorealizm ve Neoliberal Kurumsalcılık arasındaki 'Neo-Neo Tartışması'nda (Neo-Neo Debate), her iki okul da uluslararası sistemin anarşik yapısını ve devletlerin rasyonel-üniter aktörler olduğu varsayımını kabul etmektedir. Ancak Joseph Grieco gibi Neorealist düşünürler, Neoliberalizmin 'iş birliğinin kolaylığı' konusundaki iyimserliğine karşı çıkarak devletlerin temel bir endişesini dile getirirler.

Buna göre, Neorealistlerin uluslararası iş birliğinin önündeki en temel engel olarak gördüğü ve devletlerin partnerlerinden daha az kazanma korkusunu ifade eden kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Göreli kazanç

Cevap

Neorealistlerin iş birliği konusundaki temel eleştirisi 'göreli kazanç' (relative gains) kavramıdır.
Göreli kazanç (relative gains), Neorealistlerin Neo-Neo tartışmasında ileri sürdüğü en özgün argümandır. Devletlerin rasyonel olarak sadece 'ne kadar kazandıklarına' değil, partnerlerinin 'kendilerinden ne kadar fazla kazandığına' odaklandıklarını savunur; çünkü kazanç farkı gelecekte bir tehdit unsuruna dönüşebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Neo-Neo tartışmasının ortak zeminini belirleme
Her iki teori de anarşi ve rasyonel aktör varsayımlarında birleşir.
Tartışma, bu ortak zeminden sonra 'iş birliğinin nasıl mümkün olduğu' noktasında ayrışır.
2
Neorealist eleştirinin odak noktasını saptama
Joseph Grieco, Neoliberallerin 'mutlak kazanç' odaklı olduğunu, ancak devletlerin 'göreli kazanç' peşinde koştuğunu savunur.
Anarşik bir sistemde bir devletin partnerinden daha az kazanması, uzun vadede güvenlik açığı yaratabilir.

Anahtar Kavram

Göreli Kazanç vs. Mutlak Kazanç
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 356Soru

Uluslararası ilişkilerde Sosyolojik Liberalizm ve Ulusötesicilik (Transnationalism) yaklaşımı, realizmin devletleri dışarıya kapalı ve tek bir birim olarak gören "bilardo topu" modeline karşı çıkar. Bu yaklaşım, dünya siyasetinde sadece devletlerin değil, devlet altı ve devlet dışı aktörlerin de yoğun bir etkileşim içinde olduğunu savunur. Bu bağlamda, farklı devletlerin bürokratik birimlerinin (örneğin merkez bankaları veya bakanlıklar) kendi hükümetlerinin en üst düzey kontrolü ve onayı dışında birbiriyle kurduğu doğrudan etkileşimleri ifade eden kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hükümetlerötesi ilişkiler

Cevap

Hükümetlerötesi ilişkiler
Hükümetlerötesi ilişkiler, Sosyolojik Liberalizm ve erken dönem liberal çoğulculukta, devletlerin 'tek parça' hareket etmediğini, bakanlıklar veya merkez bankaları gibi alt birimlerin diğer devletlerdeki muadilleriyle hükümet başkanlarından bağımsız iş birliği yaptığını ifade etmek için kullanılır.

Adım Adım Çözüm

1
Sosyolojik Liberalizm ve Ulusötesicilik yaklaşımının temel varsayımlarını değerlendirin.
Bu yaklaşım, realizmin 'devlet merkezli' ve 'tek parçalı devlet' (monolithic state) anlayışını reddeder.
Teori, devletlerin içindeki farklı birimlerin ve toplumlar arasındaki doğrudan bağların dünya siyasetini şekillendirdiğini savunur.
2
Keohane ve Nye'ın 'ulusötesi' ve 'hükümetlerötesi' ayrımını analiz edin.
Eğer etkileşimde sadece devlet birimleri varsa 'hükümetlerötesi', taraflardan biri devlet dışıysa 'ulusötesi' terimi kullanılır.
Soruda özellikle devletlerin bürokratik birimlerinin kendi hükümet kontrolleri dışındaki ilişkisi sorulmaktadır.
3
Tanımlanan kavramı seçeneklerle eşleştirin.
Bu kavram, dış politikada merkezileşmenin kırıldığını ve bürokratik ağların önemini vurgular.

Anahtar Kavram

Hükümetlerötesi (Transgovernmental) ve Ulusötesi (Transnational) İlişkiler Ayrımı

İpuçları

1
Devletin 'iç yapısının' dış ilişkilerde parçalı bir rol oynamasına odaklanın.
2
Keohane ve Nye'ın 1971 tarihli 'Ulusötesi İlişkiler ve Dünya Siyaseti' çalışmasındaki temel ayrımı düşünün.
3
Eğer aktörler devletin alt birimleri (hükümetin parçaları) ise terim 'hükümetler-' ön ekiyle başlamalıdır.

Daha Fazla Pratik

Robert Keohane ve Joseph Nye'ın 'Karmaşık Karşılıklı Bağımlılık' (Complex Interdependence) teorisindeki 'çoklu kanallar' kavramını inceleyerek bu konuyu pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 357Soru

19201920’li yıllarda uluslararası hukuk yoluyla savaşı bir "ulusal politika aracı" olmaktan çıkarmayı ve yasa dışı ilan etmeyi amaçlayan Kellogg-Briand Paktı, disiplinin kurucu teorisi olan İdealizmin (Ütopik Liberalizm) hangi temel varsayımıyla doğrudan örtüşmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnsan rasyonalitesine dayanan uluslararası hukuk ve normatif düzenlemelerin, devlet davranışlarını barış yönünde dönüştürebileceğine duyulan inanç

Cevap

İnsan rasyonalitesine dayanan uluslararası hukuk ve normatif düzenlemelerin, devlet davranışlarını barış yönünde dönüştürebileceğine duyulan inanç
İdealizm (Ütopik Liberalizm), uluslararası ilişkilerde barışın devletler arasındaki "güç dengesi" ile değil, rasyonel bireyler tarafından oluşturulan uluslararası hukuk kuralları, demokratik kurumlar ve ahlaki normlar aracılığıyla sağlanabileceğini savunur. 19281928 yılında imzalanan Kellogg-Briand Paktı (Paris Paktı), savaşı bir dış politika aracı olarak hukuken yasaklaması nedeniyle, bu teorinin "hukuk yoluyla barış" (peace through law) idealinin en somut tarihsel yansımasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Kellogg-Briand Paktı'nın (19281928) içeriğini analiz et.
Paktın, savaşı hukuki olarak yasaklamayı ve devletler arası uyuşmazlıklarda şiddet kullanımını dışlamayı hedeflediği görülür.
Bu, sorunun hangi teorik bağlama oturduğunu belirlemek için gereklidir.
2
Paktın amacını İdealist (Ütopik Liberal) teorinin temel ilkeleriyle ilişkilendir.
İdealistlerin rasyonalizm, hukukçuluk (legalism) ve ahlakçılık (moralism) üzerinden savaşı aşma hedefiyle örtüştüğü saptanır.
Teorik eşleştirme yapmak için kurucu varsayımların bilinmesi gerekir.
3
Diğer seçeneklerdeki kavramsal ve kronolojik hataları ele.
Realist eleştiriler (Carr), yanlış yazar eşleşmeleri (Angell) ve modern teoriler (Neoliberalizm) ayıklanır.
Benzer kavramlar arasındaki farkları görerek doğru cevaba ulaşılır.

Anahtar Kavram

İdealist Hukukçuluk ve Normatif Dönüşüm
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 358Soru

Uluslararası ilişkilerde neoliberal kurumsalcılık, devletlerin 'mutlak kazanç' (absolute gains) odaklı hareket ettiklerini ve bu hedefe ulaşmak için rasyonel bir tercihle kurumsal yapılara yöneldiklerini savunur. Robert Keohane'e göre, kurumlar devletler arası etkileşimi kurumsallaştırarak sistemdeki yapısal engellerin aşılmasını kolaylaştırır.

Buna göre, uluslararası kurumların sağladığı şeffaflık ve bilgi akışının, rasyonel devletler arasındaki iş birliği üzerindeki en doğrudan etkisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devletlerin birbirlerine yönelik 'hile yapma' (cheating) beklentisini düşürerek iş birliğini rasyonel bir zeminde daha az riskli hale getirmesi

Cevap

Uluslararası kurumların sağladığı şeffaflık ve bilgi akışı, devletlerin birbirlerinin niyetleri hakkındaki belirsizliği gidererek 'hile yapma' beklentisini düşürür ve iş birliğini kolaylaştırır.
Doğru cevap, neoliberal kurumsalcılığın merkezinde yer alan rasyonel kurumsalcı mantığı yansıtmaktadır. Robert Keohane'e göre devletlerin iş birliği yapamamasının nedeni ahlaki eksiklik değil, belirsizlik ve bilgi asimetrisi nedeniyle oluşan 'hile yapma' korkusudur. Kurumlar, devletlerin davranışlarını izleyerek ve şeffaflık sağlayarak bu riski minimize eder ve iş birliğini rasyonel bir çıkar haline getirir.

Adım Adım Çözüm

1
Teorik varsayımı belirle
Neoliberal kurumsalcılık, devletlerin rasyonel ve egoist aktörler olduğunu kabul eder.
Teorinin hangi mantıkla (rasyonel seçim) hareket ettiğini anlamak için gereklidir.
2
Kurumsal işlevi analiz et
Kurumlar bilgi akışı sağlar ve belirsizliği (uncertainty) azaltır.
Devletlerin neden iş birliğinden kaçındığını (hile korkusu) belirlemek için önemlidir.
3
Sonuca ulaş
Düşen bilgi asimetrisi, iş birliğinin maliyetini ve riskini azaltarak mutlak kazanç sağlar.
Kurumların iş birliğini nasıl 'mümkün' kıldığını açıklayan temel mekanizmadır.

Anahtar Kavram

İşlevsel Rejim Teorisi ve Bilgi Asimetrisi

Alternatif Yöntem

Soruyu çözerken 'piyasa başarısızlığı' (market failure) analojisini hatırlayınız. Kurumlar, piyasadaki 'bilgi eksikliği' sorununu gideren birer 'bilgi merkezi' gibi çalışır.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 359Soru

I.I. Dünya Savaşı’nın ardından uluslararası ilişkiler disiplininin kurucu teorisi olarak ortaya çıkan İdealizm (Ütopik Liberalizm), savaşı devletlerin doğasından kaynaklanan kaçınılmaz bir olgu olarak değil, önlenebilir bir "hastalık" veya "yönetim hatası" olarak tanımlar. İdealist düşünürlere göre savaş; gizli diplomasi, otoriter rejimler ve uluslararası hukukun eksikliği gibi yapısal bozuklukların bir sonucudur.

Bu yaklaşıma göre, uluslararası sistemde kalıcı barışın sağlanabileceğine dair sarsılmaz inancın temelinde yatan temel varsayım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnsan doğasının rasyonel ve eğitilebilir olduğu, bu sayede toplumsal mühendislik ve hukuki düzenlemelerle şiddetin ortadan kaldırılabileceği

Cevap

İnsan doğasının rasyonel ve eğitilebilir olduğu varsayımı, İdealist düşüncenin barışın inşa edilebilir bir süreç olduğu inancının temel dayanağıdır.
İdealist düşünce, Aydınlanma felsefesinden gelen 'akıl' (rasyonalite) inancını uluslararası alana taşır. İnsanlar rasyonel varlıklar oldukları için savaşın yıkıcılığını anlayabilir ve eğitim ile bu yıkımı önleyecek kurumlar (Milletler Cemiyeti gibi) ve hukuk kuralları (Kellogg-Briand gibi) inşa edebilirler. Bu nedenle barış, tesadüfi bir güç dengesi değil, bilinçli bir hukuki ve ahlaki inşadır.

Adım Adım Çözüm

1
İdealist teorinin insan doğasına bakışını analiz etme
İdealizm, insanın özünde iyi ve rasyonel olduğu, yanlış davranışların (savaş gibi) kötü kurumlardan kaynaklandığı sonucuna varır.
Teorinin çözüm önerileri (eğitim, hukuk, kurum) bu temel varsayıma dayanır.
2
Savaşın nedenleri ile çözüm araçları arasındaki bağı kurma
Savaş bir 'hata' ise, çözüm de 'eğitim' ve 'uluslararası hukuk' aracılığıyla bu hatanın düzeltilmesidir.
İdealistler, dünya kamuoyunun aydınlatılması durumunda savaşın rasyonel bir seçenek olmaktan çıkacağını savunurlar.
3
Diğer teorik yaklaşımları eleme
Realistlerin 'güç' ve 'anarşi' vurgusu ile Neoliberallerin 'işlevselci/teknik' kurum vurgusu, İdealizmin 'ahlaki/normatif' rasyonalitesinden ayrılır.
İdealizm (Ütopik Liberalizm), uluslararası ilişkileri bir 'toplumsal mühendislik' alanı olarak görür.

Anahtar Kavram

İdealizmin Rasyonalist ve Normatif Temelleri

İpuçları

1
İdealistlerin savaşı neden 'doğal' değil de bir 'hata' olarak gördüğünü düşünün.
2
Bu düşünce okulunun insan aklına ve eğitimin gücüne olan güvenini hatırlayın.
3
Barışın inşa edilebilmesi için aktörlerin (insanların ve devletlerin) rasyonel kararlar verebileceği varsayımı zorunludur.

Daha Fazla Pratik

E.H. Carr'ın 'Yirmi Yıl Krizi' (The Twenty Years' Crisis) kitabında İdealizme yönelttiği 'Harmony of Interests' (Çıkarların Uyumu) eleştirisini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 360Soru

Uluslararası ilişkiler teorisinde Sosyolojik Liberalizm, devletlerin dışarıya kapalı ve tekil birimler olduğu varsayımına dayanan 'bilardo topu' modelini reddederek, küresel siyasetin merkezine toplumlar arası ulusötesi etkileşimi koyar. Karl Deutsch tarafından geliştirilen 'İletişim Kuramı' (Transactionalism) çerçevesinde, devletlerin birbirleriyle savaşma ihtimalinin ortadan kalktığı bir 'Güvenlik Topluluğu'nun (Security Community) oluşabilmesi için gereken temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toplumlar arasındaki iletişim ve işlem (transaction) hacminin artmasıyla gelişen karşılıklı duyarlılık ve ortak bir 'biz' duygusu

Cevap

Güvenlik topluluklarının oluşumu, toplumlar arasındaki iletişim ve işlem hacminin artmasıyla gelişen karşılıklı duyarlılık ve ortak bir 'biz' duygusuna dayanır.
Doğru seçenek, Karl Deutsch'un işlemselcilik (transactionalism) yaklaşımını tam olarak yansıtmaktadır. Deutsch'a göre toplumlar arasında posta trafiği, ticaret, turizm gibi 'işlemlerin' artması, insanların birbirini daha iyi tanımasını, karşılıklı duyarlılık (mutual responsiveness) geliştirmesini ve nihayetinde savaşın bir seçenek olmaktan çıktığı bir toplumsal kimlik ('biz' duygusu) oluşmasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Sosyolojik liberalizmin temel odağını belirleme
Bu yaklaşım, devletten devlete ilişkiler yerine toplumdan topluma etkileşimi (ulusötesicilik) merkeze alır.
Teorinin analiz düzeyini (toplum/birey) anlamak doğru kavramı bulmayı sağlar.
2
Karl Deutsch'un İletişim Kuramı'nı analiz etme
İşlem (transaction) hacmindeki artışın (ticaret, turizm, göç vb.) toplumlar arasında güven ve duyarlılık oluşturduğu saptanır.
Deutsch'un bütünleşme modelinin motor gücü sosyal iletişimdir.
3
Güvenlik Topluluğu kavramının sonucunu değerlendirme
Güvenlik topluluğu, askeri gücün bir çözüm yolu olarak akla bile gelmediği, barışçıl bir 'biz' duygusunun hakim olduğu yapıdır.
Bu kavramın neorealist 'güvenlik ikilemi' veya neoliberal 'rejim' kavramlarından farkı bu sosyal-psikolojik boyuttur.

Anahtar Kavram

İletişim Kuramı ve Güvenlik Toplulukları (Karl Deutsch)

İpuçları

1
Karl Deutsch'un 'İletişim Kuramı'nın sadece devletler değil, toplumlar arasındaki trafikle ilgili olduğunu hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Karl Deutsch'un 'Çoğulcu' ve 'Birleşmiş' güvenlik toplulukları arasındaki farkı örneklerle incelemek konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:1m 15s
ÖncekiSayfa 18 / 19Sonraki
Liberalizm ve Neoliberalizm Alıştırma Soruları — KPSS Uluslararası İlişkiler — Sayfa 18 | Examkin